Eisenkot, İsrail Başbakanlığı yarışında tüm rakiplerinin önünde

Eisenkot’a karşı bir karalama kampanyası başlatan Netanyahu, 7 Ekim fiyaskosunun sorumluluğunu bile ona yüklemeye hazırlanıyor

İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)
TT

Eisenkot, İsrail Başbakanlığı yarışında tüm rakiplerinin önünde

İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)

İsrail’de sağ görüşlü Yisrael Hayom gazetesinde yayımlanan yeni bir kamuoyu yoklaması, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun seçimleri kazanma ve hükümetini ayakta tutma hesaplarının giderek karmaşıklaştığını ortaya koydu. Netanyahu’nun, son dört yılda kaybettiği sağ seçmen oylarını yeniden kazanmak ve bu oyların Naftali Bennett, Yair Lapid ve Gadi Eisenkot’un öncülük ettiği muhalif ittifaklara yönelmesini engellemek amacıyla yeni bir sağ parti kurmayı planladığı belirtiliyor. Ancak anket sonuçları, bu stratejinin Netanyahu’nun beklediği sonucu vermediğine işaret ediyor. Aksine, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, hem Netanyahu hem de muhalefetin önde gelen isimlerinden Bennett açısından en ciddi rakiplerden biri olarak öne çıkıyor.

Gazetenin bugün yayımladığı ankete göre Eisenkot, yalnızca popülerlik açısından değil, sandalye sayısında da Bennett’i geride bırakmayı başardı. Eisenkot’un liderliğindeki oluşumun ilk kez 20 sandalyeye ulaştığı görülürken, Bennett ve Lapid’in öncülük ettiği Beyahad ittifakı ise 19 sandalyeye geriledi.

gthyjuk
Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail Güvenlik Kabinesi toplantısına başkanlık ederken (Arşiv – DPA)

Maariv gazetesinin bugün yayımladığı haftalık kamuoyu yoklamasında ise Eisenkot’un, Netanyahu da dahil olmak üzere tüm rakiplerini geride bıraktığı görüldü. Ankete göre Netanyahu ile doğrudan bir yarışta Eisenkot yüzde 44 destek alırken, Netanyahu’nun desteği yüzde 40’ta kaldı. Kanal 12 tarafından muhalif seçmenler arasında gerçekleştirilen bir başka araştırmada ise Eisenkot ile Bennett karşılaştırıldı. Bu ankette Eisenkot yüzde 46 destek oranına ulaşırken, Bennett yüzde 36’da kaldı.

Netanyahu ile Bennett’in karşı karşıya getirildiği senaryoda ise Netanyahu yüzde 37 destek alırken, Bennett yüzde 33’te kaldı. Netanyahu ile Avigdor Liberman’ın karşılaştırıldığı ankette de Netanyahu yüzde 38 destek oranına ulaşırken, Liberman’ın desteği yüzde 25 olarak ölçüldü.

Anketi hazırlayanlar, Eisenkot’un yükselişini son dönemde yaptığı açıklamalara ve aldığı isabetli siyasi pozisyonlara bağladı. Bunların başında, muhalefet partilerinin seçimlerden sonraki sürece ilişkin ortak bir taahhütte bulunması yönündeki girişimi geliyor. Söz konusu öneriye göre, Netanyahu karşıtı blok içinde seçimlerden birinci çıkan partinin lideri hükümeti kurmakla görevlendirilecek ve diğer muhalefet partileri de bu sürece destek verecek. Araştırmacılar, bu yaklaşımın Eisenkot’un kamuoyu nezdindeki siyasi konumunu daha da güçlendirdiğini belirtti.

gthy7
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Tel Aviv’de düzenlenen bir gösteride (Reuters)

Anket sonuçları yalnızca destek oranları haftadan haftaya gerileyen Bennett ve Lapid’i değil, Başbakan Netanyahu’yu da endişelendiriyor. Yedioth Ahronoth gazetesi, Netanyahu’nun seçim stratejisinde değişikliğe giderek ana hedefini Bennett’ten Eisenkot’a çevirmeyi planladığını yazdı. Habere göre Netanyahu, yeni stratejisi kapsamında Eisenkot’u 7 Ekim 2023’te yaşanan güvenlik ve istihbarat başarısızlıklarının sorumluları arasında göstermeyi hedefliyor. Bu çerçevede Netanyahu’nun, Eisenkot’un Genelkurmay Başkanlığı döneminde İsrail ordusunun ‘küçük ama akıllı bir ordu’ anlayışıyla yeniden yapılandırılmasının savunulduğunu öne sürdüğü belirtiliyor. Netanyahu’ya göre bu yaklaşım, Hamas’ın askerî kapasitesindeki artışın yeterince ciddiye alınmamasına ve ordunun tehdit karşısında hazırlıksız yakalanmasına zemin hazırladı.

Gazete, konuyla ilgili olarak Eisenkot’la da bir söyleşi gerçekleştirdi. Eisenkot, Netanyahu’nun suçlamalarına yanıt verirken, “Netanyahu’nun İsrail ordusundaki başarılarımı övdüğü çok sayıda görüntü ve ses kaydı elimde bulunuyor. Bunu bir ya da iki kez değil, onlarca kez yaptı” dedi. Eisenkot ayrıca, “7 Ekim başarısızlığının birinci ve en büyük sorumlusu Netanyahu’dur. Ben de bu başarısızlıkların siyasi bedelini seçimlerde ödemesi için çalışacağım” ifadelerini kullandı.

kı8l
Netanyahu ve hükümetine karşı protesto düzenleyen İsrailliler, Tel Aviv, 25 Nisan 2026 (Reuters)

Kamuoyu yoklamalarına göre bugün bir Knesset seçimi yapılması halinde sandalye dağılımı şu şekilde oluşacak:

Likud: 22 sandalye (şu an 36 sandalyeye sahip)

Beyahad (Bennett-Lapid ittifakı): 20 sandalye (Bennett’in partisi yeni kurulurken, Lapid’in partisinin şu anda 24 sandalyesi bulunuyor)

Yaşar: 20 sandalye (ilk kez seçime katılacak yeni bir parti)

Demokratlar (sol eğilimli İşçi Partisi ile Meretz ittifakı): 11 sandalye (şu an 4 sandalyeye sahip)

Doğulu dindar Yahudileri temsil eden Şas Partisi: 9 sandalye (şu an 11 sandalyesi bulunuyor)

Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit: 9 sandalye (şu an 6 sandalyesi bulunuyor)

Avigdor Liberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu: 8 sandalye (şu an 6 sandalyesi bulunuyor)

Aşkenaz ultra-Ortodoks Yahudileri temsil eden Yahadut HaTorah: 7 sandalye

Hadaş-Ta’al İttifakı: 5 sandalye (Şu an 5 sandalyeye sahip. Yisrael Hayom anketine göre ise sandalye sayısı 6’ya çıkıyor)

Birleşik Arap Listesi (Ra’am): 5 sandalye (şu an 5 sandalyeye sahip)

Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi: 4 sandalye

Bu tabloya göre Netanyahu liderliğindeki koalisyonun toplam sandalye sayısı 51’e geriliyor. Mevcut durumda koalisyonun 68 sandalyesi bulunuyor. Muhalefet bloğu ise Arap partilerine ait 10 sandalyenin de dahil edilmesiyle 69 sandalyeye ulaşıyor. Başka bir ankette ise dağılım muhalefet lehine 70’e 50 olarak ölçüldü.

Öte yandan, Arap partilerinin ortak bir liste altında birleşmesine yönelik girişimlerin sonuçsuz kalabileceğine ilişkin haberlerin ardından ankette seçmenlere, partilerin iki ayrı listeyle seçime girmesi durumunda nasıl oy kullanacakları da soruldu. Sonuçlara göre Hadaş-Ta’al İttifakı’nın, Balad (Ulusal Demokratik Topluluk) ile ortak liste kurması yalnızca bir sandalye ek kazanç sağlıyor ve ittifakın sandalye sayısı 6’ya yükseliyor. Birleşik Arap Listesi ise 5 sandalyede kalıyor. Bu durumda ortaya çıkan ek sandalye, Demokratlar ittifakının hanesinden düşüyor ve partinin sandalye sayısı 11’den 10’a geriliyor. Diğer partilerin sandalye dağılımında ise herhangi bir değişiklik yaşanmıyor. Genel tablo da değişmiyor; muhalefet bloğu 69 sandalyeye ulaşırken, Netanyahu liderliğindeki koalisyon 51 sandalyede kalıyor.



Onlarca yapımcının peşine düştüğü romantik komedi projesi, yıldızını buldu

Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)
Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)
TT

Onlarca yapımcının peşine düştüğü romantik komedi projesi, yıldızını buldu

Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)
Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (Excellent Cadaver/Black Label Media/Sikelia Productions)

Büyük yapım şirketlerinin de ilgisini çeken senaryoya sahip olan Chernin Entertainment'ın, merakla beklenen One Month Mark'ın başrol oyuncusunu bulmasıyla birlikte Apple Original Films'la da anlaşma sağlandı.

Başrolü kabul eden Jennifer Lawrence filmin yapımcılığını da üstlenecek. 

This Zoom Life adlı internet dizisiyle adını duyuran Sophie Fleur de Bruijn'in imzasını taşıyan senaryoya, 40'ı aşkın yapımcı talip olmuştu. 

Henüz filmi kimin çekeceğinin belirlenmediğini aktaran Deadline, yıldız oyuncu ve yönetmenlerin de senaryonun peşine düştüğünü bildiriyor. 

Kültür ve sanat haberleri sitesi, hikayenin detaylarının büyük bir gizlilikle korunduğunu vurguluyor. 

Senaryo, bir aydan uzun süre ilişki yaşamamış bir kadınla, yalnız kaldığı süre bir ayı geçmemiş bir erkeğin hikayesini anlatıyor. 

Deadline, metni okuyan bazı prodüktörlerin "Son yıllardaki en iyi romantik komedi senaryolarından biri" dediğini belirtiyor. 

Lawrence beyazperdede son olarak Geber Aşkım'da (Die, My Love) Robert Pattinson'la birlikte görüldü. 

35 yaşındaki Amerikalı aktris, Martin Scorsese'nin What Happens at Night adlı filminin çekimlerini yeni bitirdi. 

Peter Cameron'ın aynı adı taşıyan 2020 tarihli doğaüstü korku romanından uyarlanan filmde Leonardo DiCaprio da rol alıyor.

Roman, Amerikalı bir çiftin bebek evlat edinmek için karlarla kaplı, esrarengiz bir Avrupa şehrine yolculuğunu anlatıyor. Kadın, kanserle mücadele ettiği için yolculuk sırasında giderek güçten düşüyor. Eşi ise bu durumun yetimhanenin bebeği vermesine engel olabileceğinden endişe ediyor.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter


AfD, Almanya lideri Merz’e baskıyı artıyor: İktidara yürüyeceğiz

70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)
70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)
TT

AfD, Almanya lideri Merz’e baskıyı artıyor: İktidara yürüyeceğiz

70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)
70 yaşındaki Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025'te göreve gelmişti (Reuters)

Almanya'da radikal sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) yükselişi, Başbakan Friedrich Merz'in hükümeti üzerindeki baskıyı artırıyor.

Merz, perşembe günü Parlamento'da yaptığı konuşmada vergi sistemi, emeklilik, sağlık ve bakım sigortası gibi yıllardır ertelenen alanlarda yaz tatiline kadar önemli anlaşmalara varmaları gerektiğini söyledi.

"Zaman daralıyor" diyen Şansölye, mevcut yasama döneminde ülkenin temellerini yeniden güçlendirmek istediklerini ifade etti.

Politico'nun analizinde, Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde eylülde yapılacak seçimler öncesinde hükümetin kapsamlı reformları hayata geçirememesi halinde AfD'nin daha da güçlenebileceğine dikkat çekiliyor.

Ancak bu hedeflerin siyasi maliyeti yüksek. Özellikle emeklilik reformunda emeklilik yaşının yükseltilmesi veya bazı hakların sınırlandırılması gibi tartışmalı adımlar gündemde.

Merz liderliğindeki Hıristiyan Demokrat Birlik'le (CDU) koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) arasındaki görüş ayrılıkları da süreci zorlaştırıyor. SPD devlet güvenceli emeklilik sistemini savunurken, muhafazakarlar özel emeklilik fonlarının genişletilmesini destekliyor.

Diğer yandan kamuoyu araştırmalarına göre Almanların yüzde 87'si hükümetten memnun değil. Ekonomik kaygılar da 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelerde.

AfD de bu memnuniyetsizliği kullanarak ivme kazanmak istiyor. Partinin eş genel başkanı Alice Weidel, perşembe günkü Parlamento oturumunda hükümeti sert sözlerle eleştirdi. Merz yönetiminin Alman vatandaşlarından daha uzun çalışıp daha fazla sosyal güvenlik primi ödemesini istediğini, buna karşılık göçmenlere yönelik harcamaların sürdüğünü savundu.

Weidel, konuşmasında göçmenleri "Üçüncü Dünya'nın bakıma muhtaçları" diye niteledi.

6 Eylül'de Saksonya-Anhalt'ta düzenlenecek eyalet seçimleri yakından takip edilecek. Son anketlere göre AfD oyların yaklaşık yüzde 41'ini alıyor. Buna karşılık CDU yüzde 26, Sol Parti yüzde 12, SPD ise yüzde 7 civarında. Eyalet şu anda CDU'nun yönetiminde.

Radikal sağcıların eyaletteki adayı Ulrich Siegmund, şimdiden yoğun bir seçim kampanyası yürütüyor. Reuters'da 4 Haziran'da yayımlanan röportajında, bu eyalette kazanacakları zaferle iktidara yürümek istediklerini söylemişti.

Independent Türkçe, Politico, Tagesschau, Reuters


Doğu Kudüs'te evleri yıkılan Filistinliler: "Geleceğimizi yok ettiler"

İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)
İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)
TT

Doğu Kudüs'te evleri yıkılan Filistinliler: "Geleceğimizi yok ettiler"

İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)
İsrail yönetimi, yasadışı yerleşimleri genişletmek için "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle Filistinlilerin evlerini yıkıyor (Reuters)

Dünya kamuoyunun dikkati İran ve Lübnan'daki çatışmalara yönelmişken, İsrail işgali altındaki bölgelerde Filistinlilerin mülkleri yok ediliyor.

BBC'nin aktardığına göre, Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa yakınındaki Silvan mahallesinin Bustan bölgesinde 2023'ten bu yana yaklaşık 59 konut İsrail hükümetinin kararıyla yıkıldı.

58 yaşındaki Feyiz Avad yaşanan yıkımı şöyle anlatıyor:

Gelecek yok. Geleceği ve her şeyi mahvettiler. Hayatımızı bu evi inşa etmekle geçirdik. Beni ve çocuklarımı yine sıfır noktasına geri döndürdüler.

İsrail hükümeti, 1967'deki 6 Gün Savaşı'nda Ürdün, Mısır ve Suriye'yi yenerek Gazze Şeridi, Doğu Kudüs, Batı Şeria, Sina Yarımadası ve Golan Tepeleri'ni işgal etmişti. Tel Aviv yönetimi, uluslararası kamuoyunun kınamalarına rağmen özellikle Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim yerlerini genişletmeyi sürdürüyor.

Tel Aviv yönetimine bağlı Kudüs Belediyesi, yaklaşık 20 yıldır Bustan'ı Yahudi yerleşimci örgütleri tarafından işletilecek bir bölgeye dönüştürmeye çalışıyor. "Kralın Bahçesi" adlı tema parkı projesi kapsamında son dönemde mahallede Filistinlilerin oturduğu binalarla ilgili verilen yıkım kararlarının arttığı aktarılıyor.

Belediye'den BBC'ye gönderilen açıklamada, çalışmaların "tüm şehir sakinlerinin yararına" olduğu ileri sürüldü.

Ancak Tel Aviv yönetimi, Doğu Kudüs'teki inşaat ruhsatlarını kısıtlayarak Filistinlilerin bunlara erişimini neredeyse imkansız hale getiriyor.

İsrailli insan hakları örgütü Bimkom'a göre, 2025'te Doğu Kudüs'te onaylanan yeni konutların yalnızca yüzde 7'si, şehir nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ını oluşturan Filistinlilere ait. Bustan sakinleri de alternatif imar önerileriyle uzlaşma çabalarının yerel yönetim tarafından reddedildiğini söylüyor.

Belediyenin tahliye emri gönderdiği bazı Filistinliler, doğacak masraf veya para cezalarını ödememek için evlerini kendileri yıkmak zorunda kalıyor.

Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinli aktivist Fahri Ebu Diab, gelecek aylarda yıkımın daha da artacağını belirtiyor:  

İsrail jeopolitik durumdan faydalanarak bu meseleyi bitirmek istiyor. Durum çok zor ve acı verici; uluslararası toplum bizi tamamen yalnız bıraktı. Belediye, buradaki varlığımıza karşı buldozerlerle savaş açtı.

Independent Türkçe, BBC, Guardian