Mansur Huseyin
Suriyelilerin bir bölümü için geçtiğimiz salı günü başkent Şam ve Hama vilayetinde yaşanan gerilim ile Tuğgeneral Muhammed Casım’ın (Ebu Amşa) komutasındaki 62. Tümen’in alarma geçirilmesi şaşırtıcı olmadı. Zira yeni askeri yapının çekirdeğini oluşturan silahlı grupların niteliği, nüfuz çatışmalarının ortaya çıkmasını ve gruplar arası anlayışın varlığını sürdürmesini kaçınılmaz kılıyor.
Yerel gerilim, Suriye’nin doğuda Irak, batıda ise Lübnan sınırlarında konuşlu birliklerin ‘rutin eğitim amacıyla’ nakledilmesiyle aynı zamana denk geldi. Gelişmeler, ülke genelini kapsayan bir alarm durumu olarak yorumlandı.
Gerçekte ise askeri kurum son dönemde, Savunma Bakanlığı bünyesinde yer alan oluşumların yeniden yapılandırılmasına yönelik bir dizi kararın alındığı bir süreçten geçiyordu. Bu kararlar, çok sayıda komutanın görevden alınması, atanması ve yerlerinin değiştirilmesini kapsarken, amaç askeri karar alma mekanizmasını merkezileştirmek ve Suriye savaşı boyunca bazı grupların koruduğu nüfuzu azaltmaktı.
Bu ortamda geçtiğimiz salı günü Hama kentinde askeri alarm ilan edildi; kentin çevresi ve yakın kırsal bölgelerde askeri araçlar ile personel konuşlandırıldı. 62. Tümen’in karargâhlarının bulunduğu bölgede yoğun güvenlik önlemleri alınırken, bölgeye askeri takviyeler de ulaştı.
Hama’daki alarm durumu, Tuğgeneral Muhammed Casım’ın Orta Bölge Kolordusu Komutan Yardımcılığına atanması ve 62. Tümen Komutanlığı görevinden alınmasına ilişkin kararın yayımlanmasıyla aynı zamana denk geldi. Söz konusu emirler, Casım’ın Suriye ordusunun komuta merkezinde bulunduğu ve başkent Şam’da Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ile askeri yetkililerle toplantı yaptığı sırada çıkarıldı. Bu gelişme, Casım’ın nüfuzunun azaltılması olarak değerlendirildi.
Restorasyon ve liderlik pozisyonları
Kaynaklara göre, Suriye ordusunun yeni yapılanması kapsamında yürütülen yeniden düzenleme ve üst düzey görev ile komuta kademelerinin yeniden yapılandırılması sürecinde çok sayıda tümen ve askeri birlik komutanının görevine son verilecek. Bu komutanların başka görevlere atanması, yerlerinin değiştirilmesi ve askeri teşkilat içinde yeni rütbe ve makamlara getirilmesi bekleniyor.
Bu çerçevede alınan kararlar yalnızca Casım’la sınırlı kalmadı. Kuzey bölgesinin komutasından sorumlu İkinci Kolordu çatısı altında toplanması planlanan askeri birlik ve tümenlerin komutanlarında da değişikliğe gidildi. Söz konusu kolordu, 62. Tümen’in yanı sıra 76., 60. ve 80. tümenleri kapsıyor.

Başkentte o gün yoğun bir askeri ve güvenlik hareketliliği yaşanırken, askeri kurumun üst yönetiminin yanı sıra 76. Tümen Komutanı Seyf Ebu Bekir, 74. Tümen Komutanı Cemil Salih, 62. Tümen Komutanı Muhammed Casım, Halep’in kuzeyindeki Mutasım Tümeni’nin eski komutanı Mutasım Abbas, Semerkant Tugayı Komutanı Sair Maruf ve daha önce 9. Tümen’de görev yapan Abdunnasır Ebu Celal de başkentte bulundu. Söz konusu isimlerin 80. Tümen bünyesindeki görevlerine son verilmesi kararlaştırıldı.
Toplantının ardından, toplantının içeriğine yakın kaynaklara göre, 76. Tümen Komutanı Seyf Ebu Bekir Savunma Bakanlığı yönetimine istifasını sundu ve Halep kentinin kuzeyinde konuşlu tümenin komutanlık görevini Mahmud Dergam Hamidi (Ebu Adi Seraya) olarak bilinen isme devretme sürecini başlattı.
Ancak 62. Tümen birliklerinden karara gelen tepkilerin, başta Muhammed Casım ile askeri yönetim arasındaki anlaşmazlık olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklandığı anlaşıldı. Casım, kendi grubuna bağlı tugayların Suriye’nin güneyinde ve Şam kırsalındaki Suriye-Lübnan sınırına konuşlandırılmasına karşı çıkıyordu. Ayrıca ilk merkezi olarak gördüğü kuzey Suriye’den çekilmeyi de reddeden Casım, bu adımın ‘güçlerini dağıtma ve parçalama girişimi’ olduğunu savunuyordu.
Bununla birlikte kaynaklar, ‘gerilimin sona erdiğini ve derhal kontrol altına alındığını’ belirtti. Bu durumun, 62. Tümen’in askeri yönetimin kararlarına bağlı kalması ve tümen komutanının gözaltına alındığı yönündeki söylentilerin asılsız olduğunun anlaşılması sayesinde sağlandığı kaydedildi. Ayrıca Casım’ın, kendisine yeni yetki ve görevler veren yeni makamı kabul ettiğini açıkladığı belirtildi. Bu gelişmenin, Casım’ın görevden alındığı ve hizmetine son verildiği yönündeki iddiaların aksine gerçekleştiği ifade edildi.

Kriz o gece sona erdi, ancak yayılan haber ve iddiaların yarattığı fırtına kısa sürede dinmedi. Birden fazla kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, salı günü Orta Bölge’de yaşananlarla bölgede devam eden gerilim ve bölgesel gelişmeler arasında ‘herhangi bir bağlantı bulunmadığını’ belirtti. Kaynaklar, bölgedeki gelişmelerin Suriye’nin Lübnan ve Irak sınırlarındaki rutin askeri hareketliliğin farklı şekillerde yorumlanmasına yol açtığını ifade etti. Bazı iddialarda ise gelişmelerin, SDG’nin belirli askeri komutanların görevlerinden alınması ve etkisizleştirilmesini şart koşması gibi iç taleplerle ilişkilendirildiği belirtildi.
Merkezi bir ordu ve nüfuzun azaltılması
Mevcut veriler, son kararların bazı silahlı grup komutanlarının nüfuzunu azaltmaya yönelik olduğunu gösteriyor. Bu adımlarla, söz konusu isimlerin medya ve kamuoyundaki görünürlüğünün de azaltılması hedefleniyor. Nitekim Muhammed Casım ve liderliğini yaptığı Sultan Süleyman Şah Grubu ile Hamza Tümeni Komutanı Seyf Ebu Bekir’e, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde yaşanan olayların ardından ABD Hazine Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık tarafından yaptırım uygulanmıştı. Son kararların da bu grupların tasfiye edilmesine yönelik bir dizi adımın parçası olduğu ve böylece askeri kurumun yaptırımlardan zarar görmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı değerlendiriliyor.

Savunma Bakanlığı daha önce de askeri kurumun yeni bir sistem çerçevesinde yeniden yapılandırılmasına yönelik bir proje başlatmıştı. Proje kapsamında altı askeri kolordu oluşturulması, daha önce uygulanan idari yapılanmaya paralel olarak tümenlerin rol ve yetkilerinin azaltılması, Suriye coğrafyasının kolordu sistemi kapsamında yeniden düzenlenmesi ve gruplar arası yapıya dair geriye kalan unsurların ortadan kaldırılması öngörülüyordu.
Rutin askeri prosedürler
Hama vilayetinde 62. Tümen Komutanı’nın görev yerinin değiştirilmesi ve kuzey Suriye’de başka komutanların da nakledilmesine ilişkin son askeri gelişmeler, Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması kapsamında yürütülen çalışmaların sürdüğüne işaret ediyor.
Askeri ve güvenlik konularında uzman araştırmacı Ziya Kadur, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu adımların temel olarak ‘merkeziyetçiliği ve kurumsal disiplini güçlendirmeyi, birleşik bir askeri kurumun inşasını engelleyebilecek mevcut grup etkilerini azaltmayı’ amaçladığını söyledi.
Kadur, söz konusu uygulamanın öncelikle kapsamlı yeniden yapılandırma sürecinin bir parçası olduğunu belirterek, bunun yanı sıra profesyonel performansın geliştirilmesi, geçmişteki bağlılıkların yerine kurumsal aidiyetin güçlendirilmesi ve uluslararası hukuki sonuçların önlenmesi gibi ek faktörlerin de rol oynayabileceğini ifade etti.
Karara eşlik eden gerilimin, bazı oluşumlarda ordunun bünyesine görünüşte entegre edilmelerine rağmen grup aidiyetlerinin hâlâ kendisini göstermesi nedeniyle ‘beklenen bir durum’ olduğunu belirten Kadur, bu unsurların söz konusu gerilimi tetiklediğini kaydetti.
Askeri uzman Tuğgeneral İmad Şehud da Suriye’ye bağlılığı esas alan modern ve birleşik bir ordu kurulması gerektiği görüşüne katıldı. Şehud, “Komutanların, tümen ve tugay komutanlarının görev yerlerinin değiştirilmesi, personelin kurumsal bağlılığını güvence altına almak ve ordunun birliğini tehdit edebilecek iç bağlılıkların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla birçok askeri kurumda uygulanan rutin bir işlemdir” dedi.
Şehud’a göre Suriye hükümetinin attığı adımlar, toplumun farklı kesimlerini ve aidiyetlerini, erlerden üst düzey komutanlara kadar kapsayan birleşik bir ulusal ordu kurma konusunda ciddi çaba gösterildiğini ortaya koyuyor. Bu orduda personelin bağlılığının, bölgesel, etnik ve ideolojik sınırların ötesine geçen ulusal bir yapı içinde devlete ve Suriye kurumlarına yönelmesi hedefleniyor. Şehud, Suriye devletinin fiilen başlattığı bu sürecin sağlıklı bir adım olduğunu belirtti.