İsrail ordusu dün Batı Şeria’da tırmandırdığı operasyonlarını sürdürerek bölgenin kuzeyinde, merkezinde ve güneyinde baskınlar düzenledi. Seçim günlerinde sahadaki askerî varlığını belirgin biçimde korumayı amaçlayan İsrail güçleri, evleri yıktı ve Filistinlileri gözaltına aldı.
İsrail ordusu Nablus, Beytüllahim, Tulkerim, Ramallah ve Kalkilya’nın geniş kesimlerine baskın düzenledi. Nablus’un güneyindeki Beyta beldesinde, Filistinli kaynakların tutuklulara ait olduğunu belirttiği bir evi yıktı, bir başka evi ise patlayıcılarla havaya uçurdu. Ayrıca Beytüllahim’in kuzeybatısındaki el-Velce köyünde içinde insanların yaşadığı bir binayı yıktı ve bir araziyi buldozerlerle tahrip etti.
Kudüs’te ise İsrail güçleri, ruhsatsız olduğu gerekçesiyle Filistinli bir kişiyi Mescid-i Aksa’nın güneyindeki Silvan’da bulunan evini kendi elleriyle yıkmaya zorladı.
İsrail ordusu, geçen hafta Batı Şeria’daki operasyonlarını yoğunlaştırmıştı. Geçen cuma günü bölgenin güneyindeki el Halil’de başlatılan operasyonun yanı sıra salı günü Nablus’ta da yeni bir operasyon başlatıldı. İsrail güçleri, diğer bölgelerde ise günlük baskınlarını sürdürdü.
El Halil’de operasyon altıncı gününde
İsrail ordusu, el Halil’de yürüttüğü geniş çaplı operasyonun altıncı gününde de Filistinlilerin evlerine baskınlar düzenledi. Kentteki el-Celde ve Deyr Baha bölgelerinde yeni baskınlar gerçekleştiren İsrail güçleri, güneydeki el-Fevvar Mülteci Kampı ile Dura beldesinden dört kişiyi gözaltına aldı.
El Halil Belediyesi, operasyonlardan etkilenen ailelerin sayısının yaklaşık 780’e yükseldiğini açıkladı. Zorla evlerinden çıkarılmaları veya evlerinde kuşatma altında tutulmaları nedeniyle, özellikle el-Celde ve Deyr Baha bölgelerinde yaklaşık 5 bin kişinin yerinden edildiği ya da kuşatma altında bulunduğu belirtildi.
Filistinli Esirler Kulübü’nün verilerine göre İsrail güçleri, el Halil’de operasyonun başlamasından bu yana bir kız çocuğunun da aralarında bulunduğu 109 kişiyi gözaltına aldı. Yüzlerce kişi ise alıkonularak kötü muameleye maruz bırakıldı.
Operasyon, seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir arasında yaşanan görüş ayrılığına rağmen devam etti. Zamir, “operasyonel sonuçların zayıf olması” gerekçesiyle el Halil’deki operasyonun sona erdirilmesini istemiş, ancak Netanyahu ve Katz bu talebi reddetmişti.
İsrail ordusu, 500 noktada arama yaptığını, onlarca kişiyi gözaltına aldığını ve yer altında bir çukur tespit ettiğini açıkladı. Ancak ordunun, umduğu gibi büyük miktarda silah veya askerî altyapı ele geçirdiğine ilişkin bir açıklama yapılmadı.
Şarku’l Avsat’ınİsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’dan aktardığına göre daha önce kanala konuşan bir askerî kaynak, ilave bir tabanca veya Hamas bayrağı bulmak amacıyla operasyonun sürdürülmesine gerek olmadığını söylemiş, böylece operasyonun devamında seçimlere ilişkin siyasi hesapların rol oynayabileceğine işaret etmişti.
İsrail medyasında yer alan haberlerde, olası saldırı girişimlerine ilişkin endişeler nedeniyle ordunun seçim günlerinde Batı Şeria’daki saha varlığını korumak istediği belirtildi. İsrail ordusu, seçimlerden bir gün önce Batı Şeria’yı tamamen kapatmıştı.
Zorla yerinden edilme endişesi
Filistin yönetimi ve sivil toplum kuruluşları, Batı Şeria’da yeni bir zorla yerinden edilme dalgası yaşanmasından endişe ediyor. Her iki taraf da İsrail’in tırmandırdığı gerilimin durdurulması için uluslararası topluma müdahale çağrısında bulundu.
Sivil toplum kuruluşları, el Halil kentinde, Yatta kırsalında ve işgal altındaki Batı Şeria’nın diğer bölgelerinde kötüleşen insani durumun sona erdirilmesini istedi. Kuruluşlar, İsrail’in askerî operasyonları, yerleşimci saldırıları, ev yıkımları, kapatmalar ve Filistinlilerin hareket özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar nedeniyle zorla yerinden edilme riskinin arttığı uyarısında bulundu.
Ortak çağrıda, özellikle el Halil, Yatta kırsalı ve Batı Şeria’nın güneyindeki Bedevi topluluklarında insani koşulların hızla kötüleştiği vurgulandı. Yolların kapatılması ve insanların hareketlerinin kısıtlanmasının yanı sıra içme suyuna, sağlık ve eğitim hizmetlerine ve tarım arazilerine erişimde giderek artan güçlükler yaşandığı belirtildi.
Kuruluşlar, söz konusu uygulamaların binlerce kişinin evsiz kalmasına yol açtığını kaydederek, devam eden sürecin Filistinlilerin ekonomik ve toplumsal yaşamlarını sürdürme imkânlarını zayıflattığı, zorunlu göç ve yerinden edilme riskini artırdığı ve bölgedeki Filistin varlığını tehdit ettiği uyarısında bulundu.