Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları

Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları
TT

Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları

Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları

Londra'nın lüks semtlerinden birinin merkezindeki Jermyn Street'te yavaşça yürüyen ve yoldan geçenlerin bileklerini gözleyen bir kişi, sivil kıyafetli dört polis memurunun dikkatini çekti. Polislerden biri sivil bir araçtan inerek şahsi takibe aldı. Birkaç dakika sonra şüpheli elektrikli bir bisiklete bindi, bir kişinin arkasından yaklaştı ve yaklaşık 250 bin sterlin değerindeki Richard Mille marka saati bileğinden çekip almaya çalıştı.

Polis memuru peşinden koştu ve bir vatandaşın yardımıyla şüpheliyi yakalamayı başardı. Diğer polisler de birkaç dakika içinde olay yerine ulaştı. Saat sahibine iade edildi.

Şüphelinin, 29 yaşındaki İbrahim Kaddad olduğu belirlendi. Kaddad, 7 Ağustos Cuma günü Southwark Mahkemesi tarafından hırsızlığa teşebbüs suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bu olaydan birkaç gün sonra Şarku’l Avsat, Londra'da lüks saat hırsızlıklarının en yoğun yaşandığı bölgelerden biri olan Knightsbridge'de İngiliz Metropolitan Polisi'ne bağlı bir devriyeye eşlik etti. Devriyeye, Kaddad hakkındaki soruşturmayı yürüten ve son yıllarını bu tür suçların faillerini takip etmeye adayan dedektif Andy Swindells de katıldı.

dfgthy
Polisin ele geçirdiği Richard Mille saat ile saati çalmaktan hüküm giyen İbrahim Kaddad'ın birlikte yer aldığı kompozit fotoğraf (Londra Polisi tarafından dağıtılan fotoğraflar)

1997'de polis teşkilatına katılan ve 23 yıl dedektif çavuş olarak görev yapan Swindells, yalnızca saat hırsızlıkları konusunda uzman bir dedektif değil, aynı zamanda saatlere ilgi duyan biri. Koleksiyoncuların ve hırsızların peşinde olduğu markaların ayrıntılarını ve fiyatlarını yakından biliyor.

Kârlı bir pazar

Swindells, lüks saat hırsızlıklarının yaygınlaşmasını, bazı modellerin ikinci el piyasasında fahiş fiyatlara ulaşmasına bağlıyor.

Swindells, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir dönem 30-40 bin sterlin arasında satılan Patek Philippe Nautilus'un fiyatının, alıcıların bu saatlere normal fiyatının birkaç katını ödemeye hazır hale gelmesiyle 150 bin, hatta 200 bin sterline kadar çıktığını söyledi.

Fiyatlardaki artışın hızı gerilemiş olsa da suçlular lüks saatleri hedef almaya devam ederek, faaliyetlerini genişletti. Swindells'e göre bir saat “çalınması zor bir eşya değil”; nispeten kolay taşınıp satılabiliyor. Hırsızın saatin değerinin yalnızca küçük bir bölümünü elde etmesi bile operasyonu kârlı hale getiriyor. Zamanla bazı hırsızlar adeta “uzmanlara” dönüştü.

On yıl önce Rolex'in Submariner ve Daytona modelleri en belirgin hedefler arasındaydı. Bugün ise hırsızlar, bazılarının değeri yüz binlerce sterline ulaşabilen Patek Philippe, Richard Mille, Audemars Piguet, Vacheron Constantin ve Jacob & Co. gibi markalara yöneliyor.

Görev paylaşımı

Şarku’l Avsat'ın Knightsbridge'de eşlik ettiği devriye sırasında Swindells, çevredeki insanları bir dedektif gözüyle izliyor: Kim insanların bileklerine bakıyor? Kim ortada görünür bir neden yokken elektrikli bir bisikletin yanında duruyor? Kim lüks bir mağazadan yeni çıkan bir kişiyi takip ediyor?

Çünkü çok sayıda vakada hırsızlık doğrudan saldırıyla başlamıyor. Önce “gözcü” görevi yapan deneyimli bir kişi Mayfair, Bond Street ve Harrods çevresinde dolaşarak değerli bir hedef arıyor.

scdfgthy
Londra Polisi tarafından Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde gerçekleştirilen bir hırsızlık olayına ilişkin şüphelilerin yakalanması amacıyla yayımlanan güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Hedef belirlendikten sonra ekibin başka bir üyesi kurbanı takip ediyor, diğer ortakları ise birkaç metre ötede bekliyor. Bazıları iletişim kurmak için AirPods ve grup görüşmelerinden yararlanıyor. Swindells'e göre bu yöntem, polisin gözetleme operasyonlarına benziyor; ancak geleneksel telsizler yerine WhatsApp kullanılıyor.

Ardından saldırı gerçekleşiyor. Günümüzde en yaygın yöntem kap-kaç. Bu nedenle deri kayışlı veya kompozit malzemeden üretilmiş saatler metal bilezikli modellere kıyasla daha cazip hale geliyor. Dedektife göre kayış en zayıf noktasından koparılabiliyor ve saat bir veya iki saniye içinde alınabiliyor.

Londra'da giderek yaygınlaşan elektrikli bisikletler de bu operasyonlarda daha fazla kullanılıyor. Swindells, şu anda ilgilendiği saat hırsızlığı vakalarının yaklaşık yarısında elektrikli bisiklet kullanıldığını tahmin ediyor. Bisikletler ya kurbana yaklaşmak ya da saati aldıktan sonra hızla kaçmak için kullanılıyor.

Kaddad'ın birkaç gün önce mahkûm edilmesine yol açan olayda da aynı yöntem kullanılmış, ancak polis memuru kendisini yakalamayı başarmıştı.

Keskin düşüş

Sosyal medya platformlarının Londra'daki saat hırsızlığı olaylarına ilişkin çizdiği karanlık tablonun aksine polis verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Veriler, bu suçlarda belirgin bir düşüş yaşandığını gösteriyor.

Şarku’l Avsat'ın incelediği verilere göre Swindells'in ekibinin sorumluluk alanında kayda geçen saat hırsızlıklarının sayısı 2026'nın ilk altı ayında 97'ye geriledi. Bu sayı 2025'in aynı döneminde 189'du. Böylece yaklaşık yüzde 50'lik bir düşüş yaşandı.

fghyjuk
Londra Polisi'nin, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde meydana gelen bir hırsızlık olayının şüphelilerini yakalamak amacıyla yayımladığı güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Tarihsel olarak hırsızlıkların zirve yaptığı aylardan biri olan haziran ayındaki rakamlar da düşüşün boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Bu yıl yalnızca 21 hırsızlık kaydedilirken, bu sayı Haziran 2025'te 52, 2024'te 75, 2023'te 74 ve 2022'de 68 olarak kaydedilmişti.

Bu rakamlar Londra polisi verileriyle de örtüşüyor. Westminster, Kensington and Chelsea ile Hammersmith and Fulham bölgelerinde saat hırsızlıkları yılın ilk yarısında yüzde 50'den fazla azaldı ve 2025'teki 213 vakadan 97 vakaya geriledi.

Londra genelinde kişilere yönelik hırsızlık suçları da yüzde 23 oranında, yani 23 binden fazla vaka azaldı. Kişilere yönelik soygunlarda ise yüzde 11'lik, yaklaşık 3 bin vakalık düşüş kaydedildi.

Ancak Swindells, bu rakamların tablonun tamamı olarak değerlendirilmemesi konusunda uyarıyor. Özellikle Londra'da yalnızca birkaç gün geçiren turistlerden bazıları polise başvurmuyor. Dedektif, polis ekiplerinin zaman zaman TikTok'ta saat hırsızlığı görüntülerine rastladığını, ardından olayın resmi olarak kayda geçirilmediğini tespit ettiklerini söylüyor.

Londra'dan Dubai ve Hong Kong'a

Polisin işi hırsızı yakalamakla bitmiyor. Londra'da bir kişinin bileğinden alınan saat, bir süre sonra binlerce kilometre uzakta ortaya çıkabiliyor.

Swindells, Las Vegas, Hong Kong ve Dubai'den saatler geri aldığını, İngiliz polisinin de başka ülkelerde çalınan saatleri yeniden ele geçirdiğini söylüyor.   Ülkeler arasındaki sınırlar, veri tabanlarının farklılığı ve hukuki sistemlerdeki ayrışmalar ise saatlerin takibini daha karmaşık hale getiriyor.

hyu7
Londra Polisi tarafından, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde gerçekleşen lüks saat hırsızlığı girişimine ilişkin yayımlanan güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Şüphelilerin bazıları da İngiltere'de sürekli yaşamıyor. Dedektifler, ülkeye kısa süreliğine gelen, bu süre içinde çok sayıda hırsızlık gerçekleştiren ve ardından ülkeyi terk eden kişileri tespit etti. Bu durum özellikle Fransa, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa'daki polis teşkilatlarıyla iş birliğini daha önemli hale getiriyor.

Swindells soruşturmalardaki sorunlardan birini basit bir karşılaştırmayla anlatıyor: Bir kilogram uyuşturucuyu havalimanından geçirmek şüphesiz denetçilerin dikkatini çeker. Buna karşılık yüz binlerce, hatta milyonlarca sterlin değerindeki bir saat bilekte taşınabilir ve herhangi bir şüphe uyandırmadan uçağa sokulabilir. Üstelik kimse saatin nereden geldiğini bilmeyebilir.

Çeteler ve sahte kimlikler

Swindells, saat hırsızlarının tek bir gruba mensup olmadığını belirtiyor. Polisin İngiltere'nin yanı sıra Avrupa'nın farklı bölgelerinden, Doğu Avrupa'dan ve Kuzey Afrika'dan gelen şüphelilerle karşılaştığını anlatıyor.

Ancak Swindells'e göre günümüzde Londra'daki lüks saat hırsızlıklarında şüphelilerin çoğu Kuzey Afrika kökenli ve İngiltere'ye çoğu zaman Fransa ve İrlanda üzerinden geliyor.

Bazıları ülkede kısa süre kalıyor, bu süre içinde hırsızlıklar gerçekleştirip ardından yeniden ayrılıyor. Bazıları ise sahte belgeler ve farklı ülkelerde farklı kimlikler kullanıyor.

gthyj
Londra Polisi tarafından, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde sivil polislerce yürütülen bir operasyon sırasında kaydedilen güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare

Swindells, Avrupa'daki polis teşkilatlarıyla DNA verilerinin paylaşılmasının bazı vakalarda aynı kişinin farklı ülkelerde farklı isimlerle kayıtlı olduğunu ortaya çıkardığını söylüyor.

Polis ayrıca, Swindells'in aktardığına göre aynı yöntemleri kullanan organize suç grupları ve çeteler tespit etti. Birbirlerini tanımadıkları açıkça görülen kişilerin bir araya geldiği de gözlemlendi. Bu durum, söz konusu kişilerin bir araya getirilmiş olabileceğine veya aynı kaynaktan bu yöntemleri öğrenmiş olabileceklerine işaret ediyor.

Ancak Swindells, bu kişilerin bazılarının insan ticaretine maruz kalıp kalmadığını veya zorla getirildiklerini doğrulayamayacağını özellikle vurguluyor.

Gizli operasyonlar

Londra polisi bu tabloya karşı gizli operasyonlara da başvuruyor. Bunlardan biri 2025'te Soho'da, diğeri ise 2024'te Mayfair'de gerçekleştirildi. Operasyonlarda sivil polisler, hırsızları tuzağa düşürmek amacıyla lüks saatler taktı.

Düzenlenen bir operasyonda 40 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandığını belirten Swindells, “Gözaltına alınan 40 kişi de hüküm giydi” diyor.

Teknoloji de soruşturmalarda temel bir rol oynamaya başladı. Yüz tanıma programları, bazen düşük kaliteli güvenlik kamerası görüntülerinden bile bir şüphelinin belirlenmesini sağlıyor. Telefon verileri ise zanlıların hareketlerinin yeniden oluşturulmasına yardımcı oluyor.

Bir vakada polis, Harrods'da 73 bin sterlin değerinde Patek Philippe saat satın alan Orta Doğulu bir ziyaretçiyi iki saat boyunca takip eden üç erkeğin izini sürdü. Şüphelilerden birinin kimliği belirlendikten sonra telefon verileri polisi diğer iki kişiye götürdü. Soruşturma kapsamında bu kişilerin çalıntı saatleri takarken çekilmiş fotoğrafları da bulundu.

Ancak Swindells, tüm bu teknolojik araçların çok daha basit bir adımla başladığını vurguluyor: Polise ihbarda bulunmak.

Bazı mağdurlar, saatlerini geri alsalar bile şikâyette bulunmak veya adli süreci desteklemek konusunda tereddüt ediyor. Bu durum, şüphelinin yeniden sokağa çıkmasına ve başka bir kişiyi hedef almasına imkân sağlayabiliyor.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.