Brezilyalılar, Latin Amerika’daki birçok komşularından farklı tercihte bulunarak solcu lider Luiz Inácio Lula da Silva’yı yeniden seçti. Lula, böylece eşi benzeri görülmemiş dördüncü dönemine hazırlanırken, aşırı sağcı senatör Flavio Bolsonaro’nun siyasi çizgisini reddeden seçmenlerin desteğini aldı. Flavio Bolsonaro, ABD Başkanı Donald Trump’ın başlattığı siyasi ve güvenlik odaklı “Amerika Kalkanı” girişimine katılmayı vaat etmişti.
Dünya başkentlerinden Lula’ya tebrik mesajları yağarken, seçim sonuçlarının açıklanmasının üzerinden saatler geçmesine rağmen Washington’da sessizlik hâkimdi. Bu sırada Trump’ın çevresinden sonuçlara yönelik itirazlar yükselirken Demokratlar, solcu liderin zaferinin derhâl tanınması çağrısında bulundu.
Oyların yüzde 99,88’inin sayılmasının ardından Yüksek Seçim Mahkemesi, Lula’nın oyların yüzde 51,76’sını, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun büyük oğlu Flavio Bolsonaro’nun ise yüzde 48,24’ünü aldığını açıkladı. İki aday arasındaki fark yaklaşık 4,4 milyon oy oldu.
Yenilgiyi kabul etmeyen Flavio Bolsonaro, seçim sonuçlarına itiraz edeceğini ve seçimin iptalini talep edeceğini bildirdi.
Oy verme işlemi sona ermeden önce Trump, ikinci turu takip ettiğini söylemekle yetindi ve adaylardan hiçbirine destek açıklamadı. Ancak sonuçların ilan edilmesinin ardından İspanyol haber ajansı EFE, Trump’ın Brezilya’nın eski ABD Başkanı Joe Biden’ın “kural kitabını” uyguladığını söylediğini aktardı. Trump, herhangi bir usulsüzlüğe ilişkin kanıt sunmadı.
Ajans, bu açıklamayı Trump’ın 2020’de Biden karşısında aldığı yenilgiyi kabul etmeyi reddetmesiyle karşılaştırdı. Trump’ın daha önce komünistlerin iktidarı bırakmadığını da söylediği hatırlatıldı.
Bu tutum, Trump’ın seçim yarışına yönelik açık ilgisinin devamı niteliğinde. Trump, ilk turun ardından Flavio Bolsonaro’nun performansını “yakın bir yarış ama çok ama çok büyük bir zafer” olarak nitelendirmişti. Trump ayrıca geçen mayıs ayında Flavio Bolsonaro’yu Beyaz Saray’da ağırlamıştı.
Resmî düzeyde ise Beyaz Saray veya ABD Dışişleri Bakanlığı, dün itibarıyla seçim sonuçlarını tanıyan ya da sorgulayan herhangi bir açıklama yapmadı.
Olası yaptırımlar

ABD Dışişleri Bakanlığının sessizliği özellikle dikkat çekiyor. Şarku’l Avsat'ın Reuters’ın cumartesi günü yayımladığı haberden aktardığına göre, ABD Dışişleri Bakanlığından bazı yetkililer Lula’yı zayıflatmak ve Bolsonaro ailesinin yeniden iktidara gelmesinin önünü açmak amacıyla Brezilya’ya yaptırım uygulanmasını savundu. Beyaz Saray ise Brezilya seçimlerine müdahale edildiği yönündeki suçlamaları kesin bir dille reddetti.
Trump yönetimi daha önce Brezilya ürünlerine gümrük vergileri uygulamış ve Jair Bolsonaro hakkındaki davanın düşürülmesi için baskı amacıyla üst düzey yetkililere yaptırımlar getirmişti. Yönetim ayrıca geçen yaz seçimlerin dürüstlüğünü sorgulamak üzere üst düzey yetkililer göndermeyi planlamıştı. Bolsonaro’nun geçen yıl mahkûm edilmesinin ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, X platformunda yaptığı açıklamada Trump yönetiminin buna uygun şekilde karşılık vereceğini yazmıştı.
Trump’ın çevresinde de sonuçlara yönelik eleştiriler dile getirildi. Donald Trump Jr., oy verme süresinin iki saat uzatılmasına dikkat çekerek, Brezilya’da muhafazakâr bir hükümetin benzer bir karar alması hâlinde ABD’nin büyük medya kuruluşlarının sert tepki göstereceğini savundu.
Buna karşılık önde gelen Demokratlar seçim sonucunu memnuniyetle karşıladı. Bağımsız ve ilerici Senatör Bernie Sanders, Lula’yı yeniden seçilmesi dolayısıyla tebrik ederek işçilerin ve demokrasinin savunuculuğunu yaptığını, önümüzdeki dört yıl boyunca da bunu sürdüreceğini belirtti. Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Ro Khanna, Trump’ın sonuçlara saygı göstermesi ve Brezilya seçimlerini baltalamaması gerektiğini söyledi. Demokrat Kongre üyesi Joaquín Castro da Lula’nın zaferine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Seçim öncesinde Kongre’de Demokratlar tarafından bir girişim de başlatılmıştı. Üç Demokrat senatör, Rubio’ya gönderdikleri mektupta Trump yönetimini, Brezilya’daki demokratik kurumları zayıflatma riski taşıyan diplomatik, ekonomik ve siyasi baskı uygulamakla suçlamıştı.
ABD yönetiminin resmî sessizliğinin aksine, çok sayıda dünya lideri Lula’yı tebrik etti. Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum ve Kanada Başbakanı Mark Carney de tebrik mesajları gönderen liderler arasındaydı. Çin, Lula’yı kutlayarak, Brezilya ile iş birliğini sürdürmeye hazır olduğunu bildirdi. Kremlin, Lula’nın yeniden seçilmesini memnuniyetle karşıladı ve BRICS içindeki rolünü övdü. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Brezilya’da demokrasi ve çok taraflılığın kazandığını söyledi.
Seçim sonucu bölgede Arjantin, Kolombiya ve diğer ülkeleri kapsayan, Washington’a yakın muhafazakâr bir blok oluşturmayı hedefleyen Trump yönetimi açısından bir gerileme olarak değerlendiriliyor. Sonuç, Ekvador, Bolivya, Honduras, Şili, Kosta Rika, Kolombiya ve Peru’da sağcı adayların iktidara gelmesini sağlayan sağa yöneliş dalgasıyla da tezat oluşturuyor.
Brezilya’daki sonuç, kamuoyunun genel eğiliminin sağa kaydığına ilişkin işaretler nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Datafolha’nın temmuz ayında yaptığı bir ankete göre Brezilyalıların yüzde 44’ü kendisini sağ veya merkez sağda konumlandırırken yüzde 39’u sol görüşlere yakın olduğunu belirtiyordu.
Flavio Bolsonaro, sonuçların açıklanmasının hemen ardından yaptığı itirazda, oy verme süresinin iki saat uzatılması yönündeki emsalsiz karara dayandı. Her iki adayın kampanyası da uzatma talep etmişti: Lula’nın kampanyası, kalesi olarak görülen bölgelerde otobüs yetersizliğini gerekçe gösterirken, Bolsonaro’nun kampanyası güneydeki yağışları öne sürmüştü.
Lula tarafından Yüksek Mahkeme üyeliğine atanan yargıç Cristiano Zanin, oy verme merkezlerinin saat 19.00’a kadar açık kalmasına karar verdi. Ancak Yüksek Seçim Mahkemesi Başkanı, uzatmanın seçim sonucunu değiştirmediğini vurguladı.
Lula, zafer konuşmasında “inkârcılığı ve yalanları” yendiğini söyledi. Yönetim anlayışını değiştirme ve dijital platformlar üzerindeki denetimi sıkılaştırma sözü verdi. Lula, gelecek 5 Ocak’ta göreve başladığında, 1985’te askerî diktatörlüğün sona ermesinden bu yana ülkenin en muhafazakâr parlamentosuyla karşı karşıya kalacak.