İsrail, tarihi evleri yıkarak Güney Lübnan’ın siyasi hafızasını siliyor

Nebatiye’de son iki yüzyıl içinde inşa edilmiş 147 ev ve mimari şaheser

Kafr Rumman’daki Yusuf Bey ez-Zeyn’in evi (Saad ez-Zeyn arşivi)
Kafr Rumman’daki Yusuf Bey ez-Zeyn’in evi (Saad ez-Zeyn arşivi)
TT

İsrail, tarihi evleri yıkarak Güney Lübnan’ın siyasi hafızasını siliyor

Kafr Rumman’daki Yusuf Bey ez-Zeyn’in evi (Saad ez-Zeyn arşivi)
Kafr Rumman’daki Yusuf Bey ez-Zeyn’in evi (Saad ez-Zeyn arşivi)

Nebatiye kentinin çevresi ile Kafr Rumman beldesinin günlük olarak bombalanması, Zeyn ailesinin birkaç ay önce yoğun İsrail hava saldırılarında hasar gören Yusuf Bey ez-Zeyn’in evinde ‘onarılabilecek ne varsa onarmak’ amacıyla restorasyon çalışması başlatmasını engellemedi. Nebatiye’nin en tanınmış ailelerinden birinin torunları, mirası korumanın, İsrail’in bölgedeki izleri ve hafızayı silme girişimine karşı bir meydan okuma olduğunu düşünüyor. İsrail’in, Güney Lübnan’daki özgün mimariye sahip tarihi evleri, siyasi ailelere ait konutları ve kentsel ve tarihi yapıları çeşitli biçimlerde ortadan kaldırmaya çalıştığı belirtiliyor.

fgthyj
Abdulaziz ez-Zeyn’in evi, yıkılmadan önce (Saad ez-Zeyn arşivi)

İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik düzenlediği iki geniş çaplı savaş sırasında hava saldırıları ve bombardımanlar onlarca kültürel miras yapısını yok etti. Saldırılar, mimarileri ve kütüphaneleriyle Cebel Amil’in son iki yüzyıldaki siyasi tarihinin farklı dönemlerine ışık tutan siyasi ailelerin evlerini de hedef aldı. Yalnızca Nebatiye kentinde İsrail bombardımanı, 80 ila 110 yıllık 147 evi yıktı. Bu evlerin bazıları ise 200 yıl önce inşa edilen yapılardan zaman içinde genişletilmişti. Söz konusu yapılar, bölgede geçmiş on yıllarda etkili olmuş yerel liderlere, bakanlara ve milletvekillerine ait tarihi miras niteliğindeki mülklerdi. Yerel aktivistlerin aktardığına göre yıkım, Nebatiye çevresindeki siyasi ailelere ait konutları da kapsadı. Bunlar arasında Tayyibe beldesindeki Esad ailesinin konutu da bulunuyor. Konutla birlikte çok sayıda eski ev de yerle bir edildi. Bunlardan biri, bölgenin önde gelen tarihi siyasi figürlerinden Halil Abdullah’ın el-Hıyam’da 1862 yılında inşa edilen konağıydı.

Abdulaziz ez-Zeyn’in evi: Kültürel bir rol

İsrail bombardımanında çok ağır hasar gören Yusuf Bey ez-Zeyn’in evi, Abdulaziz ez-Zeyn’in konağının yıkılmasının ardından Nebatiye bölgesinde ayakta kalan son tarihi miras yapılarından ve mimari tanıklıklardan biri olma özelliğini taşıyor. Söz konusu konak, son yıllarda bölgenin kültürel merkezlerinden birine dönüşmüş, Abdulaziz ez-Zeyn’in oğlu Dr. Saad ez-Zeyn tarafından kültürel ve toplumsal etkinliklere ev sahipliği yapması amacıyla genişletilmişti.

Dr. Saad ez-Zeyn Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Ailemin evi (Abdulaziz ez-Zeyn’in konağı) 80 yıldan daha eskiydi. İsrail saldırısı evi tamamen yıktı ve yalnızca mimari özelliklerini değil, evin kültürel işlevini de ortadan kaldırdı” dedi. Doktor, evin en az 2000 yılından bu yana kültürel ve sosyal etkinliklere ev sahipliği yapılan bir alan olduğunu belirterek, burada Cebel Amil’in tarihini belgeleyen küçük bir müze kurduğunu anlattı. Evin zamanla ‘bölgenin kültürel uğrak noktalarından biri haline geldiğini’ ifade eden ez-Zeyn, daha sonra konağın bahçeler ve Lübnan’ın güneyindeki geleneksel yapıların temel unsurlarından biri olan divanhane yönünde genişletildiğini söyledi. Konak, son yıllarda ‘Saad ez-Zeyn’in evi’ olarak tanınıyordu.

hyj
Yıkıldıktan sonra Abdulaziz ez-Zeyn’in evi (Saad ez-Zeyn arşivi)

Büyük evin bombalanmasının ardından bitişiğindeki ‘Zeyn ailesinin konağı’ da hasar gördü. Söz konusu konak, 100 yılı aşkın süredir siyasi ve toplumsal liderliğin merkezi konumundaydı. Yaklaşık 150 yıl önce inşa edilen konakta, 19. yüzyılda Osmanlı Valisi yaşamış, daha sonra mülkiyeti Zeyn ailesine geçmişti.

Mezarlıklar da bu durumdan nasibini aldı

Zeyn, Lübnan’ın Büyük Lübnan Devleti ilan edilmesinin ardından 1924 yılında parlamentoya girdi. Ailesi, geçen yüzyıl boyunca Cebel Amil’in önde gelen siyasi ailelerinden biri haline geldi ve ailenin parlamentodaki temsili 2018 yılına kadar kesintisiz devam etti.

fgthyj
El-Hıyam’daki Al Abdullah ailesinin konutu, yıkımdan önce... İç mekânı kemerli taş tarzında inşa edilmiş (Sosyal medya)

Dr. Saad ez-Zeyn, “Yusuf Bey ez-Zeyn’in konağı ağır hasar gördü. Hasar çatıyı, avluyu ve Yusuf Bey’in mezarının da bulunduğu aile mezarlığını etkiledi. Şu anda evin yeniden kullanılabilir hale gelmesi ve bir siyasi döneme tanıklık etmeyi sürdürmesi için yoğun ve hızlı bir restorasyon çalışması yürütüyoruz. Aile, Cebel Amil’in kurucu ailelerinden biri ve kültürel, kalkınma ve toplumsal düzeylerde varlığını sürdürüyor. Bu rol benim ve amcam tarafından da devam ettiriliyor” dedi. Ez-Zeyn, siyasi ailelerin evleri ile kentsel ve tarihi yapıların yok edilmesinin, ‘izleri ve hafızayı topraktan silmeyi, böylece Lübnanlının evi, toprağı ve mirasıyla olan bağını koparmayı’ amaçladığını belirtti.

Kasıtlı ve sistematik yıkım

Nebatiye kentindeki kültürel ve sosyal çevreler, 2024 ve 2026 savaşlarında yaşananların ‘herhangi bir gerçek gerekçesi bulunmaksızın hafızanın sistematik biçimde yok edilmesi’ süreci olduğu görüşünde birleşiyor. Tarihsel olarak Hizbullah’a siyasi açıdan karşı konumda bulunan köklü ailelere ait evlerin hedef alınarak bombalanması ve yıkılması, İsrail ordusunun saldırıların yalnızca Hizbullah’ın tesisleri ve karargahlarına yönelik olduğu yönündeki açıklamalarını da boşa düşürüyor.

Bu kapsamda en dikkat çekici gelişmelerden biri, Güney Lübnan Kültür Konseyi’nin kurucusu ve eski milletvekili Habib Sadık’ın, Nebatiye’nin batısındaki Kefur beldesinde bulunan evinin yıkılması oldu.

xsdcfrgthy
Adnan eş-Şerif’in Nebatiye’deki evi, yıkılmadan önce (Kâmil Cabir arşivi)

Sadık, Güney Lübnan’ın en tanınmış siyasi ve kültürel aktivistlerinden biri olarak kabul ediliyor. 1992’de milletvekilliği yapan Sadık, 1940’lı yıllardan bu yana İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik ihlallerini belgeleyen en önemli tarihçiler arasında yer aldı. Güney Lübnan Kültür Konseyi tarafından yayımlanan eserlerin hazırlanmasını teşvik eden Sadık, siyasi deneyiminin yanı sıra edebiyatçı, şair ve düşünür kimliğiyle de öne çıktı.

İhlalleri belgeleyen el yazmaları

Güney Lübnan Kültür Konseyi’nin Nebatiye Şubesi Başkanı Kâmil Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Habib Sadık’ın el-Hıyam’daki evinin 1977’de yıkılmasının ve bölgenin 2000 yılına kadar işgal altında kalmasının ardından aile, Beyrut ile Nebatiye arasında yaşamak zorunda kaldı. Bunun üzerine aile, kent dışında Güney Lübnanlıların evlerine benzeyen, çevresi çam ağaçlarıyla kaplı ve güllerin açtığı bir bahçesi bulunan bir ev inşa etmekte kararlıydı” dedi.

chyju
Habib Sadık’ın evi, Ağustos 2026’da İsrail hava saldırısı sonucu yıkıldıktan sonra (Sosyal medya)

Cabir, “Sadık, evin alt katındaki divanhaneye özel önem verdi. Burada çeşitli radyo programlarında sunduğu çok sayıda el yazması ile 1960’lı ve 1970’li yıllara ait yazılarını muhafaza ediyordu. Divanhanede kitap, el yazması ve diğer kültürel miras unsurlarından oluşan geniş kütüphaneler oluşturdu” ifadelerini kullandı. Sadık’ın ‘Güney Lübnan hakkında eserler ve kitaplar kaleme alıp yayımlayan en önemli kültürel isimlerden biri olduğunu’ belirten Cabir, bunların İsrail’in Güney Lübnan’daki ihlallerini ve işgal biçimlerini belgelediğini söyledi. Cabir, söz konusu çalışmaların su kaynakları ve coğrafya gibi konulardaki İsrail emellerinin yanı sıra işgal yoluyla Güney Lübnan’a verilen zararı da ortaya koyduğunu kaydetti.

hyju
Habib Sadık’ın arkadaşlarıyla bir araya geldiği bir fotoğraf (Sosyal medya)

Bu açıdan bakıldığında evin hedef alınmasının ‘Habib Sadık’ı, rolünü, mirasını ve yaşam çizgisini hedef almak’ anlamına geldiğini belirten Cabir, ‘kapalı olan ve her gün bir görevli tarafından kontrol edilen’ evin hedef alınmasının herhangi bir güvenlik boyutu taşıdığı görüşünü ise reddetti.

Mimari ve siyasi mirasın silinmesi

Bu yıkım, Nebatiye kentindeki kentsel, mimari ve siyasi mirası ortadan kaldırmaya yönelik planın bir parçasını oluşturuyor. 2024 savaşının ardından kentteki kültürel çevrelerin öncülüğünde, sivil toplum kuruluşlarının belediyeyle iş birliği yaptığı bir girişim başlatıldı. İsrail bombardımanında yıkılan tarihi yapıların belgelenmesini amaçlayan çalışma, metnin kaleme alınmasından yalnızca iki hafta önce güncellendi. Yapılan envanter çalışmasında, 147 evin tamamen yıkıldığı ve bu evlerden geriye çok azının kaldığı tespit edildi.

fgthyju
Nebatiye’nin er-Rahibat mahallesindeki Muhammed el-Fadl Sarayı (Kâmil Cabir arşivi)

2026 savaşında ise Menşiye bölgesinde bulunan Fadl el-Fadl’ın evinden geriye kalanlar da yıkıldı. Yapımı geçen yüzyılın sonlarına dayanan evin tasarımını Mısırlı bir mühendis üstlenmişti. Fransız Yüksek Komiseri olarak Lübnan’da görev yapan General Gouraud da 1920’li yıllarda Güney Lübnan’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bu evi ziyaret etmişti.

scdfgthyju
Nebatiye’deki Dr. Behcet el-Mirza’nın evi (Kâmil Cabir arşivi)

Eski milletvekili Muhammed Bey el-Fadl’ın evinin ise çevresine düzenlenen saldırılar nedeniyle büyük bölümleri 2024’te yıkıldı. 102 yıllık evin durumunu Nebatiye’deki bir sivil toplum kuruluşu aracılığıyla belgeleyen Kâmil Cabir, evi satın alan kişinin yapıyı yeniden restore etme kararı aldığını söyledi.

Kültürel hafızanın yok edilmesi

Nebatiye sakinleri, yıkımın kentin kültürel mirasına, toplumsal ve siyasi hafızasına, ayrıca kentsel dokusuna işaret eden yapılara yönelik olduğunu düşünüyor. Nebatiye’de örneğin, eski bakan ve milletvekili Refik Şahin’in konağı ile eski milletvekilleri ve bakanlar Galib ve Fehmi Şahin’in babası Said Şahin’in evi İsrail’in hava saldırılarıyla tamamen yıkıldı. Bunun yanı sıra, bir dönem mimari şaheser olarak kabul edilen yapılar da öne çıkıyor. Bunlar arasında, cephelerinde doğal taş işlemeleri bulunan ve 20. yüzyılda Nebatiye’de halka sağlık hizmeti sunmak amacıyla evini açan ilk doktorlardan biri olan Dr. Behcet el-Mirza’nın evi de bulunuyor. Söz konusu yapı, kentin en güzel evlerinden biri olarak değerlendiriliyordu.

hyjukı
Nebatiye şehrinde tamamen yıkılan Said Şahin, Galib Şahin ve Fehmi Şahin’in evi (Kâmil Cabir arşivi)

Mahmud Şahin’in evi de 2026 yılında yıkıldı. Geçtiğimiz yüzyılda okul olarak kullanılan bu ev, 200 yıl önce inşa edilmiş eski yapıların kalıntıları üzerine kurulan evlerden biriydi.

6 Eylül 2026’da İsrail'in düzenlediği hava saldırısında, 100 yıl önce inşa edilmiş bir mimari şaheser olan Dr. Adnan Şerif’in evi yıkıldı. Ayrıca eski milletvekili Enver Sabbah’ın evi de yıkıldı. 1990’ların başında Nebatiye kentindeki bir tepenin üzerine inşa edilen ev yıkılırken, ailenin Nebatiye’deki konağı ayakta kaldı. Saldırılarda, 1980’lerden bu yana işgal döneminde Nebatiye bölgesine sağlık hizmeti sunan en önemli hastanelerden biri olan Gandur Hastanesi de yıkıldı.

Tarihe karşı savaş

İsrail’in hava saldırıları yalnızca ev ve konakların yıkılmasıyla sınırlı kalmadı, güneydeki arkeolojik alanları da kapsadı. Nebatiye kentinde Memlük dönemine ait bir çarşı yoğun bombardımana maruz kaldı ve çarşının bir bölümü yıkıldı. Güney Lübnan’ın sahil kenti Sur’da, UNESCO’nun listesinde yer alan bir alandaki tarihi bir sütunun tepesindeki başlık da yerinden söküldü. Ayrıca hem Müslümanların hem de Hristiyanların ziyaret ettiği Güney Lübnan’daki Şama beldesinde bulunan ve Şemun es-Safa adını taşıyan dini alan yıkıldı. Şama Haçlı Kalesi de tahrip edildi.

Bunun yanı sıra, et-Taybe beldesinde bulunan ve çevresi belde meydanında yıkılan el-Ayn el-Fuka hakkında da herhangi bir bilgi bulunmuyor. Su toplamak amacıyla inşa edilen ve spiral biçimde tasarlanan sarnıç, Roma ve Bizans dönemlerine ait örneklerle benzerlik taşıyan mimari unsurlar barındırıyor. Sarnıç, Osmanlı döneminde restore edilmişti.

thyju
Et-Taybe kasabasındaki antik kaynak (Sosyal medya)

Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame, geçtiğimiz ay Reuters’a yaptığı açıklamada, söz konusu bölgenin dışında kalan tarihi beldelerin de yoğun hava saldırılarına maruz kaldığını belirterek bunlar arasında Sur ve Nebatiye’yi gösterdi. Selame, yoğun bombardımanın Tibnin beldesini de vurduğunu ve bunun burada bulunan Haçlı kalesinin zarar görmüş olabileceğine ilişkin endişelere yol açtığını söyledi. Selame, “Miras yalnızca Roma ve Fenike dönemlerine ait eserler değildir. Miras aynı zamanda tarihi yapılar, arkeolojik alanlar ve kültürel işlev taşıyan yapılardır” ifadelerini kullandı. Selame, İsrail’in yürüttüğü operasyonun Lübnan tarihinin yüzyıllarını tamamen silmesinden endişe ettiğini dile getirdi.

UNESCO da yaptığı açıklamada, Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve örgüt tarafından güçlendirilmiş koruma statüsüne tabi tutulan Sur kentinin durumundan endişe duyduğunu belirtti. Örgüt ayrıca, Güney Lübnan’daki Şama Kalesi’nin zarar gördüğüne ilişkin haberlerden ve Şekif Kalesi yakınlarında çatışmalar yaşanmasından ‘büyük endişe’ duyduğunu ifade ederek ‘kültürel varlıklara yönelik yasa dışı saldırılar’ olarak nitelendirdiği eylemleri kınadı.



Netanyahu, bir birlik hükümetinin kurtuluş yolu olabileceğini düşünüyor... Söyleminde değişiklik yapmayı değerlendiriyor

(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu, bir birlik hükümetinin kurtuluş yolu olabileceğini düşünüyor... Söyleminde değişiklik yapmayı değerlendiriyor

(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan seçimlerde kendi kampının seçimleri kazanma ihtimalinin zayıfladığına ilişkin göstergelerin artması üzerine, son çıkış yolu olarak ‘birlik hükümeti’ kurulması fikrine yöneliyor. Bunun öncesinde ise seçimlere kalan birkaç hafta içinde seçim söyleminde muhtemel bir değişikliğe giderek, kendi kampı içinde sorun yaratan başlıklar yerine sağ ve sol arasındaki ayrışmayı yeniden şekillendirecek konulara odaklanması bekleniyor.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi dün, bu yönelimin Netanyahu’nun endişelerinin yalnızca parlamentodaki çoğunluğu kaybetme ihtimaliyle sınırlı kalmamasından, iktidarda kalma imkanını yitirme kaygısına da dönüşmesinin ardından ortaya çıktığını bildirdi. Gazete, Netanyahu’nun rakiplerinin birleşmesinin beklendiğine dikkat çekti.

İsrail seçimlerinde yarışan partiler, toplam 120 sandalyeden oluşan Knesset’te çoğunluğu elde etmeye çalışıyor. Şarku’l Avsat’ın Maariv’den aktardığına göre seçim yarışı kritik aşamaya yaklaşırken, Netanyahu çevresinde onun açısından son derece tehlikeli olabilecek çeşitli senaryolar değerlendiriliyor. Likud’un kaç sandalye kazanacağından bağımsız olarak asıl endişenin sağ bloğun toplam sandalye sayısında olduğu, özellikle de bu sayının 61 sandalyelik çoğunluk eşiğinin altında kalması ihtimalinin kaygı yarattığı belirtiliyor.

Tahminlere göre Netanyahu, mevcut seçimlerde sağ bloğun toplam 59 sandalye kazanmasının kendisini gerçek bir siyasi tehlikeyle karşı karşıya bırakabileceğinin farkında. Bunun nedeni ise böyle bir durumda karşı bloğun, dört yıl boyunca istikrarlı bir hükümet kuramasa ve Arap partileri fiilen bu ittifaka katılmasa dahi hükümet kurmasına imkân verecek bir parlamento çoğunluğu oluşturabilmesi.

VDFGTHY
Birleşik Arap Listesi Partisi lideri Mansur Abbas ve eski üst düzey emniyet müdürü Yoav Segalovitz (AFP)

Gündeme getirilen senaryo, Avigdor Liberman, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett’in partilerinin yanı sıra Değişim Bloğu’nda yer alan diğer partilerin, Arap partilerinin parlamentodaki desteğiyle ittifak kurmasını öngörüyor.

Böyle bir senaryoda Birleşik Arap Listesi, Ortak Liste veya Demokratik Ulusal Birlik’in aynı koalisyona dahil olması gerekmiyor. Bu partilerin hükümete her zaman destek vermek üzere oy kullanması da zorunlu olmayacak. Bunun yerine dışarıdan destek vermeleri, oylamalarda çekimser kalmaları veya karşı bloğun 61 milletvekilinden oluşan çoğunluğu oluşturmasına imkân verecek başka bir parlamenter formülün uygulanması yeterli olacak.

Netanyahu ne yapacak?

Bu senaryo karşısında Netanyahu, öncelikle seçim kampanyasını kamplar arasındaki ayrışmayı, yani sağ ile sol arasındaki karşıtlığı öne çıkaracak şekilde yürütmeyi planlıyor. Bu kapsamda Arap partilerine yönelik tutum, devletin kimliği ve kültürel ve siyasi anlaşmazlıklar gibi konulara odaklanılması bekleniyor.

Netanyahu’nun ekibi, aşırı sağ seçmenleri muhalefete oy vermekten uzaklaştırarak kendi saflarına çekmek amacıyla muhalefeti Arap partileriyle ittifak kurmaya çalışmakla suçlamayı sürdürüyor.

Maariv, tartışmaların ‘Araplarla kim ittifak kuruyor?’, ‘Demokratlarla kim iş birliği yapıyor?’ ve ‘Solun devlete bakışı nedir?’ gibi sorulara yönelmesinin, söylemi sağ blok içinde sorun yaratan askerlik hizmeti meselesi gibi konulardan uzaklaştırdığını belirtti.

Maariv’e göre Netanyahu, askerlik hizmeti meselesinin seçimlerin ana gündem maddesine dönüşmesini istemiyor. Bunun nedeni ise basit: Bu konu, kendi bloğundaki neredeyse tüm unsurlar açısından sorun yaratıyor.

FVBGF
1 Nisan 2024 tarihinde Tel Aviv’in doğusundaki Bnei Brak yakınlarında, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik yasasına karşı düzenledikleri protestolar sırasında polis memurları (EPA)

Maariv, bunun Netanyahu açısından yeni bir durum olduğunu belirtiyor. Netanyahu, önceki seçimlerde bu kadar kapsamlı bir stratejiye başvurmak zorunda değildi. Çünkü 61 sandalyeye ulaşamasa bile karşı kampın çoğunluk oluşturmakta zorlanacağını ve Arap partilerinin bu kampa katılmayacağını biliyordu. Ancak mevcut seçimlerde, tahminlere göre durum değişebilir. Zira Değişim Bloğu’nun Arap partilerinin desteğinden yararlanmaya hazır olduğu belirtiliyor.

Netanyahu’nun en büyük endişelerinden biri de buradan kaynaklanıyor. Bu durum, seçimlerin ardından ‘birlik hükümeti’ seçeneğini açık tutmasına yol açabilecek nedenlerden biri olarak değerlendiriliyor. Sağ bloğun 61 sandalyeye ulaşamadığının ve karşı tarafta Netanyahu’yu iktidardan düşürmeye yetecek bir çoğunluğun bulunduğunun ortaya çıkması halinde, merkezden veya muhalefetten bir partiyi hükümete dahil etme seçeneği, Netanyahu açısından siyasi iktidarını korumanın bir aracı haline gelebilir.

Netanyahu’nun kampında, başbakanın seçimlerin ardından gerçekten geniş tabanlı bir ulusal hükümet kurmaya yönelebileceği yönündeki kanaat de güçleniyor. Bunun, Itamar Ben-Gvir’in koalisyon dışında bırakılması pahasına gerçekleşebileceği belirtiliyor. Netanyahu’nun söylemindeki değişime dikkat çeken çevreler, önceki seçimlerde kullandığı ‘tam teşekküllü sağ hükümet’ ifadesinden bu kez ‘geniş tabanlı ulusal hükümet’ söylemine yönelmesini, merkez partileriyle daha geniş bir manevra alanı oluşturma isteğinin göstergesi olarak değerlendiriyor.

İsrail’de yayımlanan son kamuoyu yoklamaları da Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi’nin önde olduğunu ve Netanyahu’nun kampının hükümet kurmasına imkân verecek çoğunluğa ulaşamadığını ortaya koydu. Kanal 12’nin anketine göre Eisenkot liderliğindeki Yashar, önceki ankete kıyasla iki sandalye kaybetmesine rağmen 23 sandalyeyle ilk sıradaki yerini korudu. Likud ise bir sandalye kaybederek 20 sandalyeye geriledi. Naftali Bennett liderliğindeki Birlikte Partisi ise 13 sandalyede kaldı.

Yair Golan liderliğindeki Demokratlar 10 sandalye alırken, Ortak Liste, Birleşik Tevrat Yahudiliği ve İsrail Evimiz partilerinin her biri 8 sandalye elde etti.

CSDFGRTHY
Yair Golan (Arşiv)

Ankette Şas Partisi’ne 7, Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü’ne 6 sandalye verilirken, Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm ittifakı 5 sandalye aldı.

Birleşik Arap Listesi 4 sandalye kazanırken, Amcha Yisrael ile Yedekler ve Ekonomi listeleri de 4’er sandalye elde etti. Aralarında Beni Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz’ın da bulunduğu bazı listeler ise yüzde 0,5 oy oranında kalan Gantz’ın partisi dahil seçim barajını aşamadı.

Buna göre Netanyahu karşıtı blok 54 sandalye elde ederken, Netanyahu’nun bloğu 50 sandalyede kaldı. İki Arap liste toplam 12 sandalye kazanırken, Hendel-Zelekha listesi 4 sandalyeyle her iki bloğun da dışında kaldı.

Hükümet başkanlığı için kimin daha uygun olduğu yönündeki soruya Eisenkot yüzde 42, Netanyahu ise yüzde 36 oranında destek aldı. Böylece Eisenkot, önceki ankette yüzde 38 oy alan Netanyahu ile arasındaki farkı daha da açtı.

Muhalefet seçmenleri arasında da Eisenkot, hükümet başkanlığı için en uygun aday olarak açık bir üstünlük sağladı. Eisenkot’u yüzde 53’lük kesim tercih ederken, bu oran Bennett için yüzde 31, Liberman için ise yüzde 13 oldu.


Smotrich, El Halil'de: İbrahimî Camii, Batı Şeria'daki ilk egemen mülkümüz

İbrahimî Camii'nde bir çocuk, Hz. İshak'ın makamını izliyor (Şarku'l Avsat)
İbrahimî Camii'nde bir çocuk, Hz. İshak'ın makamını izliyor (Şarku'l Avsat)
TT

Smotrich, El Halil'de: İbrahimî Camii, Batı Şeria'daki ilk egemen mülkümüz

İbrahimî Camii'nde bir çocuk, Hz. İshak'ın makamını izliyor (Şarku'l Avsat)
İbrahimî Camii'nde bir çocuk, Hz. İshak'ın makamını izliyor (Şarku'l Avsat)

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, El Halil'deki İbrahim Camii'nin Yahudi halkının ilk egemen mülkü olduğunu söyledi. Üstü kapalı alanların açılışı için bulunduğu camide konuşan Smotrich, İbrahim Camii'nin Batı Şeria'daki “İsrail egemenliğinin sonsuza dek sembolü olarak kalacağını” vurguladı.

İsrail'in Kanal 14 televizyonu, İbrahim Camii'ndeki çatı ve kapsamlı restorasyon çalışmalarının tamamlanmasına yönelik etkinliğe öncülük eden Smotrich'in, daha önce El Halil Anlaşmaları'nı sona erdirme ve bu konudaki yetkileri Filistin belediyesinden alma kararının ardından “tarihi bir adımı tamamladığını” bildirdi.

Smotrich, geçen haziran ayında El Halil'e ilişkin “El Halil Anlaşması”nı iptal ettiğini açıklamıştı. Bu karar, Filistin Yönetimi ve Filistinliler açısından önemli bir darbe olarak değerlendirilmişti. Karar kapsamında, Eski Şehir'i de içine alan H2 bölgesindeki planlama ve inşaat yetkileri El Halil Belediyesi'nden alındı.

El Halil, Batı Şeria'da 1997 yılında özel bir anlaşmayla H1 ve H2 olarak iki bölgeye ayrılan tek Filistin kentidir. Bu düzenleme, El Halil'deki yeniden konuşlandırmaya ilişkin protokol olarak biliniyor ve 1995 tarihli Oslo II Anlaşması'nın ve 1993'te Oslo Anlaşmaları kapsamında başlayan İsrail-Filistin barış sürecinin devamı niteliğinde bulunuyor.

El Halil Anlaşması uyarınca İsrail güçleri, kentin yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan H1 bölgesinden çekildi ve burada güvenlik ile sivil işlerin sorumluluğu Filistin Yönetimi'ne bırakıldı. Buna karşılık İsrail, kentin yüzde 20'sini oluşturan H2 bölgesinde güvenlik kontrolünü elinde tuttu. Eski Şehir bölgesini, İbrahim Camii'ni ve El Halil'deki Yahudi yerleşimini kapsayan H2'de sivil yetkiler ise Filistin Yönetimi'ne devredildi.

dvfgbhy
İbrahim Camii'nin ana girişinden bir bölüm (Şarku'l Avsat)

Smotrich, “Bu, sıradan bir planlama adımından çok daha fazlası; tarihi bir değişikliktir. Yerleşim devrimini sürdürüyor, yönetimi güçlendiriyor ve Yahudiye ve Samiriye'de (Batı Şeria) İsrail egemenliğini derinleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Filistin Yönetimi Smotrich'in kararını reddetmesine rağmen İsrail, istediği düzenlemeyi fiilen hayata geçirdi.

Smotrich, çarşamba günü camide yaptığı konuşmada, “Makpela Mağarası (İbrahim Camii), İsrail halkının ilk egemen mülküdür. Efendimiz İbrahim'in satın aldığı bu yer, bu topraklar üzerindeki egemenliğimizin sembolü haline geldi. Bu sabah, ilgili bütün tarafların profesyonel ve yoğun çalışmaları sayesinde üst örtü ve restorasyon projesinde son aşamaya ulaştık” dedi.

Smotrich, “Bu, tarihi bir döngünün kapanmasıdır. Ortak çabalar sayesinde, gelecek Yahudi Yeni Yılı'nda İsrail halkının geniş kitleleri burada uygun ve saygın koşullarda ibadet edebilecek” dedi.

Filistin Yönetimi'ne yönelik kışkırtıcı söylemler

Smotrich'in adımı, İsrail'de Filistin Yönetimi'ni hedef alan geniş kapsamlı bir kampanyanın yürütüldüğü dönemde atıldı.

Smotrich, bundan bir gün önce Filistin Yönetimi'nin devrilmesi gerektiğini söyledi. Bu açıklama, Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Filistin Yönetimi'ni topyekûn savaşla tehdit etmesinden birkaç saat sonra yapıldı.

Katz, Başbakan Binyamin Netanyahu ile birlikte, Filistin Yönetimi'ne bağlı güvenlik birimlerinin veya bunlarla bağlantılı unsurların taraf olduğu çatışma ve karışıklıkların yaşanması halinde, orduya yönetimin üst düzey yetkililerine ve kurumlarına karşı kapsamlı bir savaşa hazırlık emri verdiklerini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İbrani medyasından aktardığına göre Katz'ın planı; “Filistin Yönetimi'nin üst düzey yetkililerine yönelik hedefli suikastlar düzenlenmesi, altyapının imha edilmesi, operasyonların başlatıldığı Filistin kent ve köylerinden halkın tahliye edilmesi ve bölgenin işgal edilmesini” içeriyor.

Netanyahu da daha önce Filistin Yönetimi'ne bağlı unsurların İsrail'e yönelik saldırılara katılması ihtimalini orduyla görüşmüştü.

İsrailli yetkililer zaman zaman Filistin Yönetimi'ni hedef alan açıklamalar yaparak, yönetimin Batı Şeria'daki yerleşimlere 7 Ekim 2023 saldırısına benzer bir saldırı düzenleyebileceğini öne sürüyor. Bu yetkililer, yönetimin silahlarına el konulmasını, güvenlik birimlerinin tamamının veya bir bölümünün dağıtılmasını, hatta Filistin Yönetimi'nin tamamen lağvedilmesini talep ediyor.

cvfbgh
İbrahim Camii'nin içinde Hz. İbrahim'in makamı (Şarku'l Avsat)

Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de defalarca Filistin Yönetimi'nin feshedilmesini istedi ve İngiltere'nin yerleşimlere yönelik yaptırımlarının ardından bu talebini yineledi.

İsrail'deki yerleşimci hareketinin liderleri de yerleşimlere yönelik yaptırımlara karşılık olarak Oslo Anlaşmaları'nın iptal edilmesini, işgal altındaki Batı Şeria'daki A ve B bölgelerinde yerleşimlerin genişletilmesini ve Filistin Yönetimi'nin dağıtılması için çalışılmasını talep etti.

İsrail Kamu Yayın Kurumu Kan 11'in aktardığına göre, Batı Şeria'daki yerleşimler konseyi başkanı Yisrael Gantz, İsrail'deki ABD Büyükelçisi Mike Huckabee ile görüşerek Washington'un yaptırımlara karşı atabileceği adımları ele aldı.

İsrail, Batı Şeria'da Filistin Yönetimi'ni siyasi ve ekonomik abluka uygulayarak ve yetki ve rollerini etkileyen yasal düzenlemelerde değişiklikler yaparak hedef alıyor. El Halil'de atılan son adım da bunun örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Polis mensuplarının tutuklanması ve tazminatlar

İsrail ordusu Batı Şeria'nın merkezinde her gün operasyonlar düzenlerken, yerleşimciler de ölümcül saldırılar gerçekleştiriyor. Ordu bu hafta operasyonlarını yoğunlaştırdı ve Batı Şeria'nın kuzey ve orta kesimlerinde silahlı hücreleri etkisiz hale getirdiğini, ayrıca Tubas yakınlarında fırlatma rampası bulunmayan bir roket mermisi tespit edildiğini ve hemen imha edildiğini bildirdi.

İsrail ordusu çarşamba günü, Beytunya yakınlarında C Bölgesi'nde kontrol noktası kurulmasına karıştıkları gerekçesiyle bazı Filistinli polislerin gözaltına alındığını açıkladı. Ordu, polislerin “yetkilerini aşarak hareket ettiğini” savundu.

Filistinli bir polis ekibi daha önce Beytunya yakınlarındaki bir yolda silahlı bir İsrailli yerleşimciyi durdurmuş, kısa süre sonra da bu kişiyi İsrail güçlerine teslim etmişti.

İsrail güvenlik teşkilatı olayı, Filistin güvenlik birimlerinin “ciddi bir yetki aşımı” olarak nitelendirdi.

Filistinli polislerin gözaltına alınması, İsrail güvenlik güçlerinin Beytüllahim'deki bir hastanenin avlusunda Filistin polis devriyesini durdurduğu ve polisleri aşağılayıcı uygulamalara maruz bıraktığı olayın ardından geldi. Söz konusu adım, “Filistin Yönetimi'nin itibarına darbe” olarak değerlendirildi.

Filistin Yönetimi'ne yönelik bir başka adımda ise Kudüs Bölge Mahkemesi, daha önce görülmemiş bir kararla, saldırılarda yaralanan İsrailli asker ve polislerin de yalnızca sivillerle sınırlı kalmayacak şekilde “Terör Mağdurlarının Tazmini” yasası kapsamında tazmin edilmesine hükmetti.

“Yedioth Ahronoth” gazetesinin haberine göre mahkeme hâkimi, yasanın güvenlik güçleri mensuplarına uygulanamayacağı yönündeki Filistin Yönetimi'nin itirazını reddeden üç karar verdi. Mahkeme, Filistin Yönetimi'nin yıllar önce Kudüs'te düzenlenen araçlı saldırıda yaralanan bir asker, bıçaklı saldırıda yaralanan bir kadın polis ve silahlı saldırıda yaralanan bir askere toplam olarak yaklaşık 50 milyon şekel tazminat ödemesine hükmetti.


İsrail, Gazze’ye yerleştirdiği casusluk cihazlarını imha ediyor ve güvenlik operasyonlarını yoğunlaştırıyor

Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda dün bir evi hedef alan saldırının ardından olay yerinden yükselen duman (DPA)
Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda dün bir evi hedef alan saldırının ardından olay yerinden yükselen duman (DPA)
TT

İsrail, Gazze’ye yerleştirdiği casusluk cihazlarını imha ediyor ve güvenlik operasyonlarını yoğunlaştırıyor

Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda dün bir evi hedef alan saldırının ardından olay yerinden yükselen duman (DPA)
Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda dün bir evi hedef alan saldırının ardından olay yerinden yükselen duman (DPA)

Geçen 11 Haziran’da İsrail’e ait bir insansız hava aracı, Gazze kentinin güneyindeki Sabra Mahallesi’nde Furvane ailesine ait bir evin çatısına füze bıraktı. Saldırıda, evin çatısında bulunan kimliği belirsiz cisme yaklaşan aile fertlerinden biri hayatını kaybetti.

Saha kaynaklarının “Şarku’l Avsat”a verdiği bilgiye göre hayatını kaybeden kişi, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı “Mühendislik Birimi”nde görev yapan 35 yaşındaki Ebu Furvane’ydi. Furvane, söz konusu cismi kontrol etmek üzere çatıya çıktığı sırada bir insansız hava aracı (İHA) füze fırlattı. Füzenin isabet etmesiyle cisim patladı ve aktivist hayatını kaybetti.

Furvane’nin de aralarında bulunduğu yaklaşık dört Filistinli grup mensubunun, iki ila üç aylık bir dönem içinde benzer yöntemle öldürüldüğü ortaya çıktı. Görünüşe göre söz konusu kişiler bir şekilde tuzağa çekildi. Ancak bu durumun, grupların ilgili birimleri ile Kassam Tugayları ve Hamas yönetimine bağlı güvenlik kurumlarınca henüz kesin olarak doğrulanmadığı belirtildi.

“Şarku’l Avsat”ın çeşitli saha kaynaklarından derlediği bilgilere göre İsrail son dönemde Gazze Şeridi’nin içine yerleştirdiği casusluk cihazlarını hedef alan saldırılara başvurdu. Kaynaklar, yaklaşık iki hafta önce Hamas’ın üst düzey güvenlik sorumlusu Muin el-Arabid’in İsrail özel kuvvetleri tarafından yakalanmasının ardından bu saldırıların yoğunlaştığını belirtti. Ancak iki olay arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğu doğrulanmadı.

Söz konusu kaynaklara göre son üç gün içinde Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda yıkılmış iki evin çatısındaki casusluk cihazları, intihar saldırısı düzenleyen İHA’lar tarafından imha edildi. Gazze’nin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde bir başka casusluk cihazı keşif uçağı tarafından hedef alınarak patlatıldı. Ayrıca bir hafta önce Tel el-Heva Mahallesi’nde yıkılmış bir binanın çatısındaki küçük cihaza bir İHA tarafından bomba bırakıldı.

Kameralar ve dinleme cihazları

İsrail, gerek son Gazze savaşında gerekse daha önceki dönemlerde görsel ve işitsel casusluk cihazlarını bir silah olarak hep kullandı.

Saha kaynaklarından birine göre İsrail, son günlerde çeşitli bölgelerde küçük “quadkopter” tipi İHA’ların uçuşlarını yoğunlaştırdı. Kaynak, bu araçların bazılarının patlayıcı taşıyan intihar dronları olduğunu ve görevlerinin gözetleme ve casusluk faaliyetleriyle sınırlı kalmadığını belirtti.

hyju
Gazze savaşı sırasında bulunduğu ve İsrail’e ait casusluk cihazları olduğu öne sürülen cihazlar (Filistinli grupların sosyal medya hesapları)

Bir başka kaynak, savaş sırasında yıkılmış evlerin çevresinde, kamuya açık caddelerde, hastanelerde ve başka noktalarda casusluk cihazlarının tespit edildiğini söyledi. Kaynağa göre cihazların büyük bölümü, kara operasyonları sırasında Şerit’in farklı bölgelerine yerleştirildi.

Kaynaklar bu cihazların, bazı aktivistlerin yüzlerinin tespit edilmesine ve cihazlardan yalnızca birkaç metre uzaktayken öldürülmelerine katkı sağladığını belirtti. Bunlardan bazıları, Gazze kentindeki Nasr Mahallesi’nde kamuya açık yollarda hareket ederken, bölgedeki cihaz henüz fark edilmeden öldürüldü.

Geçen mart ayının sonunda, Filistinli gruplardan bazı aktivistlerin sökmeye çalıştığı bir cihaz Deyr el-Belah’ta patladı. O sırada cihazın kendiliğinden mi yoksa bir İHA’nın müdahalesiyle mi patladığı belirlenemedi.

Saha kaynakları o dönemde bu cihazların kameralar, ses dinleme sistemleri ve çeşitli sensörler içerdiğini bildirmişti. Bazı cihazların tespit edilmeye çalışılması halinde kendini imha ettiği, bazılarının ise operatörlerine fark edildiklerine ilişkin uyarı veya sinyal göndererek imha edilmelerini sağladığı ifade edildi.

Kaynaklar, savaş sırasında veya ateşkesin ardından şimdiye kadar tespit edilen cihazların büyük bölümünün İsrail İHA’larıyla bağlantılı olduğunu söyledi. Cihazların topladığı bilgilerin bu araçlara, oradan da İsrail güvenlik birimlerinin operasyon merkezlerine aktarıldığı belirtildi. Bazı cihazların ise bilgileri doğrudan uydular üzerinden ya da İsrail’le iş birliği yapan kişilerin sağladığı internet bağlantıları aracılığıyla ilettiği değerlendirildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail ordusunun baskın düzenlediği Şifa Hastanesi kompleksi gibi bazı hastanelerde de casusluk cihazları bulunduğunu belirtti. Bu cihazların bazılarının taşların içine yerleştirildiği, bazılarının ise hastaların kullandığı tıbbi bölümlerdeki mobilyaların içine gizlendiği kaydedildi.

thyny
Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda bir evin dün hedef alınması (DPA)

Kaynaklara göre cihazlarda, 800 metreye kadar mesafeden görüntü alabilen yüksek çözünürlüklü küçük kameralar ve 500 metreye kadar mesafedeki sesleri algılayabilen gelişmiş dinleme sistemleri bulunuyordu. Bu sistemler aracılığıyla bazı kişilerin, İsrail güvenlik birimlerinin daha önce tutuklanan aktivistlerden elde ettiği ya da cep telefonu ve diğer iletişim araçları üzerinden topladığı ses örnekleriyle karşılaştırma yapılarak seslerinden teşhis edilmesi mümkün olabiliyordu.

Bu cihazlardan bazıları, özellikle Han Yunus’un Mevasi bölgesindeki yerinden edilmiş kişiler için kurulan kamplarda da bulundu. Kaynaklara göre İsrail’le iş birliği yapan kişiler, bölgedeki hareketliliği izlemek ve yerinden edilenleri dinlemek amacıyla cihazları buraya yerleştirdi. Bazıları kış aylarında çadırların su altında kalmasının ardından fark edilirken, bazıları taş görünümünde kamufle edilmiş ahşap kutuların içine yerleştirilmişti.

Savaş öncesinde de kullanıldı

Son savaştan önce de Filistinli grupların ofislerinde ve aktivistlerin evlerinde küçük kameralar ile dinleme cihazları bulundu. Kaynaklara göre bu cihazlar internet modemlerinin veya elektrik şebekelerinin içine yerleştiriliyor, İsrail ile iş birliği yapan kişiler tarafından ticari mallarla birlikte Gazze’ye sokuluyordu.

Kaynaklar, bu cihazların büyük bölümünün farklı olaylarda işbirlikçilerin yakalanıp sorgulanması ve itiraflarının alınmasının ardından ortaya çıkarıldığını belirtti.

yumku
Çarşamba günü Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısının yol açtığı yıkımı inceleyen Filistinliler (DPA)

Mayıs 2018’de Kassam Tugayları’na bağlı altı mühendis, ele geçirilen bir casusluk cihazını incelerken meydana gelen patlamada hayatını kaybetti. Cihazla ilgili güvenlik incelemeleri, Kassam Tugayları’nın iç iletişim ağına casusluk cihazları yerleştirilmesi gibi ciddi güvenlik açıklarını ortaya çıkardı. Cihazların muhtemelen bir İHA tarafından uzaktan patlatılması sonucu mühendisler olay yerinde hayatını kaybetti. Kassam Tugayları ise o dönemde Gazze’deki “en tehlikeli İsrail casusluk operasyonunu” etkisiz hale getirdiğini açıkladı.

Yaklaşık 45 gün sonra, bir tüccarın İsrail istihbaratının talimatıyla Gazze Şeridi’ne soktuğu “granit taşı” içine gizlenmiş bir casusluk cihazı tespit edildi. Cihazın daha sonra Filistinli gruplardan birinin askeri tesisine götürülmesi planlanıyordu. Cihaz söz konusu tesise yerleştirildikten birkaç gün sonra fark edildi.

Aynı yılın kasım ayında Han Yunus’taki kontrol noktalarından birinde İsrail özel kuvvetlerine ait bir ekip tespit edildi. Daha sonra bu ekibin uzun süredir Gazze Şeridi’nde faaliyet gösterdiği ve evlere, konutlara ve çeşitli diğer noktalara farklı cihazlar yerleştirdiği ortaya çıktı.

Sahadaki gerilim sürüyor

Sahadaki gelişmeler kapsamında İsrail, ikinci gününde de Gazze Şeridi’nde binaları, evleri, konutları ve bir araziyi hedef alan hava saldırıları düzenledi. Gazze kentindeki iki ayrı saldırıda ve Sarı Hat yakınlarında açılan ateş sonucu bir kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

İsrail savaş uçakları dün öğle saatlerinde Gazze kentinin batısındaki Şati Mülteci Kampı’nda bir binadaki iki daireyi yıktı. Ardından Şerit’in merkezindeki Nuseyrat Pazarı’nda bir ticaret merkezinin üstünde bulunan başka bir daireyi bombaladı.

scdfgrthyj
Gazze kentinin Rimal Mahallesi’nde salı günü İsrail saldırısının hedef aldığı bir evde meydana gelen hasarı inceleyen Filistinliler (AFP)

Gazze kentinin güneybatısındaki Şeyh Aclin Mahallesi’nde İsrail, bir motosikleti hedef alan hava saldırısı düzenledi. Saldırıda iki kişi yaralandı; yaralılardan biri daha sonra aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden kişinin, Ramallah’a bağlı Silvad beldesinden eski tutuklu Ferah Hamed olduğu belirtildi. Hamed, 2011 yılında yapılan esir takası kapsamında serbest bırakılmış ve o dönemde Gazze’ye sürgün edilmişti.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde düzenlenen hava saldırısında iki genç yaralandı; bunlardan birinin durumunun ağır olduğu bildirildi. Ayrıca Sarı Hat yakınlarındaki Cibaliye ve Han Yunus dahil çeşitli bölgelerde açılan ateş sonucu üç kişi yaralandı.

İsrail savaş uçakları salı günü de Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bir evi, Şerit’in merkezindeki Bureyc Mülteci Kampı’nda başka bir evi ve Gazze kentinin batısındaki Şifa Hastanesi kompleksi yakınlarında üçüncü bir evi yıktı. Ayrıca Şeyh Aclin Mahallesi’ndeki tarım arazisini bombaladı. Bu saldırılardan önce söz konusu bölgelerdeki bazı yerleşim alanlarının ve yerinden edilmiş kişilerin kamplarının boşaltılması istenmişti.

cfvbg
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta dün İsrail hava saldırısının hedef aldığı evden yükselen alevler (AFP)

İsrail ordusu, söz konusu binaların Hamas ve İslami Cihad hareketlerine ait silah depoları olduğunu ileri sürdü. Ordu, bazı unsurların bu silahları Gazze Şeridi’nde nöbet tutmak ve kontrolü pekiştirmek amacıyla kullanmaya yönelik hareketlerinin gözlemlendiğini iddia etti.

İsrail, aynı saatlerde Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan Mezarlığı çevresindeki bir evin çatısına ve Şati Mülteci Kampı’nda yıkılmış bir evin çatısına hava saldırıları düzenledi. “Şarku’l Avsat”a konuşan kaynaklar, her iki noktadaki casusluk cihazlarının patlatıldığını vurguladı.