Hamaney, ‘nükleer taahhütleri azaltan’ yasaya desteğini yineledi

İran Dini Lideri, parlamenterleri iş birliği yapmaya ve ikiye bölünmekten kaçınmaya çağırdı.

Hamaney, ‘nükleer taahhütleri azaltan’ yasaya desteğini yineledi
TT

Hamaney, ‘nükleer taahhütleri azaltan’ yasaya desteğini yineledi

Hamaney, ‘nükleer taahhütleri azaltan’ yasaya desteğini yineledi

İran Dini Lideri Ali Hamaney, ABD Başkanı Joe Biden'ın üç yıl önceki ABD başkanlık seçimlerini kazanmasından günler sonra, ABD yaptırımlarına cevaben 2015 nükleer anlaşmasının taahhütlerini azaltmak için İran Parlamentosu tarafından kabul edilen yasaya verdiği desteği yineledi. Yasaya göre Tahran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60 seviyesine çıkardı.

Hamaney, İranlı milletvekilleriyle gerçekleştirdiği yıllık toplantıda, Aralık 2020'nin başlarında İran Parlamentosu tarafından onaylanan ‘ABD Yaptırımlarını Kaldırmak İçin Stratejik Adım Yasası’na atıfta bulunarak “Mevcut parlamento tarafından kabul edilen bazı yasalar ülke için stratejik yasalardır ve övgüyü hak ediyorlar” ifadelerini kullandı.

Hamaney'in resmi internet sitesinde, “Stratejik Adım Yasası ülkeyi nükleer meselede kaybolmaktan kurtardı. Yasa, ne yapmamız gerektiğini tam olarak tanımladı ve şimdi bunun emarelerini dünyada görüyorsunuz” sözleri aktarıldı.

Söz konusu yasa, Biden'ın Beyaz Saray'daki başkanlık görevine başlamasından iki hafta önce yürürlüğe girdi. Tahran ile büyük güçler arasında 2015 nükleer anlaşmasını yeniden canlandırmayı amaçlayan müzakerelerin başlamasına paralel olarak İran, söz konusu yasaya dayanarak Nisan 2021’de Natanz Nükleer Tesisi’nde uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkarmadan önce, aynı yılın ocak ayında uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20'ye çıkarmıştı.

Tahran aynı yasa ile nükleer anlaşma kapsamında kabul ettiği Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması Protokolü'nden de çıktı. Protokolden ayrılan İran, nükleer tesislerdeki hassas faaliyetlerini izleyen güvenlik kamerası kayıtlarını teslim etmeyi kabul etmiyor.

Tahran yönetimi söz konusu dönemde stratejik hamleyi, Araştırma İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı ve nükleer dosyanın askeri ve güvenlik boyutlarından sorumlu Muhsin Fahrizade'nin öldürülmesine bir yanıt olarak meşrulaştırdı. Ancak şu anki Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın danışmanı geçen yıl temmuz ayında, üst düzey yetkilileri yasayı geçirmeye ikna etmek için aylarca istişarelerde bulunduğunu söyledi.

Eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani görevinin son günlerinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın beş yıl önce İran nükleer anlaşmadan çekildiğinde yeniden uygulamaya koyduğu ABD yaptırımlarını kaldırma fırsatını yakalamak için yasanın geçişini sert bir şekilde eleştirmişti.

Tahran'ın zenginleştirilmiş uranyum rezervinin bulunduğu bilinmeyen üç bölgeye yönelik uluslararası soruşturmayı kapatmakta ısrar etmesinden sonra, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma müzakereleri geçen yıl durdu.

Bu yılın başlarında, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişleri Fordo Nükleer Tesisi’nde uranyumun yüzde 83,7 oranında zenginleştirilmiş olduğunu tespit etti. Bu durum, uranyum stoklarının yüzde 60 oranında birikmesiyle İran nükleer programının gidişatını değiştirme korkularını artırdı. Zira nükleer silahlar, zenginleştirme seviyesinin yüzde 90'a çıkarılmasını gerektiriyor.

Hamaney ve milletvekilleri arasındaki toplantı, parlamento başkanı ve yardımcılarını seçmek için oylama yaptıkları günün ertesi günü yapıldı. Seçimler, bazı milletvekilleri arasında ‘yumruk yumruğa’ kavgaya sahne oldu. Şarku’l Avsat’ın İran haber sitelerinden aktardığına göre, meclis başkan yardımcıları seçilirken oylar en az yedi kez yeniden sayıldı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu'nda (DMO) bir general olan Muhammed Bakır Kalibaf, üst üste dördüncü kez Parlamento Başkanı seçildi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran Dini Lideri’ne rapor sundu. (Hamaney internet sitesi)

“Sistemin temel direkleri tek bir organın üyeleridir” diyerek, milletvekillerine iç anlaşmazlıklardan kaçınma konusunda çeşitli tavsiyelerde bulunan Hamaney, “Güçler ve aygıtlar birbirini tamamlamazsa etkisiz kalırlar” ifadesiyle İran'daki devlet kurumları arasında iş birliği ve dayanışma çağrısında bulundu.

Hamaney, İranlı milletvekilleriyle yaptığı görüşmede “Geçen yıl eksikliklerin ve ihmallerin telafi yılıdır” diyerek yaklaşık bir yıl sonra göreve başlayacak yeni parlamentoyu seçmek için önümüzdeki şubat - mart aylarında yapılması planlanan yasama seçimlerine işaret etti.

İran Dini Lideri açıklamalarında ayrıca ülkedeki siyasi partilerin eleştirilerine karşı parlamentonun işleyişini savunur tavır sergiledi. Hamaney, “Genel görünüşe göre parlamento, devrimci, genç, enerjik ve kararları ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek için iyi” dedi. Aynı zamanda, parlamentonun kararlarının “partizan mülahazalardan veya düşmanları ve propagandacıları kışkırtmaktan” uzaklaşması gerektiğini vurgulayan Hamaney, ‘hak ve çıkar yerine ikiye bölünme’ uyarısında bulundu. Hamaney, milletvekillerini, ‘meclisi, hükümet olmak ve bağımsızlığını kaybetmekle suçlayan medya ve internetteki kötü insanları’ görmezden gelmeye çağırdı.

Milletvekillerini parlamentonun devlet kurumlarıyla ilişkilerini ‘yakınlaşma veya tahribe’ karşı uyaran Hamaney açıklamasının devamında şunları söyledi:

“Yıkıcı bakış açısıyla karşı tarafı rakip olarak görüyorlar ve diz çöktürmek istiyorlar. Bu, ister hükümet ister parlamento tarafından olsun, tehlikeli olacak ve sorunlara yol açacaktır.”

Söz konusu toplantı, İran Dini Lideri'ni Dışişleri Bakanlığı çalışanları ile bir araya getiren ve 2013 yılında nükleer müzakerelerin sona ermesinden önceki ‘kahramanca esneklik’ teriminin yorumlanmasını eleştirdiği görüşmenin ardından geldi.

Hamaney diplomatlara şunları söyledi:

Birkaç yıl önce, ‘kahramanca esneklik’ kavramı tanıtıldığında, dışarıdakiler ve ülkedeki bazı kişiler tarafından yanlış anlaşıldı. İlgi, zorlu kayaları aşmanın bir yolunu bulmak ve hedefe ulaşmak için yola devam etmek demektir. Bu, takiyye tefsirinde sunduğumuz bir açıklamadır.



ABD ve Kanada donanmaları, Tayvan Boğazı boyunca ortak görev yürütüyor

Hareket, Pekin ile Washington arasındaki artan gerilimin ortasında geldi (Reuters)
Hareket, Pekin ile Washington arasındaki artan gerilimin ortasında geldi (Reuters)
TT

ABD ve Kanada donanmaları, Tayvan Boğazı boyunca ortak görev yürütüyor

Hareket, Pekin ile Washington arasındaki artan gerilimin ortasında geldi (Reuters)
Hareket, Pekin ile Washington arasındaki artan gerilimin ortasında geldi (Reuters)

ABD Donanması bugün, ABD ve Kanada’ya ait savaş gemilerinin Tayvan Boğazı'ndan geçtiğini duyurdu. Bu, Çin'in kendi topraklarının bir parçası olduğunu söylediği Tayvan konusunda Pekin ile Washington arasında yaşanan gerilimin arttığı bir dönemde geldi.

7. Filo açıklamasında, “Güdümlü füze avcısı USS Chung Hoon ve Kanada savaş gemisi HMCS Montreal, uluslararası hukuka uygun olarak açık denizlerde seyir ve uçuş özgürlüğünün uygulandığı sulardan rutin bir geçiş yaptı” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Chung Hoon ve Montreal’in Tayvan Boğazı'ndan geçişinin ABD ile müttefiklerinin özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesi taahhüdünü gösterdiği aktarıldı.

Her ay düzenli olarak ABD savaş gemileri Tayvan Boğazı’ndan geçerken ABD ve Kanada gemilerinin boğazdan birlikte geçişinin bir ilki temsil ettiği ifade edildi.

Yaşanan gelişme ABD ve Çin savunma bakanlarının Singapur'da düzenlenen en önemli Asya güvenlik zirvesi olan Shangri-La diyalog toplantısına katıldığı sırada geldi.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, zirve sırasında Çin'i askeri müzakerelere katılmayı reddettiği için eleştirdi.

Çin ordusu, gemilerin Tayvan Boğazı'ndaki geçişleriyle ilgili henüz yanıt vermedi ancak geçişleri rutin olarak kınıyor.

Tayvan Boğazı’ndaki bir ABD-Kanada misyonunun bu tür son adımı Eylül ayında gerçekleşmişti.

Çin, Taipei hükümetinin şiddetle reddettiği Pekin'in egemenlik iddialarını Tayvan'ı kabul etmeye zorlamak amacıyla askeri ve siyasi baskısını yoğunlaştırıyor.


Tarih boyunca meydana gelen büyük tren kazaları

AA
AA
TT

Tarih boyunca meydana gelen büyük tren kazaları

AA
AA

Hindistan'ın Orissa eyaletinde dün meydana gelen tren kazasında 288 kişinin hayatını kaybetmesi ve 900'den fazla kişinin yaralanması, dünyadaki büyük tren kazalarını akla getirdi.

Sri Lanka'daki kazada 1700 kişi yaşamını yitirdi

Sri Lanka’da 2004'te meydana gelen kaza, kayıtlarda en çok ölüme yol açan tren kazası oldu.

Hint Okyanusu'ndaki depremin ardından tsunami nedeniyle demir yolunun tahrip olması sonucu meydana gelen tren kazasında 1700 kişi hayatını kaybetti.

Hindistan'da 1981'deki kazada 800 kişi hayatını kaybetti

Hindistan'ın Bihar kentinde 1981’de köprüden geçerken raydan çıkan tren, Bagmati Nehri'ne düştü. Ülke tarihindeki en ölümcül tren kazası olarak bilinen olayda 800 kişi yaşamını yitirdi.

Fransa'da 700'den fazla asker tren kazasında öldü

Fransa’da 1917’de yaklaşık 1000 Fransız askerini taşıyan 19 vagonlu trenin raydan çıkması sonucu ülkenin en büyük tren kazası meydana geldi.

Kazada 700’den fazla asker yaşamını yitirdi.

Romanya'da 1917’de trenin raydan çıktığı kazada 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Meksika’da 1915’teki tren kazası, 600’den fazla kişinin ölümüne yol açtı. Fren arızası nedeniyle meydana gelen kazada 900’den fazla yolcusu bulunan trenden yaklaşık 300 kişi kurtarıldı.

Rusya'daki tren kazasında yaşanan patlama 10 ton TNT’ye eş değer

Rusya’nın Ufa şehrinde 1984’te meydana gelen tren kazasında resmi kayıtlara göre 575 kişi öldü.

Resmi olmayan kaynaklarda ise 800’den fazla kişinin öldüğü belirtilen kaza, boru hattındaki LPG sızıntısının ardından gaz birikmesi nedeniyle iki trenin alev alması sonucu meydana geldi.

10 ton TNT’ye eş değer olduğu tahmin edilen patlamada 7 vagon tamamen yandı, 37 vagon da hasar gördü.

Etiyopya, İtalya, Mısır ve İspanya'daki tren kazaları

Etiyopya’da 1985’te Dire Dawa'dan Addis Ababa'ya giden 7 vagonlu trenin aşırı hız nedeniyle virajda raydan çıkması sonucu 400’den fazla kişi öldü, 500 kişi yaralandı.

İtalya’da 1944’teki Balvano tren felaketinde resmi rakamlara göre 517 yolcu, karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetti.

Mısır’da 2002’de Kahire'den Luksor'a giden, Kurban Bayramı için seyahat edenlerin bulunduğu 11 vagonlu yolcu treninde yangın çıktı. Kaza en az 370 kişinin ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden oldu.

İspanya’da 1944’te Leon eyaletine bağlı Torre del Bierzo yakınlarındaki Torro Tüneli'nde freni bozulan posta treni başka bir trenle çarpıştı, ardından karşı yönden gelen 27 vagonlu kömür treni kazaya karıştı. Üç treninin çarpıştığı kazada 500’den fazla kişi öldü.

Son yıllardaki tren kazaları

Yunanistan'da bu yıl Atina ile Selanik arasında sefer yapan yük treni ile yolcu treninin çarpışması 57 kişinin ölümüne yol açtı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Lualaba eyaletinde 2022'de kaçak yolcu taşıyan yük treninin raydan çıkması sonucu 75 kişi öldü.

Pakistan'ın güneyindeki Sindh eyaletinde 2021'de raydan çıkan trenin yolcu trenine çarptığı kazada 63 kişi yaşamını yitirdi.

Tayvan'da 2021'de yolcu treninin Hualien şehri yakınlarında yoldan çıkan kamyonla çarpışması sonucu 49 kişi öldü.

Pakistan'da 2019'da Lahor yakınlarında hacıları taşıyan yolcu treninde çıkan yangında 74 kişi hayatını kaybetti.

Hindistan'ın kuzeyinde 2018'de Hindu festivali sırasında havai fişek gösterilerini izleyenlere çarpan tren, 60 kişinin ölümüne sebep oldu.

Hindistan'da 2016'da yaklaşık 2 bin yolcusu bulunan tren raydan çıktı, kazada 146 kişi öldü.


Türk askeri NATO'nun talebi üzerine "ihtiyat birliği" olarak Kosova'ya gidiyor

NATO liderliğindeki barış gücünün (KFOR) Kosova'daki araçları (Reuters)
NATO liderliğindeki barış gücünün (KFOR) Kosova'daki araçları (Reuters)
TT

Türk askeri NATO'nun talebi üzerine "ihtiyat birliği" olarak Kosova'ya gidiyor

NATO liderliğindeki barış gücünün (KFOR) Kosova'daki araçları (Reuters)
NATO liderliğindeki barış gücünün (KFOR) Kosova'daki araçları (Reuters)

Milli Savunma Bakanlığından, Kosova'da meydana gelen olaylar sonrası NATO Müşterek Kuvvet Komutanlığının talebi üzerine bir komando taburunun görevlendirildiği, Mehmetçiğin 5 Haziran'a kadar Kosova'daki Sultan Murat Kışlası'na intikal etmesi için hazırlıklara başlandığı bildirildi.

Bakanlıktan, Kosova'da meydana gelen gelişmelere ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin BM, NATO, AB ve AGİT görevleri ile ikili ilişkiler kapsamında bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğü belirtildi.

Bu bağlamda Türkiye ile ortak tarihi ve kültürel değerlerin bulunduğu Balkanlar'daki gelişmelerin de yakından takip edildiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Türkiye, son günlerde dost ve kardeş Kosova'nın kuzeyinde gerçekleşen, bölgesel güvenlik ve istikrara zarar veren olayların diyalog yoluyla çözümü için yapıcı bir tutum sergilemekte ve taraflara itidal çağrısında bulunmaktadır. Kosova'da meydana gelen olaylar sonrası NATO Müşterek Kuvvet Komutanlığı/Napoli (İtalya) tarafından yapılan talebe istinaden daha önce NATO Kosova Gücüne tahsisli olan 65'inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığımıza (Lüleburgaz) bağlı bir komando taburu ihtiyat birliği olarak görevlendirilmiştir. Görevlendirilen birliğimizin 4-5 Haziran 2023'e kadar Kosova'da bulunan Sultan Murat Kışlası'na intikali için gerekli hazırlıklara başlanmıştır."


Afrikalı göçmenler Moritanya'daki protestoları körüklüyor

Moritanya polisi ve protestocular arasında çatışmalar / Fotoğraf: AFP
Moritanya polisi ve protestocular arasında çatışmalar / Fotoğraf: AFP
TT

Afrikalı göçmenler Moritanya'daki protestoları körüklüyor

Moritanya polisi ve protestocular arasında çatışmalar / Fotoğraf: AFP
Moritanya polisi ve protestocular arasında çatışmalar / Fotoğraf: AFP

Akarini Eminuh 

Bu haftanın başında Moritanya'nın başkenti Nuakşot, Afrika kökenli Ömer Cob adlı bir gencin bir polis merkezinde alıkonulurken hayatını kaybetmesinin ardından şiddetli isyanlara sahne oldu.

Gencin ailesi polisi onu öldürmekle suçlayınca, güvenlik güçleri ile Ömer Cob'un mensubu olduğu Afrika-Moritanya kökene sahip gençler arasında çatışmalar çıktı.

30’lu yaşlarındaki genç adamın, Afrika kökenli göçmenlerin yaşadığı diğer yakadan gelmesi bu bölgede bir öfke dalgasına neden oldu.

Ancak dikkat çekici olan, Moritanya makamlarının uyarıda bulunduğu Afrika ülkelerinden göçmenlerin gösterilere girmesi.

Yerel medya kaynaklarının Moritanya'nın kuzeyindeki Zouerate kentindeki gösterilere bu toplulukların katıldıklarını söylemesi üzerine bazıları sınır dışı edildi.

Açık uyarı

Moritanya, Sahra altı Afrika ülkelerinden binlerce genç için bir sığınaktı. Moritanya'nın büyük şehirlerinde, Senegal, Mali, Gine, Benin ve Gana'dan gelen topluluklar yaşıyor.

Bunların çoğu geçici mesleklerde çalışıyor, asıl istekleri ise, İspanya'nın Nouadhibou şehrinden Kanarya Adaları'na doğru yola çıkan kaçak göçmen teknelerinde umut yolculuğuna çıkmak.

Bazı resmi olmayan tahminler, Moritanya topraklarında bir milyon Afrikalı olduğunu gösteriyor.

Bu, Ömer Cob'un ölümü ardından meydana gelen protestoların şiddetini etkiledi.

Moritanya güvenliği, ayaklanmalara karışan yabancıları adalete teslim etme sözü vererek Afrikalı göçmenleri gösterilere katılmakla suçladı.

Moritanya hükümeti sözcüsü, ülkesinin "her kanun kaçağına demir yumrukla vuracağını", bunun yanında "tüm ülke halkını memnuniyetle kucaklayacağını" belirtti.

Moritanya Basın Ajansı Müdürü Abdullah İşfag el-Muhtar şu değerlendirmede bulundu:

Moritanya'daki Afrikalılar, Tunus ve Fas gibi bölge ülkeleri için oluşturduğu tehditten daha fazla Moritanya için güvenlik endişesi oluşturuyor. Bu yüzden Moritanya'ya girenleri sınırlamak için önlem almak gerekiyor. Genç adamın öldüğü bölgede çok sayıda yabancı var, bu nedenle orada durumlar oldukça karışık. Sosyal medya platformlarında paylaşılan, komşu ülkelerden gelen yabancıların içinde olduğu çok sayıda vandalizm videosu veya internet sitelerinde yayınlanan tahrik videoları buna örnektir.

Tutuklama ve sınır dışı etme

Moritanya makamları, Cob'un geçen pazartesi akşamı ölümünün ardından yayılan söylentileri ve kışkırtmaları azaltmak için ülkedeki internet hizmetini kesmeye başladı.

Moritanya'nın kuzeyinde yetkililer, son olaylarla bağlantılı olarak aralarında yabancıların da bulunduğu 22 kişiyi tutukladı.

Yerel basın kaynaklarına göre, tutuklananlar arasında sekizi Malili, üçü Senegalli ve biri Kongolu olmak üzere 12 yabancı vardı.

Kaynaklar, yabancı tutukluların son protesto ve ayaklanmalara katılmak ve kamu malına zarar vermekle suçlanarak ülkelerine sınır dışı edildiğine dikkat çekti.

Diğer taraftan Nuakşot'taki Mali büyükelçiliği, Moritanya'daki vatandaşlarını uyanık olmaya ve olaylara katılmaktan kaçınmaya çağırdı.

Avukat Muhammed Salim'e göre Moritanya Ceza Kanunu'nun 103. Maddesinde şu hüküm yer alıyor:

Bir toplantı veya toplantı vesilesiyle yapılan gösterilerde kullandığı görünür veya gizli bir silahı taşımaktan hüküm giymiş her yabancı hakkında yurt dışına çıkma yasağına hükmedilebilir.

Salim, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti:

Uluslararası sözleşmeler ve anlaşmalar, yabancı uyruklu kişilerin ikamet ettikleri ülkelerin iç yasalarına saygı göstermelerini tavsiye eder. Ancak son olaylarla bağlantılı olarak tutuklananlar bunun farkında bile değil.

İnsan hakları Aktivisti Ahmed el-Vedia, Afrikalılara yönelik alınan önlemler ve bu önlemlerin kısıtlamaların başlangıcı olup olmadığı sorusuna ilişkin olarak şu cevabı verdi:

Konu, ülkenin etnik açıdan çeşitlilik gösteren nüfusunu ve varlığını adeta tehdit eden krizleri göz önüne alarak yeni bir yaklaşım geliştirmeyi gerektiriyor.  On binlerce kişinin sınır dışı edilmesi gibi talihsiz sonların yaşanmaması için bu gereklidir.

Korku ve endişe

Moritanya makamının Afrikalılara yönelik uyarı kararları bu insanların birçoğunun hayatına gölge düşürüyor.

Gine'nin Konakri şehrinden gelen Yaya Osman da bunlardan biri ve başkent Nuakşot'ta bir inşaat atölyesinde şef olarak çalışıyor.

Osman, göçmenlere yönelik tedbir dalgasının kendisinin de taciz edilmesine yol açacağı endişesini gizlemiyor ve bazı göçmenlerin yıkıcı faaliyetlere girmesinin, Moritanya'da kalmak, bir arada yaşamak ve toplumla bütünleşmek isteyen binlerce kişinin hayatını olumsuz etkilediğine inanıyor.

Başkent Nuakşot'a yirmi sekiz yaşında gelen ve Moritanya'nın şehirleri arasında gidip gelerek çeşitli projelerde çalışma fırsatı bulan Yaya, şu şekilde konuştu:

Ülkeme dönüp evlendiğim için hiçbir gösteriye katılmayacağım. Karım onunla birlikte yaşamak için Nuakşot'a taşındı ve iki kızımı başkentte doğurdu. O da burada çalışıyor.

 

Independent Arabia


Moise suikastı: Uyuşturucu kaçakçısı ABD muhbiri, müebbet hapis cezası aldı

Moise, 2016'daki seçimleri kazanarak 2017'de göreve başlamıştı (Reuters)
Moise, 2016'daki seçimleri kazanarak 2017'de göreve başlamıştı (Reuters)
TT

Moise suikastı: Uyuşturucu kaçakçısı ABD muhbiri, müebbet hapis cezası aldı

Moise, 2016'daki seçimleri kazanarak 2017'de göreve başlamıştı (Reuters)
Moise, 2016'daki seçimleri kazanarak 2017'de göreve başlamıştı (Reuters)

Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise'ye düzenlenen suikastı fonlayan iş insanı Rodolphe Jaar, ABD'de müebbet hapse mahkum edildi. 

Florida eyaletindeki Miami şehrinde cuma günü düzenlenen duruşmada, 51 yaşındaki Jaar'ın, Moise'nin suikastında kullanılan silahları satın aldığı ve saldırıyı fonladığı belirtildi.

Şili pasaportu da bulunan Haitili iş insanının, çoğu Kolombiyalı paralı askerlerden oluşan silahlı ekibin devlet başkanının evine girişini kolaylaştırmak için Moise'nin özel korumalarına rüşvet verdiği de bildirildi. 

53 yaşındaki Moise, 7 Temmuz 2021'de evine düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmiş, eşi Martine Moise de yaralanmıştı. Suikastın ardından göreve geçici olarak Claude Joseph gelmiş, daha sonraysa yerine Ariel Henry. Siyasetçi, halen geçici devlet başkanlığını sürdürüyor. 

Jaar olayın ardından ülkeden kaçmış ama 11 Ocak'ta Dominik Cumhuriyeti'ne girerken yakalanmıştı. Daha sonra ABD'ye sevk edilen Jaar, martta yapılan duruşmada suçunu itiraf etmişti.

Uyuşturucu kaçakçısı ve muhbir

Haiti'de bir ithalat ve ihracat şirketini yöneten Jaar, 2012'de Florida'da aracında 50 kilo kokainle yakalanmıştı. 

Hapse girmemek için Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) adına muhbirlik yapmayı kabul eden Jaar, 2013'te DEA ajanlarına teslim etmesi gereken 1 milyar dolar değerindeki kokaini kaçırmaya çalıştığı tespit edilince hapse girmişti. Uyuşturucu kaçakçısı, 2016'da hapisten çıkınca Haiti'ye dönmüştü. 

Önce kaçırmayı planlamışlardı 

ABD'nin yürüttüğü soruşturmada, şüphelilerin ilk etapta Moise'yi uçakla kaçırarak yönetimi devirmeyi planladığı ortaya çıkmıştı. 

Buna göre Florida'da yaşayan iş insanları Venezuelalı Antonio Intriago ve Kolombiyalı Arcangel Pretel Ortiz, yaklaşık 20 Kolombiyalı paralı askerle anlaşarak Moise'yi kaçırmak için komplo kurdu. 

Jaar, mahkeme kayıtlarına göre 1998 - 2012'de Haiti'ye en az 7 ton kokain soktu (Haiti Ulusal Polisi)
Jaar, mahkeme kayıtlarına göre 1998 - 2012'de Haiti'ye en az 7 ton kokain soktu (Haiti Ulusal Polisi)

59 yaşındaki Intriago ve 50 yaşındaki Ortiz'in Florida'da özel bir güvenlik şirketi bulunuyor.

Aralarında Jaar'ın da yer aldığı bu iş insanları, yönetimi devirip ülkede kârlı iş projelerinde yer almayı planlıyordu. Bunun için de Moise yerine Florida'da yaşayan Haitili pastör Christian Sanon'u ülkenin başına getirmeyi amaçladılar. 

Moise yönetimini sık sık yolsuzlukla suçlayan Sanon, saldırıdan önce de ülkenin lideri olmak istediğini belirttiği açıklamalar yapmıştı.

Ancak Haziran 2021'de hayata geçirilmesi öngörülen plan, ekibin uçak bulamaması nedeniyle iptal edildi. Bunun yerine bir ay sonra Moise'ye suikast düzenlendi. 

Amerikan savcılar, Sanon, Ortiz ve Intriago'nun yanı sıra saldırıdaki Kolombiyalı paralı askerlerin komutanı olduğu öne sürülen German Rivera ve eski Haiti Senatörü Joseph Joel John'un da aralarında yer aldığı 10 şüpheli hakkında hukuki işlem başlatmıştı. 

Jaar, cuma günkü mahkeme kararıyla şimdiye dek dava sürecinde ceza alan ilk kişi oldu. Diğer şüphelilerin davalarıysa devam ediyor.

Independent Türkçe, New York Times, Guardian, AP, Washington Post


Ermenistan, demir yollarının açılması konusunda Azerbaycan'la mutabakata varıldığını açıkladı

AA
AA
TT

Ermenistan, demir yollarının açılması konusunda Azerbaycan'la mutabakata varıldığını açıkladı

AA
AA

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ulaştırma hatlarının yeniden açılmasına ilişkin konuların görüşüldüğü toplantıya dair açıklamada şu hususlar yer aldı:

"Oturum, yapıcı bir atmosferde ilerledi. Ermenistan Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki ulaştırma yollarının yeniden açılmasına dair yöntemlerin koordinasyonu konusunda önemli ilerleme kaydedildi. Özellikle Yeraskh (Arazdeyen)-Culfa-Meğri-Horadiz güzergahında demir yolu bağlantısının yeniden tesis edilmesi ve düzenlenmesi yönünde somut adımların atılması konusunda ortak bir anlayış sağlandı.

Müzakerelerin sonuçları Ermenistan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu ve Azerbaycan Cumhuriyeti liderlerine bildirilecek. Taraflar, üçlü çalışma grubu çerçevesinde çalışmaya devam etme konusunda mutabık kaldı."

Sovyetler Birliği döneminde mevcut olan Arazdeyen (Yeraskh)-Culfa-Mehri-Horadiz demir yolu hattı, Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgali nedeniyle tahrip edilmişti.

2. Karabağ Savaşı sonrasında Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin imzaladığı üçlü bildiride eski ulaşım hatlarının yeniden açılmasına yönelik madde yer almıştı.


CIA Direktörü Burns’ün geçtiğimiz ay Pekin'i ziyaret ettiği açıklandı

Washington'ın şubat ayında Çin’e ait bir casus balonunu düşürmesinin ardından ilk kez üst düzey bir ABD’li yetkilisi Çin'e ziyaret gerçekleştirdi. (Reuters)
Washington'ın şubat ayında Çin’e ait bir casus balonunu düşürmesinin ardından ilk kez üst düzey bir ABD’li yetkilisi Çin'e ziyaret gerçekleştirdi. (Reuters)
TT

CIA Direktörü Burns’ün geçtiğimiz ay Pekin'i ziyaret ettiği açıklandı

Washington'ın şubat ayında Çin’e ait bir casus balonunu düşürmesinin ardından ilk kez üst düzey bir ABD’li yetkilisi Çin'e ziyaret gerçekleştirdi. (Reuters)
Washington'ın şubat ayında Çin’e ait bir casus balonunu düşürmesinin ardından ilk kez üst düzey bir ABD’li yetkilisi Çin'e ziyaret gerçekleştirdi. (Reuters)

Dün ABD’li bir yetkili tarfından yapılan açıklamaya göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns geçen mayıs ayında Pekin'i ziyaret ederek Çinli mevkidaşı ile bir araya geldi. Böylece Washington'ın Şubat ayında Çin’e ait bir casus balonunu düşürmesinin ardından ilk kez bu düzeyde bir ABD yetkilisi Çin'e ziyaret gerçekleştirmiş oldu.

İsmini vermek istemeyen yetkili, Burns'ün söz konusu ziyarette istihbarat cephesinde iletişim kanallarını açık tutmanın önemini vurguladığını aktardı.

Fotoğraf Altı: CIA Direktörü William Burns. (Reuters)
CIA Direktörü William Burns. (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden, son Japonya ziyaretinde Washington ile Pekin arasındaki ilişkilerde ‘samimi bir iyileşme’ bekliyordu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin dün Singapur'da düzenlenen Shangri-La Diyalogu Bölgesel Güvenlik Forumu’nda Çin Ulusal Savunma Bakanı Li Shangfu ile kısa bir görüşme gerçekleştirdi.

Washington ve Pekin arasındaki ilişkiler, 2022 Kasım’da Endonezya'nın Bali Adası’nda düzenlenen G20 Zirvesi sırasında Biden ile Çinli mevkidaşı Şi Cinping arasında gerçekleşen görüşmenin ardından gerginleşmişti.

Çin'in kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü Tayvan dosyası ve şubat ayında ABD hava sahasında uçan bir Çin balonunun düşürülmesi iki süper güç arasındaki atmosferde gerginliğe neden olan konular arasında yer alıyor. Washington söz konusu balonun casusluk için gönderildiği iddia etmiş, Çin ise bunu yalanlamıştı.

ABD Dışişleri Bakanı'nın iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla Çin'i ziyaret edeceği duyurulmuştu. Ancak casus balon olayının ardından ziyaret iptal edilmişti.


BRICS, küresel sistemin yeniden dengelenmesi çağrısında bulundu

Bakanlar dün Güney Afrika'nın Cape Town şehrinde BRICS Dostları Toplantısı'nda bir araya geldi (EPA)
Bakanlar dün Güney Afrika'nın Cape Town şehrinde BRICS Dostları Toplantısı'nda bir araya geldi (EPA)
TT

BRICS, küresel sistemin yeniden dengelenmesi çağrısında bulundu

Bakanlar dün Güney Afrika'nın Cape Town şehrinde BRICS Dostları Toplantısı'nda bir araya geldi (EPA)
Bakanlar dün Güney Afrika'nın Cape Town şehrinde BRICS Dostları Toplantısı'nda bir araya geldi (EPA)

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS grubu dışişleri bakanları, Güney Afrika'nın Cape Town şehrinde iki gün süren toplantılarında küresel sistemin yeniden dengelenmesi çağrısında bulundu.

BRICS uluslararası arenada daha güçlü bir ses olmak istediği bir dönemde bakanlar ise grubun yeni üyelere açık olduğunu açıkladı.

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, açılış konuşmasında, “Toplantımız dünyanın çok kutuplu olduğuna, yeniden dengelenmekte olduğuna, eski gidişatın yeni durumlarla başa çıkamayacağına dair güçlü bir mesaj vermelidir. Biz değişimin sembolüyüz ve buna göre hareket etmeliyiz” vurgusunda bulundu.

Ukrayna'yı işgali üzerine uluslararası sahnede büyük ölçüde dışlanan Rusya, Çin ve diğer ülkeler ile daha yakın bağlar aramaya başladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, en az 10 ülkenin BRICS grubuna dahil olmak istediğini bildirirken Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Ma Zhaoxu ise “Pekin, daha fazla ülkenin büyük ailemize katılacağı beklentisinde” dedi.

Diğer yandan Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ise bakanlar toplantısına katıldığı sırada yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan Krallığının ve BRICS ülkelerinin sahip olduğu yetenek ve potansiyellerden yararlanarak BRICS grubuyla gelecekte işbirliğini geliştirme arzusunu dile getirdi. Böylece ortak çıkarların karşılanabileceğini, herkes için refahın sağlanabileceğini belirtti. Aynı zamanda, “Suudi Krallığı, BRICS grubunun Ortadoğu'daki en büyük ticaret ortağı olmaya devam ediyor. BRICS ülkeleriyle ticari ilişkiler, büyüyen ve gelişen ilişkilerin bir yansıması olarak, ciddi bir büyümeye tanık oldu. Grup ülkeleriyle yapılan toplam ticaret hacmi 2017'de 81 milyar dolar iken 2021'de 128 milyar dolara, 2022'de ise 160 milyar dolara ulaştı” açıklamalarında bulundu.


ABD yönetimi barış için güçlü bir Ukrayna istiyor

Blinken (AFP)
Blinken (AFP)
TT

ABD yönetimi barış için güçlü bir Ukrayna istiyor

Blinken (AFP)
Blinken (AFP)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile herhangi bir barış anlaşması yapılmadan önce ülkesinin güçlü bir Ukrayna görmek istediğini dile getirdi.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından NATO'ya katılmak isteyen Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de açıklama yapan Blinken, “Putin'in Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı stratejik bir başarısızlıktır. Rusya'nın askeri, ekonomik ve diplomatik gücünü ve nüfuzunu önümüzdeki yıllar için büyük ölçüde azaltmıştır. Ukrayna'nın gücüne yatırım yapmak diplomasiden götürmez, aksine bunun yolunu açar” ifadelerini kullandı. ABD’li Bakan ayrıca artan müzakere çağrılarına, yanılsamalara ve olası bir ateşkesin temsil ettiği ‘sahte barışa’ karşı uyarıda bulundu.

Çin'in Avrasya İşleri Özel Temsilcisi Li Hui ise ülkesinin Rusya ile Ukrayna arasındaki ihtilafı çözmek için yürüttüğü arabuluculuğun başarısı konusunda temkinli bir iyimserlik gösterdi. Durumun karmaşıklığının bir göstergesi olarak tüm tarafların verimli görüşmeler için bir araya gelmesinin zor olabileceğini söyledi.

Ukrayna, Rusya, Fransa ve Almanya gibi bazı ülkelere yaptığı son ziyaretin ardından açıklamada bulunan Li Hui, savaşta gerilim risklerinin hala yüksek olduğunu sözlerine ekledi. Ayrıca, “Çatışma bir çıkmaza girdi, savaş alanı belirsizlikle dolu. Bazı tarafların çözüm bulmak için inisiyatif alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Kursk Valisi Roman Starovoit’in dün sabah yaptığı açıklamaya göre Moskova, hava savunma sistemleri ile Ukrayna sınırındaki Kursk şehri yakınlarında Ukrayna’ya ait çok sayıda insansız hava aracını (İHA) düşürdü. Telegram hesabından açıklamada bulunan Starovoit, “Bu gece, bir hava savunma sistemi Kursk yakınlarında birkaç Ukrayna İHA’sı düşürdü. Kursk halkından sakin olmalarını rica ediyoruz. Şehir, ordumuzun güvenilir koruması altındadır” açıklamalarında bulundu. Rusya'nın sınır bölgesi olan Kursk, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna güçleri tarafından düzenli olarak bombalanıyor.

Ayrıca Moskova, Ukrayna kuvvetlerinin Belgorod bölgesini işgal etme girişimini engellediğini açıkladı. Beş tank ve dört zırhlı araç ile başlatılan saldırıya yaklaşık 70 savaşçının katıldığını bildiren Rusya Savunma Bakanlığı, 50'den fazla Ukraynalı savaşçının öldürüldüğünü duyurdu.


ABD, Japonya ve Güney Kore, Kuzey Kore’nin füzelerinin veri uyarılarını paylaşacak

Güney Kore Savunma Bakanı Lee Jong-sup (sağda), ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (ortada) ve Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu Singapur'da bir araya geldi (DPA)
Güney Kore Savunma Bakanı Lee Jong-sup (sağda), ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (ortada) ve Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu Singapur'da bir araya geldi (DPA)
TT

ABD, Japonya ve Güney Kore, Kuzey Kore’nin füzelerinin veri uyarılarını paylaşacak

Güney Kore Savunma Bakanı Lee Jong-sup (sağda), ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (ortada) ve Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu Singapur'da bir araya geldi (DPA)
Güney Kore Savunma Bakanı Lee Jong-sup (sağda), ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin (ortada) ve Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu Singapur'da bir araya geldi (DPA)

ABD, Japonya ve Güney Kore, bugün Singapur'da savunma bakanları toplantısının ardından yaptıkları açıklamada, Kuzey Kore'nin füzelerine karşı gerçek zamanlı bilgi paylaşımı sağlayacak sistemin yıl sonuna kadar kurulması konusunda anlaştıklarını açıkladı.

Açıklamada, ‘her ülkenin Kuzey Kore'nin füze fırlatmalarını tespit etme ve değerlendirme yeteneğini geliştirmek için gerçek zamanlı füze uyarı bilgi paylaşımı mekanizmasını yıl sonundan önce etkinleştirmeye yönelik üçlü çabaları kabul ettiği’ aktarıldı.

Bu karar, Kuzey Kore'nin Çarşamba günü başarısız bir uydu fırlatma girişiminin ardından geldi.

Güney Kore ordusu, uydunun düşme yerini tespit edebildiklerini ve enkazın bir kısmını kurtarabildiğini açıkladı.

Seul, Tokyo ve Washington, Pyongyang'ın balistik füze teknolojisi kullanarak herhangi bir test yapmasını yasaklayan bir dizi BM Güvenlik Konseyi kararını ihlal ettiğini söyleyerek fırlatmayı kınadı.

Pyongyang, 2019'da diplomatik çabaların başarısız olmasından bu yana askeri çalışmalarını hızlandırdı. Ayrıca kıtalararası balistik füze fırlatmak da dahil olmak üzere bir dizi yasaklanmış silah testi gerçekleştirdi.

Geçtiğimiz yıl Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ülkesinin ‘nükleer güç’ statüsünün ‘geri döndürülemez’ olduğunu açıkladı ve taktik nükleer silahlar da dahil olmak üzere silah üretiminde ‘önemli’ bir artış çağrısında bulundu.