İsrail hava saldırılarında Hudeyde'deki yakıt depoları yakıldı… Husiler alarma geçti

İsrail, söz konusu saldırıların, Tel Aviv'de bir kişinin ölümüne ve diğerlerinin yaralanmasına neden olan İHA saldırısına yanıt olduğunu bildirdi.

 İsrail'in dün (cumartesi) Hudeyde'ye düzenlediği saldırının gerçekleştiği bölgeden uzak bir alanda yaşayanlar tarafından görülen yoğun duman (AFP)
İsrail'in dün (cumartesi) Hudeyde'ye düzenlediği saldırının gerçekleştiği bölgeden uzak bir alanda yaşayanlar tarafından görülen yoğun duman (AFP)
TT

İsrail hava saldırılarında Hudeyde'deki yakıt depoları yakıldı… Husiler alarma geçti

 İsrail'in dün (cumartesi) Hudeyde'ye düzenlediği saldırının gerçekleştiği bölgeden uzak bir alanda yaşayanlar tarafından görülen yoğun duman (AFP)
İsrail'in dün (cumartesi) Hudeyde'ye düzenlediği saldırının gerçekleştiği bölgeden uzak bir alanda yaşayanlar tarafından görülen yoğun duman (AFP)

İran destekli örgüte bağlı medya kuruluşlarına göre İsrail, dün (cumartesi) Yemen'de Husilerin kontrolündeki Hudeyde Limanı’nda yakıt depolarının da aralarında bulunduğu yerleri hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenleyerek ölümlere ve yaralanmalara neden oldu.

Şarku’l Avsat’ın Al Masirah TV'den aktardığı habere göre, İsrail hava saldırılarında üç kişi öldü, 87 kişi de yaralandı.

Söz konusu saldırı, Gazze'deki Filistinlileri desteklediğini iddia eden Husilerin üstlendiği bir insansız hava aracı (İHA) saldırısının Tel Aviv'de bir kişinin ölümüne ve diğerlerinin de yaralanmasına yol açmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Geçtiğimiz kasım ayından bu yana İsrail'e karşı çok az etkisi olan birçok saldırı üstlenen Husiler, Kızıldeniz ve Arap Denizi'nde 170'ten fazla gemiye saldırdığını ve İsrail limanlarındaki gemilere tek başına yahut İran yanlısı Iraklı gruplarla ortaklaşa saldırdığını iddia etti.

zsdf
İsrail'in dün (cumartesi) Hudeyde Limanı yakınlarındaki bir bölgeye düzenlediği saldırının gerçekleştiği yerden yoğun alev ve duman yükseliyor. (AFP)

İsrail ordusu saldırıların Hudeyde Limanı’ndaki yakıt depolama tesislerini hedef aldığını doğrularken, saldırılar büyük bir yangına yol açtı. Husi medya kuruluşları sayısı belirtilmeyen ölü ve yaralılar olduğunu bildirdi.

Hudeyde sakinlerinin Şarku’l Avsat'a anlattıklarına göre, Husiler kentin dört bir yanında harekete geçerken, kent sakinlerinin çoğu, ABD ve İngiltere'nin kentteki Husi mevzilerine yönelik saldırılarının başlamasından bu yana en ağır bombardıman olarak nitelendirilen saldırılar nedeniyle evlerinden çıkmadı.

Meşru hükümete bağlı Hudeyde Vilayeti Vali Yardımcısı Velid el-Kadimi Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Husiler halkı tekrarlanan ABD, İngiliz ve son olarak İsrail saldırılarına karşı savunmasız hale getirdi” ifadesini kullandı.

El-Kadimi, Husilerin amacının ‘İran'ın bölgedeki emellerini gerçekleştirmek ve Kızıldeniz ticaret koridorunu kontrol etmek’ olduğunu söyledi. El-Kadimi ayrıca, bölge sakinlerinin Hudeyde'deki evlerinden şehir dışına ve komşu illere göç ettirildiğini açıkladı.

Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Macid el-Mezhaci, Husilerle uluslararası çatışmada İsrail'in açık bir şekilde denkleme girmesiyle bu aşamanın daha ileri bir aşamaya geldiğini ve iki taraf arasındaki çatışmada sahnenin yeni bir dönemece girebileceğini düşünüyor.

Örgütün İsrail'e karşı İHA saldırısını benimsemesinin, uluslararası toplumu Husilerle birleştiren çatışma denkleminde büyük bir değişim olduğuna inanan el-Mezhaci şu ifadeleri kullandı: “Bu saldırı Yemen savaşında başka bir istasyon ve büyük bir değişim olarak tanımlanabilir. İsrail'e karşı ilk Husi saldırıları ABD ve İngiliz müdahalesine yol açtı. Bu kesinlikle Kızıldeniz'deki saldırılarla ilişkilidir, ancak diğer taraftan bu genellikle İsrail'in uluslararası korumacı boyutunu hareket ettirir ve müdahale seviyesini daha yüksek seviyelere taşır.”

İsrail'den doğrulama

İsrail Ordu Sözcüsü, orduya ait jetlerin Yemen'in Hudeyde Limanı’ndaki ‘Husi terör rejimi’ hedeflerini vuran saldırılar düzenlediğini doğruladı. Sözcü, X platformu üzerinden paylaştığı bir gönderide, saldırıların ‘son aylarda İsrail devletine karşı düzenlenen yüzlerce saldırıya’ yanıt olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ise yaptığı açıklamada, ‘İsrail vatandaşlarının kanının bir bedeli olduğunu’ belirterek, Hudeyde Limanı’na yapılan saldırının sebebinin limanın İran'dan Husilere silah ve mühimmat aktarımı için bir kanal olması olduğunu söyledi.

sdfsfhn
Dün (cumartesi) Hudeyde'de vurulan bölgeden uzak bir alandan yangını izleyen Yemenliler (AFP)

Husilerden gelen ilk yorumda, Sözcü Muhammed Abdusselam X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, saldırıları ‘halkın acısını ikiye katlamak amacıyla Hudeyde'deki sivil tesisleri, petrol tanklarını ve elektrik santralini hedef alan acımasız bir saldırı’ olarak nitelendirdi. Abdusselam, daha fazla saldırı gerçekleştirmeye devam edeceklerinin sözünü verdi.

Bölge sakinlerine göre bombardıman limanın, yakıt depolarının ve bir benzin istasyonunun bulunduğu kuzey Hudeyde'ye ve kentteki Husilerin kontrolündeki askeri polis komutanlık binasına odaklandı.

Husi yanlısı medya, saldırıların yakıt ve gaz depolama tesislerinde büyük patlamalara ve uzak mesafelerden görülebilen yoğun dumanlara yol açtığını belirterek, saldırıların F-35 savaş uçakları tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti. Al Masirah TV, tıbbi kaynakların çok sayıda kişinin öldürüldüğünü ve yaralandığını söylediğini aktardı.

Korku ve yakıt krizi

Şarku’l Avsat'a konuşan Hudeyde, Sana ve Husilerin kontrolündeki bazı bölgelerin sakinleri, saldırıların hemen ardından akaryakıt istasyonlarının kapılarını kapattığını ve araba yakıtında boğucu bir kriz ve artan fiyatlar korkusuyla petrol şirketi istasyonlarında uzun araba kuyrukları oluştuğunu bildirdi.

Bölge sakinlerine göre Husiler kasıtlı olarak bu tür krizler yaratarak akaryakıtı iki katına satıyor, resmi istasyonları kapatıyor ve satış için karaborsa işletiyor. İsrail saldırıları sırasında tüp dolum istasyonunun hedef alındığına dair haberlerin ardından bölge sakinleri yemeklik gazda da boğucu bir kriz yaşanmasından korkuyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, Hudeyde sakinlerinin kent üzerinde uçan savaş uçaklarının geri dönmesiyle panik içinde yaşadıklarını ve yeni saldırılardan korktuklarını söyledi.

Husilerin kentin hava sahasında kara bir bulut oluşturan yakıt depolarındaki yangını kontrol altına alamadığını belirten kaynaklar, bu saldırılarda can kayıpları olduğunu doğruladı. Ancak Husilerin hedef alınan yerlerde ve hastanelerin çevresinde uyguladığı sıkı önlemler, ölü ve yaralı sayısının tam olarak bilinmesini engelledi.

Yemen hükümet yetkilileri, 7 Ekim olaylarından bu yana Husilerin Yemenlilere karşı işlediği suçları aklama ve Filistinlileri destekleme bahanesiyle bölgesel bir oyuncu olmaya çalışma fırsatı bulduğunu, barış sürecinden kaçtığını ve örgüt liderlerinin gözleri Yemen'in kurtarılmış diğer bölgelerine odaklanmışken İsrail'le savaşmaya hazırlanma bahanesiyle yüz binlerce kişiyi saflarına katmak için gelişmeleri istismar ettiğini söylüyor.

İlk başarılı saldırı

Cuma günü Husi saldırılarında ilk İsrailli kayıp verilirken, İsrailli yetkililer ‘tüm savunma sistemlerini derhal güçlendirmek için çalıştıklarını ve İsrail devletini hedef alan ya da ona karşı terör estiren herkesten hesap soracaklarını’ ifade etti.

Örgüt, 19 Kasım'dan bu yana Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'nda, uyruğu ne olursa olsun İsrail'le bağlantılı gemilerin yanı sıra ABD ve İngiliz gemilerinin seyrini engellemek için saldırılar düzenlediğini ve Iraklı silahlı gruplarla birlikte Akdeniz'de ve İsrail limanlarında saldırılar gerçekleştirdiğini iddia ediyor.

dcfgrtyhjukı
İsrail'in dün (cumartesi) Hudeyde'deki tesislere düzenlediği saldırıdan çıkan dumanlar (AFP)

Husilerin Askerî Sözcüsü Yahya Seri televizyonda yaptığı açıklamada, grubunun ‘Yafa’ adlı yeni bir İHA’yla işgal altındaki Yafa bölgesinde (Tel Aviv) önemli bir hedefi vurduğunu belirterek, söz konusu İHA’nın önleme sistemlerini atlatma yeteneğine sahip olduğunu ve hedeflerine başarıyla ulaştığını ifade etti.

Seri, Tel Aviv'in güvensiz bir bölge ve İsrail'in içlerine ulaşmaya odaklanacak Husilerin menzilinde birincil hedef olacağı tehdidinde bulundu.

Geçtiğimiz haftalarda Husiler, tek başına ve İran destekli Iraklı gruplarla ortaklaşa olarak, Hayfa Limanı’ndaki gemilere ve Akdeniz'deki diğer gemilere karşı gerçekleştirilen önceki saldırıları üstlendi.

Yemenli gözlemciler, Husilerin İsrail'de etkili saldırılar gerçekleştirme kabiliyetine şüpheyle yaklaşıyor ve son saldırının İran'ın planlamasıyla Yemen dışındaki başka bölgelerden gerçekleştirilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmiyor. Zira Husiler, İsrail'in Tahran'a karşılık verme riskini bertaraf etmek için bu yöntemi benimsedi.

Sürekli yükseltme

Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, perşembe günü yaptığı haftalık konuşmasında, gerilimin başladığı kasım ayından bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde 170 gemiye saldırdıklarını iddia etti. 12 Ocak'tan bu yana 570'ten fazla saldırı düzenlendiğini de kabul eden el-Husi, ABD ve İngiltere'nin grubun kapasitesini sınırlamak için dört kez başlattığı saldırılarda 57 kişinin öldüğünü ve 87 kişinin de yaralandığını belirtti.

x csvfdbgr
Dün (cumartesi) Hudeyde'de İsrail tarafından hedef alınan bölgeden yükselen dumanların bir başka görünümü (AFP)

Gerilimin başlamasından bu yana Husi saldırıları yaklaşık 30 gemiyi vurdu ve bunlardan ikisi battı. 18 Şubat'taki bir saldırı Kızıldeniz'de İngiliz gemisi Robimar’ın batmasına neden oldu, ardından 12 Haziran'da Yunan gemisi Tutor hedef alındı.

6 Mart'ta Aden Körfezi'nde Liberya gemisi True Confidence'ı hedef alan bir füze saldırısında üç denizci öldü, dört denizci de yaralandı.

Gemilerdeki yaralanmalara ek olarak, grup 19 Kasım'da ele geçirdiği Galaxy Leader gemisini halen elinde tutuyor.

Husilerin eylemleri, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg önderliğindeki Yemen barış çabalarının durma noktasına gelmesine neden olurken, iki yıllık kırılgan ateşkesin çökeceği ve daha geniş çaplı çatışmaların yeniden başlayacağı korkusu hâkim.

Yemen hükümeti çözümün Husilere karşı Batı'nın savunmacı saldırıları olmadığını, en etkili yolun Hudeyde'yi, limanlarını ve ele geçirilen tüm devlet kurumlarını geri almak ve İran destekli darbeyi sona erdirmek için silahlı kuvvetleri desteklemek olduğunu savunuyor.

xcdsfv
Kızıldeniz'deki bir saldırının ardından petrol tankerinde meydana gelen patlamadan alevler ve dumanlar yükseliyor. (EPA)

Yemen Başkanlık Konseyi tarafından perşembe günü yapılan son açıklamada, Husilere ‘aklıselimi kullanması, barışı tesis etmeye yönelik iyi çabalara olumlu yaklaşması, Filistin halkının acıları ve haklı davaları üzerinden açıkça ticaret yapmayı bırakması’ çağrısında bulunuldu.

Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü el-Mezhaci şunları söyledi: “Husilerin ilk saldırılarının başlamasıyla birlikte Kızıldeniz'de savunmada kalındı. Ancak asıl değişim, Tel Aviv'de bir kişinin öldürülmesiyle yaşandı. Bu durum kuralları değiştirdi ve risk seviyesini yukarıya taşıdı. Yemen'e müdahale eden ülkelerdeki askeri kurumların, siyasetçileri Husilere yönelik daha etkili saldırılara karar vermeye itmek için bekledikleri ekstra itici güç oldu.”

Bunun, uluslararası toplumun Husilerle angajmanının daha ileri bir aşaması olduğuna ve İsrail'in de açık bir şekilde buna dahil olduğuna inanan el-Mezhaci, “Uluslararası toplum ile Husiler arasındaki çatışmada sahnenin tamamen farklı bir yöne doğru gittiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.



Riyad Mansur ABD'nin baskısıyla BM adaylığını geri çekti

Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)
Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)
TT

Riyad Mansur ABD'nin baskısıyla BM adaylığını geri çekti

Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)
Filistin'in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Riyad Mansur, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında (BM)

Filistin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Filistin’in New York misyonundaki diplomatların vizelerini iptal etme tehditleri üzerine, BM Genel Kurul Başkan Yardımcılığı adaylığını geri çekti.

BM Genel Kurul Başkanı Annalena Baerbock’un Sözcüsü Lanice Collins, "Filistin Devleti'nin adaylığının geri çekildiğini" açıklayarak, "81. Yıllık Oturum Başkan Yardımcılığı görevi için Lübnan’ın adaylığını almış bulunuyoruz" dedi. Collins, coğrafi bölgelere göre mevcut aday listesinde şu anda 16 başkan yardımcısının yer aldığını, kalan 5 koltuğa ise Genel Kurul’un 5 ana komite başkanının geleceğini ve böylece dönem boyunca toplam başkan yardımcısı sayısının 21 olacağını belirtti.

Yeni aday listesinde şu ülkeler yer alıyor: Yeşil Burun Adaları, Mısır, Gabon, Gine-Bissau, Mauritius, Zimbabve, Afganistan, Irak, Moğolistan, Lübnan, Polonya, Antigua ve Barbuda, Dominik Cumhuriyeti, Paraguay, Finlandiya ve İrlanda.

Yalanlamalar ve Diplomatik Baskılar

Daha önce Şarku’l Avsat’ın, Trump yönetiminin Filistin yönetimine adaylığı geri çekmesi için baskı uyguladığına dair sızdırılan bir ABD diplomatik belgesi hakkındaki sorusuna yanıt veren Mansur, daha fazla ayrıntıya girmeden bu iddiaları "gerçek dışı hikayeler" diyerek yalanlamıştı.

Ancak Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir Arap diplomat, Mansur’un bu tamamen idari makam için adaylığının sürdüğünü belirtmişti. Diplomat, Genel Kurul Başkanının aynı anda birden fazla toplantıda bulunamaması nedeniyle oturumları yönetmek üzere 21 başkan yardımcısının görev yaptığını hatırlatmıştı. Bununla birlikte aynı kaynak, Trump yönetiminin daha önce de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin baskıları doğrultusunda, Filistinli büyükelçinin Genel Kurul Başkanlığına aday olmasını engellemek için baskı uyguladığına dikkat çekmişti.

Sızan belgede, Mansur’un ABD baskıları sonucu geçtiğimiz şubat ayında Genel Kurul Başkanlığı adaylığından zaten çekildiği, ancak daha düşük bir statüdeki başkan yardımcılığına seçilmesi halinde bile Genel Kurul oturumlarına başkanlık edebileceği belirtiliyordu. Belgede, "Bu nedenle, Filistinliler yarıştan çekilmediği sürece, BM Genel Kurulu’nun 81. Yıllık Oturumu sırasında oturumlara başkanlık etme riskleri hâlâ mevcuttur" ifadesi yer alıyordu.

İsrail’in BM Daimî Temsilcisi Danny Danon ise Mansur’un Genel Kurul Başkanlığı adaylığını geri çekme kararını memnuniyetle karşılayarak, bu adaylığı "Genel Kurul’u İsrail’e karşı siyasi bir sirke dönüştürme girişimi" olarak nitelendirdi.

Genel Kurul Başkan Yardımcılığı seçimlerinin 2 Haziran'da yapılması planlanıyor. Asya-Pasifik grubu aday listesinde Afganistan, Irak, Moğolistan ve Filistin dahil birçok ülke bulunuyordu. Arap Grubu'nun, Perşembe günü öğleden sonra BM'de yapılması planlanan toplantısında sızdırılan ABD belgesi konusunu ele alması beklenmiyordu.

Vize tehdidi ve iptal seçeneği

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 19 Mayıs tarihinde gönderilen ve "hassas ama gizli olmayan" olarak sınıflandırılan belgeye göre, Kudüs’teki Amerikalı diplomatlardan, bu hafta Filistinli yetkililerle doğrudan temasa geçerek Mansur’un adaylığından vazgeçmesini sağlamaları istendi. Belgede, Mansur’un "İsrail'i soykırımla suçlayan bir geçmişi olduğu" iddia edilerek, BM’de üst düzey bir görev üstlenmesinin "gerilimleri artıracağı ve Trump’ın Gazze barış planını baltalayacağı" savunuldu. Ayrıca, "Kongre’nin bu adaylığın devam etmesini çok ciddiye alacağı" uyarısı yapılarak, yönetimin "vize muafiyetlerini yeniden gözden geçirme seçeneğinin masada olduğu" ifade edildi.

Filistinli diplomatların statüsü

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Filistin’in BM misyonundaki tüm üyeler, Büyükelçi Mansur gibi Amerikan vatandaşlığına sahip; önde gelen bir üyenin ise Avrupa vatandaşlığı bulunuyor.

Eski ABD’li Filistin Özel Temsilcisi Hady Amr, vize kısıtlaması tehdidinin "son derece nadir" bir durum olduğunu ve genellikle yalnızca casusluk veya güvenlik müdahaleleri gibi aşırı durumlarda kullanıldığını belirtti. Amr, "Diplomatların sınır dışı edilmesi veya faaliyetlerinin kısıtlanması, devletlerin çatışmaları siyasi ve diplomatik kanallarla çözme yeteneğine zarar verir" dedi.

Trump yönetimi, geçtiğimiz yıl aralarında Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da bulunduğu çok sayıda üst düzey Filistinli yetkilinin, Genel Kurul toplantıları öncesinde ABD’ye giriş vizesi almasını engellemişti.

Amerikalı diplomatlara gönderilen talimatta, Dışişleri Bakanlığı’nın Eylül 2025’te Filistin’in New York’taki BM misyonuna atanan yetkililere yönelik vize yaptırımlarını kaldırma kararına da atıfta bulunuldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise konuya ilişkin, "BM Merkez Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerimizi ciddiyetle yerine getiriyoruz. Vize kayıtlarının gizliliği nedeniyle, Bakanlığın belirli vakalara ilişkin işlemleri hakkında yorum yapmıyoruz" açıklamasında bulundu.


Amerika'da bir camiye düzenlenen saldırıda öldürülen üç kişinin cenaze törenine 2 binden fazla kişi katıldı

Amin Abdullah (51 yaşında), Mansur Kuziha (78 yaşında) ve Nadir Avad'ın (57 yaşında) cenaze töreninden (AFP)
Amin Abdullah (51 yaşında), Mansur Kuziha (78 yaşında) ve Nadir Avad'ın (57 yaşında) cenaze töreninden (AFP)
TT

Amerika'da bir camiye düzenlenen saldırıda öldürülen üç kişinin cenaze törenine 2 binden fazla kişi katıldı

Amin Abdullah (51 yaşında), Mansur Kuziha (78 yaşında) ve Nadir Avad'ın (57 yaşında) cenaze töreninden (AFP)
Amin Abdullah (51 yaşında), Mansur Kuziha (78 yaşında) ve Nadir Avad'ın (57 yaşında) cenaze töreninden (AFP)

ABD’nin San Diego kentindeki bir parkta perşembe günü 2 binden fazla kişi, bu hafta kentin en büyük camisinde düzenlenen saldırıyı engellemeye çalışırken hayatını kaybeden bir güvenlik görevlisi ile iki kişiyi son yolculuklarına uğurlamak için bir araya geldi.

Aralarında resmi üniformalı polis memurlarının da bulunduğu kadın ve erkeklerden oluşan kalabalık, saldırganları oyalayarak ve dikkatlerini dağıtarak daha büyük bir katliamı önledikleri belirtilen üç kişi için cenaze namazı kıldı. Olay sırasında cami bünyesindeki okulda çocukların bulunduğu ifade edildi.

51 yaşındaki Emin Abdullah, 78 yaşındaki Mansur Kuziha ve 57 yaşındaki Nadir Avad’ın naaşları, beyaz bir çadır altında örtülerle kaplanmış şekilde yan yana konuldu.

Tören sırasında cemaat, şehirdeki nehir ile bir futbol sahası arasındaki parkta ellerini kaldırarak Arapça “Allahu Ekber” sloganları attı.

Üç kişinin günün ilerleyen saatlerinde yakındaki bir mezarlıkta yan yana defnedileceği bildirildi.

Merkezin imamı Taha Hassan, “Bugün herkese bir mesaj veriyoruz. Toplumumuz zarar gördü ancak güçlü ve dimdik ayakta” dedi. Hassan, cenazeye katılmak için ABD’nin doğusundan ve Kaliforniya’nın çeşitli bölgelerinden insanların geldiğini söyledi.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırıyı olası bir nefret suçu kapsamında soruşturuyor. Cinayetlerin, İslam karşıtlığının yükselişe geçtiği bir dönemde ABD’deki Müslüman toplumunda endişe yarattığı belirtildi.

Cenazeye katılan ve hayatını kaybeden üç kişiyi tanıdığını söyleyen Ruba Ebu Cuma, saldırıyı körüklediğine inandığı Müslüman karşıtlığına son verilmesi çağrısında bulundu. Ebu Cuma, şüpheli gençlerden birinin annesinin, oğlunun intihara eğilimli olduğunu polise bildirmesine rağmen silahlara erişimine neden izin verdiğini sorguladı.

Cenaze araçlarının naaşları defin işlemi için götürmesinin ardından konuşan Ebu Cuma, “Tanrı aşkına neden geriye gidiyoruz? Nefret bizi geriye götürüyor... Ey anneler, 16 yaşındaki oğlunuzun depresyonda olduğunu biliyorsanız evinizde bu kadar silah bulundurulmasına izin vermeyin” dedi.

Polis, Abdullah’ın saldırgan gençlerle yaşanan çatışma sırasında vurularak öldürüldüğünü ve olay anında telsizle yardım çağrısı yaparak güvenlik önlemlerinin devreye alınmasını sağladığını açıkladı.

Merkezde bakım görevlisi ve aşçı olarak çalışan Kuziha ile eşi merkezde öğretmen olan ve caminin karşısında yaşayan Avad’ın da silah seslerini duyup merkeze doğru koştukları sırada saldırganlar tarafından vurularak öldürüldüğü belirtildi.

Polis, Abdullah’ın müdahalesinin saldırganların merkeze girişini engellediğini ve bu sayede 140 öğrencinin dolaplarda ve farklı alanlarda saklanarak kurtulduğunu bildirdi.

Açıklamada, saldırganların olay yerinden araçla kaçtığı, daha sonra araç içinde kendilerini vurmuş halde ölü bulundukları ifade edildi.

Güvenlik görevlisinin 24 yaşındaki oğlu Halid Abdullah ise ailesinin, babasının hayatını kaybetme biçiminden güç aldığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Halid Abdullah, çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Çocukları ve masum insanları korumak için öncülük etmesi bana bir memnuniyet duygusu veriyor... ve ona kahraman demek yapabileceğimiz en az şey" dedi.


Üç soruda İsrail’de erken seçim tartışması

Başbakan Binyamin Netanyahu'nun güvenlik istişare toplantısı nedeniyle ön oylamaya katılmadığı da basına yansıdı (Reuters)
Başbakan Binyamin Netanyahu'nun güvenlik istişare toplantısı nedeniyle ön oylamaya katılmadığı da basına yansıdı (Reuters)
TT

Üç soruda İsrail’de erken seçim tartışması

Başbakan Binyamin Netanyahu'nun güvenlik istişare toplantısı nedeniyle ön oylamaya katılmadığı da basına yansıdı (Reuters)
Başbakan Binyamin Netanyahu'nun güvenlik istişare toplantısı nedeniyle ön oylamaya katılmadığı da basına yansıdı (Reuters)

İsrail'de Parlamento'nun (Knesset) feshedilmesine yönelik yasa tasarısı ön oylamadan geçti.  

Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin sunduğu tasarı, 120 sandalyeli Knesset Genel Kurulu'nda dün yapılan ön oylamada 110 milletvekili tarafından onaylandı. Aleyhte veya çekimser oy kullanan milletvekili olmadı.

Times of Israel ve Reuters'ın analizlerinde, tasarının son oylamadan da geçmesi halinde genel seçimin öne alınabileceğine dikkat çekiliyor.

Seçim ne zaman yapılacak?

Normalde 4 yılda bir seçime gidilen ülkede son genel seçim Kasım 2022'de yapılmıştı. Bir sonraki seçiminse en geç 27 Ekim'de gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

Tasarıda seçimin düzenleneceği tarihe ilişkin bir takvim sunulmadı. Bunun yerine, teklifin nihai onayından itibaren en az üç ay içinde seçim tarihinin belirlenmesi gerektiği belirtildi.

İsrail'deki bazı siyasi yorumcular, seçimlerin muhtemelen eylülün ilk yarısında yapılacağını söylerken, sürecin ekim sonuna sarkabileceğini düşünenler de var.

Teklifin önce Knesset komisyonuna gönderilmesi, burada bir seçim tarihi belirlenmesi gerekiyor. Ardından nihai onay için tasarı tekrar Meclis'e sunulacak. Üç oylama sürecinin sonuncusunda 61 milletvekilinin onayının alınması lazım.

Neden Meclis'in feshi isteniyor?

Erken seçim talepleri ve Meclis'in feshine giden süreçteki en önemli etkenlerden biri ultra-Ortodoks Yahudilerin (Haredi) zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulmasını öngören yasayla ilgili adım atılmaması oldu.

Haredi Degel HaTorah (Tevrat Sancağı) partisinin lideri Haham Dov Lando, Netanyahu'nun yasayla ilgili verdiği sözleri tutmadığını belirtmiş, partisinin milletvekillerine mektup yazarak Meclis'in feshedilmesi için harekete geçmeleri yönünde talimat vermişti.

Muhalefet partileri de Netanyahu liderliğindeki radikal sağcı hükümetin görevden gitmesini sağlamak için son dönemde baskıyı artırdı.

Tasarının ön oylamadan geçmesinin ardından muhalefetteki Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, şunları söyledi:

Bu, İsrail tarihinin en kötü hükümetinin sonunun başlangıcıdır. Eşi benzeri görülmemiş bir hasara yol açan bu yönetim yolun sonuna yaklaştı.

Netanyahu'ya karşı kimler yarışacak?

Eski başbakanlar Naftali Bennett'le Yair Lapid, bu yılki seçimler için ittifak kurdu. Anketlere göre sağcı Bennett'le merkez sol muhalefet lideri Lapid'in ittifakı, Netanyahu'nun Likud partisiyle başa baş gidiyor.

Oylarını artıran bir diğer adaysa eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot.

Anketler Netanyahu'nun iktidar koalisyonunun Parlamento'da çoğunluğa ulaşamadığını gösterirken, muhalefetin sağlam bir koalisyon kurmayı başaramaması halinde Netanyahu'nun geçici olarak görevini sürdürme ihtimali de var.

Diğer yandan Netanyahu hakkında 6 yıl önce başlayan yolsuzluk davası da devam ediyor. İsrail Cumhurbaşkanı İzak Herzog'un arabuluculuk yaptığı süreç sonunda bir anlaşmaya varılabileceği, bu kapsamda 76 yaşındaki Netanyahu'nun siyasetten emekli olabileceği ihtimali de gündemde. Ancak İsrail başbakanının böyle bir anlaşmayı kabul edip etmeyeceği belirsiz.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters, Haaretz