Katz: Lübnan’daki tehditlere karşı İsrail askerleri üzerinde herhangi bir kısıtlama yok

Henüz bulunamayan kurbanlardan birinin yakını, Lübnan’ın güneyindeki Kanarit köyünde İsrail hava saldırısı sonucu yerle bir edilen binaların bulunduğu yerde ağlıyor. (AP)
Henüz bulunamayan kurbanlardan birinin yakını, Lübnan’ın güneyindeki Kanarit köyünde İsrail hava saldırısı sonucu yerle bir edilen binaların bulunduğu yerde ağlıyor. (AP)
TT

Katz: Lübnan’daki tehditlere karşı İsrail askerleri üzerinde herhangi bir kısıtlama yok

Henüz bulunamayan kurbanlardan birinin yakını, Lübnan’ın güneyindeki Kanarit köyünde İsrail hava saldırısı sonucu yerle bir edilen binaların bulunduğu yerde ağlıyor. (AP)
Henüz bulunamayan kurbanlardan birinin yakını, Lübnan’ın güneyindeki Kanarit köyünde İsrail hava saldırısı sonucu yerle bir edilen binaların bulunduğu yerde ağlıyor. (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz bugün yaptığı açıklamada, İsrail askerlerinin Lübnan’daki tehditleri ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlarını engelleyen herhangi bir kısıtlama bulunmadığını ve bulunmayacağını belirtti. Katz, İsrail güçlerinin güvenlik bölgesindeki mevzilerinde kalmaya devam ettiğini ifade etti.

Katz, “Ateşkes ilanı, Lübnan’daki güvenlik bölgesinde bulunan tüm noktalarımızda güçlerimizin varlığını sürdürmesini sağlıyor ve bu durum İsrail’in kuzeyindeki yerleşimcilerin güvenliğini koruyor” dedi.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA) ise İsrail’in dün düzenlediği hava saldırılarında en az 20 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Söz konusu saldırılar, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında aylardır süren çatışmaların ardından yürürlüğe giren ateşkesten bir gün sonra gerçekleşti.

Öte yandan, taraflar arasında İsviçre’de cuma günü başlaması planlanan müzakereler, Hizbullah’ın açtığı ateş sonucu aralarında bir subayın da bulunduğu dört İsrail askerinin hayatını kaybetmesinin ardından İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını yoğunlaştırması nedeniyle son anda ertelendi.

Bunun üzerine Washington yönetimi, İran ile varılan ön mutabakatın şartlarından biri olan ateşkesin yeniden yürürlüğe girmesi konusunda anlaşma sağladı. Ancak İsrail dün saldırılarını yeniden artırarak bunun, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki birliklerine ateş açmasına karşılık olduğunu savundu. Tahran destekli Hizbullah ise İsrail ordusuna karşı ‘karşılık verme hakkını’ kullanma konusundaki tutumunu koruduğunu açıkladı.



Somaliland ve İsrail: Tanımanın bedelini kim öder?

Batı Kudüs’teki bir caddede İsrail bayrağı ve Somaliland bayrağı, 14 Haziran 2026 (AFP)
Batı Kudüs’teki bir caddede İsrail bayrağı ve Somaliland bayrağı, 14 Haziran 2026 (AFP)
TT

Somaliland ve İsrail: Tanımanın bedelini kim öder?

Batı Kudüs’teki bir caddede İsrail bayrağı ve Somaliland bayrağı, 14 Haziran 2026 (AFP)
Batı Kudüs’teki bir caddede İsrail bayrağı ve Somaliland bayrağı, 14 Haziran 2026 (AFP)

Muhammed Ebu Bekir

Bağımsızlık talep eden Somaliland Bölgesi Başkanı Abdirahman Muhammed Abdullahi'nin (Irro), Somali kıyılarında İsrail tarafından bir askeri üs kurulması olasılığına ilişkin açıklaması Somali’nin siyaset ve basın çevrelerinde geniş yankı uyandırırken Somali egemenliği ile ulusal güvenliğine yönelik ciddi kaygılara yol açtı.

Bu açıklamaları, Tel Aviv'e yaptığı resmi ziyaret kapsamında İsrail'in i24 NEWS kanalına verdiği röportajda yapan Irro, önümüzdeki dönemde bölgede bir İsrail askeri üssü kurulabileceği olasılığını dışlamadığını belirterek İsrail ile Hargeysa arasında yakın zamanda doğrudan uçuşların başlayabileceğine de işaret etti.

Bu ihtimal, İsrail'in Somaliland'ın bağımsızlığını tanımasına yönelik bir anlaşmanın parçası olarak Somali siyaset ve basın çevrelerinde uzun süredir gündemde tutulurken Somaliland yetkilileri, bu senaryoyu sürekli olarak reddediyordu. Irro’nun İsrail televizyonuna yaptığı açıklama, spekülasyonlara son noktayı koyarken kaygıları daha da artırdı.

Kim önce davranır?

Irro röportajında, Somaliland'ın Kudüs'teki ilk temsilcilik ofisini açmasının iki taraf arasındaki ilişkilerin gelişimini yansıttığını söyledi. Bu adımın büyüyen bir diplomatik sürecin parçası olduğunu belirten Irro, Tel Aviv'in Hargeysa'nın bağımsızlığının tanınması talebine yanıt veren ilk başkent olduğuna dikkati çekti.

Irro, “Bölge bağımsızlığını 26 Haziran 1960'ta, pek çok Afrika ülkesinden önce ilan etti. Daha sonra Hargeysa ve Mogadişu liderleri tek bir Somali ulusu inşa etmek amacıyla gönüllü birlik konusunda uzlaştı. Ancak Mogadişu ile birlik koşulları Somali’deki iç savaşın başlamasıyla geçerliliğini yitirdi” diye konuştu.

Diğer ülkelerin Somaliland'ı tanımasının yalnızca bir zaman meselesi olduğunu vurgulayan Irro, henüz karar vermemiş ülkeleri harekete geçmeye çağırarak “Fırsat ilk adımı atanındır” dedi.

Bölgesel güvenlik dosyasında ise İre, bölgenin hiçbir tarafa tehdit oluşturmadığını ancak sahil güvenlik kapasitesini güçlendirmek için uluslararası destek arayışını sürdürürken kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu söyledi. Hükümetinin Aden Körfezi kıyılarında bir İsrail askeri üssüne ev sahipliği yapmaya hazır olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken İsrail hükümetiyle ikili bir anlaşmaya varılması halinde bunu dışlamadığını belirtti. Ziyareti süresince İsrailli yetkililerle ele alınan öncelikli iş birliği alanlarının tarım, su, sağlık ve güvenlik olduğunu da ekledi.

Berbera Limanı'nın Etiyopya ve Boynuz Afrika ülkelerine açılan hayati bir geçiş noktası olduğuna dikkati çeken Irro, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail'in bu koridor üzerinden ticaret ve lojistik alanlarında iş birliğini geliştirmeye yönelik artan ilgisine değindi. Limanın ekonomik ve ticari boyutlarının yanı sıra jeopolitik önemini de vurgulayan Irro, Berbera Limanı’nın stratejik değerinin altını çizdi.

Kamuoyunu hazırlama

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Somali uzmanı Muhammed Abdi, Irro’nun İsrail'den yaptığı açıklamaların, özellikle Somali kıyılarında İsrail tarafından bir askeri üs kurulması ihtimalini doğrulayan bölümün, Somali kamuoyu için sürpriz olmadığını ancak yaygın beklentilerin resmi teyidi niteliği taşıdığını belirtti. Abdi'ye göre İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması karşılıksız değil, aksine ağır bir bedel içeriyor ve bölgeyi yeni bir çatışma dönemine sürükleyebilir.

Abdi, ‘bu ihtimali dışlamıyorum’ şeklindeki diplomatik yanıt kalıbının Somali kamuoyunun nabzını yoklamaya ve Aralık 2025'te alındığı değerlendirilen kararın zeminini hazırlamaya yönelik olduğuna dikkat çekti. Söz konusu tanımanın, Berbera Limanı yakınında İsrail askeri üssü kurulmasına izin verilmesi dahil açık koşullar içerdiği de vurgulandı.

Abdi, bu adımın yalnızca Somali ulusal güvenliğini değil, Aden Körfezi'nin güney kıyısında Kızıldeniz'in girişinde stratejik öneme sahip bu bölgede Arap ulusal güvenliğini de tehdit eden bir ihlal niteliği taşıyacağını değerlendiriyor. Kızıldeniz'e kıyısı bulunan Arap ülkelerinin, özellikle Bab’ul Mendeb Boğazı'na yakınlığı göz önüne alındığında hem kendi güvenlikleri hem de ticari deniz ulaşımı açısından bu güvenlik ve stratejik ihlaline karşı güçlü bir tutum sergilemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Abdi, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Askeri üs kurulması adımının, özellikle Mogadişu'nun kıyılarının korunmasına katılmaları için Türk kuvvetlerini yetkilendirdiği göz önünde bulundurulduğunda, Somali kıyılarındaki Türk askeri varlığı nedeniyle belirli bir süre alacağı kesin. Üstelik Türkiye, kıyı şeridi boyunca petrol arama faaliyetleri de dahil olmak üzere Somali'nin önde gelen ticari ve ekonomik ortağı konumunda.”

Abdi’ye göre bölgenin bir yanda İsrail'in emelleri diğer yanda Türk varlığı ve ayrıca İsrail'in bölgenin bağımsızlığını tanımasına karşı çıkan Arap ülkelerinin tutumları arasında yeni bir çatışmaya sahne olabilir. Arap Birliği'nin (AL) Somali'nin tüm toprakları ve karasuları üzerindeki egemenliğini teyit eden kararlar aldığını hatırlatan Abdi, uluslararası alanda tanınan Somali hükümetinin onayı olmaksızın gerçekleştirilecek her türlü İsrail askeri varlığının Somali egemenliğinin açık bir ihlali sayılacağını vurguluyor.

Abdi, Somali hükümetinin geçen yıl Mısır ile ortak savunma anlaşması imzaladığına da dikkat çekerek tüm bu verilerin Kızıldeniz havzasının girişlerinde yeniden alevlenecek bir rekabete işaret ettiğini söylüyor.

Henüz erken

Somalilandlı araştırmacı Ahmed Halife ise bölgede İsrail askeri üssü kurulmasının henüz erken olduğunu ve resmi olarak alınmış bir karar bulunmadığını savundu. Irro’nun "Bu ihtimali dışlamıyorum" şeklindeki ifadesinin üssün kurulacağı anlamına gelmediğini belirten Halife, bu ölçekte bir adımın Somaliland'ın uluslararası alanda tanınması üzerindeki etkisi açısından kapsamlı bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı. Çünkü Halife’ye göre Irro hükümetinin şu an en öncelikli hedefi uluslararası tanınırlık.

Halife, böyle bir kararın iki koşulda alınabileceğini öngörüyor. Bunlardan birincisi, başta Kızıldeniz'e kıyısı bulunan ülkeler olmak üzere komşu devletlerin Somaliland'ın bağımsızlığını tanımayı reddetmesi. Bu durumun hükümeti radikal kararlar almaya itebileceğini belirten Halife’ye göre ikincisi ise ABD, Fransa ve İngiltere gibi büyük güçlerin bölgenin bağımsızlığını tanıması ve Somaliland'ın bu tür anlaşmalar yapabilmek için gerekli meşruiyeti kazanması.

Halife, Arap ülkelerinin bu adımı önlemek için harekete geçmesinin ve Somaliland'ın bağımsızlığını tanıma yolunu seçmesinin kendi çıkarlarına hizmet edeceğini düşünüyor. Böyle bir adımın ulusal güvenlik, siyasi ve stratejik çıkarlarını koruma bağlamında bu yönelimi engelleyici önemli bir jest olacağını vurgulayan Halife, Arap Birliği'nin hukuki ve siyasi gerekçeler mevcut olmasına karşın bölgenin bağımsızlığını tanımaktaki ısrarının ne anlama geldiğini merak ettiğini belirtti.

Arap ülkelerinin Somaliland'ın bağımsızlığını tanımasının bölgenin ortak Arap çalışmalarına dahil edilmesini ve bu çerçevede Arap ulusal güvenliğiyle ilgili kısıtlamalar ile yükümlülükleri üstlenmesini güvence altına alacağının altını çizen Halife, aksi takdirde gerekçesiz bir reddin ardından yapılan itirazların Hargeysa hükümetini İsrail'e ya da bağımsızlığını tanıyabilecek başka ülkelere yönelmek zorunda bıraktığına dikkati çekti.

Araştırmacı, Arap ülkelerinin önünde siyasi ve ahlaki bir sorumluluk bulunduğunu ya Somaliland'ı kendi bünyelerine katmak ya da onu İsrail'e teslim edip sonra da kaçan fırsatın ardından ağlamak arasında bir tercih yapmak zorunda olduklarını vurguladı. Bazı Arap ülkelerinin Somaliland'ın bağımsızlığının tanınması konusunda olumlu sinyaller verdiğine de işaret eden araştırmacı, BAE'nin Irro’yu ziyaret için davet ettiğini ve Hargeysa ile ekonomik ve ticari anlaşmalar imzaladığını hatırlattı. Bu nedenle Halife, tüm Arap ülkelerinin bağımsızlık meselesinde AL  ile aynı çizgide olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirtti.


ABD-İran görüşmeleri, İran heyetinin Trump'ın açıklamalarına tepkisi üzerine askıya alındı

ABD-İran görüşmeleri, İran heyetinin Trump'ın açıklamalarına tepkisi üzerine askıya alındı
TT

ABD-İran görüşmeleri, İran heyetinin Trump'ın açıklamalarına tepkisi üzerine askıya alındı

ABD-İran görüşmeleri, İran heyetinin Trump'ın açıklamalarına tepkisi üzerine askıya alındı

ABD ile İran arasında İsviçre'de yürütülen görüşmeler, İran heyetinin ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarını protesto ederek müzakere masasından ayrılmasının ardından bugün geçici olarak durduruldu.

Trump, Tahran yönetiminden Lübnan'daki "vekil güçlerine" verdiği desteği sonlandırmasını talep ederken, İran'ın bu çağrıya uymaması halinde ABD'nin geçen hafta gerçekleştirdiği saldırılardan "çok daha güçlü" yeni askeri operasyonlar düzenleyeceği uyarısında bulundu.

İran Devrim Muhafızları'na yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı, bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran heyetinin Trump'ın açıklamalarını protesto etmek amacıyla müzakerelerin yapıldığı binayı terk ettiğini bildirdi.

Söz konusu gelişme, ABD ve İran müzakere heyetlerinin Katar ve Pakistanlı arabulucuların katılımıyla İsviçre'de bir araya gelmesinin ardından yaşandı. Taraflar, daha önce imzalanan mutabakat zaptını nihai bir anlaşmaya dönüştürmek amacıyla görüşmelerini sürdürürken, özellikle Lübnan'daki ateşkesin sağlanması ve kalıcı hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok konuda görüş ayrılıklarının devam ettiği belirtiliyor.

Devrim Muhafızları'na bağlı Tesnim Haber Ajansı

  • Tesnim'in aktardığı kaynağa göre, ABD heyeti ile toplantının organizatörleri oturumun başında İran ve ABD heyetleri arasında tokalaşma ve aile fotoğrafı çekimi planladı.
  • Ancak İran heyetine başkanlık eden isim ve müzakere ekibi bu düzenlemeleri reddederek ABD heyetiyle ortak fotoğraf karesinde yer almayacaklarını organizatörlere bildirdi.
  • ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in açıklamaları
  • Başkan Donald Trump, çok sayıda soruna diplomatik çözüm bulunması için bize yetki verdi.
  • Asıl soru, Orta Doğu'daki ilişkileri kalıcı biçimde değiştirip değiştiremeyeceğimizdir.
  • İran, uzun yıllardır bölgesel istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri oldu.
  • Amacımız, diplomasi yoluyla birlikte çalışarak Orta Doğu'da gerçek bir değişim sağlamaktır.
  • Son birkaç saat içinde önemli ilerleme kaydettik.
  • Artık herkesin barış ve refahı güçlendirmek için birlikte çalışabileceği ortak bir gelecek görüyoruz.
  • Trump bizden İran halkıyla ilişkilerde "yeni bir sayfa açmamızı" istedi.
  • Son iki gün içinde Lübnan'daki ateşkesin sürdürülmesi konusunda önemli ilerleme sağlandı.
  • Bu tür ateşkes anlaşmaları her zaman "bir miktar karmaşık" olur.

Tesnim'e konuşan kaynak

  • Tahran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi ile İsviçre'de görüşmeyi planlamıyor.
  • Washington, Grossi'nin müzakerelere katılmasını önerdi ancak İran bu teklifi reddetti.
  • İran heyetinin öncelikli hedefi, mutabakat zaptının 13. maddesinin uygulanmasını sağlamak, dondurulan mali kaynakların serbest bırakılması ve İran petrolü için yaptırım muafiyetlerine odaklanmaktır.

ABD’nin sırlarını yönetebilecek olan o iş insanı: Bill Pulte

Bill Pulte, Washington’daki Beyaz Saray’da gazetecilere açıklamalarda bulunurken, 2 Eylül 2025 (AP)
Bill Pulte, Washington’daki Beyaz Saray’da gazetecilere açıklamalarda bulunurken, 2 Eylül 2025 (AP)
TT

ABD’nin sırlarını yönetebilecek olan o iş insanı: Bill Pulte

Bill Pulte, Washington’daki Beyaz Saray’da gazetecilere açıklamalarda bulunurken, 2 Eylül 2025 (AP)
Bill Pulte, Washington’daki Beyaz Saray’da gazetecilere açıklamalarda bulunurken, 2 Eylül 2025 (AP)

Tarık Raşid

ABD Başkanı Donald Trump, yönetimini uzman isimler yerine güvendiği kişilerden oluşturma eğilimini sürdürüyor. Bu çerçevede milyarder dostu Bill Pulte'yi, aksi yönde yüzmeye çalışmasının ardından istifa eden Tulsi Gabbard'ın yerine on sekiz istihbarat birimini bünyesinde barındıran Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'ne geçici direktör olarak atadı. Pulte'nin sivil veya askeri istihbarat alanında herhangi bir deneyimi ya da birikimi bulunmuyor.

Yardımcılarının elinde birden fazla görevi yoğunlaştırmayı alışkanlık haline getiren Trump, Demokrat ve Cumhuriyetçi pek çok kongre üyesinin itirazlarına karşın Pulte'nin Federal Konut Finansmanı Ajansı (FHFA) direktörlüğü ile 10 trilyon doların üzerinde işlem hacmine sahip iki dev federal ipotek sigortası kuruluşu olan Fannie Mae ve Freddie Mac başkanlığı görevlerini de sürdüreceğini açıkladı.

1988'de Florida'da varlıklı bir ailede dünyaya gelen Pulte, inşaat sektörünün milyarderi olan dedesinin tek varisi ve babasının ilk evliliğinden Noreen ile Mark Pulte'nin ilk çocuğu. Dedesi William Pulte, Pulte İnşaat Grubu'nun kurucusu. Lise yıllarında bir inşaat şirketinde çalışan Pulte, New Western Üniversitesi'nden radyo gazetecilik lisansıyla mezun oldu. Üniversite eğitimi sırasında kimya mühendisi olan eşiyle tanışan Pulte, mezuniyetin ardından çeşitli risk sermayesi şirketlerinde görev yaptı. Pulte’nin 2011 yılında kurduğu Pulte Capital şirketinin çalışan sayısı 200'ü aştı ve yıllık 30 milyon dolar gelir elde ederek Forbes'un 30 yaş altı girişimciler listesine girdi. 2016 yılında dedesinin yönetim kurulu başkanlığını sürdürdüğü Pulte Grubu'na yönetim kurulu üyesi olarak atanan Pulte, Forbes 500 listesindeki bu dev şirkette bu görevi üstlenen en genç isim oldu. Ancak 2020'de dedesinin vefatının ardından grubun internet sitelerine el koyarak bunları kendi sosyal medya projelerinde kullanması üzerine yönetim kurulu tarafından görevden uzaklaştırıldı.

Ardından sosyal medya platformu X’te bir hayır kurumu hesabı açan Pulte, üç milyondan fazla takipçi edindi. Trump, 2019 yılının temmuz ayında Pulte'yi öven bir paylaşımı retweet etme karşılığında iki gaziye araba vaat etmesinin ardından onu övdü. Pulte, Trump ile defalarca kez bir araya geldiğini ve Başkan’ın hayır kurumunun faaliyetlerinden haberdar olduğunu söyledi. Bu süreçten sonra Cumhuriyetçi Parti'ye, parti ulusal komitesine ve Trump'ın 2024 yılındaki başkanlık seçim kampanyasına cömert bağışlar yapmaya başlayan Pulte'nin serveti 200 milyon ile 3 milyar dolar arasında tahmin ediliyor. Sonunda Scott Turner'a verilen Konut ve Kentsel Kalkınma Bakanlığı için Trump nezdinde girişimlerde bulunun Pulte, siyasi bir görev üstlenmesi halinde şirketlerinin yönetiminden çekileceğini açıkladı. Trump ise geçtiğimiz yılın ocak ayındaki yemin töreninin hemen ertesi günü onu FHFA başkanlığına aday gösterdi. Pulte, tüm Cumhuriyetçi üyeler ile üç Demokrat üyenin oyunu alarak Senato tarafından onaylandı.

Pulte, FHFA başkanlığına başlar başlamaz Fannie Mae ve Freddie Mac üzerindeki kontrolünü pekiştirdi. Her iki kurumun yönetim kurulundan 14 üst düzey yöneticiyi görevden aldı ve eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde alınan pek çok politika kararını iptal etti. İptal edilenler arasında ipotek sahtekarlığı ve haksız uygulamaların önlenmesine yönelik programlar da yer alıyordu. Bunların yanı sıra federal ipotek bankalarının konut politikalarında adil uygulamaların denetlenmesinden sorumlu birimi hedef alarak onlarca çalışanı önceden bildirimsiz olarak işten çıkardı.

Pulte ayrıca Biden yönetiminin çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık politikalarının uygulanmasını engelleyen çok sayıda karar aldı. FHFA çalışanlarının yaklaşık yüzde 25'ini işten çıkardığını duyuran Pulte, Fannie Mae ile Freddie Mac'teki 100'den fazla yöneticiyi her iki kurumda etik dışı davranışla suçladı. Senato'daki Demokratlar, Pulte'nin gerçekleştirdiği işten çıkarmaların soruşturulması talebiyle FHFA genel müfettişine mektup gönderdi.

Pulte, geçtiğimiz yılın haziran ayında Fannie Mae ve Freddie Mac'e ipotek kredisi teminatı olarak kripto para birimlerini kabul etme talimatı verdi ve kredi derecelendirme ofislerinde kapsamlı bir inceleme başlattı. Bu gelişme söz konusu ofislerin borsa değerlerinin düşmesine yol açtı.

Pulte, Fannie Mae ve Freddie Mac'e ipotek kredisine başvurabilmek için kabul edilen teminatlar arasına kripto para birimlerinin dahil edilmesi talimatı verdi.

Wall Street Journal gazetesine (WSJ) göre Pulte, yetkililer ve uzmanlarla istişare etmeksizin X üzerinden ani politikalar açıkladı. Geleneksel kredi derecelendirme kuruluşlarının güvenilirliğini sorguladıktan sonra Fannie Mae ve Freddie Mac'e alternatif derecelendirme ofisleriyle çalışma talimatı verdi. Pulte'nin politikaları, Trump'ın iktidara gelir gelmez kısa sürede çözüme kavuşturacağına dair söz verdiği konut krizini hafifletmek bir yana, başta orta ve alt gelirli kesimler olmak üzere krizi daha da derinleştirdi. Bloomberg News ise Pulte'yi Trump'ın vatandaşlara konut sağlama gündemine aykırı hareket etmekle suçladı.

Pulte, ipotek sahtekarlığı olarak nitelendirdiği uygulamaları ifşa etmek amacıyla bir internet sitesi kurdu. Ancak sitenin Trump'ın rakiplerini ve siyasi düşmanlarını hedef almaktan ibaret olduğu ortaya çıktı. Hedef alınanlar arasında New York Başsavcısı Letitia James de yer alıyordu. James'in asıl ikametgahının New York'tayken Virginia'ymış gibi gösterdiği iddia edildi. Trump bu iddiayı Truth Social platformunda James'i ‘dolandırıcı’ olarak nitelendirmek için kullandı. Pulte ise James'i ‘destekli konut kredisi belgelerini tahrif ettiği’ gerekçesiyle soruşturma başlatılmak üzere Adalet Bakanlığı'na sevk etti.

Pulte aynı aracı, Trump aleyhine yürütülen Kongre soruşturmalarına önderlik eden Kaliforniyalı Demokrat Temsilci Adam Schiff'i hedef almak için de kullandı. Bir ABD Merkez Bankası (Federal Rezerv/FED) yönetim kurulu üyesini ve bir Virginia milletvekilini görevden alarak soruşturmaya sevk etmek ve Fed Başkanı Jerome Powell'ın istifasını talep etmek için de bu yöntemden yararlandı.

Şarku’l Avsat’ın Politico'dan aktardığı analize göre Pulte'nin tutumları pek çok Cumhuriyetçi yetkiliyi rahatsız etti. Hazine Bakanı Scott Bessent ise Pulte'nin Trump nezdinde kendisi hakkında olumsuz konuştuğunu öğrenmesinin ardından bir kulüpte onu yumruklamakla tehdit etti.

Trump, haziran ayında herkesi şaşırtarak CIA ve Ulusal Güvenlik Ajansı'nı da kapsayan Amerikan istihbarat servislerinin başına Pulte'yi geçici direktör olarak atadı. Eşinin kemik kanseri olduğu gerekçesiyle görevinden ayrılacak olan Gabbard'ın yerine geçecek olan Pulte, bu konumda cumhurbaşkanına güvenlik, istihbarat ve terörle mücadele konularında danışmanlık yapacak. Oysa bu alanların hiçbirine daha önce hiçbir şekilde dahil olmamıştı. Trump’ın sosyal medya paylaşımlarına göre Pulte diğer görevlerini de sürdürecek. Bu durum, Trump'ın tıpkı Dışişleri Bakanlığı, Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığı ve USAID yöneticiliğini aynı anda üstlenen Marco Rubio, Ulaştırma Bakanlığı ile NASA'nın geçici yöneticiliğini birlikte yürüten Sean Duffy ve hem Adalet Bakan Vekili hem de Kongre Kütüphanesi geçici direktörü olan Todd Blanche gibi isimler örneğinde olduğu gibi güvendiği isimlerin elinde giderek daha fazla yetkiyi toplamak istediğine işaret ediyor.

Pulte'nin bu göreve atanması Cumhuriyetçi ve Demokrat çevrelerde sert eleştirilere yol açtı. Ancak Trump, Senato onay sürecine karşın adayı üzerinde ısrarını sürdürüyor.

Pulte, İran'a karşı yürütülen savaş başta olmak üzere Trump'ın dış politikalarına desteğini açıklayarak onu bu göreve atanması için defalarca kez teşvik etmişti. Haberlere göre Trump, siyasi danışmanı Roger Stone ve kendisini ‘buldozer’ olarak tanımlayan diğer Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap/MAGA) hareketi temsilcilerinin yönlendirmesiyle bu karara heyecanla sahip çıktı. Söz konusu isimler Pulte'nin hassas gizli bilgileri kamuoyuyla paylaşma cesaretine dikkati çekti. Steve Bannon ise Pulte'nin atanmasını alkışlayarak bunu Senato'ya indirilmiş bir tokat ve ‘derin devlete’ saplanmış bir hançer olarak nitelendirdi.

Trump daha sonra WSJ’ye yaptığı açıklamada, Pulte'den istihbarat biriminde çalışanları işten çıkarmasını istediğini ve birimin kapatılmasını desteklediğini söyledi. Beyaz Saray da Pulte'nin bu hassas göreve atanmasını savunarak onu “hassas bilgilerin korunması ve dev devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması konusunda deneyim kazanmış, güçlü bir liderlik karizmasına, dürüstlüğe ve ‘Önce Amerika’ ilkesine bağlılığa sahip bir reformcu” olarak nitelendirdi. Beyaz Saray ayrıca Pulte'nin sıkıntılı kurumları kurtarma, ABD’nin hassas varlıklarını koruma ve güç odaklarıyla mücadelede köklü bir sicile sahip olduğunu vurgulayarak bu niteliklerin Amerikalıları korumak ve küresel tehditlere karşı koymak için gerekli olduğunu açıkladı.

CNN'e göre Pulte henüz görevi için gerekli güvenlik iznini alabilmiş değil. Pek çok Demokrat milletvekili, istihbarat alanındaki deneyimsizliğinin ve Trump'a körü körüne bağlılığının onu yetkilerini kötüye kullanmaya yönlendireceği endişesini dile getirdi. Teksaslı Senatör John Cornyn gibi bazı Cumhuriyetçi isimler ve yönetim yetkilileri de adaylığa şüpheyle yaklaştı. Senato Cumhuriyetçi çoğunluk lideri John Thune ise bu konumun siyasi hesap soruşturmak için kullanılmasına karşı olduğunu açıkladı. İstihbarat çevrelerinde de Pulte atamasına ilişkin ciddi kaygılar baş gösterdi. Demokratların Trump, Pulte adaylığını geri çekmedikçe yenilemeyi reddedeceklerini ilan etmesi üzerine Pulte'nin adaylığı, Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası'nın 702. maddesi kapsamındaki yetkilerin yenilenmesini de sekteye uğrattı. Senato İstihbarat Komitesi başkan yardımcısı görevini yürüten Virginialı Demokrat senatör ise istihbarat topluluğunun Pulte'ye herhangi bir bilginin açıklanması ihtimalinden büyük korku duyduğunu söyledi.

fvb
Pulte (en solda), Başkan Trump ve diğer yetkililerin Washington’daki FED Kurulu’na yaptığı ziyarete katıldı (AP)

Pulte, görevi için gerekli güvenlik iznini henüz alabilmiş değil. Pek çok Demokrat milletvekili ise istihbarat alanındaki deneyimsizliği ve Trump'a körü körüne bağlılığı konusundaki endişelerini dile getirdi.

Trump, Pulte’nin adaylığına karşı çıkanları, bazı güçlü Cumhuriyetçi isimlerin de aynı karşı çıkışı paylaştığını bilmesine karşın ‘partizan güdümlü aşırı sol Demokratlar’ olarak nitelendirdi. ABD federal yasasının ‘Ulusal İstihbarat Direktörü'nün ulusal güvenlik alanında geniş deneyime sahip olması gerektiğini’ öngörmesine karşın Trump'ın Pulte'yi Senato onayı aranmaksızın 210 güne kadar geçici olarak bu göreve atama yetkisi bulunuyor.

Demokrat Senatör Mark Warner, güvenlik izni bulunmayan Pulte'nin son derece hassas bilgilere erişim sağlayacağını ve farkında olmadan bu bilgileri ifşa etmeye yönlendirilebileceğini belirterek onun bu kritik göreve gelmesinin ağır zararlara yol açabileceğine dikkat çekti. İstihbarat birimlerinin üst yönetiminin ve yabancı hükümetlerin de kaygılarını dile getirdiğini aktaran Warner, Pulte hakkında kesin olarak bildiği tek şeyin onun Federal Konut Finansmanı Ajansı'nı Trump'ın rakiplerine karşı kullandığı örnekte de görüldüğü gibi Trump'ın her istediğini yapacağı olduğunu söyledi. Warner, bu atamanın ulusal güvenlik açısından bir felaket ve tehlike olacağı uyarısında bulundu.

Trump ise X platformundaki bir paylaşımında "Geçici görev üstlenecek Pulte'den Demokratlar neden bu kadar korkuyor? Ne saklıyorlar? Mutlaka ciddi bir şey var" diye sordu.

Pulte atamasına yönelik bu fırtınanın ortasında Trump, New York'un güney bölgesi savcısı ve eski Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu başkanı Jay Clayton'ı Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'ne kalıcı direktör olarak aday gösterdiğini açıkladı. Clayton, her iki partiden pek çok kongre üyesinin takdirini kazanmış bir isim. Bununla birlikte Trump, Senato Clayton'ın atamasını onaylamadan önce Pulte'nin geçici direktör olarak görev yapması konusundaki ısrarını sürdürüyor.

Trump, Clayton'ın kalıcı istihbarat direktörlüğüne aday gösterilmesinden bir gün önce Kongre'den hükümetin yurt içi ve yurt dışındaki yabancı hedefleri izinsiz olarak takip etmesine olanak tanıyan yabancı istihbarat gözetim yasasının süresinin uzatılmasını talep etti. Trump, Pulte'nin kısa bir süre için geçici direktör olarak görev yapacağını belirtti; ancak bu süreyi netleştirmedi.

Bununla birlikte Pulte'nin görevi geçici de olsa üstlenmesi, yasal süre boyunca kalıcı bir direktörün sahip olduğu tüm yetkileri kullanmasına engel teşkil etmiyor. Pulte'nin bu göreve gelmesinden duyulan kaygının ardında şaşılacak bir şey yok; zira o, cumhurbaşkanına aşırı yaltaklığı ve onu taklit etmesiyle tanınıyor. Yakın çevresindeki bazı isimler, aşırı partizanlığı ve sosyal medyayı kontrolsüzce kullanması nedeniyle ona ‘Trump Jr.’ (küçük Trump) lakabını taktı.

Bu kaygılar, Trump'ın iki haftadan uzun süre önce Pulte'nin ‘seçim sahtekarlığıyla’ ilgili konuları araştıracağını açıklamasıyla daha da derinleşti. Bu açıklama, Trump’ın adaylığına dair komplo teorilerini körükledi.