ECOWAS, Nijer'e yaptırımları en kısa sürede kaldırıyor

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Nijer'e 26 Temmuz'daki askeri darbeden bu yana uyguladığı yaptırımları kaldıracak

Açılış töreni sırasında ödül alan bazı kişilerin toplu fotoğrafı (festival yönetimi)
Açılış töreni sırasında ödül alan bazı kişilerin toplu fotoğrafı (festival yönetimi)
TT

ECOWAS, Nijer'e yaptırımları en kısa sürede kaldırıyor

Açılış töreni sırasında ödül alan bazı kişilerin toplu fotoğrafı (festival yönetimi)
Açılış töreni sırasında ödül alan bazı kişilerin toplu fotoğrafı (festival yönetimi)

Nijerya'nın başkenti Abuja'da, Nijer, Mali ve Burkina Faso'nun topluluktan ayrılma kararını görüşmek üzere liderler zirvesi düzenlendi.

ECOWAS Dönem Başkanı, Nijerya Devlet Başkanı Bola Tinubu, zirvenin açılışında, yönetimde askerlerin olduğu söz konusu 3 ülkeyi anayasal düzene döndürme konusundaki yaklaşımlarını değiştirmeleri gerektiğini söyledi.

Tinubu, ECOWAS'tan ayrılma kararı alan bu 3 ülkenin bu kararı yeniden düşünmesi gerektiğini vurgulayarak, 3 ülkeye ECOWAS'ı düşman gibi görmemeleri çağrısında bulundu.

ECOWAS Komisyonu Başkanı Omar Alieu Touray da zirve sonrasında yaptığı açıklamada, Nijer'de 26 Temmuz'da yapılan askeri darbeden bu yana uygulanan yaptırımların en kıs sürede kaldırılacağını duyurdu.

Bu kararın arkasında tamamen insani gerekçeler olduğuna dikkati çeken Touray, siyasi yaptırımlarla kişilere uygulanan yaptırımların ise devam edeceğini kaydetti.



İtalyan istihbaratı "yeraltı camilerini" yakın takibe aldı

Müslümanlar, yasadışı olarak görülen bazı ibadethanelerin kapatılmasının ardından 2016'da tarihi Kolezyum önünde namaz kılmıştı (Reuters)
Müslümanlar, yasadışı olarak görülen bazı ibadethanelerin kapatılmasının ardından 2016'da tarihi Kolezyum önünde namaz kılmıştı (Reuters)
TT

İtalyan istihbaratı "yeraltı camilerini" yakın takibe aldı

Müslümanlar, yasadışı olarak görülen bazı ibadethanelerin kapatılmasının ardından 2016'da tarihi Kolezyum önünde namaz kılmıştı (Reuters)
Müslümanlar, yasadışı olarak görülen bazı ibadethanelerin kapatılmasının ardından 2016'da tarihi Kolezyum önünde namaz kılmıştı (Reuters)

İtalya'nın muhafazakar gazetelerinden Il Tempo, başkent Roma'daki "yasadışı" camilerin incelemeye alındığını yazdı. 

Dün yayımlanan haberde, İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi'nin talimatıyla yapılan incelemelerde, Roma'da Müslümanların kullandığı 53 "yasadışı" ibadethane tespit edildiği belirtildi. Bu sayının 10 yıl önce 30 olduğu aktarıldı. 

İncelemelerin sürdüğü ve söz konusu ibadethanelerin sayısının 100'ü bulabileceği yazıldı.

"Roma her geçen gün İslam'ın başkentine dönüşüyor" ifadelerinin kullanıldığı haberde, şehirde belediyenin izniyle yapılan tek bir cami olduğu ifade edildi. Şehrin Parioli bölgesinde yer alan Roma Camii, hem İtalya'nın hem de Avrupa'nın en büyük camisi.

Gazete, polis ve istihbaratın ortak çalışmasıyla "yeraltı camilerinin sıkı gözetim altına alındığını" bildirdi. 

Haberde, Müslümanların toplandığı bu yerlerle ilgili "radikalleşmenin kök saldığı ve kutsal savaşta sık sık şehit olan yalnız kurtların inananlar arasında kamufle şekilde saklandığı, bodrum katlarında ve garajlarda gizlenen ibadet yerleri" iddiaları paylaşıldı. 

Yaklaşık 59 milyon nüfusa sahip İtalya'da 2,7 milyona yakın Müslüman yaşıyor. Fransa'nın kamu yayıncısı France 24, geçen ayki haberinde radikal sağcı İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin liderliğindeki iktidar koalisyonunun, ülkedeki Müslümanları marjinalleştirdiğine dikkat çekmişti.

Diğer yandan İtalya'nın kuzeydoğusundaki Gorizia kentine bağlı Monfalcone ilçesinde Müslümanların namaz kıldığı iki kültür merkezinin kasımda kapatılması tepki toplamıştı.

Bunun ardından aralıkta yaklaşık 8 bin kişi, iktidar ortağı radikal sağcı Lig Partisi'nden Anna Maria Cisint'in belediye başkanlığını yaptığı Monfalcone'de protesto yürüyüşü düzenlemişti.

Independent Türkçe, Il Tempo, RT, France 24


Hamas liderleri, Katar'ı terk etme arayışında: İki ülkeyle görüşüldü

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşüyor (Reuters)
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşüyor (Reuters)
TT

Hamas liderleri, Katar'ı terk etme arayışında: İki ülkeyle görüşüldü

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşüyor (Reuters)
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşüyor (Reuters)

ABD'nin Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Hamas'ın siyasi lider kadrosunun kendilerine kucak açan Katar'ı terk etmeye yönelik çabalarını artırdığını bugünkü haberinde bildirdi. 

Washington'ın, İsrail'le anlaşma konusunda Hamas'a baskı yapmasını istediği Katar'ı zor duruma soktuğu ve Doha yönetiminin bu durumdan sıkıldığı aktarıldı. 

Müzakerelere dair bilgi sahibi bir Arap yetkili, sürecin aylar sürebileceğine işaret ederek "Görüşmeler yine tıkandı ve Hamas'la müzakereciler arasındaki güvensizlik artıyor. Görüşmelerin geleceğine dair bir umut görülmüyor" dedi.

Yine adı verilmeyen bir başka Arap arabulucu da "Görüşmelerin tamamen bitmesi çok gerçek bir ihtimal" ifadesini kullandı. 

Hamas liderleri, 2012'den beri ABD'nin de desteklediği bir mutabakatla Doha'da yaşıyor. WSJ'ye göre, arabuluculuk rolünü üstlenen Körfez Arap ülkesinden ayrılırlarsa rehine ve ateşkes görüşmeleri rafa kalkabilir ya da anlaşmanın sağlanması daha da güçleşebilir. 

Son haftalarda Katar ve Mısırlı arabulucular, şartlarını yumuşatması için Hamas'a baskı yapıyor. Rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma yapılmazsa sınırdışı edilecekleri de zaman zaman Hamas liderlerine yöneltilen tehditlerden biri. 

Gazeteye konuşan Arap yetkililer, Gazze'yi kontrol eden örgütün yöneticilerinin en az iki ülkeyle temasa geçip siyasi liderlerin oraya taşınıp taşınamayacağını sorduğunu söyledi. Bu ülkelerden birinin Umman olduğu açıklanırken konuya dair başka bir detay verilmedi. 

Çarşamba günü Katar'ı ziyaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye'yle görüşmüştü. Anadolu Ajansı; Gazze'ye insani yardımlar, ateşkes ve rehineler konularının ele alındığını bildirmişti.

Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'yle de aynı gün bir araya gelmişti. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Al Sani, ülkesinin üstlendiği arabuluculuk rolü hakkında şu ifadeleri kullanmıştı:

Maalesef görüyoruz ki bu arabuluculuğu kötülemek için çalışmalar var. Katar’ın rolünü küçümsüyorlar, bu bizi değerlendirmeye itmiş durumda. Maalesef çok yıkıcı açıklamalarda bulundular, biz insani rolümüze bağlıyız ancak bunun da sınırı vardır. 

Fidan da Hamas ve ateşkes görüşmelerine dair şöyle konuşmuştu: 

Türkiye ve Katar, Hamas'la sağlıklı ilişkisi olan ender ülkelerden ikisidir. Dolayısıyla özellikle şu anda yürütülmekte olan ateşkes görüşmelerinde elimizden ne geliyorsa onu yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Özellikle Katarlı kardeşlerimizin Mısırlı kardeşlerimizle ortaya koydukları çabaya biz ne türden destek verebiliriz, onunla ilgili düzenli istişarelerimiz oluyor. Özellikle Hamas'la ilgili yapılan İsrail kaynaklı propagandanın Hamas'ı bir ulusal direniş hareketi olarak göstermekten daha ziyade bir DEAŞ gibi terörist örgüt olarak nitelendirme çabalarının Batı'da ve uluslararası kamuoyunun bazı aktörleri nezdinde makes bulduğunu görüyoruz maalesef. Hamas’la yaptığımız görüşmelerde bu türden algıların giderilmesi için kendilerinin özellikle iki devletli çözüm, Filistin devletine giden çözüm içerisinde ne türden görüşleri var, ne türden beklentileri var bunları açık şekilde ifade etmeleri gerektiği konusunda görüş alışverişinde bulunduk.

Independent Türkçe, WSJ, AA


Özgürlük Filosu: İsrail, gemileri ele geçirme hazırlıklarına başladı

Toplam 12 ülkeden çok sayıda sivil toplum kuruluşunca oluşturulan Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze'ye insani yardım götürmesi planlanan Akdeniz gemisinde hazırlıklarına devam ediyor (AA)
Toplam 12 ülkeden çok sayıda sivil toplum kuruluşunca oluşturulan Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze'ye insani yardım götürmesi planlanan Akdeniz gemisinde hazırlıklarına devam ediyor (AA)
TT

Özgürlük Filosu: İsrail, gemileri ele geçirme hazırlıklarına başladı

Toplam 12 ülkeden çok sayıda sivil toplum kuruluşunca oluşturulan Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze'ye insani yardım götürmesi planlanan Akdeniz gemisinde hazırlıklarına devam ediyor (AA)
Toplam 12 ülkeden çok sayıda sivil toplum kuruluşunca oluşturulan Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze'ye insani yardım götürmesi planlanan Akdeniz gemisinde hazırlıklarına devam ediyor (AA)

Aralarında Türkiye'den İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı'nın (İHH) da yer aldığı çok sayıda uluslararası sivil toplum kuruluşunun (STK) oluşturduğu Özgürlük Filosu Koalisyonu, dünya basınının ilgisini çekiyor. 

Türkiye'den Gazze'ye yardım taşıyarak İsrail'in deniz ablukasını kırmayı hedefleyen koalisyonu son olarak ABD'nin Washington Post gazetesi haberleştirdi. 

Mayıs 2010'da benzer bir girişimin Mavi Marmara saldırısıyla sonuçlandığı, İsrail ordusunun 10 aktivisti öldürdüğü ve bu olayın Türkiye'yle İsrail arasında diplomatik krize yol açtığı hatırlatıldı. 

İsrail'in Filistinlileri yardımlardan nasıl mahrum bıraktığını Gazze Savaşı'yla birlikte tüm dünyaya anlatmak isteyen aktivistlerin 14 yıl sonra yeniden harekete geçtiği bildirildi. 

Yeni filoda, en az 5 bin tonluk yardım taşıyan bir yük gemisinin de bulunacağı belirtildi.

Filonun bugün yola çıkmasının planlandığı ama Türkiye'deki yetkililerin henüz onay vermediği bilgisi de haberde yer aldı. 

Koalisyonda yer alan önemli isimlerden emekli ABD askeri ve eski diplomat Ann Wright'la geçen hafta konuşan gazete, onun "Gemiler hazır, top Türkiye'deki liman yetkililerinde" mesajı verdiğini aktardı. 

Tuzla'daki özel bir tersanede hazırlıklarını sürdüren Akdeniz gemisinde cuma günü düzenlenen basın toplantısı da haberde yer buldu.

Almanya, Malezya, Filistin, Norveç, Arjantin, İspanya, Kanada ve Güney Afrika'dan çok sayıda aktivistin katıldığı toplantıda konuşan Filistin ve ABD yurttaşı insan hakları avukatı Huwaida Arraf şu ifadeleri kullandı:

Hükümetlerimiz şimdiye kadar hiçbir şey yapmadı ama biz hemen harekete geçmeleri için şimdi onlara sesleniyoruz: Uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerinizi yerine getirin, İsrail'in Gazze'ye gidecek filonun güvenli bir şekilde geçmesine izin vermesini talep edin.  Bizim beklentilerimize göre Türkiye satın alınmayacak ve böylece yelken açacağız. Bundan aşağısı Gazze'nın yasadışı ablukasıyla işbirliği anlamına gelir ve biz bunun Türkiye hükümetinin yapacağı bir şey olduğunu düşünmüyoruz. 

Washington Post, İsrailli Kanal 12'nin cumartesi günkü haberinde filoya yönelik "güvenlik hazırlıklarının" başladığını ve gemilerin ele geçirilmesinin de planlar kapsamında olduğunu bildirdiğini aktardı. 

İHH'nin İsrail tarafından terör örgütü olarak görüldüğü ancak STK'nın suçlamaları reddettiği belirtildi. 

İsrail, Gazze'deki Hamas gibi örgütlere silah gitmemesi için denizden abluka uyguladığını öne sürüyor. Bu duruma karşı çıkan insan hakları aktivistleriyse bir toplu cezalandırma politikası sergilendiğini ve yapılanların savaş suçu teşkil ettiğini savunuyor. 

Independent Türkçe, Washington Post, AA 


Ukrayna yardımına onay, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Johnson'ı riske soktu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Ukrayna yardımına onay, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Johnson'ı riske soktu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Washington DC'deki milletvekilleri aylarca süren gecikmelerin ardından nihayet Cumhuriyetçi Parti kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nden Ukrayna'ya askeri yardım paketini geçirdi.

Şubatta Senato'dan geçen üç parçalı ulusal güvenlik ek paketinin bir parçası olan 60,8 milyar dolarlık paket, salı günü son bir oylama için üst meclise geri dönüyor. Ardından imza için Joe Biden'ın masasına gidecek. Üst meclisteki Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, Ukrayna'nın giderek daha da vahim bir hal alan durumunu gerekçe göstererek aylarca yasanın geçmesi için Temsilciler Meclisi'ndeki meslektaşlarına baskı yapmıştı. Ancak alt meclis ağırdan alarak tasarının detayları üzerine boş yere tartışmış ve sonunda tasarıyı üçe bölerek Ukrayna'ya yapılacak yardımın büyük bir kısmını kredi sistemine dönüştürmüştü.

Bu değişiklik yapılsa da Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler için bu siyasi bir yenilgi oldu. Mitch McConnell da dahil Senato'daki Cumhuriyetçi Parti üyelerinden haftalarca kamuoyu önünde eleştiri alan Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler, sonunda yasanın geçmesi için Demokratların desteğine bel bağlayarak yasanın bitiş çizgisine gelmesini sağlayabildi. 

Daha da kötüsü Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, bu zorluktan meclis başkanlığının (bugüne kadar ulaştığı) en düşük seviyesinde çıkıyor. Halihazırda Johnson'ın görevden alınmasına yönelik önergeye imza atan üç Cumhuriyetçi, Demokratların Johnson'ı kurtarmaya yönelik herhangi bir girişiminin, Cumhuriyetçi lidere karşı daha fazla muhafazakar toplanmasına neden olarak geri tepeceğine dair açıkça uyarıda bulunuyor. Temsilciler Meclisi Başkanı'nın partisinden birkaç üye, bir oylama yapılması halinde Johnson'ı destekleyeceklerini söylese de partideki pek çok kişi düşüncesini belli etmiyor.

Meclis Başkanı Mike Johnson, cumartesi günü gazetecilere verdiği röportajda "Yasayı eleştirenler olduğunu biliyorum, bunu anlıyorum" dedi.

Ancak Senato tasarısında Temsilciler Meclisi'nin pek çok iyileştirme yaptığı ve bizim oraya gönderdiğimiz paketin çok daha iyi olduğuna dair hiçbir şüphe yok.

Bu yasa, daha önceki sevkıyatlar kapsamında Ukrayna'ya gönderilen mühimmat ve diğer malzemelerin yeniden stoklanması için ABD'ye fon sağlarken, yeni silah ve savunma sistemlerinin tedariki için de milyarlarca dolar ayırıyor.

Ek paket kapsamında kabul edilen yasanın diğer iki parçası İsrail ve Tayvan'ın savunmaları için finansman sağlıyor. 

Alt meclisteki oylama hafta sonu sona ermiş olabilir ancak Johnson'ın tam bir isyanla karşılaşmaması için önümüzdeki günlerde muhafazakarların eleştirileriyle yüzleşmesi muhtemel; Cumhuriyetçilerin 112'si Ukrayna tasarısı aleyhine oy kullandı. 

Yönetimdeki Demokratlar ve Cumhuriyetçiler yasanın geçişini kutlarken, kısa bir süre önce Washington'a yaptığı ziyaretle yasanın kabulü için bizzat görüşme yapan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski tarafından da bir zafer olarak müjdelendi. Yasa geçtiğinde Temsilciler Meclisi'nde alkışlar koptu ve milletvekilleri dağıttıkları Ukrayna bayraklarını salladı ancak kürsüden uyarı gelince durdular.

Biden başkanlığı altındaki Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi Parti grubunun Ukrayna yardımını kesip kesmeyeceği sorusu artık çözülmüş gibi görünüyor. Ancak Johnson'ın bu grubun kontrolünü elinde tutmaya devam edip edemeyeceği artık her zamankinden daha şüpheli.
Independent Türkçe

 


Uydu görüntüleri İsrail ile İran arasındaki gerilimin ‘gizli gerçeğini’ ortaya koyuyor

İsrail'in Nevatim Hava Üssü’nün uydu görüntüsü (AP)
İsrail'in Nevatim Hava Üssü’nün uydu görüntüsü (AP)
TT

Uydu görüntüleri İsrail ile İran arasındaki gerilimin ‘gizli gerçeğini’ ortaya koyuyor

İsrail'in Nevatim Hava Üssü’nün uydu görüntüsü (AP)
İsrail'in Nevatim Hava Üssü’nün uydu görüntüsü (AP)

İsrail ile İran arasındaki gerilim son haftalarda önemli ölçüde arttı. Çatışma son bir hafta içinde iki ülkenin sınır dışındaki stratejik hedeflerini vurmaktan iki ülkenin iç derinliklerini hedef alan saldırılara dönüştü.

Her iki taraf da son saldırıların İran ya da İsrail içlerine verdiği zarar konusunda sessiz kalsa da uydu görüntüleri her iki tarafın da gizlemeye çalıştığı şeyi ortaya çıkardı.

Son 24 saat içinde yayınlanan uydu görüntüleri, Cuma sabahı erken saatlerde İsrail saldırısına hedef olan İran'a ait bir hava üssünde meydana gelen hasarın kanıtlarını ortaya koydu.

BBC bugün (Pazar), New York Times ise dün (Cumartesi) uydu görüntülerinin İsrail'in İran'ın İsfahan'daki Şikari Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıda hava savunma sisteminin önemli bir bölümünün vurulduğunu gösterdiğini bildirdi.

hmyuö mjyu
BBC tarafından yayınlanan bir fotoğraf, İsrail saldırısından sonra İran Şikari Hava Üssü’nde oluşan hasarı gösteriyor.

BBC ve New York Times, görüntülerin analizinin, Şikari Hava Üssü’ne hassas güdümlü mühimmat kullanılarak yapılan saldırının, S-300 hava savunma sistemlerinde gelen hedefleri takip etmek için kullanılan bir radara zarar verdiğini veya tahrip ettiğini gösterdiğini bildirdi.

BBC'ye göre İsfahan'daki nükleer tesislerden henüz görüntü alınamadı. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ‘İran'ın nükleer tesislerinde herhangi bir hasar meydana gelmediğini’ açıkladı.

İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan kentinde Cuma günü bir dizi patlama meydana gelmiş, ABD'li yetkililer İsrail'in füze saldırısı düzenlediğini söylemiş, ancak İsrail'den resmi bir doğrulama gelmemişti.

İran Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi patlamaların hava savunma sistemlerinin bir dizi ‘uçan cismi’ engellemesinden kaynaklandığını söylerken, devlet televizyonu İsfahan'da hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiğini gösteren bir video yayınladı. Devlet televizyonu ayrıca, hava savunma sistemlerinin İsfahan üzerinde ‘küçük insansız hava araçlarını (İHA)’ herhangi bir zarar vermeden engellediğini bildirdi.

Söz konusu gelişmeler, üst düzey bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanının İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna yönelik saldırısında öldürülmesinden birkaç gün sonra, İran'ın geçtiğimiz hafta sonu İsrail'e yüzlerce İHA ve füze fırlatmasının ardından yaşandı.

İran İsrail'e 300'den fazla balistik füze ve İHA’yla saldırdı. Tel Aviv hasar sayısını açıklamadı, ancak füze ve İHA’ların büyük çoğunluğunu düşürdüğünü söylemekle yetindi.

fdebngr
AP tarafından paylaşılan ve İsrail'in Nevatim Hava Üssü’ndeki tahrip edilmiş pisti gösteren uydu görüntüsü

Ancak dün AP tarafından aktarılan ve analiz edilen uydu görüntüleri, İsrail hava üssündeki bir pistin tahrip edildiğini gösterdi. İsrail'in güneyindeki Nevatim Hava Üssü’nde meydana gelen genel hasar küçük olsa da, Tahran'ın geniş balistik füze cephaneliğini doğrudan İsrail'e karşı kullanmaya istekli olduğunu gösterdi.

Cuma günü çekilen fotoğraflarda Kudüs'ün 65 kilometre güneyindeki hava üssünün güney kısmındaki hangarların yakınındaki pistte yeni bir siyah nokta görüldü.


John Bolton Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail İsfahan saldırısında son derece sınırlı bir performans gösterdi

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)
TT

John Bolton Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail İsfahan saldırısında son derece sınırlı bir performans gösterdi

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Londra’da gazetecilere açıklama yaparken (Reuters)

Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, İsrail’in İran’ın İsfahan şehrine gerçekleştirdiği hava saldırısında son derece sınırlı bir performans gösterdiğini düşünüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Bolton, İsrail’in İran’a verdiği karşılığın sınırlı olmasının ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail’e uyguladığı yoğun baskıdan kaynaklandığını söyledi. İsrail'in yeni saldırılar düzenleyebileceğini göz ardı etmeyen ABD'li eski yetkili, İran’a yumuşak bir karşılık verilmesinin İsrail'i daha büyük bir risk altına sokabileceğini, çünkü İran rejiminin, İsraillilerin İran konusunda ciddi olmadıkları sonucuna varabileceğini vurguladı.

ABD'nin Ortadoğu'da herhangi bir stratejisinin olmamasını eleştiren Bolton, Tahran'la ve bölgedeki vekilleriyle birlikte kurduğu ‘ateş çemberiyle’ yüzleşilmesi gerektiğinin altını çizdi. Eski Başkan Donald Trump'ın eğer halen başkan olsaydı İran’ın bu tür saldırılar gerçekleşmeyeceğini söylediği açıklamalarını da eleştiren Bolton, İranlıların kendisini ‘konuşan, ancak eyleme geçmeyen bir adam’ olarak gördüğünü söyledi.

İşte eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile röportajın tamamı:

Öncelikle İsfahan saldırısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence İsrail, çok sınırlı bir performans gösterdi. Bu İsrail tarafından bir hata olarak görülebilir. Biden yönetimi tarafından misillemesini yumuşatması için İsrail’e büyük bir baskı yapıldığını düşünüyorum. Bununla, yaptıklarının önemini azaltıp azaltmadıklarından emin değilim. Fakat göreceğiz, belki de bu iş bitmemiştir. Ama eğer amaç İsrail'in gücünü göstererek İran'ın gelecekteki saldırılarını caydırmaksa, bunu başarabildiklerini kesin olarak söyleyemiyorum.

İsrail'in İran'ın savunma sistemlerini bozması gerektiğini söylediniz. Yaşananların bunu başarmanın ilk adımı olduğunu düşünüyor musunuz?

İsrail saldırının arkasında olduğunu kabul etmediğinden İsraillilerin akıllarından ne geçtiğini bilmek zor. Bu konuyla ilgili kafa karıştırıcı noktalardan biri de bu. Ancak sessizlik, daha fazla saldırının geleceği anlamına da gelebilir. İran saldırıları sonrasında İsrail'in karar almakta ve karşılık vermekte geç kalmasında Beyaz Saray’ın baskısı önemli bir faktör oldu. Hatta belki de ana faktör olduğuna inanıyorum. Hizbullah’la birlikte Gazze'deki durumu dikkate aldıkları açık. Ancak benim endişelendiğim nokta saldırının sadece insansız hava araçları (İHA) kullanılarak gerçekleştirilmiş gibi görünmesi. İsrail daha önce de İran'a karşı, İHA kullanmış ve saldırının arkasında olduğunu açıklamaktan kaçınmıştı. Ama bu, Tahran'daki molla rejiminin hafta sonu 320'den fazla balistik füze, kruz (seyir) füzesi ve İHA ile gerçekleştirdiği saldırının bir değişikliğe yol açtığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla bu sert tepkinin İsrail'i daha büyük bir risk altına sokabileceğini düşünüyorum. Çünkü mollalar (İranlı yetkililer) İsraillilerin İran konusunda ciddi olmadığı sonucuna varabilir.

ABD Başkanı Joe Biden'ın İsrail'e yaptığı İran’a karşılık vermemesi çağrısını ‘utanç verici’ olarak nitelendirdiniz. Bölgede gerilimin daha da tırmanmasından korkmuyor musunuz?

Biden'ın İran saldırıları sonrasında yaşananların, sırf hayatta kaldığı için İsrail adına bir zafer olduğunu söylemesi utanç verici. Hayatta kalmak doğal bir durumdur, kendisine yöneltilmiş 320 silahla yüzleşmek ise değil. İran saldırısının başarısız olması, İsrail'e ya da Biden’ın Beyaz Sarayı’na rahat bir nefes aldırmamalı.

Wall Street Journal (WSJ) ve CBS gibi ABD basınından kaynakların aktardığına göre İran’ın İsrail’e karşı kullandığı 120 balistik füzenin neredeyse yarısı, yani 60 tanesi ya fırlatma rampasında ateşlendiği sırada başarısız oldu ya da İsrail'i vuracak kadar yaklaşamadan düşürüldü. Bu da İran'ın beceriksizliği ve füze sistemlerindeki başarısızlığın, İsrail'e çok fazla zarar verebilecek 60 balistik füzenin gönderilmesiyle sonuçlanmadığı anlamına geliyor. ABD, İsrail ve diğerlerinin sahip olduğu füze savunma teknolojisi ne kadar iyi olursa olsun İran tarafının başarısızlığı işlerine yaradı. Bu da iyi bir şey değil.

Sizce İsrail, İran'ın saldırılarına nasıl karşılık vermeliydi?

Daha geniş kapsamlı bir saldırı olmalıydı. Daha önce de dediğim gibi saldırıların bitip bitmediğini bilmiyorum, ama İran topraklarından fırlatılan füzelerin ve İHA’ların hepsinin İsraillilerin saldırdığı İsfahan yakınlarındaki hava üssünden gelmediği neredeyse kesin. Bu yüzden bence füzelerin ateşlendiği, İHA’ların havalandığı tüm üsler ve çevrelerindeki tüm hava savunma sistemleri vurulmalıydı. İran’ın saldırısına verilecek en asgari karşılık bu olurdu. Fakat İsrail bunu yapmadı. Bana kalırsa İranlı karar vericilerin İsrail'e tekrar saldırmaları halinde, İsrail'e vermeyi umdukları zarardan çok daha fazlasına mal olacak bir yanıtla karşılaşacaklarını anlamaları için daha da ileri gidilmeliydi. Caydırıcılık ancak bu şekilde tesis edilir.

Biden yönetiminin Ortadoğu’daki çatışmaya stratejik bir bakış açısıyla bakmayı reddettiğini söylediniz. Bunu biraz daha açar mısınız?

Beyaz Saray ve Avrupa'dakilerin çoğu, meseleyi birbirinden ayrı, ilgisiz çatışmalar olarak görüyorlar. Olaylar, Hamas Hareketi’nin 7 Ekim'de İsrail'e saldırmasıyla başladı. Ancak Hamas, Hizbullah, Husiler ve Irak ve Suriye'deki Şii milisler, İran'ın İsrail'e ve ateş çemberinde yer aldığına inandığım bazı Körfez ülkelerine karşı yürüttüğü genel ateş çemberi kampanyasının vekilleridir. Dolayısıyla bu terörist gruplar İran tarafından onun emirlerini yerine getirmek üzere silahlandırılmış, donatılmış, eğitilmiş ve finanse edilmiştir. Ancak komuta ve yürütme kademeleri arasında NATO'daki kesin bir ilişki yok.

Tüm bunlar İran tarafından organize edildi. İran'ın geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdiği saldırıyı Hamas'tan ya da Hizbullah'tan ayrı düşünmek bence stratejik bir hatadır. Eğer karşı karşıya olduğunuz tehdidin doğasını anlamazsanız, bu tehditle etkili bir şekilde mücadele etmeniz imkansız değilse de zordur.

Trump’ın başkanlık döneminden bazı eski yetkililer, bugün Ortadoğu'da yaşananların ABD yönetiminin bölgeye ilişkin stratejisinin net olmamasından kaynaklandığını söylüyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?

Böyle dair net bir stratejinin olmaması, ABD'nin İsrail'e yardım etme çabalarının yanı sıra İran destekli bu grupların terör eylemlerinin tehdit ettiği Körfez ülkeleri, Ürdün ve Mısır’ın güvenlik istikrarını koruma çabalarını da engelliyor.

Örneğin Hamas Hareketi, Mısır'ın iç sorunlar yaşadığı Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) Teşkilatı’nın bir uzantısıdır. Bu, İsrail ile birçok Arap ülkesi arasında ortak bir meseledir. ABD, 2015 yılında İran ve dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmaya geri dönmeye ve sanki İran bölgede barış ve güvenlik için şimdi olduğu kadar büyük bir tehdit değilmiş gibi davranmaya çalışırken İran'a yaranmaya çalışaral aslında bölge ülkelerinin ABD ile yakın iş birliği yapma çabalarını baltalıyor.

Eski Başkan Donald Trump, eğer başkan olsaydı bu tür saldırıların gerçekleşmeyeceğini söyledi. Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?

Böyle açıklamaların bir dayanağı yoktur. İranlılar, Trump'ı ‘konuşan, ancak eyleme geçmeyen bir adam’ olarak görüyorlar. Bu yüzden gerçek performansının Biden yönetiminden çok da farklı olmayabileceğini düşünüyorlar. Bunu önümüzdeki kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin sonuçlandığında öğrenebiliriz. Seçimler yaklaştı, ancak şu an kimse sonucun ne olacağını gerçekten bilmiyor.

Biden yönetimi İran'a karşı yaptırım uygulama politikasına geri dönmüş gibi görünüyor. Sizce yaptırımlar Tahran üzerinde baskı oluşturmaya yeterli mi?

Hayır, yeterli değil. Yaptırım uygulama politikasına dönülmesinin nedeni Biden yönetiminin, Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından yeniden uygulanan yaptırımları etkili bir şekilde uygulayamamasından kaynaklanıyor.

Financial Times'a göre İran'ın geçtiğimiz yılki petrol satışları, ağırlıklı olarak Çin'den elde ettiği 35 milyar dolarlık gelirle altı yıl önceki seviyesine geri döndü. Bu aynı zamanda yaptırımların uygulanmaması halinde İran'ın terör eylemleri ya da nükleer silah programı için kullanabileceği bir gelir elde edebileceğini de gösteriyor.

Yani mevcut yaptırımlar doğru şekilde uygulanmadan yeni yaptırımların duyurulması, İran üzerindeki baskıyı arttırmayacağı gibi İran'ın eylemlerini de hiçbir şekilde kısıtlamayacaktır.


Netanyahu: ABD'nin İsrail'e yaptığı yardım ‘Batı medeniyetini savunuyor’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
TT

Netanyahu: ABD'nin İsrail'e yaptığı yardım ‘Batı medeniyetini savunuyor’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD Temsilciler Meclisi'nin ülkesine milyarlarca dolarlık yeni askeri yardım yapılmasına ilişkin oylamasının, İsrail ile Hamas arasındaki savaş ve İran ile arasındaki gerilimin artması karşısında ‘Batı medeniyetinin savunulması’ olduğunu söyledi.

Netanyahu X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “ABD Kongresi, İsrail'e yönelik güçlü iki taraflı desteği yansıtan ve Batı medeniyetini savunan çok takdir edilen bir yardım tasarısını ezici bir çoğunlukla kabul etti. Dostlarımıza teşekkür ederiz, teşekkürler Amerika.”

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da ABD Temsilciler Meclisi'nin kararını memnuniyetle karşıladı. Zira İsrail ordusu altı aydan uzun bir süredir Hamas'a karşı Gazze Şeridi'nde ve İran yanlısı Hizbullah ile neredeyse her gün bombardıman yaptığı Lübnan sınırında seferber olmuş durumda.

Katz X platformunda bu oylamanın “İsrail ile ABD arasındaki yakın bağları ve stratejik ortaklığı kanıtladığını ve düşmanlarına güçlü bir mesaj verdiğini” yazdı.


‘Gazze Şeridi'nin bölünmesi’ korkusu

İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
TT

‘Gazze Şeridi'nin bölünmesi’ korkusu

İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail tankları 10 Nisan'da Gazze Şeridi sınırında (Reuters)

İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyini merkezinden ve güneyinden ayıran Netzarim Koridoru’nu genişletirken, bu hamlenin Gazze Şeridi'ni ‘bölmeyi’ amaçlayan bir sürecin parçası olduğuna dair korkular var.

Vatandaşlar, son iki gün içinde İsrail askerlerinin Cuhr ed-Dik bölgesinin kuzeydoğusundaki ayrım sınır hattından Selahaddin Caddesi'ne ve er-Reşid el-Bahri Caddesi'ne kadar uzanan, 6 kilometre uzunluğunda ve 7 kilometre genişliğindeki Netzarim Koridoru’nda yoğun hareketlilik gözlemlediklerini söyledi.

Netzarim Koridoru’ndaki İsrail takviyeleri, işgal ordusunun en-Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde ve yakınlardaki ez-Zehra ve el-Muğrega bölgelerinde gerçekleştirdiği operasyonların ardından geldi.

Bu arada İsrail güçleri, Cuma günü başlayan ve Cumartesi günü de devam eden askeri operasyon kapsamında Batı Şeria'nın Tulkarim kentindeki Nur Şems Mülteci Kampı’nı yakıp yıkmaya devam etti ve en az 10 Filistinliyi öldürdü.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD’nin Filistin Devleti'nin Birleşmiş Milletler'e (BM) tam üyeliğine karşı vetosunu ‘hayal kırıklığı’ olarak nitelendirerek Washington ile ilişkileri yeniden gözden geçirme tehdidinde bulundu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü

Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile görüştü

Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA
Fotoğraf: Mustafa Kamacı/AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'yi Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, İsrail'in Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarına yönelik saldırıları, insani yardımların Gazze'ye yeterli düzeyde ve kesintisiz ulaştırılması için yapılması gerekenler, bölgede adil ve kalıcı barış süreciyle ilgili konular ele alındı.

Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin uluslararası toplumun dikkatini Filistinlilere uygulanan zulme çekmek için diplomatik gayretlerini sürdürdüğünü ve vahşetin son bulması ile acil, kalıcı ateşkes ihtiyacının her fırsatta vurgulandığını bildirdi.

İsrail'in Filistinlilere uyguladığı zulmün bedelini mutlaka bir gün ödeyeceğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin her zeminde Gazze'ye yönelik katliamları anlatmaya devam edeceğini, tüm çabaların bölgesel barışın anahtarı olan bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması ve bölgeye kalıcı huzurun gelmesi için sarf edildiğini ifade etti.

- 45 bin tondan fazla insani yardım sevk edildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Filistinlilerin birlik içinde hareket etmesinin hayati öneme sahip olduğunu, İsrail'e verilecek en güçlü cevabın ve zaferin yolunun birlik ve bütünlükten geçtiğini, uluslararası kamuoyunu yanlış yönlendiren İsrail'e karşı Filistin'in haklı davasının ve gerçeklerin daha çok anlatılması gerektiğini bildirdi.

Yaşanan acıları bir nebze dindirebilmek için Türkiye'nin Filistin'e yönelik insani yardımlarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, bugüne kadar 45 bin tondan fazla insani yardımın bölgeye sevk edildiğini, ticarete getirilen kısıtlamalar dahil İsrail'e yönelik bir dizi yaptırımın hayata geçirildiğini vurguladı.

- Erdoğan, Heniyye'ye baş sağlığı diledi

İsrail ile İran arasındaki gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşananların İsrail'e zemin kazandırmaması gerektiğine, Batı'da İsrail'in saldırılarını sorgulayan havanın dağılmaması için dikkatleri yeniden Gazze'ye çekecek çalışmalar yapılmasının önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Heniyye'ye İsrail saldırısında şehit düşen çocukları ve torunları için başsağlığı dileklerini de iletti.

Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sefer Turan eşlik etti.

Hamas'ın Yurt Dışı Sorumlusu Halid Meşal, Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye, Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Batı Şeria Sorumlusu Zahir Cebbarin ve Hamas yetkililerinden Musa Akkari de görüşmede hazır bulundu.


AK Parti Sözcüsü Çelik'ten İsrail Dışişleri Bakanı Katz'a tepki

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten İsrail Dışişleri Bakanı Katz'a tepki

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına ilişkin, "İsrail Hükümetinin yaptığı katliamları örtbas etme çabasından başka bir şey değildir." ifadesini kullandı.

Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

İsrail Dışişleri Bakanı'nın Cumhurbaşkanı'mızı hedef alan hadsiz açıklaması, İsrail Hükümetinin yaptığı katliamları örtbas etme çabasından başka bir şey değildir. Çocuk katilleri her türlü ateşkes ve barış girişimine düşmanlık ediyor. Bu nedenle, Cumhurbaşkanı'mızın ateşkes ve barış için liderlik ettiği siyasetin bu katliam şebekeleri tarafından hedef alındığını biliyoruz. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar insanlık önünde mahkum oldular ve hukuk önünde hesabını bir gün verecekler.

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, X sosyal medya platformunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin fotoğrafını paylaşarak hakaret ve iftira içeren yorumlarda bulunmuştu.