Zelenskiy: Moldova hava sahasını geçerken Rus uçakları Moldova’ya iki kez saldırdı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve eşi Olena Zelenska, geçen çarşamba günü Kanada'ya gelişlerinde (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve eşi Olena Zelenska, geçen çarşamba günü Kanada'ya gelişlerinde (AP)
TT

Zelenskiy: Moldova hava sahasını geçerken Rus uçakları Moldova’ya iki kez saldırdı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve eşi Olena Zelenska, geçen çarşamba günü Kanada'ya gelişlerinde (AP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve eşi Olena Zelenska, geçen çarşamba günü Kanada'ya gelişlerinde (AP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'ya ait insansız hava araçlarının (İHA) Moldova hava sahasından geçişi sırasında iki kez saldırı düzenlediğini belirtti.

Zelenskiy, ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda, olayların Ukrayna'nın batı sınırındaki Moldova'nın başkenti Kişinev'de bulunduğu sırada meydana geldiğini belirtti. Zelenskiy, yurt dışına gerçekleştireceği uçuş öncesinde ve dönüş yolculuğunda Kişinev Havalimanı'nda olduğunu ifade etti.

Zelenskiy, "Uçağım oradayken Moldova'ya saldırdılar. Belki de şahsen beni hedef almak istemediler..." ifadelerini kullandı.

Ukrayna lideri, "Ülkeye dönerken Kişinev üzerinden bir kez daha geçtiklerinde aynı şeyi tekrarladılar." ifadelerini kullandı.

Moldova hükümeti sözcüsü, 9 Eylül'de yaptığı açıklamada, Zelenskiy'nin Norveç'e gitmek üzere gerçekleştireceği uçuşun, Kişinev makamlarının bir İHA alarmının ardından ülke hava sahasını kapatması nedeniyle geciktiğini bildirmişti.

Aynı gün iki Rus İHA'sı Moldova hava sahasına girmişti. Bunlardan biri başkentin kuzeyindeki bir tarlaya düşerek yangına neden olurken, diğeri Romanya hava sahasına doğru ilerlemeye devam etmişti.

Zelenskiy daha önce ikinci olaydan söz etmemişti.

Zelenskiy'nin Kanada'dan Ukrayna'ya dönüş yolunda Moldova üzerinden ne zaman geçtiği ise henüz netlik kazanmadı.

Moldova makamları, 14 Eylül Pazartesi günü de iki İHA'nın ülkenin hava sahasına girdiğini bildirdi.

Öte yandan Rusya'ya ait bir İHA, pazar günü Ukrayna'nın NATO üyesi Polonya sınırında bir yolcu trenine saldırdı. Olaydan kısa süre önce eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve bazı Avrupalı diplomatların da aynı demiryolu hattını kullandığı belirtildi.



Netanyahu, bir birlik hükümetinin kurtuluş yolu olabileceğini düşünüyor... Söyleminde değişiklik yapmayı değerlendiriyor

(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu, bir birlik hükümetinin kurtuluş yolu olabileceğini düşünüyor... Söyleminde değişiklik yapmayı değerlendiriyor

(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan seçimlerde kendi kampının seçimleri kazanma ihtimalinin zayıfladığına ilişkin göstergelerin artması üzerine, son çıkış yolu olarak ‘birlik hükümeti’ kurulması fikrine yöneliyor. Bunun öncesinde ise seçimlere kalan birkaç hafta içinde seçim söyleminde muhtemel bir değişikliğe giderek, kendi kampı içinde sorun yaratan başlıklar yerine sağ ve sol arasındaki ayrışmayı yeniden şekillendirecek konulara odaklanması bekleniyor.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi dün, bu yönelimin Netanyahu’nun endişelerinin yalnızca parlamentodaki çoğunluğu kaybetme ihtimaliyle sınırlı kalmamasından, iktidarda kalma imkanını yitirme kaygısına da dönüşmesinin ardından ortaya çıktığını bildirdi. Gazete, Netanyahu’nun rakiplerinin birleşmesinin beklendiğine dikkat çekti.

İsrail seçimlerinde yarışan partiler, toplam 120 sandalyeden oluşan Knesset’te çoğunluğu elde etmeye çalışıyor. Şarku’l Avsat’ın Maariv’den aktardığına göre seçim yarışı kritik aşamaya yaklaşırken, Netanyahu çevresinde onun açısından son derece tehlikeli olabilecek çeşitli senaryolar değerlendiriliyor. Likud’un kaç sandalye kazanacağından bağımsız olarak asıl endişenin sağ bloğun toplam sandalye sayısında olduğu, özellikle de bu sayının 61 sandalyelik çoğunluk eşiğinin altında kalması ihtimalinin kaygı yarattığı belirtiliyor.

Tahminlere göre Netanyahu, mevcut seçimlerde sağ bloğun toplam 59 sandalye kazanmasının kendisini gerçek bir siyasi tehlikeyle karşı karşıya bırakabileceğinin farkında. Bunun nedeni ise böyle bir durumda karşı bloğun, dört yıl boyunca istikrarlı bir hükümet kuramasa ve Arap partileri fiilen bu ittifaka katılmasa dahi hükümet kurmasına imkân verecek bir parlamento çoğunluğu oluşturabilmesi.

VDFGTHY
Birleşik Arap Listesi Partisi lideri Mansur Abbas ve eski üst düzey emniyet müdürü Yoav Segalovitz (AFP)

Gündeme getirilen senaryo, Avigdor Liberman, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett’in partilerinin yanı sıra Değişim Bloğu’nda yer alan diğer partilerin, Arap partilerinin parlamentodaki desteğiyle ittifak kurmasını öngörüyor.

Böyle bir senaryoda Birleşik Arap Listesi, Ortak Liste veya Demokratik Ulusal Birlik’in aynı koalisyona dahil olması gerekmiyor. Bu partilerin hükümete her zaman destek vermek üzere oy kullanması da zorunlu olmayacak. Bunun yerine dışarıdan destek vermeleri, oylamalarda çekimser kalmaları veya karşı bloğun 61 milletvekilinden oluşan çoğunluğu oluşturmasına imkân verecek başka bir parlamenter formülün uygulanması yeterli olacak.

Netanyahu ne yapacak?

Bu senaryo karşısında Netanyahu, öncelikle seçim kampanyasını kamplar arasındaki ayrışmayı, yani sağ ile sol arasındaki karşıtlığı öne çıkaracak şekilde yürütmeyi planlıyor. Bu kapsamda Arap partilerine yönelik tutum, devletin kimliği ve kültürel ve siyasi anlaşmazlıklar gibi konulara odaklanılması bekleniyor.

Netanyahu’nun ekibi, aşırı sağ seçmenleri muhalefete oy vermekten uzaklaştırarak kendi saflarına çekmek amacıyla muhalefeti Arap partileriyle ittifak kurmaya çalışmakla suçlamayı sürdürüyor.

Maariv, tartışmaların ‘Araplarla kim ittifak kuruyor?’, ‘Demokratlarla kim iş birliği yapıyor?’ ve ‘Solun devlete bakışı nedir?’ gibi sorulara yönelmesinin, söylemi sağ blok içinde sorun yaratan askerlik hizmeti meselesi gibi konulardan uzaklaştırdığını belirtti.

Maariv’e göre Netanyahu, askerlik hizmeti meselesinin seçimlerin ana gündem maddesine dönüşmesini istemiyor. Bunun nedeni ise basit: Bu konu, kendi bloğundaki neredeyse tüm unsurlar açısından sorun yaratıyor.

FVBGF
1 Nisan 2024 tarihinde Tel Aviv’in doğusundaki Bnei Brak yakınlarında, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik yasasına karşı düzenledikleri protestolar sırasında polis memurları (EPA)

Maariv, bunun Netanyahu açısından yeni bir durum olduğunu belirtiyor. Netanyahu, önceki seçimlerde bu kadar kapsamlı bir stratejiye başvurmak zorunda değildi. Çünkü 61 sandalyeye ulaşamasa bile karşı kampın çoğunluk oluşturmakta zorlanacağını ve Arap partilerinin bu kampa katılmayacağını biliyordu. Ancak mevcut seçimlerde, tahminlere göre durum değişebilir. Zira Değişim Bloğu’nun Arap partilerinin desteğinden yararlanmaya hazır olduğu belirtiliyor.

Netanyahu’nun en büyük endişelerinden biri de buradan kaynaklanıyor. Bu durum, seçimlerin ardından ‘birlik hükümeti’ seçeneğini açık tutmasına yol açabilecek nedenlerden biri olarak değerlendiriliyor. Sağ bloğun 61 sandalyeye ulaşamadığının ve karşı tarafta Netanyahu’yu iktidardan düşürmeye yetecek bir çoğunluğun bulunduğunun ortaya çıkması halinde, merkezden veya muhalefetten bir partiyi hükümete dahil etme seçeneği, Netanyahu açısından siyasi iktidarını korumanın bir aracı haline gelebilir.

Netanyahu’nun kampında, başbakanın seçimlerin ardından gerçekten geniş tabanlı bir ulusal hükümet kurmaya yönelebileceği yönündeki kanaat de güçleniyor. Bunun, Itamar Ben-Gvir’in koalisyon dışında bırakılması pahasına gerçekleşebileceği belirtiliyor. Netanyahu’nun söylemindeki değişime dikkat çeken çevreler, önceki seçimlerde kullandığı ‘tam teşekküllü sağ hükümet’ ifadesinden bu kez ‘geniş tabanlı ulusal hükümet’ söylemine yönelmesini, merkez partileriyle daha geniş bir manevra alanı oluşturma isteğinin göstergesi olarak değerlendiriyor.

İsrail’de yayımlanan son kamuoyu yoklamaları da Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi’nin önde olduğunu ve Netanyahu’nun kampının hükümet kurmasına imkân verecek çoğunluğa ulaşamadığını ortaya koydu. Kanal 12’nin anketine göre Eisenkot liderliğindeki Yashar, önceki ankete kıyasla iki sandalye kaybetmesine rağmen 23 sandalyeyle ilk sıradaki yerini korudu. Likud ise bir sandalye kaybederek 20 sandalyeye geriledi. Naftali Bennett liderliğindeki Birlikte Partisi ise 13 sandalyede kaldı.

Yair Golan liderliğindeki Demokratlar 10 sandalye alırken, Ortak Liste, Birleşik Tevrat Yahudiliği ve İsrail Evimiz partilerinin her biri 8 sandalye elde etti.

CSDFGRTHY
Yair Golan (Arşiv)

Ankette Şas Partisi’ne 7, Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü’ne 6 sandalye verilirken, Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm ittifakı 5 sandalye aldı.

Birleşik Arap Listesi 4 sandalye kazanırken, Amcha Yisrael ile Yedekler ve Ekonomi listeleri de 4’er sandalye elde etti. Aralarında Beni Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz’ın da bulunduğu bazı listeler ise yüzde 0,5 oy oranında kalan Gantz’ın partisi dahil seçim barajını aşamadı.

Buna göre Netanyahu karşıtı blok 54 sandalye elde ederken, Netanyahu’nun bloğu 50 sandalyede kaldı. İki Arap liste toplam 12 sandalye kazanırken, Hendel-Zelekha listesi 4 sandalyeyle her iki bloğun da dışında kaldı.

Hükümet başkanlığı için kimin daha uygun olduğu yönündeki soruya Eisenkot yüzde 42, Netanyahu ise yüzde 36 oranında destek aldı. Böylece Eisenkot, önceki ankette yüzde 38 oy alan Netanyahu ile arasındaki farkı daha da açtı.

Muhalefet seçmenleri arasında da Eisenkot, hükümet başkanlığı için en uygun aday olarak açık bir üstünlük sağladı. Eisenkot’u yüzde 53’lük kesim tercih ederken, bu oran Bennett için yüzde 31, Liberman için ise yüzde 13 oldu.


Trump, bir yargıcın adının değiştirilmesini reddetmesinin ardından “Kennedy Center'ın kalıcı olarak kapatılacağını duyurdu

Washington'daki “Kennedy Merkezi”nin cephesinden Donald Trump'ın adını silen işçiler (Arşiv-EPA)
Washington'daki “Kennedy Merkezi”nin cephesinden Donald Trump'ın adını silen işçiler (Arşiv-EPA)
TT

Trump, bir yargıcın adının değiştirilmesini reddetmesinin ardından “Kennedy Center'ın kalıcı olarak kapatılacağını duyurdu

Washington'daki “Kennedy Merkezi”nin cephesinden Donald Trump'ın adını silen işçiler (Arşiv-EPA)
Washington'daki “Kennedy Merkezi”nin cephesinden Donald Trump'ın adını silen işçiler (Arşiv-EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün, Washington'daki Kennedy Center'ın kapılarını kapatacağını ve bunun kalıcı olabileceğini açıkladı. Açıklama, bir mahkemenin kültür kurumunun dış cephesine Trump'ın adının eklenemeyeceğine karar vermesinin ardından geldi.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre Trump, merkezin mütevelli heyetinin, acil ve zorunlu restorasyon çalışmaları nedeniyle kapatılması yönünde oy kullandığını, ancak mahkeme kararı kaldırılmadığı sürece merkezin yeniden açılmayacağını söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, "Kennedy Center yönetim kurulu bugün, restorasyon sürecinin başlatılabilmesi için güvenlik gerekçeleriyle binanın kapatılması yönünde neredeyse oybirliğiyle karar aldı" ifadelerini kullandı.

Trump, merkezin derhal kapatılacağını belirtirken, "kapsamlı ve karmaşık" yenileme çalışmalarının ancak daha üst bir mahkemenin merkezin adının Trump'ın adının eklenmesiyle değiştirilip değiştirilemeyeceği konusunda karar vermesinin ardından başlayabileceğini söyledi.

Trump, "Eğer karar olumsuz olursa ki olmaması gerekir ve ABD Yüksek Mahkemesi de bu kararı bozmazsa, Kennedy Center'da yeniden inşa ve yenileme çalışmaları yapılmayacak" dedi.

Washington Post gazetesi pazar günü, Donald Trump'ın adının kuruma eklenmesi için girişimde bulunan Kennedy Center yöneticilerinin, merkezin iflas ve birkaç gün içinde kapanma riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunduğunu yazmıştı.

Yöneticiler, mahkemeye sunulan belgelerde merkezin birkaç hafta içinde maaşları ödeyemeyebileceği veya olağan bakım sözleşmelerini karşılayamayabileceği uyarısında bulunmuştu.

57 sayfalık raporda, Trump'ın merkezde kamuoyu önünde onurlandırılmasının gerekli finansmanın sağlanmasına ve kurumun faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı olabileceği savunulmuştu.

Trump, 2025'in başında Beyaz Saray'a dönmesinden kısa süre sonra merkezin yönetim kuruluna kendisine yakın isimleri atamış ve kendisini kurul başkanı ilan etmişti.

Merkezin yönetim kurulu geçen aralık ayında kurumun adının "Trump Kennedy Center" olarak değiştirilmesi yönünde oy kullanmış ve Trump'ın adını Kennedy adının üzerine büyük altın harflerle binanın cephesine eklemişti.

Ancak bir ABD yargıcı, 29 Mayıs'ta merkezin adının değiştirilmesinin ve Trump'ın adının eklenmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş, yönetim kuruluna binadan ve merkezin internet sitesinden Trump'a ilişkin bütün ibareleri kaldırması kararını vermişti.

Yönetim kurulu mahkeme kararını uygulasa da 13 Ağustos'ta, binanın restorasyonuna yönelik çabaları nedeniyle Trump'ın adının cephesinde yer alması gerektiği yönünde yeniden karar almıştı.

Yargıç ayrıca, yönetim kurulunun merkezin kapatılmasının olası olumsuz sonuçlarını dikkate almadığı gerekçesiyle Trump'ın talimatıyla başlatılan restorasyon çalışmalarını geçici olarak durdurmuştu.

Kararın açıklanmasının ardından Trump, merkezin yönetimini denetlemekten vazgeçtiğini duyurmuştu.

Çok sayıda sanatçı, Trump'ın merkez üzerindeki etkisini protesto ederek burada verecekleri konserleri iptal etti. ABD medyası, bilet satışlarının Covid-19 salgını krizinden bu yana en düşük seviyeye gerilediğini bildirdi.

Binada ayrıca, ay başında bölgeyi etkileyen şiddetli fırtına nedeniyle meydana gelen hasar, diğer gerekli restorasyon çalışmalarına eklendi.


Hürmüz artan gerilimin gölgesinde... Petrol tankerleri bedel ödüyor

ABD savaş uçağı, Umman Denizi’ndeki bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanıyor (CENTCOM)
ABD savaş uçağı, Umman Denizi’ndeki bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanıyor (CENTCOM)
TT

Hürmüz artan gerilimin gölgesinde... Petrol tankerleri bedel ödüyor

ABD savaş uçağı, Umman Denizi’ndeki bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanıyor (CENTCOM)
ABD savaş uçağı, Umman Denizi’ndeki bir uçak gemisinden kalkışa hazırlanıyor (CENTCOM)

Hürmüz Boğazı, İran ile ABD arasındaki gerilimin artması ve müzakerelere dönüş ihtimalinin çıkmaza girmesiyle giderek daha tehlikeli bir bölgeye dönüşüyor. Petrol tankerleri neredeyse her gün saldırı ve denizcilik kazalarının hedefi olurken, son olayda Umman, Panama bayraklı bir tankeri gemide çıkan yangının söndürülmesinin ve mürettebatın büyük bölümünün kurtarılmasının ardından bölgeden çektiğini açıkladı. İran Devrim Muhafızları ise aynı geminin bir deniz mayınına çarpması sonucu infilak ettiğini öne sürdü.

Ancak ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın bu açıklamasını reddetti. CENTCOM, "Al Ghayya" adlı tankerin geçen ay bir İran füzesiyle saldırıya uğradığını ve bu nedenle hizmet dışı kaldığını, daha sonra ise Umman kıyıları açıklarında demirliyken yeni bir İHA saldırısına maruz kaldığını bildirdi.

Gemilere yönelik saldırıların sürmesiyle birlikte, Şarku’l Avsat’ın veri şirketi Kpler'in dün yayımladığı ilk bilgilerden aktardığına göre, pazartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan yalnızca 4 gemi geçti. Bu sayı bir önceki gün 10 olarak kaydedilmişti.

Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı, Rusya'nın en büyük bankalarından VTB'ye, "yaptırım uygulanan İran bankalarıyla muhabir bankacılık ilişkileri kurduğu" gerekçesiyle yeni mali yaptırımlar getirdiğini açıkladı. Kararın, Tahran üzerindeki ekonomik ve mali baskının daha da artırılması kapsamında alındığı ifade edildi.