Suudi konaklama sektöründe büyük sıçrama… 50 küresel marka zamanla yarışıyor ve 120 milyar dolarlık yatırım yapıyor

Suudi Arabistan bölgedeki projelerde başı çekiyor… Otel yatırımlarının yarısını ise özel sektör gerçekleştiriyor

Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
TT

Suudi konaklama sektöründe büyük sıçrama… 50 küresel marka zamanla yarışıyor ve 120 milyar dolarlık yatırım yapıyor

Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)
Cidde Kordonu, önde gelen turizm ve otelcilik projelerine ev sahipliği yapan en önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. (SPA)

Suudi Arabistan, dev turizm projeleri ve yeni destinasyonların hızla genişlemesinin etkisiyle, bölgede ve dünyada konaklama sektörünün en hızlı büyüyen pazarlarından biri olarak konumunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu gelişme, dünyanın önde gelen otel zincirlerini yatırımlarını hızlandırmaya ve yerel pazarda benzeri görülmemiş nitelikli projeler hayata geçirmeye yöneltiyor.

Bu yılın ilk yarısında Suudi Arabistan konaklama sektörü büyük yatırımları çekmeyi sürdürürken, önde gelen uluslararası otel işletmecileri ülkedeki yeni otellerin açılışını duyurdu.

Bu hareketlilik, Suudi Arabistan’ın Ortadoğu’da geliştirme aşamasındaki en büyük otel proje portföyüne sahip olmayı sürdürmesiyle eş zamanlı gerçekleşti. Bu büyümede, NEOM, Kızıldeniz, Qiddiya ve Diriye gibi geleceğin öne çıkan destinasyonlarının yanı sıra başkent Riyad, Mekke ve Medine’deki sürekli büyüme etkili oldu.

Şarku’l Avsat’ın yaptığı derlemeye göre, uluslararası otel işletmecilerinin planları ile Vizyon 2030 hedefleri arasında büyük bir uyum bulunuyor. Turizm Bakanlığı’nın son verileri, 50’den fazla küresel konaklama markasının 120 milyar doları aşan yatırımlarla Suudi Arabistan’da büyüme planladığını ortaya koyuyor. Bu yatırımlar kapsamında 200 binden fazla yeni oda kapasitesinin eklenmesi hedeflenirken, yatırımların yaklaşık yüzde 50’sini üstlenen özel sektör; artan talebi karşılamak ve turistlerin lüks oteller, tatil köyleri ile tarihi ve kırsal konaklama tesislerine yönelik farklı beklentilerine cevap vermede kilit rol oynuyor.

Diriye’deki yeni otel projeleri, ‘tarihi ve butik oteller’ sektöründeki büyümeye öncülük ediyor. (Diriye Şirketi)Diriye’deki yeni otel projeleri, ‘tarihi ve butik oteller’ sektöründeki büyümeye öncülük ediyor. (Diriye Şirketi)

Bu kapsamda, turizm sektöründeki yatırımcılar ve uzmanlar, söz konusu ivmenin hizmet kalitesini artıran ve rekabet gücünü yükselten niteliksel bir dönüşümü yansıttığını belirtti. Uzmanlar, bu dönüşümün hem yabancı hem de yerli yatırımcıların yatırım süreçlerini kolaylaştırmayı başaran cazip yatırım ortamı ve esnek düzenleyici çerçeveler sayesinde mümkün olduğuna dikkat çekti.

Küresel yatırımlar

2026 yılının başında Marriott, Cidde, Mekke ve Medine’de toplam 2 bin 700’den fazla odaya sahip beş yeni otelin portföyüne eklenmesini öngören bir anlaşma imzaladığını duyurdu.

Öte yandan, Accor Grubu bünyesinde faaliyet gösteren ve Fransız lüks konaklama alanında uzmanlaşan Sofitel, Sofitel Riyad Oteli ve Konferans Merkezi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiğini açıkladı.

Bilgi Ekonomisi Şehri (KEC), ana imar planı kapsamındaki ilk otel olma özelliğini taşıyan DoubleTree by Hilton projesini duyurdu. Projenin, Medine’de konfor ve bağlantı imkanlarını yeni bir seviyeye taşıması hedefleniyor. Kızıldeniz Projesi de kısa süre önce, markanın Suudi Arabistan’daki ilk tesisi olan Şura Adası’ndaki SLS Resort’un resmi açılışını gerçekleştirdi. Tatil köyünde oda, süit ve özel havuzlu villalardan oluşan 150 lüks konaklama biriminin yanı sıra kapsamlı bir spa merkezi, sinema ve çeşitli eğlence olanakları bulunuyor.

Vizyon 2030 raporuna göre 2025 yılı turizm sektöründeki başarılarVizyon 2030 raporuna göre 2025 yılı turizm sektöründeki başarılar

Suudi Arabistan merkezli Blacksand ile uluslararası otel zinciri Marriott International, önümüzdeki dört yıl içinde Suudi Arabistan’da toplam bin 300’den fazla odaya sahip 10 yeni otelin geliştirilmesini öngören bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, Suudi Arabistan’da konaklama ve turizm sektöründe yaşanan ivmenin, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda hız kazandığını ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz nisan ayında ise Kral Abdullah Finans Merkezi’nin (KAFD) yönetim ve işletmesinden sorumlu KAFD Yönetim ve Geliştirme Şirketi, W Riyad – KAFD otelinin açılışını gerçekleştirdi.

Sektördeki son adımlardan biri de küresel konaklama şirketi The Ascott Limited’dan geldi. Şirket, 2026’nın dördüncü çeyreğinde Ascott Villas Riyadh projesini hizmete açmayı planladığını duyurdu. Suudi Arabistan’daki ilk villa topluluğu olacak proje, başkent Riyad’ın kuzeyindeki Hıttin mahallesinde 86 villadan oluşacak.

The Ascott Limited’ın açıklaması, şirketin Suudi Arabistan pazarındaki varlığını genişletme stratejisini de yansıtıyor. Şirket, Riyad ve diğer büyük şehirlerde turizm ile iş seyahatlerindeki büyümeden yararlanarak, 2030 yılına kadar ülkedeki toplam kapasitesini 15 bin konaklama birimine çıkarmayı hedefliyor.

Ascott Villas Riyadh projesinin görseli (Şarku’l Avsat)Ascott Villas Riyadh projesinin görseli (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan pazarının uluslararası yatırımcılar nezdinde artan cazibesini ortaya koyan bir adım olarak Dar Global, Trump Organization ile Cidde’de Trump International Hotel & Tower projesini geliştirmek üzere stratejik ortaklık kurduğunu açıkladı. Beş yıldızlı bir otel ile üst segment konutlardan oluşacak lüks proje, Kızıldeniz kıyılarının küresel konaklama ve lüks yaşam sektörünün en seçkin markaları için önemli bir cazibe merkezi haline geldiğini bir kez daha teyit ediyor.

Yatırımcıların güveni

İş insanı ve turizm-eğlence sektörü yatırımcısı Macid el-Hukeyr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın küresel otel markalarını artan ölçüde çekmesinin turizm sektöründe niteliksel bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek, “Artık mesele yalnızca otel sayısını artırmak değil; farklı ziyaretçi gruplarına hitap eden entegre bir turizm ekosistemi inşa etmek” dedi.

El-Hukeyr, önde gelen uluslararası markaların Riyad, Cidde, Mekke ve Medine gibi şehirlerde faaliyetlerini genişletmesinin, yatırımcıların Suudi Arabistan pazarının geleceğine duyduğu güveni yansıttığını ifade etti. Bunun aynı zamanda hizmet kalitesini yükselteceğini, rekabeti artıracağını ve turist deneyimine olumlu katkı sağlayacağını vurguladı.

Son dönemde turistlerin beklentilerinin önemli ölçüde değiştiğine dikkat çeken el-Hukeyr, Suudi Arabistan’ın lüks oteller, butik oteller, tatil köyleri ile kırsal ve tarihi konaklama tesisleri gibi yüksek kalite standartlarına sahip farklı konaklama seçenekleriyle bu taleplere cevap verebilecek konuma geldiğini söyledi.

 El-Huber’deki Mövenpick Tatil Köyü, Doğu Bölgesi sahillerindeki turistik destinasyonların cazibesini artırıyor. (SPA)El-Huber’deki Mövenpick Tatil Köyü, Doğu Bölgesi sahillerindeki turistik destinasyonların cazibesini artırıyor. (SPA)

Ulusal yetenekler

Turizm yatırımcısı Nasır Abdulaziz el-Gaylan da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, küresel otel markalarının Suudi Arabistan pazarına girişinin ve yatırımlarını sürdürmesinin, Suudi Arabistan’ı önümüzdeki yıllarda bölgenin önde gelen turizm ve yatırım destinasyonlarından biri haline getireceğini söyledi. El-Gaylan, bu süreçte NEOM, Kızıldeniz, Qiddiya ve Diriye gibi mega projelerin yanı sıra Vizyon 2030 hedeflerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti.

El-Gaylan’a göre, söz konusu yatırımların uzun vadeli başarısı; nitelikli yerli insan kaynağının geliştirilmesi, ziyaretçi deneyiminin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir, çeşitlendirilmiş turizm seçeneklerinin sunulmasına bağlı olacak. Bu unsurların, Suudi Arabistan’ın küresel turizm haritasındaki konumunu güçlendirecek dengeli bir büyümeyi sağlayacağını vurguladı.

Öte yandan Turizm Bakanlığı, 22-24 Haziran tarihlerinde Riyad’da düzenlenen Geleceğin Konaklama Zirvesi ile eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Turizminde Küresel Yatırımlar başlıklı özel bir rapor yayımladı. Raporda, uluslararası yatırımcıların Suudi Arabistan turizm pazarına yönelik artan ilgisi ve ülkedeki yatırım genişleme eğilimi ele alındı.

Cidde’nin gece silüeti, turizm ve eğlence sektörünü yönlendiren otelcilik ve kentsel gelişim patlamasını gözler önüne seriyor. (SPA)Cidde’nin gece silüeti, turizm ve eğlence sektörünü yönlendiren otelcilik ve kentsel gelişim patlamasını gözler önüne seriyor. (SPA)

Rapora göre, artan turizm talebi ve bütüncül yatırım ortamının etkisiyle 50’den fazla küresel konaklama markası Suudi Arabistan’daki faaliyetlerini genişletiyor. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ı turizm geliştirme projelerinin hacmi bakımından Ortadoğu’nun en büyük turizm pazarı konumuna taşırken, sektörün yükselen ivmesini ortaya koyan göstergelere de dikkat çekiliyor. Buna göre, 120 milyar doları aşan yatırımlarla 2030 yılına kadar turizm kapasitesine 200 binden fazla yeni odanın eklenmesi beklenirken, bu yatırımların yaklaşık yüzde 50’sinin özel sektör tarafından gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

Rapor ayrıca, sektörün büyümesini destekleyen yatırım ortamına da ışık tutuyor. Turizm sektöründe düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi, ruhsatlandırma süreçlerinin kolaylaştırılması, yatırım teşviklerinin sunulması ile dijital hizmetler ve yatırımcıların işlemlerini hızlandıran iş merkezlerinin hayata geçirilmesi sayesinde yatırım sürecinin kısaltıldığı, yatırım gerekliliklerinin daha şeffaf hale getirildiği ve ilgili kurumlara erişimin kolaylaştırıldığı vurgulanıyor.



Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
TT

Tether'in 120 milyon dolarlık Bitcoin madenciliği projesi nasıl çöktü?

Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)
Kripto para birimi Tether, Tether Limited tarafından Temmuz 2014'te kurulmuştu (Reuters)

Dünyanın en büyük stablecoin'lerinden Tether'in Uruguay'da yaklaşık 120 milyon dolar harcadığı Bitcoin madenciliği projesi, elektrik tedariki konusunda devlet şirketiyle yaşanan anlaşmazlığın ardından çöktü.

Tether, 2023'te yenilenebilir enerji ve güçlü elektrik şebekesi nedeniyle Uruguay'ı Bitcoin madenciliği için "mükemmel bir platform" diye tanıtmıştı. Şirket, Latin Amerika ülkesindeki Florida bölgesinde her birine yaklaşık 60 milyon dolar harcadığı iki tesis kurdu.

Ancak Reuters'ın incelediği belgelere göre Tether'le Uruguay'ın kamu elektrik şirketi UTE arasında, tesislere sağlanacak elektriğin miktarı konusunda 2024'ün sonlarında anlaşmazlık çıktı.

Analize göre, geçen yılki devlet başkanlığı seçimini ikinci turda kazanan solcu Yamandu Orsi'nin Mart 2025'te göreve başlamasıyla UTE yönetimi de değişti. Hükümet, bu tarihten sonra Tether'le müzakerelerde daha sert bir yaklaşım takınmış.

Tether'in ülkedeki iştiraki Microfin, Mayıs 2025'te elektrik faturalarını ödemeyi bıraktı ve haziranda sözleşmeleri feshedeceğini bildirdi.

Taraflar yeni bir anlaşmaya varmaya çalışsa da metin imzalanmadı. UTE, ödenmemiş faturalar nedeniyle 25 Temmuz'da tesislerin elektriğini kesti.

Tether ise daha sonra ülkedeki faaliyetlerini durduracağını açıkladı. Microfin ise elektrik borçlarını geçen yıl aralık ayında ödedi.

Analizde, Tether'in başarısız Uruguay yatırımının, Bitcoin madenciliğinin değişen ekonomisine de ışık tuttuğu belirtiliyor. Analistlere göre 2024'teki "yarılanma" sonrasında Bitcoin ödüllerinin azalması ve kripto paranın fiyatının 2025'teki zirvesinden sert biçimde düşmesi, madenciliğin kârlılığını azalttı.

Bitcoin madencileri de bu nedenle daha verimli donanımlara, daha ucuz elektriğe ve yapay zekayla yüksek performanslı bilgi işlem hizmetlerine yöneliyor.

Buna ek olarak Tether'in Uruguay'dan hızla çekilmesi, Bitcoin madenciliği sektörünün kolayca yer değiştirebilen yapısını da ortaya koyuyor

Northumbria Üniversitesi'nden Pete Howson, tesislerin kolayca kapatılıp başka ülkelere taşınabildiğini, bu nedenle ev sahibi ülkelere uzun vadeli istihdam ve ekonomik fayda sağlamakta sınırlı kalabileceğini söylüyor.

Independent Türkçe, Reuters, Crypto News


Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
TT

Çin ekonomisi, İran savaşı şokuna nasıl dayandı?

Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)
Uzmanlara göre Çin'in acil durumlarda en az üç ay yetecek petrol rezervi var (Reuters)

Çin yönetiminin, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşının küresel petrol piyasalarında yarattığı sarsıntıyı nasıl göğüslediği merak ediliyor.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin, enerji analiz şirketi Vortexa'ya göre 2025'te günde yaklaşık 11 milyon varil petrol satın alıyordu. Bunun yarısı İran da dahil Ortadoğulu tedarikçilerden geliyordu.

Savaşın başlamasının ardından Çin'in ham petrol ithalatı, şubattan hazirana kadar yüzde 48,9 azalarak günde 5,8 milyon varile geriledi. Temmuzdaki toparlanmaya rağmen ithalat, yaklaşık 10 yılın en düşük seviyelerinde kalmayı sürdürdü.

Bu düşüşe rağmen Çin'in ekonomisi, Pekin'in devreye soktuğu çeşitli önlemlerle ayakta kalmayı başardı.

Wall Street Journal'ın analizinde, Pekin'in yakıt ihracatını sınırlamasıyla rafinerilerin ham petrol işleme faaliyetlerini azalttığına dikkat çekiliyor. S&P Global Energy Platts'a göre devlete ait 49 rafinerinin ortalama kapasite kullanım oranı mayısta yüzde 71,6'ya gerileyerek pandemiden bu yana görülen en düşük seviyeye indi.

Savaşın küresel yakıt maliyetlerini artırması uçak biletlerine de yansıdı. Buna karşılık ağırlıklı olarak kömür ve yenilenebilir kaynaklardan beslenen elektrik şebekesine bağlı demiryolu taşımacılığı, petrol piyasasındaki dalgalanmalardan daha az etkilendi.

Çin, savaş öncesinde de devasa kömür rezervlerini petrol, akaryakıt ve diğer ürünlerin üretiminde giderek daha fazla kullanmaya başlamıştı. Ülkede 2024'te kömürden üretilen rafine ürünlerin miktarı, yaklaşık 300 milyon varil ham petrolün işlenmesine eşdeğerdi.

Bu yatırımların Çin'in savaşın yol açtığı petrol kesintilerine karşı hazırlıklı olmasını sağladığı belirtiliyor. Savaş sonrasında kömürden kimyasal üreten şirketler ham petrol fiyatlarındaki yükselişe karşı bir tampon oluşturdu.  

Asya devinin ekonomisini şoklardan koruyan en önemli unsurlardan biri de büyük ham petrol stokları oldu.

Pekin rezervlerinin tam büyüklüğünü açıklamıyor ve petrolün bir bölümünü yer altında depoluyor. Ancak analistlere göre stratejik rezervler, rafinerilerdeki petrol ve ticari stoklar dahil toplam miktar 1 milyar ile 1,4 milyar varil arasında.

Çin, yaptırımların da etkisiyle ucuzlayan Rus ve İran petrolünü 2025'te stoklamaya başlamıştı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'ne göre ülke geçen yıl rezervlerine günde ortalama 1,1 milyon varil petrol ekledi.

Diğer yandan Pekin uzun vadede yerli petrol ve doğalgaz üretimini artırmayı hedefliyor. 2030'a kadar yerli petrol ve doğalgaz arzının 440 milyon ton petrol eşdeğerine çıkarılması öngörülüyor. Uzun mesafeli petrol ve doğalgaz boru hattı ağına 20 bin kilometrelik yeni hat eklenerek toplam uzunluğun 220 bin kilometreye çıkarılması planlanıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Global Times


ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil müdahalesi ne anlama geliyor?

ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı'nın tahvil hamlesinin ardından dolar son üç ayın en düşük seviyesini gördü (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın borçlanma maliyetlerinde ekonomiye zarar verebilecek bir yükselişi durdurmak amacıyla açıkladığı tahvil geri alımlarının yankıları sürüyor.

ABD Hazine Bakanlığı'ndan çarşamba günü yapılan açıklamada, 10'dan 30 yıla kadar vadeli tahvillere yönelik planlanan alımların "en az iki katına çıkarılacağı" bildirildi.

Wall Street Journal'ın analizine göre Bessent'ın bu müdahalesi, Hazine Bakanlığı'nın borç yönetiminde uzun süredir benimsediği "düzenli ve öngörülebilir" yaklaşımdan uzaklaşıldığı anlamına geliyor.

ABD'de uzun vadeli tahvil faizleri yükselirken, analizde Bessent'ın tahvil piyasasına müdahalelerinin sorunu ancak geçici olarak hafifletebileceği savunuluyor.

Problemin asıl kaynağının dünyada giderek büyüyen yeni sermaye ihtiyaçları olduğuna dikkat çekiliyor.

ABD ve diğer büyük ekonomilerin çok yüksek bütçe açıkları verdiğine işaret ediliyor. Ayrıca pandemi sonrası dönemde devlet harcamalarının yeniden yükselişe geçmesi, Avrupa ve Asya'daki hükümetlerin hem savunma harcamalarını artırmak hem de sosyal harcamaları korumak için daha fazla borçlanmasına yol açıyor.

Buna ek olarak yapay zeka sektörü de son gelişmelerde belirleyici rol oynuyor. Yapay zeka firmaları devasa veri merkezleri kurmak için büyük miktarda para harcıyor ve giderek daha fazla borçlanıyor.

Bir diğer unsur da jeopolitik gelişmeler. İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küresel enerji piyasalarındaki sarsıntı sürüyor.

ABD başta olmak üzere büyük ekonomiler, Çin'e ve küresel tedarik zincirlerine bağımlılığı azaltmak için üretimi kendi ülkelerine veya daha güvenli bölgelere taşımaya çalışıyor. Ancak bu süreç, daha verimsiz ve aynı yatırımların farklı ülkelerde tekrarlandığı bir sermaye harcaması dönemini beraberinde getiriyor.

Bessent'ın tahvil geri alım programını genişletmesi, bu baskıyı hafifletmeye yönelik daha geniş stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu politika, devletin faiz artışlarına karşı daha kırılgan hale gelmesine yol açabilir.

Reuters'ın analizinde de ABD hükümetinin yüksek bütçe açıklarını finanse etmek için büyük miktarda borçlandığına, yapay zeka şirketlerinin de veri merkezleri kurmak için tahvil piyasalarından milyarlarca dolar toplamaya çalıştığına işaret ediliyor.

Bunun da mortgage ve kredi maliyetleri yoluyla tüketici üzerindeki ekonomik yükü artırabileceğine dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters