Rana Freifer
Hürmüz Boğazı, on yıllardır küresel ekonominin en hassas arteri olmayı sürdürdü. Küresel güçlerden hiçbiri onu sadece İran ve Umman'ı ayıran bir deniz koridoru olarak görmedi. Boğazdan her gün yaklaşık 20,9 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçiyor; bu da küresel petrol tüketiminin beşte birini ve deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birini temsil ediyor. Ayrıca, yılda 110 milyar metreküpten fazla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) da boğazdan geçiyor; bu ise küresel LNG ticaretinin yaklaşık beşte birini temsil ediyor.
Boğaz kapalıyken deniz trafiği tıkanmıştı. Küresel ticaret ve enerji piyasası veri ve analizinde uzmanlaşmış bir şirket olan Kpler'in verilerine göre, yaklaşık 600 gemi boğazdan geçmeyi bekleyerek Arap Körfezi'nde mahsur kaldı. Yüzlerce gemi de boğazın girişinde sıraya girmiş, yeniden açılmasını ve ticaretin normale dönmesini bekliyordu.
Askeri gerilimin sürdüğü aylar boyunca, piyasalar modern enerji ticaretinde en ciddi aksamalardan birini yaşadı. Tanker trafiği keskin bir şekilde azaldı, ithalatçı ülkeleri ve şirketleri daha pahalı alternatif rotalar aramaya zorladı; bazı hükümetler ise piyasalar üzerindeki baskıyı hafifletmek için stratejik rezervlerini kullanma yoluna gitti.
Bugün, Amerika Birleşik Devletleri ve İran, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için geçici bir anlaşmaya vardıklarını duyurdular; bu anlaşma, binlerce insanın hayatını kaybettiği savaşı durdurdu ve İran'ın nükleer programının geleceği ile ilgili 60 günlük müzakerelerin önünü açtı.
Her iki ülkenin yetkililerinin 19 Haziran'da İsviçre'de bir araya gelerek anlaşmayı resmen imzalaması planlanıyor; bu da anlaşmanın bazı yönlerinin henüz çözüme kavuşmadığını gösteriyor. Her iki taraf da henüz anlaşmanın metnini yayınlamadı ve önemli anlaşmazlık noktaları görüşmelerin bir sonraki aşaması için masada kaldı.

ABD-İran anlaşmasının duyurulmasıyla birlikte en önemli ekonomik soru yeniden gündeme geliyor: Küresel petrol akışlarının haritası nasıl geri dönecek ve değişecek?
Tedarikler rahat bir nefes aldı ama…
Analistler, Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın kaldırılmasının ilk aşamada küresel piyasalara günde 11 milyon varile kadar petrol arzını geri kazandıracağını, lojistik darboğazlar giderildikçe ve güvenlik riskleri azaldıkça, akışların kademeli olarak normal seviyelere döneceğini tahmin ediyor. Ablukaya rağmen bazı petrol akışları alternatif rotalar aracılığıyla boğazdan geçmeye devam etse de tam bir toparlanmanın haftalar hatta aylar sürmesi bekleniyor.
Dünyanın en önemli deniz koridorlarından birinde güvenin geri döndüğünün ilk işareti olarak, üç aydan fazla bir süredir Arap Körfezi'nde bekleyen ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyan “Disha” tankeri, Hürmüz Boğazı'na doğru yola çıktı. Nakliye şirketleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin ABD-İran anlaşmasının ayrıntılarını beklerken, gemi trafiği sınırlı kalmaya devam ediyor. Ancak Disha tankerinin yola çıkması, durumun ne kadar istikrara kavuştuğu ve küresel enerji ticaretinin bu hayati arterinde ticari seyrüseferin yeniden başlaması konusunda pratik bir test olabilir.
Ham petrol fiyatlarındaki düşüş devam ederse, para politikasını yönetenlerin karşı karşıya kaldığı enflasyonist riskleri hafifletebilir
Anlaşmanın küresel enerji ticareti için önemine rağmen, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması mutlaka hemen normale dönüş anlamına gelmeyecektir. Piyasalar, boğazın her iki tarafında mahsur kalan yüzlerce geminin yola çıkmasını beklerken, operasyonel ve güvenlik riskleri devam ediyor. Ayrıca, bazı tankerlerin konumlarını gizlemesi veya transponderlerini devre dışı bırakması nedeniyle tankerlerin izlenmesi konusunda yaşanan zorluklar, nakliye trafiğindeki toparlanma hızını değerlendirmeyi zorlaştırıyor.
Fiyatlar düşmeye başladı
Beklentiler bir yana, piyasalar gelişmelere olumlu tepki verdi. Finans piyasaları jeopolitik gerilimin azalması işaretlerini memnuniyetle karşıladı ve bu da petrolün kriz sırasında biriktirdiği risk priminin bir kısmını kaybetmesine neden oldu. Brent petrolü yüzde 4'ten fazla düşerek varil başına 83 dolara yaklaştı.
Son gelişmelerin etkisi sadece petrol piyasalarıyla sınırlı kalmadı. Avrupa doğalgaz vadeli işlemleri dün yüzde 5,8'e kadar düşerken, ABD dolarının zayıflamasıyla altın ve bakır fiyatları yükseldi. Buna karşılık, tarım emtia fiyatları düştü.

Bu arada, yatırımcı duyarlılığındaki iyileşme güçlü yükselişler kaydeden Asya borsalarının performansına da yansıdı ve Japonya'nın Nikkei endeksi şimdiye kadarki en yüksek kapanış seviyesine yaklaştı.
Ham petrol fiyatlarındaki düşüş devam ederse, bu hafta yapılacak toplantıda faiz oranlarını gözden geçirmeye hazırlanan ABD Merkez Bankası yetkilileri de dahil olmak üzere para politikasını yönetenlerin karşı karşıya kaldığı enflasyonist riskleri hafifletebilir.
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının Körfez ülkeleri için geniş ekonomik etkileri olacaktır, ancak bu etkiler tüm ülkelerde aynı olmayacaktır. Petrol ve doğalgaz ihracatında boğaza daha çok bağımlı olanlar için, yeniden açılması hayati bir gelir kaynağının yeniden kazanılması anlamına gelecektir
Ne var ki Hürmüz'ün yeniden açılmasının etkisi fiyat istikrarının ötesine geçerek petrol ticareti modellerini yeniden şekillendirecektir. Kriz sırasında, bazı ülkeler Körfez’deki risklerden daha az etkilenmek için ABD, Afrika ve Rusya'dan gelen tedariklere daha fazla güvenmeye başladılar. Şimdi ise Ortadoğu ham petrolü, Asya pazarlarındaki ve özellikle de boğazdan geçen petrole en çok bağımlı olan Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore'deki geleneksel pazar payının bir kısmını geri kazanabilir.
Dahası İran’ın kendisi, özellikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasıyla birlikte petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaların hafifletilmesi veya askıya alınması durumunda, anlaşmadan ekonomik olarak en büyük fayda sağlayanlardan biri olabilir. Son haberler, taslak anlaşmanın petrol yaptırımları ve İran’ın dondurulmuş mali varlıklarının serbest bırakılmasıyla ilgili düzenlemeler içerdiğine ve bunun Tahran'ın küresel pazarlara ihracatında kademeli bir artışın önünü açabileceğine işaret ediyor.

İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya, Tahran'ın nükleer programıyla ilgili somut ve doğrulanabilir adımlar atması koşuluyla, İran nükleer dosyasıyla ilgili yaptırımları hafifletmeye veya kaldırmaya hazır olduklarını ifade ettiler. Bu, krizi diplomatik yollarla kontrol altına almayı amaçlayan müzakere sürecini Avrupa'nın da desteklediğini gösteriyor.
Anlaşmanın Körfez ülkeleri üzerindeki etkileri
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının Körfez ülkeleri için geniş ekonomik etkileri olacaktır, ancak bu etkiler bütün ülkelerde aynı olmayacaktır. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre petrol ve doğalgaz ihracatında boğaza daha çok bağımlı olanlar için yeniden açılması hayati bir gelir kaynağının yeniden kazanılması anlamına gelirken, aynı zamanda üretim, fiyatlandırma ve yatırım hesaplarını da yeniden şekillendirecektir. İlk ve en önemli etki, kriz sırasında kesintiye uğrayan petrol ve doğalgaz ihracat akışının yeniden başlaması olacaktır. Zira Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar, Irak, Bahreyn ve İran'dan yapılan ihracat için ana güzergahtır.
ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin tahminlerine göre, Hürmüz Boğazı'ndaki aksamalar Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar ve Bahreyn için mart ayında üretimde günde 7,5 milyon varil azalmaya neden olurken, nisan ayında ise bu oran günde 9,1 milyon varile yükseldi.
Yeni zorluklar nelerdir?
Bu gelişme, başta OPEC+ olmak üzere üretici ittifakları için yeni zorluklar ortaya çıkardı. Körfez ve İran arzının tam kapasiteye dönmesi, yeni bir üretim koordinasyonu ile karşılanmazsa fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Kuruluş muhtemelen fiyat istikrarını korumak ile önemli bir arz fazlasını önlemek arasında denge kurmayı amaçlayan hassas bir piyasa yönetimi aşamasına girecektir.
Normal seyrüseferin yeniden başlaması, kriz sırasında rekor seviyelere çıkan sigorta ve nakliye maliyetlerinde şirketler için bir düşüşe neden olacaktır. Nakliye şirketleri, Körfez'e giden gemilere ek risk primleri uygulamıştı, bu da nihai pazarlardaki enerji ve emtia fiyatlarına yansıdı
Benzer şekilde, normal seyrüseferin yeniden başlaması, kriz sırasında rekor seviyelere çıkan sigorta ve nakliye maliyetlerinde düşüşe yol açabilir. Zira nakliye şirketleri, Körfez'e giden gemilere ek risk primleri uygulamıştı ve bu da nihai pazarlardaki enerji ve emtia fiyatlarına yansımıştı.

Pepperstone Group Araştırma Başkanı Chris Weston, Bloomberg'e verdiği bir röportajda piyasaların aşırı iyimser olabileceği konusunda uyararak şunları söyledi: “Halen anlaşmanın gerçek sonuçlarını anlamaya ihtiyacımız var. Hürmüz Boğazı’nın cuma günü yeniden açılmasına rağmen, deniz mayınlarının bulunması olasılığı ve gemiler için yüksek sigorta maliyetleri gibi güvenlik riskleri devam edebilir.”
Siyasi anlaşmanın sürdürülebilirliği, iyimserliği korumak için çok önemli
İyimserlik, siyasi anlaşmanın sürdürülebilirliğine bağlı. Zira Hürmüz Boğazı'nın yakın tarihi, oradaki istikrarın genellikle kırılgan olduğunu ve bölgesel gerilimlerden kolayca etkilendiğini gösteriyor. Nihai ateşkesin ilan edilmesiyle bile, piyasalar Hürmüz krizinin gerçekten geride kaldığını varsaymadan önce, anlaşmanın ayrıntılarını, uygulama mekanizmalarını ve tarafların buna ne ölçüde bağlı kaldığını yakından takip edecektir. İlk haberler, anlaşmanın uygulama aşamalarını ve yaptırımlar ile İran nükleer programı da dahil olmak üzere daha karmaşık konuları ele almak üzere önümüzdeki haftalarda yapılacak daha fazla müzakereyi içerdiğini gösteriyor.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden başlamasının, küresel ekonominin en önemli güvenlik vanalarından birinin yeniden faaliyete geçmesini temsil ettiğini belirtmek gerekir. Tüketiciler fiyatlarda düşüş beklerken ve üreticiler pazar paylarını geri kazanmayı umarken, buradan çıkarılacak en önemli ders, küresel enerji güvenliğinin hâlâ jeopolitiğe bağlı olduğu ve Körfez'deki birkaç deniz milinin tüm uluslararası ekonominin seyrini değiştirebileceğidir.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."







