Ebyen Valisi ve Askeri Cephe Komutanı Tümgeneral Dr. Muhtar er-Rabaş el-Heysemi, kuvvetlerinin Husilere yönelik taarruzu başlatacak ‘sıfır saatine’ hazır olduğunu doğrulayarak, diğer cepheler ve askeri birimlerle koordinasyon halinde yürütülen plan ile operasyonları ve Ebyen ile el-Beyda arasında yaklaşık 76 kilometre boyunca uzanan temas hattının ‘nitelikli’ silahlarla takviye edildiğini açıkladı.
Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada er-Rabaş, “Ebyen cephesi komuta kademesi ve personeliyle hazır durumda olup sıfır saatini beklemektedir” ifadesini kullandı. Birliklerin moralinin ‘her zamankinden daha yüksek’ olduğuna dikkat çeken er-Rabaş, hazırlıkların Suudi Arabistan liderliğindeki Koalisyon Güçleri, Başkanlık Konseyi ve Yemen Savunma Bakanlığı ile koordinasyon içerisinde ‘titiz bir plan’ doğrultusunda yürütüldüğünü belirtti.
Sahadaki son gelişmelerin hükümet güçlerinde ‘yüksek bir savaş ruhu ve moral’ ortaya koyduğunu vurgulayan er-Rabaş, askeri komutanları birleştiren ortak hedefin ‘Sana ve Yemen’i Husi milislerden kurtarmak ile İran projesine son vermek’ olduğunu dile getirdi.
Suudi Arabistan ile yapılan iş birliğini vilayetin yeniden imarı ve ıslahı planlarında önemli bir sütun olarak nitelendiren er-Rabaş, Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı ile gerçekleştirilen üç günlük çalıştay sonucunda öncelikli sekiz sektörün belirlendiğini ve 24 hizmet projesinin onaylandığını aktardı.
Husilerle 76 km’lik cephe hattı
Er-Rabaş’a göre Ebyen cepheleri birden fazla hatta yayılırken, Husilerle olan temas hatları el-Beyda vilayeti sınırında yaklaşık 76 kilometre boyunca uzanıyor ve bölgede sık sık çatışmalar yaşanıyor.
Er-Rabaş, bu cepheleri takviye etme planının; teyakkuz seviyesinin artırılmasını, birliklerin bazı nitelikli silahlarla desteklenmesini ve eş zamanlı olarak hükümet güçlerine arka çıkmak amacıyla toplumsal ve kabile düzeyinde bir seferberlik yürütülmesini kapsadığını belirtti.
Husilere barışa yönelmeleri için ‘üst üste fırsatlar verildiğini’ vurgulayan er-Rabaş, örgütün bu fırsatları değerlendirmek yerine ülke içinde gerilimi tırmandırmaya ve uluslararası seyrüsefer güvenliğini tehdit etmeye devam ettiğini, bu durumun da askeri netice alma şansını artırdığını ifade etti.
Husi militanları ve suikast girişimleri
Güvenlik dosyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan er-Rabaş, vilayette Husi hücrelerinin çökertildiğini açıklayarak güvenlik güçlerinin son yıllarda 120 ila 150 arasında Husi unsurunu yakaladığını belirtti.
Son çökertilen Husi hücresinde iki kişinin yakalandığını, dört kişinin ise kaçtığını ifade eden er-Rabaş; gözaltına alınan şahısların bizzat kendisini hedef almak üzere dört el yapımı patlayıcı hazırladıklarını ve Ebyen’deki Vatan Kalkanı Güçleri’nin komutanı Tuğgeneral Ahmed ed-Demani’yi hedef alma girişiminde bulunduklarını itiraf ettiklerini aktardı.

Husiler ile terör örgütleri arasında ‘çıkar birliği ve koordinasyon’ bulunduğunu vurgulayan er-Rabaş, yerel yönetim, güvenlik ve askeri makamlardan üst düzey isimlerin hedef alındığını, bu gruplarla yaşanan çatışmalarda bazı güvenlik komutanlarının yaşamını yitirdiğini söyledi.
Ebyen’in, 2011 yılında El-Kaide’nin bazı bölgeleri kontrol altına almasından 2015’te Husilerin girişine ve 2019’da meşru hükümet ile Güney Geçiş Konseyi güçleri arasında yaşanan çatışmalara kadar ağır bedeller ödediğine dikkati çeken er-Rabaş, tüm bu süreçlerin altyapıya, sosyal dokuya ve yerel ekonomiye büyük zararlar verdiğini ifade etti.
Ebyen’deki El-Kaide’nin büyüklüğü
El-Kaide’nin bölgedeki güncel varlığına ilişkin değerlendirmede bulunan er-Rabaş, yetkili güvenlik birimlerinin tahminlerine göre örgüte bağlı ideolojik unsurların ‘son derece azaldığını’ ifade etti. Er-Rabaş, yoksulluk ve cehaletten yararlanan gizli hücreler ile kandırılan bazı gençlerin devşirilmesi nedeniyle tehlikenin varlığını koruduğuna dikkati çekti.
Bazı unsurların diğer vilayetlerden, bazılarının ise ‘bazı ülkelerden deniz yoluyla’ geldiğini belirten er-Rabaş, Ebyen’in 300 kilometreyi aşan sahil şeridinin ciddi bir güvenlik sorunu teşkil ettiğini ve geniş çaplı gözetleme imkanları gerektirdiğini aktardı.
Er-Rabaş, güvenlik ve askeri müdahalenin tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak aşırıcılıkla mücadelenin; kabilelerin ve yerel toplumun sürece dahil edilmesinin yanı sıra eğitim, farkındalık, kalkınma ve istihdam yaratmayı kapsayan paralel bir hat üzerinden yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Er-Rabaş, “Vatandaş; okul, kamu hizmeti ve iş imkanıyla devletin varlığını hissettiğinde, yalnızca ölüm ve kan getiren fikirlere kapılma ihtimali azalır” değerlendirmesinde bulundu.
24 Suudi projesi
Kalkınma dosyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan er-Rabaş, Suudi Arabistan ile yürütülen iş birliğini vilayetin yeniden imarı ve ıslahı planlarında temel bir sütun olarak nitelendirdi. Er-Rabaş, Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı ile gerçekleştirilen üç günlük çalıştay sonucunda öncelikli sekiz sektörün belirlendiğini ve 24 hizmet projesinin onaylandığını aktardı.

Projelerin elektrik, su, sağlık, eğitim ve karayolları sektörlerini kapsadığını belirten er-Rabaş, bunların yanı sıra üzerinde çalışılan daha büyük ölçekli stratejik projelerin de bulunduğunu ifade etti.
Ebyen’in büyük umut bağladığı projelerin başında stratejik Vadi Hasan Barajı’nın geldiğini vurgulayan er-Rabaş, barajın, Aden’e su sağlayan kuyuları ve yeraltı su kaynaklarını beslemenin yanı sıra tarım sektörünün yeniden canlandırılmasında da önemli bir rol oynayacağını kaydetti.
Vadi Hasan’ın tarihsel olarak Ebyen’in ‘Yemen’in gıda sepeti’ olarak tanınmasını sağlayan tarımsal konumunun bir parçası olduğunu belirten er-Rabaş, modern tarım teknolojilerine yapılacak yatırımların vilayete bu rolünü geri kazandırabileceğini ve üretim kapasitesini artırabileceğini dile getirdi.
Suudi Arabistan’ın vilayete ve genel olarak Yemen’e; özellikle hastaneler, okullar, elektrik ve karayolları alanında sağladığı desteği öven er-Rabaş, bu projelerin ‘doğrudan insan hayatına dokunduğunu’ vurguladı.
Er-Rabaş, “Kralı, veliaht prensi, hükümeti ve halkıyla kardeş Suudi Arabistan’a her alanda sundukları sayısız destek için teşekkür ve takdirlerimizi sunuyoruz” ifadesini kullanarak, Suudi desteğinin ‘hastaneler ve okullar inşasını, yolların rehabilitasyonunu, elektrik sektörünün desteklenmesini ve Yemen insanının hayatını iyileştirecek her alanı kapsadığını’ kaydetti.
Suudi Arabistan’ın rolü ile Husi örgütünün eylemlerini kıyaslayan er-Rabaş, “Suudi Arabistan’daki kardeşlerimiz hastaneler, okullar ve yollar inşa ederken, Husiler bunları yıkmak için füzelerle geliyor; öldürüyor, yıkıyor ve inşa etmiyor. Saldırıları camileri, okulları ve hastaneleri dahi hedef aldı” dedi. Er-Rabaş değerlendirmesini, “Aramızda kan, din, kabile ve komşuluk bağları bulunan Suudi kardeşimiz; imara ve insanların hayatını iyileştirmeye yardım etmek için geliyor. Basiret sahibi her insanın gördüğü fark işte budur” ifadeleriyle tamamladı.
‘Önce Ebyen’
Er-Rabaş, güvenlik ve kalkınmanın birbirinden ayrılamaz iki süreç olduğunu değerlendirerek yerel yönetimin ‘Önce Ebyen... Korunan saygınlık, inşa edilen kalkınma’ sloganını benimsediğini ifade etti.
Er-Rabaş, güvenliğin tesisi, terör ve suçla mücadele ile cephelerin teyakkuz seviyesinin artırılmasına paralel olarak önceliklerin beş ana sektörde toplandığını belirtti: Elektrik, su, sağlık, eğitim ve karayolları.
Toplumsal bir ortaklık kurmak amacıyla yerel yönetimin; kabileler, din adamları, basın mensupları, gençler, kadınlar, sosyal ve sportif çevrelerle temasları genişlettiğini aktaran er-Rabaş, halkın gösterdiği teveccühün yeni dönemin başarısındaki en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Er-Rabaş, vilayet halkına ‘kenetlenme ve tek bir yürek halinde çalışma’ çağrısında bulunduğu bir mesajla sözlerini tamamlayarak Ebyen’in istikrarı ile yeniden imarının ‘toplum ve yerel yönetim arasında hakiki bir ortaklık olmadan gerçekleşemeyeceğini’ vurguladı.







