Fas'ın Vadi Zem kentini genç erkekler "cinsel şantajın başkenti" haline getirdi

"Şehitler Şehri" nüfusunun bir kısmını bu uygulamaya iten birçok faktör var; en önemlisi ekonomik ufukların olmayışı

Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)
Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)
TT

Fas'ın Vadi Zem kentini genç erkekler "cinsel şantajın başkenti" haline getirdi

Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)
Fas'ın Vadi Zem şehrinin genel bir görüntüsü (Twitter)

Hasan el-Eşref 

Fas'ın gelişimsel ve sosyal açıdan ötekileştirilmiş ve ülkenin merkezinde yer alan Vadi Zem kenti, bazı gençlerin elektronik cinsel şantaj suçlarına bulaşması nedeniyle zaman zaman gündeme geliyor.

Halkının Fransız sömürgecileriyle karşı karşıya gelmesi nedeniyle "Şehitler Şehri" unvanını taşıyan Vadi Zem, "elektronik cinsel şantajın başkenti" olarak anılmaya başlandı.

Bu şehirde çok sayıda genç, para kazanmak amacıyla kurbanlarına kurdukları bu dijital tuzaklarla suçüstü yakalandı. 

Fas Emniyet Müdürlüğü'nün resmi istatistikleri, siber suç ve çevrimiçi şantaj vakalarının 2022'nin ilk yarısında yüzde 4 artarak 2 bin 773'ten 2 bin 874'e çıktığını gösteriyor.

Her ne kadar bu suçun adı 538. bölümde yer almamış olsa da Fas ceza kanunu internet yoluyla yapılan cinsel şantajı cezalandırıyor.

Bu suç kanunda, "her kim bir miktar para, imza veya bir evrak teslimi alırsa" şeklinde değerlendiriliyor.

Bu suç sözlü veya yazılı olsun, utanç verici hususların ifşa edilmesi veya atfedilmesiyle tehdit edilerek işleniyor. Söz konusu suç bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir.

Polis takip ediyor

Fas Emniyet Müdürlüğü'nün daha önceki bir raporuna göre, birkaç gün önce Vadi Zem kentinde polis, yaşları 23 ile 38 arasında değişen 4 kişiyi dolandırıcılık ve elektronik şantaj suçlamasıyla tutukladı.

Ayrıca ele geçirilen bir miktar paranın da "bu suç faaliyetinden elde edilen gelir" olduğundan şüpheleniliyor.

Bu güvenlik operasyonundan bir süre önce, Vadi Zem şehrindeki güvenlik servisleri, birçok mağdura şantaj yaptığı gerekçesiyle genç bir adamı tutukladı.

Genç adam, bir miktar para karşılığında mağdurların "cinsel içerikli fotoğraflarını" sosyal medya sitelerinde yayımlamakla tehdit etti.

Vadi Zem'deki güvenlik güçleri, "bir grup mağdura şantaj yapma ve Skype aracılığıyla çekilen cinsel videoları yayınlamakla tehdit etme" suçlamalarına karıştıkları kanıtlandıktan sonra iki genç erkeği evlerinde tutukladı.

Kurban, Vadi Zem şehrindeki cinsel şantaj çetelerinin pençesine düşüyor ve burada birden kendisini, kendisinden talep edilen parayı öderken buluyor.

Çünkü özel fotoğrafları sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanırsa "sosyal skandala" maruz kalacak.

Güvenlik raporları, farklı sosyal sınıflardan ve mesleklerden mağdurların yanı sıra, Faslı, Arap ve bazen de yabancı olmak üzere farklı milletlerden mağdurlar bulunduğundan söz ediyor.

Elektronik şantaj tuzağına düşen en ünlü kişiler arasında Fas milli futbol takımının eski teknik direktörü Hervé Renard ve Fransız kadın milli takımının şu anki teknik direktörü var.

İki ünlü isim şantajcıların tutuklanması için polise başvurmaya karar vermeden önce Vadi Zem'deki bazı genç erkekler tarafından şantaja maruz kaldı.

Şantajcılar ve kurbanlar

Konunun hassasiyeti nedeniyle isminin gizli kalmasını tercih eden özel bir şirket sahibi, daha önce Vadi Zem'li bir genç tarafından elektronik şantaja maruz kaldığını söyledi.

Arap uyruklu bir kızla tanışmadan önce sohbet sitelerini insanlarla tanışmak ve eğlenceli vakit geçirmek için kullanıyordu.

Söz konusu şahıs, tanıştığı "kızın" cinsel çağrışımlar içeren söz ve hareketlerle hızla "sıcak atmosfere entegre olduğunu", aynı zamanda da onu kendisine cinsel eylem ve hareketler yaparak karşılık vermeye teşvik ettiğini ekliyor.

Kendi deyimiyle mağdur, istenen karşılığı "tamamen saflıkla" verdi.

Şirket sahibi, "kızla" sözde iletişim kurduğu sırada bilgisayar kamerası karşısında bu cinsel hareketleri gerçekleştirmesinin üzerinden çok fazla zaman geçmediğini ve Facebook hesabına bir mesaj geldiğinde şaşkınlığa uğradığını sözlerine ekledi.

Mesajda kendisinin bir şaka kurbanı olduğu, kızın sadece kompozit ve kaydedilmiş bir video olduğu ve onunla konuşan kişinin genç bir adam olduğu söyleniyordu.

Ayrıca mesajda, ailesinin önünde skandal çıkarmak istemiyorsa 6 bin dirhem (600 dolar) peşinat ödemesi gerektiği belirtiliyordu.

Söz konusu şahıs da Vadi Zem'de bilgisayar ekranının arkasına saklanan genç adam tarafından şantaja maruz kaldığını sözlerine ekledi.

Kendisine para gönderdi ancak şantaj girişimleri devam ettikçe sonu gelmeyecek bir sarmalın içine düştüğünü fark etti ve şantajcının yakalanıp suçüstü tutuklanması için polise haber vermeye karar verdi.

Artık mağdurları, önünde "pornografik hareketler yapan gerçek bir kızı" izlediğine inandırarak, şantaj yapan genç bir adamın tuzağına düşmesine şaşırmasını sağlamak, onları "şantaj veya skandal" tuzağına çekmenin tek yolu değil.

Kızlar kurbanlarını, onları fotoğraflayıp kaydederek ve ardından şantaj yaparak avlamaya başladılar.

Uluslararası ilgi

Pek çok kişi, özellikle Vadi Zem şehrinden gelen (hatta burası dünyanın elektronik şantaj başkenti olarak anılıyor ve uluslararası medyada da yer alıyor) çoğu elektronik cinsel şantaj vakaları hakkında haklı sorular soruyor.

Yıllar önce İngiltere merkezli The Sun gazetesi, Vadi Zem şehrinden yaklaşık 3 bin gencin sosyal medya sitelerinde "yabancılara cinsel şantaj yaparak" para kazandığını belirten bir haber yayınlamıştı ancak gazete bu haberin kaynağını açıklamamıştı.

Buna karşılık, BBC web sitesi daha önce Vadi Zem şehrine "sanal dünya yoluyla yapılan cinsel şantajın başkenti" olarak odaklanmıştı.

BBC web sitesinin konuyla ilgili yayınladığı rapora göre, şehirdeki gençlerin çoğu bu "mesleği" işsizlik yaygın olduğu için ve yurtdışına göç fırsatları karmaşık olduğu için yaptığını söylüyor.

Gençleri şantaja çeken faktörler

Bu bağlamda Faslı sosyal aktivist Abdul Selam Kani şunları söyledi:

Vadi Zem şehri, internet üzerinden yapılan cinsel şantaj olgusuyla medyada ünlendi. Oysa ülkenin yabancı sömürgeciliğinden kurtarılması uğruna şehrin verdiği çok sayıda şehit sebebiyle burası "şehitler şehri" olarak anılıyordu. Ancak medya bundan hiç söz etmiyor.

Kani, açıklamalarına şöyle devam etti:

Şehir, bazı genç erkeklerin sosyal medya sitelerinde cinsel şantaj yapma konusundaki profesyonelliğiyle tanınıyor, ancak şehirde bu olguyu tamamen reddeden ve saygın düzeyde farkındalık ve eğitime sahip binlerce genç adam var. 

Vadi Zem şehrinden bazı gençlerin "cinsel şantaj işine" girmekte acele etmelerinin nedenlerine gelince aynı sözcü, "Birinci neden, geleceğini inşa etmesi gereken bir kesim için ekonomik ufukların olmayışı, zira bu kesim kendisine insana yakışır iş fırsatları sağlayacak kimseyi bulamıyor. İkinci neden ise Vadi Zem'de ve komşu bölgelerde yaşayanların çoğunun İtalya'yı göç ülkesi olarak seçmesi nedeniyle yurt dışına, özellikle de İtalya'ya olan gizli göç hızının azalması. Düzensiz göçteki azalma ve yolların karmaşıklığı, birçok gencin internet üzerinden kolay kazanç elde etmeye çalışmasına neden oldu" diye konuştu.

Kani'ye göre üçüncü neden, "bu enfeksiyonun bu mesleği kazanç ve para kazanma fırsatı olarak bulan gençler arasında yayılmasında açıkça görülüyor. Bazıları şantaj parasıyla araba ya da ev alan birinde gördüklerine ve duyduklarına aldanıp aynı yolu denerler."

Independent Arabia - Independent Türkçe



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.