Netanyahu'dan Şaron seçeneği tehdidi: Likud'dan ayrılıp yeni parti kurabilir

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Haziran 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Haziran 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)
TT

Netanyahu'dan Şaron seçeneği tehdidi: Likud'dan ayrılıp yeni parti kurabilir

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Haziran 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Haziran 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)

İsrail'de iktidardaki Likud Partisi'nde yaşanan güven krizinin ardından Başbakan Binyamin Netanyahu, seçim stratejisine karşı çıkan parti arkadaşlarını bu kez çok daha sert bir tehditle uyardı. Parti içindeki ön seçim planına itiraz edenlere seslenen Netanyahu, "Partiden ayrılıp yeni bir parti kurarak seçime girmemi mi istiyorsunuz? O zaman kaç oy alacağınızı görürsünüz" dedi.

Netanyahu'nun bu tehdidi yalnızca sözde kalmadı. Başbakanın bu seçeneği ciddi biçimde değerlendirdiği ve kamuoyunun olası tepkisini ölçmek amacıyla bir kamuoyu araştırması yaptırdığı ortaya çıktı. Yardımcılarının paylaştığı ve Kanal 15 (iNews24) adına bağımsız bir araştırma kuruluşunca hazırlandığı belirtilen ankete göre Netanyahu'nun Likud'dan ayrılarak yeni bir parti kurması halinde 23 milletvekili çıkarabileceği öngörülüyor. Aynı ankette, Netanyahu'suz bir Likud'un ise mevcut 36 sandalyeden yalnızca 7 milletvekilliğine gerileyeceği tahmin edildi.

Bu sonuçlar, Netanyahu'nun tehdidinin ciddi olduğunu ve bu ihtimali pratik düzeyde değerlendiren özel bir ekip oluşturduğunu gösteriyor. Likud yönetiminde ise böyle bir senaryonun ciddi endişe yarattığı belirtiliyor. Parti yöneticileri, 2005 yılında Ariel Şaron'un Likud'dan ayrılarak Kadima Partisi'ni kurduğu süreci hatırlatıyor. Şaron kısa süre sonra komaya girmiş olsa da, Ehud Olmert liderliğindeki Kadima seçimleri 29 sandalyeyle kazanmış, Netanyahu liderliğindeki Likud ise o dönemde 32 sandalyeden 12'ye gerilemişti. Bu nedenle parti liderinin ayrılması, Likud içinde hâlâ bir "kâbus senaryosu" olarak görülüyor.

hy7j
Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, eşi Sara Netanyahu ile birlikte 2022 seçimleri sırasında Kudüs'teki seçim kampanyası merkezinde destekçilerine hitap ediyor. (AFP)

Likud'daki anlaşmazlığın temelinde Netanyahu'nun savaş nedeniyle ilan edilen olağanüstü hâli gerekçe göstererek parti içi ön seçimleri iptal etme kararı bulunuyor. Bu önerinin ardından parti içindeki bazı isimler konuyu Likud'un iç mahkemesine taşıdı. Mahkeme, taraflara uzlaşma çağrısı yaparken Netanyahu, daha da tartışmalı yeni bir öneri sundu.

Başbakan, ön seçimlerin yapılmasını ancak seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi ve parti lideri sıfatıyla seçim listesindeki ilk 20 sıra içinde yer alacak 11 adayı tek başına belirleme yetkisinin kendisine verilmesi şartına bağladı. Bu düzenleme, Netanyahu'nun liste başını kendisine kişisel olarak sadık isimlerle oluşturmasını sağlayacak, mevcut milletvekilleri ve bakanların büyük bölümünün yeniden seçilme şansını ortadan kaldıracak. Bu nedenle parti içindeki çok sayıda isim öneriye sert tepki göstererek bunu siyasi varlıklarını hedef alan bir girişim olarak değerlendirdi.

Parti yöneticilerinden bazıları ise krizin büyümemesi için Netanyahu ile uzlaşma arayışını sürdürüyor. Masadaki önerilerden biri, Netanyahu'ya ilk 20 sıra için 5, ilk 40 sıra için ise ilave 5 aday belirleme hakkı tanınması ve mevcut bölge dağılımı korunarak ön seçimlerin yapılması yönünde.

Netanyahu'ya muhalif isimlerden Milletvekili Dani Biton, "Netanyahu'yu başbakan adayımız olarak biz seçtik ve görevine devam etmesini istiyoruz. Ancak Likud'u bugünkü gücüne yalnızca o taşımadı; biz de Netanyahu'yu bu noktaya getirdik. 7 Ekim'den sonra zayıfladığı düşünüldüğünde ona destek veren, yeniden güçlü bir başbakan olmasını sağlayan bizdik. Ama şimdi bize karşı güç gösterisi yapmamalı; partinin demokrasisine ve kurallarına saygı göstermelidir." ifadelerini kullandı.

r7kl9l
Likud destekçileri, 20 Ekim 2022'de Kudüs'teki bir pazarda düzenlenen seçim yürüyüşüne katılıyor. (AFP)

Biton, Netanyahu'nun partiden ayrılma tehdidiyle ilgili soruya ise, "Bu beni mide bulandırıyor. Bu yakışıksız bir davranış. Şaron aynısını yaptığında Netanyahu onu en sert ifadelerle eleştirmişti. Görünen o ki hafıza kaybına yakalanmış." yanıtını verdi.

Öte yandan kamuoyu yoklamaları, Netanyahu'nun birlik içindeki bir Likud ile seçime girmesi halinde dahi siyasi ve askeri başarısızlıklarının etkisiyle iktidarı kaybetme riski taşıdığını gösteriyor. Parti içindeki bölünmenin derinleşmesi durumunda bu riskin daha da artacağı değerlendirilirken, Netanyahu'ya yakın bazı isimlerin iç krizin büyümeden uzlaşıyla çözülmesi için girişimlerini sürdürdüğü belirtiliyor.



Katz, uzaydan saldırı yetenekleri geliştirme planını açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz (DPA)
TT

Katz, uzaydan saldırı yetenekleri geliştirme planını açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz (DPA)

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, hükümetinin uzayda askeri yetenekler geliştirmeyi hedeflediğini açıkladı. Katz, İsrail'i dünyada uzay savaşı yürütebilecek ilk ülke konumuna getirmek amacıyla, bu yeteneklerin "sistemleri çökertme/kesintiye uğratma" ve uzaydan yeryüzüne "kinetik saldırı" gerçekleştirmeyi içerdiğini belirtti.

İsrail Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Katz'ın bu ifadeleri, Perşembe akşamı bakanlık bünyesindeki "Terörle Ekonomik Mücadele Ulusal Karargahı" tarafından düzenlenen "Ekonomik Savaş" konferansının açılışında geldi. Konferansa Şin Bet (İç İstihbarat) Başkanı David Zini, Mossad (Dış İstihbarat) Başkanı Roman Gofman ve İsrail güvenlik teşkilatından üst düzey yetkililer katıldı.

Katz, güvenlik teşkilatının uzaydaki yeteneklerini güçlendirmek için büyük çaba sarf ettiğini söyledi. Bakan Katz, "Başbakan Binyamin Netanyahu, önümüzdeki on yıl içinde savunma bütçesine (normal savunma bütçesinin üzerine) 350 milyar şekel eklenmesine karar verdi. Buradaki amaç, tüm düşmanlara karşı İsrail lehine farklı bir korku dengesi yaratacak devasa bir askeri güç inşa etmektir. Bu sadece liderlik düzeyinde alınmış operasyonel bir karar değil, aynı zamanda inşa edilen ekonomiye ve (uçaklar hariç) güvenlik ihtiyaçlarının çoğunu İsrail içinde üretme kapasitesine duyulan güvenin bir ifadesidir" dedi. Başbakan ile kendisinin belirlediği ve İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) bu doğrultuda talimat verdiği öncelikli hedeflerden birinin "uzay" olduğunu da sözlerine ekledi.

dbfdrbfr
Lübnan-İsrail sınırı yakınlarında hareket halindeki İsrail Merkava tankları (Arşiv - AFP)

Katz açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Uzay; aşağıda kontrol ettiğiniz alanın büyüklüğünün, nüfus yoğunluğunun ve diğer pek çok konunun önemini yitirdiği bir yerdir. İsrail'in hedefi sadece 'uzayda var olmak' ya da 'oraya yerleştirdiklerimizi koruyup başkalarının hamlelerini boşa çıkarmak' ile sınırlı değil; aynı zamanda 'oradan aşağıya doğru (yeryüzüne) operasyon yapabilmeyi' de kapsıyor."

"Dünyada uzaydan saldırı yeteneğine sahip hiçbir ülke yok"

Bunun saldırı yetenekleri geliştirmeyi içerdiğini açıklayan Katz, kendi ifadeleriyle "Sistemleri çökertmek —ki bu oldukça erken bir aşamada gerçekleşecek— ve kinetik saldırı" unsurlarına değindi. İsrail'in şu anda bu alandaki "en parlak beyinleri" bünyesine kattığını belirten Katz, "Bugün dünyada hiçbir ülkenin uzaydan saldırı yeteneği bulunmuyor. Bu nedenle İsrail, bu kabiliyette dünyada lider ülke olmalıdır" şeklinde konuştu.

Katz, İsrail'in bu güce sahip olması durumunda, bunun "büyük kaynaklara sahip düşmanlar karşısında caydırıcılıkta, saldırı ve imha kapasitesinde üstünlük sağlayacağını" iddia etti.

İsrail hükümetinin, son aylarda İran, Hizbullah ve hatta Gazze Şeridi'ndeki Hamas ile olan savaşları kesin bir askeri zaferle sonuçlandıramadığı yönünde ülke içinde ve dışındaki eleştirilere yanıt olarak sık sık yeni savaş planları açıkladığı biliniyor.

sdbtryj
Savunma Bakanı Israel Katz (ortada), 2025 yılı savunma ihracatı raporunu teslim alıyor (İsrail Savunma Bakanlığı)

Katz'ın uzay yarışı ve uçuşlarından bahsettiği bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD desteği olmasaydı İsrail 15 dakika içinde yok olurdu yönündeki açıklamalarının yankıları sürüyor. Netanyahu da bizzat İsrail'in 7 Ekim'de yok olmanın eşiğine geldiğini ifade etmişti.

Hoşen planı: Ordunun yeniden inşası

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısında başarısızlığa uğrayan orduyu yeniden yapılandırmak amacıyla Ocak ayında yeni bir plan ortaya koymuştu. 2026 ile 2030 yılları arasındaki 4 yıllık dönemi kapsayan bu plan, Hamas saldırısı ve ardından gelen savaşa ilişkin soruşturmaların sonuçlarına dayanarak hazırlandı. Tevrat'tan esinlenerek "Hoşen" adı verilen plan iki temel hat üzerine kuruldu: Yoğun operasyonel faaliyetlerin sürdürülmesi ve askeri gücün yeniden inşası.

İsrail’in Kanal 13 televizyonuna göre plan; Gazze, Lübnan ve İran'daki savaşlardan çıkarılan dersler ışığında, askeri teşkilatın durum değerlendirmesi ve siyasi kanadın yönlendirmesiyle oluşturuldu. Plan; İnsan, Savaşa Hazırlık, Yeteneklerin Geri Kazanılması ve Rehabilitasyon, Sınırlar, Hava Savunma ve Yere Yakın Tehditler gibi 12 ana başlığı içeriyor.

fdefbr
8 Aralık 2025'te Gazze Şeridi'nin Refah kentinde bir tünel girişinde bekleyen İsrail askerleri (AP)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth (Yedioth Ahronoth / Israel Hayom) gazetesine göre plan, aynı zamanda ordunun saldırı amaçlı manevra yeteneklerini geliştirmeyi, birliklerin yoğun ve hassas ateş altında çalışmaya devam edebilmesini güvence altına almayı, istihbarat kapasitesini artırmayı, robotik ve otonom sistem projelerini desteklemeyi, uzay alanındaki yetenekleri genişletmeyi ve bu alandaki askeri operasyonlara hazırlık amacıyla kapsamlı kurumsal değişiklikler yapmayı hedefliyor.

Mali boyut

Kanal 13'ün haberine göre, Hoşen planı mali açıdan, on yıllık bir süre zarfında yaklaşık 350 milyar şekel (yaklaşık 111 milyar dolar) tutarında uzun vadeli bir askeri güçlendirme programına dayanıyor. Bu devasa bütçe, İsrail Parlamentosu'nun (Knesset) 24 Mart 2026'da askeri kurumlar için kabul ettiği 143 milyar şekellik (yaklaşık 38,6 milyar dolar) bütçeye ek olarak geliyor. Bu miktara ayrıca ABD'den sağlanan yaklaşık 22 milyar şekellik (yaklaşık 5,9 milyar dolar) askeri yardım da dahil ediliyor.

Boğazda yeni bir güzergah

Uzmanlar, mutabakat zaptında da belirtildiği üzere bu durumun, İran ve Umman arasında su yolunun gelecekteki yönetimine ilişkin görüşmelerle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekiyor. Görüşmelerde hizmetlerin "maliyeti" (harç/ücret) fikri ortaya atılırken, ABD herhangi bir harç ya bir vergi uygulanmasına şiddetle karşı çıkıyor.


Hürmüz’de gemiye saldırı sonrası trafik yavaşladı

26 Haziran 2026'da Umman kıyılarından görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
26 Haziran 2026'da Umman kıyılarından görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz’de gemiye saldırı sonrası trafik yavaşladı

26 Haziran 2026'da Umman kıyılarından görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)
26 Haziran 2026'da Umman kıyılarından görülen Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler (Reuters)

Gemi takip verilerine göre, Tayvanlı bir şirket tarafından işletilen gemiye İran tarafından ateş açılmasından saatler sonra Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi sayısı bu hafta başındaki seviyelere kıyasla düşüş gösterdi.

Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Umman yakınlarında düzenlenen saldırıda geminin hasar görmesinin ardından, Körfez'de mahsur kalan yüzlerce gemi ve binlerce denizciyi tahliye etmek amacıyla yürütülen gönüllü programı askıya aldı.

Buna rağmen, Londra Borsası Grubu (LSEG) ve "MarineTraffic" tarafından Cuma günü yayınlanan veriler, her biri 2 milyon varile kadar petrol taşıma kapasitesine sahip 3 süper tanker dahil olmak üzere en az 4 tankerin yükleme yapmak üzere Körfez'e giriş yaptığını ortaya koydu.

Ayrı nakliye verileri, 2 süper tankerin İran petrolü yüklemek üzere boğaza girdiğini gösterirken, enerji analiz şirketi Kpler'in verilerine göre başka bir tanker de 2 milyon varil petrol yüküyle Hürmüz Boğazı'nın Umman tarafını kullanarak çıkış yaptı.

Petrol alıcıları, Washington ile Tahran arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından, İran savaşı nedeniyle aylardır süren kesintilerin ardından tedarikin istikrara kavuşmasını umuyordu.

115 Gemi tahliye edildi

Öte yandan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD-İran mutabakat zaptı sonrasında başlatılan tahliye operasyonu kapsamında 115 gemi ve yaklaşık 2 bin 500 denizcinin Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez'den çıkarıldığını duyurdu. IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, "Bir gemiyi hedef alan saldırının ardından tahliye operasyonlarını askıya almış olsak da bazı gemiler Hürmüz Boğazı'nın güney kesiminden geçmeye devam ediyor" dedi.

Çatışmalar başlamadan önce boğazdan günlük ortalama 125 gemi geçiyordu. Şarku’l Avsat’ın Kpler’den aktardığı verilere göre ham petrol, petrol ürünleri ve kimyasal madde taşıyan tankerlerin gidiş-dönüş sefer sayısı Çarşamba günü çatışma öncesinden bu yana en yüksek seviye olan 27'ye, Perşembe günü 24'e ulaşırken, Cuma günü ise 13'e geriledi.

AXSMarine şirketi tarafından yapılan ayrı bir analiz ise, kuru yük gemileri de dahil olmak üzere boğazdaki toplam çift yönlü deniz trafiğinin 24 Haziran'da 62 sefere ulaştığını ve bunun çatışmanın başından bu yana bir günde kaydedilen en yüksek rakam olduğunu gösterdi. Şirket, bu rakamın geçen yılın aynı günündeki trafiğin yüzde 53'üne tekabül ettiğini belirterek, Trafik henüz tamamen normale dönmüş değil değerlendirmesinde bulundu.

Gemiye ateş açıldı

Tayvanlı Evergreen Marine şirketi, Umman yakınlarında bir gemilerine bilinmeyen bir nesnenin" isabet ettiğini açıkladı. Amerikalı yetkililer ise Perşembe günü Reuters'a yaptıkları açıklamada, gemiye İran tarafından ateş açıldığını belirtti.

Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi (BIMCO) Güvenlik ve Emniyet Müdürü Jakob Larsen, "Bu saldırı, gemilerin tahliyesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin yeniden başlaması planlarına bir darbe indirdi, ancak yine de bazı geçişlerin yapılması bekleniyor" dedi. Larsen ayrıca, "Bu durum, ABD ile İran arasında boğazdaki deniz seyrüseferinin yeniden başlatılması konusunda net ve kesin anlaşmalar yapılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Tahran ile koordinasyon sağlanmadan Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin garanti edilemeyeceğini savundu. İran devlet televizyonu da Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin uyarılarının ardından, Hürmüz Boğazı'nı "yetkisiz" şekilde geçmeye çalışan 3 yabancı petrol tankerinin geri döndüğünü duyurdu.

İran: Hürmüz'de kontrol hakkı bizim

Bu gelişmelerle bağlantılı olarak İran, Cuma günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'ndaki deniz seyrüseferini kontrol etme hakkını yineledi. Umman yakınlarında bir gemiye düzenlenen saldırıdan bir gün sonra gelen bu açıklama, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ön anlaşmanın kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Kazım Garibabadi, X (eski adıyla Twitter) platformunda yaptığı paylaşımda, "Boğaza kıyıdaş bir ülke olarak İran'ın rolünü göz ardı eden muğlak düzenlemeler, alternatif rotalar veya kararlar altında Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş garanti edilemez" dedi.

Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının beşte birinin geçtiği boğazdaki trafiğin yavaşlamasına ve İran ile ABD arasında geçen hafta varılan geçici anlaşmaya ilişkin çelişkili yorumlara rağmen, petrol fiyatları Cuma günü düşüşünü sürdürdü.

Anlaşma konusunda endişeli olan bölgesel müttefiklere güvence vermek üzere Körfez turuna çıkan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (metindeki isim karışıklığı düzeltilerek: Antony Blinken / Marco Rubio) Perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın boğazdaki gemileri tehdit etmesi veya geçişlerini engellemesi durumunda "sorun yaşanacağını" söyledi.

Yayınlanan ortak bildiride, ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı'nda "koşulsuz ve kısıtlamasız seyrüsefer özgürlüğü" vurgusu yaparak, her türlü harç, vergi veya boğaz üzerinde kontrol sağlama girişimini reddetti. Bildiride ayrıca, bölgede kalıcı barış ve güvenliğin sağlanmasının, İran'ın balistik füzeleri, insansız hava araçları ve bölgedeki vekillerine verdiği destek dahil olmak üzere her türlü tehdidine karşı koymayı gerektirdiği belirtildi.

İran'dan yanıt

İran Dışişleri Bakanlığı Cuma günü verdiği yanıtta, geçici anlaşma hükümlerine göre Hürmüz Boğazı'nın kendi idaresi ve Umman Sultanlığı altında olması gerektiğini vurguladı. Bakanlık, düşmanca politikaların sürdürülmesi ve bölge işlerine müdahale edilmesi konusunda uyarıyoruz açıklamasında bulundu.

İran, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta kendisine karşı başlattığı savaşın ardından boğazı fiilen kontrol altına almış, bu durum petrol akışını sekteye uğratarak küresel enerji piyasalarında ve genel olarak dünya ekonomisinde çalkantılara yol açmıştı.

İran tarafından boğazdan geçiş taleplerini yönetmek üzere kurulan Körfez Boğazı Yönetim Otoritesi, yetkisiz rotaların kullanılmasından doğacak sorumluluğun gemi sahibine, işletmecisine ve kaptanına ait olacağını duyurdu. ABD hükümetinden konuya ilişkin henüz bir yorum gelmedi. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, İran'ın boğazın yeniden açılmasını da içeren geçici anlaşmaya uymaması halinde ABD'nin İran'ı yeniden vurabileceği uyarısında bulunmuştu.

Boğazda güney rotası

Uluslararası Denizcilik Örgütü ve Umman, bu hafta savaş nedeniyle mahsur kalan yüzlerce gemiyi tahliye etmek amacıyla boğazda yeni bir güney rotası duyurmuş, bu adım Tahran'ın tepkisini çekmişti. Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung Cuma günü yaptığı açıklamada, Okyanuslar Bakanlığı'nın 8 geminin ayrıldığını bildirmesinin ardından, 3 Güney Kore gemisinin daha hafta sonu Hürmüz Boğazı'ndan ayrılacağını belirtti.

Bu durum, mutabakat zaptında yer aldığı üzere İran ve Umman arasında su yolunun gelecekteki yönetimine ilişkin görüşmelerle aynı döneme denk geliyor. Görüşmelerde hizmet "maliyetleri" (harç/ücret) fikri gündeme getirilirken, ABD herhangi bir harç veya vergi uygulanmasına şiddetle karşı çıkıyor.


Trump: İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere 4 İHA gönderdi

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere 4 İHA gönderdi

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az dört saldırı amaçlı insansız hava aracı (İHA) gönderdiğini, bunlardan birinin bir yük gemisinin üst güvertesine isabet ettiğini söyledi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Gemi hasar gördü ancak yoluna devam etmeyi başardı. Diğer üç İHA'yı ise düşürdük. Bu, varmış olduğumuz ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir." ifadelerini kullandı.