Suriye’nin Haseke vilayetinde gerginlik yaşanırken, Arap aşiretleri seferberlik ilan ettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5305633-suriye%E2%80%99nin-haseke-vilayetinde-gerginlik-ya%C5%9Fan%C4%B1rken-arap-a%C5%9Firetleri-seferberlik
Suriye’nin Haseke vilayetinde gerginlik yaşanırken, Arap aşiretleri seferberlik ilan etti
Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ili, PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi üyelerinin Haseke’deki hükümet binalarına saldırdığı bir gerginliğe sahne oldu. Bunun üzerine Arap aşiretleri dün, seferberlik ilan etti.
Haseke’den bir kaynak, şehre geri dönen yerinden edilmiş Kürt aileler ile oradaki bazı sakinler arasında Resulayn şehrinde gerginlik yaşandığını söyledi.
Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre kaynak, ‘iç güvenlik güçlerinin Resulayn şehrindeki gerilimi yatıştırmak için müdahale ettiğini ve geri dönen ailelerin bölge müdürlüğü ve oradaki resmi makamlarla koordine olmadığını’ doğruladı.
Kaynak, PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi üyelerinin Haseke şehrindeki Genel Güvenlik karargahına saldırmasını, Suriye bayrağını indirip ayaklarıyla çiğnemesini kınayarak, bunun tüm Haseke bölgelerinde bir gerginlik durumu oluşturduğunu belirtti.
Öte yandan Haseke’deki Arap aileleri ve aşiretleri genel seferberlik ilan etti. Arap El-Cebur kabilesinin şeyhlerinden biri, yaptığı açıklamada, “Devrimci Gençlik Hareketi üyeleri, tehlikeli bir sınırı aşıyor. Ne var ki liderlerinden biri sesli ve görüntülü bir mesajla Haseke şehrindeki Guveyran mahallesine saldırı çağrısında bulundu. Bizler onun bir Arap-Kürt çatışması çıkarmak istediğini biliyoruz" ifadelerini kullandı.
İsminin açıklanmasını istemeyen şeyh, aşiretlerin Haseke’de biri ya da birilerine saldırmak için değil, Devrimci Gençlik Hareketi üyeleri veya başkaları tarafından yapılacak her türlü saldırıya karşılık vermek amacıyla genel seferberlik ilan ettiğini ve Genel Güvenlik karargahına yapılan saldırıyı hükümetin ele aldığını, saldıran lider ve üyelerin saldırı sırasındaki görüntülerle belgelendiğini vurguladı.
Diğer taraftan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, Resulayn şehrinde Kürt ailelerin uğradığı saldırıyı kınadı. Abdi, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, “Suriye devletiyle koordinasyon halinde Serêkaniyê'ye (Resulayn) geri dönen yerinden edilmiş Kürt ailelerin uğradığı saldırıyı kınıyoruz” ifadelerini kullandı.
Abdi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu saldırı karşısında Kürt sokağındaki öfkeli tepkileri anlıyoruz ve aynı zamanda halkımızı sağduyulu olmaya, her türlü sorumsuz eylemin peşinden sürüklenmemeye ve sivil ve güvenlik kurumlarımızı korumaya çağırıyoruz. Geri dönen yerinden edilmiş sivillerin korunmasını sağlamak ve saldırı eylemlerine karıştığı kanıtlanan herkesi hesap sorarak herkesin haklarını garanti altına almak, bölgenin güvenlik ve istikrarını korumak için ilgili makamlarla koordinasyon içinde çalıştığımızı vurguluyoruz.”
Haseke vilayeti, Devrimci Gençlik Hareketi üyeleri ile Arap aşiretlerinin mensupları arasında bir gerginlik durumuna sahne oluyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında birkaç gün önce, 29 Ocak anlaşması uyarınca entegrasyon sürecini tamamlamak amacıyla bir toplantının gerçekleştiği biliniyor.
Dibeybe ile Hafter arasında Libya ordusunun rolüne ilişkin tartışma, Boulos’un girişimi üzerine gölge düşürüyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5305670-dibeybe-ile-hafter-aras%C4%B1nda-libya-ordusunun-rol%C3%BCne-ili%C5%9Fkin-tart%C4%B1%C5%9Fma-boulos%E2%80%99un
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, pazar günü Libya ordusunun kuruluşunun 86. yıldönümü vesilesiyle askeri okullarda düzenlenen törene katıldı. (UBH)
Dibeybe ile Hafter arasında Libya ordusunun rolüne ilişkin tartışma, Boulos’un girişimi üzerine gölge düşürüyor
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, pazar günü Libya ordusunun kuruluşunun 86. yıldönümü vesilesiyle askeri okullarda düzenlenen törene katıldı. (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter arasında, ordunun siyasi hayattaki rolünün sınırlarına ilişkin kamuoyu önünde yaşanan tartışma, ülkede geçiş dönemine yönelik beklenen düzenlemeler etrafındaki görüş ayrılıklarını gözler önüne serdi.
Ancak bu tartışma, ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği, Libya’daki yürütme erkini birleştirmeyi ve seçimlere giden yolu açmayı amaçlayan ABD girişiminin nasıl etkileneceğine ilişkin yeni soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
Libya ordusunun kuruluşunun 86’ncı yıl dönümü dolayısıyla pazar günü düzenlenen tören, ülkenin doğusu ve batısındaki bölünmüş kamplar arasındaki tartışmaya sahne oldu. Dibeybe, askeri kurumun birleştirilmesinin ‘daha fazla ertelenemeyecek bir zorunluluk’ haline geldiğini belirtirken, bunun ‘askerlerin siyasete veya hükümetlerin oluşturulmasına müdahalesi olmadan’ gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Dibeybe, bu adımın Libya halkının iradesinin korunması açısından gerekli olduğunu söyledi.
Buna karşılık Hafter, LUO’nun ‘siyasetin vatandaşın kaderiyle oynamasına izin vermeyeceğini’ ve ‘işler istikrara kavuşana kadar sahneden çekilmeyeceğini’ belirterek karşılık verdi. Hafter’in mesajı, ordunun gelecek dönemde üstlenmesini istediği role ilişkin daha açık bir tutum olarak değerlendirildi. Hafter ayrıca, ‘silahlı kuvvetlerin kazanımlarını’ korumak amacıyla ordunun ‘karar alma mekanizmasının merkezindeki konumunu’ muhafaza etmesi gerektiğini savundu.
Bu açıklamaların ardından bazı gözlemciler, iki isim arasındaki görüş ayrılığının askeri kurumun görev ve işlevine ilişkin anlaşmazlığın ötesine geçtiği görüşünü dile getirdi. Buna göre tartışma, Boulos’un girişiminin önünde ortaya çıkabilecek engellere işaret ederken, daha geniş kapsamlı olarak nüfuz paylaşımının kuralları ve kurulması planlanan devletin yapısı üzerindeki mücadeleyi de yansıtıyor olabilir.
Ancak Libyalı siyasi analist Eyyub el-Evceli, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetim arasında yaşananları ‘sahadaki uygulamaları yansıtmayan müzakere manevraları’ olarak değerlendiriyor. Evceli, ABD girişiminin uygulanmaya başlanmasıyla sürecin çerçevesinin daha net ortaya çıkmasını beklediğini söyledi.
Evceli, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe’nin hamleleriyle ‘müzakere çıtasını yükseltmeye ve daha fazla avantaj elde etmeye’ çalıştığını belirtti. Özellikle girişimin ayrıntılarının henüz kamuoyuna açıklanmadığına dikkat çeken Evceli, Dibeybe’nin girişim hakkında doğrudan konuşmaktan kaçındığını ifade etti.
Evceli’ye göre Hafter’in mesajları ise ‘her zaman içeriye ve dışarıya yönelik örtülü mesajlar’ taşıyor. Bu mesajların, LUO’nun Dibeybe’nin açıklamaları ve hamleleri karşısında sessiz kalmayacağı, ancak uzlaşmayı ulusal çıkar olarak gören taraflarla diyaloğa hazır olduğu yönünde olduğu belirtildi.
Libya’daki siyasi çevrelerde konuşulanlara göre Boulos’un girişimi, seçimlerin gerçekleştirilmesinin önünü açmak amacıyla yürütme erkini birleştirmeyi hedefliyor. Sızan bilgilere göre öneride, Dibeybe’nin birleşik hükümetin başında kalması, LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi Başkanlığı’nı üstlenmesi öngörülüyor.
Ordunun bu girişimdeki konumuna ilişkin tartışma, Boulos’un geçtiğimiz ayın sonunda yaptığı açıklamalar ışığında da ayrı bir önem taşıyor. Boulos, ABD Kongresi’nden bir heyetin Libya ziyaretinin ardından, askeri kurumun birleştirilmesi yolunda ‘önemli göstergeler’ bulunduğunu söylemişti. Bu ziyaretin ardından Libya tarafı, Sirte’de ortak bir operasyon odası kurulacağını ve Misrata’da hava kuvvetleri için ortak bir eğitim merkezi oluşturulacağını açıklamıştı.
Boulos daha önce de entegre bir hava kuvvetleri komutanlığından söz etmiş ve Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki askeri iş birliğini övmüştü. ABD’li yetkili, Libya’nın geçtiğimiz nisan ayında ülkenin doğusu ve batısından birliklerin katıldığı Flintlock 2026 tatbikatının eğitim faaliyetlerinden birine ev sahipliği yapmasını da bu iş birliğinin bir göstergesi olarak hatırlatmıştı.
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, pazar günü düzenlenen Libya ordusunun kuruluşunun 86. yıldönümü kutlamalarında (LUO)
Askerî açıdan bakıldığında, Libya Güvenlik ve Askeri Araştırmalar Merkezi Direktörü Eşref Bufarda, söz konusu sözlü tırmanışın, ‘Boulos’un girişimine ilişkin dolaşıma giren ve LUO Genel Komutanlığı’nın yeniden yapılandırılmasını, nihayetinde Libya’nın birleşik bir askeri kurum oluşturmasını sağlayacak bir formül çerçevesinde lağvedilmesini öngören öneriler’ bağlamında yaşanmış olabileceğini göz ardı etmedi.
Bufarda, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu önerinin Halife Hafter’in itirazıyla karşılaştığını belirtti. Hafter’in, batı bölgesindeki askeri personeli kendi güçlerine katılmaya çağırdığını ifade eden Bufarda, buna rağmen Hafter’in tutumunun girişimin seyrini veya devam etme ihtimalini etkilemeyeceği görüşünde.
Libya’daki bölünmüş iki kamp arasındaki bu tartışmaya rağmen, Boulos’un girişiminin önümüzdeki birkaç hafta içinde şekillenmesinin beklendiği belirtiliyor. Libya uzmanı Celal Hırşavi de değerlendirmesinde, “Dibeybe ve Hafter’in açıklamalarının yüzeysel biçimde ele alınmaması ve yalnızca Libyalılara yönelik kamuoyuna açık tutumlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğine” dikkat çekti.
Hırşavi, Hafter’in geçtiğimiz kasım ayında Terhune kentinin şeyhleri ve ileri gelenlerini kabul ettiği sırada, “Siyasi kriz konusunda nihai kararı veren taraf LUO Genel Komutanlığı değil, halktır” dediğini hatırlattı. Hırşavi, bu söylemin 2014 ve öncesinden bu yana tekrarlandığını belirtti.
Hırşavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe’nin de benzer bir tutum sergilediğini; askeri yönetimi reddettiğini açıklarken sivil yönetimin önceliğini vurguladığını söyledi. Hırşavi, kamuoyuna yönelik açıklamaların perde arkasında yaşananların tamamını veya taraflar arasındaki mevcut müzakerelerin niteliğini mutlaka yansıtmayabileceğini ifade etti.
Bu çerçevede gözlemcilere göre iki ismin açıklamaları, kesinleşmiş tutumların ilanından ziyade müzakere pozisyonlarının güçlendirilmesine yönelik adımlar olarak değerlendiriliyor. Özellikle beklenen uzlaşının şekli henüz netleşmezken, ABD girişiminin ayrıntıları da resmî olarak açıklanmış değil. Buna karşılık girişime ilişkin temaslar kamuoyunun gözlerinden uzakta sürdürülüyor.
Netanyahu, Güney Lübnan'daki "nitelikli operasyon" ile neyi kastetti?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5305630-netanyahu-g%C3%BCney-l%C3%BCbnandaki-nitelikli-operasyon-ile-neyi-kastetti
Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrinin doğusunda yer alan Ali Tahir Tepeleri, aşağıda Kfar Tebnit ve Nebatiye el-Fevka kasabalarıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
Netanyahu, Güney Lübnan'daki "nitelikli operasyon" ile neyi kastetti?
Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrinin doğusunda yer alan Ali Tahir Tepeleri, aşağıda Kfar Tebnit ve Nebatiye el-Fevka kasabalarıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
Tel Aviv'deki güvenlik değerlendirmelerine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İsrail ordusunun Güney Lübnan'da gerçekleştirdiğini söylediği "nitelikli operasyonla" kastettiği şeyin, "Hizbullah mensuplarının Ali et-Tahir tepelerinde kazılmış tünellerde sıkıştırılması" olduğu tahmin ediliyor.
Lübnan'ın güneyindeki Ali Tahir ormanının bombalanması sonucu duman bulutları yükseliyor (Ulusal Haber Ajansı).
İsrail ordusu, Güney Lübnan'daki Nebatiye bölgesinin çevresinde bölgeyi aylar önce işgal etmesinden beri sıkı bir askeri kuşatma uyguluyor. İsrail güçleri, Ali et-Tahir tepelerinin altında bulunan tahkim edilmiş bir tünel kompleksini hedef alıyor.
İsrail, söz konusu yapının İran Devrim Muhafızları tarafından inşa edilen devasa bir "tünel şehri" olduğunu ve Hizbullah'ın seçkin komando birlikleri olarak nitelendirilen Bedir Gücü'nün ana karargâhı olarak kullanıldığını öne sürüyor.
Kuşatma sıkılaştırıldı
İsrail, işgalin ilk döneminde bu askeri tesis ve buradan ayrılan tünel ağının içinde yaklaşık 40 Hizbullah ve Devrim Muhafızları mensubunun bulunduğunu ve bunları kuşatma altında tuttuğunu açıklamıştı.
İsrail güçleri, tepelere giriş ve çıkış sağlayan 8 noktayı kontrol altına alarak kuşatmayı sıkılaştırdı. İsrail, kuşatmanın kaldırılması için bütün militanların teslim olmasını ya da öldürülmesini şart koştu.
Washington ve ardından Roma'da İsrail ile müzakereler yürüten Lübnanlı resmi heyet ise farklı bir formül üzerinde anlaşmaya çalıştı. Buna göre söz konusu kişilerin serbest bırakılması, Hizbullah'ın müzakerelere yönelik itirazlarını azaltabilecek bir iyi niyet adımı olarak değerlendiriliyordu.
Lübnan heyeti, her müzakere oturumunda bu bölgenin Lübnan ordusunun kontrolüne geçiş için pilot bölge olmasını talep etti. İsrail ordusu bölgenin tamamını işgal etmiş olmamasına ve kuşatmayı yakınındaki ve bölgeye hâkim konumdaki birlikleri üzerinden sürdürmesine rağmen, İsrailli yetkililer bu öneriyi kesin biçimde reddetti.
Lübnan'ın güneyindeki Ali el-Tahir ve el-Dabşa tepelerinde bombalamanın etkileri, (Ulusal Haber Ajansı).
Buna karşılık Hizbullah'a bağlı çok sayıda hücre, bölgedeki İsrail güçlerine yönelik operasyonlar düzenledi. Bu saldırılarda İsrail askerleri ve askeri araçlarında kayıplar meydana gelmesi, İsrail ordusunun bölge üzerindeki kuşatmayı sürdürme konusundaki ısrarını artırdı.
Baskı ve caydırma yöntemleri
Kaynaklar ve basına yansıyan bilgilere göre İsrail ordusu, tünellerde bulunan militanları dışarı çıkıp teslim olmaya ya da kaçmaya çalışırken öldürülmeye zorlamak amacıyla çeşitli modern yöntem ve teknolojilere başvurdu.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu yöntemler arasında gelişmiş insansız robotların tünellere sokulması, tünellere gaz verilmesi, saatler boyunca yüksek seviyede gürültü çıkarılması ve dış dünyayla tüm bağlantıların kesilmesi yer aldı.
İsrail güçlerinin ayrıca, olası ikmal ve kaçış hatlarını kesmek amacıyla topçu ve hava saldırılarını aralıksız sürdürerek kompleksin çevresinde bir "ateş kuşağı" oluşturduğu ifade edildi.
Tahminler neden değişti?
İsrailli yetkililerin son günlerde yaptığı açıklamalarda, tünellerin içinde yaklaşık 40 değil, yalnızca 15 Hizbullah mensubunun bulunduğunun belirtilmesi dikkat çekti.
Bu durum, İsrail ordusunun başlangıçta yanlış istihbarat verilerine dayanan tahminde bulunup bulunmadığı ya da operasyonlar sırasında çok sayıda Hizbullah mensubunun öldürülüp öldürülmediği konusunda soru işaretlerine yol açtı.
Bu soru işaretleri, Netanyahu'nun pazar günü kabine toplantısının başında yaptığı açıklamayla daha da arttı.
Foto İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 16 Mart 2023'te Berlin'de düzenlediği basın toplantısında konuşuyor (DPA)
Netanyahu, "İsrail Lübnan'da son derece önemli bir operasyonun ortasında" ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı, "Son dönemde İsrail Lübnan'da güçlü şekilde harekete geçti ve Ali et-Tahir tepelerinde bulunanlar da dahil olmak üzere teröristleri etkisiz hale getirdi" dedi.
Netanyahu daha sonra operasyonun ayrıntıları konusunda açıklama yapmaktan kaçınarak, "Ayrıntılara giremem. Çok önemli bir operasyonun zirvesindeyiz. Tehditleri ortadan kaldırmak için büyük bir ciddiyet ve sağduyuyla çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Askeri muhabirlerin değerlendirmelerine göre Netanyahu'nun sözünü ettiği operasyonun, İsrail ordusunun Güney Lübnan'daki Ali et-Tahir tepeleri çevresinde yürüttüğü "cerrahi operasyonlara" işaret etmesi muhtemel.
50 Rus şirketi Şam ile iş birliği imkanlarını araştıracakhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5305623-50-rus-%C5%9Firketi-%C5%9Fam-ile-i%C5%9F-birli%C4%9Fi-imkanlar%C4%B1n%C4%B1-ara%C5%9Ft%C4%B1racak
50 Rus şirketi Şam ile iş birliği imkanlarını araştıracak
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- Kremlin- DPA)
Moskova'nın, pazar günü Şam'da açıklanan ve Rusya'nın Suriye topraklarındaki askeri varlığını yeniden düzenleyen mutabakat zaptına ilişkin değerlendirme yapmakta temkinli davranmasına rağmen, söz konusu anlaşmanın duyurulması, uzmanlara göre iki tarafın da zorlu dosyaları geride bırakma ve ilişkileri karşılıklı çıkarları gözeten mekanizmalar çerçevesinde yeniden düzenleme isteğini ortaya koyuyor.
Bu doğrultuda Rus-Suriye İş Konseyi, kasım ayında Suriye'de ortak bir iş forumu düzenlemek için çalışmalarını sürdürüyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre foruma farklı sektörlerden yaklaşık 50 Rus şirketinin katılması ve Suriye'deki iş birliği imkanlarının ele alınması planlanıyor.
Rusya Dışişleri Bakanlığı'na yakın danışman Rami eş-Şair, mutabakat zaptının imzalanmasının, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ilişkilerin karşılıklı egemenliğe saygı ve karşılıklı fayda mekanizmalarının güçlendirilmesi temelinde yeniden şekillendirilmesine yönelik açıklamalarına somut bir karşılık olduğunu belirtti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة