İsrail itiraf etti: "Filistinli işçilerin yokluğunun maliyeti ayda 3 milyar şekel"

"İsrail devleti, Filistinlilerin elinden yardım alıp almayacağına karar vermeli"

Savaş öncesi dönemde Gazze'deki 17 bin Filistinlinin İsrail'de çalışma izni vardı (Reuters)
Savaş öncesi dönemde Gazze'deki 17 bin Filistinlinin İsrail'de çalışma izni vardı (Reuters)
TT

İsrail itiraf etti: "Filistinli işçilerin yokluğunun maliyeti ayda 3 milyar şekel"

Savaş öncesi dönemde Gazze'deki 17 bin Filistinlinin İsrail'de çalışma izni vardı (Reuters)
Savaş öncesi dönemde Gazze'deki 17 bin Filistinlinin İsrail'de çalışma izni vardı (Reuters)

İsrail Maliye Bakanlığı, 7 Ekim'den bu yana Filistinli işçilerin Batı Şeria'dan İsrail'e girmesine izin verilmemesinin ülkeye maliyetini açıkladı.

Bakanlık temsilcisi pazartesi günü İsrail Parlamentosu'nun Yabancı İşçiler Komitesi'nde yaptığı konuşmada, "Yaptığımız hesaplamalara göre, Filistinli işçiler işe gitmezse bunun aylık maliyeti yaklaşık 3 milyar şekel (25 milyar lira / 830 milyon dolar) olacak" ifadelerini kullandı.

7 Ekim'deki saldırıların ardından, Batı Şeria'da yaşayan ve her gün çalışmak için İsrail'e geçen 150 binden fazla Filistinli işçinin ülkeye girişine izin verilmemişti.

Bunun yanı sıra, önemli bir bölümü Taylandlı olmak üzere, 10 binden fazla yabancı işçi de saldırıların ardından İsrail'i terk etmişti. İsrail basınında yer alan haberlerde, ülkenin işgücü açığını kapatmak için ilk etapta 30 binden fazla yabancı işçiye ihtiyaç duyulduğu ifade edilmişti.

İsrail yönetimi geçen hafta, Batı Şeria'dan 8-10 bin işçinin işlerine geri döneceğini duyurmuştu.

Kararın, fabrika ve işyeri sahiplerinden gelen baskıların ardından alındığı düşünülüyor. 

İsrail İnşaatçılar Birliği'nin başkanı Raul Sargo, pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Büyük bir dar boğazdayız. Sektör tamamen durma noktasında ve kapasitesinin sadece yüzde 30'uyla çalışabiliyor. İnşaat alanlarının yarısı kapandı. Bu durum İsrail ekonomisini ve emlak sektörünü etkiliyor" ifadelerini kullandı.

Yabancı İşçiler Komitesi'ne başkanlık eden Likud milletvekili Eliyahu Revivo ise, "İsrail devleti, Filistinli ellerden yardım alıp almayacağına karar vermeli. Başka bir çözüm bulunmadığı sürece, devlet Filistinli işçilere bağımlı olacak. Hükümet bu konuda ayak sürüyor" diye konuştu.

İsrail ekonomisinin son çeyrekte yüzde 2 küçüldüğünü hatırlatan ABD merkezli New York Times gazetesi de, yabancı işçilerin yanı sıra İsrailli işçilerin de askere alındığını ve ülkedeki işgücünün yüzde 20 oranında azaldığını vurguladı.

Independent Türkçe



John Bolton Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail İsfahan saldırısında son derece sınırlı bir performans gösterdi

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)
TT

John Bolton Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail İsfahan saldırısında son derece sınırlı bir performans gösterdi

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)

Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, İsrail’in İran’ın İsfahan şehrine gerçekleştirdiği hava saldırısında son derece sınırlı bir performans gösterdiğini düşünüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Bolton, İsrail’in İran’a verdiği karşılığın sınırlı olmasının ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail’e uyguladığı yoğun baskıdan kaynaklandığını söyledi. İsrail'in yeni saldırılar düzenleyebileceğini göz ardı etmeyen ABD'li eski yetkili, İran’a yumuşak bir karşılık verilmesinin İsrail'i daha büyük bir risk altına sokabileceğini, çünkü İran rejiminin, İsraillilerin İran konusunda ciddi olmadıkları sonucuna varabileceğini vurguladı.

ABD'nin Ortadoğu'da herhangi bir stratejisinin olmamasını eleştiren Bolton, Tahran'la ve bölgedeki vekilleriyle birlikte kurduğu ‘ateş çemberiyle’ yüzleşilmesi gerektiğinin altını çizdi. Eski Başkan Donald Trump'ın eğer halen başkan olsaydı İran’ın bu tür saldırılar gerçekleşmeyeceğini söylediği açıklamalarını da eleştiren Bolton, İranlıların kendisini ‘konuşan, ancak eyleme geçmeyen bir adam’ olarak gördüğünü söyledi.

İşte eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile röportajın tamamı:

Öncelikle İsfahan saldırısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence İsrail, çok sınırlı bir performans gösterdi. Bu İsrail tarafından bir hata olarak görülebilir. Biden yönetimi tarafından misillemesini yumuşatması için İsrail’e büyük bir baskı yapıldığını düşünüyorum. Bununla, yaptıklarının önemini azaltıp azaltmadıklarından emin değilim. Fakat göreceğiz, belki de bu iş bitmemiştir. Ama eğer amaç İsrail'in gücünü göstererek İran'ın gelecekteki saldırılarını caydırmaksa, bunu başarabildiklerini kesin olarak söyleyemiyorum.

İsrail'in İran'ın savunma sistemlerini bozması gerektiğini söylediniz. Yaşananların bunu başarmanın ilk adımı olduğunu düşünüyor musunuz?

İsrail saldırının arkasında olduğunu kabul etmediğinden İsraillilerin akıllarından ne geçtiğini bilmek zor. Bu konuyla ilgili kafa karıştırıcı noktalardan biri de bu. Ancak sessizlik, daha fazla saldırının geleceği anlamına da gelebilir. İran saldırıları sonrasında İsrail'in karar almakta ve karşılık vermekte geç kalmasında Beyaz Saray’ın baskısı önemli bir faktör oldu. Hatta belki de ana faktör olduğuna inanıyorum. Hizbullah’la birlikte Gazze'deki durumu dikkate aldıkları açık. Ancak benim endişelendiğim nokta saldırının sadece insansız hava araçları (İHA) kullanılarak gerçekleştirilmiş gibi görünmesi. İsrail daha önce de İran'a karşı, İHA kullanmış ve saldırının arkasında olduğunu açıklamaktan kaçınmıştı. Ama bu, Tahran'daki molla rejiminin hafta sonu 320'den fazla balistik füze, kruz (seyir) füzesi ve İHA ile gerçekleştirdiği saldırının bir değişikliğe yol açtığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla bu sert tepkinin İsrail'i daha büyük bir risk altına sokabileceğini düşünüyorum. Çünkü mollalar (İranlı yetkililer) İsraillilerin İran konusunda ciddi olmadığı sonucuna varabilir.

ABD Başkanı Joe Biden'ın İsrail'e yaptığı İran’a karşılık vermemesi çağrısını ‘utanç verici’ olarak nitelendirdiniz. Bölgede gerilimin daha da tırmanmasından korkmuyor musunuz?

Biden'ın İran saldırıları sonrasında yaşananların, sırf hayatta kaldığı için İsrail adına bir zafer olduğunu söylemesi utanç verici. Hayatta kalmak doğal bir durumdur, kendisine yöneltilmiş 320 silahla yüzleşmek ise değil. İran saldırısının başarısız olması, İsrail'e ya da Biden’ın Beyaz Sarayı’na rahat bir nefes aldırmamalı.

Wall Street Journal (WSJ) ve CBS gibi ABD basınından kaynakların aktardığına göre İran’ın İsrail’e karşı kullandığı 120 balistik füzenin neredeyse yarısı, yani 60 tanesi ya fırlatma rampasında ateşlendiği sırada başarısız oldu ya da İsrail'i vuracak kadar yaklaşamadan düşürüldü. Bu da İran'ın beceriksizliği ve füze sistemlerindeki başarısızlığın, İsrail'e çok fazla zarar verebilecek 60 balistik füzenin gönderilmesiyle sonuçlanmadığı anlamına geliyor. ABD, İsrail ve diğerlerinin sahip olduğu füze savunma teknolojisi ne kadar iyi olursa olsun İran tarafının başarısızlığı işlerine yaradı. Bu da iyi bir şey değil.

Sizce İsrail, İran'ın saldırılarına nasıl karşılık vermeliydi?

Daha geniş kapsamlı bir saldırı olmalıydı. Daha önce de dediğim gibi saldırıların bitip bitmediğini bilmiyorum, ama İran topraklarından fırlatılan füzelerin ve İHA’ların hepsinin İsraillilerin saldırdığı İsfahan yakınlarındaki hava üssünden gelmediği neredeyse kesin. Bu yüzden bence füzelerin ateşlendiği, İHA’ların havalandığı tüm üsler ve çevrelerindeki tüm hava savunma sistemleri vurulmalıydı. İran’ın saldırısına verilecek en asgari karşılık bu olurdu. Fakat İsrail bunu yapmadı. Bana kalırsa İranlı karar vericilerin İsrail'e tekrar saldırmaları halinde, İsrail'e vermeyi umdukları zarardan çok daha fazlasına mal olacak bir yanıtla karşılaşacaklarını anlamaları için daha da ileri gidilmeliydi. Caydırıcılık ancak bu şekilde tesis edilir.

Biden yönetiminin Ortadoğu’daki çatışmaya stratejik bir bakış açısıyla bakmayı reddettiğini söylediniz. Bunu biraz daha açar mısınız?

Beyaz Saray ve Avrupa'dakilerin çoğu, meseleyi birbirinden ayrı, ilgisiz çatışmalar olarak görüyorlar. Olaylar, Hamas Hareketi’nin 7 Ekim'de İsrail'e saldırmasıyla başladı. Ancak Hamas, Hizbullah, Husiler ve Irak ve Suriye'deki Şii milisler, İran'ın İsrail'e ve ateş çemberinde yer aldığına inandığım bazı Körfez ülkelerine karşı yürüttüğü genel ateş çemberi kampanyasının vekilleridir. Dolayısıyla bu terörist gruplar İran tarafından onun emirlerini yerine getirmek üzere silahlandırılmış, donatılmış, eğitilmiş ve finanse edilmiştir. Ancak komuta ve yürütme kademeleri arasında NATO'daki kesin bir ilişki yok.

Tüm bunlar İran tarafından organize edildi. İran'ın geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdiği saldırıyı Hamas'tan ya da Hizbullah'tan ayrı düşünmek bence stratejik bir hatadır. Eğer karşı karşıya olduğunuz tehdidin doğasını anlamazsanız, bu tehditle etkili bir şekilde mücadele etmeniz imkansız değilse de zordur.

Trump’ın başkanlık döneminden bazı eski yetkililer, bugün Ortadoğu'da yaşananların ABD yönetiminin bölgeye ilişkin stratejisinin net olmamasından kaynaklandığını söylüyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?

Böyle dair net bir stratejinin olmaması, ABD'nin İsrail'e yardım etme çabalarının yanı sıra İran destekli bu grupların terör eylemlerinin tehdit ettiği Körfez ülkeleri, Ürdün ve Mısır’ın güvenlik istikrarını koruma çabalarını da engelliyor.

Örneğin Hamas Hareketi, Mısır'ın iç sorunlar yaşadığı Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) Teşkilatı’nın bir uzantısıdır. Bu, İsrail ile birçok Arap ülkesi arasında ortak bir meseledir. ABD, 2015 yılında İran ve dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmaya geri dönmeye ve sanki İran bölgede barış ve güvenlik için şimdi olduğu kadar büyük bir tehdit değilmiş gibi davranmaya çalışırken İran'a yaranmaya çalışaral aslında bölge ülkelerinin ABD ile yakın iş birliği yapma çabalarını baltalıyor.

Eski Başkan Donald Trump, eğer başkan olsaydı bu tür saldırıların gerçekleşmeyeceğini söyledi. Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?

Böyle açıklamaların bir dayanağı yoktur. İranlılar, Trump'ı ‘konuşan, ancak eyleme geçmeyen bir adam’ olarak görüyorlar. Bu yüzden gerçek performansının Biden yönetiminden çok da farklı olmayabileceğini düşünüyorlar. Bunu önümüzdeki kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin sonuçlandığında öğrenebiliriz. Seçimler yaklaştı, ancak şu an kimse sonucun ne olacağını gerçekten bilmiyor.

Biden yönetimi İran'a karşı yaptırım uygulama politikasına geri dönmüş gibi görünüyor. Sizce yaptırımlar Tahran üzerinde baskı oluşturmaya yeterli mi?

Hayır, yeterli değil. Yaptırım uygulama politikasına dönülmesinin nedeni Biden yönetiminin, Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından yeniden uygulanan yaptırımları etkili bir şekilde uygulayamamasından kaynaklanıyor.

Financial Times'a göre İran'ın geçtiğimiz yılki petrol satışları, ağırlıklı olarak Çin'den elde ettiği 35 milyar dolarlık gelirle altı yıl önceki seviyesine geri döndü. Bu aynı zamanda yaptırımların uygulanmaması halinde İran'ın terör eylemleri ya da nükleer silah programı için kullanabileceği bir gelir elde edebileceğini de gösteriyor.

Yani mevcut yaptırımlar doğru şekilde uygulanmadan yeni yaptırımların duyurulması, İran üzerindeki baskıyı arttırmayacağı gibi İran'ın eylemlerini de hiçbir şekilde kısıtlamayacaktır.


Netanyahu: ABD'nin İsrail'e yaptığı yardım ‘Batı medeniyetini savunuyor’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
TT

Netanyahu: ABD'nin İsrail'e yaptığı yardım ‘Batı medeniyetini savunuyor’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD Temsilciler Meclisi'nin ülkesine milyarlarca dolarlık yeni askeri yardım yapılmasına ilişkin oylamasının, İsrail ile Hamas arasındaki savaş ve İran ile arasındaki gerilimin artması karşısında ‘Batı medeniyetinin savunulması’ olduğunu söyledi.

Netanyahu X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “ABD Kongresi, İsrail'e yönelik güçlü iki taraflı desteği yansıtan ve Batı medeniyetini savunan çok takdir edilen bir yardım tasarısını ezici bir çoğunlukla kabul etti. Dostlarımıza teşekkür ederiz, teşekkürler Amerika.”

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da ABD Temsilciler Meclisi'nin kararını memnuniyetle karşıladı. Zira İsrail ordusu altı aydan uzun bir süredir Hamas'a karşı Gazze Şeridi'nde ve İran yanlısı Hizbullah ile neredeyse her gün bombardıman yaptığı Lübnan sınırında seferber olmuş durumda.

Katz X platformunda bu oylamanın “İsrail ile ABD arasındaki yakın bağları ve stratejik ortaklığı kanıtladığını ve düşmanlarına güçlü bir mesaj verdiğini” yazdı.


‘Gazze Şeridi'nin bölünmesi’ korkusu

İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
TT

‘Gazze Şeridi'nin bölünmesi’ korkusu

İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)

İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyini merkezinden ve güneyinden ayıran Netzarim Koridoru’nu genişletirken, bu hamlenin Gazze Şeridi'ni ‘bölmeyi’ amaçlayan bir sürecin parçası olduğuna dair korkular var.

Vatandaşlar, son iki gün içinde İsrail askerlerinin Cuhr ed-Dik bölgesinin kuzeydoğusundaki ayrım sınır hattından Selahaddin Caddesi'ne ve er-Reşid el-Bahri Caddesi'ne kadar uzanan, 6 kilometre uzunluğunda ve 7 kilometre genişliğindeki Netzarim Koridoru’nda yoğun hareketlilik gözlemlediklerini söyledi.

Netzarim Koridoru’ndaki İsrail takviyeleri, işgal ordusunun en-Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde ve yakınlardaki ez-Zehra ve el-Muğrega bölgelerinde gerçekleştirdiği operasyonların ardından geldi.

Bu arada İsrail güçleri, Cuma günü başlayan ve Cumartesi günü de devam eden askeri operasyon kapsamında Batı Şeria'nın Tulkarim kentindeki Nur Şems Mülteci Kampı’nı yakıp yıkmaya devam etti ve en az 10 Filistinliyi öldürdü.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD’nin Filistin Devleti'nin Birleşmiş Milletler'e (BM) tam üyeliğine karşı vetosunu ‘hayal kırıklığı’ olarak nitelendirerek Washington ile ilişkileri yeniden gözden geçirme tehdidinde bulundu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü

Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü

Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'yi Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, İsrail'in Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarına yönelik saldırıları, insani yardımların Gazze'ye yeterli düzeyde ve kesintisiz ulaştırılması için yapılması gerekenler, bölgede adil ve kalıcı barış süreciyle ilgili konular ele alındı.

Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin uluslararası toplumun dikkatini Filistinlilere uygulanan zulme çekmek için diplomatik gayretlerini sürdürdüğünü ve vahşetin son bulması ile acil, kalıcı ateşkes ihtiyacının her fırsatta vurgulandığını bildirdi.

İsrail'in Filistinlilere uyguladığı zulmün bedelini mutlaka bir gün ödeyeceğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin her zeminde Gazze'ye yönelik katliamları anlatmaya devam edeceğini, tüm çabaların bölgesel barışın anahtarı olan bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması ve bölgeye kalıcı huzurun gelmesi için sarf edildiğini ifade etti.

- 45 bin tondan fazla insani yardım sevk edildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Filistinlilerin birlik içinde hareket etmesinin hayati öneme sahip olduğunu, İsrail'e verilecek en güçlü cevabın ve zaferin yolunun birlik ve bütünlükten geçtiğini, uluslararası kamuoyunu yanlış yönlendiren İsrail'e karşı Filistin'in haklı davasının ve gerçeklerin daha çok anlatılması gerektiğini bildirdi.

Yaşanan acıları bir nebze dindirebilmek için Türkiye'nin Filistin'e yönelik insani yardımlarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, bugüne kadar 45 bin tondan fazla insani yardımın bölgeye sevk edildiğini, ticarete getirilen kısıtlamalar dahil İsrail'e yönelik bir dizi yaptırımın hayata geçirildiğini vurguladı.

- Erdoğan, Heniyye'ye baş sağlığı diledi

İsrail ile İran arasındaki gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşananların İsrail'e zemin kazandırmaması gerektiğine, Batı'da İsrail'in saldırılarını sorgulayan havanın dağılmaması için dikkatleri yeniden Gazze'ye çekecek çalışmalar yapılmasının önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Heniyye'ye İsrail saldırısında şehit düşen çocukları ve torunları için başsağlığı dileklerini de iletti.

Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sefer Turan eşlik etti.

Hamas'ın Yurt Dışı Sorumlusu Halid Meşal, Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye, Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Batı Şeria Sorumlusu Zahir Cebbarin ve Hamas yetkililerinden Musa Akkari de görüşmede hazır bulundu.


AK Parti Sözcüsü Çelik'ten İsrail Dışişleri Bakanı Katz'a tepki

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten İsrail Dışişleri Bakanı Katz'a tepki

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına ilişkin, "İsrail Hükümetinin yaptığı katliamları örtbas etme çabasından başka bir şey değildir." ifadesini kullandı.

Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

İsrail Dışişleri Bakanı'nın Cumhurbaşkanı'mızı hedef alan hadsiz açıklaması, İsrail Hükümetinin yaptığı katliamları örtbas etme çabasından başka bir şey değildir. Çocuk katilleri her türlü ateşkes ve barış girişimine düşmanlık ediyor. Bu nedenle, Cumhurbaşkanı'mızın ateşkes ve barış için liderlik ettiği siyasetin bu katliam şebekeleri tarafından hedef alındığını biliyoruz. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar insanlık önünde mahkum oldular ve hukuk önünde hesabını bir gün verecekler.

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, X sosyal medya platformunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin fotoğrafını paylaşarak hakaret ve iftira içeren yorumlarda bulunmuştu.


ABD Temsilciler Meclisi, Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a 95 milyar dolarlık yardımı onayladı

ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)
ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)
TT

ABD Temsilciler Meclisi, Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a 95 milyar dolarlık yardımı onayladı

ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)
ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)

ABD Temsilciler Meclisi'nde yapılan oylamada, Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a yönelik 95 milyar dolarlık yardım kabul edildi.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi, Kiev yönetiminin Rusya'ya karşı verdiği savaşta, stoklarının erimek üzere olduğu bir dönemde, 6 aylık siyasi çıkmazı sonlandırarak, İsrail ve Tayvan yardımlarıyla 95 milyar doları bulan tasarıyı onayladı.

Temsilciler Meclisinin Cumhuriyetçi başkanı Mike Johnson, Demokratlarla hareket ederek, kendi partisindeki itiraz oylarını bastırırken, yasa tasarısı iki partinin desteğiyle 122 ret oyuna karşın 311 evet oyuyla kabul edildi.

ABD Başkanı Joe Biden ve Demokratların çoğunluğundaki Senatonun da söz konusu yardım paketini muhtemelen salı günü onaylaması bekleniyor.

Temsilciler Meclisinden geçen 95 milyar dolarlık paket, 61 milyar dolarlık Ukrayna yardımının dışında, İsrail'e 26 ve Hint-Pasifik bölgesinin (Tayvan) güvenliğine 8 milyar dolar yardım yapılmasını da içeriyor.

İsrail'e ayrılan 26 milyar dolarlık paketin içindeki 9 milyar dolarlık bölümün Gazze dahil çeşitli savaş bölgelerinde kullanılmak üzere insani yardımlara ayrılması öngörülüyor.

- Yardım paketi, dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna'nın yararına kullanmasını da içeriyor

Temsilciler Meclisinden geçen Ukrayna'ya yönelik dış yarım paketinde, ABD bankalarında bulunan milyarlarca dolar değerindeki Rus varlıklarına el konulması ve Ukrayna'nın yeniden inşası için kullanılması yönünde maddeler de yer aldı.

Mecliste aylardır bekletilen dış yardım paketinin bir parçası olan REPO Yasası'nın bugünkü diğer yardım paketleriyle onaylanması, Rusya'nın tamamı 300 milyar doları bulan dondurulmuş varlıklarından ABD bankalarındaki 6 milyar dolarlık kısmının, Ukrayna için harcanmasının önünü açtı.

Yardım paketlerinin Senato ve ABD Başkanı Joe Biden tarafından da onaylanması durumunda, ABD bankalarına, dondurulmuş Rus varlıklarını Ukrayna için özel bir fona aktarma yetkisi verecek.

2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasından sonra G7 ülkeleri ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya, ortak kararla, Rusya'nın bu ülkelerde bulunan 300 milyar dolar varlığını dondurmuştu.

- Biden'dan bağımsız tasarılara destek

ABD Başkanı Joe Biden, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson tarafından sunulan yardım tasarısına destek verdiğini belirtmişti.

Biden, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail ve Ukrayna'ya kritik desteği sağlayacak, aynı zamanda Gazze'deki Filistinlilere insani yardım temin edecek ve Hint-Pasifik bölgesinde güvenlik ve istikrarı güçlendirecek bu paketi güçlü şekilde destekliyorum." ifadesini kullanmıştı.

Biden, tasarıyı Kongreden geçip masasına geldiği anda hızlıca imzalayacağını bildirmişti.


İsrail'in Refah'ın merkezindeki eş-Şabura Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında üç kişi öldü

İsrail'in Refah'a düzenlediği hava saldırısında öldürülen çocukların cesetleri önünde duran Filistinli bir çocuk (AFP)
İsrail'in Refah'a düzenlediği hava saldırısında öldürülen çocukların cesetleri önünde duran Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

İsrail'in Refah'ın merkezindeki eş-Şabura Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında üç kişi öldü

İsrail'in Refah'a düzenlediği hava saldırısında öldürülen çocukların cesetleri önünde duran Filistinli bir çocuk (AFP)
İsrail'in Refah'a düzenlediği hava saldırısında öldürülen çocukların cesetleri önünde duran Filistinli bir çocuk (AFP)

Filistin resmi haber ajansı WAFA, dün (Cumartesi) İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinin merkezinde yer alan eş-Şabura Mülteci Kampı’ndaki bir evi hedef alan hava saldırısında üç kişinin öldüğünü bildirdi.

Haberde bir vatandaşın, çocuğunun ve hamile eşinin öldüğü, çoğu çocuk olmak üzere çok sayıda kişinin de yaralandığı belirtildi.

Diğer taraftan Filistin medyası, İsrail'in Refah kentinin batısındaki Tel es-Sultan mahallesinde bir eve düzenlediği saldırıda dokuz Filistinlinin öldüğünü ve birçok kişinin yaralandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Şihab Haber Ajansı’dan aktardığına göre ölenler arasında altı çocuk bulunuyor.


İsrail, Filistin'in Birleşmiş Milletler'e tam üyeliğini destekleyen ülkelerin büyükelçilerini çağırdı

Güvenlik Konseyi oturumlarından (Arşiv- AFP)
Güvenlik Konseyi oturumlarından (Arşiv- AFP)
TT

İsrail, Filistin'in Birleşmiş Milletler'e tam üyeliğini destekleyen ülkelerin büyükelçilerini çağırdı

Güvenlik Konseyi oturumlarından (Arşiv- AFP)
Güvenlik Konseyi oturumlarından (Arşiv- AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İsrail'in bugün (Pazar) Filistin'in Birleşmiş Milletler'e tam üyeliği lehinde oy kullanan ülkelerin büyükelçilerinin "protesto görüşmesi" yapmak üzere bakanlığa çağrılacağını duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Oren Marmorstein dün (Cumartesi)  yaptığı açıklamada, "Dışişleri Bakanlığı, Güvenlik Konseyi'nde Filistinlilerin Birleşmiş Milletler'deki statüsünün yükseltilmesi lehinde oy kullanan ülkelerin büyükelçilerini protesto görüşmesi yapmak üzere çağıracak" ifadelerini kullandı.


Amerika, Nijer'den güçlerini çekmeyi kabul etti

ABD, 26 Temmuz'da seçilmiş Başkan Mohamed Bazoum'u deviren darbenin ardından Nijer ile askeri iş birliğini askıya aldı (AP)
ABD, 26 Temmuz'da seçilmiş Başkan Mohamed Bazoum'u deviren darbenin ardından Nijer ile askeri iş birliğini askıya aldı (AP)
TT

Amerika, Nijer'den güçlerini çekmeyi kabul etti

ABD, 26 Temmuz'da seçilmiş Başkan Mohamed Bazoum'u deviren darbenin ardından Nijer ile askeri iş birliğini askıya aldı (AP)
ABD, 26 Temmuz'da seçilmiş Başkan Mohamed Bazoum'u deviren darbenin ardından Nijer ile askeri iş birliğini askıya aldı (AP)

ABD, Rusya'nın bölgede artan gücü karşısında Temmuz darbesinden sonra ortaya çıkan Niamey rejiminin talebi üzerine binden fazla askerini Nijer'den çekmeyi kabul etti.

Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre isminin açıklanmasını istemeyen ABD'li yetkililer, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell’in geçtiğimiz temmuz ayında darbe sonrasında iktidara gelen Başbakan Ali Lamine Zein ile Washington'da yaptığı görüşmede, Niamey yetkililerinin güçlerini geri çekme talebini kabul ettiğini söyledi. Anlaşma, terörle mücadelede görev alan bu güçlerin geri çekilmesine ilişkin ayrıntıları üzere önümüzdeki günlerde Nijer'e bir Amerikan heyeti gönderilmesini öngörüyor.

Bu gelişme, Moskova'nın Wagner Grubu yapısını yeniden düzenledikten sonra oluşturduğu Afrika Birliği'nin geçtiğimiz cuma günü Nijer'e gelişinden günler sonra meydana geldi.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre Çad da bu hafta ABD'ye bölgede terörizmle mücadele için kalan birkaç Batılı bölgeden biri olan Orta Afrika ülkesindeki askeri üssünden güçlerini geri çekme çağrısında bulundu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri'yi kabul etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri'yi kabul etti
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri'yi kabul etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri'yi kabul etti

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre, görüşmede, Türkiye ve Mısır ikili ilişkileri, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarıyla ilgili gelişmeler ile küresel ve bölgesel konular ele alındı. 

İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırıları sürdükçe gerilimin ve çatışmaların bölgeye yayılma riskinin bulunduğunu belirten Erdoğan, bölgenin tamamının çatışma sarmalı içine düşmemesi için İsrail-İran gerginliğinin azaltılmasının önemli, bunun için İslam ülkelerinin birlikte çalışmasının ise elzem olduğunu ifade etti.

Bölgede kalıcı çözüm için sağduyulu hareketin, stratejik aklın kullanılmasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'deki İsrail zulmünün son bulması için de öncelikle acil kalıcı ateşkesin tesisinin ve insani yardımların Gazze'ye kesintisiz ulaşımının gerekli olduğunu belirtti.

Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sefer Turan eşlik etti.