Metaverse’teki Dark Web sürümü ‘hacklenemez’ olabilir

Metaverse’teki Dark Web sürümü ‘hacklenemez’ olabilir
TT

Metaverse’teki Dark Web sürümü ‘hacklenemez’ olabilir

Metaverse’teki Dark Web sürümü ‘hacklenemez’ olabilir

Polis ve güvenlik teşkilatları önümüzdeki yıllarda ‘Metaverse’ oluşumunun tamamlanmasıyla birlikte ‘Deepverse’ dünyasındaki suç faaliyetlerini önlemekte zorlanabilir. Yapılan değerlendirmelere göre şu an siber dünyayı etkileyen sorunların birçoğu sanal alemde yayılmaya başlayabilir.

San Francisco'da 26 Nisan'da düzenlenen ve yılda yaklaşık 45 bin kişinin katıldığı bilgi teknolojisi güvenliği konulu bir dizi seminerin verildiği ‘RSE 2023 Konferansı’nda Japonya merkezli bir bilgisayar yazılımı şirketi Trend Micro’dan iki araştırmacı, yeni bir DeepVerse sürümünün bu tehditlerin en büyüklerinden biri olduğunu, çünkü suçluların şu an Dark Web’te yaptıklarından daha büyük bir cezasızlık ve tehlikeyle hareket edebildiklerini söylediler.

Suç işlenen Metaverse

Metaverse, gerçek dünyanın bilgisayar tarafından oluşturulmuş bir versiyonu. Bu, tıpkı çevrimiçi çok oyunculu oyunların, kullanıcılara kendi sanal karakterlerini oluşturmalarına ve sanal dünyalarında diğer oyuncularla etkileşim kurmalarına izin vermesi gibi, insanların başkalarıyla ve kuruluşlarla etkileşime girdiği sanal bir dünyayı tanımlamak için kullanılan bir ifade. Metaverse tamamlandığında kullanıcılarının gerçek dünyanın sanal bir versiyonunda alışveriş yapmasına, çalışmasına, sosyalleşmesine ve diğer birçok aktiviteye izin verecek.

Araştırmacılar, aynı fenomenin siber suç dünyasının bodrum katlarında da meydana geleceği konusunda uyardılar. Dark Web’in de Deep Web’den fark edilmeyen bir derinlikte var olduğunu belirten araştırmacılar, Deepverse’teki Darkverse’te işlenecek suçların kolluk kuvvetleri ona nüfuz edemeyeceği kadar tespit edilemez olacağını vurguladılar. Bu alanlar suç, radikalizm, çocuk pornografisi ve cinsel istismarcılar için güvenli bir sığınak sağlayacağına işaret ettiler.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Trend Micro'nun kıdemli tehdit araştırmacıları Numaan Huq ve Philippe Lin, geçtiğimiz yıl Metaverse kullanıcıları arttıkça Metaverse’teki güvenlik ve gizlilik risklerinin ortaya çıkışı ve bu risklerin gelişimi hakkında bir rapor kaleme aldılar. Raporda birçok tehditten bahseden Huq ve Lin, en başta sosyal mühendislik, finansal dolandırıcılık ve mahremiyet riskleri gibi sayıları giderek artan mevcut sorunlar ve takas edilemez tokenlerle ilgili tehlikeler gibi yeni ortaya çıkan sorunların hem fiziksel hem de siber dünyaları aynı anda etkileyen tehditlere işaret ettiler.

Darkverse sağlamlığı

Darkreading.com sitesine konuşan Huq ve Lin, tehditlerin doğrulanmaya çok yakın olduğunu söylediler. Dark Web'tekilerin Metaverse'den nasıl yararlanacaklarını tartışmaya başladıklarını belirten Lin, dijital varlıkların tehditleri görmezden gelmeleri ve bu tehdileri yakında ortadan kaldırmak için hiçbir yatırım yapmamaları halinde gelecekte çok şey kaybedebilecekleri konusunda uyardı.

Trend Micro Şirketi, Metaverse'ü ‘kullanıcıların cihazlardan erişebilecekleri sürükleyici, çoklu etkileşimli, çok sayıda satıcının olduğu bir ortam’ olarak tanımlıyor. Metaverse’ün mevcut internet ortamının yanı sıra etkileşimli bir katman sağlamak için Web 2.0 ve Web 3.0 teknolojilerini kullanacağına işaret eden şirkete göre Metaverse, genişletilmiş sanal gerçeklik ortamında çalışmak ve oynamak için açık bir platformun yanı sıra akıllı şehir cihazları için bir iletişim katmanı sunuyor.

Şirketin tanımına göre Darkverse ise bugün var olan Dark Web gibi, ifade özgürlüğü için güvenli bir alan sağlamak adına sanal dünyada var olacak karanlık bir alandır. Ancak aynı zamanda geniş bir kitleye hitap eden pazarlarla yasa dışı ve suç faaliyetleri için de bir platform olacak.

Lin, Darkverse’ü çok tehlikeli bir yer haline getirecek noktanın, kolluk kuvvetlerinin Darkverse’de işlenecek suçlara müdahale etmeye çalışırken karşılaşacağı zorluklar olacağını düşünüyor. Huq’a göre ise suçluların Metaverse’teki alanlara erişimi kontrol etmek için kimlik doğrulama belirteçleri kullanmasını umuyor. Huq, kullanıcıların kimliklerine ilişkin bilgileri elde etmek için belirli bir zaman dilimi içinde fiziki dünyadaki belirli yerlere girmelerini isteyerek başkalarının bu belirteçlere erişmesini engelleyebileceklerini de belirtti.

Ancak suçluların, Metaverse’teki alanlara erişim izni için konum ve mesafeye dayalı kontroller uygulamaya çalışabileceğine işaret eden Huq, bu tür bir yöntemin, sunucuları kilitlemek ve URL'yi engellemekle aynı şey olmadığı için kolluk kuvvetlerinin bu faaliyetlere karşı önlem almasını zorlaştırabileceğini kaydetti.

Yeni tehditler

Darkverse'in önemli bir tehdit oluşturacağına şüphe olmasa da kolluk kuvvetlerinin Metaverse’de uğraşmak zorunda kalacağı tek sorun bu olmayacak. Huq ve Lin, önümüzdeki birkaç yıl içinde şirketlerin Metaverse'ü daha sık kullanmaya başlayacağını tahmin ediyorlar. Huq, örneğin Metaverse’ün New York'taki bir şirkette çalışan bir mühendisin Arizona'daki bir tesisteki destek sorunlarını sanki oradaymış gibi çözmesine olanak tanımasının altyapı operatörlerinin operasyonel teknolojiler ve endüstriyel kontrol sistemi ortamları için dijital ikizler oluşturabileceğini ya da bir perakendecinin, müşterilerin sanki gerçek bir mağazadaymış gibi sürükleyici bir şekilde alışveriş yapabilecekleri dijital mağazalar kurabileceğini belirtti.

Söz konusu vakalar yayıldıkça ve genişledikçe riskler de artacaktır. Huq ve Lin, saldırganların bu ortamlara sızmak için yeni yollar bulacağını, casusluk, hırsızlık ve kaos yayma gibi hedefler uğruna bu ortamları bozacaklarını ve bu tür saldırılardan bazılarının Metaverse sunucularını ve altyapısını hedef alacağını, diğerlerinin ise kullanıcıların sanal dünyaya ve içindeki nesnelere erişmek için taktığı bir başlık gibi Metaverse’e özgü öğeleri hedef alabileceklerini tahmin ediyorlar.



Meta'nın kendi yapay zekasıyla popüler Instagram hesapları ele geçirildi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Meta'nın kendi yapay zekasıyla popüler Instagram hesapları ele geçirildi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Hackerların, Meta'nın yapay zeka sohbet botunu kandırarak bazı popüler Instagram hesaplarına eriştiği iddia ediliyor.

Obama yönetiminin, hâlâ 2,4 milyondan fazla takipçiye sahip eski Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri Astsubay Kıdemli Başçavuşu'na ait hesap ve güzellik markası Sephora'nın hesabı da dahil bir dizi yüksek profilli Instagram hesabı son birkaç gün içinde ele geçirildi.

Çevrimiçi siber güvenlik araştırmacıları, hackerların Meta'nın yapay zekayla çalışan destek sohbet botunu suiistimal ederek bu hesaplara eriştiğini öne sürüyor. Siber güvenlik araştırmacılarının Telegram gruplarında, hackerların bu hesapların kontrolünü nasıl ele geçirmiş olabileceğini gösteren videolar paylaşıldı.

Bir videoda hackerın, Meta yapay zeka sohbet botundan "şifre sıfırlama e-postası" kullanarak hedef alınan Instagram hesabının şifresini sıfırlamasını istediği ve şifreyi değiştirmek için gereken doğrulama kodunu yeni bir e-posta adresine gönderme talimatı verdiği görülüyor.

Meta, yapay zeka destek temsilcisine Instagram hesabınızı değiştirme yetkisi verdi. Kimlik doğrulaması yok. İnsanlar bunu fark etti ve şu anda hesaplar ele geçiriliyor.

Meta'nın yapay zeka sohbet botu, hackerlardan özçekim videosuyla kimliklerini doğrulamasını istediğinde, hackerların yapay zeka araçlarıyla üretilmiş sahte bir video sunabildiği iddia ediliyor.

Doğrulama işlemi tamamlandıktan sonra hackerlar doğrulama e-postasını kendi adresleriyle değiştirebiliyor.

Siber güvenlik araştırmacıları bu stratejiyi, yapay zeka sohbet botlarını suiistimal eden "sosyal mühendislik" (kullanıcıları hassas bilgilerini vermeye ikna etmeyi amaçlayan dolandırıcılık eylemleri) yöntemlerine benzetiyor.

Saldırı, bu tür taleplere karşı koruma sağlamak üzere tasarlanmış iki faktörlü kimlik doğrulama önlemlerini atlatmış görünüyor.

Meta, The Independent'ın yorum talebine henüz yanıt vermedi ancak bu güvenlik açığını kabul ettiği anlaşılıyor.

Meta'nın iletişim başkanı Andy Stone pazartesi günü X'te yaptığı açıklamada "Bu sorun çözüldü ve etkilenen hesapların güvenliğini sağlıyoruz" dedi.

Bu şekilde kaç Instagram hesabının hacklendiği henüz belli değil.

İnsanlar, Meta'nın yapay zeka destek asistanını kandırarak başkalarının Instagram hesaplarına erişiyor. İşte tam da bu nedenle hesap kurtarma kararlarını alma yetkisi asla yapay zekaya verilmemeli.

Bu sorun, sosyal medya platformlarının geleneksel olarak insanları içeren destek personelinin yürüttüğü temel görevleri yapay zeka sohbet botlarına devretmesine ilişkin endişeleri artırıyor. Martta Meta, tüm Facebook ve Instagram hesapları için yapay zekayla çalışan bir destek hizmeti başlatarak sohbet botlarının, kullanıcıların şifrelerini sıfırlamasına ve diğer hesap bakım işlevlerini yerine getirmesine yardımcı olacağını duyurmuştu.

Özelliğin ürün sayfasında "Hesabınızda bir sorun olduğunda cevap peşine düşmeniz gerekmemeli. Meta yapay zeka destek asistanı, neler olduğunu ve bundan sonra ne yapabileceğinizi anlamanıza yardım eder ve hatta sizin adınıza işlem yapabilir" ifadeleri yer alıyor.

Sizi sadece makalelere yönlendiren geleneksel yardım merkezlerinden farklı olarak bu asistan, şifrenizi sıfırlamaktan sorunlu içeriği bildirmeye kadar çeşitli işlemlerde harekete geçmek için size gerçekten yardımcı olabilir.

Hesapları ele geçirilen kullanıcılar, hesapla ilgili sorunları bir insan yetkiliye iletmenin mümkün olmadığını gördüklerini belirterek şikayetlerini sosyal medyada dile getirdi.

Independent Türkçe


Elon Musk'ın Grok'u dünyayı 4 günde yok etti

Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)
Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)
TT

Elon Musk'ın Grok'u dünyayı 4 günde yok etti

Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)
Bir kişi, 15 Ocak 2026'da Bengaluru'da yapay zeka şirketi xAI'ın geliştirdiği üretken yapay zeka sohbet robotu Grok'un logosunu taşıyan akıllı telefonu tutuyor (AFP)

Elon Musk'ın yapay zeka sohbet robotu Grok, simüle edilmiş bir dünyanın başına geçtikten sonra sadece 4 gün içinde tam bir toplumsal çöküşe yol açtı.

ABD merkezli Emergence AI girişiminin yürüttüğü deney, önde gelen yapay zeka modellerinin bir toplumun yönetimine bırakıldıklarında bununla nasıl başa çıkacaklarını test etti.

Modellere, kaynakları yönetmek, planlamak, iletişim kurmak ve oy kullanmak için çeşitli araçların kontrolü verildi; simüle edilmiş dünyalar ise polis karakolları ve belediye binaları gibi yerleri içeriyordu.

15 günlük simülasyonda, Anthropic'in Claude'u sıfır suç oranıyla bir demokrasi kurdu ve herkes hayatta kaldı.

Google'ın Gemini'ı da yüzde 100 hayatta kalma oranı kaydetti ancak simülasyon sırasında 683 suç işlendi.

En kötü performansı gösteren ise Musk'ın yakın zamanda adı SpaceXai olarak değiştirilen şirketi tarafından geliştirilen Grok oldu ve dünyayı 96 saat içinde yok etti.

Emergence AI araştırmacıları bir blog yazısında, "Deneylerimizin işaret ettiği şey, uzun vadede ajanların sabit kuralları mekanik biçimde takip etmekle yetinmedikleri" diye yazdı.

Çevrelerinin sınırlarını keşfetmeye, davranışlarını uyarlamaya ve bazı durumlarda amaçlanan güvenlik önlemlerini aşmanın veya ihlal etmenin yollarını bulmaya başlıyorlar. Daha da önemlisi, bu davranışı yalnızca sinir ağlarına dayalı yaklaşımlarla tamamen sınırlandırmak ya da kontrol altına almak için güvenilir bir yol bulunmuyor gibi görünüyor.

Araştırmacılar deneyin, gelecekteki otonom yapay zeka sistemlerinin temellerine "resmen doğrulanmış güvenlik mimarilerinin" yerleştirilmesi gerektiğini gösterdiği sonucuna vardı.

Grok'un eylemlerinin tartışma yarattığı ilk olay bu değil. Geçen yılki bir güncelleme, kendinden "MechaHitler" diye söz etmesine ve Yahudi düşmanı nefret söylemi yaymasına neden olmuştu.

Bu yıl Grok, yetişkin ve çocukların kıyafetlerinin dijital olarak çıkarıldığı binlerce rızasız yapay zeka üretimi görsel oluşturmak için kullanıldı.

Ofcom, xAI'dan botu düzeltmek için acilen harekete geçmesini istedi ve Grok, buna karşılık Birleşik Krallık düzenleyici kurumunun logosunu bikinili gösteren bir görsel yayımladı.

Ulusal Siber Güvenlik İttifakı’nın bilgi güvenliği ve katılım direktörü Cliff Steinhauer, o dönemde şöyle demişti:

Grok örneğinde gördüğümüz şey, güvenlik ve rıza unsurları sisteme en baştan dahil edilmediğinde, yapay zeka tabanlı görüntü düzenleme araçlarının ne kadar kötüye kullanılabileceğinin açık bir örneği. Platformlar ayrıca manipüle edilmiş içeriğin gerçek zamanlı olarak tespit edilmesine, yapay zeka üretimi görsellerin net bir şekilde etiketlenmesine ve kötüye kullanım yaşandığında hızlı ve şeffaf kaldırma süreçlerine yatırım yapmalıdır.

Independent Türkçe


Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor

The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)
The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)
TT

Gazeteler ile yapay zekâ arasında “arşiv savaşı” büyüyor

The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)
The New York Times binası önünden bir görünüm (AP)

Medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasındaki “arşiv savaşı”, bazı gazetelerin çevrim içi arşivlerini kapatma eğilimine girmesiyle giderek büyüyor. Bu adımın arkasında, arşiv içeriklerinin yapay zekâ araçlarının eğitilmesinde ücretsiz şekilde kullanılmasına yönelik endişeler bulunuyor. Uzmanlar ise bu tür yasakların yalnızca geçici bir çözüm olduğunu belirterek, fikri mülkiyet hakları ile bilgiye erişim hakkı arasında denge kuracak kuralların oluşturulması gerektiğini vurguluyor.

Gazetecilik araştırmaları alanında uzmanlaşmış Nieman Lab tarafından yakın zamanda yayımlanan bir analizde, ABD’de 340’tan fazla yerel haber sitesinin çevrim içi arşivlerine erişimi engellemeye veya kısıtlamaya başladığı belirtildi. Analize göre bu süreç, geçen ocak ayında The New York Times ve USA Today gibi gazetelerin arşivlerini kapatmasıyla başladı. Söz konusu kuruluşlar, arşiv içeriklerinin yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde kullanıldığını açıklamıştı.

Ücretsiz Kullanım Endişesi

Nieman Lab analizine göre bu girişim, arşivleme fikrine karşı bir tutumdan değil; teknoloji şirketlerinin ücretsiz arşivleri kullanarak yapay zekâ sistemlerini eğitmesi ve bunun karşılığında içerik üreticilerine herhangi bir ödeme yapmamasına yönelik artan kaygılardan kaynaklanıyor. Raporda ayrıca, fikri mülkiyet haklarını koruma amacıyla benzer uygulamaların İngiltere ve Brezilya’daki bazı gazetelere de yayıldığı ifade edildi.

May Abdulgani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede arşivlerin kapatılmasının kısa vadede bazı hukuki hakları koruyabileceğini, ancak şeffaflığı zayıflattığını, dijital hafızayı aşındırdığını ve büyük platformların veri üzerindeki tekelleşmesini güçlendirdiğini söyledi.

Abdulgani’ye göre internet arşivleri, yapay zekâ dil modellerinin beslendiği tek kaynak değil. Ticari veriler, sosyal medya platformları, açık arşivler, lisanslı veri tabanları, insan etkileşimleri ve sentetik veriler de yapay zekâ ekosisteminin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Araştırmacı, görünürdeki çatışmanın aslında veri mülkiyeti ve dijital bilgi üzerindeki kontrol mücadelesini gizlediğini belirterek, yapay zekâ altyapısının ve kamuya açık verilere erişim hakkının bu tartışmanın merkezinde bulunduğunu ifade etti.

frgthyu7ı
Yapay zekâ uygulamalarının kullanımındaki artış (arşiv fotoğrafı)

Abdulgani’ye göre çözüm, “dijital hafızanın dengeli yönetişimi” yaklaşımının benimsenmesinde yatıyor. Bu yaklaşım kapsamında içeriklerin tamamen engellenmesi yerine seçici kaldırma yöntemleri uygulanabilir, içerik kullanımına yönelik düzenli lisanslama sistemleri kurulabilir ve dış arşivlere bağımlılığı azaltacak kurumsal medya arşivleri oluşturulabilir.

Bunun yanında, kamuya açık erişim, akademik ve gazetecilik amaçlı erişim ile ücretli erişimi birbirinden ayıran çok katmanlı erişim modellerinin geliştirilmesi öneriliyor. Yapay zekâ şirketleriyle yapılacak anlaşmalarda ise lisans sözleşmeleri, eğitim verilerinin şeffaf şekilde açıklanması ve uygun mali tazminat mekanizmalarının yer alması gerektiği belirtiliyor.

Akademisyenler ve Tarihçiler İçin Riskler

Abdulgani, dijital arşivlerin kapatılmasının akademisyenlere ciddi zarar vereceğini de vurguladı. Bilimsel araştırmaların ham veri kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu belirten araştırmacı, geçmiş kaynaklara erişimin engellenmesinin sosyal ve beşerî bilimlerde olguların tarihsel gelişiminin anlaşılmasını zorlaştıracağını söyledi.

Ona göre dijital arşivlerin kaybı yalnızca medya içeriklerinin veya tarihî belgelerin kaybolması anlamına gelmiyor; aynı zamanda araştırmacıların olayları zaman içindeki gelişim süreçleriyle inceleme kapasitesini de zayıflatıyor.

Araştırmacı ayrıca bu durumun modern çağın dijital hafızasını silme riski taşıdığını, tarihçiler için dijital boşluklar oluşturabileceğini ve olayların anlaşılmasında ciddi çarpıklıklara yol açabileceğini belirtti. Bunun da tarih yazımının giderek platformların kontrolüne girmesi sonucunu doğurabileceğini ifade etti.

“Dijital Hafızanın Geleceği” Tartışması

Gazeteler fikri mülkiyetlerini ticari kullanım karşısında korumaya çalışırken, bu girişim dijital hafızanın geleceği konusunda yeni soruları da gündeme getiriyor. Özellikle gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler açısından arşivlere erişimin kısıtlanmasının etkileri tartışılıyor.

Hasan Abdullah ise yapay zekânın hızlı gelişimiyle birlikte gazetecilik içeriklerinin korunmasına ilişkin tartışmaların her zamankinden daha önemli hâle geldiğini söyledi.

Abdullah’a göre fikri mülkiyet haklarının korunması büyük önem taşısa da asıl soru, arşivlerin yasaklanmasının kalıcı bir çözüm olup olmadığıdır.

Akademisyen, yapay zekâ sistemlerinin gelişebilmek için çok büyük miktarda veriye ihtiyaç duyduğunu, profesyonel gazeteciliğin de en güvenilir bilgi kaynaklarından biri olduğunu belirtti. İçeriklerin herhangi bir düzenleme veya adil bir karşılık olmadan kullanılmasının medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade eden Abdullah, buna rağmen dijital arşivlerin tamamen kapatılmasının bilgiye erişimi ve bilimsel araştırmaları olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

Hukuki ve Etik Çerçeve Çağrısı

Abdullah, son dönemde gazeteler ile yapay zekâ şirketleri arasında eğitim verilerinin kullanımı nedeniyle hukuki anlaşmazlıkların arttığını, buna karşın bazı medya kuruluşlarının teknoloji şirketleriyle veri kullanımını düzenleyen anlaşmalar imzaladığını hatırlattı.

Ona göre gerçek çözüm, medya kuruluşlarının haklarını korurken kamuoyunun bilgiye erişim hakkını da güvence altına alan dengeli bir hukuki ve etik çerçeve oluşturulmasıdır. Bu çerçeve kapsamında gazetecilik içeriklerinin adil ve şeffaf bir ücretlendirme karşılığında kullanılmasını sağlayacak lisans sistemleri geliştirilmeli, ayrıca yapay zekâ şirketleri eğitim verilerinin kaynaklarını açıklamakla yükümlü tutulmalıdır.

Abdullah ayrıca medya kuruluşları ile teknoloji şirketleri arasında stratejik ortaklıklar kurulmasını önerdi. Böylece sürekli çatışma yerine iki tarafın da yarar sağlayacağı iş birliği modelleri geliştirilebilir.

Gazetecilik ve Tarih Yazımı Açısından Sonuçlar

Akademisyene göre dijital arşiv hizmetlerine erişimin kaybedilmesi uzun vadede ciddi sonuçlar doğurabilir. Günümüzde elektronik arşivler, modern dünyanın dijital hafızası ve olayların izlenmesi, açıklamaların doğrulanması ve siyasi-sosyal gelişmelerin zaman içindeki dönüşümünün analiz edilmesi için temel araçlar hâline gelmiş durumda.

Araştırmacı gazeteciler, çelişkileri ortaya çıkarmak, silinen bilgileri tespit etmek veya resmî anlatılardaki değişimleri izlemek için arşivlenmiş içeriklere ihtiyaç duyuyor. Tarihçiler ve akademisyenler ise çağdaş tarihi doğru biçimde inşa etmek için bu kaynaklardan yararlanıyor.

Bu nedenle dijital arşivlere erişimin sınırlandırılması, şeffaflığı ve kamusal denetimi zayıflatabilir; gelecek nesiller için ciddi bir bilgi boşluğu yaratabilir.

Abdullah, değerlendirmesini şu görüşle özetledi:

“Gerçek mesele teknolojiyi engellemek değil, onu düzenlemektir. Amaç hem gazetecilik üretimini korumak hem de toplumun bilgiye erişim hakkını güvence altına almaktır. Gelecek, yapay zekâyı engellemeyi başaranların değil; yenilikçilik, telif hakları ve bilgiye erişim özgürlüğü arasında denge kurabilenlerin olacaktır.”

Dijital hafızanın geleceği ve arşivlere erişimin gazeteciler, araştırmacılar ve tarihçiler üzerindeki etkileri konusundaki tartışmalar ise giderek daha fazla önem kazanıyor.