Sırp tenisçi Novak Djokovic, kariyeri boyunca New York’ta daha önce hiç yaşamadığı bir yenilginin ardından ABD Açık Tenis Turnuvası’na (Flushing Meadows) ilk turda veda etti.
Şarku’l Avsat’ın The Athletic’ten aktardığı habere göre Djokovic, Grand Slam turnuvalarının ilk tur maçlarında elde ettiği 77 maçlık galibiyet serisinin sona erdiği çarpıcı bir yenilgi aldı. Sırp raket, dünya sıralamasında ilk 50 içerisinde yer alan Arjantinli Mariano Navone karşısında beş setlik maçta mağlup oldu. Daha önce birçok güçlü oyuncuyu yenmeyi başaran Navone, ancak kariyerinde ilk kez tenis dünyasının gerçek büyüklerinden birini devirmeyi başardı.
Pazar gecesi Arthur Ashe Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada Navone, dört saat 36 dakika süren maraton maçın ardından Djokovic’i 7-6 (5), 5-7, 4-6, 6-2, 6-1’lik setlerle mağlup etti.
Karşılaşma Djokovic açısından her yönüyle zorlu geçti. Maça yavaş ve enerjisiz başlayan Sırp tenisçi daha sonra aksayarak hareket etmeye başladı, ilerleyen dakikalarda kustu ve ardından kas krampları yaşadı. Bir yandan kendisini ve tribünleri ateşlemek için alışılmış çığlıklarını atan, diğer yandan yaşananlara teslim olmuş görüntüsü veren Djokovic, Grand Slam turnuvalarında alışık olmadığı bir şekilde turnuvaya erken veda etti.

Djokovic’in bir Grand Slam turnuvasında ilk turda aldığı son yenilgi, dünya 76 numarası olduğu 2006 Avustralya Açık’a dayanıyordu. O tarihten bu yana büyük turnuvalardaki ilk tur maçlarını geçmek Djokovic için neredeyse garanti haline gelmişti. Tarihte çok az oyuncunun başarabildiği bir istikrarla açılış maçlarını aşan Sırp yıldız, New York’ta yaşadığı bu zorlu geceyle birlikte belki de ilk kez sportif kariyerinin yaşına ilişkin gerçeği bu denli yakından hissetti.
İlk setin 73 dakika sürdüğü ve maçın açılış gecesinde dört saati aştığı karşılaşmada yaşananların büyük bölümü ilk bakışta anlaşılması güç görünüyordu. Ancak göz ardı edilemeyecek tek bir gerçek vardı: Djokovic 39 yaşında.
Bu yaş, tenis tarihindeki önceki büyük yıldızların neredeyse tamamının en üst düzeyde rekabet etmeyi bıraktığı dönemin çok ötesinde.
Navone, Djokovic’e en acı darbelerden birini beşinci ve belirleyici setin ikinci oyununda indirdi. Arjantinli tenisçi Sırp rakibini kortun bir ucundan diğerine koşturduktan sonra fileye yaklaşmaya zorladı. Djokovic fileye geldiğinde Navone, çizginin hemen yanından düz bir backhand gönderdi. Sırp tenisçi topu yarım voleyle file üzerinden geri göndermeyi başaramadı.
Bu sayının ardından Djokovic’in adımları sendelemeye başladı. Sonraki oyunlarda aksayarak hareket eden ve acı çektiği görülen Sırp raketin görüntüsü, zamanın herkesin gözü önünde kendisine yetiştiği izlenimini verdi. Sanki vücudu bir anda bu tür mücadeleleri kaldırmak için fazla yaşlanmıştı. Tribünlerdeki dolu stadyumun atmosferi de giderek cenaze sessizliğini andıran bir sessizliğe büründü.
Djokovic’in eşi Jelena ile çocukları Stefan ve Tara kortun kenarında oturuyordu. Maç ilerleyip sona yaklaştıkça yüzlerindeki üzüntü daha belirgin hale geldi.
Dikkat çekici olan ise Djokovic’in maça son derece güçlü başlamasıydı. İlk iki servis oyununda c kısa sürede 3-0 öne geçti.
Ancak Navone kısa sürede maça dahil oldu ve uzun rallilerde üstünlük kurmaya başladı. Arjantinli oyuncu, Djokovic’i istediğinden daha fazla top oynamaya zorladı. Karşılaşma, hava sıcaklığının olağanüstü yüksek olmamasına rağmen bunaltıcı bir nem altında oynanıyordu.

Yedi oyunun ardından hava koşulları daha az önemli hale geldi çünkü yağmur yağmaya başladı. Bunun üzerine stadyumun çatısı kapatıldı ve klima sistemi devreye sokuldu. Ancak Djokovic’in fiziksel açıdan zorlandığına ilişkin işaretler daha önce ortaya çıkmıştı. Sırp oyuncu, maçın başında elde ettiği servis kırma avantajını da kaybetmişti.
Üçüncü setin yedinci oyununda yaşananlar ise endişe verici anlardan biriydi. Djokovic, oyun sırasında kortun kenarında bulunan bir çöp kutusuna kustu.
Karşılaşma ilerledikçe, sayıların süresi uzadıkça Sırp tenisçinin yaşadığı sorun daha belirgin hale geldi. Ralli altı vuruşu geçtiğinde Djokovic çoğu zaman bir sonraki sayıya hazırlanmadan önce eğilip ellerini dizlerine koyuyordu.
Mücadelenin yapısı iki oyuncu arasındaki belirleyici farkı da ortaya koydu. Djokovic, dört veya daha az vuruşla sonuçlanan sayılarda Navone karşısında belirgin bir üstünlüğe sahipti. Ancak ralliler uzadığında ve dört vuruşun üzerine çıktığında üstünlük Arjantinli oyuncuya geçti.
Djokovic’in kariyerinde, otuzlu yaşlarının ikinci yarısındaki son sezonlarında dahi bu tür geceler son derece nadirdi. Bu yaş, çoğu tenisçinin profesyonel rekabetten uzun süre önce çekildiği bir dönem.
Ancak sonunda bu, zamana meydan okumaya çalışan her sporcunun karşı karşıya kaldığı bir an. Zamanın önünde koşmaya, onun etkilerine her yıl direnmeye devam edersiniz. Ta ki bir gece artık daha fazla koşamayana kadar.
Djokovic için Arthur Ashe Stadyumu’ndaki bu gece, belki de sportif kariyerinin sona yaklaşan gerçekliğiyle en yakından yüzleştiği gecelerden biri oldu.


