Somaliland: Açıklanan ortaklıkların haritası ve bölgesel belirtilerin sınırları

Berbera Limanı ve havaalanı artık sadece tek bir tarafça yönetilen altyapı varlıkları değil, aynı anda beş veya altı uluslararası ve bölgesel aktörün çıkarlarının fiili kesişim noktası haline geldi

Fotoğraf: Hargeisa'nın güvenlik ve istihbarat ilişkilerinin açıklanan çekirdeğini beş taraf oluşturuyor ve İsrail de bunlardan biri (AFP)
Fotoğraf: Hargeisa'nın güvenlik ve istihbarat ilişkilerinin açıklanan çekirdeğini beş taraf oluşturuyor ve İsrail de bunlardan biri (AFP)
TT

Somaliland: Açıklanan ortaklıkların haritası ve bölgesel belirtilerin sınırları

Fotoğraf: Hargeisa'nın güvenlik ve istihbarat ilişkilerinin açıklanan çekirdeğini beş taraf oluşturuyor ve İsrail de bunlardan biri (AFP)
Fotoğraf: Hargeisa'nın güvenlik ve istihbarat ilişkilerinin açıklanan çekirdeğini beş taraf oluşturuyor ve İsrail de bunlardan biri (AFP)

Amani et-Tavil

Son iki yılda Hargeisa, en az beş güvenlik ve istihbarat çevresinin hesaplarının kesiştiği bir merkez haline geldi. Bunlar yakın komşu Etiyopya, Kızıldeniz limanlarına yönelik Körfez ilgisi, Cibuti’deki üssüne jeopolitik alternatif arayan ABD, sömürge himayesine dayanan İngiliz güvenlik mirası ve son olarak, yakın zamana kadar resmi söylemin bir parçası olmayan, giderek büyüyen bir İsrail varlığı. Son aylarda yayınlanan uluslararası ve bölgesel haberler, sadece ortaklarda bir çeşitlenme değil, aynı zamanda Somaliland'ın uluslararası tanınma konusunda sessiz bir diplomatik rekabetin konusu olmaktan çıkıp, sahadaki gerçeklerin siyasi tanımaya tabi olmak yerine ondan önce geldiği, fiili bir istihbari ve askeri konumlandırma alanına döndüğünü ortaya koyuyor.

Bu bağlamda, Hargeisa'nın güvenlik aygıtının bölgesel ve uluslararası ortaklarıyla geliştirdiği istihbarat ve güvenlik etkileşiminin modelini analiz etmek çok önemli. Bu analiz, bahsedilen etkileşimin açıklanmış çerçevesinden yola çıkmalı. Ardından bu çerçevenin resmi söylemde o kadar öne çıkmayan, ancak tabloya katkıda bulunan son araştırma haberleri ile ne ölçüde örtüştüğünü incelemeli.

Birçok kaynak, Hargeisa'nın güvenlik ve istihbarat ilişkilerinin açıklanan çekirdeğini beş tarafın oluşturduğu konusunda hemfikir. Bunların katılımlarının niteliği, doğrudan istihbarat koordinasyonundan kritik altyapıdaki operasyonel ortaklıklara kadar değişiyor.

Etiyopya hem coğrafi olarak hem de güvenlik açısından Somaliland'ın en yakın bölgesel ortağı olmaya devam ediyor. Doğrudan bir sınır ile Etiyopya için hassas olan denize erişim konusunu paylaşıyorlar. Denize erişim konusu, Addis Ababa'yı Hargeisa ile askeri iş birliği konusunda doğrudan görüşmelere yöneltti. Daha önce bu görüşmeler, Addis Ababa'nın Mogadişu'nun diplomatik baskısı altında geri adım atmasından önce, Aden Körfezi'ndeki 19 kilometrelik bir kıyı şeridi ile ilgili müzakereleri de içeriyordu. Bu konu, açık kaynaklı istihbarat konusunda uzman araştırmacıların, 2025 sonlarından beri aktif olan tedarik yolu Berbera Limanı üzerinden Asosa'daki Etiyopya Savunma Kuvvetleri üssüne askeri sevkiyat akışını tespit etmesiyle yeni bir boyut kazandı. Bu, ortak sınır koordinasyonunu Sudan savaşı ve Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) destekleme yollarıyla bağlantılı daha geniş bir meseleye bağlıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gelince, yıllardır Berbera Limanını ve tesislerini idare ederek hayati öneme sahip altyapı konusunda en yakın ortak konumunda bulunuyor. Bu rol, son zamanlarda daha gelişmiş bir savunma boyutuna evrildi. Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullahi'nin (Iro) BAE tarafından gönderilen özel bir uçakla Abu Dabi'ye yaptığı ziyaret, BAE'nin bölgenin hava savunmasını güçlendirme çabasına işaret ediyor ve limanlara yapılan ticari yatırımlardan daha derin bir güvenlik ortaklığına doğru kaymayı yansıtıyor.

Fransız basınında yer alan haberler, Berbera Havaalanı pistinin güneyinde, 2025 yılının ekim ayından bu yılın mart ayına kadar kazılan en az 18 hendek de dahil olmak üzere kapsamlı kazı çalışmalarının, yeraltı mühimmat ve yakıt depolama tesislerinin inşasına işaret ettiğini vurguladı. BAE'nin pist iyileştirmeleri, askeri hangarların inşası ve savaş gemilerinin yanaşabileceği bir deniz iskelesi de dahil olmak üzere önceki projelerin yanı sıra bu çalışmaları da gerçekleştiren taraf olduğuna inanılıyor.

Uluslararası düzeyde ise ABD, AFRICOM heyetleri aracılığıyla son aylarda Hargeisa'ya yaptığı ziyaretleri yoğunlaştırdı. Ziyaretlerin en dikkat çekici olanı, ABD Afrika Komutanlığı Komutanı General Dagvin Anderson'ın 1 Aralık 2025'te Berbera Havaalanı pistini ziyaret etmesiydi. Washington, Pekin dışındaki tek Çin askeri üssüne komşu olan Cibuti'deki üssüne jeopolitik bir alternatif bulma arzusunda olduğunu gizlemiyor, zira bu durum Amerikalılar için kabul edilemez. Buna ilave olarak, Cibuti Mayıs 2024'te Husilere karşı operasyonlar için topraklarının kullanılmasına izin vermeyi reddetmişti; Hargeisa ise diplomatik kazanımlar karşılığında bunu göz ardı etmeye hazır. Somaliland'ın, bölgenin bağımsızlığının ABD tarafından tanınması karşılığında, Berbera Limanı ve Afrika'nın en uzun pistlerinden birine sahip olan Berbera Havaalanında Washington'a konuşlanma hakkı teklif ettiği yönünde haberler var. Buna ilave olarak, Kızıldeniz'de seyrüsefere yönelik tehditlerle mücadele amacıyla Tomahawk füzelerinin depolanması olasılığıyla ilgili görüşmeler yapıldığına dair haberler de mevcut.

Londra'nın, yerel polis ve istihbarat gücünü desteklemeye ve sınır yönetimi ile organize suçla mücadele konusunda teknik tavsiyeler sunmaya odaklanan, daha sakin ancak tarihsel olarak uzun süredir devam eden bir koordinasyon yaklaşımını koruduğu söylenebilir. Bu, Washington'un sergilediği gibi yeni bir stratejik hamleden ziyade, İngiltere'nin bölgedeki güvenlik mirasının sürekliliğini yansıtıyor.

Cibuti de daha karmaşık bölgesel hesaplar tarafından yönetilen, düzensiz bir sınır ve istihbarat koordinasyonu yaklaşımını sürdürüyor. Cibuti, özellikle Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapma olasılığından kaynaklanan rekabetin gölgesinde, Somaliland'ın rolünde bölgedeki önemli bir uluslararası askeri ve lojistik merkezi olarak geleneksel konumunu tehdit edebilecek herhangi bir artıştan endişe duyuyor.

Paralel bir gelişme olarak, 2024'ten bu yana İsrail istihbaratı, üst düzey siyasi figürlerle gizli ilişkiler kurarak ve istihbarat şefleri ile Somaliland yetkilileri arasında doğrudan görüşmeler yaparak Somaliland ile sessiz etkileşimini yoğunlaştırmış bulunuyor. Bu süreç, sistematik bir açık belirsizlikle birlikte, bölgenin İsrail tarafından daha sonra tanınmasının diplomatik olarak önünü açtı. Yine bu süreç, İsrail Dışişleri Bakanı'nın 2026 yılının başlarında Hargeisa'ya yaptığı aleni bir ziyaretle doruk noktasına ulaştı. Bu etkileşimin, sembolik normalleşmenin ötesine geçen doğrudan güvenlik ve istihbarat boyutları bulunuyor. CNN'de yayınlanan bir haber, İsrail'in İran'a yönelik kuşatmasını genişletmesine olanak sağlayan gizli bölgesel üsler ağını ortaya çıkardı.

Berbera limanı ve havaalanı, bu sahneye dair herhangi bir analizde özel bir analitik değerlendirmeyi hak ediyor olabilir. Zira artık sadece tek bir tarafça yönetilen altyapı varlıkları olmaktan çıkıp, aynı anda beş veya altı uluslararası ve bölgesel aktörün çıkarlarının fiili kesişim noktası haline geldi. Bunlar; ticari ve askeri BAE yönetimi, Cibuti'ye alternatif olarak ABD’nin kendisine gösterdiği ilgi, İsrail istihbarat varlığı, Berbera-Hargeisa yolu üzerinden bölgedeki Etiyopya çıkarlarına hizmet eden lojistik tedarik yoludur. Dahası, liman ve havaalanı Hargeisa'nın çok yönlü diplomatik tanınmayı güvence altına almak için kullandığı bir pazarlık kozu olarak da değer taşıyorlar.

Tek bir coğrafi konum için yaşanan bu mücadele, bölgenin 1991'deki tek taraflı bağımsızlık ilanından bu yana herhangi bir döneme kıyasla Hargeisa'daki güvenlik ve istihbarat faaliyetlerinde son dönemdeki ivmeyi büyük ölçüde açıklıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Berbera artık sadece ticari bir bakış açısıyla yönetilen bir ekonomik varlık değil; çeşitli tarafların rekabet alanı olan jeopolitik bir varlığa dönüştü. Bu taraflardan bazıları bunu Kızıldeniz'deki Husi tehditlerine karşı koymak için kullanırken, kimileri İran'a karşı bölgesel kuşatma stratejisinde, kimileri ise coğrafi olarak uzak ama stratejik olarak bağlantılı başka bir bölgesel savaş olan Sudan savaşı bağlamında bir tedarik hattı olarak kullanıyor.

Elbette, güvenlik ve istihbarat alanındaki bu genişleme, Hargeisa ve Mogadişu arasında bu düzenlemelerin meşruiyeti konusunda artan gerilimden ayrı olarak okunamaz. Ocak ayında Somali kabinesi, ulusal egemenliği korumayı amaçlayan ve Somaliland dahil olmak üzere bölgesel yönetimlerin federal hükümetten önceden izin almadan yabancı taraflarla anlaşma yapmasını yasaklayan bir yasa tasarısını onayladı. Resmî açıklamalarda, merkezi hükümetin yetkisini aşan herhangi bir siyasi veya diplomatik ilişkinin yasal meşruiyetinin olmadığı vurgulandı.

Bu yasal ve siyasi gerilim, Somaliland'ı hassas bir durumda bırakıyor: Sınırları içindeki yabancı istihbarat ve askeri varlık ne kadar derinleşirse, bu varlığı haklı çıkarmak için diplomatik desteğe olan ihtiyacı da o kadar artıyor. Bu durum, BM tarafından tam olarak tanınmayı beklemek yerine (ki bu yakın gelecekte gerçekleşmeyebilir), kısmi veya örtük uluslararası tanımayı (İsrail örneğinde olduğu gibi) güvence altına alma yönündeki artan çabasını açıklıyor.

Uluslararası istihbarat ve askeri varlıktaki bu artışın, Somaliland'ın kendi içindeki kırılgan güvenlik durumuyla eş zamanlı gelmesi çarpıcı bir paradoks. Bölge Las Anod ve Boorama (Awdal bölgesinin başkenti) şehirlerinde huzursuzluklara sahne oldu, bu durum Hargeisa'nın çözülmemiş iç gerilimler arasında artan sayıda dış güvenlik ortaklığını yönetme kapasitesi hakkında soruları gündeme getiriyor. Somaliland'ın konumunu haklı çıkarmak için yerel yetkililer tarafından sunulan güvenilir bir güvenlik ortağı ve çalkantılı bölgede bir “istikrar modeli” imajı ile sahadaki iç kırılganlık gerçeği arasında çelişki bulunuyor. Bu da Somaliland'a Cibuti'ye alternatif bir güvenlik dayanağı veya İran ve Husilere karşı bir istihbarat müttefiki olarak uluslararası ve bölgesel güven duymayı, gerçek bir iç güvenlik krizi senaryosunda henüz test edilmemiş tehlikelerle dolu riskli kumara dönüştürüyor.

Bu dosyanın geleceğine ilişkin herhangi bir stratejik değerlendirmede ortaya çıkan soru, Somaliland'ın yakın gelecekte geniş çapta bir uluslararası tanınırlık kazanıp kazanmayacağı değil, ki Somali ve Afrika'nın devam eden muhalefeti göz önüne alındığında bu pek olası görünmüyor. Asıl soru; Hargeisa'nın, coğrafi konumunu paylaşan ancak aynı nihai stratejik hedefleri mutlaka paylaşmayan taraflar arasında dolaylı bir çatışma alanı haline gelmeden, topraklarındaki bu artan istihbarat rekabetini yönetebilecek kapasitede olup olmadığıdır.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husiler tarafından fırlatılan bir seyir füzesinin Medine bölgesinde önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Maliki, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, perşembe günü Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentinde ve Doğu Bölgesi’nde ikişer değil, birer İHA’nın, ayrıca güney bölgesine yönelen üçüncü bir İHA’nın önlenerek imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon, operasyonel tedbirlerin sıkı şekilde uygulandığını vurgulayarak Husilerin saldırı kapasitesinin etkisiz hale getirileceğini ve imha edileceğini, sivillerin korunacağını belirtti.


Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı
TT

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, İran destekli Husilerin ekim ayında Riyad Havalimanı'na 20 saldırı düzenlediğini belirterek, sivil tesisleri hedef alan “terör operasyonlarını” derhal durdurmaları gerektiğini söyledi.

Maliki, Riyad'da düzenlediği basın toplantısında, bu ay havalimanını hedef alan saldırıların listesini sundu. Maliki, “Husiler, havalimanları, limanlar, petrol tesisleri ve altyapı dahil olmak üzere sivilleri ve sivil unsurları hedef alan tüm terör operasyonlarını derhal durdurmalıdır” dedi.

Maliki, “Husi milisler bölgesel aktörlerin yardımıyla gelişmiş teknolojiler elde etmek için çalışmalar yürüttü” ifadelerini kullanarak, Husilerin balistik füzeler, saldırı ve intihar amaçlı insansız hava araçları ile bomba yüklü sürat teknelerine sahip olduğunu belirtti.

Bu sırada Yemen'de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Koalisyon, Husilerin Riyad'a fırlattığı bir balistik füzenin önlenip imha edilmesinin ardından Doğu Bölgesi'nde bir insansız hava aracının da engellenerek imha edildiğini açıkladı.

Suudi Sivil Savunma Müdürlüğü ise Riyad'da bir balistik füzenin önlenmesi sırasında düşen şarapneller nedeniyle Arap uyruklu bir kişinin yaralandığını, bir konut ile bir araçta sınırlı çapta maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.