Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ülkesinin bölgeyi meşgul eden bir güvenlik ve siyasi "sorun" olmaktan çıkarak, Doğu ile Batı arasındaki tedarik zincirleri, enerji ve ticaretin güvenliğine katkı sağlayabilecek ekonomik ve stratejik bir fırsata dönüştüğünü söyledi. Şara, Suriye ekonomisinin 2024'te yaklaşık 20 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu, bu yıl yaklaşık 50 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini belirtti.
Şara, dün Dubai'de düzenlenen "Arap Medya Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, devam eden ekonomik dönüşümün "sarsıcı" kararlar gerektirdiğini kabul etti. Bu sözlerin, son günlerde Suriye'nin çeşitli bölgelerinde protestolara yol açan akaryakıt fiyatlarındaki artış gibi kararlara dolaylı bir gönderme olduğu değerlendirildi.
Hükümetinin "şikâyet veya vaat politikası" izlemek istemediğini, bunun yerine çalışmaya odaklandığını belirten Şara, başarının ölçütünün Suriyelilerin hayatlarında hissedecekleri sonuçlar olacağını belirtti.
Suriye'nin yüksek düzeyde bürokrasi, devletin ekonomideki ağırlığı ve yolsuzlukla karakterize edilen ekonomik modelden, özel sektör ve yatırımlara daha geniş alan açan bir ekonomiye geçtiğini ifade eden Şara, ani dönüşümün "bir tür şok" yaratabileceğini kabul etti. Hükümetin benzer dönüşüm süreçlerinden geçen ülkelerin deneyimlerini incelediğini belirten Şara, geçiş döneminin kademeli biçimde yönetilmesinin yanı sıra bazı durumlarda "sarsıcı" olabilecek kararların alınmasını gerektirdiğini kaydetti.
Şara, Suriye ekonomisinin savaş öncesindeki en yüksek seviyesinde, 2010'da yaklaşık 60 milyar dolara ulaştığını, 2024'te ise yaklaşık 20 milyar dolara gerilediğini belirtti. Ekonominin 2025'te yaklaşık 32 milyar dolara yükseldiğini aktaran Şara, 2026'da 50 milyar dolara, 2027'de ise 2010 seviyesine yakın bir büyüklüğe ulaşmasını beklediklerini ifade etti.
Şara, hedeflerin savaş öncesi seviyelere dönmenin ötesine geçtiğini belirterek, bölgesel ve küresel ölçekte geniş çaplı istikrarsızlıkların yaşanmaması ve istikrarın sağlanması şartıyla, ekonomik programların önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde ülke ekonomisinin yaklaşık 200 milyar dolara ulaşmasını hedeflediğini söyledi.
Bölgesel riskler
Bölgesel risklerin Suriye'nin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri olmaya devam ettiğini belirten Şara, ülkesinin "60 yıllık yıkım ve 14 yıllık kesintisiz savaşın ağır mirasıyla" karşı karşıya olduğunu söyledi. Suriye'nin çatışma döngüsünden çıkmasının, daha geniş kapsamlı bölgesel ve stratejik güvenlik sağlanmadığı sürece istikrarın kalıcı olmasını tek başına garanti etmeyeceğini belirten Şara, "Bizi en çok korkutan şey, savaşların giderek daha fazla yayılması" ifadesini kullandı.
Şara, Şam'ın savaşların etkilerini azaltmanın ve gelecekte ortaya çıkabilecek riskleri hafifletmenin yollarını araştırmak üzere Arap ülkeleriyle birlikte çalıştığını belirtti. Suriye'nin bölgesel istikrarın güçlendirilmesinde merkezi bir rol oynayabileceğini savundu.
Suriye'nin eski yönetim döneminden ve 14 yıllık savaştan sonra kapsamlı bir geçiş sürecinden geçtiğini belirten Şara, bu sürecin devlet kurumlarının yeniden inşasını, ekonomik dönüşümü, yatırımların çekilmesini, altyapının yeniden geliştirilmesini ve iç istikrarın pekiştirilmesini kapsadığını söyledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Şara ayrıca Suriye'nin Arap ve bölgesel çevresiyle yeniden bütünleşmesi için çalışmalar yürütüldüğünü de ifade etti.
Şara, "Şam'ın özgürleştirilmesi, yalnızca Suriyeliler için değil, bütün bölge için umudun yeniden kazanılmasının başlangıcı oldu" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 60 yılı "zulüm ve yolsuzlukla" geçen bir dönem olarak nitelendiren Şara, elde edilen gelişmelerin Suriyelilerin ülkelerini yeniden inşa etme kapasitesine olan güvenini büyük ölçüde artırdığını söyledi.
Suriye'nin onlarca yıl boyunca "kötü planlamanın idari yolsuzlukla iç içe geçmesinden" zarar gördüğünü belirten Şara, bunun hasarın boyutunu artırdığını, savaş yıllarının ise altyapı, enerji, hizmetler, ekonomi ve iç bölünme alanlarında daha karmaşık sorunlar yarattığını ifade etti.
Şara, Suriye'nin geçmişte "Captagon üretimi ve insan kaçakçılığının kaynağı, bölgede çatışma ve sorunların yayılmasına zemin sağlayan bir ülke" olduğunu, şimdi ise "istikrar alanı olmayı hedefleyen" bir ülkeye dönüştüğünü söyledi. Suriye'nin bölgesel ticarette, tedarik zincirleri ve enerji güvenliğinde oynayabileceği role ilişkin değerlendirmelerin arttığını belirten Şara, ülkenin Doğu ile Batı arasında bağlantı yolları üzerindeki konumuna da dikkat çekti.
Suriye kimsenin uydusu değil
Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şara, Şam'ın ilişkilerini "güvenilirlik ve güven" temelinde kurmaya çalıştığını ve Suriye'nin karar alma bağımsızlığını koruyacağını söyledi.
"Suriye'nin herhangi bir tarafın uydusu olmasına ihtiyacı yok" diyen Şara, ülkesinin bağımsız karar almasına imkân verecek medeniyet birikimine, deneyime ve insan kaynağına sahip olduğunu belirtti. Bununla birlikte Suriye'nin "kardeşlerinden ve çevresinden güç alabileceğini" ifade etti.
Suriye'nin Arap ve İslam dünyasındaki çevresinden vazgeçemeyeceğini vurgulayan Şara, ülkesinin siyasi destek ve kalkınma deneyimlerinden yararlanma konusunda Arap ülkelerine büyük ölçüde ihtiyaç duyduğunu söyledi. Şara, Suriye'nin bu ülkelerin kalkınma sürecine "sıfırdan başlamak" yerine, "onların ulaştığı seviyeden başlamayı" istediğini kaydetti.
Yaptırımlar
Uluslararası yaptırımlara da değinen Şara, Suriye'nin onlarca yıl boyunca dünyanın en ağır yaptırım rejimlerinden birine maruz kalan ülkelerden biri olduğunu söyledi. Yaptırımların yalnızca devlet kurumlarını değil, doğrudan Suriye toplumunu ve ekonomisini de etkilediğini belirten Şara, ülkedeki kuşakların uzun süreli izolasyon nedeniyle finansal işlemler, bankacılık güvenceleri ve küresel finans sistemiyle normal biçimde etkileşim kuramadığını ifade etti.
Şara, bu kapsamda Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırımlar konusunda yürüttüğü çabalara övgüde bulundu. Yaptırımların kaldırılmasının ülkesi açısından tarihi bir dönüşüm olduğunu belirten Şara, "Yaptırımların kaldırılmasının ardından Suriye'nin yeniden doğduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Şara, temel kısıtlamaların kaldırıldığını belirterek, bundan sonraki sorumluluğun "ekonomiyi ve devleti ileriye taşımak için doğru ve sağlıklı politikaları, prosedürleri ve seçenekleri" hayata geçirmek olduğunu ifade etti.