İsrail Hamas'ın finansörüne Refah'ta suikast düzenledi, Kassam Tugayları Tel Aviv'i bombaladı

İsrail Gazze'de savaşını sürdürürken ‘işgal planlarıyla’ ilgili korku artıyor

Dün Refah'tan çekilen fotoğrafta İsrail bombardımanları sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiği görülüyor (AFP)
Dün Refah'tan çekilen fotoğrafta İsrail bombardımanları sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiği görülüyor (AFP)
TT

İsrail Hamas'ın finansörüne Refah'ta suikast düzenledi, Kassam Tugayları Tel Aviv'i bombaladı

Dün Refah'tan çekilen fotoğrafta İsrail bombardımanları sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiği görülüyor (AFP)
Dün Refah'tan çekilen fotoğrafta İsrail bombardımanları sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiği görülüyor (AFP)

İsrail, ABD ve Avrupa'nın geniş çaptaki çatışmaların durdurulması ve hedefli (cerrahi) saldırılar aşamasına geçilmesi yönündeki baskılarına rağmen Gazze Şeridi'ndeki savaşını 74 gündür sürdürüyor. İsrail dün de Gazze Şeridi'nde geniş kapsamlı bombardımanlar düzenledi. İzzeddin el-Kassam Tugayları, bu bombardımanlara günler sonra yeniden Tel Aviv'i bombalayarak karşılık verdi.

Çatışmalar Gazze Şeridi'nin kuzey bölgelerinde ve güneyinde yer alan Han Yunus'ta yoğunlaşırken, İsrail ordusu, çok sayıda Hamas üyesini öldürdüğünü, liderlerinin bulunduğu noktalara baskınlar düzenlediğini, yüzlerce roket ve mühimmat bulduğunu açıkladı. Gazze Şeridi'nin ünlü iş adamı Subhi Feravne, sahibi olduğu döviz bürosu aracılığıyla Hamas'a ‘on milyonlarca dolar aktardığı’ gerekçesiyle İsrail tarafından uğradığı suikast sonucu öldürüldü.

İsrail ordusu, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın ‘faaliyetlerini finanse etmek için on milyonlarca dolar aktarmakla’ suçladığı iş adamı Subhi Feravne'nin Refah'ta hava saldırısı sonucu tasfiye edildiğini duyurdu.

SCF
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyinde yer alan Han Yunus'taki Nasır Hastanesi’ni bombalaması sonrasında bir odadaki hasarı incelen bir sağlık personeli (AFP)

İsrail ordusu ve Genel Güvenlik Kurumu (Şin-bet) tarafından yapılan açıklamada, “Son yıllarda ve devam eden savaş sırasında Feravne ile kardeşi, sahibi oldukları döviz bürosu aracılığıyla para transferi yapıyordu. Hamas, İran'dan ve Gazze Şeridi dışındaki diğer adam toplama kaynaklarından para almak için bu döviz hizmetlerini kullanıyordu” ifadeleri yer aldı.

Öte yandan Kassam Tugayları, çok sayıda İsrail askerinin pusuya düşürülerek öldürüldüğünü, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve güneyinde yer alan saldırı bölgelerinde İsrail ordusuna ait tankların ve askeri araçların imha edildiğini duyurdu. Kassam Tugayları’nın açıklamasında, “Bu çatışmalardan biri, Şeyh Rıdvan mahallesinde makineli tüfeklerle donatılmış 12 askerden oluşan özel bir Siyonist güçle yaşandı. Daha sonra onları kurtarmaya gelen kuvvet de anti-personel füzesi ile hedef alındı. Hedefleme sonucunda bazıları öldü, bazıları ise yaralandı” denildi.

SC
Filistinli grupların geçtiğimiz ekim ayında Tel Aviv’i bombalamasının ardından enkaz bölgesine gelen İsrail güvenlik güçleri (AFP)

Kassam Tugayları, ‘Siyonistlerin Gazze Şeridi'nde sivillere yönelik katliamlarına’ misilleme olarak Tel Aviv’i füze bombardımanı ile vurduklarını duyurdu. Siren seslerinin ardından Tel Aviv’in doğu ve güney banliyölerinde patlama sesleri duyuldu.

İsrail, Gazze Şeridi’nde geniş alanları bombalamaya devam ederken, karada da çatışmalar devam etti. İsrail’in Gazze’nin kuzeyinde bulunan Cibaliye Mülteci Kampı’nda ve Gazze'nin çeşitli bölgelerinde düzenlediği her bir saldırıda onlarca kişi öldürüldü.

İsrail, ABD ve Avrupa ülkelerinin geniş çaptaki çatışmaların durdurulması ve hedefli (cerrahi) saldırılar aşamasına geçilmesi yönündeki baskılarına rağmen geniş çaplı bombardımanlarını sürdürüyor.

SEF
İsrail’in bombardımanları Cibaliye Mülteci Kampı’nda büyük yıkıma yol açtı (AFP)

İsrail gazetesi Haaretz, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya geniş çaplı bombardımanları durdurup, hedefli suikast operasyonlarına geçilmesi yönünde yapılan baskıların arttığını yazdı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, pazartesi günü İsrail'i ziyareti sırasında, İsrail'in hedefli saldırılar aşamasına geçmesini istediğini söyledi.

İsrailli bir kaynak, ABD’li yetkililerin savaşın mevcut aşamasının sona ermesi gerektiğini söylediğini teyit etti. Haaretz gazetesi ise aynı mesajın İngiliz ve Alman yetkililer tarafından da İsrailli yetkililere iletildiğini aktardı.

SCFVE
İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Gilad Erdan, 12 Aralık'taki BM Genel Kurul oturumunda Yahya Sinvar'ın cep telefonu numarasını gösterirken (Reuters)

Ancak İsrail, taleplere yanıt vermedi. İsrail ordusunun tahminlerine göre, söz konusu aşamaya geçmek ocak ayı sonunu bulacak. İçeride ve dışarıda tartışmalı olan bir sonraki aşamanın ne kadar süreceği ise henüz belirlenmedi.

Sinvar hedefte

İsrail hükümetinin pazartesi günü yaptığı haftalık toplantıda, Hamas’ın Gazze'deki lideri Yahya Sinvar'ın tutuklanması ya da ortadan kaldırılmasına yönelik çabalar tartışıldı. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, bakanlara, ABD’lilerin Usame bin Ladin'i 11 Eylül saldırılarından tam 10 yıl sonra öldürdüğünü, ancak Sinvar’ın öldürülmesinin ‘çok daha az zaman alacağını’ söyledi. Bu açıklama, aralarında Adalet Bakanı Yariv Levin'in de bulunduğu bakanları kızdırdı. Bakanlar ayağa fırlayıp ‘Ne? Sinvar'ı on yıl içinde almak için mi savaşa girdik?’ diye bağırdılar.

Ulaştırma Bakanı Miri Regev alaycı bir şekilde “10 yıl sonra kimin burada olacağını kim bilebilir?” dedi. Dışişleri Bakanı Eli Cohen ise “10 yıl sonra burada olacağız, ama o kadar beklememize gerek yok” diye yanıt verdi.

Savaşın ikinci aşaması ve savaşın ertesi günü konusunda İsrail hükümeti ile ABD yönetimi arasındaki anlaşmazlık, İsrail'in Gazze Şeridi’ni işgal etmeyi planladığı yönündeki korkuları artırıyor.

Askeri işgal aşaması

ABD, Gazze Şeridi'nin herhangi bir kısmının işgal edilmesine karşı olduğunu defalarca kez açıkladı. Batılı üç diplomat, İsrail'i, ‘İsrail ordusunun savaştan sonra Gazze'yi yeniden işgal etmesi için gereken koşulları yaratmakla’ suçladı.

EF
Gazze Şeridi'ndeki kara harekâtı sırasında İsrail askerleri (AFP)

İkisi büyükelçi olan Batılı diplomatlar, The Times of Israel gazetesine “Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Gazze'yi Filistin Yönetimi'ne iade etmeyi reddetmesi ve gerçekçi alternatifler sunamaması, İsrail'in Gazze Şeridi'nde güvenliği kontrolü altında tutma iddiası, bölgesel ve küresel aktörleri savaştan sonra Gazze’yi yeniden inşa etme çabalarında ABD ile iş birliği yapmayı düşünmekten alıkoyuyor” değerlendirmesinde bulundular.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan diplomatlardan biri, “Bu koşullar altında daha olası bir senaryo görmüyorum” ifadelerini kullandı.

Bir diğer diplomat, İsrail hükümetinin geçtiğimiz ay aldığı Ramallah'tan gelen yüz milyonlarca dolarlık vergi gelirini alıkoyma ve Filistin Yönetimi’ni halihazırda nakit sıkıntısı içinde, umutsuzca ihtiyaç duyduğu paradan mahrum bırakma kararına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Gazze'nin yeniden işgalini önlemek için çalışacağız ama mevcut İsrail hükümetinin zayıflatmakta ısrar ettiği Filistin Yönetimi dışında Gazze’yi yönetmeye gönüllü bir taraf yok. Peki bu durum bizi nereye götürüyor?”

Üçüncü diplomat ise diğer diplomatların sözlerine katılsa da İsrail'in, Güney Lübnan'ı 15 yıl boyunca işgal ettikten sonra yaptığı gibi, sonunda rotasını değiştirebileceğini öngördü. Dönemin İsrail hükümeti, yüzlerce İsrail askerinin ölümüne yol açan operasyona verilen halk desteğinin azalması üzerine 2000 yılında askerlerini Güney Lübnan’dan geri çekmişti.

Batılı diplomatların yorumları, İsrail'in Hamas'a yönelik askeri operasyonunu desteklemeye devam eden birçok ülkede, Netanyahu'nun savaş sonrası Gazze planlarına karşı olan ve giderek güçlenen hakim görüşü ortaya koydu.

Netanyahu, benzer bir saldırının bir daha yaşanmaması için İsrail’in savaştan sonra Gazze Şeridi üzerinde ‘güvenlik kontrolünü’ sürdüreceğinde ısrar etmişti.

ABD, Gazze Şeridi’nde bir geçiş dönemini desteklese de bu dönemin yıllarca sürebileceğine dair endişeler söz konusu. İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer, geçtiğimiz ay MSNBC televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “ABD, birkaç yıl Almanya’da, birkaç yıldır da Japonya'da kaldı. Bugün Almanya ve Japonya sizin en güçlü müttefikleriniz arasında yer alıyor. Filistinlilerde meydana getirmemiz gereken değişiklik bu” ifadelerini kullandı.

Batılı üst düzey bir diplomat, Dermer'in yorumları hakkında sorulan soruya “Bu bana Gazze'nin işgal edilmesi planlanıyor gibi göründü” yanıtını verdi.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News