Suudi Arabistan’dan Burkina Faso’ya iş birliği mesajı

Suudi Arabistan Kralı, Burkina Faso’nun Geçici Devlet Başkanı’na bir mesaj gönderdi

 Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz. (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz. (SPA)
TT

Suudi Arabistan’dan Burkina Faso’ya iş birliği mesajı

 Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz. (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz. (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Burkina Faso’nun Geçici Devlet Başkanı İbrahim Traore’ye iki ülke arasındaki ilişkiler ve ortak iş birliğini güçlendirmenin yolları hakkında bir mesaj gönderdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre mesaj, Burkina Faso’nun Geçici Devlet Başkanı’nın başkent Ouagadougou’daki Başkanlık Sarayı’nda Suudi Kraliyet Mahkemesi Danışmanı Ahmed Kattan’ı kabulü sırasında iletildi.

Resepsiyon sırasında Kattan, Kral Selman’ın ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın Burkina Faso halkına selamlarını ve daha fazla ilerleme dileklerini iletti. Burkina Faso’nun Geçici Devlet Başkanı ise, Kral Selman’a, Veliaht Prens’e ve Suud halkına selamlarını ve iyi niyet dileklerini iletti.

Görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkileri gözden geçirmenin yanı sıra, bir dizi karşılıklı konu hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Görüşmede Traore ülkesinin, Suudi Arabistan’ın Riyad’daki Expo 2030 sergisine ev sahipliği yapma talebine tam desteğini teyit etti. Ayrıca bu yıl Suudi Arabistan’da ilk Suudi Arabistan-Afrika zirvesi ve beşinci Arap-Afrika zirvesi olmak üzere iki zirvenin düzenlenmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Burkina Faso Dışişleri Bakanı bir basın toplantısında, Riyad’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapmasına olan desteğini doğruladı. Ayrıca Burkina Faso’nun Geçici Devlet Başkanı’nın ilk Suudi Arabistan-Afrika zirvesi ve beşinci Arap-Afrika zirvesinin düzenlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kattan, iki ülke arasındaki yakın ilişkileri teyit eden bu destek için krallık hükümetine teşekkür ve takdirlerini dile getirdi.

İbrahim Traore, 1988 yılında doğdu. Müslüman Öğrenciler Derneği'nin bir parçası olduğu Ouagadougou Üniversitesi'nde okudu.

2010'da Burkina Faso ordusuna katıldı ve 2020'de yüzbaşılığa terfi edildi. 2019'da kurulan bir terörle mücadele birimi olan "Kobra" özel kuvvetlerine katıldı.

İbrahim Traore, Ocak 2022 Burkina Faso Darbesini destekleyen ve Koruma ve Restorasyon için Yurtsever Hareketi askeri cuntasını iktidara getiren ordu subayları grubunun bir parçasıydı. Burkina Faso'nun kuzeyindeki bir kasaba olan Kaya'da "Kobralar"ın bir parçası olarak hem de bir topçu birliği olarak bir askeri birliğin başı olarak görev yaptı.

Burkina Faso'daki El Kaide ve DEAŞ bağlantılı terör saldırılarına karşı militanlara karşı cephede savaşan birçok genç subaydan biriydi. Ocak darbesinin birçok destekçisi, cuntanın lideri Paul-Henri Sandaogo Damiba'nın terörü bastırma performansından memnun kalmadı.

Traore daha sonra kendisinin ve diğer subayların Damiba'yı terörle mücadeleye "yeniden odaklanması" için ikna etmeye çalıştılar. İktidara geldikten sonra geçici bir süre boş kalan başbakanlık makamına Apollinaire Joachim Kyélem de Tambèla'yı atadı.

Burkina Faso, 2022 yılında iki darbeye tanıklık etti. Kasım 2020 tarihinde ülke seçmeninin yarısının sandığa gitmesiyle gerçekleştirilen seçimlerde ikinci defa Cumhurbaşkanı ilan edilen Roch Marc Christian Kabore, 2022’nin 24 Ocak’ına gelindiğine askeri cunta tarafından görevden el çektirildi. Darbenin ardından Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nun (ECOWAS) üyesi olan Burkina Faso’nun üyeliğinin askıya alındığı açıklandı.

30 Eylül 2022 tarihinde mevcut askeri cuntayı, “islamcı terörle başa çıkamadığını” öne sürerek deviren cuntanın başındaki isim olan İbrahim Traore, ECOWAS ile anlaşılan, anayasal düzenin yeniden tesis edilmesini ve 2024 yılında ülkede seçimlerin gerçekleştirilmesini öngören takvime bağlı kalacağını ilan etti.



Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
TT

Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)

ABD ve Çin arasındaki Panama Kanalı tartışması, Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketiyle ilgili verilen kararın ardından tekrar alevleniyor. 

Panama Yüksek Mahkemesi'nin sitesinde dün gece açıklanan kararda, CK Hutchison'ın liman sözleşmesinin "Anayasa'ya aykırı olduğu" hükme bağlandı.  

Çinli iş insanı Li Ka-shing'in sahibi olduğu şirket, kanalın her iki yakasında da tesise sahip. Balboa ve Cristobal adlı limanları işleten firma, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'in Panama Kanalı'nın kontrolünü ele geçirdiğini iddia etmesiyle başlayan diplomatik krizin ortasında kalmıştı. 

Buna çözüm olarak firma Panama Kanalı'nın iki yakasındaki stratejik limanlara ait hisselerini, Amerikan varlık yönetim şirketi BlackRock liderliğindeki konsorsiyuma 22,8 milyar dolar karşılığında satmayı 4 Mart'ta kabul etmişti.

Ancak Pekin, sert tepki gösterdiği satış işlemleri hakkında inceleme başlatmıştı. Ayrıca CK Hutchison Holdings'in limanlarla ilgili Panama yönetimine 300 milyon dolara yakın borcu olduğu da bildirilmişti.

New York Times (NYT) ve Wall Street Journal (WSJ), henüz tamamlanmayan anlaşmanın mahkeme kararından nasıl etkileneceğinin belirsiz olduğunu yazıyor. 

WSJ'nin analizinde, firmanın limanlardaki faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabileceğine dikkat çekiliyor. Şirketin, Yüksek Mahkeme kararına itiraz hakkı yok ancak kararla ilgili çeşitli açıklamalar isteyerek lisans iptal sürecini uzatabilir. 

Panama yönetiminin, lisans iptalinin ardından yeni ihale süreci başlatılana kadar limanları yönetmesi için bir şirketi görevlendirebileceği belirtiliyor.

Panama Yüksek Mahkemesi'nin kararında "siyasi baskının önemli rol oynadığı" savunuluyor. Kararın "Başkan Trump için Batı Yarımküre'deki güvenlik hedeflerinde bir zafer kazandırdığı, Çin'in ise bölgedeki etkisini zayıflattığı" ifade ediliyor. 

ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela'ya düzenlediği baskında lider Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasıyla Çin'in halihazırda Latin Amerika'daki önemli bir müttefikini yitirdiği hatırlatılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
TT

İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a kara harekatı seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, İran'a saldırı seçenekleri arasında Amerikan komandolarının ülkeye gönderilmesinin yer aldığını söylüyor. 

Bu plana göre özel harekatçılar, ABD'nin haziranda düzenlediği saldırıda hasar görmeyen nükleer tesislere saldırı düzenleyecek. 

NYT, Amerikan komandolarının İran ve benzeri hedef ülkelere girerek nükleer tesisleri veya diğer stratejik değere sahip hedefleri vurmak için uzun süredir özel eğitim aldığını yazıyor. 

Analizde "en riskli seçenek" diye nitelenen alternatifle ilgili Beyaz Saray'ın net bir karara varmadığı aktarılıyor. 

Trump, önceden İran'a kara saldırısı hakkında çekincelerini dile getirmiş, 1979 İslam Devrimi'nin ardından patlak veren rehine krizini hatırlatmıştı. 

ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'ni basan İranlılar, 52 Amerika vatandaşını 444 gün boyunca rehin tutmuştu. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, 1980'de Kartal Pençesi Operasyonu'nu başlatarak Delta Force birliklerini İran'a göndermiş, başarısız harekatta bir İranlı sivil ve 8 Amerikan askeri ölmüştü.

Trump, 11 Ocak'ta NYT'de yayımlanan söyleşisinde, Venezuela'ya düzenledikleri kara operasyonunun Carter'ın harekatı gibi başarısızlığa uğramadığını vurgulayarak övünmüştü. 

Amerikan gazetesinin analizine göre Pentagon'un Trump'a sunduğu seçenekler arasında, ülkedeki askeri ve güvenlik tesislerine saldırı düzenleyerek dini lider Ali Hamaney'in devrileceği koşulları oluşturmak da yer alıyor. 

İsrail ise hazirandaki saldırıların ardından İran'ın balistik füze programını büyük ölçüde yeniden inşa ettiğini savunuyor. Tel Aviv yönetimi, ABD'nin İran'a saldırması halinde Tahran'dan kuvvetli bir misilleme geleceğini düşünüyor. 

Bu nedenle İsrail'in, ABD'yle ortak operasyon düzenleyerek İran'ın balistik füze tesislerini vurmak istediği aktarılıyor.

Wall Street Journal'ın 28 Ocak'taki analizinde, Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtilmişti.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal


Ukrayna ordusunda insan gücü eriyor: “2 milyon kişi asker kaçağı”

ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
TT

Ukrayna ordusunda insan gücü eriyor: “2 milyon kişi asker kaçağı”

ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)

Ukrayna ordusu, Rusya’ya karşı savaşacak asker bulmakta zorlanıyor. 

Wall Street Journal’ın analizinde, Ukrayna açısından bu yıl savaşın gidişatını belirleyecek en önemli unsurlar arasında insan gücünün yer aldığı belirtiliyor. 

Genç askerleri hızlı şekilde yetiştirip cepheye göndermek için tasarlanan "Sözleşme 18-24" programının, deneyimsiz kişileri tehlikeli savaş bölgelerine göndererek önemli kayıplara yol açtığına dikkat çekiliyor. 

18 yaşına girdiği gibi yoğun çatışmaların yaşandığı Pokrovsk cephesine gönderilen Kirilo Horbenko’nun ekimde ölmesi de buna örnek gösteriliyor. Genç asker sadece 6 ay görev yapabilmiş.

Program, genç askerlere yüksek maaş ve üniversite kontenjanı dahil çeşitli avantajlar sunarken, karşılığında 6 aylık askeri eğitim veriyor.

18 yaşındaki Vıyaçeslav Malets de ailesinin isteğine karşı gelerek geçen yıl Almanya'dan memleketi Ukrayna'ya dönüp savaşa girdi. Programa katılan ilk asker olan Malets, cephedeki hizmetlerinden dolayı Devlet Başkanı Volodimir Zelenski tarafından eylülde madalyayla ödüllendirildi.

Ancak genç savaşçı, bir ay sonra Pokrovsk cephesinde mayına basarak yaşamını yitirdi. 

Bu gelişmelerin ardından program, 18-24 yaşındaki gençleri cepheden uzaktaki drone operasyonu görevlerine yönlendirmeye başladı.

14 Ocak’ta göreve başlayan Savunma Bakanı Mihaylo Federov, bu pozisyondaki ilk açıklamasında insan gücü sıkıntısına dikkat çekmiş, 2 milyon Ukraynalının askerlikten kaçtığını söylemişti.

Ayrıca 200 binden fazla askerin firar ettiğini, bunun Ukrayna ordusunun beşte birine tekabül ettiğini vurgulamıştı. 

Ukrayna'nın cephe hatlarını düzenli olarak ziyaret eden ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nden Rob Lee, şunları söylüyor: 

İnsan gücü, 2026’da Ukrayna'nın savaş alanında nasıl bir performans göstereceğini belirleyecek en önemli unsur. Bu, aynı zamanda Rusya'nın ne kadar ilerleyebileceğini de belirleyecek.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times