Mesleklerimizi icra edebilen insansı yapay zeka robotlarıyla tanışın

Robert Waugh, yapay zekadaki mevcut atılımların "insan" androidlerdeki devrimin anahtarı olduğunu anlatıyor. Bunlardan bazıları halihazırda meslek sahibi

Tesla'nın robotu 2023 Dünya Yapay Zeka Konferansı'nda sergilenmişti. Elon Musk daha önce yapay zekanın "potansiyel açıdan nükleer silahlardan daha tehlikeli" olduğunu söylemişti (AFP)
Tesla'nın robotu 2023 Dünya Yapay Zeka Konferansı'nda sergilenmişti. Elon Musk daha önce yapay zekanın "potansiyel açıdan nükleer silahlardan daha tehlikeli" olduğunu söylemişti (AFP)
TT

Mesleklerimizi icra edebilen insansı yapay zeka robotlarıyla tanışın

Tesla'nın robotu 2023 Dünya Yapay Zeka Konferansı'nda sergilenmişti. Elon Musk daha önce yapay zekanın "potansiyel açıdan nükleer silahlardan daha tehlikeli" olduğunu söylemişti (AFP)
Tesla'nın robotu 2023 Dünya Yapay Zeka Konferansı'nda sergilenmişti. Elon Musk daha önce yapay zekanın "potansiyel açıdan nükleer silahlardan daha tehlikeli" olduğunu söylemişti (AFP)

İnsanların işini yapabilen insansı bir robot fikri, neredeyse 3 bin yıl öncesine, tanrı Hefaistos'un kendi yarattığı metalik varlıklardan yardım aldığı İlyada'ya kadar dayanıyor. Ama bugün, 2023'te bu konsept gerçeğe dönüşüyor.

ChatGPT'nin arkasındaki OpenAI firmasının finanse ettiği bir robotik girişimi, Avrupa ve Amerika'da güvenlik görevlisi olarak EVE robot cihazlarını çalıştırıyor. Burada insan operatörler sanal gerçekliği kullanarak "gövdenin" içine "adım atabiliyor".

Elon Musk'ın Tesla'sı da kendi robotu Optimus üzerinde çalışıyor. Zira Musk uzun vadede bunun, şirketin otomobil işinden "daha önemli olabileceğine" inanıyor.

Goldman Sachs, insansı robotların 15 yıl içinde yılda 150 milyar dolarlık bir pazar haline gelebileceğini ve 2025'e dek fabrikalarda çalışıyor olabileceğini öngörüyor.

2030'a gelindiğindeyse Goldman Sachs, robotların ABD'de imalat alanındaki öngörülen işgücü kıtlığının yüzde 4'ünü doldurabileceğine, "en pembe" senaryoda ise insansı androidlerin işgücü açığının yüzde 126'sını tamamlayabileceğine inanıyor. Sachs, insansı robotların 2025'ten 2028'e kadar fabrikalarda, 2030'dan 2035'e kadar da tüketiciye yönelik işlerde ekonomik açıdan uygulanabilir olacağını tahmin ediyor.

Yapay zekanın nükleer silahlardan daha tehlikeli olduğunu söyleyen Musk ise Tesla robotunun nihayetinde insanların yapabileceği her şeyi yapabileceğini savunuyor ve bu yıl üretime geçeceğini iddia ediyor.

Bir başka robot Phoenix, halihazırda Kanada'daki bir lastik mağazasında çalışıyor ve ürünleri paketleme, etiketleme, işaretleme ve katlama dahil olmak üzere 110 "insan" görevini doğru biçimde yerine getiriyor. Robo-C gibi diğer robotlar da mağazalarda müşteri hizmetlerinde çalışmak üzere üretildi ve 1X, robotları bakıcı olarak kullanılması için test etti.

Teknolojinin arkasındaki şirketler, robotların "insan işlerini" üstlenmeyeceğini, bunun yerine dünyanın dört bir yanında işgücü piyasasındaki, özellikle de kas gücüne dayalı işgücündeki kıtlıkları ve uzun vadede azalan doğum oranlarını telafi edeceğini savunuyor.

Sanctuary AI'ın insansı robotunun videoları, cihazın nesneleri topladığını, sıraladığını ve istiflediğini gösteriyor. Phoenix, bir insan gibi çalışmak ve "düşünmek" üzere, ayrıca sesli komutlara yanıt verebilecek şekilde geliştirildi.

Sanctuary AI'ın insansı robotu, "insan benzeri el becerisini" sergiliyor (Sanctuary AI / YouTube)
Sanctuary AI'ın insansı robotu, "insan benzeri el becerisini" sergiliyor (Sanctuary AI / YouTube)

Endüstride yaygın kullanılan robotların aksine Phoenix, tek bir iş yerine, verilen herhangi bir görevi yerine getirmek üzere tasarlandı. Sanctuary AI'ın CEO'su ve kurucu ortağı Geordie Rose, tek bir amaca yönelik robotlar yapmanın robotik şirketleri için bir "tuzak" olduğu görüşünde.

CEO, "Birçok yapay zeka ve robotik şirketinin aksine, Sanctuary AI, kuruluşların dünya çapında karşılaştığı büyük işgücü kıtlığını ele almaya odaklanıyor" diyor.

Robotlarımız insanlar gibi davranmak, hareket etmek ve düşünmek üzere tasarlandığından, bu robotlar boş kalan pozisyonları doldurmak, tehlikeli görevleri yerine getirmek ve insan işgücünü artırmak için endüstrilerde ve bölgelerde kullanılabilir.

Yeni nesil androidleri mümkün kılan önemli atılımlardan biri, nesneleri hassas bir şekilde kavrayabilen eller. Rose, robotun ellerinin beceri ve yumuşak temas bakımından "insan ellerine rakip" olduğuna inanıyor. Bu da örneğin Phoenix'in yiyecekleri plastik bir torbaya doldurabileceği anlamına geliyor. Zira bir "dokunsal" (titreşim) teknolojisi Phoenix'e dokunma hissi veriyor.

Rose, "Tüm işlerin yüzde 98'inden fazlasının insan elinin becerisini gerektirdiği göz önüne alınırsa, insan benzeri eller olmadan gerçekten kullanışlı bir insansı robot üretilemez" ifadelerini kullanıyor.

Yüksekliği 1,70 metreye ulaşan robot, saatte 4,8 kilometre hızla hareket edebiliyor.

Dünya doğum oranlarındaki düşüş ve nüfustaki yaşlanmayla uğraşırken Rose, bunun büyük bir işgücü sıkıntısına yol açacağını ve Phoenix gibi insansı robotların giderek daha gerekli hale geleceğini savunuyor. Yalnızca ABD'de bugün 9,8 milyon pozisyon boş kalmış durumda ama sadece 5,9 milyon işsiz var.

Önceki nesil robotlar da epey etkiliydi, ancak yetenekleri sadece belirli bir işle sınırlıydı. Örneğin, bir üretim robotu, bir araç şasisini çok hassas ve özel bir model izleyerek hareket ettirmek üzere tasarlanabilir.

Öte yandan Rose, tek bir amaca yönelik robotların görevi son derece iyi yerine getirmesinden ziyade, geleceğin işletmelerinin verilen herhangi bir işi yapabilecek robotlara ihtiyaç duyacağına inanıyor.

CEO, "Bir kişinin makul seviyede yapması beklenen her işi yapabilen bir robot inşa ediyoruz" diyor.

Yapabileceğimiz için değil, yapmamız gerektiğine inandığımız için.

Phoenix'e Carbon adlı bir yapay zeka yazılım sistemi tarafından "insan benzeri" zeka sağlanıyor. Bu, robotun komutlara İngilizce yanıt vermesini ve görevleri kendi yeteneğiyle tamamlamasına olanak tanıyor.

Rose, şirketin robotla "son derece gurur duyduğunu" ama "gösterinin gerçek yıldızının" altta yatan yazılım olduğunu söylüyor.

İnsansı robotlara giden yolculuk uzun ve engebeli olageldi. Honda, 1986'da iki ayaklı bir yürüyüş robotu tasarlamaya başlamış ve bundan 10 yıl sonra Asimo robotunun P2 prototipini tanıtmıştı. Asimo teknoloji fuarlarında ve diğer etkinliklerde yer alarak küresel çapta ün kazandı.

Honda, robotun insanların evlerinde yaşayabilecek kişisel bir asistan olmasını umarken, Asimo üzerinde çalışan Satoshi Shigemi, robotun "ev işlerinde yardım etmeye başlayan bir ilkokul çocuğu" olmasını umduğunu belirtiyor.

Robot en son Mart 2022'de insanların karşısına çıkmıştı ama (bir keresinde Barack Obama'ya futbol topu atmış olmasına rağmen) hiç satışa sunulmadı.

Yapay zeka ses teknolojisi şirketi Voices.ai'ın kurucusu ve CEO'su David Ciccarelli, yapay zekadaki mevcut atılımların insansı androidlerdeki devrime güç veren önemli bir faktör olduğunu dile getiriyor. Aynı zamanda insanların, ChatGPT tarzı uygulamalarla etkileşime girdikleri gibi droidlere de doğal İngilizceyle komut verebildiğini hatırlatıyor.

Ciccarelli, gözlemlerini, "Bugünün androidleri önceki on yıllardan çok daha sofistike hale geldikçe manzara değişiyor" diye ifade ediyor:

Sadece fiziksel görevleri yerine getirmekle kalmıyorlar, aynı zamanda gelişmiş programlamayla, bir zamanlar ancak insanlara özgü olduğu düşünülen karmaşık görevlerin üstesinden geliyorlar.

Ciccarelli, doğal konuşmalar yapabilen ve mağazalarda müşteri hizmetlerinde kullanılabilecek başka bir insansı robota (Promobot'tan Robo-C2) işaret ediyor. EVE ve Phoenix'in aksine, Robo-C2'nin yüzü insana benzeyecek şekilde yapıldı. Şirket, "duygularını ifade edebildiği" ve gerçek ya da kurgusal herhangi bir kişi gibi görünebildiği için övünüyor.

Ciccarelli, "Yapay zeka patlaması ve insansı robotlar el ele gidiyor" diyor:

Voices.ai'da ses tanıma için bir yapay zeka modeli geliştirirken, sistemin insan konuşmasındaki nüansları yakaladığını görmek büyüleyiciydi ve yapay zekanın işyerlerimizi yeniden şekillendirmede insansı robotlara güç verme potansiyelini gösteriyordu.

Birmingham City Üniversitesi'nde yapay zeka profesörü Atıf Azad da yapay zekadaki hızlı ilerlemelerin, sensörlerden toplanan bilgilerle birlikte, robotların insanlarla veya diğer robotlarla ekipler halinde çalışmasını sağlayacağını belirtiyor.

Azad, "Derin öğrenme gibi yapay zeka teknikleri, nesneleri tanımak ve onların farklı örneklerini tanımlamak, konuşmayı ve doğal dili anlamak ve insan hareketlerini doğru yorumlamak gibi kritik görevlerde devrim yarattı" ifadelerini kullanıyor.

Profesör Azad, işyerinde robotların insan "meslektaşlarıyla" birlikte çalışmalarını sağlamak için yakındaki bilgisayar sistemlerinden ve sensörlerden bilgi toplayacağı görüşünde.

Yapay zeka alanındaki şirketler de robotiğe yatırım yapıyor. Norveçli 1X girişimi, ChatGPT'yi tasarlayan OpenAI'ın girişim fonu tarafından finanse edildi, bu da şirketin OpenAI teknolojisine erken erişime sahip olduğu anlamına geliyor.

Şirketin CEO'su Bernt Bornich, robotları "vücut bulmuş yapay zeka" diye nitelendirdi.

1X'in EVE robotu. Şirket, robotlarının güvenlikten bakım ve destek işlerine kadar çok çeşitli uygulama alanlarında kullanılmasını umuyor (1X / YouTube)
1X'in EVE robotu. Şirket, robotlarının güvenlikten bakım ve destek işlerine kadar çok çeşitli uygulama alanlarında kullanılmasını umuyor (1X / YouTube)

Android EVE, tümüyle insan vücudunun yaptığı gibi çalışacak şekilde tasarlandı. Robotun içindeki kas ve tendonları andıran sentetik halatlar kutuları insanla ürkütücü derecede benzer şekilde paketlemesini sağlıyor. Bu teknoloji, robotun kendi gücünü kontrol edebildiği ve bir şeyleri kırma veya çevredekileri öldürme olasılığının düşük olduğu anlamına geliyor. 1X'in iletişim başkanı Hege Nikolaisen, insansı robotların daha yaygın kullanılmasının önüne geçen kilit engellerden birinin bu olduğunu söylüyor.

Bir robot tarafından öldürülen ilk insan 1979'da Ford fabrikasında bir tonluk transfer aracının altında kalarak hayatını kaybetmişti. Nikolaisen'e göre, robot üretmenin önündeki önemli bir engel, fabrika ortamından çıkabilecek kadar güvenli bir teknoloji geliştirmek.

"Hepimiz yıllardır robotların yakında bizim için çalışmaya başlayacağını duyuyoruz ama bu şimdiye kadar hiç gerçekleşmedi" diyen Nikolaisen, şöyle devam ediyor:

Androidlerimiz güçlü ancak enerji açısından verimli motorlar kullanıyor. Böylece yüksek hız ve kuvvetin birleşimiyle çevreye zarar vermeksizin çevreleriyle güvenli biçimde etkileşime girebiliyorlar.

Nikolaisen, EVE robotunun nesneleri alıp onlarla etkileşime girebildiğini ve halihazırda biri Avrupa'da diğeri Amerika'da olmak üzere iki tesiste güvenlik görevlisi olarak çalıştığını söylüyor. Bu robot gerektiğinde (örneğin, bir güvenlik vukuatı varrsa) sanal gerçeklik aracılığıyla insan gözetmenler tarafından kontrol ediliyor.

Öte yandan çoğu zaman koruduğu tesisin etrafında kendi kendini kontrol ederek dolaşıyor: "Ellerini" kullanarak kapıları açabiliyor ve hatta asansörlere binerek düğmelere basabiliyor.

Ayrıca bir gözetmen birden fazla EVE robotunu kontrol edebiliyor.

Nikolaisen, "Kontrol merkezinde oturan bir güvenlik görevlisi, ticari bir binada otonom devriye gezen ve dolaşan bir EVE android filosunu işletir" diyor:

Kurallara aykırı bir olay varsa veya operatör bir görevi yerine getirme ihtiyacı duyarsa; robotun görüş yeteneğini ve vücudunu kontrol altına almak için gözlükleri ve kumandaları kullanarak androidi uzaktan çalıştırmak üzere senkronizasyon modunu açar. Daha sonra androidi kullanarak telebulunma (telepresence / sanal gerçeklik teknolojisini kullanarak makinelerin uzaktan yönetilmesi -çn.) sırasında bükme, kavrama, bakma veya iletişim kurma davranışlarında bulunabilir.

Şirket, robotların birçok farklı sektörde kullanılabileceğini umuyor.

Nikolaisen, "Androidler gözetim, lojistik, perakende ve/veya depolarda kullanılabilir" ifadelerini kullanıyor. Paketleme, sıralama, taşıma, baskı, temizleme veya gözetleme gibi tipik, sıkıcı ve tekrarlayan görevleri yerine getirebilirler.

Birkaç on yıl içinde androidleri kişisel asistan olarak kullanmanın mümkün olacağına inanıyoruz.

Ciccarelli'ye göre, ileri vadede, bugünkü hızlı yapay zeka büyümesinin insansı robotlardaki patlamayla paralel gerçekleşmesi muhtemel. Zira doğal dili işleyen robotlar, yapay zekayı da besleyen keşiflere güç veriyor.

Ciccarelli, "Yapay zekadaki ilerlemeler, bu robotların çevrelerini anlamalarını ve gezinmelerini, nesneleri tanımalarını ve karmaşık görevleri yerine getirmelerini mümkün kıldı" diye ekliyor:

Bu robotların devam eden gelişimi, yapay zeka araştırmalarını ve uygulamalarını daha da ilerletebilecek yeni veriler ve kullanım alanlarına dair senaryolar üreteceği için muhtemelen süregelen yapay zeka patlamasına katkıda bulunacak. Biri diğerini ileriye doğru iterek kendi kendini güçlendiren bir ilerleme döngüsü yaratıyor.

Independent Türkçe



GPS sistemlerini saatlerce devre dışı bırakan güneş fırtınasının gizemi aydınlandı

12 Kasım 2025'te uzay istasyonundan görüntülenen kuzey ışıkları (NASA)
12 Kasım 2025'te uzay istasyonundan görüntülenen kuzey ışıkları (NASA)
TT

GPS sistemlerini saatlerce devre dışı bırakan güneş fırtınasının gizemi aydınlandı

12 Kasım 2025'te uzay istasyonundan görüntülenen kuzey ışıkları (NASA)
12 Kasım 2025'te uzay istasyonundan görüntülenen kuzey ışıkları (NASA)

Yeni bir araştırmaya göre geçen yıl kasımda Dünya'yı vurarak daha önce hiç görülmemiş GPS kesintilerine yol açan şiddetli güneş fırtınası, Amerikan tarım sezonunda meydana gelseydi "ciddi kayıplara" yol açabilirdi.

Güneş fırtınaları, Dünya'da çoğunlukla Kuzey ve Güney kutuplarının üzerindeki semalarda görülebilen göz kamaştırıcı kuzey ışıklarına (aurora) yol açabiliyor.

Ancak bazen şiddetli güneş fırtınaları, Kuzey Avrupa ve Amerika'nın daha düşük enlemlerinde bile görülebilen dinamik kuzey ışıklarını tetikleyebiliyor.

Aktif bir güneş lekesi bölgesinden fırlayan devasa bir güneş patlamasının 11 Kasım'da tetiklediği böyle bir aurora, ABD'nin güneyindeki Florida'nın orta kesimlerinde bile görülmüştü.

Bu olay, Dünya'nın elektrik yüklü üst atmosfer tabakası iyonosferde, normal auroralarda görülenlerden çok daha uzağa yayılan bir türbülansa yol açmıştı.

İyonosferde güneş fırtınaları sonucu gerçekleşen bozulmaların en şiddetli görüldüğü yerler genellikle kutup bölgelerinin yakınlarıdır.

Bilim insanları Kasım 2025'teki güneş fırtınasının, Dünya'nın iyonosfer tabakasında normalden daha güneyde türbülansa yol açtığını ve 10 metreden fazla bir alanda GPS navigasyon sistemlerinin doğruluğunu geçici olarak azalttığını tespit etti.

Araştırmacılar, bulguları hakemli dergi Geophysical Research Letters'ta yayımlanan araştırmada şöyle yazıyor: 

Bu çalışma, aurora parlaklığıyla teknolojik sistemler üzerindeki etkileri arasında bağlantı kurarak genellikle nispeten sakin kabul edilen orta enlem bölgelerinde 10 metreyi aşan yatay konumlandırma hatalarının meydana geldiğini saptadı.

Araştırmada bilim insanları, aurora kameralarıyla yapılan gözlemleri, ABD ve Kanada genelindeki yer tabanlı GPS alıcı ağlarından elde edilen verilerle birleştirdi.

Güneş fırtınası sırasında ve sonrasında iyonosferdeki elektron yoğunluğunu, bu atmosfer katmanındaki türbülansı, sinyal dalgalanmalarını ve GPS konum belirleme hatalarını haritalandırdılar.

Bilim insanları, güneş fırtınası nedeniyle yüksek enerjili elektronların Dünya'nın manyetik alan çizgileri boyunca aşağı doğru hareket ettiğini ve geniş bir enlem aralığında üst atmosferdeki gazlarla çarpıştığını belirledi.

Çalışmada, bunun sonucunda kıta ABD'sinin büyük bir bölümünde GPS sinyal genliğinde güçlü titremeler meydana geldiği ortaya çıktı.

bgnhmj
13 Kasım 2025'te Dunedin'deki Brighton Beach'in suları üzerinde ufukta parıldayan ve güney ışıkları diye de bilinen Aurora Australis (AFP)

Araştırma, tüm enlemlerdeki topluluklara aurora kaynaklı GPS aksaklıklarına daha hazırlıklı olma çağrısı yapıyor.

Bilim insanları, özellikle günümüzde otonom ulaşım ve hassas tarımda GPS'in oynadığı kilit role dikkat çekiyor.

Güneş fırtınalarının neden olduğu GPS kesintilerinin bu sektörler üzerinde ciddi etkiler doğurabileceği uyarısında bulunuyorlar.

Araştırmacılar, "Kasımdaki süper fırtınanın başlangıcı, ABD'deki tarım sezonunda gerçekleşseydi Amerikan tarım ve ulaştırma sektörlerinde ciddi kayıplara yol açabilirdi" diye yazıyor.

Bu nedenle, fırtına sırasında yüksek ve orta enlemlerdeki düzensizlikleri anlamak için aurora özelliklerinin dinamiklerini kontrol edip belirleyen fiziksel süreçler hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor. Bunlar arasında aurora yayında bulunan enerji akışı, genişleme hızı ve çökelme ölçeği boyutları gibi, aksamaların meydana gelmesine katkıda bulunan unsurlar yer alıyor.

Independent Türkçe


Google'dan Chrome'a acil durum güncellemesi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Google'dan Chrome'a acil durum güncellemesi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Google, en ciddi siber güvenlik açıklarından birini tespit etmesinin ardından tarayıcısı Chrome için acil bir güncelleme yayımlamak zorunda kaldı.

Araştırmacı Salvatore Gulizia, dünya genelinde yaklaşık 3,6 milyar kullanıcısı bulunan son derece popüler internet tarayıcısındaki açığı keşfetti ve Google'a bildirdi.

ABD'li teknoloji devi, bunun "sıfır gün güvenlik açığı" diye bilinen ve hacker'lar tarafından halihazırda istismar edilen bir açık olduğunu belirtti.

Bu tür güvenlik açıkları özellikle endişe verici çünkü yazılım geliştiricilerinin bunlardan önceden haberi olmuyor. Bu da açığa karşı önlem alınabilmesi için geliştiricilerin elinde sıfır gün olduğu anlamına geliyor.

Windows, macOS ve Linux için yayımlanan güncelleme, CVE-2026-85046 diye tanımlanan güvenlik açığına yönelik 12 düzeltme içeriyor.

Google, kullanıcıların tarayıcılarını güncellemeleri için zaman tanımak amacıyla güvenlik açığına ilişkin ayrıntıları paylaşmadı.

Google, konuyla ilgili güvenlik duyurusunda, "CVE-2026-85046 açığından yararlanan bir yazılımın internette aktif olarak kullanıldığından haberdarız" dedi.

Kullanıcıların çoğunluğu gerekli güncellemeyi yükleyene kadar güvenlik açığına ilişkin ayrıntılara ve bağlantılara erişim kısıtlanabilir.

Güvenlik açığının, bir kişiyi kötü amaçlı kod içeren bir HTML sayfasını ziyaret etmesi için kandırarak istismar edilebileceği anlaşılıyor. Bu da saldırganların sözkonusu tarayıcı sekmesinin kontrolünü ele geçirmesine olanak tanıyabilir.

Bu durum, saldırganların sistemi çökertmesine, kötü amaçlı kod çalıştırmasına veya hassas verileri çalmasına imkan verebilir.

Güvenlik açığından kimlerin yararlandığı, kaç kişinin mağdur olduğu veya kimlerin hedef alındığına ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmadı.

The Independent, yorum almak için Google'la iletişime geçti.

Google Threat Intelligence Group (GTIG) araştırmacıları bilgisayar korsanlarının yapay zekayı kullanarak bir sıfır gün güvenlik açığı oluşturduğuna ilişkin ilk kanıtları bu yıl ortaya çıkarmıştı.

Araştırmacılar mayısta yayımladıkları raporda, "GTIG, ilk kez yapay zekayla geliştirildiğine inandığımız bir sıfır gün açığından faydalanan bir siber saldırgan tespit etti" diye yazdı.

Siber saldırgan, bunu geniş çaplı bir saldırıda kullanmayı planlıyordu ancak proaktif olarak gerçekleştirdiğimiz karşı keşif çalışması, açığın kullanılmasını engellemiş olabilir.

Google, Chrome kullanıcılarına en yeni sıfır gün açığına karşı korunmak için Ayarlar > Chrome Hakkında bölümünden internet tarayıcılarını güncellemelerini ve mevcut güncellemeleri yüklemelerini tavsiye etti.

Independent Türkçe


Japonlardan batarya atılımı: Bin döngüden sonra bile yüzde 95 görülüyor

Lityum iyon bataryalardaki koruyucu tabakanın kararsızlaşması, pil ömrüne ciddi zarar veriyor (Reuters)
Lityum iyon bataryalardaki koruyucu tabakanın kararsızlaşması, pil ömrüne ciddi zarar veriyor (Reuters)
TT

Japonlardan batarya atılımı: Bin döngüden sonra bile yüzde 95 görülüyor

Lityum iyon bataryalardaki koruyucu tabakanın kararsızlaşması, pil ömrüne ciddi zarar veriyor (Reuters)
Lityum iyon bataryalardaki koruyucu tabakanın kararsızlaşması, pil ömrüne ciddi zarar veriyor (Reuters)

Bilim insanları lityum iyon bataryaların ömrünü uzatabilecek yeni bir katkı maddesi geliştirdi.

Lityum iyon bataryalar akıllı telefonlardan elektrikli araçlara kadar pek çok teknolojik cihazda kullanılıyor. 

Ancak bu batarya tipi geniş çapta kullanılsa da tekrarlayan şarj döngüleri nedeniyle performanslarının düşmesi gibi bir sorunları var.

Japonya İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden araştırmacılar bu sorunu çözmek için yeni bir bileşik geliştirdi.

Lityum iyon bataryalarda anot malzemesi olarak sıkça kullanılan grafit üzerinde, elektrolit bileşenlerinin ayrışmasıyla bir tabaka oluşuyor. Şarj döngüsünün başlarında oluşan ve katı elektrolit ara fazı diye bilinen bu tabaka, elektrotu korurken lityum iyonlarının geçmesine izin veriyor. 

Ancak bu tabakanın kararsız hale gelmesi, lityumun tüketilmesine, direncin artmasına ve batarya kapasitesinin düşmesine neden oluyor.

Bilim insanları yeni çalışmalarında özel olarak tasarlanmış bir elektrolit katkı maddesinin bu koruyucu tabakayı daha dayanıklı hale getirip getiremeyeceğini araştırdı. 

Araştırmacılar bu amaçla pentaflorofenil tiyofen imin (FPTI) isimli bir bileşik sentezledi. Ardından bu bileşiği, geleneksel lityum iyon bataryalara eklediler.

Bulguları hakemli dergi Energy & Fuels'ta yayımlanan çalışmaya göre, mililitre başına 2 miligram FPTI içeren grafit hücreler, bin döngüden sonra maksimum kapasitelerinin yüzde 89,4'ünü korudu. Bu oran 4 miligram içeren hüclerdeyse yüzde 95,6'ya yükseldi.

Öte yandan katkı maddesi içermeyen batarya hücreleri sadece yüzde 62,7'sini korudu ve yaklaşık 350 döngüden sonra ciddi kapasite kaybı sergilemeye başladı.

4 miligramla yapılan testlerde,  katı elektrolit ara fazının direncinin de kontrol grubuna kıyasla 7,6 ohm'dan 2,2 ohm'a düştüğü gözlemlendi. 

Direncin düşmesi, iyonların önündeki engellerin kalkmasını sağladığı için önem arz ediyor. Bu sayede batarya daha az ısınıyor ve enerjinin boşa harcanmasının ve iç bileşenlerin yıpranmasının önüne geçiliyor.

Araştırmacılar bu sayede bataryanın kapasitesini daha uzun süre koruyabildiğini söylüyor.

Ekip ayrıca bu tür katkı maddelerinin bir elektroda fayda sağlarken diğerine zarar verebileceğini ve bu nedenle tüm batarya sistemine göre özel olarak tasarlanması gerektiğini belirtiyor.

Yeni yöntemin geniş ölçekte kullanımını test etmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. 

Ancak bulgular, anotu hedefleyen düşük miktarda bileşiğin, daha derinlemesine değişikliklere ihtiyaç duymadan performansı ciddi derecede artırabileceğini gösteriyor.

Lityum iyon bataryaların ömrünün bu şekilde uzatılması, cihazların kullanım süresi boyunca maliyetleri düşürürken hammadde ihtiyacını da azaltabilir.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, EurekAlert, Energy & Fuels