Gotik, gizemli ve karanlık : Wednesday tadında 8 dizi

Wednesday'in tekinsiz havası ve sırlarla örülü hikayelerini sevdiyseniz, aynı karanlık çekiciliği taşıyan bu 8 dizi size yol arkadaşı olabilir

Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)
Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)
TT

Gotik, gizemli ve karanlık : Wednesday tadında 8 dizi

Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)
Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)

Bir cinayet dosyası, biraz kara mizah ve dozunda ürperti... İşte Wednesday'in bağımlılık yaratan formülü. Bu üçünü aynı potada eriten Wednesday, kısa sürede bir kült mertebesine erişti. Ama ikinci sezonun yeni bölümleri için beklemek, hayranlara ister istemez Nevermore'un kapısında volta atmak gibi bir sabırsızlık yaratıyor.

İşte tam da bu yüzden, Wednesday'in bıraktığı boşluğu dolduracak dizileri bir araya getirmek istedik. Cinayet sırları, doğaüstü bilmeceler, kayıp ruhlar ve biraz da gotik kahkaha... Bu yapımların hepsi Wednesday'in yarattığı o eşsiz atmosferi farklı biçimlerde hatırlatıyor.

Kimi diziler aile olmanın tuhaflığını sorguluyor, kimileri dostlukların en karanlık anlarda nasıl sınandığını gösteriyor. Bazıları fantastik güçlerle bezeli, bazıları ise sıradan hayatın içinde saklı kabusları gün yüzüne çıkarıyor. Ama hepsinin ortak noktası, izleyiciyi gölgelerle dolu bir dünyanın içine çekmesi.

Wednesday'in sivri dili, keskin zekası ve merakının peşinde koşarken hissettiğiniz o tatlı ürpertiyi bu dizilerde de bulacaksınız. Çünkü gerçek şu ki, karanlığa duyulan merak bir kez içinize düştü mü, kolay kolay sönmüyor.

Öyleyse Nevermore'un kapıları yeniden açılana dek bu hikayeler size yol arkadaşı olsun. Unutmayın, bazen en iyi kaçış yolu, daha da karanlık bir dünyanın içine adım atmaktır.

The Haunting of Hill House

Gotik havası ve karanlık aile dramıyla The Haunting of Hill House, Wednesday hayranlarının ilgisini çekecek güçlü bir alternatif. Mike Flanagan'ın Shirley Jackson romanından uyarladığı dizi, lanetli bir malikanede başlayıp yıllar sonra bile etkisini sürdüren bir hikayeyi işliyor. Crain ailesi yeni evlerinde kısa süre içinde korkunç olaylara maruz kalıyor, bu travmalar ise yetişkinliklerinde bile peşlerini bırakmıyor.

fghy
Fotoğraf:Netflix

Tıpkı Wednesday'de olduğu gibi burada da karanlık mekânlar, tekinsiz bir atmosfer ve peşine düşülen gizemler ön planda. Hill House’u farklı kılan ise doğaüstü korkuyu aile bağları ve yasla iç içe işlemesi. Her karakterin travmasıyla başa çıkma biçimi izleyiciyi bambaşka duygusal katmanlara sürüklüyor. Wednesday'in kara mizahı burada yerini daha derin bir melankoliye bırakıyor ancak gotik korkunun izleyici üzerindeki büyüsü hiç eksilmiyor.

Kısacası The Haunting of Hill House, ürpertici hayalet hikayeleriyle olduğu kadar kalbe işleyen duygusal derinliğiyle de benzersiz ve gotik bir deneyim sunuyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 8.5

Buffy the Vampire Slayer

Buffy the Vampire Slayer, gençlik dizilerini gerilimle harmanlayan türün kapısını aralayan en önemli yapımlardan biri. Sarah Michelle Gellar'ın hayat verdiği Buffy, gündüzleri sıradan bir lise öğrencisi, geceleri ise vampirlerin ve türlü canavarların korkulu rüyası. Sunnydale Lisesi teknik olarak büyülü sayılmasa da şeytani müdürler veya tuhaf sınıf arkadaşlarıyla Nevermore'u andırıyor.

Tıpkı Wednesday gibi Buffy de karanlık kaderiyle boğuşurken, gençliğin beraberinde getirdiği kimlik arayışını ve yalnızlığı yaşıyor. Onu yalnız bırakmayan sadık arkadaşları, Wednesday'in Enid ve diğer dostlarını akla getiriyor. Dışlanmışların dayanışması dizinin kalbini oluşturuyor. İkisinde de güçlü kadın karakterin kararlılığı, zekası ve sivri dili öne çıkıyor. Buffy, televizyon anlatımında çığır açarak karanlık fanteziyi mizah ve duygusal hikayelerle harmanlayan gerçek bir kült klasik.

dfgthy
Fotoğraf:The WB

Wednesday'in gotik estetiğiyle Buffy'nin 90'ların pop kültür ruhu bambaşka görünebilir ama özünde ikisi de bir genç kızın karanlıkla baş etme hikayesi. Üstelik Buffy'nin Angel ve Spike arasında sıkıştığı aşk üçgeni, Wednesday'in duygusal çatışmalarına farklı bir yankı katıyor.

Sonuç olarak Wednesday'i seviyorsanız Buffy the Vampire Slayer'a göz atmak, türün nasıl doğduğunu ve neden hâlâ böylesine sevildiğini görmek için kaçırılmayacak bir fırsat. Çünkü bazen bir nesli şekillendiren hikayeler, yalnızca şeytanlarla değil büyümekle de ilgilidir.

Nereden izlenir: Disney+
IMDb: 8.3

The Umbrella Academy

Kaosun, tuhaflığın ve aile çatışmalarının buluştuğu adres The Umbrella Academy. Netflix'in en ilginç yapımlarından biri olan dizi, süper güçlere sahip ama yolları ayrılmış kardeşlerin, babalarının ölümüyle yeniden bir araya gelişini anlatıyor. Wednesday'de Addams ailesinin gotik mizahını görürken, burada Hargreeves kardeşlerin eksantrik ve sorunlu bağlarına tanık oluyoruz. Her iki dizide de aile kavramı hem bir güç kaynağı hem de ağır bir yük; karakterler kendilerini bulurken aynı zamanda birbirlerinden kaçamıyor.

vfgh
Fotoğraf: Netflix

The Umbrella Academy, gizem çözmekten çok kıyameti engellemeye odaklanıyor ama atmosferindeki tuhaflık Wednesday'in karanlık mizahına yakın duruyor. Netflix’in "dans sahnesi geleneği" burada da sürüyor: Wednesday'in ikonik dansı gibi Umbrella Academy de unutulmaz anlarıyla hafızalara kazınıyor. Hikaye süper kahramanlara ve bilimkurguya kayıyor olsa da dizinin kalbinde aile dramı ve absürt bir mizah var. Wednesday daha gotik, Umbrella Academy daha çizgi romanvari ama ikisinin de izleyiciye sunduğu his aynı: Sıradışı bir dünyada "normal"i arayış.

Neticede The Umbrella Academy, Wednesday hayranlarına farklı bir türün penceresinden aynı tuhaflığı ve eğlenceyi sunuyor. Çünkü ister Addams ister Hargreeves olun, sıradışı ailelerin hikayeleri her zaman ilgiyi hak ediyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.8

Dead Boy Detectives

Ölü olabilirler ama merakları diri: Dead Boy Detectives işte bu fikrin üzerine kurulu bir hikaye. Edwin Payne ve Charles Rowland, ölümü kabullenmek yerine dünyada kalmayı seçmiş iki hayalet dedektif. Ölü ya da diri fark etmez, yollarına çıkan her gizemi birlikte çözmeye koyuluyorlar. Wednesday'in karanlık merakıyla benzer şekilde, onlar da tehlikeye ve bilinmeyene çekiliyor.

cdvfgth
Fotoğraf: Netflix

Neil Gaiman'ın DC Comics evreninden gelen bu karakterler, hem gotik bir atmosfer hem de eğlenceli bir kara mizah sunuyor. Wednesday'in gözü kara bağımsızlığını andırır şekilde, Edwin ve Charles da toplumun dışında kalmış iki yabancı. Fakat Nevermore'un gizemlerinden farklı olarak Dead Boy Detectives, daha çok doğaüstü suçlara ve hayalet vakalarına yöneliyor. Dizinin gotik görselliği, karanlık mizahı ve uyumsuz karakterleri Wednesday hayranlarının tanıdık bulacağı öğelerle dolu.

Sonuçta Wednesday'i seviyorsanız, Dead Boy Detectives de aynı karanlık çekiciliği farklı bir pencereden size sunacaktır. Çünkü en ilginç dedektifler, kimi zaman yaşayanlar değil ölülerdir...

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.5

The Chilling Adventures of Sabrina

The Chilling Adventures of Sabrina, tıpkı Wednesday gibi karanlık bir büyüme hikayesi anlatıyor; odağında ise toplumda "öteki" görülen bir genç kız var. Sabrina Spellman da Wednesday gibi gotik bir atmosferde kimliğini arıyor; yarı cadı, yarı ölümlü olmasıysa onu iki dünya arasında sıkışmaya zorluyor. Dizideki dışlanmışlık teması, Nevermore Akademisi'ni çağrıştıracak kadar belirgin; hatta Sabrina'nın arkadaşları, Wednesday'in çevresine rahatlıkla karışabilir. Ama Sabrina'nın yolculuğu daha fantastik ve doğaüstü bir yön taşıyor; yalnızca ergenlik sıkıntılarıyla değil, şeytana bağlılık yemini edip etmeme gibi karanlık bir seçimle de yüzleşiyor.

htyju
Fotoğraf: Netflix

Wednesday tek bir okulun sorunlarıyla uğraşırken, Sabrina hem Baxter Lisesi hem de Gizli Sanatlar Akademisi arasında mekik dokuyor. Karanlık mizah, gotik atmosfer ve güçlü bir kadın başrol ortak payda olsa da Wednesday daha çok kara komediye, Sabrina ise doğaüstü korku ögelerine yaslanıyor. Kiernan Shipka'nın etkileyici performansı, izleyiciyi görsel olarak da tatmin ediyor. Sadede gelecek olursak The Chilling Adventures of Sabrina, Wednesday sevenler için aynı gotik büyünün farklı bir tınısını sunuyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 7.4

İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi (A Good Girl's Guide to Murder)

İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi, Wednesday'in hayranlarını ilk dakikadan yakalıyor. Zira dizinin başrolünde Wednesday'in sevimli kurt kızı Enid'i canlandıran Emma Myers var. Ancak iki yapımı birbirine bağlayan şey yalnızca ortak oyuncular değil; gizemli atmosferi ve dedektiflik tutkusu da onları aynı dünyada buluşturuyor. Myers bu kez Britanya'da yaşayan lise öğrencisi Pip Fitz-Amobi'yi canlandırıyor; yıllar önce işlenmiş ve üzeri kapatılmış bir cinayetin ardındaki gerçeği ne pahasına olursa olsun ortaya çıkarmaya çalışan bir genç kızı.

cdsfgth
Fotoğraf: Netflix

Wednesday gibi zeki, kararlı ve asla pes etmeyen Pip, izleyiciyi sürükleyici bir dedektif yolculuğuna çıkarıyor. 6 bölümlük kısa süresi, hikayeyi hem tempolu hem de kolayca izlenebilir kılıyor. Üstelik tıpkı bir bulmaca gibi izleyicinin de çözümün parçası olmasını sağlıyor. Wednesday'in bilmece ve gizemlere olan ilgisi düşünüldüğünde, onun da Pip'in izini sürmekten büyük keyif alacağını hayal etmek zor değil.

Kısacası İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi, oyuncu kadrosuyla tanıdık bir sıcaklık verirken gizem çözmeyi seven Wednesday hayranları de biçilmiş kaftan.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 6.8

The Midnight Club

The Midnight Club, ölümü enselerinde hisseden gençlerin hayalet hikayelerini paylaştığı bir buluşma noktası. Brightcliffe adlı gizemli bir bakımevinde kalan gençler, her gece yarısı toplanıp korku hikayeleri anlatıyor. Aslında bu, onlar için kendi sonlarıyla yüzleşmenin de bir yolu... Wednesday'in gotik havasını sevenler için bu hikayeler hem ürpertici hem de dokunaklı bir deneyim yaşatıyor. Çünkü burada sadece hayaletler değil, ölümle yüzleşen gençlerin dostluğu da izleyiciyi içine çekiyor.

sfrgt
Fotoğraf: Netflix

Dizinin atmosferi Wednesday gibi kasvetli ve gizemli. Ama The Midnight Club daha çok yaşamın anlamına ve ölümden sonra iletişim kurma fikrine yoğunlaşıyor. Gençlerin birbirine, öldükten sonra bir şekilde haber göndereceklerine dair verdikleri söz, dizinin kalbine dokunan en güçlü anlardan biri. Anlatılan hikayeler ürpertici olsa da malikanenin karanlık geçmişi asıl dehşeti yaratıyor. Kısacası The Midnight Club, izleyicisini ürkütmekle kalmayıp hüzünlü bir masal gibi içine çekiyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 6.5

Riverdale

Riverdale, lise koridorlarının gölgesinde başlayan bir cinayet hikayesini gotik bir gizem atmosferine büründürüyor. Jason Blossom'ın ölümüyle başlayan sır perdesi, kısa sürede kasabanın her köşesine yayılan karanlık ilişkiler ağını gözler önüne seriyor. İlk sezonlarda kara film tadındaki cinayet soruşturmaları öne çıkarken, ilerleyen bölümlerde doğaüstü öğeler hikayeyi bambaşka bir boyuta taşıyor. Cinler, büyücülük ve paralel evrenler de Wednesday izleyicisinin kolayca içine çekileceği detaylardan.

dfvgthyj
Fotoğraf: Netflix

Tıpkı Nevermore Akademisi'nde olduğu gibi Riverdale Lisesi de entrikalar, sırlar ve gruplar arasındaki çatışmalarla kaynayan bir ortam. Kara mizahın, melodramın ve zaman zaman absürtlüğün iç içe geçtiği hikaye, genç karakterlerin kimlik arayışını da sahneye taşıyor. Wednesday'deki gotik kara komedi havasına karşılık Riverdale daha çok melodram ve abartılı anlatımla öne çıkıyor. Sonuç olarak, kasabanın sırlarla dolu labirentine adım atan herkes, Wednesday'in gotik büyüsünden farklı ama aynı derecede bağımlılık yaratan bir karanlıkla yüzleşiyor.

Nereden izlenir: Netflix
IMDb: 6.4

Independent Türkçe



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct