Görevden alınan Çin Dışişleri Bakanı Qin Gang nerede?

Daha önce ABD Büyükelçiliği de yapan Qin aralıkta bakanlığa getirilmişti

2021-2022'de Çin'in ABD Büyükelçisi olarak görev yapan Qin Gang, 1992'den bu yana dışişleri bakanlığı bünyesinde çalışıyordu (Reuters)
2021-2022'de Çin'in ABD Büyükelçisi olarak görev yapan Qin Gang, 1992'den bu yana dışişleri bakanlığı bünyesinde çalışıyordu (Reuters)
TT

Görevden alınan Çin Dışişleri Bakanı Qin Gang nerede?

2021-2022'de Çin'in ABD Büyükelçisi olarak görev yapan Qin Gang, 1992'den bu yana dışişleri bakanlığı bünyesinde çalışıyordu (Reuters)
2021-2022'de Çin'in ABD Büyükelçisi olarak görev yapan Qin Gang, 1992'den bu yana dışişleri bakanlığı bünyesinde çalışıyordu (Reuters)

Haftalar boyunca kamuoyunun karşısına çıkmadıktan sonra bu hafta Çin yönetimi tarafından görevden alınan eski Dışişleri Bakanı Qin Gang'ın durumu belirsizliğini koruyor.

Aralıkta göreve getirilen Qin'in neden görevden alındığına ilişkin Pekin'den bir açıklama yapılmış değil ancak Çinli diplomatın isminin geçtiği tüm ifadeler Çin Dışişleri Bakanlığı'nın resmi internet sitesinden silinmiş durumda. 

Öyle ki henüz 5 hafta önce Pekin'i ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın Qin Gang'la yaptığı görüşmeyle ilgili yapılan duyuru bile sitede bulunamıyor.

Qin'in nerede olduğu, neden görevden alındığı ve Çin Komünist Partisi içindeki akıbetinin ne olacağı bilinmezliğini koruyor.

Ancak bu durum Çin için normal kabul edilebilir. 

Zira Çin'de ortadan kaybolan üst düzey yetkililer, aylar sonra gizli disiplin soruşturması altında olduklarının açıklanmasıyla ortaya çıkabiliyor.

Qin Gang'ın durumu ise önceki vakalara göre daha dikkat çekici. Zira tecrübeli diplomat uzun yıllardır Şi'nin güvenilir bir danışmanı olarak görülüyordu ve eski ABD Büyükelçisi olarak Çin dış politikasının dünyadaki en tanıdık yüzlerinden biriydi.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stimson Center'da Çin Programı'nın direktörlüğünü yapan Yun Sun, CNN'e yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Qin'in hızlı bir şekilde görevde alınması elbette Şi için iyi değil. İnsanlar en azından neyin yanlış gittiğini ve görevden almanın gerekli olup olmadığını sorgulayacaklar. Ancak bu karar aynı zamanda Qin'in görevden alınması için vahim bir neden olduğunu da gösteriyor.

Qin Gang'ın görevden alınması Çin diplomasisi için ne anlama geliyor?

Salı günü Ulusal Halk Kongresi'nin özel oturumunda görevden alınmasına karar verilen Qin Gang, "şahin" imajına sahip olmasına karşın ABD Büyükelçiliği yaptığı dönemde daha yumuşak görevler için de uygun bir isim olduğunu göstermişti.

Washington'daki görev süresi boyunca sık sık NBA ve beyzbol maçlarında görülen Qin, sporla arası çok iyi olan Amerikan kamuoyunun dikkatini çekmeyi başarmış ve iki süper gücün daha "incelikli" bir ilişki içinde olması çağrısı yapmıştı.

Qin'in aralıkta, parti içinde dış politika alanında daha kıdemli isimler olmasına karşın dışişleri bakanlığına atanması da Pekin'in diplomasi alanında artık daha ılımlı isimleri kullanmak istediği yönünde yorumlara neden olmuştu.

Buna karşın uzmanlar Qin'in görevden ayrılmasının Çin dış politikasında bir değişikliğe neden olmayacağı konusunda hemfikir.

Dışişleri koltuğunda oturan kişinin nihayetinde Şi Cinping'in siyasi ajandasını uygulamakla yükümlü olduğunu hatırlatan Asya Toplum Politikaları Enstitüsü'nde Neil Thomas konuyla ilgili BBC'ye şunları söyledi:

Şi, Qin Gang'ı dış politikayı belirlesin diye değil, diplomasi de Şi Cinping düşüncesini uygulasın diye seçti. Dış politika kararları Şi'ye ve yakın çevresine ait olmayı sürdürüyor. 

Ancak Qin'in görevden alınmasının Çin Komünist Partisi'nin imajı için iyi olmadığını düşünenler de var. 

Asya Merkezi isimli düşünce kuruluşundan araştırmacı Jean Pierre Cabestan, Qin Gang'ın Şi tarafından bir "yıldız" olarak görüldüğü için basamakları hızla çıktığını hatırlatıyor.

Cabestan, "Qin Gang'ın görevden alınması Çin Komünist Partisi'nin yurtdışındaki ve hatta yurtiçindeki imajı için iyi değil. Bu durum liderlik için belli seviyede istikrarsızlık, siyasi anlaşmazlıklar, amatör atama metotları ve Çin'in küresel güç olma hırslarıyla uyuşmayan şeffaflık eksikliği olduğunu gösteriyor" diye konuştu.

Qin Gang neden görevden alındı?

Son olarak 25 Haziran'da Sri Lanka, Rusya ve Vietnam'dan gelen yetkililerle Pekin'de görüşen ve ondan sonra bir daha görülmeyen Qin Gang'ın durumuyla ilgili nadir yapılan resmi açıklamalar Çinli diplomatın sağlık durumuna işaret ediyordu.

Ancak açıklamalardaki detay eksikliği ve Çin siyasetinde alışık olunan biçimde konunun gizlilik içinde yürütülmesi Qin Gang'ın akıbetiyle ilgili soru işaretlerini artırdı.

Qin'in haftalar boyunca ortaya çıkmaması, Çinli diplomatın siyaseten cezalandırıldığı şeklinde yorumlara neden olurken, sosyal medyada Qin'in bir kadın televizyon sunucusuyla yaşadığı ilişkinin görevden alınmasına neden olmuş olabileceğine yönelik dedikodular zaman içinde yayıldı.

Normalde sosyal medyada çok aktif olan bu sunucunun da neredeyse eş zamanlı olarak "ortadan kaybolması" söylentileri ateşleyen unsurlardan biri oldu.

Böyle bir ilişki Çin yasalarına aykırı değil ancak BBC'ye göre bu durum parti disiplinin ihlali olarak değerlendirilmiş ve Qin'in parti içindeki rakipleri tarafından kullanılmış olabilir.

Birleşik Krallık merkezli yayın kuruluşu ayrıca Qin'in hızlı yükselişinin, başka birilerinin hızlı gerilemesi anlamına gelmiş olabileceğini ve bunun da bir risk faktörü olduğuna dikkat çekiyor.

Sağlık sorunu, yasak aşk ya da parti içi rekabet. Pekin'den konuyla ilgili net bir açıklama gelmeden bu spekülasyonların hiçbirini teyit etmek ya da olası nedenler listesinden silmek mümkün değil. 

Ancak Çin siyasetini yakından takip edenler Qin'in isminin Çin Dışişleri Bakanlığı'nın sitesinden silinmesinin siyasi nedenlere işaret ettiğini düşünüyor ve gerçek nedeninin gelecek aylarda Qin hakkında bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin açıklanmasıyla ortaya çıkabileceğini savunuyor.

Washington merkezli Stimson Center'da çalışan Yun Sun, "Pekin, kendi hikayesine karar vermek için esnekliğini koruyor. Yakın bir zamanda neler olduğuna dair bir açıklama yapılmasını beklemiyorum. Pekin yönetimi konunun daha fazla ilgi çekmemesi için insanlar neredeyse unutana kadar bekleyecek" diye konuştu.

Independent Türkçe, Reuters, BBC, CNN, Politico, Guardian



Tahran'ın merkezinde protestolar yeniden başladı

Tahran'ın kuzeydoğusundaki Nizamabad’da gece protestoları (X)
Tahran'ın kuzeydoğusundaki Nizamabad’da gece protestoları (X)
TT

Tahran'ın merkezinde protestolar yeniden başladı

Tahran'ın kuzeydoğusundaki Nizamabad’da gece protestoları (X)
Tahran'ın kuzeydoğusundaki Nizamabad’da gece protestoları (X)

Tahran'daki çarşıda protestolar ikinci haftasına girerken yeniden başladı. Dün sabah dolaşıma giren videolarda, başkentin merkezinde Büyük Çarşı yakınlarında toplanan kalabalığın, protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullanıldığı ve yan yolların yoğun güvenlik önlemleri altında kapatıldığı görülüyordu.

Bu karar, başkent ve birkaç şehrin mahallelerinde gece boyunca devam eden protestoların ardından alındı. Protestolarda lastikler yakıldı, yollar kapatıldı ve yöneticileri kınayan sloganlar atıldı. Eğitim Bakanlığı, üniversitelerin dersleri uzaktan yapmasına izin verme kararı aldı. Aktivistler bu kararı güvenlik gerekçeleriyle ilişkilendirdi. Haberlere göre internette yaygın kesintiler yaşandı.

İnsan hakları örgütleri en az 16 kişinin öldüğünü ve yüzlerce kişinin gözaltına alındığını bildirirken, yetkililer 12 kişinin öldüğünü bildirdi ve protestoları “sınırlı” olarak nitelendirdi.

Diğer yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın bir dönüm noktasında olduğunu belirterek, “İran halkının kaderini kendi ellerine alacağı bir anın eşiğinde olduğumuz çok muhtemel” ifadelerini kullandı.


Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Londra Belediye Başkanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi için "korkunç, acımasız, iğrenç" demesinden sadece birkaç hafta sonra, Trump'ın kendisine karşı uzun süredir devam eden çıkışları nedeniyle onu "zorba" diye niteledi.

Sör Sadiq Khan ayrıca, Trump'ı Birleşik Krallık'a (BK) "kin" kusmakla suçladı. Trump, Müslüman siyasetçinin şehirde "çok fazla" göçmen bulunduğu için başarılı olduğunu iddia etmişti.

Başkan Trump'ın kendisine "takıntılı" olduğunu da iddia eden Sör Sadiq, "ister oyun alanında ister Beyaz Saray'da olsun, bir zorbayla başa çıkmanın en iyi yolunun ona karşı durmak olduğunu" 9 yaşındayken öğrendiğini söyledi:

Bir zorbanın karşısında sinecek olursanız daha fazla saygı kazanamazsınız.

Politico'ya verdiği röportajda, "Ve birisi şehrime, vatandaşlarımıza, değerlerimize, yaşam tarzımıza saldırdığında, birisi bir inancın mensupları hakkında belirli genellemeler yaptığında, bence onlara karşı durmak zorunludur" dedi.

Ayrıca Zohran Mamdani, New York belediye başkanı seçildiğinde Trump'ın odağını ona çevireceğini düşündüğünü de şaka yollu söyledi.

Seçim öncesinde Trump onu "komünist" diye nitelendirirken, Mamdani de başkanın faşist olduğunu öne sürmüştü.

Ancak Oval Ofis'teki olağanüstü bir görüşmede, iki politikacı hakaretleri gülerek geçiştirmiş ve bir tür yakınlık geliştirmiş gibi görünmüştü.

axscdfvgt
Sör Sadiq, Trump'ın odağını New York'un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani'ye çevireceğini düşündüğünü şaka yollu söyledi (AP)

Sör Sadiq şaka yollu şöyle dedi:

Başkan Trump'ın bana karşı duyduğu düşmanlığı, nefreti ve kini göz önünde bulundurduğunuzda, Zohran seçildiğinde Başkan Trump'ın benim yerine onu hedef alacağını varsaymıştım.

Ancak Khan, ilk görüşmelerinin gerçek bir fikir birliğinden ziyade bir tür "taktik diplomasi" olduğunu öne sürdü.

Trump'ın BK'deki göç politikasına yönelik eleştirilerine gelince, yorumlarını "sadece bana değil, aynı zamanda göçmen politikası ve seçimlerin nasıl yapıldığı ve kazanıldığı konusunda ülke hakkında genellemeler içeren bir nefret" diye nitelendirdi.

Gerçekten de takıntılı olduğunu düşünüyorum. Ve korkunç şeyler söylediği birçok dönem oldu ve ben de cevap vermedim çünkü dedikoduya ve bu zavallı isim takma işine karışacak kadar vaktim yok.

Geçen ay Trump, Sör Sadiq'le uzun süredir devam eden çekişmesini yeniden alevlendirmiş ve şehrin, ebeveynleri Pakistan'dan gelen ilk Müslüman belediye başkanı hakkında şunları söylemişti:

Çok sayıda insan [BK'ye] geldiği için seçiliyor. Şimdi ona oy veriyorlar.

Ayrıca onu "korkunç, acımasız, iğrenç bir belediye başkanı" diye nitelemiş ve "berbat bir iş" yaptığını söylemişti.

Mayısta Galler, İskoçya ve İngiliz belediye meclislerinde yapılacak seçimlerde İşçi Partisi'nin ağır kayıplar yaşayacağı öngörülürken, Sör Sadiq, partisinin Londra'daki başarısından ders çıkarabileceğini belirterek, "Önderlik etmekten ve onların beni takip etmesinden oldukça memnunum" dedi.

Ancak Keir Starmer'ın geleceğiyle ilgili spekülasyonlar artarken, İşçi Partisi lideri olmak istemediğini ısrarla vurguladı. "Hayır, hayır, hayır, hayır. Hiçbir niyetim, planım yok, İşçi Partisi lideri veya başbakan olmak da istemem" dedi.

Independent Türkçe


ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
TT

ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)

Ahmed Abdulhekim

ABD’nin Venezuela'da askeri operasyon başlatmasıyla birlikte, Başkan Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini tutuklayarak Venezuela'dan sınır dışı ettiğini’ duyurdu. ABD basınında yer alan haberlerde koşulları hala belirsiz olan tutuklamayı gerçekleştiren ve ABD özel askeri grubu Delta Gücü’nün (Delta Force) adı bir kez daha ortaya çıktı.

Karakas, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez aracılığıyla, hükümetin Devlet Başkanı Maduro ve eşi Cilia Flores'in nerede olduklarını bilmediğini doğruladı. Rodríguez, devlet televizyonunda yayınlanan bir ses kaydında “Başkan Maduro ve First Lady Cilia Flores'in hayatta olduklarına dair acil kanıt talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Peki, 1977 yılında kurulan, ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan ve özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmış, terörle mücadele ve rehine kurtarma operasyonlarına uzun yıllardır katılan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz? Bu birim, son on yıllarda çok ses getiren cinayetlerde ve tutuklamalarda rol aldı.

Delta Gücü ve tehlikeli görevler

1977 yılının kasım ayında, dünya genelinde artan terör tehdidine yanıt olarak ABD ordusu bünyesinde Delta Gücü kuruldu. Çünkü dönemin ABD’li liderleri, orduda ‘küçük ve uyarlanabilir’ bir hassas saldırı gücü ihtiyacı olduğunu düşündüler. Bu birim, hava indirme ve çatışma operasyonlarına dayanan doğrudan eylem ve terörle mücadele görevleri için çok çeşitli özel becerilere sahipti ve üyeleri son derece yetkin kişilerdi.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli raporlardan aktardığına göre kod adı “The Unit” olan Delta Gücü’nün kurulması fikri 1970'lerde sona eren Vietnam Savaşı'ndaki deneyimin ardından, ABD'nin terörle mücadele birimini geliştirmek için askeri değişim programı kapsamında İngiliz Özel Hava Servisi (SAS) ile çalıştıktan sonra, bu birimin deneyimlerinden yararlanmak isteyen ABD ordusu Özel Kuvvetleri subayı Charlie Beckwith'in talebiyle ortaya çıktı.

csdfrgthy
Delta Gücü üyesi Amerikan askerleri (ABD ordusu)

ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) resmi internet sitesine göre, Delta Gücü ‘gizlilik örtüsü’ altında faaliyet gösteriyor. Örgütsel olarak ABD ordusu Özel Harekat Komutanlığı'na (USAOC) bağlı olan Delta Gücü, Ortak Özel Harekat Komutanlığı (JSOC) tarafından kontrol ediliyor. Ana görevi, ‘terörist hücreleri’ çökertmek, stratejik keşif yapmak ve savaş operasyonlarına hazırlanmak, ayrıca Merkezi İstihbarat Teşkilatı ile rehine kurtarma operasyonlarına ve gizli görevlere katılmak olarak tanımlanıyor ve karargahı Kuzey Carolina'daki Fort Bragg'da bulunuyor.

ABD’nin seçkin askerleri, Delta Gücü’ne kayıt olduklarında, koruma prosedürleri, casusluk teknikleri, nişancılık, patlayıcı üretim, rehine kurtarma simülasyonları ve binalarda ve kaçırılan uçaklarda teröristlerle çatışma konularında özel eğitim alırlar. Ayrıca Delta Gücü üyelerine alçak irtifa paraşütle atlama ve dalış ekipmanlarıyla derin deniz dalışı gibi serbest senaryolar konusunda da eğitim verilir.

Pentagon, Delta Gücü’nün yapısının ABD Özel Harekat Birimi, Ortak Özel Harekat Birimi ve ABD Kara Kuvvetleri Özel Harekat Birimi olmak üzere üç ana birimden oluştuğunu açıklarken, ABD merkezli raporlara göre ABD Ordusu'ndaki bu birimin üyelerinin çoğu, 75. Ranger Alayı, SEALs ve Deniz Piyadeleri başta olmak üzere diğer Amerikan özel kuvvetler gruplarından geliyor. Çünkü bu güce katılım şartları, başvuru sahiplerinin erkek olması gerektiğini şart koşuyor. Üyeleri özel bir komite tarafından kabul edildikten sonra, tehlikeli senaryolarla başa çıkma becerisini geliştirmeye odaklanan altı aylık fiziksel, savaş ve lojistik eğitimden geçiyorlar. Üyeler ayrıca bir yabancı dil bilmek zorundalar.

xcdfvgh
ABD’nin Venezuela'ya düzenlediği hava saldırılarından sonra geride kalan yıkımdan bir kare (AFP)

Delta Gücü ve Navy SEALs, son birkaç on yılda, ABD ordusu içinde en önde gelen iki özel kuvvet birimi haline gelirken üyelerinin ileri düzeydeki yetkinlikleri ve görev yürütme kabiliyetleri nedeniyle en karmaşık ve tehlikeli askeri görevlerin emanet edildiği iki birim oldu. Sean Naylor'un Delta Gücü hakkındaki kitabına göre birim yaklaşık bin askerden oluşuyor.

Delta Gücü’nün başlıca operasyonları

Delta Gücü, 1977 yılındaki kuruluşundan bu yana, dünyanın dört bir yanında bazı gizli ve özel operasyonlar gerçekleştirdi. Bunların başında, 1989 yılında Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanması, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i tutuklamak için yürütülen Kızıl Şafak Operasyonu ve ondan önce, 2003 yılında Saddam Hüseyin’in oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesi geliyor. Ayrıca 2019 yılında DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'nin ortadan kaldırılması da bu operasyonlar arasında yer alıyor. Ancak Delta Gücü’nün tarihinde birkaç başarısız operasyon da bulunuyor. Bunların başında, 1980 yılında ABD’nin Tahran'daki Büyükelçiliğinden rehinelerin kurtarılması operasyonu geliyor. Jimmy Carter'ın başkanlığı döneminde gerçekleştirilen ve kod adı ‘Eagle Claw’ (Kartal Pençesi) olan bu operasyon başarısızlıkla sonuçlandı.

Delta Gücü’nün kuruluşundan bu yana tarihine bakıldığında, İran'daki rehineleri kurtarmadaki başarısızlığının ardından bazı başarılı operasyonlar gerçekleştirdiği görülüyor. Bunlardan biri ABD’nin 1983 yılında Grenada'ya gerçekleştirdiği askeri işgaliydi. Delta Gücü ayrıca, 1989 yılında ABD'nin Panama'yı işgalinde ve Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanmasında rol aldı. 1993 yılında ise Kolombiya güçlerine Kolombiyalı uyuşturucu baronu Pablo Escobar'ın tutuklanmasına yardım etti.

dfvgt
ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan Delta Gücü, özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmıştır (ABD ordusu)

Delta Gücü, Ortadoğu'da da bazı askeri operasyonlara katıldı veya gerçekleştirdi. Bunların başında, 1982 yılında Güney Sudan'da, Güney Sudan Kurtuluş Cephesi'nin (SPLA) silahlı unsurları tarafından alıkoyulan ve aralarında Amerikalıların da olduğu beş rehinenin kurtarılmasıydı.

Delta Gücü, 1991 yılında Irak ordusunu Kuveyt'ten çıkarmak için ‘Çöl Fırtınası’ operasyonuna katıldı ve bu operasyonda başarılı oldu.

Ancak Somali'deki bir sonraki operasyonu başarısızlıkla sonuçlandı. Bu, 1993 yılında ABD ordusunun Somali Ulusal Ordusu'nun lideri General Muhammed Ferah Aidid'i tutuklamaya çalıştığı, ancak başarısız olduğu ünlü operasyondu.

ABD merkezli Military.com internet sitesine göre bu operasyon sırasında Delta Gücü’nün çabaları, 18 üyesinin öldürülmesi ve 73 üyesinin yaralanmasıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. Somali'deki silahlı gruplar, Delta Gücü’nün en önemli başarısızlığı olarak kabul edilen bir üyesini ele geçirmeyi de başardı.

ABD’nin, 11 Eylül 2001 olaylarının ardından, aynı yıl Afganistan'ı ve 2003 yılında Irak'ı işgal ederek terörle mücadeleyi başlatmasının ardından Delta Gücü, ABD ordusunun bir parçası olarak bu savaşa katıldı.

En dikkat çekici operasyonu, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i, oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesinden birkaç hafta sonra yakaladığı ‘Kızıl Şafak’ operasyonuydu.

Delta Gücü, 2005 eylülünde 311 gün süren esaretin ardından Irak'ta tutulan ABD’li müteahhit Roy Helmets'i kurtarmayı başardı.

Delta Gücü, 2011 yılında birçok Arap ülkesinde yaşanan Arap Baharı olaylarının ardından 2012 yılında Libya’nın Bingazi şehrindeki saldırısı sırasında ABD Büyükelçiliği’nin tahliyesine müdahale etti ve bu saldırı, dönemin ABD Libya Büyükelçisi Christopher Stevens'ın ölümüne yol açtı.

Ardından, 2013 ekiminde ABD’li yetkililer, Libya'daki El Kaide liderlerinden biri olarak gördüğü Ebu Enes el-Libi'yi tutuklamayı başardı.

2016 yılında Meksikalı uyuşturucu baronu El Chapo'nun tutuklanmasına katkıda bulunan Delta Gücü, 2019 yılında Suriye'de DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'yi öldüren ABD güçleri arasında yer alırken 2020 yılında Irak'ta İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürdü.

ABD merkezli bazı raporlarda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş sırasında, Washington'ın Delta Gücü’nü İsrail'e göndererek Hamas'ın 7 Ekim 2023’te kaçırdığı ‘rehineleri’, özellikle de ABD vatandaşlarını kurtarmaya yardım ettiği belirtildi.