Mazlum Abdi, “SDG’nin askeri ve idari kurumlarının Suriye devletine entegrasyonunun tamamlandığını” açıkladı

“Suriye Demokratik Güçleri” lideri Mazlum Abdi, (Arşiv-AFP)
“Suriye Demokratik Güçleri” lideri Mazlum Abdi, (Arşiv-AFP)
TT

Mazlum Abdi, “SDG’nin askeri ve idari kurumlarının Suriye devletine entegrasyonunun tamamlandığını” açıkladı

“Suriye Demokratik Güçleri” lideri Mazlum Abdi, (Arşiv-AFP)
“Suriye Demokratik Güçleri” lideri Mazlum Abdi, (Arşiv-AFP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Lideri Mazlum Abdi, yaptığı açıklamada, Özerk Yönetim’e bağlı askeri, idari ve güvenlik kurumlarının yeni Suriye devletinin kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdu. Abdi, böylece Baas rejiminin çöküşünün ardından yeni bir dönemin başladığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Rudaw’dan aktardığına göre Abdi yaptığı açıklamada, bu yılın başında varılan anlaşma uyarınca SDG’nin askeri yapılarının yanı sıra idari ve güvenlik birimlerinin de Suriye devletinin ulusal kurumlarına entegre edilmesini öngören sürecin başlatıldığını söyledi. Abdi, bu süreçte söz konusu yapıların “kendi özgün kimliklerini” koruyacağını ifade etti.

Abdi, Batı Kürdistan’da Kamışlı kentinin kuruluşunun 100. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte dün yaptığı konuşmada, “Askeri, hizmet ve idari kurumlarımızın ulusal devlet kurumlarına entegrasyon süreci tamamlandı. Bundan sonra yeni bir süreç başlıyor” ifadelerini kullandı.

Daha önce Özerk Yönetim sınırları içinde bulunan bölgelerde Suriye devleti adına yeni kurumların oluşturulacağını belirten Abdi, mevcut kurumların da faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi. Abdi, bölge halkına bu kurumları koruma çağrısında bulunarak bunların “devrimin kazanımları ve halkın fedakârlıkları” olduğunu vurguladı.

SDG’nin yeni Suriye’nin inşası çalışmalarının bir parçası olmaya karar verdiğini belirten Abdi, bölge halklarının, özellikle de Kürtlerin meşru haklarının yeni Suriye anayasasında güvence altına alınması için verilen mücadelenin siyasi yollarla sürdürüleceğini ve güçlendirileceğini söyledi. Abdi ayrıca ortak yaşamın güçlendirilmesi ve dışlanmışlığın sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.

Abdi, “Kürtler, Araplar, Süryaniler, Asuriler, Ermeniler ve diğer topluluklar Cezire bölgesinde bir asırdan fazla süredir birlikte yaşıyor” dedi.

Yeni Suriye’nin, Baas rejiminin bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi, kimlikleri ve dilleri yasaklamayı ve bölge halkları arasında bölünme yaratmayı amaçlayan politikalarını reddedeceği yönündeki umudunu dile getiren Abdi, çocukların ana dillerinde eğitim görebileceği ve farklı toplulukların kendi kültürlerini özgürce yaşayabileceği bir Suriye temennisinde bulundu.

Abdi ayrıca, SDG’nin son 15 yılda Suriye iç savaşı sırasında bölgeyi büyük çaplı saldırılardan korumadaki rolüne dikkat çekerek, Kürdistan’ın farklı bölgelerinden gelen ve çatışmalarda hayatını kaybeden savaşçıları andı. Halktan, bu kişilerin fedakârlıklarıyla kurulan kurumları desteklemeyi sürdürmesini isteyen Abdi, Kamışlı’nın barış ve istikrarın hâkim olduğu bir Suriye içinde “kültür, siyaset ve refah merkezi” haline gelmesi çağrısında bulundu.



Korsanlar, Yemen açıklarında bir gemiyi ele geçirdi

Somali korsanlarını taşıyan bir tekne (Arşiv- Reuters)
Somali korsanlarını taşıyan bir tekne (Arşiv- Reuters)
TT

Korsanlar, Yemen açıklarında bir gemiyi ele geçirdi

Somali korsanlarını taşıyan bir tekne (Arşiv- Reuters)
Somali korsanlarını taşıyan bir tekne (Arşiv- Reuters)

Deniz güvenliği kuruluşları, yaptıkları açıklamada, korsanların Yemen açıklarında Aden Körfezi’nde bir gemiyi ele geçirerek rotasını Somali’ye çevirmeye zorladığını bildirdi.

Deniz taşımacılığını izleyen Vanguard şirketine göre, “Simoom” adıyla bilinen ve SIBU 1 olarak da anılan tanker, silahlı kişilerin kendisine yaklaşmasının ardından yardım çağrısı yaptı. Olay, Mukalla kentinin 136 deniz mili doğusunda dün meydana geldi.

Avrupa Birliği’nin bölgedeki korsanlıkla mücadele deniz misyonuna bağlı Hint Okyanusu Deniz Güvenliği Merkezi (MSCIO), “altı silahlı kişinin gemiye çıktığını ve şu anda geminin kontrolünü ellerinde tuttuğunu, rotasını Somali’ye çevirdiklerini” doğruladı. Merkez, mürettebatın durumunun iyi olduğunu belirtti.

ABD, geçen aralık ayında Simoom tankerine yaptırım uygulamıştı. Washington, gemiyi İran’ın petrolünü yanıltıcı sevkiyat yöntemleri kullanarak taşıdığı öne sürülen “gölge filosunun” bir parçası olarak tanımladı.

Tanker, merkezi Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan Qatrat al-Nada al-Masi Shipping Management şirketinin işlettiği dört gemiden biri. Şirketin daha önce nefta ve motorin de dahil olmak üzere İran petrol ürünlerini birçok kez taşıdığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Somali açıklarında korsanlık, 2000’li yılların ilk on yılında geniş çapta yayılmış ve 2011’de zirveye ulaşmıştı. Uluslararası deniz güçlerinin bölgede konuşlandırılması ve ticari gemilerin yeni güvenlik önlemleri alması sayesinde saldırılar daha sonra büyük ölçüde azaldı.

Ancak Somalili korsanlar bu yıl faaliyetlerini yeniden artırdı. Nisan ve mayıs aylarında petrol ve gübre taşıyan üç tankerin korsanlar tarafından ele geçirildiği ve bu gemilerin hâlen Somali açıklarında tutulduğu belirtildi. Korsanlar temmuz ayında ise Yemen karasularında bir kimyasal madde tankerini ele geçirerek Somali kıyılarına götürdü.


Gazze arabulucuları, “Barış Konseyi”nden İsrail’in “savaşı durdurma” taahhüdüne bağlı kalmasını güvence altına almasını istedi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkımından, (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkımından, (AFP)
TT

Gazze arabulucuları, “Barış Konseyi”nden İsrail’in “savaşı durdurma” taahhüdüne bağlı kalmasını güvence altına almasını istedi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkımından, (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu oluşan yıkımından, (AFP)

Gazze’de arabulucu ülkeler, uluslararası topluma ve ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğündeki Barış Konseyi’ne, Gazze Şeridi’ndeki ateşkese ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararına uyulmasını güvence altına almak için gerekli adımları atma çağrısını yineledi. Mısır, Katar ve Türkiye ayrıca bölgede süren İsrail saldırılarının yıkıcı sonuçları karşısında yeni bir gerilimin önlenmesi için etkili baskı uygulanmasını istedi.

Arabulucu ülkeler Mısır, Katar ve Türkiye, Gazze Şeridi’nde son dönemde düzenlenen ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan İsrail saldırılarını şiddetle kınadı ve devam eden ihlallere ilişkin derin endişelerini dile getirdi.

Üç ülke dün yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in saldırılarını tırmandırmasının, Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planın uygulanması için yoğun çabaların sürdüğü kritik bir dönemde bölgesel ve uluslararası girişimleri baltaladığını ifade etti. Açıklamada, Barış Konseyi ile İsrailli yetkililer arasındaki toplantı ve müzakere sürecinde yapıcı adımlar atılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğü kaydedildi.

Açıklamada ayrıca İsrail’in ateşkes anlaşması kapsamındaki bütün yükümlülüklerine tam olarak uyması ve ateşkesi zayıflatabilecek ya da gerilimi tırmandırabilecek her türlü eylemden kaçınması gerektiği vurgulandı.

Abdülati ve Fidan, bu ayın ortasında Kuzey Sahili’ndeki El Alameyn kentinde düzenlenen basın toplantısında. (Dışişleri Bakanlığının Facebook sayfası)
Abdülati ve Fidan, bu ayın ortasında Kuzey Sahili’ndeki El Alameyn kentinde düzenlenen basın toplantısında. (Dışişleri Bakanlığının Facebook sayfası)

Bu gelişmeler kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde, ABD Başkanı’nın Gazze’de barış planının uygulanmasına yönelik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguladı. İki bakan, İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini ve “yol haritasını” yerine getirmesinin sağlanmasının, ikinci aşamaya ilişkin adımların atılmasının, ateşkesin kalıcı hale getirilmesinin ve barış ile istikrar yolunda ilerlenmesinin önünü açacağını kaydetti.

Bakanlar, Filistinli grupların silahların sınırlandırılması konusunda olumlu yaklaşım sergilediğini belirterek, “Artık top İsrail’in sahasında” mesajı verdi. Fidan ve Abdülati, İsrail tarafının ABD Başkanı’nın planının uygulanmasına yönelik çabalara olumlu karşılık vermesi gerektiğini ifade etti.

İki bakan, bunun üzerinde mutabık kalınan düzenlemelerin hayata geçirilmesi için uygun koşulları oluşturacağını belirterek, söz konusu düzenlemeler arasında İsrail’in Gazze’den çekilmesi, insani yardımların girişinin sağlanması, günlük yaklaşık 600 kamyonun bölgeye girişini engelleyen kısıtlamaların kaldırılması, erken toparlanma ve yeniden imar projelerinin başlatılması, Ulusal Komite ile Filistin polis unsurlarının ve uluslararası istikrar gücünün Gazze’ye girişinin bulunduğunu kaydetti.

Abdülati ve Fidan ayrıca İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da “E1” yerleşim projesini hayata geçirmesi konusunda d uyarıda bulundu. Projenin, özellikle Doğu Kudüs’ü Filistin çevresinden ayırarak ve Batı Şeria’nın farklı bölgeleri arasındaki coğrafi bağlantıyı zayıflatarak Filistin topraklarının bütünlüğü açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten iki bakan, bunun bağımsız ve yaşanabilir bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflattığını ve uluslararası hukuk ile uluslararası meşruiyet kararlarının açık bir ihlali olduğunu ifade etti.

Filistinliler, Gazze’de çadır yapımında yeniden kullanmak üzere Han Yunus’ta yıkılan evlerin enkazından metal parçaları çıkarıyor. (DPA)
Filistinliler, Gazze’de çadır yapımında yeniden kullanmak üzere Han Yunus’ta yıkılan evlerin enkazından metal parçaları çıkarıyor. (DPA)

Mısır da dün yaptığı açıklamada Batı Şeria’nın bölünmesi ve Doğu Kudüs’ün yalıtılması konusunda uyarıda bulundu. Kahire, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da E1 yerleşim projesini hayata geçirmesini en sert ifadelerle kınadı. Mısır Dışişleri Bakanlığı, projenin Batı Şeria’yı bölmeyi, Doğu Kudüs’ü Filistin çevresinden kuşatıp izole etmeyi amaçladığını ve Filistin toprakları arasındaki coğrafi bütünlüğü zayıflatarak, bağımsız ve yaşanabilir bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini tehdit ettiğini belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdülati ile Fidan arasındaki telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeler, gerilimi düşürme ve mevcut tansiyonu kontrol altına alma yönündeki çabalar da ele alındı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre iki bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirecek bir ateşkesin sağlanması ve kapsamlı, sürdürülebilir mutabakatlara ulaşılması için çabaların yoğunlaştırılmasının önemini vurguladı. Ayrıca diplomatik süreçlere dönülmesi ve bölgede devam eden askeri gerilimin azaltılması gerektiğine dikkat çekti.

Görüşmede ayrıca İsrail’in son dönemde Suriye topraklarına yönelik saldırıları ışığında Suriye’deki gelişmeler de ele alındı.


ABD, Gazze planında kararlı: 200 milyon dolarlık fon ayrıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

ABD, Gazze planında kararlı: 200 milyon dolarlık fon ayrıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD yönetimi, Gazze'de kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) için 206 milyon dolar fon ayıracak.  

Reuters, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre'ye gönderdiği 30 Temmuz tarihli iki bildiriyi inceledi.

Bildirilerde, 200 milyon doların ISF'nin teçhizatı, altyapısı, araçları ve operasyonel masrafları için kullanılmasının planlandığı belirtiliyor.

6 milyon dolarlık kaynaksa ISF'yi desteklemek üzere ABD zırhlı araçlarının yeniden tahsis edilmesine ayrılacak. Bu kapsamda ABD'nin Nepal'e göndermeyi planladığı 9 zırhlı personel taşıyıcısını ISF'nin kullanımına sunacağı ifade ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde oluşturulan Barış Kurulu, Gazze Şeridi'nin kapsamlı yeniden inşasında fon sıkıntısı yaşıyor.

Trump, Barış Kurulu için 17 milyar dolarlık taahhütte bulunsa da bu miktarın çok azı tahsil edilebildi. Refah bölgesinde yaklaşık 25 bin kişiyi barındıracak yerleşim projesini desteklemek için Birleşik Arap Emirlikleri, 100 milyon dolar fon sağlamıştı.

Analizde, 206 milyon dolarlık fonun ABD'nin ISF için yaptığı ilk somut harcama olduğuna dikkat çekiliyor.

Bunun, İsrail ve Hamas arasında henüz anlaşma sağlanamasa bile Beyaz Saray'ın Gazze için belirlediği yol haritasını uygulamaktaki kararlılığını gösterdiği yorumu yapılıyor.

Kongre'ye gönderilen bildirimlerden birinde, ISF'nin Gazze'de "güvenlik operasyonlarını yöneteceği, kapsamlı bir silahsızlandırma sürecini destekleyeceği, insani yardım ve yeniden inşa için kullanılacak malzemelerin bölgeye güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayacağı" ifade ediliyor.

Şu ana kadar Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk, Trump'ın 21 maddelik barış planı kapsamında kurulacak ISF'ye asker gönderme taahhüdünde bulundu. Mısır ve Ürdün ise Gazze'de görev yapacak polis birliklerine eğitim verileceğini açıklamıştı.

Diğer yandan ISF'nin Gazze'deki faaliyetlerine ne zaman başlayacağı belirsizliğini koruyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Barış Kurulu'nun Hamas'ın silah bırakmasını ve İsrail'in bölgeden çekilmesini öngören teklifini reddetmişti.

Tel Aviv yönetimi, bölgeden askerlerini çekmeden önce Hamas'ın tüm silahlarını tek seferde bırakmasını talep ediyor. Filistinli örgüt ise silahları kademeli olarak bırakmayı ve Gazze'nin yönetimini Barış Kurulu'nun denetimindeki Filistinli teknokratlara devretmeyi kabul etmişti. Ancak Hamas, kademeli silahsızlanma sürecine eş zamanlı olarak İsrail'in de askerlerini bölgeden çekmesini istiyor.

Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner, Netanyahu'yla pazartesi günü görüşmüş ancak konuya ilişkin başlıklarda anlaşma sağlanamamıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian