Ünlü sanatçılar, sosyal medyadaki paylaşımlarıyla Filistin'e desteğini sürdürüyor

Sanat dünyasının ünlü isimleri, İsrail'in abluka altındaki Gazze'ye yönelik yoğun saldırılarına tepki göstermeye devam ediyor

(AA)
(AA)
TT

Ünlü sanatçılar, sosyal medyadaki paylaşımlarıyla Filistin'e desteğini sürdürüyor

(AA)
(AA)

Türkiye'den ve dünyadan pek çok sanatçı, Gazze Şeridi'ndeki sivil vatandaşların evlerini hedef alarak, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce sivil Filistinlinin ölümüne neden olan saldırılara ilişkin sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yaptı.

İsrail saldırılarının ilk günlerinden itibaren İsrailin saldırılarına tepki gösteren ABD'li oyuncu John Cusack son paylaşımında, "Bu tarif edilemez, felç edici dehşetin ortasında bu kadar alışılmadık bir şekilde açıkta, bu kadar maskesiz... Nihai umut, milyonlarca Yahudi, Hıristiyan, Müslüman, Budist ve ateistin bir araya gelerek bunu reddetmesidir. Dünya isyan ediyor. Milyonlarca kişi, bir halkın güvenliğinin bedelini diğerinin yok olmasına mal edecek siyasi liderlerin kendilerine sunduğu ahlak dışı seçimi kabul etmeyi reddediyor." ifadelerini kullandı.

ABD'li oyuncu ve yönetmen Mark Ruffalo da İsrail Başbakanı Netanyahu'nun geçen pazar yaptığı açıklamaya işaret ederek, "Hayır. Üzgünüm. Bunlar (Filistinliler) 'ikincil hasar' değil, orada doğmuş ve orada yaşayan insanlar ve bu insanların çoğu orada sıkışıp kaldı. Biraz merhametli olun. Onlar Filistinli, bina, yol ya da eşya değil. Onlar insan ve hayatlarını mahvettiğiniz rehineler de öyle. Bu insanlar ikincil hasar da değil." paylaşımını yaptı.

"Baskı ve soykırım tarihi, çoğu insanın yüzleşmekten rahatsız olduğu bir tarihtir"

Şarkıcı Yusuf İslam da paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

İnsanların başkalarını insan olarak görmemesi beni şaşırtıyor! Baskı ve soykırım tarihi, Çoğu insanın yüzleşmekten rahatsız olduğu bir tarihtir. Ancak gerçek şu ki, modern tarihin en korkunç acılarının birçoğu Avrupa'nın gelişimi ve sömürgecilik maceralarıyla bağlantılı. İnsanlar, aileler ve çocukların yerlerinden sökülüp köle haline getirilmeleri ya da çoğu zaman atalarının vatanlarında zulüm görüp öldürülmeleri, Batı'nın yükselişiyle doğrudan bağlantılı görünüyor. Bugün de (Batı) aynı dünyada yaşayan diğer insanlara adil ve eşit bir şekilde uygulanmayan insan hakları listesine bağlılığıyla övünmekte.

ABD'li şarkıcı Della Miles, Lauren Jauregui, Maher Zain, Sami Yusuf ve Filistin asıllı ABD'li model Bella Hadid Instagram hesabından İsrail'in gerçekleştirdiği saldırıları kınayarak, Filistin yanlısı paylaşımlarda bulundu.

Oyuncu Nadir Nahdi, Filistin ruhunun öldürülemeyeceğine dikkati çekerek, "Filistin'in ruh olduğunu anlamadan önce daha kaç kişi öldüreceksiniz? Bu ruh ülkeleri, kıtaları, dinleri aşar. Aklınıza gelebilecek her şeyi aşar. Biz her yerdeyiz." ifadelerini kullandı.

ABD'li komedyen ve aktör Ramy Youssef, Unicef'in Gazze'deki çocukların korunmasına yönelik açıklamalarını Instagram hesabına taşıdı.

"Kırılmaz ve yeni bir umut..."

Tunuslu şarkıcı Emel Mathlouthi de Gazze'de yaşananlara karşı "Umut" başlığıyla hazırladığı şarkıyı, "Devam eden dehşete, Gazze'nin yaşadığı ıstıraba, gözlerimizin önünde ortaya çıkan tarifsiz acıya ve akıl almaz trajediye rağmen, Molotof Music ile bir umut mesajı paylaşmak istedik. Kırılmaz ve yeni bir umut..." sözleriyle paylaştı.

ABD'li rapçi Redveil, konserinde İsrail'in Gazze'de katlettiği Filistinli şehitlerin isimlerini sahnedeki dev ekrana yansıtarak, Gazze'de ateşkes çağrısında bulundu.

İngiliz aktör Khalid Abdalla, Netflix galasında avucuna "Şimdi Ateşkes" yazdığı fotoğrafla birlikte, "Çünkü bütün hayatlar kutsaldır. Çünkü insan kalbinin gücüne inanıyorum. Çünkü açık ve net olmamız ve daha iyi bir dünya için elimizden geleni yapmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Piyanist Büşra Kayıkçı, Instagram'dan şu paylaşımı yaptı:

Gazzeli bir kardeşimizden, hayatımıza nasıl devam etmemiz gerektiğine dair Omar Suleiman'ın vaazıyla alakalı mesaj; 'Sizin hakkınızdan bize düşen, mutluluğunuzdan sevinç duymaktır. Bize düşen, sizin mutluluğunuzdan sevinç duymaktır. Size düşen de eğlenirken bile bizi unutmamak, sevinçli anınızda bile bizim için dua etmektir.

Şarkıcı Haluk Levent ise savaşların karşılaştırılmasının yapılamayacağını belirterek, "İki yıldır Rusya Ukrayna savaşı var. Ölen sivil sayısından 10 kat fazla sivil öldürüldü Gazze'de 1 ayda. Bu bir savaş değil. Bu bir soykırım." ve "Dünyanın en modern ülkelerine mesaj! Gazze'deki çocukların ölmesini önlemek için Müslüman olmanıza gerek yok. Sadece insan olmak yeterli." ifadeleriyle üzüntüsünü dile getirdi.

Yönetmen Semih Kaplanoğlu, yazar Leyla İpekçi de sosyal medyada Filistin'e destek veren paylaşımlarda bulundu.



Kongre binası baskınına katılan hüküm giymiş bir kişinin Pentagon’da terörle mücadele alanında hassas bir göreve atanması endişe yaratıyor

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) (Reuters)
TT

Kongre binası baskınına katılan hüküm giymiş bir kişinin Pentagon’da terörle mücadele alanında hassas bir göreve atanması endişe yaratıyor

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 6 Ocak 2021’de Kongre baskınına katılmaktan hüküm giymiş bir kişiyi, terörle mücadeleyle ilgili hassas bir ulusal güvenlik görevine atadı. İngiliz gazetesi The Guardian’a göre bakanlık, bazı çalışanların söz konusu kişinin geçmişine ilişkin dile getirdiği kaygıları göz ardı etti.

Gazete, Elias Irizarry’nin son derece gizli askeri operasyonların yönetiminden sorumlu Özel Operasyonlar Ofisi’nde görevlendirilmesinin, bakanlık yetkilileri arasında ciddi endişe ve tedirginliğe yol açtığını aktardı.

The Guardian, haberi ilk olarak The Washington Post’un duyurduğunu belirtti. Gazetenin yayımladığı fotoğrafta Irizarry’nin, Kongre baskınının gerçekleştiği gün elinde metal bir çubuğa benzeyen bir nesne taşıdığı, Donald Trump’ın seçim sloganı olan ‘Amerika’yı Yeniden Büyük Yap’ yazılı şapka taktığı ve bir duvarın üzerinden etrafı izlediği görülüyor.

grthyju
Elias Irizarry (FBI)

Irizarry, saldırının gerçekleştiği sırada 19 yaşındaydı. Kongre baskını, Donald Trump destekçilerinin, 2020 başkanlık seçimlerinin sonuçlarının onaylanmasını engellemek amacıyla Kongre binasına doğru düzenlediği yürüyüşün ardından patlak vermişti. Seçimleri Joe Biden kazanmış olmasına rağmen Trump, başkanlığın kendisinden ‘çalındığını’ öne sürmüştü.

Mahkemede davranışlarından dolayı pişmanlık duyduğunu belirterek özür dileyen Irizarry, buna rağmen davasına bakan yargıç tarafından sert şekilde eleştirildi. Yargıç, Irizarry’nin olaylar sırasında şiddeti durdurabilecek bir konumda olmasına rağmen bunu yapmamasını eleştiri konusu yaptı.

Irizarry daha sonra, olayların yaşandığı dönemde öğrencisi olduğu Güney Carolina’daki bir askeri akademiden mezun oldu.

Mahkeme belgelerine göre Irizarry, güvenlik kısıtlaması bulunan bir binaya izinsiz girme ve içeride kalma suçlamalarını kabul etti. Hakkında 14 gün hapis cezası verildi.

2023 yılında yapılan karar duruşmasında pişmanlığını dile getiren Irizarry, “Bu utancın bir parçası olarak anılacak olmaktan dolayı mahcubiyet duyuyorum. 6 Ocak, gerçekten dehşet verici bir gündü. Bu olay, demokrasimizin İç Savaş’tan (1861-1865) bu yana karşılaştığı en büyük saldırıydı” dedi.

Kararı veren Yargıç Tanya Chutkan ise Irizarry’nin Kongre baskınına karışmadan önceki sicilinin ‘büyük ölçüde takdire değer’ olduğunu söyledi.

Chutkan ayrıca, olaylar nedeniyle ilişiği kesilen askeri akademiye yeniden başvurabilmesi için Irizarry’ye tavsiye mektubu yazmayı teklif etti.

Irizarry, daha sonra Güney Carolina Eyalet Meclisi’nde bir koltuk kazanmak için seçim yarışına katıldı ancak 2024 yılında yapılan Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde başarısız oldu.

Şarku’l Avsat’ın The Washington Post’tan aktardığına göre Irizarry’nin söz konusu göreve atanmasına kimin karar verdiği henüz netlik kazanmış değil.

Buna karşın, Pentagon yetkililerinin, Amerikan demokrasisine yönelik doğrudan ve kapsamlı bir saldırıya katılmış bir kişinin böylesine hassas bir göreve atanma ihtimalinden ciddi rahatsızlık duyduğu belirtiliyor.

Kongre baskını sırasında veya hemen sonrasında beş kişi hayatını kaybetmiş, saldırıyı engellemeye çalışan polis memurlarından dördü ise takip eden aylarda intihar etmişti.

The Washington Post’un haberine göre Irizarry, yaklaşık 40 kişiden oluşan ve terörle mücadele ile düzensiz savaş konularında uzmanlaşan bir ekipte görev yapacak.

Söz konusu ekibin görev alanları arasında büyükelçiliklerin güvenliğinin sağlanması, personel kurtarma operasyonları ve rehine kurtarma faaliyetleri de bulunuyor.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, gazeteye yaptığı değerlendirmede, “Kurtarma veya tahliye operasyonlarında bu tür görevler, özel kuvvetler personelimizi karşılaşabilecekleri en karmaşık ve tehlikeli ortamlara göndermeyi gerektirebilir” dedi.

Aynı kaynak, “Bakanlıkta henüz sınırlı deneyime sahip ve kariyerinin başındaki bir kişinin, ayrıca tartışmalı bir geçmişe sahip olmasına rağmen bu kadar hassas bir dosyada görevlendirilmesi, üst düzey yöneticiler açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor” ifadelerini kullandı.

Pentagon Basın Sekreter Vekili Joel Valdez ise e-posta yoluyla gönderdiği açıklamada atamayı doğrulayarak savundu. Valdez aynı zamanda haberi ilk duyuran The Washington Post gazetecilerini de sert sözlerle eleştirdi.

Valdez, “Elias Irizarry genç, nitelikli ve vatansever bir profesyoneldir. Savunma Bakanlığı’ndaki siyasi atamalar arasında yer almasından gurur duyuyoruz” dedi. Açıklamasında The Washington Post’u da hedef alan Valdez, “Irizarry’nin aksine Washington Post’un ulusal güvenliğe önem verdiğine dair bir işaret yok. Gazetenin sicili, her gün gizli bilgileri yayımlayan veya bunların sızdırılmasını teşvik eden düşük standartlı muhabirlerle doludur ve bu durum ülkemize zarar verebilir” ifadelerini kullandı.


Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı Komutan Yardımcısı: Teslimiyet söz konusu değilse savaş da bir seçenektir

Arap Denizi’nde, amfibi saldırı gemisi USS Tripoli üzerinde düzenlenen tatbikat sırasında, Deniz Piyade İndirme Gücü’ne bağlı 31. Keşif Birimi’nden ABD Deniz Piyadeleri mensupları (CENTCOM)
Arap Denizi’nde, amfibi saldırı gemisi USS Tripoli üzerinde düzenlenen tatbikat sırasında, Deniz Piyade İndirme Gücü’ne bağlı 31. Keşif Birimi’nden ABD Deniz Piyadeleri mensupları (CENTCOM)
TT

Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı Komutan Yardımcısı: Teslimiyet söz konusu değilse savaş da bir seçenektir

Arap Denizi’nde, amfibi saldırı gemisi USS Tripoli üzerinde düzenlenen tatbikat sırasında, Deniz Piyade İndirme Gücü’ne bağlı 31. Keşif Birimi’nden ABD Deniz Piyadeleri mensupları (CENTCOM)
Arap Denizi’nde, amfibi saldırı gemisi USS Tripoli üzerinde düzenlenen tatbikat sırasında, Deniz Piyade İndirme Gücü’ne bağlı 31. Keşif Birimi’nden ABD Deniz Piyadeleri mensupları (CENTCOM)

İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Muhammed Cafer Esedi, ABD’nin ‘tam teslimiyet’ olarak nitelendirdiği taleplerini sürdürmesi halinde İran’ın ‘savaşla ilgili bir sorunu olmadığını’ söyledi. Esedi’nin açıklamaları, İran ile ABD arasında savaşı sona erdirmeye yönelik dolaylı temaslar sürerken İran askeri kurumları içindeki sert tutumu yansıttı.

Şarku’l Avsat’ın İran medyasından aktardığına göre Esedi dün sabah yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin ‘elindeki tüm kozları henüz ortaya koymadığını’ belirterek, Tahran’ın gerektiğinde devreye sokabileceği çok sayıda seçeneğe sahip olduğunu ifade etti.

Esedi’nin açıklamaları, İran ile ABD arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen ve 28 Şubat’ta ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi amaçlayan görüşmelerin sürdüğü bir dönemde geldi. Taraflar arasında 7 Nisan’dan bu yana kırılgan bir ateşkes yürürlükte olsa da müzakereler henüz kesin bir sonuç vermedi.

Aynı zamanda İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) saflarında görev yapan Esedi, son savaş sırasında ülkenin savunma sanayisinin zarar gördüğünü kabul etti. Ancak şu anda askeri teçhizat üretimi ve silahlı kuvvetlerin desteklenmesinde kullanılan tesislerin ‘düşmanın gözünden tamamen gizli’ olduğunu söyleyen Esedi, İran’ın savunma üretimi alanındaki durumunun hâlâ ‘kabul edilebilir seviyede’ bulunduğunu kaydetti.

sdfbfr
İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Muhammed Cafer Esedi, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim Haber Ajansı ile yaptığı röportaj sırasında

Esedi, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmişte İran’ı ‘taş devrine döndürme’ tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, ülkesinin Amerikan baskılarına boyun eğmeyeceğini söyledi. Esedi, “Elimizde hiçbir şey kalmasa bile taşlarla savaşırız” ifadesini kullandı.

ABD, İsrail ve müttefiklerini ‘yanlış hesaplar yapmamaları’ konusunda uyaran Esedi, Washington’ın İran’dan yalnızca ‘tam teslimiyet’ istediğini, ancak Tahran’ın bunu kabul etmeyeceğini belirtti.

Müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Esedi, ABD ile yürütülen görüşmelerin ‘halkın geçim sorunlarını çözmeyeceğini’ savundu. “Teslimiyet söz konusu değilse savaş da bir seçenektir” diyen Esedi, Tahran’ın beklemeyi sürdürdüğünü ve ‘savaşla ilgili bir sorunu olmadığını’ ifade etti. Esedi ayrıca, olası bir çatışmaya NATO’nun dâhil olmasının da İran açısından kaygı verici olmadığını söyledi.

Esedi, yetkililerin büyük kentlerde sürdürdüğü seferberlik kampanyalarının devam etmesi çağrısında bulunarak, halkın silahlı kuvvetlerin ‘en önemli dayanağı’ olduğunu vurguladı. İran’ın nükleer silaha ihtiyaç duymadığını öne süren Esedi, ülkesinin ‘en güçlü silahının’ sokak ve meydanlardaki halk desteği olduğunu dile getirdi.

Askeri hazırlığı artırmak

Bu arada DMO Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, ateşkes sürecinde İran’ın askeri ve operasyonel kapasitesinin daha da güçlendiğini belirterek, geçen dönemin savaş hazırlıklarının artırılması, muharebe kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve savaşın yol açtığı zararların telafi edilmesi için değerlendirildiğini söyledi.

DMO’ya bağlı Fars Haber Ajansı’nı ziyareti sırasında konuşan Muhibbi, ‘düşmanın’ yeniden askeri seçeneğe başvurmasının, operasyonların niteliği, çatışma coğrafyası ve kullanılacak silahlar açısından farklı bir savaşa yol açacağını ifade etti. Muhibbi, DMO’nun tüm olası senaryolara karşı hazırlık yaptığını vurguladı.

İran Silahlı Kuvvetleri’nin ateşkes öncesine kıyasla daha güçlü bir konumda bulunduğunu savunan Muhibbi, ‘düşmanın’ hedeflerine ulaşmak için hâlâ askeri seçeneğe güvendiğini öne sürerek askeri cephenin en üst düzey hazırlık durumunu koruyacağını kaydetti.

Daha önce DMO’ya bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani de ABD desteğiyle İsrail’in Lübnan ve Gazze’de yürüttüğü operasyonların, ‘direniş ekseni’ olarak adlandırılan ittifakı bölgesel faaliyet alanını genişletmeye yönelteceğini söylemişti.

Resmî İran medyasına göre Kaani, İsrail operasyonlarının sürmesinin “Direniş ekseninin iki cepheden verdiği desteği genişletme, diğer cepheleri daha etkin hâle getirme ve Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz trafiğinin durumunu Hürmüz Boğazı’yla eşitleme kararlılığını ortaya koyacağını” ifade etti.

Kaani’nin açıklamaları, İranlı yetkililerin daha önce İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını yeniden tırmandırması hâlinde deniz yolları üzerindeki baskının Babu’l Mendeb Boğazı’na da taşınabileceği yönündeki uyarılarının ardından geldi.

Hürmüz Boğazı’nın millileştirilmesi çağrıları

Buna karşılık ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), denizde, havada ve karada konuşlu binlerce Amerikan askerinin İran’a uygulanan deniz ablukasını desteklemeyi sürdürdüğünü açıkladı.

CENTCOM dün yayımladığı fotoğraflarda, 31. Deniz Sefer Birliği’ne bağlı Deniz Piyadeleri personelinin Umman Denizi’nde bulunan amfibi hücum gemisi USS Tripoli’de hızlı halatla iniş tatbikatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Tatbikatın, ABD’nin bölgedeki askeri konuşlanması kapsamında yapıldığı belirtildi.

CENTCOM, pazartesi günü yaptığı açıklamada ise 1 Haziran itibarıyla ABD güçlerinin 121 ticari geminin rotasını değiştirdiğini, İran’a yönelik abluka tedbirlerine uyulmasını sağlamak amacıyla beş geminin faaliyetlerini de engellediğini bildirdi.

Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü vurgulamayı sürdürdü. DMO Deniz Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi dün yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde 24 geminin önceden izin alarak ve DMO Deniz Kuvvetleri ile koordinasyon içinde Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini, geçişlerin güvenliğinin de İran güçlerince sağlandığını duyurdu.

Açıklamada, boğaz üzerindeki ‘akıllı kontrolün’ etkin şekilde uygulandığı belirtilirken, yabancı güçlerin ‘Arap Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda yerinin olmadığı’ ifade edildi.

İran devlet televizyonu da dünyanın çeşitli ülkelerinden gemi sahipleri ve kaptanların, Fars Körfezi Su Yolu İdaresi’ne ait elektronik platform üzerinden günün 24 saati Hürmüz Boğazı’ndan geçiş izni başvurusunda bulunabileceğini bildirdi. Başvuruların incelendikten sonra geçiş izinlerinin verildiği kaydedildi.

İran İslami Şura Meclisi Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi ise Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki ‘egemenliğini pekiştirmeyi’ hedeflediğini söyledi. Guderzi, mevcut çatışmanın yalnızca boğazın sağladığı doğrudan gelirlerle ilgili olmadığını, aynı zamanda güvenlik ve uluslararası deniz taşımacılığıyla bağlantılı stratejik boyutlar taşıdığını belirtti.

İran devlet haber ajansı ISNA’ya konuşan Guderzi, konunun önemini 1950’li yıllardaki petrolün millileştirilmesi sürecine benzeterek, İran’ın ‘Hürmüz Boğazı’nı millileştirmeyi’ ve ‘potansiyel bir gücü fiili nüfuza dönüştürmeyi’ amaçladığını ifade etti.

Guderzi, dost veya tarafsız ülkelerin gemilerinin, İran Silahlı Kuvvetleri tarafından belirlenen protokollere uymaları ve Tahran’ın düşmanca olarak değerlendirdiği faaliyetlere karışmamaları şartıyla boğazdan geçebileceğini söyledi. Ancak İran’a karşı kullanılacak silah veya askeri teçhizat taşıyan düşman ülkelere ait gemilere müdahale edileceği uyarısında bulundu.

Hürmüz Boğazı’nın öneminin ‘mali hesapların çok ötesine geçtiğini’ vurgulayan Guderzi, İran’ın rakiplerinin de bu stratejik deniz koridorunun taşıdığı önemin farkında olduğunu dile getirdi.

Irak açıklarında bir gemiye saldırı

Bölgedeki deniz gerilimiyle bağlantılı bir diğer gelişmede, iki Iraklı güvenlik yetkilisi, AFP’ye yaptıkları açıklamada, Panama bayraklı bir yük gemisinin pazartesi günü Irak’ın güneyi açıklarında bir mühimmatın isabet etmesi sonucu ağır hasar aldığını bildirdi.

Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO) daha önce yaptığı açıklamada, Umm Kasr Limanı’nın 40 deniz mili güneydoğusunda bulunan bir yük gemisinde patlama meydana geldiğini duyurmuştu. Açıklamaya göre gemi daha sonra ikinci kez isabet aldı ve çıkan yangın kontrol altına alındı.

Iraklı bir güvenlik yetkilisi ise geminin Umm Kasr Limanı’ndan ayrılmasının ardından İran topraklarından fırlatılan bir seyir füzesinin hedefi olduğunu öne sürdü. Yetkili, saldırının ardından geminin gövdesinde hasar oluştuğunu ve içeriye su sızmaya başladığını söyledi.

fverb
 Tahran’da bir sokakta Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçen bir adam, 1 Haziran 2026 (Reuters)

Pazartesi gecesi geç saatlerde DMO, deniz kuvvetlerinin, Umman Körfezi’nde İran’a ait Lion Star gemisine yönelik olduğu belirtilen Amerikan saldırısına karşılık olarak, ‘Amerikan-Siyonist düşmana ait’ olduğunu öne sürdüğü MSC Sariska V adlı gemiyi seyir füzesiyle hedef aldığını açıkladı.

İkinci bir Iraklı güvenlik yetkilisi de İsviçre’de kayıtlı ve Panama bayrağı taşıyan konteyner gemisinin bir füzenin isabet etmesi sonucu meydana gelen patlamaya maruz kaldığını, ardından uluslararası sulara doğru çekildiğini doğruladı.

MarineTraffic verilerine göre gemi, pazartesi sabahı Umm Kasr Limanı’ndan ayrılarak Katar’a doğru yola çıkmıştı.

Olay, bölge ülkelerinin savaşın yol açtığı gerilimler ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının gölgesinde deniz ticaretinin sürekliliğini korumaya çalıştığı bir dönemde yaşandı. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, Körfez bölgesindeki deniz taşımacılığı ve enerji tedarik zincirleri üzerinde ciddi etkiler yaratmayı sürdürüyor.


İran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırıları... Trump: Tahran nükleer silah bulundurmamayı kabul etti

İran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırıları... Trump: Tahran nükleer silah bulundurmamayı kabul etti
TT

İran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırıları... Trump: Tahran nükleer silah bulundurmamayı kabul etti

İran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırıları... Trump: Tahran nükleer silah bulundurmamayı kabul etti

Körfez bölgesinde çatışmalar bugün yeniden şiddetlenirken, ABD ordusu, İran tarafından Bahreyn, Kuveyt ve bölgedeki diğer noktalara yönelik düzenlenen füze saldırılarının engellendiğini açıkladı. Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik çabaların çıkmaza girdiği bir dönemde yaşandı. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer silah bulundurmamayı kabul ettiğini söyledi.

Trump, bir internet programına (podcast) verdiği röportajda, İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in de ABD ile yürütülen müzakerelerde yer aldığını öne sürdü.

ABD ordusu, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Bahreyn’deki ABD Donanması 5. Filosu karargâhı ile bölgedeki ayrı bir hava üssünü vurduğu yönündeki iddialarını yalanladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, “Kuveyt’e fırlatılan iki İran füzesi ya düştü ya da hedeflerine ulaşamadan etkisiz hale getirildi. Bahreyn’e yönelik üç füze ise ABD ve Bahreyn hava savunma sistemleri tarafından imha edildi” denildi. Kuveyt ordusu bugün yaptığı açıklamada, hava savunma sistemlerinin füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen ‘düşmanca’ saldırıları püskürttüğünü duyurdu.

CENTCOM ayrıca, İran tarafından uluslararası sularda yasal şekilde seyreden sivil denizcilere doğru gönderildiğini belirttiği üç saldırı amaçlı İHA’nın da düşürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, ABD güçlerinin İran’a bağlı Keşm Adası’nda bulunan bir ‘askeri kara kontrol istasyonunu’ hedef aldığı belirtilirken, olaylarda hiçbir ABD askerinin zarar görmediği kaydedildi.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın yayımladığı açıklamada ise DMO, Keşm Adası’na yönelik saldırıya karşılık olarak ABD’ye ait askeri tesisleri vurduğunu ileri sürdü.