Çin, denizdeki hak iddialarını genişletiyor

Filipinler Sahil Güvenliği'nin Çin araştırma gemisi diye tanımladığı gemi, tartışmalı Güney Çin Denizi'ndeki Scarborough Sığlığı'nın ağzında yüzen bir yapıyı çekerken görülüyor (AFP)
Filipinler Sahil Güvenliği'nin Çin araştırma gemisi diye tanımladığı gemi, tartışmalı Güney Çin Denizi'ndeki Scarborough Sığlığı'nın ağzında yüzen bir yapıyı çekerken görülüyor (AFP)
TT

Çin, denizdeki hak iddialarını genişletiyor

Filipinler Sahil Güvenliği'nin Çin araştırma gemisi diye tanımladığı gemi, tartışmalı Güney Çin Denizi'ndeki Scarborough Sığlığı'nın ağzında yüzen bir yapıyı çekerken görülüyor (AFP)
Filipinler Sahil Güvenliği'nin Çin araştırma gemisi diye tanımladığı gemi, tartışmalı Güney Çin Denizi'ndeki Scarborough Sığlığı'nın ağzında yüzen bir yapıyı çekerken görülüyor (AFP)

Çin devlet medyasına göre, Çin Doğal Kaynaklar Bakanlığı, uluslararası sulardaki hak iddialarını genişletmek amacıyla Tayvan'ın doğusundaki sularda düzenli olarak denizcilik araştırmaları yapacağını açıkladı.

Devlet yayın kuruluşuna bağlı sosyal medya hesabının bildirdiğine göre bu araştırmalar, Çin anakarasının askeri tatbikatlar, sahil güvenlik devriyeleri ve doğal kaynak araştırmaları da dahil çeşitli yöntemlerle sular üzerindeki kontrolünü genişletmeyi amaçlaması kapsamında gerçekleştirilecek.

Tayvan kontrolündeki Pratas Adaları, Güney Çin Denizi'nin kuzey ucunda yer alan ve sahil güvenlik tarafından sınırlı şekilde korunan bir milli park. Adalar, Pekin'in egemenlik iddialarını pekiştirme amacıyla Tayvan çevresinde yürüttüğü askeri ve yarı askeri faaliyetlerde yeni bir baskı unsuruna dönüştü.

Bazı güvenlik uzmanları, Güney Tayvan ve Hong Kong arasında yer alan adaları, Tayvan adasına olan 400 km'den fazla uzaklığı nedeniyle Çin saldırılarına karşı savunmasız görüyor.

Açıklama, Çin Doğal Kaynaklar Bakanlığı'nın Xiangyanghong 22 araştırma gemisiyle sularda üç günlük bir deniz çevre araştırması yürütmesinden sadece birkaç gün sonra geldi.

CGTN'nin haberine göre deniz araştırması, deniz suyundaki çevresel DNA örnekleri, kuşlar, balinalar ve yunuslar, deniz kimyası, hidroloji ve meteoroloji hakkında veri toplamayı amaçlıyordu.

Bu haber ayrıca, Japonya ve Filipinler'in Çin'in yayılmacılığına karşı güvenlik işbirliklerini güçlendirmek adına savunma işbirliği görüşmeleri yapmasının hemen ardından geldi. Tokyo ve Manila, Tayvan'ın doğusundaki münhasır ekonomik bölgelerini ve kıta sahanlığı sınırlarını belirlemek için işbirliği yaptıklarını açıkladı ve bu açıklama Çin'i kızdırdı.

Bakanlık, Çin'in daha düzenli araştırmalarının bölgesel planlama, kalkınma ve koruma konusunda yardımcı olacağını, gelecekteki operasyonların doğal kaynakların araştırılması, su ürünleri yetiştiriciliği ve sualtı altyapısı (kablolar, borular ve tüneller) inşası gibi alanları kapsayabileceğini öne sürdü.

Pekin, Japonya ve Filipinler arasındaki işbirliğini "Çin'in denizcilik hak ve çıkarlarını ciddi şekilde ihlal ediyor" diye tanımlayarak halihazırda kınadı.

Çin, özerk Tayvan adası üzerinde egemenlik iddiasında bulunmakla kalmıyor, demokratik adayı gerekirse zorla ele geçirme ihtimalini de masadan kaldırmıyor.

Cumartesi günü yayımlanan haberde, araştırmanın yalnızca Çin'in "yakın kıyı yönetiminin" bir uzantısı olduğu ve Tayvan Boğazı'nın karşısındaki tartışmalı uluslararası sulardaki faaliyetlerin egemenlik haklarının yasal bir şekilde kullanılması olduğu belirtildi.

Haberde, araştırmanın Pekin'in "yakın kıyı yönetiminin" bir uzantısı olduğu ifade edildi.

Ayrıca Tayvan'ın doğusundaki suların Çin tarafından "yakın denizler" olarak görüleceğini ve Tayvan Boğazı'na yapılan atıfların azaltılacağı iddia edildi.

Bu ay Tayvanlı yetkililer sularda bir Çin Sahil Güvenlik gemisi ve bir araştırma gemisi tespit etmiş, Güney Çin Denizi'ndeki stratejik konumdaki adaların çevresindeki sularda Tayvan'ı "kışkırtmak" için ilk koordineli operasyonu gerçekleştirdiklerini söylemişti.

Tayvan Sahil Güvenliği yaptığı açıklamada, 5 Haziran'da Pratas Adaları'na yaklaşan bir Çin Sahil Güvenlik gemisinin yanı sıra, 6 Haziran'da da bir Çin okyanus araştırma gemisinin adalara yaklaştığını belirtmişti.

Açıklamada, "Bu, Çin Sahil Güvenlik ve araştırma gemilerinin Tayvan'ı kışkırtmak amacıyla koordineli hareket ettiğine dair gözlemlenen ilk örnektir" denmişti.

Independent Türkçe



Kalibaf: İsviçre'deki müzakereler "iyi sonuçlar" verdi

Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)
Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)
TT

Kalibaf: İsviçre'deki müzakereler "iyi sonuçlar" verdi

Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)
Kalibaf, İran-Amerika görüşmelerine katılmak üzere 20 Haziran'da Zürih Havalimanı'na gelişinde (Reuters)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İsviçre’de Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan görüşmeler kapsamında Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan teknik müzakerelerin tamamlandığını açıkladı.

İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Telegram üzerinden yaptığı açıklamada Garibabadi, dört ülke arasındaki görüşmelerin sona erdiğini ve gelecekteki müzakereler için bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Açıklamada ayrıca, yaptırımların kaldırılması, nükleer meseleler, yeniden imar ve ekonomik kalkınma ile izleme ve uygulama başlıklarında dört ayrı çalışma grubunun kurulmasına karar verildiği ifade edildi.

Öte yandan İran Meclis Başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nın yönetimini üstleneceğini söyledi. Kalibaf, “Hürmüz Boğazı asla savaş öncesi koşullara dönmeyecek ve İran tarafından uluslararası hukuka uygun şekilde yönetilecektir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsatın IRNA’dan aktardığına göre Kalibaf, Telegram hesabından paylaşılan bir videoda, İsviçre’de yapılan görüşmelerin “iyi kazanımlar” sağladığını belirtti. Kalibaf, özellikle boğazla ilgili müzakereler, Lübnan meselesi, petrol yaptırımlarından muafiyet ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması konularında ilerleme kaydedildiğini ifade etti.

Katar ve Pakistan tarafından yapılan ortak açıklamaya göre ABD ve İran, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak ve “kazalar ile yanlış anlamaları önlemek” amacıyla bir “irtibat hattı” kurulması konusunda anlaşmaya vardı.

ABD’nin, İsviçre’deki görüşmelerin ardından İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerini davet etmeyi kabul etmesi üzerine, İran petrolüne yönelik yaptırımları iki ay süreyle askıya aldığı bildirildi.

Anlaşma kapsamında Washington’un Tahran’a yaptırımlarda kısmi bir gevşeme sağlaması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması da bekleniyor.

Kalibaf, söz konusu video mesajında “Bu sürecin henüz başındayız ve çabalarımıza devam etmeliyiz” dedi.

Öte yandan İran, Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İsrail ve ABD saldırıları sonucu zarar gören nükleer tesisleri denetlemesine izin vermeyeceğini açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “UAEA Genel Direktörü ile bir görüşme yapmadık ve ABD ile İsrail’in askeri saldırıları sonucu zarar gören nükleer tesislerin denetlenmesine izin verme planımız yok” ifadelerini kullandı.

İran devlet medyası, Kalibaf’ın Umman’a yaptığı ziyaret sırasında Hürmüz Boğazı’nda durakladığını da aktardı.

Savaşın başında İran tarafından kapatıldığı belirtilen stratejik su yolu, geçen hafta Washington ve Tahran arasında varılan anlaşmanın ardından yeniden açılmıştı.

Ancak İran, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarına karşılık olarak cumartesi günü boğazı yeniden kapattığını duyurdu.

Deniz trafiğini takip eden platformlara göre ise gemiler, Hürmüz Boğazı’ndan anlaşma öncesi döneme kıyasla daha yüksek bir yoğunlukla geçiş yapmayı sürdürdü.


Çekya'da kamu yayıncılığı yapan binlerce kişi greve gitti

Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)
Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)
TT

Çekya'da kamu yayıncılığı yapan binlerce kişi greve gitti

Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)
Pazar günü başkent Prag'da düzenlenen grevcilere destek gösterisine binlerce kişi katıldı (AP)

Çekya Başbakanı Andrej Babiš'in kamu yayıncılarının fonlanma şeklini değiştirme hamlesi üzerine Çek Televizyonu ve Çek Radyosu'nda çalışan binlerce kişi, pazartesi günü 24 saatlik bir grev düzenliyor. 

Geçen hafta yürütmenin onayından geçen yasa, halktan alınan lisans ücretinin kaldırılarak kamu yayıncılarının devlet bütçesinden finanse edilmesini öngörüyor.

Yayıncılar gelecek sene yürürlüğe girecek bu değişikliğin bütçeyi çok daraltarak 2008'deki seviyelere döndüreceğini ve bu sürede kayda değer oranda enflasyon görüldüğünü vurguluyor.

Yüzlerce kişinin işten ayrılmak zorunda kalacağı ve programlarda ciddi kesintilere gidileceği ifade ediliyor. 

Grev komitesinden Pavla Kubálková ise asıl meselenin para değil, editoryal bağımsızlık olduğunu bildiriyor: 

Reformlar, herhangi bir istişare yapılmadan hazırlandı ve kamu medyasının bağımsızlığına dair hiçbir güvence barındırmıyor. 1989 öncesinde siyasetçilerin içerikleri belirlediği dönemde haber bültenlerinin nasıl olduğunu toplumun büyük bölümü hâlâ hatırlıyor. O noktaya geri dönmek istemiyoruz.

İktidar koalisyonunun ortaklarından olan, radikal sağcı Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi'nin milletvekili Josef Nerušil geçen hafta yaptığı açıklamayla editoryal bağımsızlığa ilişkin kaygıları daha da güçlendirdi.

Yayıncıları taraflılıkla suçlayan siyasetçi, yeni değişikliğin amacının "işlerin yalnızca maddi tarafını değil, içeriğini de kontrol etmek" olduğunu söyledi. 

Kültür Bakanı Oto Klempíř ise Guardian'a yaptığı açıklamada kamu yayıncılığının bağımsızlığını tehdit etmediklerini savundu:

Yasal statüleri, yöneticilerinin seçilme biçimi, yetkileri ve editoryal özgürlüğe dair güvenceleri değişmiyor.

Muhalif siyasetçiler ise bu değişikliğin medya özgürlüğüne büyük bir darbe vuracağını söylüyor. 

Uluslararası Basın Enstitüsü'nün de aralarında yer aldığı medya özgürlüğü örgütleri, yayımladıkları ortak açıklamayla bu hamleye tepki gösterdi.

Birleşik Krallık merkezli gazete, medya üzerine çalışan akademisyen Marína Urbániková'dan da fikir aldı.

Prag Karl Üniversitesi'nden Marína Urbániková, kamu yayıncılarının grevinin çok nadir görülen bir eylem olduğuna işaret etti. 

Urbániková, son olarak 2001'de Çek Televizyonu Genel Direktörü'nün atanmasındaki siyasi etki nedeniyle benzer bir ölçekte iş bırakıldığını söyledi. 

Independent Türkçe, Guardian, AP


Papa XIV. Leo: Savaşlar insanlardan daha kolay besleniyor

Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)
Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)
TT

Papa XIV. Leo: Savaşlar insanlardan daha kolay besleniyor

Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)
Geçen sene Vatikan'da düzenlenen Konklav'da ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost yeni papa olarak seçilip Papa XIV. Leo adını almıştı (AP)

Papa XIV. Leo, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'nın (WFP) Roma'daki genel merkezinde bugün bir konuşma yaptı. 

Amerikalı Papa, Donald Trump yönetiminin fonları kesmesi ve diğer ülkelerin de desteklerini artırmaması nedeniyle açlıkla mücadelenin darbe almasına işaret etti. 

Tüm devletlere ihtiyaç sahiplerine yardım için ellerinden geleni yapma çağrısında bulundu. 

Askeri harcamaların artarak sürmesine dikkat çeken Papa XIV. Leo, şu ifadeleri kullandı:

Yardım ve kalkınma projeleri bunlara dahil olanların anlaşılması güç siyasi kararları, çarpık ideolojik vizyonları ve aşılması zor gümrük engelleri nedeniyle sekteye uğrarken, silahların önünde böyle engeller yok. Bunun neticesinde savaşlar insanlardan daha kolay beslenmektedir. Bu gerçeklik, hem operasyonel yetersizlikleri hem de siyasi ve ahlaki önceliklerdeki temel dengesizliği de gözler önüne seriyor.

WFP'nin kısa süre önce yayımladığı bir rapor, gıda yardımlarına ayrılan fonların 2022'den beri neredeyse yüzde 60'a varan oranda azaldığını ortaya koymuştu. 

Diğer yandan geçen hafta ABD, WFP'ye 800 milyon dolar vereceğini açıklamıştı. 

Bu duyuruyu memnuniyetle karşılayan WFP, bu sayede en az 37 ülkedeki 38 milyonu aşkın kişiye yardım eli uzatılabileceğini bildirmişti.

Ancak ajansın 2026 için koyduğu 10 milyar dolar hedefine hâlâ ulaşılamadı. 

Yıllarca USAID'le insani yardımın başını çeken ABD, geçen sene Trump yönetiminin kendi ajansının çalışmalarını durdurma kararıyla 60 milyar dolarlık bütçede de kesintiye gitmişti. 

Washington, aralık ayında politikasını kısmen değiştirerek WFP'ye yeniden destek olmaya başlamıştı. ABD, UNICEF'e de 218 milyon dolar verileceğini açıklamıştı.

Independent Türkçe, AP, Reuters