Brain Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma incelemesi, günümüzde dünya genelinde en yaygın kullanılan besin takviyelerinden biri olan kreatinin depresyon tedavisinde fayda sağlayabileceğini ortaya koydu. Kreatinin kas gücünü ve sportif performansı artırdığı bilimsel kanıtlarla desteklenirken, ruh sağlığını destekleme potansiyeli nedeniyle de giderek daha fazla gündeme geldiği belirtiliyor.
İngiltere'deki Londra Queen Mary Üniversitesinden Profesör Dr. Zudin Puthucheary, söz konusu araştırma incelemesinin sonuçlarını değerlendirdiği ve cuma günü The Conversation internet sitesinde yayımlanan makalesinde, kreatinin kullanımındaki değişime dikkat çekti.
Puthucheary, bir dönem yalnızca fitness meraklılarının kullandığı bir besin takviyesi olarak görülen kreatinin bugün dünya genelinde en yaygın kullanılan takviyelerden biri haline geldiğini belirterek, beynimiz ve ruh sağlığımız açısından faydalı olabileceğini düşündüren çok sayıda neden bulunduğunu ifade etti.
Kreatinin vücut tarafından doğal olarak üretilen bir bileşik olduğunu belirten Puthucheary, bu maddenin beyaz ve kırmızı etin yanı sıra somon, ton balığı ve ringa balığı gibi bazı balık türlerinde de bulunduğunu kaydetti.
Kreatin, enerji kaynağı olarak görev yapıyor ve özellikle fiziksel aktivite sırasında kaslara enerji sağlanmasına yardımcı oluyor. Vücuttaki kreatinin büyük bölümü kaslarda depolanırken, daha küçük miktarlarda beyin dokusunda bulunuyor.
Vücut ağırlığının yalnızca yüzde 2'sini oluşturmasına rağmen toplam vücut enerjisinin yüzde 20'sini tüketen beyin, en fazla enerji harcayan organlardan biri olarak öne çıkıyor.
Puthucheary, beyindeki enerji seviyesinin düşmesinin ruh halini düzenleyen biyokimyasal maddeleri etkileyebileceğini belirtti. Beyin enerjisindeki düşüşün depresyon, bipolar bozukluk ve şizofreni dahil olmak üzere çeşitli ruh sağlığı sorunlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceği düşünülüyor.
Araştırmalar, depresyon yaşayan kişilerin beynin ruh halinin düzenlenmesinde önemli rol oynayan ön bölgesinde kreatin seviyelerinin düşük olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle kreatinin, depresyon da dahil olmak üzere bazı psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde fayda sağlayabileceği fikri gündeme geldi.
Depresyon ve kreatin arasındaki ilişki
Şarku’l Avsat’ın The Conversation’ten yayınlanan makaleden aktardığı bilgilere göre bilim insanları yaklaşık 40 yıl önce intihar düşünceleri ile vücuttaki düşük kreatin seviyeleri arasında bir ilişki bulunduğunu keşfetti. O tarihten bu yana kreatin seviyeleri ile ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı inceleyen çok sayıda araştırma gerçekleştirildi.
Geniş kapsamlı araştırmalar, daha fazla kreatin tüketen kişilerin depresyona yakalanma oranlarının daha düşük olduğunu ortaya koydu.
Puthucheary'nin aktardığı araştırmalarda, tedaviye yanıt vermeyen depresyon yaşayan ergenlerin, mevcut ilaç tedavilerine ek olarak kreatin takviyesi kullanmaları sonucunda ruh hallerinde iyileşme görüldüğü de belirtildi.
Kreatinin ruh sağlığı üzerindeki olası faydalarını daha net ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen sistematik incelemede, toplam 238 hastanın katıldığı beş klinik çalışma değerlendirildi.
Makaleye göre bu çalışmaların ikisinde kreatinin fayda sağladığı görülürken, diğer üçünde herhangi bir olumlu sonuç elde edilemedi.
Puthucheary, kreatinin zihinsel ve bilişsel sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmaların tamamının küçük ölçekli olduğuna dikkat çekerek, bu nedenle henüz kesin bir bilimsel kanıt bulunmadığını vurguladı.
Kreatinin hangi dozda ve ne kadar süreyle kullanılması gerektiğinin de henüz bilinmediğini belirten Puthucheary, beyne yeterli miktarda kreatin ulaşmasının kolay olmadığını ifade etti.
Bu nedenle kişinin, yalnızca sportif amaçlarla kreatin kullandığı durumlara kıyasla beyin üzerindeki olası etkilerinden yararlanabilmesi için daha yüksek dozda ve daha uzun süre takviye alması gerekebileceği değerlendiriliyor.
Ancak beyin için uygun dozun belirlenmesi ve bu dozun güvenli olduğunun doğrulanması gerekiyor.
Puthucheary, mevcut aşamada en uygun yaklaşımın dengeli bir beslenme düzeni aracılığıyla vücudun yeterli miktarda kreatin almasını sağlamak olduğunu vurguladı.