İsrail, Vance ile Rubio arasında Trump’ın halefi için bir mücadele başlatıyor

Başkan Yardımcısı ‘Önce Amerika’ politikasına ve savaş karşıtlığına bahis oynuyor… Dışişleri Bakanı ise ‘Cumhuriyetçi şahinlere’ dayanıyor

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 23 Nisan’da Beyaz Saray’da Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da hazır bulunduğu bir toplantıda konuşma yaptı. (Reuters)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 23 Nisan’da Beyaz Saray’da Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da hazır bulunduğu bir toplantıda konuşma yaptı. (Reuters)
TT

İsrail, Vance ile Rubio arasında Trump’ın halefi için bir mücadele başlatıyor

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 23 Nisan’da Beyaz Saray’da Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da hazır bulunduğu bir toplantıda konuşma yaptı. (Reuters)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 23 Nisan’da Beyaz Saray’da Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da hazır bulunduğu bir toplantıda konuşma yaptı. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetiminde Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasındaki İsrail ve İran politikalarına yönelik yaklaşım farklılığı, artık yalnızca yönetim içindeki bir görüş ayrılığı olmaktan çıktı. Ara seçimlerin yaklaşması ve 2028 başkanlık seçimlerine yönelik erken siyasi hesapların başlamasıyla birlikte iki isim, Cumhuriyetçi hareketin gelecekteki liderliği için yarışan iki farklı çizginin temsilcisi olarak öne çıkıyor. Vance, ‘Önce Amerika’ anlayışı doğrultusunda dış müdahalelere ve savaşlara mesafeli bir yaklaşımı temsil ederken; Rubio ise İsrail’e güçlü destek veren ve İran’a karşı daha sert bir tutum benimseyen geleneksel muhafazakâr çizginin sözcüsü konumunda bulunuyor.

İsrail’in şahinleri Vance’e karşı

Beyaz Saray, yönetim içinde İsrail’le ilişkiler konusunda herhangi bir görüş ayrılığı bulunduğu yönündeki iddiaları reddetse de Reuters, Vance ile Rubio’nun tutumları arasında belirgin farklılıklar gözlemledi.

Bu ayrışma, özellikle Vance’in İran ile varılan mutabakat zaptının hazırlanmasında üstlendiği rol, anlaşmanın içeriğine itiraz eden İsrailli yetkilileri eleştirmesi ve İsrail’in Lübnan’daki bazı askeri operasyonlarını ABD’nin gerilimi düşürme çabalarının önünde engel olarak değerlendirmesiyle öne çıktı.

Buna karşılık Rubio, İsrail’in Hizbullah saldırılarına karşılık verme hakkını savunurken, Washington’ın Tahran ile bir anlaşmaya varmayı hedeflediğini ancak bunun ‘her ne pahasına olursa olsun’ gerçekleştirilmeyeceğini vurguladı.

Bu görüş ayrılığı, iki hafta önce Washington’da İnanç ve Özgürlük Koalisyonu’nun düzenlediği Çoğunluğa Giden Yol Konferansı’na katılan İsrail yanlısı muhafazakâr kanaat önderlerine, İran ile varılan mutabakatın sorumluluğunu Vance’e yükleme fırsatı verdi. Ben Shapiro ve Mark Levin gibi önde gelen muhafazakâr isimler, Vance’i İran'a taviz vermeye ve İsrail’in askeri hareket serbestisini kısıtlamaya hazır bir siyasetçi olarak resmetti.

Söz konusu kampanya, yalnızca dış politika tartışmasıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda açık bir siyasi hedef de taşıyor. Bu hedef, Vance’in başkan yardımcılığı görevini Trump’ın doğal siyasi varisi olmasının garantisine dönüştürmesini engellemek ve Cumhuriyetçi Parti’nin şahin kanadıyla daha uyumlu görülen Rubio ya da Florida Valisi Ron DeSantis ve Teksas Valisi Greg Abbott gibi başka bir adayın önünü açmak.

Böylece İsrail meselesi, Amerikan sağında ayrışmanın temel başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Vance’i destekleyenler, İsrail’e destek vermenin ABD’yi açık uçlu savaşlara sürüklemek veya Amerikan çıkarlarını Binyamin Netanyahu hükümetinin hesaplarına tabi kılmak anlamına gelmediğini savunurken; karşıtları ise İran’a yönelik ‘azami baskı’ politikasından geri adım atılmasının hem İsrail’in hem de ABD’nin güvenliğini tehlikeye atacağını öne sürüyor.

Evanjelikler taraf tutmadılar

Washington Post, Çoğunluğa Giden Yol Konferansı’nın, medyadaki sert söylem ile katılımcıların eğilimleri arasında belirgin bir farkı ortaya koyduğunu yazdı.

Konferansta İsrail’e ve İran’a karşı yürütülen savaşa güçlü destek verilmesine rağmen, katılımcıların önemli bir bölümü Vance’in adaylığına açık yaklaşmayı sürdürdü. Katılımcılar, Vance’in etkinliğini, Trump’a bağlılığını ve Deniz Piyadeleri’ndeki geçmiş hizmetini övgüyle değerlendirdi. Bu görüşler bilimsel bir kamuoyu araştırması niteliği taşımasa da, İsrail meselesinin Evanjelik seçmen açısından dini ve siyasi önemine rağmen aday tercihinde tek belirleyici unsur olmadığını gösteriyor. Bu seçmen kitlesi, kürtaj, din özgürlüğü, göç, yargı, eğitim ve Demokratlara karşı mücadele kapasitesi gibi başlıklara da önem veriyor.

csdfvg
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Temmuz 2026’da siyasi şiddet konulu bir bakanlar toplantısında konuştu. (Reuters)

Trump’ın siyasi tecrübesi de Evanjelik seçmenin, adayın kendi öncelikleri doğrultusunda mücadele edeceğine inanması halinde kişisel ya da ideolojik çekincelerini ikinci plana atabildiğini ortaya koydu. Vance, Trump’a yakınlığı, muhafazakâr kültürel söylemi ve inanç ile aile vurgusunu öne çıkaran açıklamaları sayesinde avantaj sağlıyor. Rubio ise kendisini dış politikada daha deneyimli, İsrail’e desteğini daha net ortaya koyan ve Cumhuriyetçi Parti’nin geleneksel kurumsal yapısı ile muhafazakâr bağışçılar açısından daha güven verici bir isim olarak konumlandırıyor. Her iki siyasetçi de Katolik olmasına rağmen, Evanjelik seçmende karşılık bulan dini söylemi etkili biçimde kullanıyor.

Erken sıralama

2028 başkanlık seçimlerine yönelik siyasi hazırlıklar erken başlamış olsa da yarış hâlâ şekillenme aşamasında ve tüm ihtimallere açık görünüyor. Mayıs ayında Emerson tarafından yapılan bir ankete göre, Cumhuriyetçi Parti’nin ön seçim seçmenleri arasında Vance yüzde 36, Rubio ise yüzde 35 destek alarak başa baş bir tablo ortaya koydu.

Ankete göre Rubio, 50 yaş ve üzerindeki seçmenler arasında daha güçlü destek görürken, Vance genç Cumhuriyetçi seçmenler arasında öne çıktı. Buna karşılık Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı’nın (CPAC) anketi, Vance’in daha belirgin bir üstünlüğe sahip olduğunu ortaya koyarak, onun MAGA hareketinin çekirdek tabanındaki güçlü konumuna işaret etti.

dfvgbhyj
 Vance ve Rubio, Başkan Trump’ın ulusa sesleniş konuşmasını izlemek üzere 16 Temmuz akşamı Beyaz Saray’a geldi. (Reuters)

Yaş grupları arasındaki farklılıklar, bu siyasi mücadelenin önemli bir boyutunu açıklıyor. Daha yaşlı Cumhuriyetçiler ve geleneksel Evanjelikler, İsrail’e ve müdahaleci dış politika anlayışına daha güçlü biçimde bağlılık gösterirken, genç muhafazakâr kuşak savaşlara ve maliyetli ittifaklara karşı daha kuşkucu bir yaklaşım sergiliyor. Pew Araştırma Merkezi’nin verilerine göre, 50 yaş altındaki Cumhuriyetçilerin çoğu artık İsrail’e olumsuz bakarken, daha yaşlı Cumhuriyetçiler ve beyaz Evanjelikler arasında İsrail’e destek güçlü şekilde devam ediyor.

Bu nedenle yarış henüz ‘İsrail yanlısı’ bir aday ile ‘İsrail karşıtı’ bir aday arasındaki basit bir tercihe dönüşmüş değil. Muhtemelen Rubio, İran’a karşı sert tutumu ve İsrail’e bağlılığını ülkenin en üst makamına hazır olduğunun göstergesi olarak öne çıkaracak. Vance ise kendisini ‘sonsuz savaşlar’ istemeyen ‘Trump çizgisinin’ savunucusu olarak sunacak. Belirleyici unsur ise Trump’ın tutumu ve İran ile yapılan anlaşmanın sonucu olacak. Anlaşmanın başarılı olması, Vance’e ‘barış sağlayıcı’ rolü üzerinden siyasi kazanım sağlayabilir. Ancak anlaşmanın çökmesi ve savaşın yeniden başlaması -ki bugün en olası senaryo olarak görülüyor- Rubio’nun ve Cumhuriyetçi Parti içindeki şahin kanadın tezlerini güçlendirecek.