31 Mart yerel seçimlerinin galibi CHP: İşte 81 ilde belediye başkanlığını kazanan adaylar

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

31 Mart yerel seçimlerinin galibi CHP: İşte 81 ilde belediye başkanlığını kazanan adaylar

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

31 Mart yerel seçimlerinde henüz resmi sonuçlar açıklanmazsa da birçok ilde kazananlar belli oldu. Son sonuçlara göre ilk sırada bulunan CHP 35, AK Parti 24, DEM Parti 10, MHP 8, Yeniden Refah Partisi 2, İYİ Parti ve BBP ise 1 ilde önde bitirdi.  AK Parti yarışı ikinci sırada tamamladı ve 22 yıllık iktidarında ilk kez seçim yenilgisi aldı. CHP bu sonuçla, 1989’da Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin yerel seçimlerde kazandığı başarıyı da oy oranıyla aşmış oldu. Yerel seçimlerinde sürpriz yapan bir başka parti ise Yeniden Refah oldu ve ilk kez girdiği yerel seçimlerde, oy oranıyla üçüncü siyasi parti konumuna yükseldi.

Oy sayım işlemleri büyük ölçüde tamamlandı. Cumhuriyet Halk Partisi büyük başarı sağlayarak hem kazandığı belediye başkanlığı sayısını hem de oy oranını arttırdı. Tarihi bir başarı elde eden CHP, Türkiye'nin birinci partisi oldu. Anadolu Ajansı'nın verilerine göre Türkiye'de sandıkların yüzde 99. 82’si açıldı. CHP yüzde 37,74 oy oranı ile AK Parti'nin 22 yıllık üstünlüğüne son verdi. AK Parti'nin oyu yüzde 35,49'da kaldı. AA'nın sonuçlarına göre Türkiye genelinde oyların yüzde 6,19'unu alan Yeniden Refah Partisi üçüncü parti konumuna yükseldi.

DEM Parti'nin oy oranı yüzde 5,68 oldu. MHP oyların yüzde 4,98'ini, İYİ Parti yüzde 3,77'sini, Zafer Partisi yüzde 1,73'ünü, Saadet 1,09'unu, HÜDA PAR yüzde 0,55'ini aldı.

Bu sonuçlara göre, CHP İstanbul, Ankara ve İzmir'in de aralarında olduğu 14 kentte büyükşehir belediye başkanlığı ile 21 il, 337 ilçe ve 48 beldenin belediye başkanlığını kazandı.  Hatay'da ise büyükşehir belediyesi CHP'den AKP'ye geçti.

İstanbul'da sandıkların yüzde 99,98'inde alınan sonuçlara göre, oyların yüzde 51,09'unu alan Ekrem İmamoğlu yeniden Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. AKP'nin adayı Murat Kurum ise oyların yüzde 39,60'ını aldı. CHP İstanbul'da 26 ilçeyi, AKP ise 13 ilçeyi kazandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim sonuçlarının belli olmasının ardından Saraçhane'de yaptığı konuşmada 31 Mart seçimlerinde İstanbul'da CHP'nin elindeki 14 belediyeyi korumanın yanı sıra, Beyoğlu Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Şile ve Üsküdar'ı da kazandığını açıkladı.

Ankara'da sandıkların yüzde 99,93'ü açıldı. Oyların yüzde 60,35'ini alan CHP'nin adayı Mansur Yavaş açık ara farkla yeniden Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. AKP'nin adayı Turgut Altınok'un oy oranı ise yüzde 31,69 olarak belirlendi. CHP, Ankara'da ilçelerin 18'sını, AKP ise 8'ini aldı.

Sandıkların yüzde 99,73'ünün açıldığı İzmir'de de CHP birinci parti oldu. Oyların yüzde 48,90'ını alan CHP'nin adayı Cemil Tugay, kentin yeni Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. AKP'nin adayı Hamza Dağ ise oyların yüzde 37,07'sini aldı. CHP, kentte 28 ilçe, AKP ve MHP ise birer ilçe kazandı.

Kırklareli ve Hatay başa baş mücadele

Sandıkların yüzde 90'dan fazlasının açıldığı Kırklareli'nde MHP'nin adayı Derya Bulut'un oy oranı yüzde 41,23 iken CHP'nin adayı Siyam Kesimoğlu'nun oy oranı yüzde 40,51 düzeyinde.

Hatay'da da başa baş bir mücadele söz konusu. Sandıkların yüzde 95'ten fazlasının açıldığı Hatay'da CHP'nin tartışmalı adayı Lütfü Savaş yüzde 43,98 oy oranında, AKP adayı Mehmet Öntürk'ün oranı ise yüzde 44.

unceli, Iğdır, Ağrı, Muş, Van, Diyarbakır, Batman, Siirt, Hakkari, Mardin belediyelerini DEM Parti'nin adayları kazandı. Şanlıurfa ve Yozgat'ı Yeniden Refah Partisi kazanırken açılan sandıklara göre Kırklareli, Çankırı, Karaman, Osmaniye, Tokat, Gümüşhane, Erzincan ve Kars'ı MHP, Sivas belediye başkanlığını Büyük Birlik Partisi, Nevşehir'i ise İYİ Parti kazandı.

Açılan sandıklara göre Isparta, Konya, Aksaray, Niğde, Kayseri, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Bingöl, Şırnak, Bitlis, Erzurum, Bayburt, Rize, Trabzon, Ordu, Samsun, Çorum, Karabük, Düzce, Sakarya, Kocaeli'de ise AKP seçim yarışından zaferle ayrıldı.

wergt

İşte Türkiye'nin 81 ilindeki resmi olmayan oy oranları:

Adana:

CHP ZEYDAN KARALAR %46.51 535.970 OY

AKP FATİH MEHMET KOCAİSPİR %37.46 431.680 OY

DEM MAHFUZ GÜLERYÜZ %5.12 59.058 OY

Adıyaman:

CHP ABDURRAHMAN TUTDERE %49.74 51.299 OY

AKP ZİYA POLAT %27.43 28.285 OY

YRP NAZİF ATALAY %13.74 14.173 OY

Afyonkarahisar:

CHP BURCU KÖKSAL %50.73 68.072 OY

AKP HÜSEYİN CEYLAN ULUÇAY %31.82 42.703 OY

MHP SEZER KÜÇÜKKURT %10.87 14.590 OY

Ağrı:

DEM HAZAL ARAS %51.07 25.374 OY

AKP MEHMET SALİH AYDIN %33.70 16.747 OY

YRP MEHMETŞAFİ ERİM %4.71 2.341 OY

Aksaray:

AKP EVREN DİNÇER %36.85 42.769 OY

MHP İRFAN ÇITAK %28.72 33.331 OY

İYİP MUSTAFA TUĞRUL KARACAER %20.29 23.541 OY

Amasya:

CHP TURGAY SEVİNDİ %42.84 27.228 OY

AKP MEHMET UYANIK %28.96 18.407 OY

MHP BAYRAM ÇELİK %22.89 14.549 OY

Ankara:

CHP MANSUR YAVAŞ %60.35 1.986.620 OY

AKP TURGUT ALTINOK %31.74 1.044.947 OY

YRP SUAT KILIÇ %3.03 99.833 OY

Antalya:

CHP MUHİTTİN BÖCEK %48.63 704.027 OY

AKP HAKAN TÜTÜNCÜ %40.04 579.606 OY

DEM KEMAL BÜLBÜL %3.10 44.927 OY

Ardahan:

CHP FARUK DEMİR %45.06 5.049 OY

AKP YUNUS BAYDAR %43.51 4.875 OY

DEVA HALİL KAÇAR %6.71 752 OY

Artvin:

CHP BİLGEHAN ERDEM %45.04 6.473 OY

AKP MEHMET KOCATEPE %43.21 6.210 OY

İYİP DEMİRHAN ELÇİN %6.00 863 OY

Aydın:

CHP ÖZLEM ÇERÇİOĞLU %50.61 338.882 OY

AKP MUSTAFA SAVAŞ %36.62 245.192 OY

İYİP ÖZER KAYALI %4.30 28.803 OY

Balıkesir:

CHP AHMET AKIN %51.08 406.319 OY

AKP YÜCEL YILMAZ %40.56 322.611 OY

İYİP TURHAN ÇÖMEZ %3.05 24.275 OY

Bartın:

CHP MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA %51.29 22.383 OY

MHP HÜSEYİN FAHRİ FIRINCIOĞLU %36.61 15.978 OY

YRP FARUK TUTKUN %4.62 2.017 OY

Batman:

DEM GÜLÜSTAN SÖNÜK %64.52 122.143 OY

HÜDAPAR SERKAN RAMANLI %15.69 29.698 OY

AKP ADİL SEBATİ CEYLAN %12.42 23.511 OY

Bayburt:

AKP METE MEMİŞ %39.08 7.344 OY

MHP HÜKMÜ PEKMEZCİ %37.88 7.118 OY

YRP MUSTAFA GÜNCAN %8.00 1.504 OY

Bilecik:

CHP MELEK MIZRAK SUBAŞI %48.88 17.447 OY

AKP MUSTAFA YAMAN %34.54 12.328 OY

YRP CAFER ARSLANBOĞA %7.21 2.575 OY

Bingöl:

AKP ERDAL ARIKAN %33.69 15.593 OY

DEM AYDIN BÜRÇÜN %25.85 11.965 OY

YRP MEHMET ZİYA BUYANKARA %21.22 9.823 OY

Bitlis:

AKP NESRULLAH TANĞLAY %38.23 8.900 OY

DEM MEHMET NEZİR KARABAŞ %37.38 8.702 OY

YRP CELALETTİN MERMER %7.67 1.786 OY

Bolu:

CHP TANJU ÖZCAN %52.80 53.653 OY

AKP MUHAMMED EMİN DEMİRKOL %28.84 29.305 OY

MHP İLHAN DURAK %12.13 12.323 OY

Burdur:

CHP ALİ ORKUN ERCENGİZ %46.28 23.007 OY

AKP MEHMET ŞİMŞEK %42.90 21.324 OY

İYİP NAMIK KEMAL ÖZKAN %3.36 1.671 OY

Bursa:

CHP MUSTAFA BOZBEY %47.59 859.562 OY

AKP ALİNUR AKTAŞ %38.36 692.898 OY

YRP SEDAT YALÇIN %4.93 89.063 OY

Çanakkale:

CHP MUHARREM ERKEK %39.70 31.058 OY

İYİP ALAADDİN BURAK KUNT %36.89 28.861 OY

AKP JÜLİDE İSKENDEROĞLU %18.27 14.291 OY

Çankırı:

MHP İSMAİL HAKKI ESEN %59.80 25.748 OY

AKP HÜSEYİN FİLİZ %31.22 13.445 OY

CHP İLHAN TEKİN %2.69 1.160 OY

Çorum:

AKP HALİL İBRAHİM AŞGIN %40.58 54.806 OY

CHP HASAN LEVENT ÇÖPHÜSEYİNOĞLU %36.96 49.916 OY

YRP YAŞAR ANAÇ %14.47 19.540 OY

Denizli:

CHP BÜLENT NURİ ÇAVUŞOĞLU %47.96 304.264 OY

AKP OSMAN ZOLAN %38.85 246.460 OY

İYİP YASİN ÖZTÜRK %4.63 29.400 OY

Diyarbakır:

DEM AYŞE SERRA BUCAK KÜÇÜK %64.08 457.477 OY

AKP MEHMET HALİS BİLDEN %16.85 120.303 OY

HÜDAPAR FARUK DİNÇ %7.34 52.373 OY

Düzce:

AKP FARUK ÖZLÜ %40.22 41.233 OY

YRP DAVUT GÜLOĞLU %29.77 30.524 OY

CHP SEDAT ÇELİKEL %13.37 13.711 OY

Edirne:

CHP FİLİZ GENCAN AKIN %46.67 46.260 OY

AKP BELGİN İBA %42.49 42.119 OY

İYİP HAMDİ SEDEFÇİ %5.44 5.391 OY

Elazığ:

AKP ŞAHİN ŞERİFOĞULLARI %38.19 65.682 OY

YRP FARUK SEPTİOĞLU %21.14 36.364 OY

CHP COŞKUN ÇAĞLAR DURAN %16.49 28.368 OY

Erzincan:

MHP BEKİR AKSUN %40.45 30.217 OY

Bağımsız ÇAKIR YÜKSEL ÇAKIR %29.24 21.841 OY

CHP ÖZGE VATANER ÖZEGE %21.08 15.745 OY

Erzurum:

AKP MEHMET SEKMEN %50.37 173.537 OY

İYİP FATMA CANAN UÇAR %22.29 76.782 OY

DEM GÜLDEREN VARLİ %7.83 26.978 OY

Eskişehir:

CHP AYŞE ÜNLÜCE %50.86 273.760 OY

AKP İDRİS NEBİ HATİPOĞLU %37.94 204.198 OY

İYİP MELİH AYDIN %3.62 19.490 OY

Gaziantep:

AKP FATMA ŞAHİN %38.80 358.374 OY

CHP MUZAFFER ERTÜRK %28.11 259.602 OY

YRP ŞÜKRÜ YILMAZ %17.22 159.087 OY

Giresun:

CHP FUAT KÖSE %54.56 35.696 OY

AKP AYTEKİN ŞENLİKOĞLU %37.62 24.615 OY

YRP MESUT AYDIN %2.66 1.741 OY

Gümüşhane:

MHP VEDAT SONER BAŞER %41.62 6.690 OY

AKP ERCAN ÇİMEN %38.20 6.141 OY

CHP BEDRİ AĞAÇ %13.36 2.148 OY

Hakkari:

DEM MEHMET SIDDIK AKIŞ %48.92 14.528 OY

AKP İSMET ÖLMEZ %46.58 13.833 OY

CHP CÜNEYT ÖZBEK %1.43 424 OY

Hatay:

AKP MEHMET ÖNTÜRK %44.48 345.894 OY

CHP LÜTFÜ SAVAŞ %43.97 341.939 OY

YRP NURİ PARLAK %2.61 20.330 OY

Iğdır:

DEM MEHMET NURİ GÜNEŞ %46.61 23.066 OY

AKP ÜLKÜ ÖCAL %42.38 20.974 OY

İYİP GÜNDÜZ GÜNEŞ %4.50 2.227 OY

Isparta:

AKP ŞÜKRÜ BAŞDEĞİRMEN %41.96 54.433 OY

CHP ATAKAN YAZGAN %21.11 27.386 OY

İYİP AHMET TURAL %17.69 22.944 OY

İstanbul:

CHP EKREM İMAMOĞLU %51.06 4.420.784 OY

AKP MURAT KURUM %39.60 3.428.227 OY

YRP MEHMET ALTINÖZ %2.58 223.318 OY

İzmir:

CHP CEMİL TUGAY %48.89 1.277.580 OY

AKP HAMZA DAĞ %37.10 969.448 OY

DEM AKIN BİRDAL %4.12 107.747 OY

Kahramanmaraş:

AKP FIRAT GÖRGEL %42.41 247.777 OY

YRP MUHAMMED AYDOĞAR %33.40 195.158 OY

CHP MUKADDES ZEYNEP ARIKAN %15.20 88.794 OY

Karabük:

AKP ÖZKAN ÇETİNKAYA %34.08 20.587 OY

MHP RAFET VERGİLİ %26.49 16.002 OY

YRP İSMAİL ÖZER %23.08 13.942 OY

Karaman:

MHP SAVAŞ KALAYCI %49.14 45.003 OY

AKP MEVLÜT AKGÜN %24.05 22.023 OY

CHP RECEP SERTÇELİK %18.02 16.502 OY

Kars:

MHP ÖTÜKEN SENGER %36.20 16.384 OY

DEM KENAN KARAHANCI %28.98 13.120 OY

CHP DİNDAR GÜLTEKİN %17.24 7.805 OY

Kastamonu:

CHP HASAN BALTACI %49.19 31.478 OY

AKP TAHSİN BABAŞ %36.14 23.126 OY

MHP YÜKSEL AYDIN %6.90 4.416 OY

Kayseri:

AKP MEMDUH BÜYÜKKILIÇ %38.65 294.956 OY

YRP ABDULLAH ÖZKIRIŞ %19.79 151.017 OY

İYİP KAZIM YÜCEL %14.39 109.851 OY

Kırıkkale:

CHP AHMET ÖNAL %49.90 49.681 OY

AKP MEHMET SAYGILI %23.17 23.062 OY

MHP HARUN ULUSOY %19.15 19.064 OY

Kırklareli:

MHP DERYA BULUT %41.49 21.174 OY

CHP MEHMET SİYAM KESİMOĞLU %40.70 20.770 OY

Bağımsız TÜRKER SERDAR TÜRKER %5.94 3.029 OY

Kırşehir:

CHP SELAHATTİN EKİCİOĞLU %52.86 37.377 OY

AKP OSMAN ARSLAN %37.42 26.462 OY

İYİP UFUK CENGİZ %2.82 1.994 OY

Kilis:

CHP HAKAN BİLECEN %41.98 23.467 OY

AKP REŞİT POLAT %27.28 15.250 OY

MHP HASAN KARA %23.74 13.274 OY

Kocaeli:

AKP TAHİR BÜYÜKAKIN %45.79 514.359 OY

CHP ATASOY BİLGİN %28.93 324.964 OY

YRP DOĞAN AYDAL %7.59 85.221 OY

Konya:

AKP UĞUR İBRAHİM ALTAY %49.43 585.141 OY

YRP MEHMET KÖSEOĞLU %23.40 276.950 OY

CHP İSMAİL SONKAYA %12.78 151.247 OY

Kütahya:

CHP EYÜP KAHVECİ %29.69 40.712 OY

MHP ALİM IŞIK %29.16 39.986 OY

AKP KAMİL SARAÇOĞLU %27.71 37.992 OY

Malatya:

AKP SAMİ ER %48.99 190.224 OY

CHP VELİ AĞBABA %37.25 144.639 OY

YRP BİLAL YILDIRIM %9.39 36.460 OY

Manisa:

CHP FERDİ ZEYREK %57.20 502.986 OY

MHP CENGİZ ERGÜN %29.69 261.027 OY

İYİP GÜRHAN ÖZCAN %4.91 43.141 OY

Mardin:

DEM AHMET TÜRK %57.37 217.661 OY

AKP ABDULLAH ERİN %27.80 105.455 OY

YRP İBRAHİM ATMACA %4.49 17.016 OY

Mersin:

CHP VAHAP SEÇER %59.49 623.498 OY

MHP SERDAR SOYDAN %31.02 325.157 OY

İYİP MAHMUT BÜLENT ÖZKAN %3.45 36.196 OY

Muğla:

CHP AHMET ARAS %54.79 331.003 OY

AKP AYDIN AĞAN AYAYDIN %32.79 198.101 OY

İYİP METİN ERGUN %5.80 35.055 OY

Muş:

DEM SIRRI SÖYLEMEZ %41.86 18.327 OY

AKP FEYAT ASYA %25.13 11.000 OY

YRP AZİZ SÜNE %12.68 5.550 OY

Nevşehir:

İYİP RASİM ARI %52.03 33.268 OY

AKP MEHMET SAVRAN %34.50 22.061 OY

MHP ADNAN DOĞU %6.25 3.996 OY

Niğde:

AKP EMRAH ÖZDEMİR %36.23 28.793 OY

CHP HULUS ÖZEN %25.59 20.341 OY

MHP HAMDİ DOĞAN %19.03 15.121 OY

Ordu:

AKP MEHMET HİLMİ GÜLER %40.06 182.749 OY

İYİP ENVER YILMAZ %36.52 166.585 OY

CHP ZEKAİ SANA %16.58 75.656 OY

Osmaniye:

MHP İBRAHİM ÇENET %39.77 44.126 OY

İYİP ALPASLAN KOCA %23.70 26.294 OY

CHP SERKAN KARAYİĞİT %21.78 24.168 OY

Rize:

AKP RAHMİ METİN %54.70 29.841 OY

YRP CEMİL ÇOLAK %17.75 9.684 OY

CHP NECATİ TOPALOĞLU %12.14 6.623 OY

Sakarya:

AKP YUSUF ALEMDAR %47.25 285.080 OY

CHP AZİZE ÇEROĞLU %16.53 99.747 OY

YRP SELÇUK GEYVELİ %12.76 76.973 OY

Samsun:

AKP HALİT DOĞAN %42.16 330.451 OY

CHP CEVAT ÖNCÜ %27.01 211.692 OY

İYİP İMREN NİLAY TÜFEKCİ %14.12 110.671 OY

Siirt:

DEM SOFYA ALAĞAŞ %49.38 36.874 OY

AKP EKREM OLĞAÇ %37.29 27.848 OY

YRP UMUT BARDAK %2.68 2.000 OY

Sinop:

CHP METİN GÜRBÜZ %49.36 14.875 OY

AKP YAKUP ÜÇÜNCÜOĞLU %39.41 11.877 OY

İYİP SERPİL ÜNLÜTÜRK %4.89 1.474 OY

Sivas:

BBP ADEM UZUN %43.31 78.154 OY

AKP HİLMİ BİLGİN %29.18 52.669 OY

MHP REHA KARS %11.21 20.235 OY

Şanlıurfa:

YRP MEHMET KASIM GÜLPINAR %38.92 346.997 OY

AKP ZEYNEL ABİDİN BEYAZGÜL %33.64 299.959 OY

DEM CELALEDİN ERKMEN %21.09 188.007 OY

Şırnak:

AKP MEHMET YARKA %47.58 18.033 OY

DEM TURAN SALTAN %41.04 15.553 OY

CHP ÖZLEM BARAN %4.03 1.528 OY

Tekirdağ:

CHP CANDAN YÜCEER %50.14 327.768 OY

AKP CÜNEYT YÜKSEL %35.60 232.711 OY

DEM SADİ ÖZDEMİR %3.49 22.797 OY

Tokat:

MHP MEHMET KEMAL YAZICIOĞLU %54.86 46.778 OY

AKP EYÜP EROĞLU %30.18 25.732 OY

CHP MURAT YAZICI %9.36 7.980 OY

Trabzon:

AKP AHMET METİN GENÇ %51.49 234.734 OY

CHP HASAN SÜHA SARAL %28.43 129.610 OY

YRP LOKMAN ÖZTÜRK %9.14 41.656 OY

Tunceli:

DEM CEVDET KONAK %40.22 6.761 OY

CHP ALİ MUSTAFA ÇELİK %33.33 5.604 OY

AKP ERKAN EROĞLU %13.34 2.242 OY

Uşak:

CHP ÖZKAN YALIM %40.72 54.687 OY

AKP MEHMET ÇAKIN %24.42 32.793 OY

İYİP MUHAMMET GÜR %16.64 22.353 OY

Van:

CHP ÖZKAN YALIM %40.72 54.687 OY

AKP MEHMET ÇAKIN %24.42 32.793 OY

İYİP MUHAMMET GÜR %16.64 22.353 OY

Yalova:

CHP MEHMET GÜREL %46.39 27.122 OY

AKP MUSTAFA TUTUK %40.35 23.589 OY

DEM CENGİZ TOPBAŞLI %3.08 1.802 OY

Yozgat:

YRP KAZIM ARSLAN %36.33 17.141 OY

MHP ÖMER AÇIKEL %29.78 14.049 OY

AKP CELAL KÖSE %26.81 12.651 OY

Zonguldak:

CHP TAHSİN ERDEM %54.52 30.256 OY

AKP ÖMER SELİM ALAN %37.60 20.869 OY

YRP KENAN ZEREN %2.78 1.542 OY



Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
TT

Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinden bu yana ‘mutlak kararlılık’, ‘Donroe Doktrini’ ve ‘Önce Amerika’ gibi ifadelerin yanı sıra ‘savaşçı zihniyet’ ve ‘2025 Projesi’ gibi kavramları sıkça kullanıyor.

İlk bakışta birbiriyle bağlantısız görünen bu söylemler, özünde yönetiminin titizlikle şekillendirdiği ve adım adım kamuoyuna sunduğu bir stratejiye işaret ediyor. Pek çok kişiyi şaşkına çeviren bir adım olarak Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması da rastlantı değil; Trump ve danışman ekibinin önceden hazırladığı planın bir sonucu olarak hayata geçirildi. Bu adım, önceki yönetimlerin yaklaşımından tamamen farklı bir yol izlerken, ABD içindeki yerleşik teamüllere ve uluslararası düzenin kurallarına açık bir meydan okuma anlamı taşıdı.

Trump, kararlarında Kongre’yi büyük ölçüde devre dışı bıraktı. Anayasal sorumlulukları arasında sıkışan Kongre’nin, hukuki boşlukları iyi bildiğini defalarca kanıtlayan ve yürütme yetkilerinin sınırlarını zorlayan bir başkana karşı koyması giderek zorlaştı.

Şarku’l Avsat ile eş-Şark televizyonu iş birliğiyle hazırlanan Washington Raporu programı, Trump yönetiminin Maduro’nun tutuklanmasında dayandığı hukuki zemini ve ABD’nin Venezuela’daki yönetim sürecindeki rolünü mercek altına aldı.

Demokrasi mi yoksa ekonomik hırslar mı?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Batı yarımküreden sorumlu eski bakan yardımcısı ve Peru ile Zimbabve eski Büyükelçisi Brian A. Nichols, Trump’ın Maduro’yu tutuklaması ve başkanlık görevlerini vekâleten yürütmesi için yardımcısı Delcy Rodriguez’i görevde bırakması karşısında şaşkınlığını dile getirdi.

xsdcfrgt
Trump, 6 Ocak 2026'da Trump-Kennedy Merkezi'nde Cumhuriyetçilerle konuştu. (Reuters)

Nichols, asıl şaşırtıcı olanın, yönetimin 2024 seçimlerini kazandığını ilan eden muhalefet adayı Edmundo Gonzalez’i ve ABD ile serbest piyasa yanlısı, aynı zamanda Venezuela halkının desteğine sahip Maria Corina Machado’yu ülkenin başına getirmek için adım atmaması olduğunu söyledi.

Nichols, “Bu, Venezuela halkını yıllardır maruz kaldığı korkunç diktatörlükten kurtarmak ve ABD ile serbest piyasa yanlısı isimleri iktidara taşımak için bir fırsat. Umarım bu fırsat heba edilmez” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Trump’ın seçim kampanyasında görev yapan John Pence, Maduro’nun yardımcısının görevde tutulması kararının, Washington’un Venezuela’da istikrarı koruma isteğinden kaynaklandığını savundu.

Pence, “Yönetim, ABD’nin her şeyden önce gelmesini, Venezuela’nın Amerikan ürünlerini satın almaya başlamasını ve Venezuela petrolüne erişim sağlamamızı önemsiyor. Bu, aynı zamanda Venezuela halkına da fayda sağlayacaktır” dedi. Bu sürecin kısa sürede gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Pence, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun üç aşamalı bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlattı: istikrarın sağlanması, toparlanma süreci ve geçiş dönemi.

xscdfrgthy
Maduro'nun yardımcısının neden iktidarda tutulduğuna dair sorular giderek artıyor. (AFP)

Trump yönetiminin Venezuela’da petrolü kontrol altına almak amacıyla bu yolu tercih ettiğine dair haberlerin gölgesinde, Pecos Energy şirketinin CEO’su Rey Trevino söz konusu değerlendirmeye katılmadığını belirtti.

Trevino, yaşananların petrol ya da uyuşturucudan ziyade Monroe Doktrini ile bağlantılı olduğunu savunarak, Amerikalıların güvenliği için ‘ABD’nin arka bahçesine’ odaklanmanın önemine vurgu yaptı.

Petrol konusuna da değinen Trevino, “Çin ve Rusya petrol için oradayken bizim orada olmamamız neden mümkün olsun?” sorusunu yöneltti.

Öte yandan Nichols, Venezuela’daki petrol programını fiilen Delcy Rodriguez’in yönettiği uyarısında bulunarak, onu ‘sadık bir sosyalist’ olarak niteledi ve ABD’nin nüfuzunu ortadan kaldırmaya çalışacağını ifade etti. Nichols, “Onun, kardeşi Jorge Rodriguez’in (Ulusal Meclis Başkanı) ve rejimin diğer isimlerinin varlığı sürerken istikrarın nasıl sağlanacağını öngöremiyorum. Serbest piyasa ekonomisine bağlı ve ABD ile yakın ilişkiler kurmaya istekli isimlerin varlığı, uzun vadede Venezuela için daha güçlü bir istikrar sağlar ve halkın taleplerine daha iyi karşılık verir” dedi.

Nichols ayrıca, Venezuela ile ilişkilerde ekonominin yeniden canlandırılmasının temel bir hedef olması gerektiğini, bunun da ülkede daha geniş bir ekonomik açılımı içermesinin şart olduğunu dile getirdi. Buna örnek olarak, Rodriguez’in geçici devlet başkanı olarak yemin ettiği gün, Venezuela halkının temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, ifade ve seyahat özgürlüğüne yeni sınırlamalar getiren bir kararname çıkarıldığını hatırlattı. Bu süreçte bir grup gazetecinin gözaltına alındığını, gazetecilerden birinin ise sınır dışı edildiğini belirtti.

Nichols, “Eğer hedefimiz Venezuela’yı değiştirmekse, temel haklara saygı gösterilmesi konusunda ısrarcı olmalı ve ülkede demokrasinin tesis edilmesi yönünde ilerlemeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kongre ve ‘Önce Amerika’ ilkesi

Demokratlar, Maduro’nun yakalanması sürecinde Trump’ın yetkilerini aştığını savunuyor ve dünya çapındaki askeri müdahaleler üzerinde Kongre denetimini sağlamaya çalışıyor. Bu kapsamda, beş Cumhuriyetçinin de desteğiyle Venezuela’daki askerî operasyonları sınırlayan usul oylamasında başarı sağlandı. Söz konusu tasarı yasalaşması halinde başkanlık vetosuna takılacak olsa da Nichols, bu oylamanın Cumhuriyetçi Parti tabanının, yurt dışında askerî güç kullanımına ilişkin olarak yönetimden farklı görüşlere sahip olduğunu gösterdiğini ifade etti. Nichols’a göre Trump’ın izlediği politika, benimsediği ‘Önce Amerika’ sloganıyla da çelişiyor.

xsdcfrgt
ABD Senatosu Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer ve Demokrat Senatör Tim Kaine, 7 Ocak 2026'da Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlamak için yapılacak oylamayı görüşüyorlar. (EPA)

Bu noktada Pence savunmaya geçerek, izlenen yaklaşımın ‘Önce Amerika’ sloganıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Pence, “Önce Amerika, ABD’nin yalnız bırakılması anlamına gelmez. Batı yarımkürede komünizmden kaçan 8 milyon insan var ve sonunda onların sorunları sınırlarımıza dayandığında bizim sorunlarımız haline geliyor. Son dört yıldaki zayıf liderlik nedeniyle göç krizi ve Venezuela kriziyle birlikte derinleşen büyük bir kaos yaşandı” dedi. Pence sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Başkan Trump, Batı yarımkürede barışı sağlamak için Amerikan gücünü kullanmayı hedefliyor. Bunun göç dosyasına da olumlu yansımaları olacak. Bu nedenle izlenen politika, yaklaşımımızla tamamen örtüşüyor.”

Trevino da Pence’in değerlendirmesine katılarak, Trump’ın tabanıyla iletişimini sürdürdüğünü ve onlara Önce Amerika ilkesinin Amerikalıların güvenliğini, ABD sınırlarının dokunulmazlığını ve ülkenin güvenliğini korumak anlamına geldiğini anlattığını söyledi. Trevino ayrıca, yönetimin hedefinin, Güney Amerika’dan akan uyuşturucular nedeniyle mümkün olan en fazla sayıda Amerikalıyı kurtarmak olduğunu belirtti. Demokratlara ve eski Başkan Joe Biden yönetimine sert eleştiriler yönelten Trevino, “Maduro hakkında çıkarılan tutuklama emri Biden döneminde de yürürlükteydi. O zaman neden yakalanmadı?” ifadelerini kullandı.

zxscdf
Cumhuriyetçi Senatör Josh Hawley, Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlama yönünde oy kullananlar arasındaydı. (AP)

Biden döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda Batı yarımküre dosyasından sorumlu olan Nichols, bu soruya açıklık getirerek şunları söyledi: “Eğer Maduro ABD yargı yetkisine giren bir bölgede ya da ABD ile iş birliği yapan bir ülkede bulunsaydı, hakkındaki tutuklama emrini uygular, kendisini gözaltına alırdık. Ancak o, ABD hukukuna tabi olabileceği yerlere gitmekten özellikle kaçındı. Uluslararası hukuka dayanan bir mekanizma olmaksızın Venezuela’ya girip onu çıkarmak, yapmak istediğimiz bir şey değildi. Amacımız, gayrimeşru Venezuela hükümetine karşı güçlü bir uluslararası ittifak inşa etmekti.” Uyuşturucu meselesine de değinen Nichols, yönetimin bu gerekçesine şaşırdığını belirterek, Amerikalıların bugün hayatını kaybetmesine neden olan uyuşturucunun Venezuela üzerinden geçmeyen fentanil olduğunu, bu nedenle söz konusu argümanın hiçbir mantığa dayanmadığını ifade etti.

Petrol anlaşmaları

Trump yönetimi, Venezuela’daki petrol sektörüne odaklanmış durumda. Trevino, ülkede istikrarın sağlanmasıyla birlikte Venezuela’ya yatırım yapmak isteyen Amerikan petrol şirketlerinin sayısının artacağını, ancak bunun zaman alacağını ifade etti. Trevino, “Exxon Mobil gibi ülkeden çıkarılan, varlıklarına ve petrolüne el konulan şirketlerin geri dönmeye hazır olduğunu biliyorum. Ancak bu bir gecede gerçekleşmez. Rafineri altyapısının ciddi şekilde tahrip olması nedeniyle, sahadaki gelişmeleri izlemek için yüksek alarm durumunda olmamız ve daha fazla güvenlik unsuruna ihtiyaç duymamız gerekecek. Ayrıca petrolü kuyulardan rafinerilere taşıdığımız yolların da yeniden inşa edilmesi şart” dedi.

Bu sürecin 18 ila 24 ay sürebileceğini öngören Trevino, büyük petrol şirketlerinin milyarlarca dolarlık yatırımlarıyla üretimin yeniden artırılacağını ve küresel piyasaya ilave petrol arzı sağlanacağını belirtti.

zxsdfrg
Exxon Mobil, Venezuela'da faaliyetlerine yeniden başlayabilecek Amerikan şirketlerinden biri (AP)

Nichols ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, Trevino’nun ortaya koyduğu takvimi ‘fazlasıyla iyimser’ olarak niteledi. Nichols, günlük üç milyon varil üretim seviyesine ulaşmanın on yıldan fazla süreceğini, bunun büyük çaplı yatırımlar gerektirdiğini ve Venezuela diasporasının ülkeye geri dönmesi için güven ortamının sağlanmasının şart olduğunu söyledi.

Venezuela’nın eski Devlet Başkanı Hugo Chavez’in, Petroleos de Venezuela (PDVSA) şirketinin tüm üst yönetimini görevden aldığını hatırlatan Nichols, bu politikalar nedeniyle ülkeyi terk eden uzman kadroların geri dönüşünün hayati önem taşıdığını vurguladı. Nichols, “Siyasi ortam ve insan hakları konusunda güven oluşmazsa, gerçekten nitelikli Venezuelalılar geri dönmez. Ayrıca Venezuela halkı, petrolün ABD’ye ya da dünya ülkelerine satışından adil payını aldığını bilmek isteyecektir. Eğer bu payın adil olmadığı düşünülürse, bu durum ABD’ye yönelik bir hoşnutsuzluk yaratır. Bu, önümüzdeki iki ya da üç yıl içinde sorun olmayabilir, ancak uzun vadede Hugo Chavez’i iktidara taşıyan koşulları yeniden üretir. Sadece kısa vadeli etkiyi değil, orta ve uzun vadeli sonuçları da hesaba katmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.


Bangladeş, Gazze’deki ‘istikrar gücüne’ katılmak istiyor

İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)
İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)
TT

Bangladeş, Gazze’deki ‘istikrar gücüne’ katılmak istiyor

İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)
İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Gazzeliler (Reuters)

Bangladeş dün, Gazze Şeridi’nde konuşlandırılması planlanan uluslararası istikrar gücüne katılma niyetini ABD’ye iletti. Bangladeş hükümeti, Ulusal Güvenlik Danışmanı Halil Rahman’ın Washington’da Amerikalı diplomatlar Allison Hooker ve Paul Kapoor ile görüştüğünü açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre resmî açıklamada, Rahman’ın Bangladeş’in ‘Gazze’ye konuşlandırılacak uluslararası istikrar gücüne katılmaya ilgisi olduğunu’ dile getirdiği bildirildi.

Açıklamada, Bangladeş’in olası katılımının kapsamı veya niteliği hakkında bilgi verilmedi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya dair henüz bir açıklama yapılmadı. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, kasım ayı ortasında, Barış Konseyi ve onunla iş birliği yapan ülkelerin geçici bir uluslararası istikrar gücü kurması yönünde karar almıştı. Bu karar, ekim ayında başlayan ateşkesin ardından alınmıştı.

Ateşkes, ilk aşamadan öteye ilerleyemedi ve sonraki adımlarda kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Ateşkes yürürlüğe girdiğinden bu yana 400’den fazla Filistinli ve 3 İsrailli asker hayatını kaybetti. İsrail ile Hamas arasında ateşkesin daha zorlayıcı aşamalarına ilişkin ciddi anlaşmazlıklar sürüyor ve taraflar birbirini ihlallerle suçluyor. İsrail’in 2023 sonlarından itibaren Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları, on binlerce kişinin ölümüne, ciddi bir açlık krizine ve tüm Gazze nüfusunun yerinden edilmesine yol açtı. Birçok insan hakları uzmanı, araştırmacı ve BM soruşturması, İsrail’in saldırılarını ‘soykırım’ olarak değerlendiriyor.


Donroe Doktrini: Trump'ın Batı Yarımküre Vizyonu

Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026
Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026
TT

Donroe Doktrini: Trump'ın Batı Yarımküre Vizyonu

Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026
Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026

Stephanie Potendek Ejera

Yüzyılı aşkın bir süredir Latin Amerika, egemenlik, müdahale ve Batı Yarımküre düzeniyle ilgili düzenlemeler gibi kavramlara ilişkin farklı vizyonların test alanı olmuştur. ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela, Kolombiya, Meksika ve Küba'ya verdiği ültimatomlar, bölgedeki birçok kişinin geçmişte kaldığını umduğu gerilimleri yeniden canlandırdı. Bu adımlar güvenlik çerçevesinde olsa da, uluslararası hukuk, toprak egemenliği ve Batı Yarımküre'de müdahale etmeme ilkesinin uygulanabilirliği hakkında daha derin soruları gündeme getiriyor.

Bu endişenin merkezinde, bazı yorumcuların ve analistlerin gayri resmi olarak “Donroe Doktrini” olarak adlandırmaya başladığı şey yatıyor. Donald ve Monroe isimlerini birleştiren bu terim, özellikle ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısının ardından, Başkan Trump'ın Amerika kıtasına yönelik dış politikasında benimsediği sert yaklaşımı tanımlamak için 2025 ortalarından itibaren New York Post da dahil olmak üzere medya kuruluşlarında yaygınlaşmaya başladı.

Bu doktrin, yasayla ifade edilmiş veya resmi bir belgede yer alan bir doktrin değil, daha ziyade gazeteciler ve analistler tarafından ABD'nin bölgesel davranışındaki bir değişimi tanımlamak için kullanılan bir tanımlama. Popüler kullanımında, terim, kıtasal hakimiyete odaklanmayı, Çin gibi güçlerin dış etkisine direnmeyi ve zorlayıcı ekonomik, yasal ve diplomatik araçları kullanmaya hazır olmayı ifade ediyor.

Bu tanımlama, Başkan James Monroe tarafından Batı Yarımküre'deki sömürgeci Avrupa müdahalesine karşı koymak için formüle edilen 1823 tarihli Monroe Doktrini'nin mirasına dayanıyor. Donroe Doktrini’ne yapılan çağdaş atıflar, yeni bir yasal temelin ortaya çıktığı anlamına gelmiyor, aksine, bu, nüfuz alanları hakkındaki eski fikirlerin sağlam bir şekilde yeniden yorumlandığını yansıtıyor. Bu da egemenliğin hukuk metinlerinde nasıl tanımlandığı değil, pratikte nasıl test edildiğini yeniden şekillendiriyor. Bu ayrım, son ABD eylemleri etrafındaki hukuki tartışmayı anlamak açısından çok önemli.

Kıtasal doktrinden uygulama pratiğine

Uluslararası hukuk ve kuvvet kullanımı hukuku uzmanı Alonso Gurmendi Dunkelberg, “Donroe” teriminin kendisi üzerinde çok durmasa da, çalışmalarında “Monroe Doktrini”nin uluslararası hukuk söylemindeki geç mirasını incelemeye odaklandığını, mevcut ABD uygulamalarını “isteksiz veya yetersiz” kriteri etrafındaki tartışmalardan daha geniş bir bağlama yerleştirdiğini görüyoruz. Dunkelberg, bu sorunlu kavramı, bir ülkenin kendi sınırları içinde var olduğuna inandığı güvenlik tehditleriyle başa çıkmakta yetersiz olduğu düşünüldüğünde, sınır ötesi eylemi haklı çıkarmak için kullanıyor. Bu mantığa göre, egemenlik artık mutlak değil, dış değerlendirmeye tabi kabul edilir ve bu değerlendirmeye dayalı reaksiyonlar gerektirir.

Devletler arasında eşitlik ve müdahale etmeme ilkesi, özellikle daha güçlü aktörlerin zorlayıcı gücüne maruz kalan devletler için bölgesel uluslararası hukukun temel taşlarını oluşturuyor

Bu mantık, uluslararası hukukçu ve daha sonra Uluslararası Adalet Divanı yargıçlığı yapan Alejandro Álvarez gibi erken dönem anayasa hukukçuları tarafından formüle edilen Latin Amerika'daki yerleşik hukuk gelenekleriyle çelişiyor. Álvarez, 20. yüzyılın başlarındaki (1909) yazılarında, devletler arasında eşitlik ve müdahale etmeme ilkesinin, özellikle daha güçlü aktörlerin zorlayıcı gücüne maruz kalan devletler için bölgesel uluslararası hukukun temel taşlarını oluşturduğunu savunmuştu.

Bu fikirler daha sonra, iç hukuk yolları tüketilmeden önce herhangi bir diplomatik veya askeri müdahaleyi reddeden Calvo Doktrini ve devletler arasında eşitliği ve müdahale etmeme ilkelerini bölgesel normlar olarak benimseyen 1933 Montevideo Sözleşmesi gibi hukuki pozisyonlarla somutlaşmıştı. Tarih boyunca Latin Amerika ülkeleri, egemenliklerini dış müdahale mekanizmalarına tabi kılma girişimlerine karşı direnmiştir ve bu da uluslararası hukukun uzun soluklu bir mirasına katkıda bulunmuştur.

sdfrgty
Venezuela’nın geçici Başkanı Delcy Rodríguez ve Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Padilla, Venezuela'daki ABD operasyonu sırasında öldürülen Venezuelalı ve Kübalı askerleri ve güvenlik personelini anıyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Bu perspektiften bakıldığında, Donroe Doktrini etrafındaki mevcut tartışmalar yeni bir doktrini yansıtmaktan ziyade, uzun süredir yerleşik müdahale etmeme ilkeleri ile siyasi davranışı, güvenlik, yönetişim ve uyumla ilgili dış değerlendirmelere bağlayan modern uygulamalar arasındaki yenilenen bir gerilimi gün yüzüne çıkarıyor. Bu gerilim, özellikle zorlayıcı uygulama araçları Venezuela'ya uygulandığında belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

Venezuela ve çağdaş zorlayıcı mekanizmalar

Şarkul Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Venezuela, zorlayıcı uygulama baskısının pratikte nasıl işlediğine dair canlı bir örnek sunuyor. Birden fazla yaptırım sistemi, varlıkların dondurulması ve sınır ötesi icraatlar, bu hedeflerin resmi formülasyonlarından bağımsız olarak, siyasi hedeflere ulaşmak için kullanılan temel araçlar haline geldi. Bu uygulamalar, meşru baskı ile yasadışı müdahale arasındaki çizgileri bulanıklaştırarak, takdir yetkisinin kapsamını genişletiyor ve hesap sorma mekanizmalarını zayıflatıyor. Daha da önemlisi, Venezuela'ya uygulanan baskı sınırlarıyla sınırlı değil. Donroe yaklaşımıyla, zorlayıcı uygulama kullanılarak daha geniş bir bölgesel ölçekte siyasi davranışın yeniden şekillendirilmesi amaçlanıyor. Bu çapraz etki, son ABD eylemlerine kıtasal önem kazandırıyor ve komşu ülkelerin Caracas'taki olaylara ilişkin artan teyakkuzunu açıklıyor.

xscdfrgt
Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026 (AFP)

Küba, enerji kaynaklarına olan yapısal bağımlılığı nedeniyle Venezuela'ya uygulanan baskının bir sonucu olarak en doğrudan ve somut kırılganlık biçimlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin 2022 ve 2023 verilerine göre, Venezuela tarihsel olarak Havana'nın ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 58'ini karşılarken, 2023 yılında ek olarak Meksika ihtiyacının yüzde 31'ini karşıladı. Tedarik kaynaklarını çeşitlendirme yönündeki sınırlı girişimlere rağmen, bu yapı Küba'yı Venezuela'dan gelen tedariklerde herhangi bir aksamaya karşı son derece savunmasız hale getiriyor (ABD Enerji Bilgi İdaresi - 2024).

Donroe yaklaşımıyla, zorlayıcı uygulama kullanılarak daha geniş bir bölgesel ölçekte siyasi davranışın yeniden şekillendirilmesi amaçlanıyor. Bu çapraz etki, son ABD eylemlerine kıtasal önem kazandırıyor ve komşu ülkelerin Caracas'taki olaylara ilişkin artan teyakkuzunu açıklıyor

Uygulama araçlarına dayanan politikaların şekillendirdiği bir bağlamda, enerji ilişkileri salt ticaretten siyasi hizalanmanın bir göstergesine dönüşmeye yatkın hale geliyor. Bu nedenle, Caracas'a ihracatını kısıtlaması için baskı yapmak sadece doğrudan hedefi etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda bu, ekonomik istikrarı büyük ölçüde dış enerji tedarikine bağlı olan üçüncü bir ülke üzerinde dolaylı baskı aracı olarak da kullanılacaktır.

Tedariklerdeki herhangi bir sürekli aksama, Küba ekonomisinin kırılganlığını derinleştirecek ve hükümete yöneltilen yasal ve ekonomik baskıyı, başka bir hükümeti etkileyen insani bir krize dönüştürecektir. Bu yol, dolaylı müdahale biçimlerini reddeden Latin Amerika'daki hukuki geleneklere aykırı. Calvo Hukuk Okulu, dış etkinin varlığını inkar etmez, ancak iç hukuk prosedürlerini atlayan veya ekonomik araçlar kullanarak sınır ötesi baskı uygulayan zorlayıcı uygulamaları reddeder.

Küba örneği, koşullu yaptırımın sınır ötesinde nasıl yankı bulduğunu ve bölgesel ilişkileri yeniden şekillendiren ikincil etkiler yarattığını somutlaştırıyor. Baskının düzeyinin farklı ancak doğasının aynı olduğu bu dinamik, enerji iş birliğinin stratejik hizalanma hesaplarıyla kesiştiği Meksika örneğinde daha da karmaşık bir hal alıyor.

Stratejik hizalanma hesapları

Meksika’nın konumu hem daha belirsiz hem de daha karmaşık. Küba'nın aksine, Meksika doğrudan maddi kırılganlıkla karşı karşıya değil, ancak Venezuela'ya yönelik uygulama politikalarından kaynaklanan siyasi ve hukuki baskıya giderek daha fazla maruz kalıyor. Tamamlayıcı bir enerji tedarikçisi olarak artan rolü, ekonomik iş birliğinin stratejik hizalanmayla ilgili beklentilerle nasıl kesişebileceğini gösteriyor.

swefrt6y
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, Mexico City'deki Ulusal Saray'da düzenlenen bir basın toplantısında, 5 Ocak 2026 (AFP)

Meksika'nın tutumu, müdahale etmeme ilkesine ve diplomatik karar alma bağımsızlığına yönelik sağlam bir anayasal bağlılığın yanı sıra Washington ile karmaşık bir stratejik ilişkiyle tanımlanıyor. Buna ek olarak, enerji sektöründe veya bölgesel diplomaside Caracas ile yapılacak herhangi bir iş birliği, ekonomik değerinin ötesine uzanan yasal ve normatif sonuçları içinde taşıyor. İç politika açısından bölgesel istikrara doğru bir adım gibi görünen, dışarıda beklenen hizalanmadan bir sapma olarak yorumlanabilir.

Uluslararası ilişkilerde bu yaklaşım, devletlerin doğrudan çatışma yerine kurumsal konumlanma ve yasal çerçeveler aracılığıyla özerkliklerini korumaya çalıştıkları “yumuşak dengeleme” olarak tanımlanır. Ancak Donroe mantığı, tarafsızlığın kendisinin dış değerlendirmeye tabi olması nedeniyle bu tür manevraları daha sınırlı hale getiriyor.

Bu nedenle Meksika, karşıt beklentiler arasında sıkışıp kalmış bulunuyor. Enerji istikrarı çabalarına katılım ve diplomatik etkileşim, siyasi karar alma alanını daraltan bir uygulama merceğinden değerlendirilebilir. Meksika’nın, müdahale etmeme ilkesine bağlılığını ve dış baskıları reddettiğini kamuoyu önünde yeniden teyit etmesine rağmen, hizalanma beklentisinin devam etmesi, yasal özerkliğinin giderek artan bir baskıya maruz kalabileceğine işaret ediyor.

Bu dinamikler, farklı bir biçimde de olsa, Kolombiya’nın karşı karşıya kaldığı baskıları da yansıtıyor. Bogotá’dan bir güvenlik hizalanması talep edilirken, Meksika diplomatik ve yasal baskılarla karşı karşıya bulunuyor. İki vaka birlikte, yaptırıma dayalı bölgesel stratejilerin egemenlik üzerinde nasıl farklı, ancak benzer kısıtlamalar yarattığını ortaya koyuyor.

Devletler, doğrudan çatışma yerine kurumsal konumlanma ve yasal çerçeveler yoluyla özerliklerini korumaya çalışıyorlar. Ancak Donroe mantığı, tarafsızlığın kendisinin dış değerlendirmeye tabi hale gelmesi nedeniyle bu tür manevraları daha sınırlı hale getiriyor

Kolombiya ve güvenlik bağımsızlığının daralan sınırı

Kolombiya, Venezuela'ya uygulanan baskının paralel, ancak farklı türde sonuçlarıyla yüzleşiyor. Enerjiye güvenmek yerine, Bogotá'daki temel dinamik güvenlik hizalanması ve egemenliğin savunulması etrafında dönüyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan ABD operasyonunun ardından, Kolombiyalı liderler, uluslararası hukuk uyarınca öz savunma, ulusal toprakların herhangi bir dış saldırıya karşı savunulması hakkı konusunda açık uyarılarda bulundular.

Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ABD'nin saldırganlığını açıkça reddederek, Kolombiya'nın saldırıya uğraması durumunda kendini savunacağını vurguladı. Bu duruş, caydırıcılık ve hazırlığı diplomatik uzlaşmanın önüne koyan güvenlik reaksiyonlarını tetikleyebilecek uygulama odaklı söylemin nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

sı8o9
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, Kolombiya'nın başkenti Bogotá'da, Güney Amerika’da bağımsızlık lideri Simón Bolívar'ın resminin bulunduğu pankartlar taşıyan destekçileriyle çevrili, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Venezuela'daki istikrarsızlık uluslararası bir güvenlik tehdidi olarak gösterildiğinde, koordineli uygulama örtük bir yanıt haline geliyor. Bu durum, Kolombiya'yı özellikle sınır kontrolü, istihbarat iş birliği ve göç yönetimi konularında uyumluluk beklentilerinin ön saflarına yerleştiriyor. Aynı zamanda, bu süreç Bogotá'nın müzakereci barış süreçleriyle ilgili taahhütlerine ve bölgesel güvenlik politikasının özerkliğine baskı yapıyor.

Bu duruş, özellikle ABD müdahalesinden çekinenler arasında kısa vadeli iç siyasi kazanımlar sağlayabilir, ancak aynı zamanda diplomatik manevra alanını daraltma ve ikili bölünmeleri derinleştirme riskini de taşıyor. Egemenliğini koruma arayışında Kolombiya, arabuluculuk ve hukuki esneklik kapasitesinin, direnmeye çalıştığı dinamikler tarafından aşındırıldığını görebilir.

Egemenliğini koruma arayışında Kolombiya, arabuluculuk ve hukuki esneklik kapasitesinin, direnmeye çalıştığı dinamikler tarafından aşındırıldığını görebilir

Küba, Meksika ve Kolombiya'nın deneyimleri birlikte ele alındığında, tek bir devlete uygulanan baskının tüm bir bölgeyi nasıl yeniden şekillendirebileceğini ortaya koyuyor. Enerji bağları, diplomatik bağımsızlık ve güvenlik tercihleri, bir devletin etkisinin iç kurumlarıyla değil, siyasi hizalanmaya ilişkin dış beklentilere uygunluğuyla ölçüldüğü, birbirine bağlı sadakat testleri haline geliyor.

Donroe Doktrini olarak adlandırılan şey, eski bir kıta düzeninin yeniden canlanışını değil, kabulden ziyade uyumu önceliklendiren bir yeniden şekillendirmeyi yansıtıyor. Zorlayıcı araçların yasal ve idari süreçlere entegre edilmesiyle, hukuk ve güç arasındaki denge bölge genelinde değişiyor. Tehlike sadece istikrarsızlaştırmada değil, aynı zamanda iş birliğinin temelini oluşturan yasal güvenin kademeli olarak aşınmasında da yatıyor.

xdfergt
ABD güçleri tarafından tutuklanmasının ardından Havana'da Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu destekleyen bir mitingde Kübalılar Venezuela bayrakları sallıyor, 3 Ocak 2026 (AFP)

Uygulamanın alanı genişledikçe, Batı yanlısı gruplar bile ideolojik muhalefetten değil, yasal hayal kırıklığından kaynaklanan yabancılaşmaya karşı savunmasız hale gelirler. Gücün koşullu olarak ele alınması, hem müttefikler hem de rakipler arasında güveni aşındırır ve bölgesel iş birliğinin normatif temellerini zayıflatır.

Bu yaklaşımın nüfuzu artırıp artırmayacağı veya dağılmayı hızlandırıp hızlandırmayacağı henüz belli değil. Ancak kesin olan şey, hukuki terimlerle çerçevelenen baskının, doğrudan hedeflerinin ötesine uzanan sonuçlar doğurarak Amerika kıtasındaki güç, eşitlik ve özerklik kavramlarını yeniden şekillendirdiğidir.