OpenAI'ın "gizli projesi" Q* ne kadar tehlikeli?

"Yapay zekada büyük bir atılım"

Sam Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Sam Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
TT

OpenAI'ın "gizli projesi" Q* ne kadar tehlikeli?

Sam Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Sam Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)

Dünyanın önde gelen yapay zeka şirketlerinden OpenAI'ın kurucu ortağı Sam Altman'ın yönetim kurulu tarafından kovulmasıyla başlayan ve 5 gün sonra görevine dönmesiyle sona eren kaos şüphe, spekülasyon ve endişe dalgasına neden oldu.

Bunların başında da yapay zeka firmasının "tehlikeli bir icat" yaptığı iddiası geliyor.

Reuters'ın 23 Kasım'da yayımladığı ve isimsiz bir kaynağa dayandırdığı haberinde şirkette Q* adlı üstün bir yapay zekanın geliştirildiği öne sürülmüştü.

Adı verilmeyen kaynak, "Yeni model belirli matematik problemlerini çözmeyi başardı" demişti. Öte yandan bu matematik problemlerinin yalnızca ilkokul öğrencileri düzeyinde olduğu belirtilmişti. 

Reuters ayrıca bazı araştırmacıların, Altman'ı ihraç eden yönetim kurulu üyelerine Q*'nun potansiyel tehlikelerini dile getiren bir mektup gönderdiğini yazmıştı.

The Information'ın da isimsiz bir kaynağa dayandırdığı bir diğer habere göre, Q* "çok daha güçlü yapay zeka modellerine" olanak tanıyacak bir atılım olarak görülüyor.

Ancak aynı zamanda yeni yapay zeka araçlarının geliştirilme hızının güvenliğe odaklanan bazı araştırmacıları alarma geçirdiği söyleniyor.

Altman ise 30 Kasım'da The Verge'e verdiği röportajda iddiaları yalanlamamıştı.

Q* ne olabilir?

Analistler, bahsi geçen yeni aracın OpenAI'ın mayısta duyurduğu ve "süreç denetimi" (process supervision) adı verilen teknik sayesinde daha iyi sonuçlar elde edildiğini iddia eden bir projeyle ilgili olabileceğini düşünüyor.

Projede OpenAI'ın baş bilim adamı ve kurucu ortağı Ilya Sutskever'ın da aktif rol aldığı söyleniyor. Sutskever, başlangıçta Altman'ın görevden alınması yönünde oy kullanan yönetim kurulu üyelerinden biriydi. Ancak daha sonra bu konuda geri adım atmış ve pişman olduğunu söylemişti.

Şimdiye kadar edinilen bilgiler, araştırmacının Q* üzerinde çalışmaya öncülük ettiğini gösteriyor.

Mayısta duyurulan proje, ChatGPT'nin de aralarında yer aldığı büyük dil modellerinin (LLM'ler) yaptığı mantıksal hataların azaltılmasına odaklanıyor.

Hem Google hem de Baidu'da yapay zeka laboratuvarlarını yöneten ve Coursera'daki dersleri aracılığıyla birçok insanı makine öğrenimiyle tanıştıran Stanford Üniversitesi profesörü Andrew Ng'e göre bu, büyük dil modellerini geliştirmenin ve daha kullanışlı hale getirmenin bir sonraki adımı.

Ng, "LLM'ler matematikte o kadar iyi değil ama insanlar da iyi sayılmaz" diyor:

Ancak bana bir kalem ve kağıt verirseniz, o zaman çarpma işlemini çok daha iyi yaparım.

Q-öğrenmeye gönderme mi yapılıyor?

Diğer yandan Q*'nun ne olabileceğine dair başka ipuçları da var. Nitekim bu ismin pekiştirmeli bir öğrenme algoritması olan Q-öğrenmeye (Q-learning) gönderme olabileceği düşünülüyor.

Oyun oynayan botlar oluşturmak ve ChatGPT'yi daha yararlı olacak şekilde ayarlamak için de kullanılan sistem, olumlu veya olumsuz geri bildirimler yoluyla bir sorunu çözmeyi öğrenen algoritmayı içeriyor.

Bazı uzmanlarsa ismin aynı zamanda bir programın hedefe giden en uygun yolu bulmasını sağlamak için yaygın kullanılan A* arama algoritmasıyla da ilişkili olabileceğini öne sürüyor.

The Information'ın haberinde de konuyla ilgili bir başka ipucu yer alıyor:

Sutskever'ın atılımı, OpenAI'ın yeni modelleri eğitmek için yüksek kaliteli veri elde etmenin önündeki engellerin üstesinden gelmesine olanak sağladı. Araştırma, yeni modelleri eğitmek için internetten alınan metin veya görsel gibi gerçek dünya verileri yerine bilgisayar tarafından oluşturulan verilerin kullanılmasını içeriyordu.

Yapay zekanın bilgisayar tarafından üretilen verilerle eğitilmesi sıklıkla gündeme gelen bir konu. Bunlara "sentetik eğitim verileri" deniyor ve daha güçlü yapay zeka modellerinin geliştirilmesini sağlayacağı düşünülüyor.

Bu yöntemler ChatGPT'yi matematik bilmecelerinde daha iyi hale getirse de yapay zeka sistemlerinin insan kontrolünden çok yakında çıkabileceği anlamına gelmiyor.

Öte yandan OpenAI, Q*'yla ilgili yorum yapmayı halen reddediyor. 

Independent Türkçe



Kuş gribinin insanları neden daha kötü etkilediği bulundu

Kuşların vücut sıcaklığı genellikle insanlardan daha yüksek (Reuters)
Kuşların vücut sıcaklığı genellikle insanlardan daha yüksek (Reuters)
TT

Kuş gribinin insanları neden daha kötü etkilediği bulundu

Kuşların vücut sıcaklığı genellikle insanlardan daha yüksek (Reuters)
Kuşların vücut sıcaklığı genellikle insanlardan daha yüksek (Reuters)

Nicole Wootton-Cane 

Yeni bir çalışma kuş gribinin, vücudun en önemli savunma sistemlerinden birine dirençli olması nedeniyle insanlarda bilhassa şiddetli seyredebileceğini öne sürüyor.

İnsan vücudu bir enfeksiyona tepki verdiğinde vücut ısısı yükselir ve ateşi çıkar. Bu, vücudumuzun bir virüsün çoğalmasını ve daha kötü hasta olmamızı engellemeye çalışmasının yollarından biri.

Ancak yeni bir araştırma, kuş gribinin bu mekanizmaya dirençli olabileceğini tespit etti. Cambridge ve Glasgow üniversitelerinden bir ekibin yaptığı çalışmada enfeksiyonun, normalde insan gribinin olumsuz etkilendiği yüksek sıcaklıklarda bile etkisini artırmayı sürdürdüğü bulundu.

Araştırmacılar bu duruma virüsün, normal vücut sıcaklığı insanlardan daha yüksek olan kuşlarda ortaya çıkması ve bu nedenle virüsün bu koşullarda gelişmeye alışkın olmasının yol açabileceğini söylüyor.

İnsan gribi, sıcaklığın 33 derece civarında olduğu üst solunum yollarında kalma eğilimi gösteriyor. Ancak kuş gribi virüsleri, sıcaklığın 40 ila 42 derece civarında olduğu alt solunum yollarında kalmayı tercih ediyor.

Araştırmacılar, bulguları hakemli dergi Science'ta yayımlanan çalışmanın, kuş kökenli bir PB1 alt birimi (virüsün bir kısmını oluşturan enzimin bir bileşeni) içeren grip virüslerinin daha yüksek sıcaklıklarda bile çoğalmaya devam ettiğini gösterdiğini belirtiyor.

Araştırmacılar bu bulguların, ilk başta kuşları etkileyen virüslerin insanlarda neden daha şiddetli sonuçlar doğurabileceğini açıklamaya katkı sağlayabileceğini ekliyor.

Glasgow Üniversitesi Tıbbi Araştırma Konseyi Virüs Araştırma Merkezi'nden çalışmanın başyazarı Dr. Matt Turnbull, Science Daily'ye şöyle diyor: 

Virüslerin gen değiştirme yeteneği, yeni ortaya çıkan grip virüsleri için sürekli bir tehdit kaynağı. Bunu daha önce, örneğin 1957 ve 1968'deki pandemilerde gördük; bir insan virüsü PB1 genini, bir kuş türünden gelen varyantla değiştirmişti. Bu, sözkonusu pandemilerin insanlarda neden ciddi hastalıklara yol açtığını açıklamaya yardımcı olabilir.

Olası salgınlara hazırlanmamıza yardımcı olması için kuş gribi varyantlarını izlememiz kritik önemde. Türler arasında geçiş yapma potansiyeli taşıyan virüslerin ateşe ne kadar dirençli olduğunu test etmek, daha şiddetli varyantları saptamamızı sağlayabilir.

Çalışma, bu ay H5N5 kuş gribi virüsü kaynaklı ilk insan ölümünün ABD'de gerçekleşmesinin ardından geldi. Washington Eyalet Sağlık Depatmanı'ndan yapılan açıklamaya göre, Seattle'ın yaklaşık 125 kilometre güneybatısındaki Grays Harbor İlçesi'nde yaşayan adam, arka bahçesinde evcil kümes hayvanı besliyordu.

Sağlık yetkilileri, bu kuşların yabani kuşlarla temas ettiğinden ve bunun da enfeksiyona yol açtığından şüpheleniyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri önceki haftalarda enfeksiyon hakkında bir açıklama yaparak "bu vaka sonucu halk sağlığı riskinin arttığına" dair hiçbir bilgi bulunmadığını belirtmişti.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


Rusya'nın Baykonur Uzay Üssü hasar gördü

Soyuz MS-28 uzay aracı, Rusya'nın Baykonur Uzay Üssü'nden Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir keşif gezisi için fırlatıldı. (EPA)
Soyuz MS-28 uzay aracı, Rusya'nın Baykonur Uzay Üssü'nden Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir keşif gezisi için fırlatıldı. (EPA)
TT

Rusya'nın Baykonur Uzay Üssü hasar gördü

Soyuz MS-28 uzay aracı, Rusya'nın Baykonur Uzay Üssü'nden Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir keşif gezisi için fırlatıldı. (EPA)
Soyuz MS-28 uzay aracı, Rusya'nın Baykonur Uzay Üssü'nden Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir keşif gezisi için fırlatıldı. (EPA)

Rusya’nın Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü dün, iki Rus ve bir Amerikalı astronotun Uluslararası Uzay İstasyonu’na fırlatılmasının ardından zarar gördü.

scdfgt
Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsünde, Soyuz MS-28 uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na fırlatılan görev ekibi görülüyor. (AP)

Rusya’nın uzun yıllar boyunca ulusal gurur kaynağı olarak görülen uzay programı, son yıllarda kronik finansman eksikliği ve yolsuzluk skandallarıyla mücadele ediyor.

Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos), Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nü inceledikten sonra sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ‘fırlatma platformunun bazı bileşenlerinde hasar tespit edildiğini’ duyurdu. Baykonur Uzay Üssü, Rusya’nın insanlı görevler için kullandığı tek fırlatma üssü olma özelliğine sahip.

Roscosmos, platformun durumunu değerlendirirken, “Tüm gerekli yedek parçalar mevcut ve hasarlar yakın gelecekte tamir edilecek” ifadelerini kullandı.

Uzay alanında uzman Rus blog yazarlarına göre, bu olay nedeniyle Roscosmos bir süreliğine fırlatma operasyonlarını gerçekleştiremeyecek. Kazakistan’daki tesisin ciddi şekilde zarar gördüğü belirtiliyor.

Dün saat 04:27’de Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatılan Soyuz MS-28 uzay aracı, Rusya’dan iki astronot Sergey Kud-Sverchkov ve Sergey Mikaev ile NASA astronotu Chris Williams’ı taşıyordu. Şarku’l Avsat’ın Roscosmos’tan aktardığına göre araç, günün ilerleyen saatlerinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na başarıyla kenetlendi.

Ukrayna savaşı nedeniyle Moskova ile Washington arasındaki ilişkilerin neredeyse tamamen çökmesine rağmen, uzay hâlâ ABD ile Rusya arasında iş birliğinin az sayıdaki alanından biri olmayı sürdürüyor.

2022’deki Ukrayna saldırısının ardından Rusya’ya uygulanan yaptırımlar kapsamında, birçok Batılı ülke Roscosmos ile ortaklıklarını durdurmuş durumda.


Amerikan-Rus uzay mürettebatı Uluslararası Uzay İstasyonu’nda sekiz aylık göreve başladı

Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsünde, Soyuz MS-28 uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na fırlatılan görev ekibi görülüyor. (AP)
Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsünde, Soyuz MS-28 uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na fırlatılan görev ekibi görülüyor. (AP)
TT

Amerikan-Rus uzay mürettebatı Uluslararası Uzay İstasyonu’nda sekiz aylık göreve başladı

Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsünde, Soyuz MS-28 uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na fırlatılan görev ekibi görülüyor. (AP)
Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsünde, Soyuz MS-28 uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na fırlatılan görev ekibi görülüyor. (AP)

Üç kişilik Amerikan-Rus mürettebat, dün bir Rus uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na fırlatıldıktan sonra görevlerine başladı.

Rus Soyuz MS-28 uzay aracı Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden saat 04:27'de fırlatıldı.

Uzay aracında NASA astronotu Chris Williams ve iki Rus meslektaşı Sergey Mikaev ve Sergey Kud-Sverchkov bulunuyordu. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre uzay aracı Uluslararası Uzay İstasyonu'na başarıyla kenetlendi.

Jcjc
Soyuz MS-28 uzay aracı, Rusya'nın Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir keşif gezisi için fırlatılırken... 27 Kasım 2025 (Reuters)

Üç astronotun yörünge istasyonunda yaklaşık sekiz ay geçirmesi bekleniyor. NASA, fizikçi Williams ve askeri pilot Mikayev için bunun ilk uzay uçuşu olduğunu açıkladı. Kud-Sverchkov için ise bu, uzaya ikinci yolculuğu olacak.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda mürettebat, NASA astronotları Mike Fincke, Zena Cardman ve Johnny Kim, Japon Uzay Ajansı astronotu Kimiya Yui ve Rus kozmonotlar Sergey Ryzhikov, Alexey Zubritsky ve Oleg Platonov'a katılacak.

NASA, Williams'ın insan uzay keşiflerini ilerletmek ve dünyadaki yaşamın iyileştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla istasyonda bilimsel araştırmalar ve teknik deneyler yürüteceğini duyurdu.