Lübnan’da Merkez Bankası Başkanı yardımcılarının istifa tehdidi endişeye neden oldu

Şii İkili, Riyad Selame’nin yerine bir başkan atanmasının Hristiyanların onayına bağlı olduğunu açıkladı.

Lübnan Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame. (Reuters)
Lübnan Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame. (Reuters)
TT

Lübnan’da Merkez Bankası Başkanı yardımcılarının istifa tehdidi endişeye neden oldu

Lübnan Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame. (Reuters)
Lübnan Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame. (Reuters)

Lübnan’da siyasi kamplar, Merkez Bankası Başkanı’nın dört yardımcısının geçen perşembe günü Riyad Selame’nin yerine yeni bir başkan atanmasını talep ederek istifalarını dile getirdikleri açıklamanın arka planını aydınlatmaya çalışıyor. Söz konusu güçlerin çoğunluğu, birimci yardımcı Vasim Mansuri’nin mevcut başkanın görevlerini üstlenmesi konusunda ilan edilmemiş bir anlayışa ulaşıldığı konusunda güvence verdi. Aynı şekilde yardımcıların açıklaması, Para ve Kredi Kanunu’nda öngörüldüğü üzere, geçen kasım ayından bu yana cumhurbaşkanlığında yaşanan boşlukla eş zamanlı olarak Merkez Bankası’nda da bir boşluk oluşabileceği endişelerini artırdı. Olası boşluk, ülkenin parasal düzeyde ve kurda üç ayı aşkın süredir tanık olduğu kırılgan istikrarı baltalamak ve 2019’dan beri devam eden finansal çöküşü derinleştirmek ile tehdit ediyor.

Bazı çevreler, dört yardımcının açıklamasını siyasi güçlere sorumluluklarını üstlenmeleri için baskı aracı olarak nitelendirirken, yeni bir başkanın atanması karşısında birçok engelin ortaya çıkması halinde istifalarını uzak bir ihtimal olarak görüyor.

Ancak Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Şii İkili, bu konuda ana Hıristiyan güçlerle önceden bir anlaşmaya varılmadığı sürece yeni bir başkanın atanmayacağını belirtti. Bu anlayış, bu güçler üzerindeki baskılara ve Başbakan Necib Mikati’nin bu yöndeki baskılarına rağmen pek mümkün görünmüyor.

Bu çerçevede Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin yardımcısı da söz konusu konuyla ilgili açıklama yaptı. Milletvekili Ali Hasan Halil şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı yokluğunda atamalardan yana değiliz, ama büyük kurumları tehdit eden hassas ve zor bir gerçekle karşı karşıyayız. Merkez Bankası’na yeni bir başkan atanması konusunda mutabakata varılırsa, itiraz etmeyeceğiz. Kafa karışıklığının ve ölümcül boşluğun ışığında bir engel olmayacağız.”

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, geçen mayıs ayından bu yana bu konuda kararlı. Kendisi, o dönemde “Geçici hükümet, Merkez Bankası başkanlığı pozisyonuna bir isim atayamaz, başkanın görev süresini uzatamaz. Herkes sorumluluklarını üstlenmelidir” demişti.

Merkez Bankası Başkanı’nın yardımcılarının ana Hıristiyan partilerini tatmin etmeyen yeni tavrının ardından, Hristiyanların resmi tavırlarının, Selame’nin bu ayın sonunda görev süresinin sona ermesiyle boyut alacak olan bu yeni krizin izleyeceği yolu belirlemesi bekleniyor.

Bu bağlamda Güçlü Cumhuriyet bloğunun bir üyesi olan George Okais, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:

“Neden halen Merkez Bankası Başkanı’nın yardımcıları var? Yardımcılar anlamlı bir iş yapmazken biz, neden Para ve Kredi Kanunu’nu değiştirip devlete fahiş maaşlara mal olan bu dört pozisyonu feshetmiyoruz? Başkanın kararını bir kez bile değiştirmediler. Ayrıca görev süresinin sona ermesiyle sorumluluklarını üstlenme zamanı geldiğinde, görünürde hiçbir sebep yokken istifa tehdidinde bulunduklarını görüyoruz.”

“Kamu hizmetinin devamlılığı gibi ilkeleri ve geçici hükümeti, ‘atama veya uzatma gibi atmasına izin verilmeyen adımları atmaya zorlamak için’ sakıncalı hususlara izin verme zorunluluğunu kullanmak isteyen siyasi taraflar var” diyen Okais, “Lübnan’da kurumların olağan işleyişinin yeniden sağlanacağı yeni bir cumhurbaşkanı seçilmediği sürece bu girdabın içinde kalacağız” diye konuştu.

Güçlü Lübnan bloğu üyesi Milletvekili Esad Dergam ise “Yaşananlar, bir yönetişim krizinde olduğumuzu ve kurumların işleyişini düzenlemeyen bir sistemin merkezinde olduğumuzu doğruluyor” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Dergam açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Kötü ve iyi arasında değil, kötü ve en kötü arasında karşılaştırma yapıyoruz. En kötüsü de cumhurbaşkanı yokluğunda sanki her şey normalmiş gibi yeni bir hükümdarın atanmasıdır. Kötü olan ise, anayasanın açık olduğu esasına göre bir adli muhafız veya vekil tayin edilmesidir. Bu hususta boşluk bırakılması yasaktır. Gerekli olan yasal ve anayasal gerekliliklerin uygulanmasıdır. Siyasi gerginliklerin yönetimden uzaklaşacağını ümit ediyoruz. Yapılması gereken, bir an önce kurumların çalışmalarını organize edecek bir cumhurbaşkanı seçimine gidilmesidir. Daha sonra tüm ihtilaflı hususlar, Taif Anlaşması’nın uygulanması ve içindeki her türlü karmaşıklığın onarılması yoluyla ele alınacaktır.”

Diğer yandan İlerici Sosyalist Parti, yeni bir başkan atama veya mevcut başkanın görev süresini uzatma gibi seçenekler de dahil olmak üzere yönetimde boşluk oluşmasını önleyen her seçeneği izlemeye hazır görünüyor. Demokratik Buluşma bloğundan milletvekili Dr. Bilal Abdullah, Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmelerde bulundu:

“Devletin işlerinin yürütülmesine ve güvenlik, ekonomik, mali ve sosyal kurumlarına ilişkin her husus, anayasal talebe dayalı siyasi art niyetlilik dışında olmalıdır. Herhangi bir ekonomik veya parasal güvenlik açısından hassas olan herhangi bir mevki veya özel kurumdaki boşluğa karşıyız. Anayasaya bağlı katı tutumlar çerçevesinde değil, bilinçli olarak ulusal çıkarlar çerçevesinde çözümlere önem veriyor, açık siyasi konumları haklar çerçevesinde saklı tutuyoruz.”

Abdullah, görev süresini uzatmayı mı yoksa yeni bir başkan atamayı mı tercih ettikleri sorusuna ise yeni bir atamayı tercih ettiklerini belirterek, “Ancak kurumlarda boşluk oluşmasını önleyen her türlü tedbirin yanındayız. Çünkü bu kurumlarla oynamak ülkenin kaderiyle oynamaktır” cevabını verdi.

Yapılan değerlendirmeler göre Başbakan Necib Mikati, gelecek iki hafta boyunca taraflarla diyalog yoluyla bir çıkış yolu bulmak için bir hamle yapmaya hazırlanıyor. Danışmanı eski milletvekili Nicolas Nahas, bir radyoya verdiği demeçte şu açıklamayı yaptı:

“Merkez Bankası Başkanı yardımcılarının açıklamasında sahneyi değiştiren bir gelişme var. Özellikle Merkez Bankası başkanı olmak üzere kamu hizmetinin sürekliliğini sağlama konusunda sorun devam ediyor. Çünkü para politikası onun elinde. Başbakanın kararı, gerekli ve esas olan ile siyasi dengeler arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Birinci yardımcının atanması ve görev teslimi de dahil olmak üzere birden fazla çıkış vardır ve önerilen iki çıkış üzerinde anlaşmaya varılmazsa, incelenecek yeni bir çıkış daha var.”

Başbakan Yardımcısı Saade eş-Şami de yaptığı açıklamada, Merkez Bankası Başkanı’nın yardımcılarının açıklamasına şaşırdığını belirterek, “Açıklamada yer alan istifa tehdidi, ülkenin içinden geçmekte olduğu bu kritik ve zor dönemde çok tehlikelidir” dedi. Para ve Kredi Kanunu’nun 25’inci maddesinde, pozisyon boşaldığında birinci yardımcının başkanın sorumluluğunu üstleneceğinin açıkça belirtildiğini ifade eden Şami, “Merkez Bankası için yeni bir başkana ihtiyacımız var. Ancak bu atamanın mümkün olmaması durumunda başkan yardımcıları sorumluluklarını üstlenmek zorundadır” şeklinde konuştu.



Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
TT

Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevvaf Selam bugün yaptıkları görüşmede, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakerelere hazır olup olmadığını ele aldı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre görüşme, ülkenin güneyine yerinden edilenlerin akınının sürdüğü ve Hizbullah ile İsrail arasında ikinci gününe giren ateşkes süreciyle eş zamanlı gerçekleşti.

Açıklamada, Avn ve Selam’ın ‘ateşkes sonrası aşamaya ve bunun kalıcı hale getirilmesine yönelik çabalara dair değerlendirme’ yaptığı, ayrıca İsrail ile yapılması beklenen müzakereler için ‘Lübnan’ın hazırlık durumunu’ ele aldığı belirtildi.

Görüşme, Avn’ın bir gün önce Lübnan halkına ve adını anmadan Hizbullah’a hitaben yaptığı sert tonlu konuşmanın ardından geldi. Avn konuşmasında, Lübnan’ın İsrail ile ‘kalıcı anlaşmalar’ hedefiyle yeni bir aşamanın eşiğinde olduğunu ifade ederken, doğrudan müzakerelerin ‘taviz’ anlamına gelmediğini vurguladı.

Hizbullah ile İsrail arasında, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen 10 günlük ateşkes kapsamında, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısından itibaren kırılgan bir ateşkes yürürlükte bulunuyor. 2 Mart’ta başlayan çatışmalarda yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybederken, özellikle Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’un güney banliyölerinden olmak üzere 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.

Hizbullah ve destekçileri, İsrail ile doğrudan müzakerelere karşı çıkmayı sürdürürken, daha önce de 2024 savaşı sonrasında Lübnan hükümetinin örgütün silahsızlandırılmasına yönelik kararını reddetmişti.

Öte yandan Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati Al Jadeed TV’ye verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı’nın sözleri şok ediciydi” ifadesini kullanarak, konuşmada İran’a teşekkür edilmemesini eleştirdi. İran, Lübnan’daki ateşkesin Washington ile varılan ateşkes mutabakatının ‘bir parçası’ olduğunu açıklamıştı.

Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)

Ateşkesin ikinci gününde, özellikle Lübnan’ın güneyine doğru, yerinden edilenlerin akını sürüyor. Güneyi birbirine bağlayan sahil yolu, sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun trafikle kilitlendi.

Lübnan ordusu ile yerel yetkililer, İsrail bombardımanı nedeniyle kapanan yolları yeniden ulaşıma açmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Beyrut’un güney banliyösünde ise geniş çaplı yıkımın yaşandığı bölgede aileler, evlerini kontrol etmek ve ihtiyaçlarını almak üzere geri dönüyor. Ancak AFP muhabirlerine göre, bölgenin iç kesimlerindeki bazı mahalleler hâlâ büyük ölçüde boş durumda; birçok kişi geri dönmek için beklemeyi tercih ediyor.

Bu kişilerden biri olan ve dört çocuğuyla birlikte Beyrut sahilinde kurulu bir çadırda kalan Semah Haccul, güvenlik endişeleri nedeniyle henüz evine dönmeye hazır olmadıklarını söyledi.

Haccul, “Gece bir şey olmasından ve çocuklarımı alıp kaçamamaktan korktuğumuz için kendimizi güvende hissetmiyoruz” dedi.

Evine kısa süreliğine gittiğini belirten Haccul, Beyrut’un güneyindeki el-Leyleki bölgesindeki evinde hafif hasar tespit ettiğini, ‘çocukları yıkamak ve artan sıcaklıklar nedeniyle yazlık kıyafetler almak’ için eve uğradığını ifade etti. Ateşkesin gidişatını izlemek istediklerini vurgulayan Haccul, “Ateşkes kalıcı hale gelirse evlerimize döneceğiz” dedi ve çevredeki çadırlarda kalan onlarca ailenin de aynı yaklaşımı benimsediğini aktardı.

Selam ise Avn ile görüşmesinde, ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda yerinden edilenlerin en kısa sürede güvenli şekilde evlerine dönebilmesini umduğunu dile getirdi. Selam, Lübnan devletinin bu dönüşü kolaylaştırmak için ‘yıkılan köprülerin onarılması, yolların açılması ve geri dönüşün mümkün olduğu bölgelerde gerekli ihtiyaçların sağlanması’ yönünde çalıştığını belirtti.


Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
TT

Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'ın güneyinde düzenlenen saldırıda bir Fransız askerinin öldüğünü duyurarak, ölümünden Hizbullah'ı sorumlu tuttu.

Macron, X internet sitesinde yayınladığı paylaşımda, üç askerin de yaralandığını ve tahliye edildiğini belirterek, Lübnan hükümetini saldırıdan sorumlu olanlara karşı harekete geçmeye çağırdı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise Fransız güçlerini hedef alanlardan sorumlu olanların yargılanacağını belirtti.


Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Hamas’ın Kahire’de yapılan görüşmelerde silahsızlanma sürecine ilişkin çekinceler dile getirdiği, İsrail’in ise bu sürecin önce uygulanması şartıyla geri çekilme konusunda taviz vermeme tutumunu sürdürdüğü bildirildi. Taraflar arasındaki ateşkes anlaşmasının, geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran savaşıyla birlikte sekteye uğradığı belirtiliyor.

Hamas’ın çekinceleri, Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar tarafından doğrulandı. Uzmanlara göre bu durum, hem Hamas’ın hem de İsrail’in zaman kazanmaya yöneldiğine ve anlaşma maddelerini uygulama ya da silahsızlanma ve geri çekilme süreçlerine başlama konusunda isteksiz olduklarına işaret ediyor. Bu değerlendirmelerde, İsrail’de seçim yılı olması ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun oy kazanma hedefinin etkili olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma konusunda sınırlı fırsata sahip olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede üç olası senaryo öne çıkıyor: mevcut durumun devam etmesi, İsrail’in askeri tırmanışa gitmesi ya da uluslararası istikrar güçleri ve polis unsurlarının devreye sokulmasıyla Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyete başlaması ve sahada değişiklikler yapılarak tarafların anlaşma şartlarına uymaya zorlanması.

Sıkışmış müzakereler

Kahire’de yürütülen müzakerelerin de çıkmaza girdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Hamas ve diğer Filistinli gruplar, kendilerinden herhangi bir taahhüt talep edilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki yükümlülüklerini (insani yardım faaliyetleri ve bölgeye yardım tırlarının girişini) yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Buna karşılık İsrail ve ABD, anlaşmanın ikinci aşamasının en kritik maddesi olan ‘silahsızlanma’ sürecine derhal geçilmesi yönünde baskı yapıyor.

Aynı kaynaklara göre, Hamas müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayye ile ABD’li diplomat Aryeh Lightstone arasında Kahire’de gerçekleşen görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.

The Jerusalem Post gazetesinin perşembe günü yayımladığı habere göre Hamas, Kahire toplantılarında ABD öncülüğündeki Barış Kurulu tarafından sunulan silahsızlanma planını reddederek üzerinde değişiklik yapılmasını talep etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise kabine toplantısında yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın yabancı bir koalisyonun Hamas’ı silahsızlandırmada başarılı olamayacağını anladığını belirterek, “Bunu bizim yapmamız gerekecek” ifadesini kullandı. Söz konusu açıklamalar İsrail’in Kanal 14 ve i24NEWS kanalları tarafından da aktarıldı.

Gelişmeleri değerlendiren Filistinli siyaset analisti Abdulmehdi Mutava, Kahire görüşmelerinde özellikle Hamas tarafından dile getirilen çekincelerin, taraflar arasındaki güven eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti. Mutava’ya göre, Hamas için silahsızlanma maddesinin uygulanması kolay değil. Ayrıca ABD’nin İran dosyasına odaklanması nedeniyle arabuluculuk sürecine yeterince yoğunlaşmadığı ve bu nedenle İsrail üzerinde henüz ciddi bir baskı oluşmadığı belirtiliyor.

Mutava, İsrail’de yaklaşan seçimler nedeniyle Netanyahu’nun Gazze konusunda herhangi bir taviz vermesinin zor olduğunu da vurguladı. Bu nedenle mevcut tıkanmış durumun Netanyahu açısından siyasi maliyetlerden kaçınma imkânı sunduğunu belirten analist, benzer şekilde Hamas’ın da silahsızlanma konusunda kesin kararlar almaktan kaçınması nedeniyle bu durumdan rahatsızlık duymadığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Filistin ve İsrail konularında uzman siyaset bilimi profesörü Tarık Fehmi, Kahire’de gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında Mısırlı arabulucunun yoğun çabasına rağmen taraflar arasında hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirtti. Fehmi’ye göre temel sorun, İsrail’in sahadaki karşı hamlelerinden kaynaklanıyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nin derinliklerinde yeni ‘stratejik dayanak noktaları’ oluşturma planı üzerinde çalıştığını ifade eden Fehmi, bu yaklaşımın müzakereleri doğrudan sekteye uğratabileceğini ve bunun bir geri çekilmeden ziyade yeniden konuşlanma anlamına geldiğini vurguladı.

Hamas’ın ise İran-İsrail-ABD hattındaki gelişmelerin sonuçlarını beklediğini belirten Fehmi, İsrail’in Gazze dosyasını daha sonraya bırakma eğiliminde olduğunu söyledi. İsrail’in tüm taraflarla aynı anda karşı karşıya gelmek istemediğini dile getiren Fehmi, sınır kapılarının açılması ve yardım tırlarının girişine izin verilmesini bunun göstergesi olarak değerlendirdi.

Arabulucuların devam eden çabaları

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar daha önce Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, arabulucuların ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında kalan adımların derhal uygulanması için girişimlerde bulunduğunu belirtti. Bu çabaların, ikinci aşamaya ilişkin görüşmelerle eş zamanlı yürütülmesi, İsrail’in ilk aşamadaki yükümlülüklerini tamamlamadan ikinci aşamadan herhangi bir adımın uygulanmaması şartına bağlı olduğu ifade edildi.

Kaynaklardan biri, “Arabulucular, ikinci aşamada özellikle silahsızlanma konusunun kademeli ve ilk aşamanın tamamen uygulanmasına bağlı olacak şekilde ele alınmasını öngören bir formülle taraflar arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor” dedi.

Fehmi, mevcut tabloda önemli bir değişiklik beklemediğini belirterek, İsrail’in kapsamlı bir askeri operasyon ya da Gazze Şeridi’ni tamamen işgal etmesinin öngörülmediğini, buna karşılık Hamas’ın kontrol ettiği alanlarda manevra yaparak rolünü yeniden şekillendirmeye çalışacağını ifade etti. Fehmi, özellikle idari yapı, silahlanma ve polis gibi çözümsüz kalan başlıklarda bu sürecin devam edeceğini vurguladı.

Fehmi’ye göre taraflar açısından belirleyici bir sonuç doğurmayan, uzaması muhtemel bir geçiş sürecine girilmiş durumda. Bu süreçte her taraf kendi düzenlemelerini gündeme getirecek, ancak somut bir çözüm ortaya konulamayacak. Bu nedenle Gazze’de mevcut durumun yönetimi, kısa vadede öne çıkan başlık olmaya devam edecek.

Mutava ise tarafların tutumu nedeniyle arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma şansının sınırlı olduğunu belirtti. Mutava, ilk senaryo olarak mevcut durumun korunacağını, tarafların çekincelerini sürdürerek ciddi bir tırmanış olmadan zaman kazanmaya çalışacağını ifade etti. Buna karşılık, Netanyahu’nun seçim yılı dinamikleri nedeniyle İran ve Lübnan cephelerinden iç politik kazanç elde edememesi halinde çatışmaların yeniden başlayabileceği ihtimaline de dikkat çekti.

Mutava’ya göre üçüncü olası senaryo ise uluslararası güçler ile Filistin polisi unsurlarının sahaya konuşlandırılması ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin devreye girerek Hamas ile İsrail’i sahada somut adımlar atmaya zorlayacak yeni bir sürecin başlatılması.