Mide mikropları hakkında 6 gerçek

Dünya popülasyonunda en yaygın mikrop Helikobakterler

Mide mikropları hakkında 6 gerçek
TT

Mide mikropları hakkında 6 gerçek

Mide mikropları hakkında 6 gerçek

Helikobakter pilori (Helicobacter pylori) dünya popülasyonunda en çok enfekte eden mikrop olarak biliniyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) en güncel seyahat sağlık yönergelerini bir arada toplayan Sarı Kitap’ının (CDC Yellow Book) 2024 baskısında, CDC “Helikobakter pilori, dünya çapında en yaygın kronik bakteriyel enfeksiyonlardan biridir. Dünya nüfusunun yaklaşık üçte ikisi bu enfeksiyonla enfekte olmuştur ve gelişmekte olan ülkelerde daha yaygındır. Kısa süreli gezginlerin seyahat yoluyla helikobakter pilori kapma riski düşük olsa da gurbetçiler ve uzun süreli gezginler daha fazla enfeksiyon riski altında olabilir” ifadelerine yer verildi.

Spiral Bakteri

Tek başına bu gerçek, bu mikropla ilgili diğer gerçeklerin öğrenilmesinin önemini vurgulamak için yeterli olabilir. İşte bu konuda 6 önemli gerçek:

1- Helikobakter pilori’nin varlığı 1982 yılına kadar öğrenilemedi ancak modern tıbbi istatistikler, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’inin üst sindirim sistemlerinde kronik olarak bu bakteriye sahip olduğunu ve bu durumun onu dünyadaki en yaygın mikrop halinde getirdiğini gösterdi. Mayo Clinic’in bir raporundaki gastroenterologlar “Helikobakter pilori ile enfekte olan çoğu insanda belirti veya semptom görülmez. Birçok insanın neden semptom geliştirmediği açık değil. Bununla birlikte bazı insanlar, helikobakter pilori’nin zararlı etkilerine karşı daha büyük bir dirençle doğmuş olabilir” ifadelerine yer verdi.

Birçok tıbbi kaynak, bu enfeksiyonun çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını belirtti. Bu kaynaklar, hastalığa yakalananların çoğunun (yüzde 90’ının) hastalığa ilişkin herhangi bir belirti veya semptoma sahip olmadığını dolayısı ile mikrobu taşıyan çoğu insanın bunun farkına varmadığını bildirdi.

2- Mide mikrobu enfekte kişide, tükürükte, kusmukta veya dışkıda bulunur. Bu nedenle helikobakter pilori genellikle kişiden kişiye, enfekte bir kişinin tükürüğü, kusmuğu veya dışkısı ile doğrudan temas yoluyla bulaşır. Örneğin, bu bakteri ile kontamine olmuş yiyeceğin yenmesi veya suyun içilmesi yoluyla yayılabilir. Johns Hopkins doktorları “Sağlık uzmanları, helikobakter pilori enfeksiyonunun nasıl yayıldığını kesin olarak bilmiyor. Bu mikrobun kişiden kişiye öpüşme gibi oral temas yoluyla bulaşabileceğine inanılıyor. Hasta bir kişinin kusmuğu veya dışkısı ile temas yoluyla da bulaşabilir. Bu durum, güvenli bir şekilde temizlenmemiş veya pişirilmemiş yiyecekler yerseniz veya bu bakterilerle kontamine olmuş su içmeniz halinde de yaşanabilir” ifadelerine yer verdi. Tıbbi kaynaklar, gelişmiş ülkelerde helikobakter pilori enfeksiyonunun çocukluk döneminde alışılmadık bir durum olduğunu ancak yetişkinlikte daha yaygın hale geldiğini buna karşılık, sınırlı kaynaklara sahip ülkelerde çoğu çocuğun 10 yaşından önce helikobakter pilori ile enfekte olduğu ortaya çıkardı.

Ülser ve mide kanseri

3- Helikobakter pilori enfeksiyonu üst sindirim sisteminde (özellikle mide ve onikiparmak bağırsağında) ülser veya enfeksiyon riskini arttıran bir faktördür. Tam olarak, helikobakter pilori ile enfekte olan kişilerin yaklaşık yüzde 10’u ülser geliştirir.

Peptik ülser, midenin veya ince bağırsağın ilk kısmında bir ülserdir. Mide ülserlerinin en önemli komplikasyonlarından biri, mide veya onikiparmak bağırsağındaki ülserler ya da her ikisinde de iltihaplanma sonucu mide kanamasının meydana gelmesidir. Mide kanaması ya kanlı kusmaya ya da siyah dışkıya neden olabilir ayrıca kanama yavaş ve uzun süre devam ederek kansızlığa neden olabilir. Sadece bununla yakımıyor, buna ek olarak, üst sindirim sisteminin dokularındaki varlığı, hazımsızlık, mide ağrısı, şişkinlik ve diğer bir dizi rahatsız edici semptoma neden olabilir.

4- Uzun vadede mide mikropları ile enfeksiyon, üst sindirim sisteminin bir bölümünde kanser riskinin artmasıyla ilişkilendirilebilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), helikobakter piloriyi kanserojen faktör olarak sınıflandırır.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, söz konusu bakterinin midede bulunmasının, mide kanserinin en yaygın türü olan mide adenokarsinomu için bilinen en güçlü risk faktörü olduğunu belirtti. Bu bakteri ile enfekte olan kişilerde, enfekte olmayan kişilere kıyasla, mide kanseri ve MALT (mukoza ilişkili lenfoid doku) lenfoma riski 6 kata kadar fazla görülür. Tıbbi kaynaklar, helikobakter pilori bulaşmış kişilerin yalnızca yüzde 1 ila 3’ünün kötü huylu komplikasyonlar geliştirmesine rağmen, bakterilerin toplam küresel kanser sayısının yüzde 15’ine yol açtığını gösterdi. Tam olarak, tüm mide kanserlerinin yüzde 8’u kısmen helikobakter pilori enfeksiyonuna ilişkilendirilebildi. Buna göre, gastroenteroloji ile ilgili tüm büyük uluslararası tıbbi kuruluşlar, helikobakter pilori testi pozitif çıkan ve gastrointestinal semptomlara veya hastalığı olan kişilerde söz konusu bakterinin yok edilmesi önerisinde bulundu.

Semptomlar ve tanı

5- Helikobakter pilori enfeksiyonunun üst gastrointestinal sistemdeki olası semptomlarına dikkat edilmesi gereklidir. Mayo Clinic’teki gastroenterologlar, helikobakter pilori enfeksiyonu belirtileri veya semptomları ortaya çıktığında, bunların genellikle gastrit veya peptik ülser ile ilişkili olduğunu belirtti. Uzmanlar ayrıca, midede (karın) ağrı veya yanma, mide boşken kötüleşebilen mide ağrısı, mide bulantısı, iştahsızlık, sık geğirme, şişkinlik ve kasıtsız kilo kaybı gibi bir dizi semptoma dikkat çekti.

Ayrıca “Gastrit veya peptik ülser belirtisi olabilecek herhangi bir belirti veya semptom fark ederseniz doktorunuza görünün. Uykudan uyandırabilecek şiddetli veya sürekli mide (karın) ağrısı, kanlı veya siyah dışkı, kanlı, siyah veya kahve telvesi gibi görünen kusma gibi belirtilere sahipseniz derhal bir doktora görünün” ifadelerini de sözlerine eklediler.

6- Kişide yukarıda belirtilen semptomlar yani, kronik mide ağrısı, mide bulantısı, aktif mide/onikiparmak bağırsağı ülseri veya önceden peptik ülser öyküsü varsa, helikobakter pilori testi yapılması önerilir. Kişide semptom yoksa, doktor tavsiye etmedikçe helikobakter pilori testi genellikle önerilmez. Helikobakter pilori enfeksiyonunu teşhis etmenin birkaç yolu vardır. En sık kullanılan testler şunları içerir:

-Nefes testleri: Üre Nefes Testleri (Urea Breath Tests) adı biliyor. Bu testlerde, kişi helikobakter pilori bakterisi tarafından parçalanan bir madde içeren özel bir solüsyonu içer. Daha sonra bu ayrışmanın ürünleri, eğer bakteri varsa parçalanma gerçekleşmişse, nefeste tespit edilebilir. Ancak, analizin mide asidi üretimini azaltan ilaçlara 14 gün, bu bakterileri tedavi etmek için antibiyotiklere 4 hafta ara verildikten sonra yapılmasına dikkat edilmelidir.

-Dışkı Antijen Testi: Dışkıda helikobakter pilori proteinlerinin varlığını saptamak için testler mevcuttur.

-Kan testleri: Kan testlerinde, vücudun bağışıklık sisteminin helikobakter pilori bakterisinin varlığına yanıt olarak geliştirdiği belirli antikorlar (proteinleri) saptanabilir. Bununla birlikte, özellikle aktif bir vakanın kapsamı hakkında tıbbi geri bildirimleri bu testin kullanımını sınırlar.

*Biyopsi örneği: Bu mikrobun varlığını saptamak için mikroskobik inceleme yapılırken midenin iç yüzeyinden (gastroskopi yaparken) bir doku örneği alınabilir.

“Pilori enfeksiyonu ülser veya enfeksiyon gelişme riskini artırır… Üst sindirim sisteminin bir bölümünde kanser gelişmesi mümkün.”

Mide mikrop enfeksiyonunun tedavisi... Yok olmasını sağlamak için dikkatli bir programın adımları

Mide mikrop enfeksiyonu teşhis edildikten sonra, doktorlar kişinin sağlık durumunu gözden geçirir. Zira ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tavsiyelerinde “Asemptomatik enfeksiyonlar genellikle tedavi gerektirmez. Tedavi bireysel olarak belirleniyor ve tedavi, bu mikrop ile enfekte olmaları durumunda oniki parmak bağırsağı veya midede aktif ülserlerden muzdarip hastalar içindir” ifadeleri yer alır.

Tedavi programının bileşenlerinin temeli, hastanın diğer ilaçların yanı sıra tedavi programı sırasında birlikte alınan iki tür antibiyotik kullanmasına dayanır. Mayo Clinic’teki gastroenterologlar “Helikobakter pilori enfeksiyonu genellikle aynı anda iki farklı antibiyotik ile tedavi edilir. Bu, bakterilerin belirli bir antibiyotiğe direnç geliştirmesini önlemeye yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, standart ve ideal tedavinin Dörtlü Terapi (Quadruple Therapy) programı olduğunu ancak bir de Üçlü Terapi (Triple Therapy) programının bulunduğunu belirtti.

İlaçların miktar, doz sayısı ve gerekli sürede alınmasında uyum sürecini sağlamak için hastanın doktorun kendisine önerdiği ve belirlediği tedavi programının içeriğini bilmesinin önemini anlaması gerekir. Zira bu uyum, söz konusu bakterilerin üst sindirim yolundan tamamen atılmasını sağlamak için başarılı tedavinin anahtarını teşkil eder. Vakalar dünya çapında artarken, doktor hasta arasındaki uyumsuzluk, bakterileri yok etmedeki yüksek başarısızlık oranlarının ve antibiyotiklere karşı bakteriyel direnç vakalarının ortaya çıkmasının ana nedenini oluşturur.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne göre, dörtlü terapi programı şunları içerir:

- Proton pompa inhibitörleri (PPİ) kategorisinden veya Histamin H2-reseptör blokörleri (H2-Blocker) kategorisinden ilaç türlerinden biri kullanılır. Her ikisi de üst sindirim sisteminin astarındaki yaraları veya enfeksiyonları iyileştirme fırsatı vermek ve ayrıca bu vahşi bakterileri ortadan kaldırmak için antibiyotiklerin etkisini teşvik etmek mide asidi üretimini azaltmayı amaçlar. Mide asidi üretimini azaltmada temin edilebilirse en iyisi ‘proton pompası inhibitörü’ kategorisindeki ilaçlar olur. Bu ilaçlar Histamin H2-reseptör blokörleri (H2-Blocker) daha etkili ve güçlüdür. Proton pompası inhibitörleri arasında omeprazol (Prilosec), esomeprazol (Nexium), lansoprazol (Prevacid) ve Prevacid(Protonex) yer alır.

- Bizmut (Bismuth) ilacı. Mide astarını koruyan bir ilaç sınıfındadır. Bu ilaçlar midenin iç yüzeyini asitten korur ve bakterileri öldürmeye yardımcı olur. Yani ülseri örterek ve mide asidinden koruyarak çalışır.

- Metronidazol (Metronidazole) antibiyotiği.

- Tetrasiklin (Tetracycline) antibiyotiği.

Üçlü terapi aşağıdaki unsurlardan oluşur:

- Proton pompa inhibitörleri (PPİ) sınıfından bir ilaç.

- Klaritromisin (Clarithromycin) antibiyotiği.

-  Amoksisilin (Amoxicillin) antibiyotiği veya Metronidazol (Metronidazole) antibiyotiği.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, tedavi programının süresi ile ilgili olarak “Daha uzun tedavi süreleri (7 güne karşı 14 gün) daha yüksek oranda mikrobu yok etme başarısı sağlıyor. Daha yakın zamanlarda, özellikle antibiyotiğe dirençli vakalar için Rifabutin kullanılan kombinasyon tedavileri de kullanılabilir hale geldi” ifadelerine yer verdi.

Mayo Clinic’teki gastroenterologlar son olarak “Doktorunuz tedavinizden en az 4 hafta sonra tekrar helikobakter pilori testi yapılmasını önerebilir. Testler, tedavinin enfeksiyonu ortadan kaldırmada etkili olmadığını gösterirse, farklı bir antibiyotik grubu kullanarak başka bir tedaviye ihtiyacınız olabilir” ifadelerini kullandı.



ABD'de abur cubur yemeyi bırakanlar hurmaya yöneliyor

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

ABD'de abur cubur yemeyi bırakanlar hurmaya yöneliyor

(Unsplash)
(Unsplash)

Carsen Holaday Kültür & Yaşam Tarzı Trendleri ve Son Dakika Muhabiri 

Yakın zamanlı satış verilerine göre Amerikalılar aşırı işlenmiş atıştırmalıklardan vazgeçip tarihin en eski yiyeceklerinden birine yöneliyor.

Kaliforniya merkezli hurma şirketi Joolies California Superfruit'un Food52'ye verdiği bilgiye göre, 2025'te ABD'de Medjool hurması satışları yüzde 33 arttı.

Meyvenin popülaritesinin artmasıyla bu sayının daha da yükselmesi bekleniyor; bu artışın nedeni moda ambalajlar veya viral tarifler olabilir. Fortune Business Insights'a göre hurma pazarının büyüklüğünün 2034 itibarıyla Amerika'da 1,6 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

Hurma şu anda popüler olsa da bu tatlı meyve Ortadoğu'da eski çağlardan beri yetiştiriliyor ve Mısırlılar onu şarap yapımında kullanıyordu. Smithsonian dergisine göre fosiller hurma ağaçlarının 50 milyon yıl önce geliştiğini gösteriyor.

Şimdiyse, karamelimsi tadı nedeniyle hurma son zamanlarda protein barlarında, smoothie karışımlarında ve tatlı tariflerinde kullanılıyor. Tüketiciler daha az işlenmiş gıdalara öncelik vermeye devam ederken hurma, insanların şekere alternatif olarak kullanmasıyla internette büyük bir popülerlik kazandı.

"Hurmalı Snickers" ve "Hurmalı Çikolata" gibi tariflerde hurmayı deneyenlerin viral videoları, buruşuk ve yapışkan meyvelerin tatlılığına şaşıranların tepkilerini gösteriyor.

Hurma sadece diğer işlenmiş gıdalara göre daha organik bir atıştırmalık seçeneği olmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlığa faydalarıyla da biliniyor. Bu süper besinler lif, antioksidanlar ve B vitamini açısından zengin; bu da bağırsak ve cilt sağlığını desteklediği anlamına geliyor.

Kayıtlı diyetisyen Lisa Moskovitz, Fox News Digital'a şunları söyledi:

Hurma, tüketiciler için yeni bir trend olsa da yıllardır diyetisyenler arasında smoothie'leri ve daha az şekerli tatlıları tatlandırmak için tercih edilen bir malzeme. Sadece çok lezzetli ve çok yönlü değil, aynı zamanda lif, antioksidanlar ve magnezyum ve potasyum gibi diğer temel besinleri de sağlıyor.

Diyetisyenler daha önce The Independent'a Trader Joe's'un organik kurutulmuş ve çekirdeksiz Deglet Noor hurmaları hakkında konuşurken, hurmanın egzersiz öncesi enerji kaynağı olarak da fayda sağlayabileceğini belirtmişti. Sadece 5 hurma 30 gram karbonhidrat sağlamaya yettiğinden, bu atıştırmalık özellikle sabah erken saatlerde egzersiz öncesi tüketmek için epey kullanışlı.

Bu sağlıklı atıştırmalığın artan popülaritesi hakkındaki haberler, Harvard'ın T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu'ndaki araştırmacıların yaptığı endişe verici yeni bir çalışmanın ardından geldi. Çalışma, pastırma, sosis ve kurabiye gibi ultra işlenmiş gıdaların tüketiminin bunama riskini yüzde 58, bilişsel bozukluk riskini ise yüzde 46 artırdığını ortaya koydu.

Ultra işlenmiş gıdalar ayrıca obezite, bağırsak değişiklikleri ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarıyla da bağlantılı.

Yiyeceklerinizin ultra işlenmiş olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, paketin üzerindeki içerik listesini kontrol etmek. Doktorlar, hazır yiyecek satın almaktansa evde hurma gibi meyve ve sebzeleri tüketmenin daha iyi olduğunu söylüyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/life-style


Ünlü doktor öğle yemeğinden sonra ağırlık çökmesinin sebebini açıkladı

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

Ünlü doktor öğle yemeğinden sonra ağırlık çökmesinin sebebini açıkladı

(Unsplash)
(Unsplash)

Rebecca Whittaker 

Bir doktor, öğle yemeğinden sonra saat 15.00 civarında gelen yorgunluk hissinin glikoz seviyelerinizin dengesiz olduğuna işaret edebileceği konusunda uyardı.

Dr. Rangan Chatterjee, protein veya lif açısından yetersiz öğle yemeklerinin öğleden sonraki ağırlığı ve zihin bulanıklığını artırarak bu durumu daha da kötüleştirebileceğini söyledi.

Ancak ağırlık çökmesini önlemek için kafein veya hızlı bir şeker takviyesine başvurmak çözüm değil.

Bunun yerine vücudunuzun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak için et, yumurta veya balık gibi proteinli yiyecekler tüketmek ve yemek sonrası 10-20 dakikalık tempolu bir yürüyüş yapmak, vücudun glikoz seviyelerini düzenlemesine ve öğleden sonra uyuya kalma isteğini önlemesine yardımcı olacaktır.

Chatterjee, bir bardak su içmenin ve küçük bir avuç kuruyemiş yemenin de enerji seviyesini artırmaya yardımcı olacağını çünkü sağlıklı yağların yavaş yanan bir yakıt kaynağı sağlayarak enerjiyi dengelemeye yardımcı olduğunu da ekledi.

Çok satan yazar ve popüler sağlık podcast'i Feel Better, Live More'un sunucusu Dr. Chatterjee, "Yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve sinirlilik hissini normalleştirdik ancak bunlar vücudun metabolik açıdan zorlandığının erken belirtileri olabilir ve bu önemlidir" diyor

Glikoz, vücuttaki en önemli sinyallerden biri ve enerjimizden ruh halimize, odaklanmamızdan uykumuza kadar günlük olarak nasıl hissettiğimizi şekillendirirken, uzun vadeli sağlıkta da rol oynuyor.

Prediyabet, çoğu kişinin fark ettiğinden çok daha yaygın ve genellikle sinsice ilerliyor.

Bugün Birleşik Krallık'ta 6,3 milyon kişi bununla yaşıyor ve birçoğu bunun farkında değil. Bu nedenle vücudunuzun size ne söylediğini dinlemek için hiç bu kadar önemli bir zaman olmamıştı.

Öğleden sonra 3'teki enerji düşüşü kısmen sirkadiyen ritmimizden kaynaklanıyor ancak glikoz düşüşü bunu daha da kötüleştirebilir ve bizi hızlı bir enerji takviyesine yönlendirebilir.

Dr. Chatterjee, glikoz seviyeleri aniden düştüğünde vücudun enerjiyi hızla yenilemek için acil sinyaller gönderdiğini ve bunun da genellikle şekerli, yüksek karbonhidratlı yiyeceklere yönelik isteği tetiklediğini açıklıyor.

Bu düşüşün odaklanmayı zorlaştırmasının nedeni, beynin enerjiye aç bir organ ve birincil enerji kaynağının glikoz olması.

Glikoz seviyeleri dibi gördüğünde, beyin hücreleri arasında bilgi taşıyan nörotransmitter adı verilen kimyasal haberciler düzgün çalışmayı bırakır ve bu da odaklanma bozukluğuyla zihinsel enerjinin düşmesine yol açar.

Dr. Chatterjee, ironinin bu isteğe boyun eğmenin genellikle başka bir yükseliş ve düşüşe yol açıp kişinin bu döngüde sıkışıp kalmasına yol açmasında yattığını ekledi.

Kan şekeri seviyelerinin çok yüksek kalması prediyabet riskini artırabiliyor.

Chatterjee'nin tavsiyesi, Abbott's Lingo adlı biyosensör ve uygulamasının 2 bin yetişkin üzerinde yaptığı araştırmanın ardından geldi. Araştırmaya göre öğleden sonra saat 3'te enerji düşüşü yaşayanların yarısından fazlası yorgunluk hissederken, yaklaşık üçte biri moral bozukluğu, dörtte biri ise sinirlilik yaşıyor.

Ancak katılımcıların sadece yüzde 15'i hissettikleriyle yedikleri yiyecek türü arasında bağlantı kurabildi. Bunun yerine birçok kişi stres (yüzde 38) veya yetersiz uyku (yüzde 34) gibi faktörleri suçladı.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news/health


Sosyal medyanın yeni sağlık trendi berrak protein nedir?

Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)
Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)
TT

Sosyal medyanın yeni sağlık trendi berrak protein nedir?

Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)
Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)

Amber Raiken Yaşam Haberleri Muhabiri 

Kasların onarımına ve büyümesine katkı sağlayabilen toz bir takviye olan peynir altı suyu proteini, halihazırda sağlıklı yaşam dünyasında son derece popüler.

Ancak protein açısından zengin bu kremamsı kıvamdaki içeceklerin çoğu aslında pütürlü bir kıvama sahip olduğundan, içmesi pek keyifli olmuyor.

Artık popüler bir laktozsuz alternatif olarak farklı bir takviye devreye girdi: bir bardak gazsız veya gazlı suda çözünebilen bir toz olan berrak (clear) protein. Meyvemsi ve ferah bir tat sunabildiğinden Amerikalılar günlük protein alımlarını düzenli tutmak için bunu kullanıyor. Peki berrak protein tam olarak ne ve peynir altı suyu proteininden ne farkı var?

Berrak protein nedir?

Peynir altı suyu proteini gibi berrak protein de toz halde satılıyor. Ancak suyla kolayca karıştırılarak meyve suyu benzeri bir içeceğe dönüştürülebiliyor.

Örneğin Bloom Nutrition'ın internet sitesine göre şirket, çilek-karpuz veya ahududu-limon aromalı berrak protein satıyor ve kolajen peptitleriyle 20 gram protein sağlıyor.

Ürün, sindirimi kolay ve laktozsuz bir protein alma yolu sunmak için ultra filtrelenmiş 15 gram berrak peynir altı suyu protein izolatıyla üretiliyor.

Berrak proteinle peynir altı suyu proteini arasındaki fark ne?

İkisi arasındaki temel fark ise işlenme şekilleri. Cleveland Clinic'e göre örneğin inek sütünden elde edilen peynir altı suyu proteini, peynir yapım sürecinde ayrılan sıvıyı ifade ediyor. Berrak proteinden farklı olarak peynir altı suyu üç yaygın formdaki laktoz ve yağı farklı miktarlarda içeriyor: konsantre, izolat ve hidrolizat.

Öte yandan berrak protein, izole protein veya peynir altı suyu proteini hidrolizatından yapılarak suda çözünen daha hafif bir kıvam elde etmek için daha fazla işlemden geçiriliyor.

Beslenme ve Diyetetik Akademisi sözcüsü ve kardiyovasküler diyetisyen Lena Beal, Today.com'a verdiği bir röportajda bu farklılıklar hakkında konuştu. Beal, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada, "Berrak protein standart haliyle daha sağlıklı diye bir şey yok. Sadece aynı proteinin daha hafif bir formu" dedi.

Berrak protein gibi peynir altı suyu proteini de toz halinde satılıyor ve ürüne bağlı olarak bir kaşığında 20 gram protein içeriyor. Dolayısıyla ikisi arasındaki en belirgin fark doku ve tat.

Esasen her iki seçenek de günlük protein alımı hedeflerine ulaşmaya yardım edebilir. ABD beslenme kılavuzları ve diğer kaynaklar, insanların her gün vücut ağırlığının bir kilogramı başına 0,8 gram protein tüketilmesini yıllardır tavsiye ediyor. Yani 68 kilo birinin günde yaklaşık 54 gram protein tüketmesi öneriliyor.

Yeni öneride ise kişilerin vücut ağırlıklarının kilogramı başına 1,2 ila 1,6 gram protein tüketmesi tavsiye ediliyor; bu da önceki önerinin iki katına kadar çıkıyor. Ancak Amerikalıların protein alımını aşırıya kaçırmasından endişe duyan sağlık uzmanları, beslenme düzenine lif gibi diğer besin maddelerini de dahil etmenin önemli olduğunu söylüyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/life-style