Ürdün ordusundan Suriye’deki İran mafyasına sınır operasyonu

Suriye’den sızmaya çalışan mafyayı hedef alan Ürdün hava saldırılarına ilişkin haberler

Tutuklanan dokuz kaçakçıdan sekizinin Suriye’nin güneyindeki çetelerle iş birliği yaptığı belirlendi (Ürdün Silahlı Kuvvetleri)
Tutuklanan dokuz kaçakçıdan sekizinin Suriye’nin güneyindeki çetelerle iş birliği yaptığı belirlendi (Ürdün Silahlı Kuvvetleri)
TT

Ürdün ordusundan Suriye’deki İran mafyasına sınır operasyonu

Tutuklanan dokuz kaçakçıdan sekizinin Suriye’nin güneyindeki çetelerle iş birliği yaptığı belirlendi (Ürdün Silahlı Kuvvetleri)
Tutuklanan dokuz kaçakçıdan sekizinin Suriye’nin güneyindeki çetelerle iş birliği yaptığı belirlendi (Ürdün Silahlı Kuvvetleri)

Bölgesel istihbarat kaynakları Şarku’l Avsat’a, Ürdün’ün, büyük bir kaçakçılık operasyonuna tepki olarak Suriye’nin kuzey komşusuyla olan sınırı boyunca, İran destekli uyuşturucu mafyasının saklandığı yerlere yönelik çok sayıda hava saldırısı düzenlediğini aktardı.

Ürdün Silahlı Kuvvetleri, daha önce kuzey sınırında Suriye topraklarından gelen ve sınırdan sızmaya çalışan silahlı unsurlarla çatışmaların devam ettiğini açıklamıştı.

Ürdün Genelkurmay Başkanlığı’ndan askeri bir kaynak, yaptığı basın açıklamasında, “Ürdün sınır muhafız kuvvetleri, pazartesi sabahı şafak vaktinden bu yana silahlı gruplarla çatışmalara devam ediyor. Bu sayede silahlı gruplara mensup 9 kaçakçıyı yakalayabildiler. Ayrıca 4 roketatar füzesi, 4 RPG füzesi, 10 adet anti-personel mayın, 1 adet G3 keskin nişancı tüfeği ve dürbünlü bir M16 tüfeği ele geçirildi. Çok büyük miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirilmesinin yanı sıra bunların envanterinin çıkarılarak yetkili makamlara ulaştırılması çalışmaları da sürüyor” dedi.

sdef
Kuzeydeki Ürdün sınır muhafızları (Arşiv)

Kaynak, ön incelemelerin Ürdün ulusal güvenliğini hedef alındığını gösterdiğini, silahlı kuvvetlerin silahlı grupların hareketlerini ve ulusal güvenliği istikrarsızlaştırmaya yönelik girişimlerini takip ettiğini, onları nerede olursa olsun caydırmak ve takip etmek için gereken her şeyi yapacaklarını doğruladı. Aynı şekilde kaynak, “Silahlı kuvvetler, Ürdün sınırını geçip bu sınıra yaklaşmaya yönelik tüm girişimlere karşı koymak amacıyla gelişmiş, son derece hazırlıklı bir sınır güvenlik sistemiyle donatılmıştır” açıklaması yaptı.

Dün Ürdün ordusu, Suriye topraklarından gelen ve ele geçirilen gelişmiş füzeleri Ürdün’e sokmaya çalışan gruplarla silahlı çatışmaların meydana geldiğini duyurdu. Ordudan yapılan açıklamada, Sınır Muhafız Güçleri üyeleri arasında çok sayıda hafif ve orta düzeyli yaralanmanın kaydedildiği belirtildi.

Yerel gruplarla iş birliği

Yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin hâlâ sınırı geçmeye çalışan terörist çeteleri püskürtmek için gerekli gücü kullandığını vurguladı. Kaynaklar, “Silah kaçakçıları ve uyuşturucu mafyası ile iş birliği yapan yerel gruplar ortaya çıkarıldı ve güvenlik servislerinin elindeki bilgiler, Ürdün içinden Sınır Muhafız Güçleri’ne ateş açan grupların yerlerini belirledi” dedi.

Kaynaklar, yaptıkları açıklamalarda, Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin çete saldırısını püskürtme konusunda ilerleme kaydetmesiyle çatışmanın gelişebileceğini de söylerken, çetelerin, ellerindeki kaçak silahları kullanarak Ürdün’deki saldırılara karşılık verdiği bir dönemde, devam eden çatışmalarda her türlü askeri güç kullanıma hazır olduklarını belirtti.

scwf
Ürdün’ün operasyonunda ele geçirilen silahlar (Ürdün Silahlı Kuvvetleri)

Ürdün, Suriye’nin güneyindeki silah kaçakçıları ve uyuşturucu mafyasının arkasında İran’ı doğrudan suçluyor. Ayrıca Ürdün’e göre insansız hava araçlarının kaçakçılık operasyonlarına dahil olmasının ardından büyük miktarlarda patlayıcı madde ele geçirilmesi ve yakın zamanda gelişmiş füzeler ele geçirilmesinin Tahran’ın Lübnan, Suriye ve Ürdün hattındaki uyuşturucu kartellerine silah desteğini kanıtlıyor.

scdef
17 Şubat 2022’de Mefrak Eyaleti’ndeki Vaşaş’ta doğu Ürdün- Suriye sınırı yakınında bir devriye (AP)

Ürdün protestosu

Ürdün hükümeti, Suriye iç savaşında bu ülkeye konuşlandırılan Şii  milislerin uyuşturucu ve silah kaçakçılığını durdurması konusunda Tahran rejimini bilgilendirdiğini açıkladı. Ürdün Enformasyon Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Muhannad el-Mubaidin, Al Arabiya TV kanalına yaptığı açıklamada Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi’nin İranlı mevkidaşına, “Ürdün’ün kaçakçılıkla mücadele ettiğini ne yazık ki Suriye’de konuşlanan İranlı milislerin kontrolündeki bölgelerden bu silah ve uyuşturucuların geçmemesi gerektiğini” söylediğini dile getirdi.

Ordudan yapılan açıklama silah kaçakçıları ve uyuşturucu mafyasının tekrarlanan bir dizi sınırı geçme girişiminin engellenmesi sonrası Ürdün-Suriye sınırında meydana gelen gelişmelerin boyutunu ortaya çıkardı. Çatışmalar sonrası çok sayıda otomatik silah, füze ve uyuşturucu ele geçirildi. Kaçakçılara vurulan darbe Suriye’nin güneyindeki bölgelerde yer alan İran’a bağlı milisler tarafından kontrol edilen suç ağınınn büyüklüğünü ortaya çıkardı.

Silahlı çatışmalar

Ürdün Genelkurmay Başkanlığı’ndan Şarku’l Avsat’a bilgi aktaran askeri kaynak, yaptığı açıklamada “Ürdün sınır muhafız kuvvetleri ile kuzey sınırında Doğu Askeri Bölge’nin sorumluluk alanı içerisinde yer alan silahlı gruplar arasında dün erken saatlerden itibaren silahlı çatışmalar yaşandı” ifadelerine yer verdi. Belirtilene göre bu çatışmalar, şu ana kadar büyük miktarda uyuşturucu, otomatik ve füze silah kaçakçılığının engellenmesiyle sonuçlandı.

sev
Kuzeydeki Ürdün sınır muhafızları (Arşiv)

Askeri kaynak, silahlı grupların şu anda Suriye’ye sınır dışı edildiğini doğrularken, Ürdün sınır muhafız güçleri arasında hafif ila orta dereceli yaralanmaların meydana geldiğini açıkladı.

Kaynak, son birkaç günde bu operasyonların sayısının arttığını ve bu operasyonların sızma ve kaçakçılık girişimlerinden, sınırı geçme amaçlı ve sınır muhafız güçlerini zorla hedef alarak silahlı çatışmalara dönüştüğünü açıkladı.

Kaynak, bu çatışmaların silahlı grupların günlerdir yaptıklarının devamı olduğunu belirtti. Bu süre zarfında çok sayıda kaçakçı öldürülmüş, biri tutuklanmış, bir silahlı kuvvetler mensubu ölmüş ve bir diğeri de yaralanmıştı.

Kaynak ayrıca, silahlı kuvvetlerin bu grupların hareketlerini ve ulusal güvenliği istikrarsızlaştırmaya yönelik girişimlerini takip ettiğini, mafya kartellerini nerede olursa olsun caydırmak ve takip etmek için gereken her şeyi yapacaklarını vurguladı.



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.