Bir petrol ülkesi krizlerle boğuşuyor: Libya neden çöküşten kurtulamıyor?

Kötüleşen hizmetler ve iç içe geçmiş zorluklar

Dibeybe, Savunma Bakanlığı binasında Batı Libya İstihbarat Teşkilatı'nın gelecekteki başkanı olarak atandı, 1 Temmuz 2026 (UBH)
Dibeybe, Savunma Bakanlığı binasında Batı Libya İstihbarat Teşkilatı'nın gelecekteki başkanı olarak atandı, 1 Temmuz 2026 (UBH)
TT

Bir petrol ülkesi krizlerle boğuşuyor: Libya neden çöküşten kurtulamıyor?

Dibeybe, Savunma Bakanlığı binasında Batı Libya İstihbarat Teşkilatı'nın gelecekteki başkanı olarak atandı, 1 Temmuz 2026 (UBH)
Dibeybe, Savunma Bakanlığı binasında Batı Libya İstihbarat Teşkilatı'nın gelecekteki başkanı olarak atandı, 1 Temmuz 2026 (UBH)

Libya, elektrik kesintilerinden kötüleşen hizmetlere, siyasi bölünmeden yolsuzluğa kadar art arda gelen krizlere gömülürken, devasa petrol serveti istikrar ve kalkınma için bir kaldıraç olmak yerine çatışmanın yakıtına dönüşüyor.

Peki günde yaklaşık 1,4 milyon varil petrol üreten bir ülke nasıl olur da çöküşünden çıkamıyor?

Libya, bankalarda nakit sıkıntısı, istasyonlarda akaryakıt tedarik yetersizliği, kamu çalışanlarının düşük maaşları gibi birçok krizle karşı karşıya kaldı. Bunlara, özellikle ülkenin batısındaki bazı kentlerde günde 17 saate ulaşan uzun elektrik kesintileri de eklendi.

Libyalılar, sahip oldukları doğal kaynaklara, stratejik konuma ve Akdeniz'e uzanan sahillere rağmen merhum Devlet Başkanı Muammer Kaddafi rejiminin 2011'de devrilmesinden bu yana ülkelerinin neden çöküşten kurtulamadığını sorguluyor.

frgthy
Merhum Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi (EPA)

Libya Halkın Sesi Partisi Başkanı Fethi eş-Şibli, ‘ülkemiz krizlerinden çıkamayacak kadar fakir değil; aksine kaos ve nüfuz paylaşımı mantığıyla yönetilen zengin bir ülke’ dedi.

Şarku’l Avsat gazetesine konuşan Şibli, ‘sorunun petrolde değil, devletin yokluğunda, karar merkezlerinin çokluğunda, siyasi bölünmenin sürmesinde, yolsuzluğun yaygınlaşmasında ve kişisel çıkarların ulusal çıkarın önüne konulmasında yattığını’ değerlendiriyor.

Libya, siyasi bölünme sorunuyla ve birçok siyasi ile askeri tarafın para ve silahla nüfuzunu genişletme eğilimiyle, bunun yanı sıra bölgeciliğe ve kişisel kazanımları en üst düzeye çıkarmaya yönelik genel bir eğilimle boğuşuyor.

Şibli şunları söyledi:

“Libya son yıllarda yüz milyarlarca dinar harcadı. Buna rağmen vatandaş hâlâ elektrik kesintisi, kötüleşen hizmetler, eğitim ve sağlıkta gerileme yaşıyor.”

Şibli bu durumu, ‘servetin kalkınmaya dönüştürülememesine, aksine çoğu zaman siyasi ve askeri çatışmanın yakıtına dönüşmesine’ bağlıyor.

Şibli, Libya'nın çöküşten çıkmasının yeni petrol kuyularının keşfedilmesine değil, siyasi iradeye, birleşik kurumlara, hukukun üstünlüğüne, yolsuzlarla gerçek anlamda hesaplaşılmasına ve geçiş dönemlerini sona erdirecek seçimler yoluyla halkın iradesine başvurulmasına ihtiyaç duyduğunu’ değerlendirdi.

Şibli sözlerini şöyle bitirdi:

“Devlet herkesin üzerinde olduğunda, Libya'nın serveti krizlerinin sürmesinin bir nedeni olmaktan çıkıp bir nimete dönüşecek."

Libya'nın petrol gelirleri, ulusal gelirinin ve mali gelirlerinin yüzde 98'ini oluşturuyor. Libya makamları, 2030'dan önce petrol üretimini günde iki milyon varile çıkarmayı hedefliyor.

Ülkenin batısı ve doğusundaki Libyalılar, yaşam koşullarının kötüleşmesinden, bunların arasında vatandaşları sokaklara döken elektrik kesintisi krizinden, Abdulhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti’ni (UBH) sorumlu tutuyor. Bunun nedenini, siyasi anlaşma ve uluslararası tanınma uyarınca petrol gelirlerini ve devlet kaynaklarını kontrol eden tarafın bu hükümet olmasına bağlıyorlar.

sdefrt5y6
Dibeybe, Zliten şehrindeki ‘Fevatir es-Seb’a Zaviyesi’nin açılışında, 18 Temmuz 2026 (Dibeybe Ofisi)

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 2025 yılı raporlarına göre Libya, kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) açısından Arap ülkeleri arasında yedinci, dünyada ise 108. sırada yer alıyor. Libya’da kişi başına ortalama 6 bini 972 dolar düşüyor.

UBH’ye yakın bir kaynak, Başbakan Dibeybe'yi savunarak, Libya'nın batısındaki birçok bölgenin ‘17 Şubat 2011 devriminden bu yana görülmemiş boyutta bir inşaat patlaması ve yeniden inşa süreci yaşadığını’ belirtti.

Libya, Afrika'nın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip. Ancak üretim oranları on yıllardır olası seviyelerin altında kalmaya devam ediyor. Kaddafi rejimine uygulanan yaptırımlar ve 2011'de devrilmesinin ardından yaşanan çalkantılar, küresel petrol şirketlerinin yatırımlarını on yıllar boyunca engelledi.

Çoğu Libyalıyı rahatsız eden soru şu: Afrika'nın en büyük petrol rezervine sahip ülke, nasıl olur da elektrik sağlamakta yetersiz kalır? Bu noktada hükümet, ülkeyi vuran bu krizi ‘yolsuzluk ve ihmale’ bağlıyor. Bu durum, bu sektörde yaşanan sorunlardaki sorumluluğunun boyutuna ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme getiriyor.

Genel Elektrik Şirketi, bu ayın ortasından bu yana ulusal şebekenin, gaz ve akaryakıt tedarikindeki yetersizlik, üretim santralleri ve iletim hatlarındaki teknik arızalar ile güvenlik faktörleri nedeniyle yaklaşık bin 350 megavatlık üretim kapasitesi kaybettiğini açıklamıştı. Bu durum sorumluluğu hükümete yüklüyor.

Şirket daha önce, Zaviye'de son dönemde yaşanan çatışmaların kentteki santralin zarar görmesine ve yaklaşık 700 megavatlık üretim kapasitesinin kaybına yol açtığını belirtmişti.

wqedrft5y6
Geçtiğimiz haziran ayında Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Takala (Menfi’nin ofisi)

Eski bir hükümet yetkilisi, Libya'nın yaşadığı çöküşlerin "iktidar ve petrol gelirleriyle bağlantılı olduğu sürece uzun süre devam edeceğini" değerlendiriyor. Güvenlik nedeniyle isminin belirtilmesini istemeyen yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ‘resmi ve gayri resmi kesimler tarafından kamu malı yağmasının artan boyutları ile devasa petrol gelirlerinin çatışmanın yakıtı olarak kullanılması göz önüne alındığında, önümüzdeki günlerde krizlerin tırmanacağını’ belirtti.

Temmuz 2023'te, Libya krizinin tarafları, ülkenin batısı ve doğusunda iktidar mücadelesi veren taraflar arasında sıklıkla anlaşmazlığa konu olan petrol gelirlerinin dağıtımına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya vardı. Bu anlaşma, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter'in ‘adil’ bir dağıtım talebinin ardından gerçekleşti.

Petrol gelirlerinin dağıtım mekanizması üzerinde anlaşmaya varılmasından bu yana, konunun hâlâ herhangi bir ilerleme kaydedilmeden yerinde saymaya devam etmesi dikkati çekti.

Yerel basın, BM'nin Libya'daki eski Özel Temsilcisi Gassan Selame'nin ‘Libya'daki mevcut çatışmanın ne ideolojik ne de aşiret temelli olduğunu, aksine petrol gelirlerinin kontrolü etrafında yoğunlaştığını’ düşündüğünü aktardı.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.