Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde İsrail kuvvetleriyle çatıştığını açıkladı

İsrail tarafından düzenlenen ve Lübnan'ın güneyindeki Cercua beldesini hedef alan hava saldırısının yapıldığı bölgeden yükselen duman (AFP)
İsrail tarafından düzenlenen ve Lübnan'ın güneyindeki Cercua beldesini hedef alan hava saldırısının yapıldığı bölgeden yükselen duman (AFP)
TT

Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde İsrail kuvvetleriyle çatıştığını açıkladı

İsrail tarafından düzenlenen ve Lübnan'ın güneyindeki Cercua beldesini hedef alan hava saldırısının yapıldığı bölgeden yükselen duman (AFP)
İsrail tarafından düzenlenen ve Lübnan'ın güneyindeki Cercua beldesini hedef alan hava saldırısının yapıldığı bölgeden yükselen duman (AFP)

Alman haber ajansı DPA, Hizbullah tarafından dün yapılan açıklamada, Hizbullah üyelerinin Lübnan'ın güneyindeki Reşaf beldesinde bulunan kültür merkezi bölgesinden Hadese beldesi istikametinde ilerleyen İsrail güçlerine, pusu kurduğunu ve bir Namer zırhlı aracını patlayıcıyla imha ettiğini, ardından İsrail kuvvetleriyle çatışmayı sürdürdüğünün bildirildiğini aktardı.

DPA’nın haberine Hizbullah açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Lübnan'ı ve halkını savunmak amacıyla, 10 sayılı bildiriyi takiben, düşman İsrail ordusuna ait iki Namer zırhlı aracı ve bir D9 buldozerinden oluşan zırhlı bir birliğin Reşaf beldesindeki kültür merkezi bölgesinden Hadese beldesi yönünde ilerlediği tespit edildi. Mücahitler, iki beldeyi birbirine bağlayan yol üzerindeki taş fabrikası noktasında pusu kurarak Namer aracını patlayıcıyla imha etti ve düşman birliğinin geri kalanıyla otomatik silahlarla çatışmayı sürdürdü.”

Açıklama şöyle devam etti:

“Çatışma sırasında, tahrip edilen aracın geri çekilmesini sağlamak ve uzaktan kumandalı bir araç bombasının Hadese beldesinin merkezine doğru ilerleyişini ört-bas etmek amacıyla düşmana ait savaş uçakları ve insansız hava araçları (İHA) devreye girdi. Araç saat 10.14'te Beydar bölgesine ulaştığında mücahitler buna tanksavar füzeleriyle müdahale etti. Araç rotasından saptı ve devre dışı kaldı. Bunun üzerine düşman, kasaba meydanına ulaşmadan önce aracı yol kenarında bizzat patlattı.”

Hizbullah, daha önce yaptığı açıklamalarda da üyelerinin Güney Lübnan'da çeşitli noktalarda İsrail hedeflerini vurduğunu duyurmuştu. Açıklamalara göre Vadi el-Uyun bölgesi ile Sarbin beldesi arasında İsrail askerleri, Vadi el-Uyun'da bir Namer zırhlı aracı, güneydeki Deyr Siryan beldesinde bir D9 buldozeri ve Reşaf beldesinde bir İsrail askeri aracı hedef alındı. Bunların yanı sıra Bint Cubeyl şehri ile Güney Lübnan'daki Kavzah beldesinde İsrail askerleri ve askeri araçları ile İsrail'in güneyde kurduğu yeni Ballat mevzisi de ateşkes ihlallerine karşılık olmak üzere saldırıya uğradı.

Hizbullah, daha önce yayımladığı açıklamalarda ayrıca üyelerinin Güney Lübnan'daki Bint Cübeyl şehrinde İsrail’e ait bir askeri personel taşıyıcısını ve Güney Lübnan'daki Aynat beldesinde bir Merkava tankını hedef aldığını, bunun yanında İsrail'in ateşkese yönelik ihlallerine karşılık olarak Reşaf'tan Hadese'nin çevresine ilerlemeye çalışan bir İsrail birimiyle çatıştığını açıklamıştı.

İsrail ordusu ile Lübnan Hizbullah'ı arasındaki karşılıklı saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz nisan ayı ortalarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yürütülen görüşmelerin ardından ilan ettiği ve aynı ayın 23'ünde uzatılan ateşkese karşın devam ediyor.



Fransa, bir İsrail şirketinin yerel seçimlere müdahale etmiş olabileceği iddialarını soruşturuyor

Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)
Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)
TT

Fransa, bir İsrail şirketinin yerel seçimlere müdahale etmiş olabileceği iddialarını soruşturuyor

Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)
Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, 22 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ikinci turunda oyunu kullanırken (AFP)

Bilgi sahibi üç kaynak, Fransız makamlarının, ‘BlackCore’ adlı az bilinen bir İsrail şirketinin, geçtiğimiz mart ayında gerçekleştirilen belediye seçimleri öncesinde aşırı sol bir partiyi hedef alan dış müdahale kampanyasında rol oynayıp oynamadığını soruşturduğunu bildirdi.

Kaynaklardan ikisi, Fransız istihbarat birimlerinin şu anda söz konusu operasyonu kimin finanse etmiş olabileceğini araştırdığını aktardı. İddiaya göre kampanya, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin üç adayını hedef alan bir karalama çalışmasını kapsıyordu. Kampanya kapsamında yanıltıcı internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden adayların suç teşkil eden davranışlarda bulunduğu öne sürülürken, çevrim içi ortamda hakaret içerikli reklamlar da yayımlandı.

BlackCore, internet sitesi ve LinkedIn sayfasında kendisini ‘etki operasyonları, siber alan ve teknoloji alanlarında uzmanlaşmış seçkin bir şirket’ olarak tanımlarken, ‘modern bilgi savaşı çağı’ için kurulduğunu ifade ediyor. Ancak Reuters’a göre şirketin arkasındaki kişi ya da yapı tespit edilemediği gibi, merkezinin doğrulanması veya İsrail şirket kayıtlarında adına rastlanması da mümkün olmadı.

fdvfdv
Boyun Eğmeyen Fransa Partisi milletvekili Sebastien Delogu’nun 29 Mayıs 2024’te Paris’te düzenlenen Filistin yanlısı bir gösteri sırasında çekilmiş fotoğrafı (Reuters)

Şirket, hükümetler ve siyasi kampanyalar için ‘anlatıları şekillendirmeye yönelik gelişmiş stratejiler, ileri düzey araçlar ve güçlü güvenlik sistemleri’ sunduğunu belirtiyor.

Reuters, BlackCore’a ait belgeleri incelediğini ve bu belgelerde şirketin, bir Afrika hükümeti adına yürütülen ayrı bir sosyal medya operasyonundaki rolünü kabul ettiğini aktardı.

Belgelerde tarih bulunmazken, operasyonun bu yılın ocak ayında başladığı ve 14 hafta sürdüğü ifade edildi. Belgeler Reuters’a bir kişi tarafından sağlanırken, bazı ayrıntıların gizli tutulması talep edildi.

Reuters’ın, söz konusu Afrika operasyonuyla ilgili olarak Facebook’un sahibi Meta Platforms şirketine yönelttiği soruların ardından Meta, operasyonu yürüten ağın, Fransa’daki belediye seçimleri öncesinde başlatılan dezenformasyon kampanyasıyla bağlantılı olduğunu açıkladı. Ancak şirket, operasyonun arkasındaki tarafın kimliğini paylaşmadı.

Meta, ‘koordineli aldatıcı davranış’ kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle bir hesap ve sayfa ağını kaldırdığını duyurdu. Şirket, yanıltıcı faaliyetlerin İsrail kaynaklı olduğunu ve esas olarak Fransa’yı hedef aldığını belirtti.

BlackCore’a atfedilen dezenformasyon kampanyasına ilişkin bilgi sahibi iki kaynak, şirketin Afrika’daki faaliyetlerinden de haberdar olduklarını, ancak ayrıntı veremeyeceklerini söyledi.

Diğer iki kaynak ise Google ve TikTok şirketlerinin, kendi ağlarını izleme ve güvenlik çalışmalarını yürütürken Fransa’daki dezenformasyon operasyonunun bazı unsurlarını bağımsız şekilde tespit ettiğini ifade etti.

Boyun Eğmeyen Fransa Partisi görüş ayrılıklarına yol açıyor

Fransız yetkililer ve adayların kendileri, operasyonun Marsilya Belediye Başkan Adayı Sebastien Delogu, Toulouse Belediye Başkan Adayı François Piquemal ve Roubaix Belediye Başkanı David Guiraud’u hedef aldığını belirtti.

d ffdb
Boyun Eğmeyen Fransa Partisi milletvekili François Piquemal, Paris’teki Ulusal Meclis binasının çatısında duruyor, 5 Mayıs 2026 (Reuters)

Operasyonun ayrıntıları ilk kez mart ayında Le Monde gazetesi tarafından gündeme taşındı. Gazete, Viginum Ajansı’nın, Marsilya, Toulouse ve Roubaix’deki ‘bir Fransız siyasi partisini’ ve adaylarını hedef alan ‘yabancı dijital müdahale’ planını ortaya çıkardığını duyurdu.

Le Canard Enchaine gazetesi ise yetkililerin bir İsrail şirketinden şüphelendiğini yazdı, ancak şirketin adını paylaşmadı.

BlackCore’a atfedilen şüpheli dezenformasyon kampanyası, Fransa’da ve diğer ülkelerde siyasi kutuplaşmanın derinleştiği ve demokrasiye yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde, yerel seçimlerin dahi ne denli gergin bir atmosfere sürüklendiğini gözler önüne serdi.

Kamuoyu yoklamaları, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin toplumda keskin görüş ayrılıklarına yol açtığını gösteriyor.

Filistin yanlısı çizgisiyle bilinen parti, bazı Yahudi toplumu liderleri ve siyasi rakipleri tarafından sık sık antisemitizmle suçlanırken, parti bu suçlamaları reddediyor. Öte yandan bazı iş insanlarının da partinin yüksek vergiler ve aşırı kamu harcaması içeren politikalarından endişe duyduğu belirtiliyor.

Buna rağmen parti, yüzde 10 ila 15 arasında değişen seçmen desteğini koruyor. Analistler, bu desteğin, Nisan 2027’de yapılması planlanan Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kalmak için yeterli olabileceğini değerlendiriyor.

Anketlerin aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi’nin ikinci tura kalabileceğine işaret etmesi, merkez siyasete yakın Fransız seçmenlerde, ikinci turun aşırı sağ ile radikal sol arasında geçebileceği yönünde kaygıları artırıyor.

Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, Viginum Ajansı’nın kendilerini, adaylarını hedef alan yabancı bir müdahale konusunda uyardığını ve soruşturmayı yürüten yetkililerle iş birliği yaptıklarını açıkladı.

Parti tarafından yapılan açıklamada, “Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu tür saldırıların yaşanmasını bekliyoruz” ifadesine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “Teknolojik gelişmelerin bu tehdidi önemli ölçüde artırması muhtemel” denildi.

Haberin yayımlanmasının ardından, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin 2027 cumhurbaşkanı adayı ve parti lideri Jean-Luc Melenchon, hükümete yabancı müdahalelere karşı daha sert düzenlemeler getirilmesi çağrısında bulundu.

Melenchon, “Korunmaya ihtiyacımız var. Eğer biz korunursak, diğer tüm partiler de korunmuş olacak” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı ise BlackCore adlı şirketten haberdar olmadıklarını açıkladı.

Adayların itibarını zedelemek

Sebastien Delogu, sol oyların bölünmesini önlemek amacıyla Marsilya Belediye Başkanlığı seçimlerinin ikinci turundan çekildi. Delogu, mart ayında, artık erişime kapalı olan ‘Sophie’nin Blogu’ adlı internet sitesinin kendisi hakkında niteliği belirtilmeyen uygunsuz cinsel davranış imalarında bulunmasının ardından hakaret davası açtı.

Aynı dönemde Marsilya’nın çeşitli noktalarında, akıllı telefonlarla tarandığında kullanıcıları söz konusu blog sitesine yönlendiren QR kodları da dağıtıldı. Reuters, blogun yazarının kimliğini tespit edemediğini ve kendisine ulaşamadığını bildirdi.

Delogu’nun avukatı, dava dosyasının içeriğini paylaşmaktan kaçınırken, şikâyetin blog sitesi ve QR kodlarıyla bağlantılı olduğunu doğruladı. Marsilya Savcılığı ise yorum taleplerine yanıt vermedi.

Viginum Ajansı, Roubaix seçimlerini kazanan David Guiraud’un da ‘aynı planla bağlantılı Facebook sayfaları’ tarafından hedef alındığını açıkladı. Guiraud ise yorum taleplerine dönüş yapmadı.

Toulouse’da sol ittifaka liderlik eden ancak ikinci turda az farkla seçimi kaybeden François Piquemal, anonim sosyal medya hesapları, internet siteleri ve yerel bir gazetede yayımlanan hakaret içerikli ilanlarla hedef alınmasının ardından polise başvurduğunu söyledi.

Piquemal, yürütülen ceza soruşturmalarının saldırıların arkasındaki kişileri ortaya çıkarmasını umduğunu belirtti. Hedef alınmasının nedeninin Gazze’ye verdiği destek ve ‘Fransa’nın üçüncü büyük kentinde seçim kazanabilecek bir aday’ olması olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Seçim yenilgisinin ardından Piquemal, yabancı müdahale iddiasıyla sonuçların iptali için başvuruda bulundu. Toulouse İdare Mahkemesi henüz kararını açıklamadı.


Trump, Şi'ye ABD ile Çin arasında “parlak bir gelecek” vaat etti

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Büyük Halk Salonu'nda (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Büyük Halk Salonu'nda (AP)
TT

Trump, Şi'ye ABD ile Çin arasında “parlak bir gelecek” vaat etti

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Büyük Halk Salonu'nda (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Büyük Halk Salonu'nda (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bugün ABD Başkanı Donald Trump'ı Pekin'de ağırlıyor. İki lider, ticaretten İran ve Tayvan meselesine uzanan çok sayıda tartışmalı konuyu ve bunların küresel yansımalarını ele almak üzere bir zirve gerçekleştirecek.

sdcdsvc
Büyük Halk Salonu'na gelen Trump, Şi ile tokalaşırken (Reuters)

Şi, Trump'ı saat 10'u birkaç dakika geçe (GMT 02.00) Büyük Halk Salonu'nda karşıladı. Şi burada, aralarında Savunma Bakanı Pete Hegseth ve mesleki yaşamı boyunca Pekin'e yönelik sert muhalefetiyle tanınan Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun da bulunduğu çok sayıda ABD’li yetkilinin elini sıktı.

dvfdev
Trump ve Şi, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda düzenlenen karşılama töreninde şeref kıtasını selamlıyor (Reuters)

Trump ile Şi, Çin askeri bandosunun her iki ülkenin ulusal marşlarını çalması ve top atışları eşliğinde ortada yan yana durdu. Akşam ise Çin Devlet Başkanı aynı salonda resmi bir akşam yemeği verecek. Trump ise Çin imparatorlarının bol hasat için dua ettiği, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi Gök Tapınağı'nı ziyaret edecek.

Şi’ye iki süper gücün parlak bir geleceğe sahip olacağını söyleyen Trump, “Sizinle birlikte olmak benim için büyük bir onur. Dostunuz olmak benim için büyük bir şeref. Çin ile ABD arasındaki ilişkiler her zamankinden daha iyi olacak” ifadelerini kullandı. Trump, iki ülkenin parlak bir geleceğe kavuşacağının da altını çizdi.

Şi ise Trump'a Çin ile ABD’nin rakip değil ortak olması gerektiğini söyledi ve dünyanın bir kader kavşağında durduğu bu dönemde Trump'ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

dsvdf

Çin devlet yayın kuruluşu CCTV'ye göre Şi, Pekin'in ilhakını talep ettiği özerk yönetimdeki Tayvan meselesinin yanlış bir şekilde ele alınması halinde iki ülke arasında gerginlik yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Şi, "Tayvan meselesi Çin-Amerikan ilişkilerindeki en kritik sorundur" ifadelerini kullanırken “Yanlış yönetilirse iki ülke çarpışabilir, hatta açık bir çatışmaya girebilir, bu da Çin-Amerikan ilişkilerinin tamamını son derece tehlikeli bir zemine çeker” diye ekledi.

ABD Başkanı Trump, iki gün sürecek bu ziyaret için çarşamba gecesi Nvidia CEO'su Jensen Huang ve Elon Musk dahil etkili iş insanlarından oluşan bir heyetle ve başkanlık uçağıyla Çin'e ulaştı. Bu durum, Trump'ın ziyarette ticaret ve iş dünyasına odaklanacağının açık bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Pekin'e yapılan bu ziyaret, Trump'ın eşi Melania'nın da eşlik ettiği 2017 ziyaretinin ardından bir Amerikan başkanının Çin'e ilk seyahati olma özelliği taşırken bu kez Melania kafilede yer almıyor.


ABD'li bir yargıç, Francesca Albanese'ye uygulanan yaptırımları askıya aldı

BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
TT

ABD'li bir yargıç, Francesca Albanese'ye uygulanan yaptırımları askıya aldı

BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
BM Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)

Federal bir yargıç, Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese'ye yönelik ABD yaptırımlarının yürütmesini geçici olarak durdurdu. Hâkim, Donald Trump yönetiminin, İsrail’in Gazze’deki savaşını eleştiren Albanese’ye bu kısıtlamaları getirerek muhtemelen "ifade özgürlüğü" hakkını ihlal ettiği sonucuna vardı.

Söz konusu yaptırımlar, Albanese'nin ABD'ye girişini engellemenin yanı sıra, ülkede herhangi bir bankacılık işlemi yapmasını da yasaklıyordu. İtalyan bir hukukçu olan Albanese, daha önce Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM), bazı İsrail ve ABD vatandaşlarının savaş suçu nedeniyle yargılanması yönünde tavsiyede bulunmuştu.

Albanese'nin eşi ve aynı zamanda bir ABD vatandaşı olan kızı, şubat ayında Trump yönetimine dava açtı. Davacı taraf, yaptırımların Albanese'yi "fiilen bankacılık sisteminden kopardığını ve günlük ihtiyaçlarını karşılamasını neredeyse imkânsız hale getirdiğini" savundu.

Washington’daki Federal Yargıç Richard Leon, Albanese’nin ABD dışında ikamet etmesinin, Amerikan Anayasası’nın Birinci Maddesi (İfade Özgürlüğü) kapsamındaki korumayı azaltmadığına hükmetti. Yargıç, Trump yönetiminin "ifade edilen fikir veya mesaj" nedeniyle ifade özgürlüğünü kısıtlamaya çalıştığını belirtti.

Francesca Albanese ise kendisine yönelik yaptırımları, ABD'nin uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflatmayı amaçlayan daha geniş stratejisinin parçası olarak nitelendirdi.