Trump'tan kafa karıştıran "Harika kızım" paylaşımı

Sosyal medya kullanıcıları, fotoğrafı paylaşmasının ardından Trump'ın bilişsel yetkinliğini sorgulamaya başladı (AFP)
Sosyal medya kullanıcıları, fotoğrafı paylaşmasının ardından Trump'ın bilişsel yetkinliğini sorgulamaya başladı (AFP)
TT

Trump'tan kafa karıştıran "Harika kızım" paylaşımı

Sosyal medya kullanıcıları, fotoğrafı paylaşmasının ardından Trump'ın bilişsel yetkinliğini sorgulamaya başladı (AFP)
Sosyal medya kullanıcıları, fotoğrafı paylaşmasının ardından Trump'ın bilişsel yetkinliğini sorgulamaya başladı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Babalar Günü öncesinde internette sarışın bir kadının fotoğrafını "Harika kızım" sözleriyle paylaşarak kafa karışıklığına neden oldu ancak kadının kim olduğunu kimse bilmiyor.

Sosyal medya kullanıcıları 80 yaşındaki Trump'ın cumartesi gecesi Truth Social'da paylaştığı, 1980'ler veya 1990'lardan bir sahneyi andıran karede gizemli kadının kanepede oturduğu fotoğraf karşısında şaşkına döndü.

Kimliği belirsiz kadının fotoğrafıyla birlikte Trump şunları yazdı:

Harika kızım, Benim Gururum!!! Başkan DJT.

Bazı internet kullanıcıları kadının Trump'ın eski eşi, şarkıcı Marla Maples olduğunu ileri sürdü. Diğerleri ise fotoğrafın, milyarder Trump bağışçısı John Catsimatidis'in eşi Margo Catsimatidis'in eski bir fotoğrafı olduğunu düşündü.

Bir X kullanıcısı şöyle yazdı:

Bu, Bill Clinton döneminde Camp David'de Margo Catsimatidis'in bir fotoğrafı. 'Harika kızım' diye söz ettiği kişi ise onun kızı ve Manhattan Cumhuriyetçi Partisi Başkanı @AJ_Cats_.

XS
Başkan Donald Trump sarışın bir kadının fotoğrafını paylaştı ve "Harika kızım" diye yazdı ancak kadının kim olduğu konusunda kimse emin değil (Truth Social/@realDonaldTrump)

Bu teori, birçok kullanıcı arasında popüler görünüyordu; bunlardan biri, paylaşımın Trump'ın "Margo'nun büyük bir Trump hayranı olan kızı" hakkında konuştuğunu varsaydığını söyledi.

Ya da yine bunama belirtileri göstermeye başladı ve fotoğraftaki kişinin kızı Ivanka olduğunu düşünüyor. Kim bilir.

Birçok teoriye rağmen resimdeki kadının kim olduğu ve Trump'ın paylaşımla neye atıfta bulunduğu hemen anlaşılamadı. The Independent, yorum almak için Beyaz Saray'la iletişime geçti.

Ancak bu oldukça tuhaf sosyal medya paylaşımı, bazı internet kullanıcılarının Trump'ın bilişsel yetkinliğini sorgulamasına neden oldu. Bu, göreve gelen en yaşlı başkan olduğundan beri eleştirmenlerin sıkça gündeme getirdiği bir konu.

Popüler bir sosyal medya kişiliği ve Trump eleştirmeni olan Brian Krassenstein, görseli yeniden paylaşarak, "Bu da kim ve neden kızı olduğunu düşünüyor gibi görünüyor?" diye yazdı.

"Demansın başlıca belirtilerinden biri, insanları aile üyeleriyle karıştırmaktır" diye ekledi.

Başka bir X kullanıcısı, başkanın demans hastası olduğuyla ilgili şaka yaparak, "Demans öyle bir noktaya gelmiştir ki gizli ikinci aileni paylaşmaya başlamışsındır..." diye yazdı.

Başka bir X kullanıcısı ise şunları ekledi:

Trump, (kızı olmayan) bir kadının fotoğrafını paylaştı ve 'Harika kızım. Gururum!!!' dedi. Eee, ne? Bu en azından pazar günkü programlarda sorulmalı... Yani, hadi ama. Bu, 'covfefe' olayından 1000 kat daha kötü.

Başka bir X kullanıcısı ise, "Bu nasıl bir demans böyle?!" diye yazdı ve ekledi:

Bu da kim?!

Cumartesi gecesi paylaşılan gönderi, Babalar Günü'nden birkaç saat önce geldi. Pazar sabahı Trump, Babalar Günü vesilesiyle Truth Social'da bir mesaj paylaştı ve şunları yazdı:

Babalar Günü kutlu olsun! Ülkemiz HARİKA gidiyor. İstihdam ve borsa rekor seviyede, GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ EKONOMİ! Dünyanın en büyük ordusu, açık ara. Her cephede KAZANIYORUZ, DAHA ÖNCE HİÇ OLMADIĞI GİBİ KAZANIYORUZ. TANRI HEPİNİZİ KORUSUN!!! Başkan DONALD J. TRUMP.

Independent Türkçe



Kalibaf: İsviçre'deki müzakereler "iyi sonuçlar" verdi

Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)
Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)
TT

Kalibaf: İsviçre'deki müzakereler "iyi sonuçlar" verdi

Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)
Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İsviçre’de Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan görüşmeler kapsamında Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan teknik müzakerelerin tamamlandığını açıkladı.

İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Telegram üzerinden yaptığı açıklamada Garibabadi, dört ülke arasındaki görüşmelerin sona erdiğini ve gelecekteki müzakereler için bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Açıklamada ayrıca, yaptırımların kaldırılması, nükleer meseleler, yeniden imar ve ekonomik kalkınma ile izleme ve uygulama başlıklarında dört ayrı çalışma grubunun kurulmasına karar verildiği ifade edildi.

Öte yandan İran Meclis Başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nın yönetimini üstleneceğini söyledi. Kalibaf, “Hürmüz Boğazı asla savaş öncesi koşullara dönmeyecek ve İran tarafından uluslararası hukuka uygun şekilde yönetilecektir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsatın IRNA’dan aktardığına göre Kalibaf, Telegram hesabından paylaşılan bir videoda, İsviçre’de yapılan görüşmelerin “iyi kazanımlar” sağladığını belirtti. Kalibaf, özellikle boğazla ilgili müzakereler, Lübnan meselesi, petrol yaptırımlarından muafiyet ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması konularında ilerleme kaydedildiğini ifade etti.

Katar ve Pakistan tarafından yapılan ortak açıklamaya göre ABD ve İran, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak ve “kazalar ile yanlış anlamaları önlemek” amacıyla bir “irtibat hattı” kurulması konusunda anlaşmaya vardı.

ABD’nin, İsviçre’deki görüşmelerin ardından İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerini davet etmeyi kabul etmesi üzerine, İran petrolüne yönelik yaptırımları iki ay süreyle askıya aldığı bildirildi.

Anlaşma kapsamında Washington’un Tahran’a yaptırımlarda kısmi bir gevşeme sağlaması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması da bekleniyor.

Kalibaf, söz konusu video mesajında “Bu sürecin henüz başındayız ve çabalarımıza devam etmeliyiz” dedi.

Öte yandan İran, Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İsrail ve ABD saldırıları sonucu zarar gören nükleer tesisleri denetlemesine izin vermeyeceğini açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “UAEA Genel Direktörü ile bir görüşme yapmadık ve ABD ile İsrail’in askeri saldırıları sonucu zarar gören nükleer tesislerin denetlenmesine izin verme planımız yok” ifadelerini kullandı.

İran devlet medyası, Kalibaf’ın Umman’a yaptığı ziyaret sırasında Hürmüz Boğazı’nda durakladığını da aktardı.

Savaşın başında İran tarafından kapatıldığı belirtilen stratejik su yolu, geçen hafta Washington ve Tahran arasında varılan anlaşmanın ardından yeniden açılmıştı.

Ancak İran, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarına karşılık olarak cumartesi günü boğazı yeniden kapattığını duyurdu.

Deniz trafiğini takip eden platformlara göre ise gemiler, Hürmüz Boğazı’ndan anlaşma öncesi döneme kıyasla daha yüksek bir yoğunlukla geçiş yapmayı sürdürdü.


Çekya'da kamu yayıncılığı yapan binlerce kişi greve gitti

Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)
Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)
TT

Çekya'da kamu yayıncılığı yapan binlerce kişi greve gitti

Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)
Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)

Çekya Başbakanı Andrej Babiš'in kamu yayıncılarının fonlanma şeklini değiştirme hamlesi üzerine Çek Televizyonu ve Çek Radyosu'nda çalışan binlerce kişi, pazartesi günü 24 saatlik bir grev düzenliyor. 

Geçen hafta yürütmenin onayından geçen yasa, halktan alınan lisans ücretinin kaldırılarak kamu yayıncılarının devlet bütçesinden finanse edilmesini öngörüyor.

Yayıncılar gelecek sene yürürlüğe girecek bu değişikliğin bütçeyi çok daraltarak 2008'deki seviyelere döndüreceğini ve bu sürede kayda değer oranda enflasyon görüldüğünü vurguluyor.

Yüzlerce kişinin işten ayrılmak zorunda kalacağı ve programlarda ciddi kesintilere gidileceği ifade ediliyor. 

Grev komitesinden Pavla Kubálková ise asıl meselenin para değil, editoryal bağımsızlık olduğunu bildiriyor: 

Reformlar, herhangi bir istişare yapılmadan hazırlandı ve kamu medyasının bağımsızlığına dair hiçbir güvence barındırmıyor. 1989 öncesinde siyasetçilerin içerikleri belirlediği dönemde haber bültenlerinin nasıl olduğunu toplumun büyük bölümü hâlâ hatırlıyor. O noktaya geri dönmek istemiyoruz.

İktidar koalisyonunun ortaklarından olan, radikal sağcı Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi'nin milletvekili Josef Nerušil geçen hafta yaptığı açıklamayla editoryal bağımsızlığa ilişkin kaygıları daha da güçlendirdi.

Yayıncıları taraflılıkla suçlayan siyasetçi, yeni değişikliğin amacının "işlerin yalnızca maddi tarafını değil, içeriğini de kontrol etmek" olduğunu söyledi. 

Kültür Bakanı Oto Klempíř ise Guardian'a yaptığı açıklamada kamu yayıncılığının bağımsızlığını tehdit etmediklerini savundu:

Yasal statüleri, yöneticilerinin seçilme biçimi, yetkileri ve editoryal özgürlüğe dair güvenceleri değişmiyor.

Muhalif siyasetçiler ise bu değişikliğin medya özgürlüğüne büyük bir darbe vuracağını söylüyor. 

Uluslararası Basın Enstitüsü'nün de aralarında yer aldığı medya özgürlüğü örgütleri, yayımladıkları ortak açıklamayla bu hamleye tepki gösterdi.

Birleşik Krallık merkezli gazete, medya üzerine çalışan akademisyen Marína Urbániková'dan da fikir aldı.

Prag Karl Üniversitesi'nden Marína Urbániková, kamu yayıncılarının grevinin çok nadir görülen bir eylem olduğuna işaret etti. 

Urbániková, son olarak 2001'de Çek Televizyonu Genel Direktörü'nün atanmasındaki siyasi etki nedeniyle benzer bir ölçekte iş bırakıldığını söyledi. 

Independent Türkçe, Guardian, AP


Papa XIV. Leo: Savaşlar insanlardan daha kolay besleniyor

Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)
Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)
TT

Papa XIV. Leo: Savaşlar insanlardan daha kolay besleniyor

Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)
Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)

Papa XIV. Leo, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'nın (WFP) Roma'daki genel merkezinde bugün bir konuşma yaptı. 

Amerikalı Papa, Donald Trump yönetiminin fonları kesmesi ve diğer ülkelerin de desteklerini artırmaması nedeniyle açlıkla mücadelenin darbe almasına işaret etti. 

Tüm devletlere ihtiyaç sahiplerine yardım için ellerinden geleni yapma çağrısında bulundu. 

Askeri harcamaların artarak sürmesine dikkat çeken Papa XIV. Leo, şu ifadeleri kullandı:

Yardım ve kalkınma projeleri bunlara dahil olanların anlaşılması güç siyasi kararları, çarpık ideolojik vizyonları ve aşılması zor gümrük engelleri nedeniyle sekteye uğrarken, silahların önünde böyle engeller yok. Bunun neticesinde savaşlar insanlardan daha kolay beslenmektedir. Bu gerçeklik, hem operasyonel yetersizlikleri hem de siyasi ve ahlaki önceliklerdeki temel dengesizliği de gözler önüne seriyor.

WFP'nin kısa süre önce yayımladığı bir rapor, gıda yardımlarına ayrılan fonların 2022'den beri neredeyse yüzde 60'a varan oranda azaldığını ortaya koymuştu. 

Diğer yandan geçen hafta ABD, WFP'ye 800 milyon dolar vereceğini açıklamıştı. 

Bu duyuruyu memnuniyetle karşılayan WFP, bu sayede en az 37 ülkedeki 38 milyonu aşkın kişiye yardım eli uzatılabileceğini bildirmişti.

Ancak ajansın 2026 için koyduğu 10 milyar dolar hedefine hâlâ ulaşılamadı. 

Yıllarca USAID'le insani yardımın başını çeken ABD, geçen sene Trump yönetiminin kendi ajansının çalışmalarını durdurma kararıyla 60 milyar dolarlık bütçede de kesintiye gitmişti. 

Washington, aralık ayında politikasını kısmen değiştirerek WFP'ye yeniden destek olmaya başlamıştı. ABD, UNICEF'e de 218 milyon dolar verileceğini açıklamıştı.

Independent Türkçe, AP, Reuters