31 Mart yerel seçimlerinin galibi CHP: İşte 81 ilde belediye başkanlığını kazanan adaylar

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

31 Mart yerel seçimlerinin galibi CHP: İşte 81 ilde belediye başkanlığını kazanan adaylar

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

31 Mart yerel seçimlerinde henüz resmi sonuçlar açıklanmazsa da birçok ilde kazananlar belli oldu. Son sonuçlara göre ilk sırada bulunan CHP 35, AK Parti 24, DEM Parti 10, MHP 8, Yeniden Refah Partisi 2, İYİ Parti ve BBP ise 1 ilde önde bitirdi.  AK Parti yarışı ikinci sırada tamamladı ve 22 yıllık iktidarında ilk kez seçim yenilgisi aldı. CHP bu sonuçla, 1989’da Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin yerel seçimlerde kazandığı başarıyı da oy oranıyla aşmış oldu. Yerel seçimlerinde sürpriz yapan bir başka parti ise Yeniden Refah oldu ve ilk kez girdiği yerel seçimlerde, oy oranıyla üçüncü siyasi parti konumuna yükseldi.

Oy sayım işlemleri büyük ölçüde tamamlandı. Cumhuriyet Halk Partisi büyük başarı sağlayarak hem kazandığı belediye başkanlığı sayısını hem de oy oranını arttırdı. Tarihi bir başarı elde eden CHP, Türkiye'nin birinci partisi oldu. Anadolu Ajansı'nın verilerine göre Türkiye'de sandıkların yüzde 99. 82’si açıldı. CHP yüzde 37,74 oy oranı ile AK Parti'nin 22 yıllık üstünlüğüne son verdi. AK Parti'nin oyu yüzde 35,49'da kaldı. AA'nın sonuçlarına göre Türkiye genelinde oyların yüzde 6,19'unu alan Yeniden Refah Partisi üçüncü parti konumuna yükseldi.

DEM Parti'nin oy oranı yüzde 5,68 oldu. MHP oyların yüzde 4,98'ini, İYİ Parti yüzde 3,77'sini, Zafer Partisi yüzde 1,73'ünü, Saadet 1,09'unu, HÜDA PAR yüzde 0,55'ini aldı.

Bu sonuçlara göre, CHP İstanbul, Ankara ve İzmir'in de aralarında olduğu 14 kentte büyükşehir belediye başkanlığı ile 21 il, 337 ilçe ve 48 beldenin belediye başkanlığını kazandı.  Hatay'da ise büyükşehir belediyesi CHP'den AKP'ye geçti.

İstanbul'da sandıkların yüzde 99,98'inde alınan sonuçlara göre, oyların yüzde 51,09'unu alan Ekrem İmamoğlu yeniden Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. AKP'nin adayı Murat Kurum ise oyların yüzde 39,60'ını aldı. CHP İstanbul'da 26 ilçeyi, AKP ise 13 ilçeyi kazandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim sonuçlarının belli olmasının ardından Saraçhane'de yaptığı konuşmada 31 Mart seçimlerinde İstanbul'da CHP'nin elindeki 14 belediyeyi korumanın yanı sıra, Beyoğlu Bayrampaşa, Beykoz, Çatalca, Silivri, Çekmeköy, Eyüpsultan, Sancaktepe, Tuzla, Şile ve Üsküdar'ı da kazandığını açıkladı.

Ankara'da sandıkların yüzde 99,93'ü açıldı. Oyların yüzde 60,35'ini alan CHP'nin adayı Mansur Yavaş açık ara farkla yeniden Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. AKP'nin adayı Turgut Altınok'un oy oranı ise yüzde 31,69 olarak belirlendi. CHP, Ankara'da ilçelerin 18'sını, AKP ise 8'ini aldı.

Sandıkların yüzde 99,73'ünün açıldığı İzmir'de de CHP birinci parti oldu. Oyların yüzde 48,90'ını alan CHP'nin adayı Cemil Tugay, kentin yeni Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. AKP'nin adayı Hamza Dağ ise oyların yüzde 37,07'sini aldı. CHP, kentte 28 ilçe, AKP ve MHP ise birer ilçe kazandı.

Kırklareli ve Hatay başa baş mücadele

Sandıkların yüzde 90'dan fazlasının açıldığı Kırklareli'nde MHP'nin adayı Derya Bulut'un oy oranı yüzde 41,23 iken CHP'nin adayı Siyam Kesimoğlu'nun oy oranı yüzde 40,51 düzeyinde.

Hatay'da da başa baş bir mücadele söz konusu. Sandıkların yüzde 95'ten fazlasının açıldığı Hatay'da CHP'nin tartışmalı adayı Lütfü Savaş yüzde 43,98 oy oranında, AKP adayı Mehmet Öntürk'ün oranı ise yüzde 44.

unceli, Iğdır, Ağrı, Muş, Van, Diyarbakır, Batman, Siirt, Hakkari, Mardin belediyelerini DEM Parti'nin adayları kazandı. Şanlıurfa ve Yozgat'ı Yeniden Refah Partisi kazanırken açılan sandıklara göre Kırklareli, Çankırı, Karaman, Osmaniye, Tokat, Gümüşhane, Erzincan ve Kars'ı MHP, Sivas belediye başkanlığını Büyük Birlik Partisi, Nevşehir'i ise İYİ Parti kazandı.

Açılan sandıklara göre Isparta, Konya, Aksaray, Niğde, Kayseri, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Bingöl, Şırnak, Bitlis, Erzurum, Bayburt, Rize, Trabzon, Ordu, Samsun, Çorum, Karabük, Düzce, Sakarya, Kocaeli'de ise AKP seçim yarışından zaferle ayrıldı.

wergt

İşte Türkiye'nin 81 ilindeki resmi olmayan oy oranları:

Adana:

CHP ZEYDAN KARALAR %46.51 535.970 OY

AKP FATİH MEHMET KOCAİSPİR %37.46 431.680 OY

DEM MAHFUZ GÜLERYÜZ %5.12 59.058 OY

Adıyaman:

CHP ABDURRAHMAN TUTDERE %49.74 51.299 OY

AKP ZİYA POLAT %27.43 28.285 OY

YRP NAZİF ATALAY %13.74 14.173 OY

Afyonkarahisar:

CHP BURCU KÖKSAL %50.73 68.072 OY

AKP HÜSEYİN CEYLAN ULUÇAY %31.82 42.703 OY

MHP SEZER KÜÇÜKKURT %10.87 14.590 OY

Ağrı:

DEM HAZAL ARAS %51.07 25.374 OY

AKP MEHMET SALİH AYDIN %33.70 16.747 OY

YRP MEHMETŞAFİ ERİM %4.71 2.341 OY

Aksaray:

AKP EVREN DİNÇER %36.85 42.769 OY

MHP İRFAN ÇITAK %28.72 33.331 OY

İYİP MUSTAFA TUĞRUL KARACAER %20.29 23.541 OY

Amasya:

CHP TURGAY SEVİNDİ %42.84 27.228 OY

AKP MEHMET UYANIK %28.96 18.407 OY

MHP BAYRAM ÇELİK %22.89 14.549 OY

Ankara:

CHP MANSUR YAVAŞ %60.35 1.986.620 OY

AKP TURGUT ALTINOK %31.74 1.044.947 OY

YRP SUAT KILIÇ %3.03 99.833 OY

Antalya:

CHP MUHİTTİN BÖCEK %48.63 704.027 OY

AKP HAKAN TÜTÜNCÜ %40.04 579.606 OY

DEM KEMAL BÜLBÜL %3.10 44.927 OY

Ardahan:

CHP FARUK DEMİR %45.06 5.049 OY

AKP YUNUS BAYDAR %43.51 4.875 OY

DEVA HALİL KAÇAR %6.71 752 OY

Artvin:

CHP BİLGEHAN ERDEM %45.04 6.473 OY

AKP MEHMET KOCATEPE %43.21 6.210 OY

İYİP DEMİRHAN ELÇİN %6.00 863 OY

Aydın:

CHP ÖZLEM ÇERÇİOĞLU %50.61 338.882 OY

AKP MUSTAFA SAVAŞ %36.62 245.192 OY

İYİP ÖZER KAYALI %4.30 28.803 OY

Balıkesir:

CHP AHMET AKIN %51.08 406.319 OY

AKP YÜCEL YILMAZ %40.56 322.611 OY

İYİP TURHAN ÇÖMEZ %3.05 24.275 OY

Bartın:

CHP MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA %51.29 22.383 OY

MHP HÜSEYİN FAHRİ FIRINCIOĞLU %36.61 15.978 OY

YRP FARUK TUTKUN %4.62 2.017 OY

Batman:

DEM GÜLÜSTAN SÖNÜK %64.52 122.143 OY

HÜDAPAR SERKAN RAMANLI %15.69 29.698 OY

AKP ADİL SEBATİ CEYLAN %12.42 23.511 OY

Bayburt:

AKP METE MEMİŞ %39.08 7.344 OY

MHP HÜKMÜ PEKMEZCİ %37.88 7.118 OY

YRP MUSTAFA GÜNCAN %8.00 1.504 OY

Bilecik:

CHP MELEK MIZRAK SUBAŞI %48.88 17.447 OY

AKP MUSTAFA YAMAN %34.54 12.328 OY

YRP CAFER ARSLANBOĞA %7.21 2.575 OY

Bingöl:

AKP ERDAL ARIKAN %33.69 15.593 OY

DEM AYDIN BÜRÇÜN %25.85 11.965 OY

YRP MEHMET ZİYA BUYANKARA %21.22 9.823 OY

Bitlis:

AKP NESRULLAH TANĞLAY %38.23 8.900 OY

DEM MEHMET NEZİR KARABAŞ %37.38 8.702 OY

YRP CELALETTİN MERMER %7.67 1.786 OY

Bolu:

CHP TANJU ÖZCAN %52.80 53.653 OY

AKP MUHAMMED EMİN DEMİRKOL %28.84 29.305 OY

MHP İLHAN DURAK %12.13 12.323 OY

Burdur:

CHP ALİ ORKUN ERCENGİZ %46.28 23.007 OY

AKP MEHMET ŞİMŞEK %42.90 21.324 OY

İYİP NAMIK KEMAL ÖZKAN %3.36 1.671 OY

Bursa:

CHP MUSTAFA BOZBEY %47.59 859.562 OY

AKP ALİNUR AKTAŞ %38.36 692.898 OY

YRP SEDAT YALÇIN %4.93 89.063 OY

Çanakkale:

CHP MUHARREM ERKEK %39.70 31.058 OY

İYİP ALAADDİN BURAK KUNT %36.89 28.861 OY

AKP JÜLİDE İSKENDEROĞLU %18.27 14.291 OY

Çankırı:

MHP İSMAİL HAKKI ESEN %59.80 25.748 OY

AKP HÜSEYİN FİLİZ %31.22 13.445 OY

CHP İLHAN TEKİN %2.69 1.160 OY

Çorum:

AKP HALİL İBRAHİM AŞGIN %40.58 54.806 OY

CHP HASAN LEVENT ÇÖPHÜSEYİNOĞLU %36.96 49.916 OY

YRP YAŞAR ANAÇ %14.47 19.540 OY

Denizli:

CHP BÜLENT NURİ ÇAVUŞOĞLU %47.96 304.264 OY

AKP OSMAN ZOLAN %38.85 246.460 OY

İYİP YASİN ÖZTÜRK %4.63 29.400 OY

Diyarbakır:

DEM AYŞE SERRA BUCAK KÜÇÜK %64.08 457.477 OY

AKP MEHMET HALİS BİLDEN %16.85 120.303 OY

HÜDAPAR FARUK DİNÇ %7.34 52.373 OY

Düzce:

AKP FARUK ÖZLÜ %40.22 41.233 OY

YRP DAVUT GÜLOĞLU %29.77 30.524 OY

CHP SEDAT ÇELİKEL %13.37 13.711 OY

Edirne:

CHP FİLİZ GENCAN AKIN %46.67 46.260 OY

AKP BELGİN İBA %42.49 42.119 OY

İYİP HAMDİ SEDEFÇİ %5.44 5.391 OY

Elazığ:

AKP ŞAHİN ŞERİFOĞULLARI %38.19 65.682 OY

YRP FARUK SEPTİOĞLU %21.14 36.364 OY

CHP COŞKUN ÇAĞLAR DURAN %16.49 28.368 OY

Erzincan:

MHP BEKİR AKSUN %40.45 30.217 OY

Bağımsız ÇAKIR YÜKSEL ÇAKIR %29.24 21.841 OY

CHP ÖZGE VATANER ÖZEGE %21.08 15.745 OY

Erzurum:

AKP MEHMET SEKMEN %50.37 173.537 OY

İYİP FATMA CANAN UÇAR %22.29 76.782 OY

DEM GÜLDEREN VARLİ %7.83 26.978 OY

Eskişehir:

CHP AYŞE ÜNLÜCE %50.86 273.760 OY

AKP İDRİS NEBİ HATİPOĞLU %37.94 204.198 OY

İYİP MELİH AYDIN %3.62 19.490 OY

Gaziantep:

AKP FATMA ŞAHİN %38.80 358.374 OY

CHP MUZAFFER ERTÜRK %28.11 259.602 OY

YRP ŞÜKRÜ YILMAZ %17.22 159.087 OY

Giresun:

CHP FUAT KÖSE %54.56 35.696 OY

AKP AYTEKİN ŞENLİKOĞLU %37.62 24.615 OY

YRP MESUT AYDIN %2.66 1.741 OY

Gümüşhane:

MHP VEDAT SONER BAŞER %41.62 6.690 OY

AKP ERCAN ÇİMEN %38.20 6.141 OY

CHP BEDRİ AĞAÇ %13.36 2.148 OY

Hakkari:

DEM MEHMET SIDDIK AKIŞ %48.92 14.528 OY

AKP İSMET ÖLMEZ %46.58 13.833 OY

CHP CÜNEYT ÖZBEK %1.43 424 OY

Hatay:

AKP MEHMET ÖNTÜRK %44.48 345.894 OY

CHP LÜTFÜ SAVAŞ %43.97 341.939 OY

YRP NURİ PARLAK %2.61 20.330 OY

Iğdır:

DEM MEHMET NURİ GÜNEŞ %46.61 23.066 OY

AKP ÜLKÜ ÖCAL %42.38 20.974 OY

İYİP GÜNDÜZ GÜNEŞ %4.50 2.227 OY

Isparta:

AKP ŞÜKRÜ BAŞDEĞİRMEN %41.96 54.433 OY

CHP ATAKAN YAZGAN %21.11 27.386 OY

İYİP AHMET TURAL %17.69 22.944 OY

İstanbul:

CHP EKREM İMAMOĞLU %51.06 4.420.784 OY

AKP MURAT KURUM %39.60 3.428.227 OY

YRP MEHMET ALTINÖZ %2.58 223.318 OY

İzmir:

CHP CEMİL TUGAY %48.89 1.277.580 OY

AKP HAMZA DAĞ %37.10 969.448 OY

DEM AKIN BİRDAL %4.12 107.747 OY

Kahramanmaraş:

AKP FIRAT GÖRGEL %42.41 247.777 OY

YRP MUHAMMED AYDOĞAR %33.40 195.158 OY

CHP MUKADDES ZEYNEP ARIKAN %15.20 88.794 OY

Karabük:

AKP ÖZKAN ÇETİNKAYA %34.08 20.587 OY

MHP RAFET VERGİLİ %26.49 16.002 OY

YRP İSMAİL ÖZER %23.08 13.942 OY

Karaman:

MHP SAVAŞ KALAYCI %49.14 45.003 OY

AKP MEVLÜT AKGÜN %24.05 22.023 OY

CHP RECEP SERTÇELİK %18.02 16.502 OY

Kars:

MHP ÖTÜKEN SENGER %36.20 16.384 OY

DEM KENAN KARAHANCI %28.98 13.120 OY

CHP DİNDAR GÜLTEKİN %17.24 7.805 OY

Kastamonu:

CHP HASAN BALTACI %49.19 31.478 OY

AKP TAHSİN BABAŞ %36.14 23.126 OY

MHP YÜKSEL AYDIN %6.90 4.416 OY

Kayseri:

AKP MEMDUH BÜYÜKKILIÇ %38.65 294.956 OY

YRP ABDULLAH ÖZKIRIŞ %19.79 151.017 OY

İYİP KAZIM YÜCEL %14.39 109.851 OY

Kırıkkale:

CHP AHMET ÖNAL %49.90 49.681 OY

AKP MEHMET SAYGILI %23.17 23.062 OY

MHP HARUN ULUSOY %19.15 19.064 OY

Kırklareli:

MHP DERYA BULUT %41.49 21.174 OY

CHP MEHMET SİYAM KESİMOĞLU %40.70 20.770 OY

Bağımsız TÜRKER SERDAR TÜRKER %5.94 3.029 OY

Kırşehir:

CHP SELAHATTİN EKİCİOĞLU %52.86 37.377 OY

AKP OSMAN ARSLAN %37.42 26.462 OY

İYİP UFUK CENGİZ %2.82 1.994 OY

Kilis:

CHP HAKAN BİLECEN %41.98 23.467 OY

AKP REŞİT POLAT %27.28 15.250 OY

MHP HASAN KARA %23.74 13.274 OY

Kocaeli:

AKP TAHİR BÜYÜKAKIN %45.79 514.359 OY

CHP ATASOY BİLGİN %28.93 324.964 OY

YRP DOĞAN AYDAL %7.59 85.221 OY

Konya:

AKP UĞUR İBRAHİM ALTAY %49.43 585.141 OY

YRP MEHMET KÖSEOĞLU %23.40 276.950 OY

CHP İSMAİL SONKAYA %12.78 151.247 OY

Kütahya:

CHP EYÜP KAHVECİ %29.69 40.712 OY

MHP ALİM IŞIK %29.16 39.986 OY

AKP KAMİL SARAÇOĞLU %27.71 37.992 OY

Malatya:

AKP SAMİ ER %48.99 190.224 OY

CHP VELİ AĞBABA %37.25 144.639 OY

YRP BİLAL YILDIRIM %9.39 36.460 OY

Manisa:

CHP FERDİ ZEYREK %57.20 502.986 OY

MHP CENGİZ ERGÜN %29.69 261.027 OY

İYİP GÜRHAN ÖZCAN %4.91 43.141 OY

Mardin:

DEM AHMET TÜRK %57.37 217.661 OY

AKP ABDULLAH ERİN %27.80 105.455 OY

YRP İBRAHİM ATMACA %4.49 17.016 OY

Mersin:

CHP VAHAP SEÇER %59.49 623.498 OY

MHP SERDAR SOYDAN %31.02 325.157 OY

İYİP MAHMUT BÜLENT ÖZKAN %3.45 36.196 OY

Muğla:

CHP AHMET ARAS %54.79 331.003 OY

AKP AYDIN AĞAN AYAYDIN %32.79 198.101 OY

İYİP METİN ERGUN %5.80 35.055 OY

Muş:

DEM SIRRI SÖYLEMEZ %41.86 18.327 OY

AKP FEYAT ASYA %25.13 11.000 OY

YRP AZİZ SÜNE %12.68 5.550 OY

Nevşehir:

İYİP RASİM ARI %52.03 33.268 OY

AKP MEHMET SAVRAN %34.50 22.061 OY

MHP ADNAN DOĞU %6.25 3.996 OY

Niğde:

AKP EMRAH ÖZDEMİR %36.23 28.793 OY

CHP HULUS ÖZEN %25.59 20.341 OY

MHP HAMDİ DOĞAN %19.03 15.121 OY

Ordu:

AKP MEHMET HİLMİ GÜLER %40.06 182.749 OY

İYİP ENVER YILMAZ %36.52 166.585 OY

CHP ZEKAİ SANA %16.58 75.656 OY

Osmaniye:

MHP İBRAHİM ÇENET %39.77 44.126 OY

İYİP ALPASLAN KOCA %23.70 26.294 OY

CHP SERKAN KARAYİĞİT %21.78 24.168 OY

Rize:

AKP RAHMİ METİN %54.70 29.841 OY

YRP CEMİL ÇOLAK %17.75 9.684 OY

CHP NECATİ TOPALOĞLU %12.14 6.623 OY

Sakarya:

AKP YUSUF ALEMDAR %47.25 285.080 OY

CHP AZİZE ÇEROĞLU %16.53 99.747 OY

YRP SELÇUK GEYVELİ %12.76 76.973 OY

Samsun:

AKP HALİT DOĞAN %42.16 330.451 OY

CHP CEVAT ÖNCÜ %27.01 211.692 OY

İYİP İMREN NİLAY TÜFEKCİ %14.12 110.671 OY

Siirt:

DEM SOFYA ALAĞAŞ %49.38 36.874 OY

AKP EKREM OLĞAÇ %37.29 27.848 OY

YRP UMUT BARDAK %2.68 2.000 OY

Sinop:

CHP METİN GÜRBÜZ %49.36 14.875 OY

AKP YAKUP ÜÇÜNCÜOĞLU %39.41 11.877 OY

İYİP SERPİL ÜNLÜTÜRK %4.89 1.474 OY

Sivas:

BBP ADEM UZUN %43.31 78.154 OY

AKP HİLMİ BİLGİN %29.18 52.669 OY

MHP REHA KARS %11.21 20.235 OY

Şanlıurfa:

YRP MEHMET KASIM GÜLPINAR %38.92 346.997 OY

AKP ZEYNEL ABİDİN BEYAZGÜL %33.64 299.959 OY

DEM CELALEDİN ERKMEN %21.09 188.007 OY

Şırnak:

AKP MEHMET YARKA %47.58 18.033 OY

DEM TURAN SALTAN %41.04 15.553 OY

CHP ÖZLEM BARAN %4.03 1.528 OY

Tekirdağ:

CHP CANDAN YÜCEER %50.14 327.768 OY

AKP CÜNEYT YÜKSEL %35.60 232.711 OY

DEM SADİ ÖZDEMİR %3.49 22.797 OY

Tokat:

MHP MEHMET KEMAL YAZICIOĞLU %54.86 46.778 OY

AKP EYÜP EROĞLU %30.18 25.732 OY

CHP MURAT YAZICI %9.36 7.980 OY

Trabzon:

AKP AHMET METİN GENÇ %51.49 234.734 OY

CHP HASAN SÜHA SARAL %28.43 129.610 OY

YRP LOKMAN ÖZTÜRK %9.14 41.656 OY

Tunceli:

DEM CEVDET KONAK %40.22 6.761 OY

CHP ALİ MUSTAFA ÇELİK %33.33 5.604 OY

AKP ERKAN EROĞLU %13.34 2.242 OY

Uşak:

CHP ÖZKAN YALIM %40.72 54.687 OY

AKP MEHMET ÇAKIN %24.42 32.793 OY

İYİP MUHAMMET GÜR %16.64 22.353 OY

Van:

CHP ÖZKAN YALIM %40.72 54.687 OY

AKP MEHMET ÇAKIN %24.42 32.793 OY

İYİP MUHAMMET GÜR %16.64 22.353 OY

Yalova:

CHP MEHMET GÜREL %46.39 27.122 OY

AKP MUSTAFA TUTUK %40.35 23.589 OY

DEM CENGİZ TOPBAŞLI %3.08 1.802 OY

Yozgat:

YRP KAZIM ARSLAN %36.33 17.141 OY

MHP ÖMER AÇIKEL %29.78 14.049 OY

AKP CELAL KÖSE %26.81 12.651 OY

Zonguldak:

CHP TAHSİN ERDEM %54.52 30.256 OY

AKP ÖMER SELİM ALAN %37.60 20.869 OY

YRP KENAN ZEREN %2.78 1.542 OY



Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
TT

Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)

Dondurulmuş Libya varlıkları dosyası, ABD Adalet Bakanlığı’nın cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein’e ilişkin yeni bir belge grubunu yayımlamasının ardından yeniden gündeme geldi.

Söz konusu dosyalarda Libya’ya ilişkin yer alan iddialar, Libyalılar arasında endişe ve soru işaretlerine yol açtı. Belgelerde, Epstein’in Temmuz 2011’de, İngiliz ve İsrail istihbarat servislerinin desteğiyle, ülke dışında bulunan ve dondurulmuş durumdaki Libya varlıklarını hedef almaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak Libya Ulusal Geçiş Konseyi’nin eski Başkan Yardımcısı Abdulhafız Goga, bu iddiaları yalanladı. Goga, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu iddiaların kesinlikle hiçbir doğruluk payı yok. Söz konusu fonlar uluslararası mali mekanizmalar çerçevesinde yönetiliyordu” dedi. Gündeme gelen bilgileri ‘yalnızca değerlendirme ve tahminlerden ibaret’ olarak nitelendiren Goga, bunların ‘herhangi bir kesinlik ifade etmediğini’ vurguladı.

Söz konusu dönemde Libya’daki en üst düzey ikinci yetkili olan Goga, bu tür sızıntıların amacının ‘zaten istikrarsız olan Libya’daki durumu daha da karmaşık hale getirmek’ olduğunu ifade etti.

zcdfrgt
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, geçtiğimiz aralık ayında Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Mütevelli Heyeti ile yaptığı toplantıda (Libya Yatırım Otoritesi sayfası)

Libya’ya ait yurt dışındaki varlıklar, 2011 yılında merhum lider Muammer Kaddafi yönetimine karşı başlatılan ‘devrimin’ ardından, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1970 ve 1973 sayılı kararları uyarınca dondurulmuştu. Bu kapsamda, küresel bankalara dağılmış mevduatlar, egemen fonlar ve mali yatırımlardan oluşan varlıkların toplamının yaklaşık 200 milyar dolar olduğu belirtilirken, eski Başkanlık Konseyi bu tutarın yaklaşık 67 milyar dolara gerilediğini açıklamıştı.

Ancak Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından bu varlıklara ilişkin endişeler yeniden gündeme geldi. Bu endişeleri dile getiren isimlerden biri olan, Dış Yatırımlar ve Uzun Vadeli Portföy Şirketi’nin eski başkanı Dr. Halid ez-Zentuti, söz konusu iddiaların ve benzeri girişimlerin yaşanmış olabileceğini dışlamadığını belirterek, ‘2011’den bu yana varlıkları hedef alan tekrarlayan girişimler bulunduğuna’ dikkat çekti.

Zentuti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Afrika ülkeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerde Libya’ya ait yatırım kuruluşlarına bağlı varlık ve gayrimenkullerin müsaderesine yönelik davalar söz konusu. Ayrıca Avrupa mahkemelerinde, aralarında Avrupa’daki kraliyet ailelerinin de bulunduğu aileler tarafından açılan asılsız davalara dayanan yargı kararları bulunuyor” dedi.

Zentuti, “Libya’daki kırılgan durum, siyasi bölünmüşlük ve ilgili kurumların etkin denetim eksikliği, dondurulmuş Libya varlıklarının hedef alınması için elverişli bir ortam yarattı. Bu durum, bazı tarafları, şirketleri ve devletleri bu fonlardan pay almaya teşvik etti” değerlendirmesinde bulundu. Zentuti ayrıca, Libya içindeki bazı çevrelerin, komisyon ya da rüşvet karşılığında sahte bilgi ve belgeler sunarak bu sürece zımnen dahil olmuş olabileceğini de dile getirdi.

Epstein dosyalarında yer alan mesajlara göre, daha önce İngiliz istihbaratı ve İsrail’in Mossad teşkilatında görev yapmış bazı kişilerin, uluslararası hukuk bürolarıyla yapılan görüşmeler kapsamında, dondurulmuş Libya varlıklarının tespit edilmesi ve geri alınması konusunda yardım sunmaya hazır oldukları ifade edildi.

Libya’ya ait dondurulmuş fonlar, 2011’den bu yana Avrupa’da çeşitli girişimlere konu oldu. Bunların son örneği, geçen yıl Birleşik Krallık Lordlar Kamarası’nda İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) mağdurlarına tazminat ödenmesine yönelik tartışmalar olurken, daha önce de Belçika’da Euroclear Bank’ta bulunan yaklaşık 15 milyar euronun üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması için yıllar süren hukuki süreçler yaşanmış ve bu süreçlerde kraliyet ailesinin de rol oynadığı belirtilmişti.

sdf
Trablus'taki Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Genel Merkezi (LIA resmi internet sitesi)

Medyada Epstein dosyaları olarak anılan belgelerle ilgili tartışmalar, Libya’da biri batıda Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), diğeri ise doğu ve güneyin bazı kesimlerini kontrol eden ve Parlamento tarafından desteklenen Usame Hammad hükümeti olmak üzere iki yönetim arasındaki kronik bölünmüşlük ortamında gündeme geldi. Bu durumun, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıkları dosyasına olumsuz yansıdığı değerlendiriliyor.

Dondurulmuş fonlara yönelik endişelerin artması üzerine UBH geçen yıl, bazı yatırımların süregelen savaşlar nedeniyle durduğu gerekçesiyle tazminat talep eden davaların tespit edilmesinin ardından, çeşitli ülkelerle iş birliği içinde bu varlıkları takip etmek üzere bir hukuk komitesi oluşturdu. Aynı zamanda bir Libya parlamento komitesinin de dosyayı ele almak üzere Batılı ülkelere ziyaretlerini yoğunlaştırdığı belirtildi.

Libyalı siyasi analist Hüsam Feniş, Epstein dosyalarını, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıklarını hedef alan ve ‘Libyalıların elinde kalan son siper’ olarak gördüğü bu fonlara yönelik gerçek ve süreklilik arz eden girişimler olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Feniş, siyasi bölünmüşlüğün sürmesinin, bu varlıklarla oynanması ve dış müdahalelere açık hale gelmesi riskini artıracağını öngörerek, parçalanmış bir devlet yapısında, fonları korumaya yönelik komitelerin bireysel çabalarının etkisiz kalabileceğine dikkat çekti.

Kurumların birleştirilmesine kadar geçen süreçte Zentuti, BM Güvenlik Konseyi’nin Libya varlıklarının hukuki olarak korunmasına bağlı kalması gerektiğini vurgulayarak, bu fonların, açık bir yetkilendirme ve uluslararası standartlar çerçevesinde, uzman uluslararası şirketler aracılığıyla yönetilmesi ve değerlendirilmesine izin verilmesi çağrısında bulundu. Zentuti, bunun fonların büyütülmesi ve küresel mali riskler, enflasyon ve değer kaybına karşı korunması için gerekli olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Euronews’in internet sitesinde yer verdiği Jeffrey Epstein belgeleri, Temmuz 2011 tarihli bir e-postayı da ortaya koydu. Epstein’in ortaklarından biri tarafından gönderilen mesajda, Libya’daki karışıklıktan yararlanılarak Batılı ülkelerde dondurulan Libya varlıklarının geri alınmasına yönelik planlara işaret edildi. Belgelerde, söz konusu varlıkların tutarının yaklaşık 80 milyar dolar olduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD’de bulunduğu, gerçek değerinin ise bu rakamın üç ya da dört katına ulaşabileceği öne sürüldü.


İran teslim mi olacak yoksa Trump güç açığı ile mi çarpışacak?

İran rejimi tarafından “casus yuvası” olarak adlandırılan Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğinin dış duvarlarına çizilmiş bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 1 Şubat 2026(AFP)
İran rejimi tarafından “casus yuvası” olarak adlandırılan Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğinin dış duvarlarına çizilmiş bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 1 Şubat 2026(AFP)
TT

İran teslim mi olacak yoksa Trump güç açığı ile mi çarpışacak?

İran rejimi tarafından “casus yuvası” olarak adlandırılan Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğinin dış duvarlarına çizilmiş bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 1 Şubat 2026(AFP)
İran rejimi tarafından “casus yuvası” olarak adlandırılan Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğinin dış duvarlarına çizilmiş bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 1 Şubat 2026(AFP)

Elie Kuseyfi

Dünyada hiçbir uluslararası veya bölgesel kriz, her türlü olasılığa ve senaryoya açık olan İran krizi kadar karmaşık değildir. Burada, Donald Trump dikkatlice düşünmek ve seçeneklerini tartmak zorunda kalıyor. Burada, ABD Başkanı, gerçekte bunu yapamasa bile, Rusya-Ukrayna savaşı hakkında söylediği gibi, sorunu 24 saat içinde çözebileceğini söyleyemez. Gazze'deki ateşkes anlaşması sırasında söylediklerini söyleyemez. O zaman hiçbir tarihsel mantığa dayanmayan kendi değerlendirmesine göre üç bin yıllık bir krizi kısa sürede çözdüğünü iddia etmişti.

lmj
Basra Körfezi'ndeki USS Abraham Lincoln (CVN 72) uçak gemisine iniş yapmak üzere pistte ilerleyen bir F/A-18E Super Hornet uçağı, 23 Kasım 2019 (Reuters)

 Bir kıyaslama daha yaparsak, Venezuela krizi Trump'a Beyaz Saray'ın “arka bahçesinde” güneşli bir günde yapılmış bir gezinti gibi görünebilir, nitekim pratik olarak rejimin başını gövdesinden ayırmış olan Caracas operasyonunun Tahran'da tekrarlanması, ABD'nin İran meselesine yaklaşımında varsayımsal senaryolardan biri. Ancak iki krizi karşılaştırırken en önemli nokta, bu yılın başında düzenlenen Caracas operasyonunun, dünya çapındaki sorunlarla başa çıkmada yeni bir Amerikan yaklaşımını veya tarzını yansıtmasıdır.

Bu noktada, heyecan verici bir televizyon şovu gibi uluslararası sahneyi şok etmeyi ve hayrete düşürmeyi amaçlayan operasyonun yürütülme biçiminin, Başkan Trump'ın gerçeklik televizyonuna benzer şekilde gösteri, heyecan ve sürpriz düşkünlüğünü yansıttığını varsaymak bir yanılgı olabilir. Aksine, bu şok taktiği, ABD'ye yönelik gerçek Çin meydan okuması karşısında, uluslararası krizlerle başa çıkmak ve yeni uluslararası düzenin hatlarını şekillendirmek veya ABD'nin bu düzen içindeki baskın konumunu korumak için yeni bir Amerikan stratejisinden başka bir şey değildir. Nitekim ABD’nin hiçbir politika veya stratejisi artık bu meydan okumadan ayrı tutulamaz. Dahası bu, bir yıl, iki yıl veya hatta on yıl sürecek bir meydan okuma değil; muhtemelen bir yüzyıl boyunca sürecek bir meydan okumadır.

Bu durum, ister Venezuela örneğinde olduğu gibi “sürpriz” yaklaşımını sürdürmeye çalışma, ister İran ile herhangi bir ilişkiyi Çin'in küresel yükselişini engellemenin bir parçası olarak çerçevelendirme açısından olsun, ABD yönetimi ve Başkan Trump için İran meselesinde de geçerli. Burada, Donald Trump ve George W. Bush arasındaki farka ve temsil ettikleri iki Amerikan dönemine işaret etmekte fayda var. Bush ve neo-muhafazakâr danışmanları, Ortadoğu'daki, özellikle Irak'taki askeri harekâtlarını biraz çarpıtma da olsa idealist bir bahaneyle çerçevelediler. O da Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve “tarihin sonu”nun bir sonucu olarak demokrasi ve liberal değerleri yaymak.

Şimdi ise Trump ve yönetimi, politikaları ve askeri müdahaleleri için herhangi bir “idealist” başlık belirlemiyorlar. Aksine, bu politikalar ve müdahaleler, önceki yönetimlerin “misyoner” yaklaşımına bir yanıt niteliğindedir; bu yaklaşımın ABD'yi zayıflattığına veya gücünü artırmadığına, dolayısıyla Çin'in ekonomik ve stratejik fırsatlarını güçlendirdiğine inanıyorlar. Bu durum, Trump'ın ikinci dönemindeki politikalarının kişisel tarzını ve uluslararası ilişkiler ile dünyaya yönelik faydacı vizyonunu yansıttığı fikrini bir kez daha dışlıyor. Zira bunlar, hem biçim hem de içerik olarak, ABD'nin Çin'in yükselişini kontrol altına almak ve Amerikan hegemonyasının dünya çapında gerilemesini veya çöküşünü önlemek için yaptığı reaktif veya düzeltici girişimlerdir.

İki Amerikan dönemi arasında

Bu, Trump ile selefleri arasındaki sadece bir tarz farkı değil, özünde, yüzyılın başından bu yana ABD'de ve dünyada meydana gelen dönüşümlerin bir kanıtıdır. Yüzyılın başında, ABD sadece askeri olarak değil, ekonomik olarak da rakipsiz bir güç olarak hareket ediyordu. Ancak şimdi, Çin-ABD ticaret ve teknolojik rekabeti göz önüne alındığında, durum tamamen farklı; bu rekabette Çin, agresif ve çok tehlikeli bir rakip gibi görünüyor.

Trump yönetimi, İran nükleer dosyada, balistik füze ve milis güçler dosyalarında tavizler verse bile, İran ile geleneksel bir anlaşmayla yetinemez

 Bu nedenle, Trump'ın ikinci dönem için seçilmesi, bu tehlikeye yönelik kolektif Amerikan farkındalığının bir sonucuydu. Bu, Washington'un çıkarlarına ve “özgürce” hareket etme gücüne artık hizmet etmeyen liberal kurallara sahip bir uluslararası sistemi savunma, parlak başlıklar belirleme lüksünü ortadan kaldırıyor. Zira bu kurallar artık Washington'u kısıtlıyor ve başta Pekin olmak üzere rakiplerini kontrol altına almak için yeterli araçlar sağlamayan geleneksel uluslararası ilişkiler seyrine hapsediyor.

Bu nedenle, Trump'ın kişisel tarzı ile yönetiminin stratejisi ve hatta Trump'ın ikinci döneminin başlamasıyla birlikte geçirdiği dönüşümlerden sonra Amerikan “derin devletinin” stratejisi arasındaki bu kasıtlı ve sistematik örtüşme, şimdi İran meselesinde en ciddi ve ağır sınavı ile yüzleşiyor. Amerikan ordusunun İran'a yönelik bir saldırıya hazırlık olarak Ortadoğu'ya en büyük cephaneliği yığmasının ardından, Venezuela'daki Amerikan eylem hızının Tahran örneğinde tekrarlanmadığı görüldü. Bu durum, İran meselesiyle ilgili karmaşık hesaplar karşısında Amerikan gücünün sınırlılığını göstermiştir. Bu da Amerikan gücünün hızlı ve “kesin” hedeflere ulaşmadaki yetersizliğini gösterdi ya da neredeyse gösterdi. Trump için daha da önemlisi, İran rejimine yönelik tehditlerin çıtasını en yüksek noktaya çıkardıktan ve protestoculara destek sözü verdikten sonra, her ne kadar İran'ın yaklaşık 800 protestocuyu -bu rakamdan kendisinden başka kimse bahsetmedi- idam etmekten onun sayesinde vazgeçtiğini iddia etse de, tehditlerini ve vaatlerini yerine getirmekten geri adım atmış gibi görünmesidir.

Askeri yığınak ile orantılı bir anlaşma

Her ne olursa olsun, Trump, kendisinin de defalarca bahsettiği bu devasa Amerikan askeri yığınağı karşısında, İran'a karşı kesin ve kararlı bir saldırı düzenlemekten ancak bu yığınak ile orantılı bir anlaşma ile kaçınabilir. Bunu da öncelikle, kasım ayındaki ara seçimlerde sandık başına gidecek Amerikalı seçmene yığınağın maliyetini haklı göstermek, ikincisi, anlaşmanın büyüklüğü aynı zamanda ABD'nin İran'a karşı caydırıcılık gücünün büyüklüğüyle de ölçüleceği için yapmalıdır. Bu, bölgedeki eşi benzeri görülmemiş ABD askeri yığınağının temel bir işlevidir: Washington, bu yığınak ile İran'a karşı caydırıcılığını en üst düzeye çıkarmayı, böylece İran'ın bölgedeki ABD çıkarlarına ve üslerine karşı misilleme yapma gücünü engellemeyi, geçen yıl Haziran ayındaki 12 günlük savaşta olduğu gibi İsrail'i hedef alma ve zarar verme kapasitesini zayıflatmayı amaçlamıştır.

Bu nedenle, Washington ve Tahran arasında yeniden başlaması planlanan müzakerelerin, önceki haziran görüşmelerinde ele alınan konuları kapsayacağı fikri, İran durumunu çevreleyen iç ve dış bağlamlarla, özellikle de 3 Ocak'taki Caracas operasyonuyla ortaya konan yeni ABD dinamiğiyle tutarsız görünüyor. Bu, Trump yönetiminin, İran nükleer dosyada, balistik füze ve milis güçler dosyalarında tavizler verse bile, İran ile geleneksel bir anlaşmayla yetinemeyeceği anlamına geliyor. İki taraf arasında olası bir anlaşmanın ardından, İran'ın ABD'ye yaklaşımında mutlaka bir değişiklik olması gerekiyor.

Rejim değişikliği Trump ve ekibi için öncelik olmasa bile, bu, ister askeri bir saldırı yoluyla olsun ister olmasın, İran rejimi içinde bir tür değişiklik olmadan, Trump'ın bölgedeki Amerikan askeri yığınağının boyutu ile orantılı bir başarı elde edebileceği anlamına gelmiyor. Burada değişiklik, anlaşmanın kendisiyle bağlantılı; yani, bu olası anlaşma, İran rejimindeki bir değişikliğin veya değişim duyurusunun sonucudur. Başka bir deyişle, İran rejimi, Amerikan yönetimiyle karşılıklı olarak kazandıran bir anlaşma yapmaya hazır ve kudretli hale gelmelidir.

Trump'ın İran'a karşı askeri saldırıyı ertelemesi ve diplomasiye şans vermesi, askeri seçenek karmaşık hesaplar ve hassas denklemler içerse bile, Beyaz Saray ve Pentagon'da bu seçeneğin masadan kalktığı anlamına gelmez

Burada, Çin'in küresel yükselişini sınırlamaya dayalı ana Amerikan stratejisine geri dönelim ki bu İran için de geçerlidir. İran ve Washington arasında yapılacak herhangi bir anlaşma, Washington'un görüşüne göre, Çin'i İran içinde sınırlama ile sonuçlanmalıdır. Bu sınırlama petrol ile başlayıp, İran'ın dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervlerine sahip olduğu hesaba katılırsa doğalgaza ve nadir toprak minerallerine kadar uzanmaktadır.

sdfrgt
İran füzeleri, Tahran'daki bir parkta sergilendi, 31 Ocak 2026 (Reuters)

Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin büyük ölçüde anlaşmanın İran'ı Amerikan pazarlarından ziyade Avrupa pazarlarına açmasından kaynaklandığını unutmamalıyız. Hal böyleyken, özellikle ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları ve küresel ekonomik ve teknolojik rekabet ortamında, ABD İran’ın Çin’e açık olmasını kabul edebilir mi? Trump ve ekibi için İran meselesinin özü budur. Bu, sadece bölgesel bir mesele değil, özellikle Çin, Rusya ve ABD arasındaki uluslararası bağlantıları göz önüne alındığında uluslararası bir mesele olan bu dosyadaki başarılarının veya başarısızlıklarının ölçüleceği yerdir.

Trump ve Hamaney arasında

Bu boyutlara ek olarak, ABD’nin İran'a karşı azami baskı yaklaşımında göz ardı edilemeyecek kişisel bir boyut da var. Bu çatışmanın bir kısmı, tamamen farklı dünyalardan iki adam arasında yaşanıyor; İran Dini Lideri Ali Hamaney ve Donald Trump. Dini Lider, Amerikan Başkanını tekrar tekrar kışkırtıp, kendisine karşılık vermeye zorlayarak ona meydan okumayı başardı. Bunun son örneği, ABD'nin İran'a saldırması durumunda Hamaney'in bölgesel bir savaş başlatma kudretine sahip olup olmadığını göreceğini söylemesiydi. Trump, Hamaney'e karşılık vermeye ne kadar çok çekilirse, onunla arasındaki çatışmayı çözme yükümlülüğü de o kadar artıyor. Bu, dünyanın efendisiymiş gibi davranan ve kimsenin ona meydan okuyamayacağını düşünen Amerikan Başkanı için bir meydan okumadır. Söz konusu meydan okuma ise İran rejimi ile Amerikan yönetimi arasında devam eden çatışmaya ek bir karmaşa katıyor. Bu nedenle ya Trump, Amerikan iç siyasetinin taleplerinden bölgesel müttefiklerin çekincelerine kadar uzanan İran meselesinin karmaşıklığı karşısında “güç açığı” ile çarpışabilir ve bu nedenle geri adım atmak için güvenli çıkış yolları ve sözlü formüller arayabilir. Yahut İran rejimi, müzakerelerde büyük bir taviz verdikten sonra Amerikan taleplerine “teslim” olabilir ve bu kez de İran rejimi istismar edebileceği her türlü sözlü çıkış yolu arayabilir.

Trump'ın İran'a karşı askeri saldırıyı ertelemesi ve “diplomasi”ye şans vermesi, Beyaz Saray ve Pentagon'da askeri seçeneğin masadan kalktığı anlamına gelmediğini de göz ardı etmemek gerekir. Ancak bu seçenek, “kararlı” bir saldırı ile Trump'ın seçmenlerine verdiği söze dayanarak tam ölçekli bir savaştan kaçınmayı dengeleyen karmaşık hesaplar ve hassas denklemler içeriyor. İranlıların kendileri bile, iç gerilimler göz önüne alındığında, böyle bir saldırının protestocuları tekrar sokaklara dökebileceğini göz ardı etmiyorlar. İran rejimi, gerekli ekonomik çözümlerden yoksun olduğu ve ABD ile bir anlaşmaya varmadığı sürece, bu gerilimleri geleneksel yollarla kontrol altına alamayacaktır. Protestocularla tüm mümkün olan müzakere kanalları çöktükten sonra onları sindirmek için kullandığı acımasız baskı da bunu gösteriyor. Bu, İran rejiminin gidişatında bir kopuştur ve Batılı uzmanlar bunu, Hafız Esed rejiminin gidişatında 1982’deki Hama katliamından sonra yaşanan kopuşla karşılaştırmaya başladılar. Dolayısıyla Amerikan baskısı ve müdahalesi senaryoları ne şekilde olursa olsun, bunlar doğal olarak önemsiz değildir ve daha da önemlisi, Trump'ın ikinci dönemi için de önemli bir dönüm noktası oluşturacaklardır.


Üç Amerikan savaş gemisi Haiti açıklarına ulaştı

Port-au-Prince'te bir çocuk, çete şiddeti nedeniyle yerinden edilen ailelerin kaldığı barınakta uyuyor, (AP)
Port-au-Prince'te bir çocuk, çete şiddeti nedeniyle yerinden edilen ailelerin kaldığı barınakta uyuyor, (AP)
TT

Üç Amerikan savaş gemisi Haiti açıklarına ulaştı

Port-au-Prince'te bir çocuk, çete şiddeti nedeniyle yerinden edilen ailelerin kaldığı barınakta uyuyor, (AP)
Port-au-Prince'te bir çocuk, çete şiddeti nedeniyle yerinden edilen ailelerin kaldığı barınakta uyuyor, (AP)

ABD askeri yetkilileri, iktidardaki cumhurbaşkanlığı cuntasının iktidara tutunmaya çalıştığı ve uyuşturucu kartellerinin şiddetinin arttığı bir dönemde, Amerikan savaş gemilerinin Haiti kıyılarına ulaştığını duyurdu.

ABD'nin Haiti Büyükelçiliği'nin X platformunda dün yayınladığı açıklamaya göre, ABD savaş gemileri USS Stockdale, USCGC Stone ve USCGC Diligence, Port-au-Prince Körfezi'ne girerek "Amerika Birleşik Devletleri'nin Haiti'nin güvenliği, istikrarı ve geleceğine olan sarsılmaz bağlılığını yansıtıyor."

Büyükelçilik açıklamasında, filonun "Savaş Bakanı Pete Hegseth'in talimatıyla", Karayipler ve Doğu Pasifik'teki uyuşturucu kaçakçılarını hedef alan ve şimdiye kadar uyuşturucu taşıdığından şüphelenilen teknelere düzenlenen hava saldırılarında 100'den fazla kişinin ölümüne yol açan "Güney Mızrağı Operasyonu"nun devamı olarak gönderildiği belirtildi.

Haiti'de, dokuz üyeli geçiş dönemi başkanlık konseyinin görev süresinin 7 Şubat'ta sona ermesi öncesinde gerilim artıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Konsey istifa etmeyi kabul etmesine rağmen, bazı üyeleri, ABD yetkililerinin görev sürelerinin cumartesi günü sona ereceği yönündeki uyarılarını dikkate almadan geçiş dönemi yönetimi projelerine devam ediyor.

Çete şiddeti, eski Başbakan Ariel Henry'nin 2024 yılında istifa etmesine yol açtı. Ülke 2016 yılından beri seçim yapmadı; bu durum, hükümet otoritesinin çökmesine ve güvenlik, sağlık ve ekonomik krizlerin daha da kötüleşmesine neden oldu.

Haiti, Batı Yarımküre'nin en yoksul ülkesi olup, topraklarının büyük bir bölümü, düzenli olarak cinayet ve tecavüz işleyen rakip silahlı çetelerin kontrolündedir. Amerika Birleşik Devletleri yakın zamanda, bu çeteleri desteklemekle suçlanan üst düzey Haitili yetkilileri hedef alan yeni vize kısıtlamaları açıkladı.