SDG: Tişrin Barajı yakınlarındaki çatışmaları durdurmak için Uluslararası Koalisyon Türkiye ile aramızda arasında arabuluculuk yapıyor

Özerk Yönetim Danışmanı Bedran Çiya Kurd, Halep’teki Kürt mahalleleri üzerine varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı… Suriye hükümeti ile mahkûm takası yakında yeniden başlayacak

Suriye'nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Tişrin Barajı (Arşiv)
Suriye'nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Tişrin Barajı (Arşiv)
TT

SDG: Tişrin Barajı yakınlarındaki çatışmaları durdurmak için Uluslararası Koalisyon Türkiye ile aramızda arasında arabuluculuk yapıyor

Suriye'nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Tişrin Barajı (Arşiv)
Suriye'nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Tişrin Barajı (Arşiv)

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Danışmanı Bedran Çiya Kurd, Halep vilayetinin doğu kırsalındaki Ayn el-Arap (Kobani) kenti üzerindeki kuşatmanın kaldırılması, Tişrin Barajı civarındaki gerilimin azaltılması ve askeri çatışmaların yatıştırılması için Türkiye ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Uluslararası Koalisyon öncülüğünde arabuluculuk yapıldığını açıkladı.

Bedran Çiya Kurd, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun Türkiye ile SDG arasında ateşkes sağlanması için arabuluculuk yaptığını ve son dönemde iki taraf arasında diplomatik mesaj alışverişinde bulunulduğunu söyledi. Kürt yetkili pazar günü Rudaw Radyo’da yayınlanan Üçüncü Göz podcast programında ‘Uluslararası Koalisyon’un SDG liderliği ile Türk hükümeti arasında mesaj taşıdığını’ belirtti.

Dün Suriye televizyonuna konuşan özel bir kaynak, SDG ve Suriye hükümetinin, ülkenin kuzeyindeki çatışmaları durdurmak için Suriye hükümetiyle koordinasyon halinde olan Türk-Amerikan mutabakatının bir parçası olarak Tişrin Barajı'nın yönetimini merkezi hükümete devretme konusunda anlaşmaya vardığını söyledi.

Türkiye uzun zamandır SDG'yi PKK’nın Suriye kanadı olarak görüyor ve Uluslararası Koalisyon’a liderlik eden ABD'ye defalarca desteğini sonlandırması çağrısında bulunarak yeni askeri saldırılar düzenleme tehdidinde bulunuyor. Bu gelişme, Ankara'nın, Mazlum Abdi'nin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile SDG ve yönetim kurumlarının devlet yapılarına entegrasyonunu ve Şam'ın petrol ve enerji sahaları ile sınır geçişlerinin kontrolünü yeniden ele geçirmesini öngören tarihi bir anlaşma imzaladığı SDG'ye yönelik politikasındaki büyük değişimin bir parçası.

gthyju7ı8
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Danışmanı Bedran Çiya Kurd

Bedran Çiya Kurd, Uluslararası Koalisyon liderliğinin Ankara ile SDG arasında dolaylı diplomatik mesajlar ilettiğine dikkat çekerek, “Sorunları diplomatik ve siyasi olarak çözme çabalarının bir parçası olarak hem Şam hem de Türkiye ile tüm sorunların çözüleceğini umuyoruz. Amacımız Suriye'nin tüm bölgelerine, özellikle de ülkenin kuzeyine ve doğusuna yönelik tüm saldırıların durdurulması” ifadelerini kullandı.

Önceki rejimin devrilmesi ve Beşşar Esed'in geçen yılın sonunda ülkeyi terk etmesinden bu yana, Halep'in doğu kırsalındaki Tişrin Barajı yakınlarındaki bölge top, roket ve hava saldırıları için sıcak bir cephe haline geldi. Zira burası Türkiye yanlısı Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları ile Uluslararası Koalisyon’un desteklediği SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeler ve sınırlar arasında bir temas noktası. Aynı bölgedeki Münbiç kentinin DEAŞ'dan kurtarılmasının ardından 2016 ortasından bu yana SDG'nin kontrolünde olan bölge, Halep ve Rakka vilayetlerinin büyük bölümüne temiz su ve elektrik sağlıyor.

yujı8o9
Ankara'ya sadık Suriyeli grupların bir üyesi Türkiye'nin Tişrin Barajı eksenine yönelik bombardımanını izliyor. (AFP)

Çiya Kurd, Rudaw Radyo’da yayınlanan podcast programında “Türkiye her şeyin Şam'a teslim edilmesini istiyor ve Şam'ın bu konuda bazı adımlar atmasını bekliyor… Hem Şam ile hem Türkiye ile hem de diğer gruplarla tüm sorunları diyalog yoluyla çözmeliyiz” ifadelerini kullandı. Türkiye ile aralarında doğrudan bir müzakere olmadığını kaydeden Kürt siyasetçi, “Uluslararası Koalisyon’daki müttefiklerimiz mektupları götürüp getiriyor” dedi.

Kürt siyasetçi, Şam hükümeti ile SDG liderliği arasında bu ayın 3'ünde imzalanan Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri arasındaki anlaşmaya göre önümüzdeki günlerde SDG ile Suriye hükümeti arasında yeni bir mahkûm grubunun takas edileceğini doğruladı. Çiya Kurd, Halep mahalleleri anlaşmasının Afrin kentindeki durumun normalleşmesi ve yıllar süren diaspora ve zorlu seyahatlerin ardından yerinden edilen insanların geri dönmesi için bir başlangıç olması çağrısında bulundu.

xcdfgthy
SDG ile Suriye hükümeti arasındaki mahkûm takası için Halep'in Eşrefiye mahallesinin girişinde bekleyen Suriyeliler (Şarku'l Avsat)

Halep vilayeti Genel Güvenlik Dairesi Müdürü Muhammed Abdulgani, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Suriye hükümeti ile SDG arasındaki hapishane boşaltma sürecinin 3 Nisan'da her iki taraftan 450 kişilik ilk grup tutuklunun serbest bırakılmasıyla fiilen başladığını, kalan tutukluların da askeri güçlerin çekilmesini takiben gruplar halinde serbest bırakılacağını ve söz konusu anlaşmanın Halep'in geri kalanında benzer kapsamlı anlaşmaların sahada uygulanması için ilk pratik adım olduğunu söyledi.

Şam ve Tişrin Barajı yönetimi için ortak çalıştaylar

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Başkanı İlham Ahmed de Halep mahalleleri anlaşmasını destekledi. Şarku'l Avsat'a özel açıklamalarda bulunan Ahmed, ‘Halep'teki siviller arasında olumlu bir atmosfer ve memnuniyet yarattığı ve bazı temel noktalar üzerinde anlaşmaya varıldıktan sonra tüm bölge sakinlerine hizmet edeceği için’ bu anlaşmaya olumlu baktığını söyledi. Ahmed, bu politikayı ‘yeni, adem-i merkeziyetçi ve çoğulcu bir Suriye çerçevesinde’ Şam hükümeti ile yönetim arasında gelecekte oluşabilecek mutabakatların başlangıcına açılan bir kapı olarak değerlendirdi.

Sivil mahallelerin ve sakinlerinin taraflar arasında meydana gelen çatışma ve anlaşmazlıklardan arındırılması çağrısında bulunan Ahmed, “Halep şehrinden sorumlu güvenlik makamlarından ve iki mahallede bulunan iç güvenlik güçlerinden, sivillerin ve Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin korunması için garanti isteniyor” dedi. Bu anlaşmaların tüm Suriye coğrafyasını kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğine dikkat çeken Ahmed, ‘böylece bu mutabakatların yeni çatışmalara dahil olmamayı garanti altına alacağını ve Afrin şehrini de kapsayacak şekilde genişletilebileceğini, çünkü yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönmelerinin elzem olduğunu’ söyledi.

Pazar günü bakım ekipleri Münbiç kırsalındaki Tişrin Barajı’na girerek barajın yeniden faaliyete geçmesi için arızaları onarmaya başladı. Özerk Yönetimin Barajlar Dairesi’nden bir yetkiliye göre Suriye hükümetinden uzman ekipler, tesisin tam olarak hazır olmasını sağlamak için yönetimin baraj onarım ekiplerinin yanında yer aldı. Şu anda aktarma istasyonunda bakım çalışmaları devam ediyor ve yeniden çalışmaya başlaması için bir takvim yok. Ancak bakım işlemlerinin bu hafta tamamlanması bekleniyor.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.