Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye görüşmesinde bölgesel gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
TT

Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye görüşmesinde bölgesel gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, El Alameyn kentindeki görüşmesinden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bölgedeki mevcut gelişmeleri ve son durumu ele aldı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Temim Hilaf'ın bugün (Cuma) yaptığı açıklamaya göre El Alameyn kentinde gerçekleştirilen dostane görüşmede bakanlar, stratejik ortaklığı güçlendirme ve ortak çıkarları ilerletme konusundaki kararlılıklarını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bakanların ayrıca ülkeleri arasındaki köklü dostluk ve yakın iş birliği bağlarının derinliğine dikkat çektiğini belirtti.



Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Mısır ziyareti kapsamında Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında, bölgesel meselelerde uyum ve iki ülke arasındaki ortaklığın desteklenmesi konusunda belirgin bir yakınlaşma olduğu görüldü.

Abdulati ve Fidan, Kuzey Sahili'ndeki El Alameyn kentinde, geçen şubat ayında Kahire'de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen İkinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın sonuçlarının uygulanmasını takip etmek amacıyla düzenlenen İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı'na başkanlık etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) yapılan açıklamaya göre, perşembe akşamı gerçekleştirilen toplantıda iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini güçlendirme ve iki ülke liderlerinin 2024 yılında üzerinde mutabık kaldığı üzere ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarma yolları ele alındı.

vfghyju
Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de askeri iş birliği anlaşması imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İki bakan, ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin ve iki ülkenin mevcut potansiyelinden tam anlamıyla yararlanılmasını engelleyebilecek tüm zorlukların aşılmasının önemini vurgularken, Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Abdülati, Türk yatırımcıların faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla Mısır'ın attığı adımları gözden geçirirken, Türk tarafının Mısır'da Türk yatırımlarını daha fazla çekmek amacıyla, özellikle Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'nde otomotiv, ekipman, kimya ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösterecek tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini beklediklerini ifade etti.

İki bakan ayrıca, yük taşımacılığını artırmak amacıyla Mısır ile Türkiye arasındaki Ro-Ro deniz taşımacılığı hattının yeniden faaliyete geçirilmesine ilişkin istişarelerdeki son gelişmeleri ele aldı. Görüşmede, Mısır ve Türkiye limanları arasındaki tedarik zincirlerinin ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesi de gündeme geldi.

fvg
Mısır ile Türkiye arasındaki İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı El Alameyn'de gerçekleştirildi (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Rakha Ahmed Hassan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire ile Ankara arasında Sudan, Yemen, Suriye ve Gazze gibi bölgesel dosyalarda uyum bulunduğunu söyledi. Hassan, iki ülkenin Orta Doğu'daki krizlerin çözümü için arabuluculuk rolü üstlendiğini belirtti.

Hassan, Libya dosyasının da iki ülkenin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu belirterek, krizin çözümü için seçimlerin yapılıp yapılamayacağının ele alındığını, seçimlerin Libya krizinin çözümü açısından temel bir adım olduğunu ifade etti. Ayrıca Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın da gündemde olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Ankara'da, 2025 yılının Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümüne denk geldiğine ve iki ülkenin tüm alanlarda ortaklık ve iş birliğini stratejik düzeye yükseltme iradesine vurgu yapılan bir ortak bildiri imzalamıştı.

Demokrasi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve bölgesel meseleler uzmanı Kerem Said ise Türkiye'nin, bölgedeki nüfuzunu güçlendirmesinin merkezi bir ülke ve gerek Libya meselesi gerekse Doğu Akdeniz konusunda temel bir dayanak olan Mısır'la yakınlaşmasını güçlendirmesine bağlı olduğuna inandığını belirtti.

Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Türk Dışişleri Bakanı'nın Mısır ziyaretinin, ticari ve askeri ilişkilerin yanı sıra diplomatik koordinasyon açısından da ikili ilişkilerde dikkat çekici bir gelişme yaşandığı bir döneme denk geldiğini söyledi.

fdfrgthy
Abdulati ve Fidan, bugün (Cuma) ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin önemine dikkat çekt. (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Said, ziyaretin Libya sahasındaki koordinasyona odaklandığını belirterek, Mısır ve Türkiye'nin Libya'da birleşik bir siyasi sistem ve birleşik bir askeri yapı oluşturulmasının önemi konusunda ortak bir yaklaşım ve vizyona sahip olduğunu ifade etti.

Said ayrıca, İsrail'in bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik hamlelerinin nasıl ele alınacağının da görüşmelerde gündeme geldiğini belirtti. Özellikle İsrail'in Filistin toprakları, güney Suriye ve güney Lübnan'daki operasyonlarını genişletme konusundaki ısrarına dikkat çeken Said, İsrail'in Kızıldeniz bölgesindeki girişimlerine, özellikle Somaliland’ı tanımasının ve Kızıldeniz kıyısında bu bölgede askeri üs kurma çabasının da değinilen konular arasında olduğunu söyledi.

Said, Sudan'daki savaşla bağlantılı dosyaya da değinerek, Mısır ve Türkiye'nin Sudan'daki resmi yönetimin desteklenmesi ve her türlü ayrılıkçı hareketle mücadele edilmesinin önemi konusunda ortak bir görüşe sahip olduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) açıklamaya göre Abdulati ve Fidan, ikili düzeyde ve Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Dörtlü Mekanizma çerçevesinde yakın koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Bu mekanizmanın bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlama çabalarını desteklemeyi amaçladığı belirtildi.

Görüşmelerde ayrıca bölgedeki gerilimi düşürme ve tansiyonu kontrol altına alma çabaları ile siyasi ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesi ele alındı. Bu kapsamda, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptına uyulmasını sağlamaya yönelik girişimler de değerlendirildi.

Abdulati ve Fidan, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki ihlallerini kınarken, Filistin topraklarındaki gerilimin derhal durdurulması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birinci ve ikinci aşamalarından oluşan barış planının, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesi de dahil olmak üzere hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki bakan ayrıca, ateşkesin sağlanması ve Sudan'ın birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyan, Sudan halkının beklentilerini karşılayan siyasi bir çözüme ulaşılması yönündeki çabaların sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.


Salah transferi Mısır-Türkiye görüşmelerine damga vurdu

Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)
Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)
TT

Salah transferi Mısır-Türkiye görüşmelerine damga vurdu

Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)
Salah’ın Türkiye’de karşılanması sırasında (Facebook)

Mısır’da futbolun etkisinin ulaştığı boyutu gösteren dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Mısır Milli Takımı’nın kaptanı Muhammed Salah’ın Trabzonspor’a transferi, spor dünyasından siyaset alanına taşındı. Transfer, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ın perşembe günü Mısır’ın Yeni El-Alameyn kentinde gerçekleştirdiği görüşmede gündeme geldi.

Abdulati, Fidan’la düzenlediği ortak basın toplantısında, “Mısır, değer verdiğimiz yıldız futbolcu Muhammed Salah’ın Türk halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılanmasından dolayı minnettarlığını ifade ediyor” dedi. Abdulati, Salah’ın Türkiye’de gördüğü coşkulu karşılamanın “Mısırlıların kalbini mutlu ettiğini” belirtti.

Türk Dışişleri Bakanı Fidan da konuya ilişkin, “Muhammed Salah’ın transferinden memnuniyet duyuyoruz. Sanki bu vesileyle Mısır ve Türkiye halkları birbirine sarıldı” ifadelerini kullandı. Fidan, transferin “iki halk arasındaki bağların derinliğini yansıttığını ve Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin gücünü ortaya koyduğunu” söyledi.

Mısırlı yazar ve akademisyen, Mansura Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Muhammed Fethi Yunus ise Salah’ın Türkiye ligine transferini, “Mısır’ın en önemli yumuşak güç unsurlarından birinin harekete geçirilmesi” olarak değerlendirdi. Yunus, Salah’ın “toplumsal etkisi oldukça yüksek küresel bir yıldız” olduğunu belirterek, çeşitli araştırmaların onun İngiltere’de “İslamofobi”nin, yani İslam’a yönelik hastalıklı korku ve önyargının, gerilemesindeki rolünü ortaya koyduğunu ve Liverpool’da forma giydiği dönemde İslam’a ilişkin olumsuz paylaşımların oranının düştüğünü gösterdiğini ifade etti.

crgthy
Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, Muhammed Salah’ın Türkiye’de futbol kariyerine devam etmesini konuştu (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Yunus, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dünya daha önce de spor yıldızlarının siyasetin ve siyasi çıkarların aşırılıklarını yatıştırmada olumlu roller üstlendiğine tanık oldu” dedi. Buna örnek olarak Fildişi Sahili’nin yıldızı Didier Drogba’yı gösteren Yunus, Drogba’nın ülkesinin 2007’de Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmasından önce isyancıları ateşkes ve barış ilan etmeye çağırdığını hatırlattı. Fildişi Sahili Milli Takımı’nın ülkenin kuzeyinde isyancıların kontrolündeki bölgelerde maç oynamasının da ülkede barışın önünü açtığını belirtti.

Muhammed Salah, Türk taraftarlardan “destansı” olarak nitelendirilen bir karşılama gördü. Transferin tamamlandığının açıklanmasının ardından Trabzon sokaklarında düzenlenen kutlama konvoylarıyla başlayan coşku, havalimanında Salah’ı karşılamak için toplanan binlerce taraftarla devam etti. Stadı dolduran taraftarlarla, havai fişekler ve yüksek tezahüratlar geceye damgasını vurdu.

Salah, kendisine yönelik coşkulu karşılama hakkında, “Böylesine harika bir atmosferin içinde olduğum için çok mutluyum. Daha önce böyle bir şey gördün mü? Açıkçası hatırlamıyorum. Ancak bu kadar büyük bir sevgi ve ilgi görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor” dedi.

Salah ayrıca medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda, Trabzonspor ile hem yerel hem de Avrupa arenasında başarı elde etmek için “elinden gelenin en iyisini yapacağı” sözünü verdi. Daha önce forma giydiği her kulüpte başarılar elde ettiğini belirten Salah, “Türkiye’de de aynısını yapacağım” dedi.

Fethi Yunus, Muhammed Salah’ın transferinin, geçmişte Çin ile ABD arasında yaşanan ve “ping pong diplomasisi” olarak bilinen süreci yeniden hatırlattığını söyledi. Yunus, 1971’de Japonya’da düzenlenen dünya şampiyonası sırasında sporun iki ülke arasındaki uzlaşmanın önünü açtığını belirtti. Yunus, “Popüler futbol yıldızlarının etkisi zaman zaman kurşunlardan daha güçlü olabilir” ifadelerini kullanarak, Salah’ın Türkiye’de gördüğü olağanüstü ilginin, karşılanma törenlerinden kamuoyuna sunuluş biçimine kadar her aşamada kendisini gösterdiğini kaydetti.


Mısır, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılacak mı?

  Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)
TT

Mısır, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılacak mı?

  Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından (AFP)

Ahmed Abdulhakim

Kahire'nin Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı bir araya getiren ve geçtiğimiz cuma imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin şimdiye kadar resmi bir tutum açıklamamış olsa da Mısır'ın anlaşmaya taraf olan ülkelerle arasındaki yakın ve stratejik ilişkileri ile bölgenin sıcak kriz başlıklarında bu üç ülkeyle ikili düzeydeki çıkarları ve vizyonlarındaki kesişimleri göz önüne alındığında, gelecekte bu çerçeveye katılma ihtimali bir tartışma ve merak konusu olmaya devam ediyor.

Mısır’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda yer almaması önemsiz bir ayrıntı değildi. Çünkü anlaşma, süregelen güvenlik sorunlarının ve askeri çalkantıların yaşandığı bir ortamda, bölgenin güç ve güvenlik denklemlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde ortaya çıktı. Söz konusu anlaşma, kolektif güvenlik anlayışına ve her türlü saldırganlığa karşı ortak caydırıcılığın güçlendirilmesine dayanan yeni dengeler kurmayı hedefliyor. Bu durum, ‘üç ülkeden herhangi birine yönelik bir silahlı saldırının, hepsine yapılmış sayılacağı’ ilkesine dayanıyor.

Zamanlama ve taşıdığı anlamlar açısından bakıldığında, Mısır’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda yer almaması önemsiz bir ayrıntı değildi. Çünkü anlaşma, süregelen güvenlik sorunlarının ve askeri çalkantıların yaşandığı bir ortamda, bölgenin güç ve güvenlik denklemlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde ortaya çıkarak, ‘üç ülkeden herhangi birine yönelik bir silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağı’ ilkesi temelinde kolektif güvenlik anlayışına ve her türlü saldırganlığa karşı ortak caydırıcılığın güçlendirilmesine dayanan yeni dengeler kurmayı hedefliyor.

Son birkaç gündür Mısır çevrelerinde Mekke Ortak Savunma Anlaşması üzerine tartışmalar yapılıyor. Bölgede yaşanan istikrarsızlık, süregelen çok sayıda kriz ve çatışmanın gölgesinde Kahire'nin stratejik çıkarlarının bölgedeki müttefik ve etkin ülkelerle bir savunma ittifakına girmesini mi gerektirdiği, yoksa bağımsız bir hareket alanını korumanın Mısır'ın hesaplarına daha mı uygun olduğu değerlendiriliyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması Riyad, Ankara ve İslamabad arasındaki ortak caydırıcılığı pekiştirmeyi amaçlıyor. Üç ülkenin kolektif güvenliğini güçlendirmeyi, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı desteklemeyi hedefleyen anlaşma, tarafların savunma ile stratejik kapasitelerini geliştirmelerine ve savunma yeteneklerinin entegrasyonu üzerine çalışmalarına imkan tanıyor.

Anlaşmaya dair yapılan resmi açıklamalarda; söz konusu imzanın üç ülke arasındaki köklü tarihi bağlar, aralarındaki kardeşlik ve İslami dayanışma ilişkileri ile ortak stratejik çıkarlar ve yakın savunma iş birliği temelinde atıldığı belirtildi. Açıklamada, anlaşmanın ‘hiçbir ülkeyi hedef almadığı’ ve ‘bölgede istikrarı sağlamayı hedefleyen’ diğer ülkelerin de katılımına açık olduğu vurgulandı.

Kahire'nin hesapları

Mısırlı diplomatik kaynaklara göre Kahire, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı ve Riyad, Ankara ile İslamabad arasında üçlü bir ittifak kurulmasının ilanını, ‘bölgesel güvenlik düzenlemelerinin yeniden şekillenmesinde önemli bir gelişme ve bölge ülkelerinin kendi çıkarları ile ihtiyaçlarını gözeten bir güvenlik sistemi kurma yeteneğinin bir teyidi’ olarak değerlendiriyor.

Independent Arabia’ya konuşan kaynaklar, Mısır'ın üç ülkeyle -vizyon ve önceliklerde fikir birliği düzeyine varan- seçkin ilişkilerine rağmen ittifaka katılıp katılmama konusunda temkinli davranmasının gerekçesini açıklarken, anlaşmanın ‘sadece askeri bir koordinasyon çerçevesi sunmayıp, tehdit halkalarının genişlediği, askeri ve siyasi hesapların iç içe geçtiği bir bölgede kolektif bir güvenlik modeli ortaya koyduğunu, bunun da kararı daha hassas hale getirerek Mısır açısından doğrudan sınırlarını aşan kriz ve çatışmalara yönelik yeni hesaplamaları zorunlu kıldığını’ belirttiler.

Diplomatik kaynaklardan biri, yaptığı açıklamada, “Mısır Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki savunma iş birliğinin önemini takdir etse de Mısır açısından iş birliği ve koordinasyondan ortak bir savunma taahhüdüne geçiş titiz bir inceleme gerektiriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak, Kahire'nin geçtiğimiz dönem boyunca bölge ülkeleriyle çok sayıda güvenlik ve askeri istişareye dahil olduğuna işaret ederek ‘ancak konuyu Mısır'ın çıkarları ve milli güvenlik hesapları açısından ele aldığını’ belirtti.

Aynı kaynak, ‘özellikle çalışma mekanizması ve üye ülkelere getirilen yükümlülükler netleştikten sonra’ Mısır'ın ilerleyen bir aşamada ittifaka katılma ihtimalini dışlamadı. Aynı zamanda Kahire ile üç başkent arasındaki koordinasyonun ‘son aylarda diplomatik, güvenlik ve askeri tüm düzeylerde ivme kazandığını ve Mısır'ın bölge güvenliğine ilişkin bu istişarelerden uzak kalmadığını’ vurguladı.

Mck
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati (AFP)

Başka bir Mısırlı diplomat ise “Kahire ile üç ülke arasında muhtelif stratejik düzeylerde zaten geniş kapsamlı bir iş birliği mevcut ve mevcut sınamalar ışığında bu iş birliğinin güçlendirilmesinin önünde bir engel bulunmuyor” dedi. Ancak diplomat, Mısır'ın herhangi bir ittifaka üyeliğinin farklı bir mesele olduğunu ve bağımsız bir değerlendirme gerektirdiğini hatırlatarak, katılım konusunun yalnızca siyasi bir karar olmadığını; askeri yükümlülüğün niteliğiyle ve anlaşmanın bir koordinasyon ve caydırıcılık çerçevesi olarak mı kalacağı, yoksa operasyonel yükümlülükleri olan bir savunma ittifakına mı dönüşeceğiyle bağlantılı olduğunu belirtti.

Üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının hepsine yapılmış sayılacağını öngören Mekke Ortak Savunma Anlaşması, aynı zamanda Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında savunma, askeri ve istihbarat iş birliği alanlarının güçlendirilmesini içeriyor. Aynı kaynak, "Kahire'nin anlaşmayı ilgiyle takip ettiğini; ancak özellikle çalışma mekanizmalarının nihai tablosu ve katılabilecek ülkeler henüz netleşmediği için tutum belirlemede acele etmediğini" ifade etti.

Mısırlı kaynakların açıklamaları, iki gün önce Mısır'ın önümüzdeki dönemde Mekke Anlaşması'na katılmasını beklediğini açıklayan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın sözleriyle örtüşüyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığı açıklamasında Fidan, Kahire'nin ‘tüm konularda halihazırda doğal ortakları olduğunu ve önümüzdeki dönemde Mısır'ın da bir ittifak olarak aralarında yer alacağına inandığını’ belirterek, ‘bazı teknik hususların bulunduğunu, bunların tamamlanmasıyla Mısır'ın bu ittifakın bir parçası olmasının önünde hiçbir engel kalmayacağını’ vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gerçekleştirdikleri bir telefon görüşmesinde bölgesel güvenlik düzenlemelerini, gerilimi düşürme çabalarını ve bölgede istikrarı destekleme adımlarını ele aldıklarını belirtti. Bu sırada Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın temel ilkelerine bağlı kalmak ve anlaşmazlıkları karşılıklı saygı, iş birliği ve barışçıl yollarla çözmek isteyen bölgedeki her ülkeye açık olduğunu ve bu ülkeler arasında var olan veya üçüncü ülke/kuruluşlarla yapılmış mevcut ikili ya da çok taraflı anlaşmaları hükümsüz kılmadığını veya onların yerini almadığını yazdı. Dar, bunun ‘doğası gereği bir savunma anlaşması olduğunu, hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve yegane amacının barışa yönelik kesintisiz çabaları daha da pekiştirmek olduğunu’ ifade etti.

Kahire'nin katılım ihtimalleri

Mısırlı gözlemci ve uzmanların Mısır'ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılma ihtimallerine dair görüşleri, Kahire'nin stratejik çıkarlarının bölgedeki müttefik ve etkin ülkelerle bir savunma ittifakına girmeyi gerektirdiğini savunanlar ile bölgede yaşanan istikrarsızlık durumu ve mevcut kriz ile çatışmaların çokluğu ışığında bağımsız bir hareket alanını korumanın Mısır'ın hesaplarına daha uygun olacağına inananlar arasında farklılık gösteriyor. Özellikle de bölgenin etkin ve ağırlık sahibi başlıca ülkelerinin bu ittifakın çatısı altında yer alması, bu ihtimallere yönelik tartışmaları daha da dikkat çekici kılıyor.

Jfjfj
Geçtiğimiz aylarda Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır; bölgedeki meseleleri, özellikle de İran'a karşı yürütülen savaşı ele almak üzere bir grup oluşturdu (AFP)

Mısır'ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yaser Osman, üçlü ittifakın ilanına ilişkin değerlendirmesinde, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bir boşluktan doğmadığını veya sürpriz olmadığını aksine, bölgenin bu ülkelerin çıkarlarına dokunan ve bölgesel güvenlik ile istikrarı olumsuz etkileyen şiddetli krizlerle kaynadığı son derece hassas bir dönemde, aylarca süren yakın bir koordinasyon ve istişare çerçevesinde ortaya çıktığını belirtiyor. Independent Arabia’ya konuşan Osman, bu üçlü ittifakın ortak çıkarlar ile bu ülkelerin milli güvenliklerini tehdit eden mevcut ve gelecekteki sınama ve tehlikelerin idrak edilmesi temelinde inşa edildiğini ifade etti.

İttifakın taşıdığı, ‘bölge ülkelerinin, büyük Batılı güçlerin şemsiyesi dışında kendi içlerinden bölgesel bir güvenlik sistemi kurma kapasitesinde somutlaşan’ mesajın önemini vurgulayan Osman, Mısır'ın veya bir başka ülkenin bu ittifaka katılma meselesinin her ülkenin kendi hesaplarına, çıkarlarına ve bölgesel güvenlik ile onun belirleyicilerine dair kapsamlı vizyonuna tabi olduğunu açıkladı. Durumun ‘Kahire açısından, Mısır'ın Arap milli güvenliği kavramı ile bunun bölgesel güvenlikle olan kesişim ve temas düzeyiyle bağlantılı olduğunu’ sözlerine ekleyen Osman, Mısır'ın Arap Ortak Savunma Anlaşması'nın bir üyesi olduğunu ve Arap milli güvenliğini korumak amacıyla ortak bir Arap gücü oluşturulması teklifini sunma konusunda öncü bir rol üstlendiğini unutmamak gerektiğini vurguladı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Masum Merzuk, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, 1950 tarihli Arap Ortak Savunma ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması’na atıfla “Prensip olarak, bölgedeki güç dengelerini değiştirmeye yönelik herhangi bir bölgesel birleşmenin övgüye değer ve gerekli bir adım olduğuna şüphe yoktur. Ancak istenen hedefe ulaşılması ve bölgede daha önce tamamlanamayan girişimlerin tekrarlanmasından kaçınılması için bunun bilimsel bir yöntem ve biçimde gerçekleştirilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

“Bölgede herhangi bir askeri ittifakın başarılı olması mümkün mü?" sorusunu soran Merzuk, kendi sorusuna “Evet, mümkün. Eğer ciddi bir adım atılır ve Ortadoğu'daki dengeyi ve güvenlik denklemlerini yeniden tesis etmek amacıyla bilimsel bir şekilde inşa edilirse bu gerekli bir durumdur. Böylece bölgeye hegemonyasını dayatmaya çalışan -kim olursa olsun- o güçlere karşı bir caydırıcılık oluşur” yanıtını verdi. Kahire'nin anlaşmanın imza töreninde bulunmamasının ‘ilgi çekici ve şaşırtıcı’ olduğunu vurgulayan Merzuk, kendi ifadesiyle ‘bölgede hegemonya ve tahakküm kurmaya çalışan tüm planlara karşı koymak amacıyla Ortadoğu'da hepimizin ihtiyaç duyduğu bir gücün inşasına ulaşmak için’ Mısır'ın ‘anlaşmanın taraflarıyla koordinasyon ile iş birliğini sürdürmesinin ve imkanlar dahilinde yardım sunmasının’ önemini vurguladı. Merzuk, Mısır’ın ‘bölgedeki istikrarsızlık ve bozgunculuk girişimlerine karşı duran ciddi herhangi bir bölgesel sistemde etkin bir taraf olmasını sağlayacak tecrübe, kapasite ve imkanlara’ sahip olduğuna dikkati çekti.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Heridi ise Kahire'yi İslamabad, Riyad ve Ankara'ya bağlayan seçkin ve iyi ilişkileri teyit ederek “Arap Birliği üyelerinden Mısır ve Suudi Arabistan, 1950 yılında imzalanan Arap Ortak Savunma ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması kapsamında savunma, güvenlik ve askeri bir çerçevede iş birliği yapıyor. Bu da teorik ve diplomatik açıdan iki ülkenin ortak bir savunma anlaşmasıyla birbirine bağlı olduğu anlamına geliyor” şeklinde konuştu. “Pakistan ve Türkiye'ye gelince; Mısır'ın bu ülkelerle askeri ve güvenlik iş birliği her biriyle ayrı ayrı yürütülüyor" diyen Heridi, bu iş birliğinin ülkelerin ortak çıkarlarını karşılayacak şekilde geliştiğine ve ilerlediğine dikkati çekti.

Kahire'nin bölgesel güvenlik ve caydırıcılığı pekiştirme yönündeki her türlü adım veya girişimi desteklediğini ifade eden Heridi, bölgedeki çeşitli etkin ülkelerin tehlike ve tehditleri kontrol altına almak, bölgedeki sorunları, krizleri ve çatışmaları barışçıl çözümlerle gidermek için çalıştığını ve kendi ifadesiyle bunun Mekke Anlaşması'nda yer alan hususlarla örtüştüğünü açıkladı.

Mısır’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılıp katılmama meselesinin ‘imzacı taraf ülkelerle arasındaki ilişkilerin doğasını etkilemeyeceğini’ savunan Heridi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ‘Ortadoğu tarihinde taraflarından birinin nükleer güç olduğu ilk resmi ortak savunma anlaşması’ olduğuna işaret ederek, bu durumun beraberinde özel anlamlar ve önemli mesajlar getirdiğine dikkati çekti.

Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Dr. Hasan Nafaa da Heridi'nin görüşüne katılarak şunları söyledi:

“Geleneksel olarak Mısır dış politikasında, Arap çerçevesi dışında savunma veya askeri ittifaklara meyletmeme şeklinde sabit bir çizgi var olagelmiştir."

Nafaa sözlerine şöyle devam etti:

“Bu durum, illa ki siyasi, askeri ve güvenlik koordinasyonunun bulunmadığı veya belirli bazı rollerin üstlenilmediği anlamına gelmez. Ancak bu, doğrudan askeri yükümlülükler ve sorumluluklar doğuran bir askeri ittifak boyutuna varmaz. Mısır, kendisiyle birlikte Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı bir araya getiren ve ABD/İsrail-İran Savaşı’nın gölgesinde oluşturulan uluslararası dörtlünün bir parçasıydı. Dolayısıyla, ilk olarak geçtiğimiz mart ayında İslamabad'da, ardından Türkiye ve Mısır'da gerçekleşen önceki istişarelere katıldı. Bu da dört ülke arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin halen güçlü ve kesintisiz bir şekilde devam ettiği anlamına geliyor."

Nafaa son olarak, ‘belirli bir ülkeye karşı bir ittifaka dönüşmeksizin, bölgedeki genel gelişmelere yönelik olumlu yansımaları dolayısıyla bu dört güç arasındaki iletişim ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının ardından, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisi Müsteşarı Büyükelçi Raid Krimli sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımda, ‘anlaşmanın askeri bir eksen veya mezhepsel bir blok oluşturma girişimi olmadığını ve herhangi bir nükleer hedef ya da silahlanma yarışı ile de bağlantısı bulunmadığını’ ifade etti.

Bilindiği üzere geçtiğimiz birkaç ay içerisinde, her biri ABD’nin müttefikleri arasında yer alan Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır, bölgedeki meseleleri, özellikle de İran'a karşı yürütülen savaşı ele almak üzere bir grup oluşturmuştu. Daha sonra Türkiye, ‘R4’ adı verilen bu grubun somut mekanizmalar aracılığıyla ortaklığını güçlendirmeyi hedeflediğini duyurdu.

Öte yandan bazı kesimler, bu dört ülke arasındaki istişare ve koordinasyonun yoğunlaşmasının, bölgedeki krizlere ve çatışmalara olumlu yansıyacak geniş çaplı stratejik bir mutabakatla sonuçlanacağı değerlendirmesinde bulunuyor.