Binlerce Iraklı, sıkı güvenlik önlemleri altında, Bağdat’ın yanı sıra ülkenin orta kesimindeki bazı kent ve vilayetlerde Ekim 2019 gösterilerinin yedinci yıldönümünü andı. Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) güçleri ise yıl dönümüne yönelik eleştirilerde bulunarak bu günü ‘kara gün’ olarak nitelendirdi.
Yüzlerce aktivist, sabahın ilk saatlerinden itibaren Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’na akın etti. Meydan, 2019 protestolarının ana merkezi konumundaydı. Söz konusu gösteriler, eski Başbakan Adil Abdulmehdi hükümetinin düşmesini sağlamıştı. Ancak bu başarı ağır bir bedelle elde edilmiş, protestolar sırasında yaklaşık 600 kişi hayatını kaybetmiş, 20 binden fazla gösterici yaralanmıştı.
Aktivistlerin dile getirdiği temel talep ve slogan, göstericilerin öldürülmesine karışan grupların hesap vermesi olmaya devam ediyor. Suçlamalar hâlâ bazı siyasi isimlere, silahlı gruplara ve Haşdi Şabi bünyesindeki bazı kanatlara yöneltiliyor. Haşdi Şabi’nin yıl dönümünü ‘kara gün’ olarak nitelendiren açıklaması da bu çerçevede değerlendirilebilir.
Kara gün
Haşdi Şabi dün yayımladığı açıklamada, “Bu kara günde ihanet ve hainlik eli uzanarak Haşdi Şabi komutanı Visam el-Ulyavi ve kardeşini katletti. Bu vahşi suç, tüm insani değerlerden sıyrılmış barbar çetelerin gerçek yüzünü ortaya çıkardı” ifadelerini kullandı.
Güneydeki Meysan vilayetinin merkezi Amara kentinde Asaib Ehli’l Hak bürosunun sorumlusu olan Ulyavi, öfkeli bir grubun kendisini kuşatmasının ardından öldürüldü. Söz konusu grubun, kentte faaliyet gösteren rakip bir siyasi-dinî gruba mensup olduğu düşünülüyor. Grubun sivil hareket içindeki oluşumlarla ise herhangi bir bağlantısının bulunmadığı belirtiliyor.
Eylül 2022’de yargı, Visam el-Ulyavi ve kardeşini öldürmek suçundan Seccad Esad Ali’yi mahkûm etti. Meysan Ceza Mahkemesi, sanık hakkında idam cezası verdi.
Protestoların üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen aktivistlerle silahlı gruplar ve siyasi partiler arasındaki gerginlik devam ediyor. Tarafların hiçbiri birbirlerine yönelik suçlamalarda bulunmak için fırsat kaçırmıyor. Aktivistler, silahlı grupları ve siyasi partileri yolsuzluk yapmakla ve İran’a bağımlı olmakla suçlarken, söz konusu çevreler de aktivistleri ABD’ye ve onunla bağlantılı güçlere bağlı olmakla itham ediyor.
Barışçıl niteliklerine rağmen dün düzenlenen gösterilerde İran’ı, silahlı grupları ve bunlarla bağlantılı siyasi partileri hedef alan sloganlar da atıldı.
Sıkı güvenlik önlemleri

Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, başkentteki Tahrir Meydanı’nda düzenlenecek barışçıl gösterilerin güvenliğini sağlamak amacıyla güvenlik ve organizasyon tedbirlerinin uygulanmaya başlandığını duyurdu.
Komutanlık, açıklamasında, başkentin merkezindeki Tahrir Meydanı’nda 25 Ekim 2026 Pazar sabahı düzenlenecek barışçıl göstericilerin korunması, güvenliklerinin ve can emniyetlerinin sağlanması amacıyla gerekli güvenlik ve organizasyon tedbirlerinin alınmaya başlandığını bildirdi.
Açıklamada, Tahrir Meydanı’na çıkan yollarda kişilerin titizlikle aranmasının da tedbirler arasında yer aldığı belirtildi. Bu uygulamayla göstericiler için en üst düzeyde güvenliğin sağlanmasının, kamu ve özel mülkiyetin korunmasının, insan hakları ilkelerine riayet edilmesinin ve kamu düzeninin bozulmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.
Güvenlik güçlerinin meydana çıkan yolları kapatmayacağı vurgulanan açıklamada, zorunlu hallerde yol kapatma kararlarının yalnızca komutanlık merkezinden verilecek emirler doğrultusunda uygulanacağı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, “Cumartesi gününü pazara bağlayan gece saat 00.00’dan itibaren Muhammed el-Kasım Otoyolu, Ordu Kanalı Otoyolu, Selahaddin/Şa’le Otoyolu ve Tahrir Meydanı’na çıkan yollarda her türlü üç tekerlekli motorlu aracın ve motosikletin geçişi kesinlikle yasaktır” denildi.
Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, göstericilere güvenlik güçleriyle iş birliği yapmaları ve kendi güvenlikleri ile can emniyetlerinin korunması amacıyla talimatlara uymaları çağrısında bulundu.
Öte yandan Tahrir Meydanı’na ulaşan aktivistler, güvenlik birimlerinin ‘keyfî ve sert’ olarak nitelendirdikleri uygulamalarda bulunduğunu öne sürdü. Aktivistlerin iddialarına göre güvenlik güçleri, basın mensupları ile televizyon kanallarının gösteriyi takip etmesini engelledi; ayrıca cep telefonlarıyla görüntü alınmasına izin vermedi ve bazı durumlarda kişisel cihazlara el koydu.
Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, Tahrir Meydanı’na çıkan yolların ve meydan girişlerinin kapatılmayacağını açıklamış olsa da başkentte sabahın ilk saatlerinden itibaren yoğun trafik sıkışıklığı yaşandı. Trafik yoğunluğu günün ilerleyen saatlerinde de devam etti.
Tişrin’in olası geri dönüşü

Gösterilerin barışçıl niteliğine rağmen, protestoların sürmesi halinde göstericilerle güvenlik güçleri arasında, geçmişteki gösterilerde yaşananlara benzer şekilde, çatışma çıkabileceğine ilişkin endişeler devam ediyor.
Başbakan Ali ez-Zeydi, gerginliğin tırmanmasını önlemek amacıyla cumartesi günü göstericilere yönelik olumlu bir mesaj yayımlayarak protestolar öncesinde adım attı. Zeydi, “Gösteri yapmak anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış bir haktır. Tüm göstericilerin taleplerini dinleyeceğim ve elimizden gelen her şeyi yapacağız. Görevimiz gösterilere karşı çıkmak değil, halka hizmet etmektir” dedi.
Zeydi hükümeti ayrıca, mali krize rağmen kamu kurumlarıyla sözleşmeli çalışanlara 120 bin kalıcı kadro tahsis etme kararı aldı. Bu adımla, iş imkânlarının yetersizliği nedeniyle halkta oluşan öfkenin yatıştırılması amaçlanıyor.
Gösterilerin 2019’daki gibi devam edip etmeyeceği ya da yalnızca yıl dönümünü anmak amacıyla bir günle sınırlı kalıp kalmayacağı henüz kesinlik kazanmış değil. Ancak bazı kaynaklar, protestoların devam edebileceğini değerlendiriyor. Bu ihtimali güçlendiren etkenler arasında, dinarın dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle mal ve gıda fiyatlarının yükselmesinden kaynaklanan halk öfkesi ile hükümetin performansına ve bakanlık kadrolarının bu dönemde genişletilmesine yönelik genel memnuniyetsizlik bulunuyor. Üstelik ülke, ağır bir mali krizle karşı karşıya.
Akademisyen Kazım el-Mikdadi, Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, “Tişrin yeniden güçlü bir şekilde döndü. Fikirlerin ölmeyeceğini ve hiçbir zaman ölmeyeceğini söylemiştik; onlar sürekli yenileniyor” ifadelerini kullandı.
Mikdadi, “Adil Abdulmehdi hükümetini düşüren, Mustafa el-Kazımi’nin önünü açan ve bazı yasaları ve keyfî uygulamaları değiştiren Tişrin ayaklanması, gücünü halktan almayan her hükümeti değiştirebilir” diye ekledi.

