İdlib’deki Nusra karargâhı harabeye dönüştü

Moskova, tüm hamlelerini Ankara ile koordine ediyor.

Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)
Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)
TT

İdlib’deki Nusra karargâhı harabeye dönüştü

Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)
Rus hava kuvvetleri, İdlib kırsalında Nusra’ya ait insansız hava araçları fabrikasını imha etti. (Sputnik)

Rus hava kuvvetlerinin, Nusra örgütünün İdlib’deki yüzü olan Heyetu Tahriru’ş Şam’a (HTŞ) ait askeri üssü imha ettiği haberi, bölgedeki Rusya- Türkiye anlayışlarının Suriye’deki akıbetine ilişkin soruları gündeme getirdi. Bir Rus diplomatik kaynak, Şarku’l Avsat’a ‘tüm hareketlerin Moskova ile Ankara arasındaki mevcut anlayışlar temelinde gerçekleştiğini’ aktarırken iki taraf arasında gerginlik unsurlarının veya koordinasyon seviyesinde bir düşüş olduğunu ise yalanladı.

Medya organları, Rus savaş uçaklarının geçen pazartesi günü gece yarısına doğru düzenlediği gece baskını ile HTŞ’nin askeri karargâhını yok ettiğini bildirmişti.

Rusya’nın resmi haber ajansı Sputnik’in haberine göre üst düzey bir saha kaynağı, Rus keşif uçaklarının Türkiye ile sınır kenti Sarmada’daki bir deposundan askeri teçhizat ve insansız hava aracı (İHA) içerdiğine inanılan kasaları ve terör örgütüne (Nusra Cephesi) ait çeşitli mekanizmaları tespit ettiğini bildirdi. Terör örgütü, söz konusu kasaları Batı cephesinden İdlib’e doğru taşıyor.

Kaynak şu açıklamada bulundu:

“Rus keşif uçağı koordinatları doğru tespit etti ve savaş uçaklarıyla üç baskın yapılarak bunlarla mücadele edildi. Bu da hedeflenen karargahın tamamen yok olmasına yol açtı. İlk bilgiler, üç aracın imha edilmesinin yanı sıra en az 6 militanın öldüğünü, çoğu Çinli ve Çeçen militanların da yaralandığını gösteriyor.”

Fotoğraf Altı: HTŞ (Nusra) savaşçılarının, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde askeri tatbikatların da yapıldığı tören düzenledi, 16 Ağustos (AFP)
HTŞ (Nusra) savaşçılarının, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde askeri tatbikatların da yapıldığı tören düzenledi, 16 Ağustos (AFP)

Aynı şekilde Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rusya’nın İdlib’deki askeri karargahı hedef alan saldırılarında HTŞ üyesi sekiz kişinin öldüğünü bildirdi.

Bir saha kaynağına göre SOHR, hedef alınan karargahın yeni inşa edildiğini açıkladı. Karargah, hava saldırılarından korunmak amacıyla bölgedeki çiftlikleri kaplayan yeşil yoğunluğundan ve ağaçlardan yararlanmak için, yakın zamanda Nusra militanları tarafından İdlib şehrinin batısındaki Tel er-Rumman yakınındaki tarım arazilerinde inşa edildi. Ancak aktarılana göre istihbarat bilgileri ve havadan keşif operasyonlarının yoğunlaşması, karargahı tespit etmek ve onunla son derece hassas bir şekilde ilgilenmek için yeterliydi.

Rusya’nın sessizliği

Olayın dikkat çekici yanı, Rusya Savunma Bakanlığı’nın gece baskınları haberine sessiz kalması ve her zamanki gibi bu konuda bir açıklama yapmaması. Bu durum, Rusya’nın hamlelerinin Moskova ve Ankara’nın İdlib çevresindeki duruma ilişkin görüş ayrılıklarının alevlenmesini yansıtıp yansıtmadığı konusunda soruları gündeme getirdi. Özellikle Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinin yavaşlaması, Türkiye’nin Ukrayna savaşına ilişkin tutumu ve Ankara’nın daha sonra Ukrayna’nın NATO’ya katılımını memnuniyetle karşılaması nedeniyle ilişkilerde soğumaya ilişkin haberler mevcut.

Ancak Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan bir kaynak, Rusya’nın İdlib bölgesindeki veya genel olarak Suriye’nin kuzeyindeki hareketlerine ilişkin yorumların, doğru olmadığını belirtti.

Kaynak, Moskova’nın iki ülke arasında önceki aşamalarda varılan mutabakata uygun şekilde Türk tarafıyla tam koordinasyon olmadan ve Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları uygulanmadan herhangi bir faaliyet veya harekette bulunmadığını aktardı.

Fotoğraf Altı: Geçen hafta düzenlenen, Guta’ya düzenlenen kimyasal saldırının onuncu yıl dönümü anma töreninde yıkılan bir bina ve duvar resmi. (DPA)
Geçen hafta düzenlenen, Guta’ya düzenlenen kimyasal saldırının onuncu yıl dönümü anma töreninde yıkılan bir bina ve duvar resmi. (DPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda Suriye dosyasını yakından takip eden bir kaynak, “Rusya’nın mevcut hamleleri yeni değil. Suriye’de faaliyet gösteren Rus ordusuna yönelik tehlikeleri azaltmayı ve tehdit olasılığıyla yüzleşmeyi amaçlayan askeri, saha ve siyasi hamlenin devamını teşkil ediyor” diyerek, aleni ve resmi açıklamalarında tüm hareketlerin belirtilmediğini açıklanmadığını bildirdi.

Suriye’nin hava müdahalesi

İdlib’deki saldırının ardından Suriye Savunma Bakanlığı’nın dün sabah yeni bir saldırı başlattığı ve bunun sonucunda İdlib ve Hama kırsalında silahlı gruplara ait üç İHA’nın düşürüldüğü belirtildi. Bakanlık, yaptığı açıklamada, İHA’ların patlayıcı mühimmatla donatıldığını ve çevredeki köy ve kasabaları bombalamaya çalıştığını söyledi.

Suriye Savunma Bakanlığı, resmi internet sitesinde yayımlanan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Terör örgütlerinin hareketleri ve güvenli sivillere ve mülklerine yönelik defalarca saldırı girişimleri dikkatli bir şekilde izlenip takip edildikten sonra İdlib ve Hama kırsalı yönünde faaliyet gösteren Suriye Silahlı Kuvvetleri birimleri, patlayıcı mühimmatla çevredeki güvenli köy ve kasabalara saldırmaya çalışan donanımlı üç İHA’yı düşürmeyi başardı.”

Bu ayın başlarında Suriye Savunması, Halep’in kuzey ve batı kırsalındaki Suriye ordusu birliklerine saldırı düzenlemeye çalışan muhalif örgütlere ait iki İHA’nın imha edildiğini ve diğer üç İHA’nın düşürüldüğünü duyurdu. Saldırılar, silahlı örgütlerin aynı yöndeki komuta karargahlarını hedef almasına yanıt olarak gerçekleşti. Saldırılar sonucu örgüt saflarından çok sayıda unsur öldü ve yaralandı.

Açıklama, başta İdlib ve çevresi olmak üzere Suriye muhalefetinin kontrolündeki bölgelerde İHA kullanımının tehlikeleriyle yüzleşme konusunda Rusya- Suriye arasındaki mutabakata bir atıf olarak değerlendirildi. Rus kaynak, “Rusya- Türkiye koordinasyonu doğrudan bu yöndedir” dedi. Kaynak, Suriyeli grupların geçmişte birçok kez İHA’ları hedef aldığını ve Humaymim üssünü hedef alma girişimleri de dahil olmak üzere Rus askeri tesislerini vurmayı hedeflediğini de kaydetti.

Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Vadim Kulit, bu ayın başlarında Rus hava kuvvetlerinin Suriye güçleriyle iş birliği yaparak, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kenti yakınlarında Nusra Cephesi örgütünün komuta merkezinin imha edilmesiyle sonuçlanan ağır bir darbe indirdiğini belirtti.

Söz konusu dönemde Kulit, ay başından bu yana İdlib ve çevresindeki askeri operasyonları artırma hedeflerinin bir kısmını açıklamıştı. Ayrıca Moskova’nın, intihar eylemcilerinin Suriye’de Rus ordusunun devriyelerine karşı terör saldırıları düzenlemeye yönelik hazırlıklarına ilişkin bilgiler karşısından derin endişe duyduğunu söylemişti.

Suriye’de Rus ordusunun bu saldırıları planlayan militanlara karşı çok sert ve sıkı önlemler aldığını vurgulayan Vadim Kulit, yasadışı silahlı grupların liderlerine de provokasyonları durdurmaları ve Suriye’deki çatışmanın barışçıl çözümü için çaba göstermeleri çağrısında bulundu.

Bu endişe, Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin’in yaptığı açıklamalara da yansıdı. Öyle ki Narışkin, “ABD, militanların yardımıyla Suriye’de kalabalık halka açık yerlerde ve hükümet kurumlarına karşı terör saldırıları düzenlemeye hazırlanıyor” dedi.

Rus istihbaratına göre bu suç faaliyetinin yönetimi, Suriye’nin Ürdün ve Irak ile sınırlarının kesiştiği noktada yer alan et-Tanf’taki ABD askeri üssünden gerçekleştiriliyor. Rus güvenlik kaynakları ise Washington’un, başta HTŞ olmak üzere Suriye silahlı gruplarının yeteneklerini kullanarak Rusya’ya karşı Suriye topraklarındaki hamlelerini genişleteceğini dile getirdi.

Suriye hava sahasında çarpışma

Diğer yandan Moskova, ABD kuvvetlerinin Suriye hava sahasında Rus tarafıyla ‘koordinesiz’ hareketleri konusunda uyarıda bulunmayı sürdürdü. Vadim Kulit, ABD liderliğindeki koalisyona ait bir F-35 savaş uçağının Suriye’deki et-Tanf bölgesindeki bir Rus Su-35 uçağına tehlikeli düzeyde yaklaştığını açıkladı.

Sürtüşmenin yüksek irtifada meydana geldiğini ve ‘savaş uçağıyla çarpışmayı önlemek için derhal önlem alan Rus pilotların profesyonelliği olmasaydı’ çarpışmayla sonuçlanacağını kaydetti.

Humaymim Üssü’ne bağlı Rus merkezin başkan yardımcısına göre Batı koalisyonu, gerilimi önleme protokollerini bir günde 16 kez ihlal etti. Kulit ayrıca, vakaların Rus tarafıyla koordine edilmeyen ABD drone saldırılarıyla bağlantılı olduğunu açıkladı.



Taiz’i saran salgın riski ve ed-Dali’de askıda kalan BM yardımları

Yemen’in Taiz vilayetinde Husi saldırıları nedeniyle yerinden edilmiş bir anne (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinde Husi saldırıları nedeniyle yerinden edilmiş bir anne (AFP)
TT

Taiz’i saran salgın riski ve ed-Dali’de askıda kalan BM yardımları

Yemen’in Taiz vilayetinde Husi saldırıları nedeniyle yerinden edilmiş bir anne (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinde Husi saldırıları nedeniyle yerinden edilmiş bir anne (AFP)

Yemen’in Taiz vilayetinde Husilerin uyguladığı ablukanın sağlık alanındaki sonuçları giderek ağırlaşıyor. Kente yönelik saldırıların ikinci ayına girmesiyle birlikte temel hizmetlerde gerileme yaşanırken, salgın hastalıkların yayılma riskine ilişkin göstergeler de yükseliyor. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Husilere ait bir füzenin barınma bölgelerinin yakınına düşmesinin ardından, ed-Dali ilinin kuzeyindeki Kutaba ilçesine ve çevredeki yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamplara yardım ulaştırılmasını askıya aldı.

Gıda güvenliğindeki kötüleşmeye karşı Dünya Gıda Programı (WFP) ve ortakları, Taiz kentinde en fazla ihtiyaç sahibi ailelere acil gıda yardımı sağlamak amacıyla bir girişim başlattı. Yerel kaynaklardan temin edilen gıda ürünlerine dayanan girişimin ilk aşamasında, üç ilçede yaşayan 2 bin ailenin hedeflendiği belirtildi.

Girişim, Husilerin yeniden abluka altına aldığı kentte, özellikle su, sağlık ve temizlik hizmetleri başta olmak üzere temel hizmetlerdeki krizin derinleştiği ve halkın temel ihtiyaçlara erişiminin giderek zorlaştığı bir dönemde hayata geçirildi.

Taiz şehrindeki halk, Husi ablukasının başlamasından bu yana su kriziyle boğuşuyor. (Yerel medya)
Taiz şehrindeki halk, Husi ablukasının başlamasından bu yana su kriziyle boğuşuyor. (Yerel medya)

Şarku'l Avsat'ın Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden (OCHA) aktardığı verilere göre, Yemen’de ağustos ayının başından bu yana 310 binden fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bunların yaklaşık 135 bini Taiz vilayeti sınırları içinde yerinden edilmiş durumda bulunuyor. Bu sayı, yakın dönemde yerinden edilenlerin toplamının yüzde 40’ından fazlasını oluşturuyor.

Acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar kapsamında insani yardım ortakları, ağustos ayından bu yana yerinden edilen 51 binden fazla ailenin yaklaşık 5 bin 600’üne barınma yardımı ulaştırmayı başardı. Ayrıca 4 bin 600 aileye daha barınma malzemeleri ve çadır dağıtılması planlanıyor.

Ed-Dali’de yardımlar askıya alındı

Ed-Dali ilinin kuzeyinde güvenlik endişeleri, Husilerin fırlattığı bir füzenin Kutaba’ya yaklaşık bir kilometre uzaklıkta, yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bölgelerin yakınına düşmesinin ardından insani yardım faaliyetlerine yönelik yeni kısıtlamalara yol açtı.

İlk raporlara göre olayda çok sayıda sivil yaralanırken, yardım çalışanlarının ve yardımlardan faydalanan kişilerin güvenliğini tehdit eden riskler nedeniyle tedbir amaçlı olarak ilçeye ve çevredeki yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamplara insani yardım ulaştırılması askıya alındı.

Söz konusu askıya alma kararı, özellikle çatışmalardan kaçan çok sayıda aileye ev sahipliği yapan bölgelerde, yerinden edilme dalgaları ve askeri gerilimin tırmanması nedeniyle ihtiyaçların giderek arttığı bir dönemde insani yardım çalışmalarının önüne yeni bir engel çıkardı.

Endişe verici salgın göstergeleri

Taiz Halk Sağlığı ve Nüfus Ofisi, ablukanın devam etmesi ve sağlık ile çevre hizmetlerinin gerilemesi nedeniyle sağlık riskleri ve salgın hastalıkların yayılma tehlikesinin arttığı uyarısında bulundu. Ofis, tıbbi muayene sayılarındaki düşüş ve bazı bulaşıcı hastalıklardaki artışı ortaya koyan verilere dikkat çekti.

Salgın Hastalıkları Gözetim Dairesi’nin raporuna göre, haftalık ortalama tıbbi muayene sayısı yüzde 27 azalarak 24 binden yaklaşık 17 bin 500’e geriledi. Bu durum, sağlık kuruluşlarının hizmet sunma ve hastalara ulaşma kapasitesindeki düşüşü ortaya koyuyor.

Taiz’de çöp yığınları, salgın hastalıkların yayılma riskini iki katına çıkarıyor. (Yerel medya)
Taiz’de çöp yığınları, salgın hastalıkların yayılma riskini iki katına çıkarıyor. (Yerel medya)

Buna karşılık, şüpheli dang humması vakaları il genelinde yüzde 26 artarken, Taiz kentinde her bin muayenede görülen vaka oranındaki artış yüzde 71’e ulaştı. Kabakulak vakalarında ise yüzde 94 artış kaydedildi.

Raporda, kızamık, boğmaca ve menenjit şüphesi bulunan vakalarda yüzde 50 düşüş tespit edildi. Bununla eş zamanlı olarak aşılama ve salgınları kontrol altına alma faaliyetlerinin yüzde 40 gerilemesi, koruyucu sağlık hizmetleri ve hastalıkların erken teşhisinde ciddi boşlukların oluşabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Su yoluyla bulaşan hastalıklara ilişkin verilerde ise şüpheli kolera vakalarının yüzde 42 azaldığı, buna karşılık kentte sulu ishal vakalarının yüzde 22 arttığı görüldü. Yetkililer, su kaynaklarının kirlenmesi, atıkların birikmesi ve kanalizasyon hizmetlerindeki yetersizlik konusunda uyarıda bulundu.

Tepkide azalma

Sağlık raporunda salgın hastalıklarla mücadele faaliyetlerinde de gerileme yaşandığına dikkat çekildi. Buna göre uyarı bildirimleri yüzde 19, müdahale ekiplerinin ev ziyaretleri aynı oranda, laboratuvar numunelerinin sayısı ise yüzde 22 azaldı. Raporda, kaydedilen vaka sayılarındaki düşüşün salgın tablosunun iyileştiği anlamına gelmediği, bunun sağlık hizmetlerine erişimin daralmasından ve hastalıkları izleme faaliyetlerinin zayıflamasından kaynaklanabileceği uyarısında bulunuldu.

Yakıt ve tıbbi malzeme eksikliği ile kentte günlük 500 ila 600 ton arasında değişen çöpün toplanması işlemlerinin durması, söz konusu riskleri daha da artırıyor. Bu durum, bebek kuvözlerinin ve diyaliz cihazlarının çalıştırılması da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Husi milisleri, kuşatma altındaki Taiz vilayetinden çöplerin dışarı çıkarılmasını engelliyor; bu durum bir sağlık felaketine yol açma tehlikesi yaratıyor. (AP)
Husi milisleri, kuşatma altındaki Taiz vilayetinden çöplerin dışarı çıkarılmasını engelliyor; bu durum bir sağlık felaketine yol açma tehlikesi yaratıyor. (AP)

Hükümete bağlı raporda, Temizlik Fonu’na günlük bin 200 litre dizel yakıt sağlanması, sivrisinekle mücadele ve su dezenfeksiyonu kampanyalarının yoğunlaştırılması, sağlık kuruluşlarının yakıt ve tıbbi malzemelerle desteklenmesi, aşılama ve salgın hastalıkların takibine yönelik programların güçlendirilmesi ve kırsal bölgelere ulaşmak üzere gezici sağlık ekiplerinin görevlendirilmesi talep edildi.

Bu göstergeler, Taiz halkının karşı karşıya olduğu baskıların boyutunu ortaya koyuyor. Abluka ve hizmetlerdeki gerileme, yerinden edilme dalgaları ve temel ihtiyaç maddelerindeki eksikliklerle aynı döneme denk gelirken, sağlık ve çevre kaynaklı riskler insani krizin daha da derinleşmesi tehdidini oluşturuyor. Sağlık kuruluşları ise asgari düzeydeki hizmetleri sürdürebilmek için giderek artan zorluklarla karşı karşıya kalıyor.


Husilerin balistik füze saldırısı Taiz'in Vaziye bölgesinde onlarca kişinin ölümüne yol açtı

Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP)
TT

Husilerin balistik füze saldırısı Taiz'in Vaziye bölgesinde onlarca kişinin ölümüne yol açtı

Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP)

Sahadaki dikkat çekici gelişmelerden birinde Yemen ordusu, Husileri Taiz kentinin batısındaki Vaziye ilçesinde bulunan El-Hadara halk pazarını balistik füzeyle hedef almakla suçladı. Askerî sözcü Macid en-Nuzeyli'nin açıklamasına göre saldırıda onlarca kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Taiz, Lahic, Cevf ve Marib cephelerinde çatışmalar genişledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre hükümet güçleri, birçok bölgede ilerleme kaydetti.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Yemen Uzmanlar Paneli'nin raporu, Husilerin askerî cephaneliklerini geliştirmek için dış tedarik ağlarına bağımlılığını sürdürdüğünü ortaya koydu. Raporda, Husilerin çift kullanımlı ticari bileşenlerin yanı sıra füze, insansız hava aracı (İHA), güdüm sistemleri ve hava savunma sistemlerinin üretiminde kullanılan teknolojilere erişim sağladığı belirtildi.

Raporda ayrıca bu tedarik ağlarının uluslararası deniz ulaşımı ve ticaret güvenliği açısından doğurabileceği sonuçlara dikkat çekildi.


Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları”na karşı mücadele başlattı

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
TT

Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları”na karşı mücadele başlattı

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)

Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları” ile siyasi bir mücadele başlattı. Bu gelişme, ABD, Birleşik Krallık, Japonya, Kanada ve Avustralya büyükelçiliklerinin ortak bir bildiri yayımlamasının ardından yaşandı. Söz konusu bildiride, silahların devletin tekelinde toplanması ve Hizbullah’a ait patlayıcı sevkiyatında rol alan kişileri konu alan adli sürece siyasi müdahalede bulunulmaması gerektiği vurgulandı.

Hizbullah Milletvekili Ali Ammar, söz konusu bildirinin “Lübnan’ın iç işlerinin en hassas ayrıntılarına pervasızca müdahale etme cüretini gösterdiğini, ülkenin egemenliğini, yargısının bağımsızlığını ve diplomatik teamülleri hiçe sayan son derece seviyesiz ve küstahça bir yaklaşım sergilediğini” söyledi. Ammar, “Lübnan’ın Dostları”nı bölünmeleri körüklemek ve fitne çıkarmakla suçladı.

Öte yandan İsrail, Lübnan’ın güneyinde dikkat çekici bir askerî hareketliliğe yeniden başladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  bu kapsamda “Sarı Hat”ın çevresinde sınırlı kara harekâtları düzenleyen İsrail güçleri, yıkıma uğramış bölgelerde ve bu bölgelerin çevresinde patlatmalar gerçekleştirdi, hava saldırıları düzenledi ve yoğun topçu ateşi açtı.