Lübnan ürünleri, yıllar süren kesintinin ardından yeniden inşa edilen güven ortamının sağladığı ivmeyle Suudi Arabistan pazarına dönüyor. Bu dönüş, yalnızca mal ve ürün ihracatını değil, aynı zamanda ekonomik iş birliğinin yeniden canlanmasına yönelik güçlü bir mesajı da beraberinde getiriyor. Üretimin artırılması ve ihracatın geliştirilmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemde, Suudi Arabistan pazarının yeniden açılması Lübnan için önemli bir ekonomik fırsat olarak görülüyor. Körfez pazarının yaklaşık yüzde 85’ini tek başına oluşturan Suudi Arabistan’a dönüş, yalnızca kaybedilen pazarın geri kazanılması anlamına gelmiyor. Zira yasak öncesinde yaklaşık 378 milyon dolar seviyesinde bulunan ihracat hacminin yeniden yakalanmasının ötesinde, Lübnanlı üreticiler için bu geniş pazardaki varlığın daha da güçlendirilmesine yönelik yeni fırsatlar sunuyor.
Bu stratejik dönüşüm, 2026 yılının gerekliliklerine uygun gelişmiş dijital denetim ve kontrol mekanizmalarıyla destekleniyor. Böylece Körfez’in en büyük pazarına erişimin artık yalnızca iyi niyet temelinde değil, tarihi ortaklığın sürdürülebilirliğini ve korunmasını güvence altına alan sıkı standartlara uyum esasına dayandığı vurgulanıyor.
Lübnan’ın Suudi Arabistan’a ihracatı, kaçakçılık faaliyetleri nedeniyle yaklaşık 5 yıl süren aranın ardından dün Beyrut’tan yeniden başladı. Uzun süredir beklenen bu gelişme, Lübnan ekonomisi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde yaşayan seçkin Lübnanlı profesyonelleri ve iş insanlarını bünyesinde barındıran Lübnanlı Yöneticiler Konseyi’nin Başkanı Rebii el-Emin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan ürünlerinin yeniden Suudi Arabistan pazarına girişinin ticari boyutunun ötesinde anlamlar taşıdığını belirtti. El-Emin, “Bu adım, özünde sürdürülebilir herhangi bir ekonomik ilişkinin gerçek sermayesi olan güvenin yeniden tesis edilmesidir” ifadesini kullandı. Kararla birlikte Beyrut’un en önemli ihracat pazarlarından birine yeniden erişim sağladığını vurgulayan el-Emin, bunun aynı zamanda tarım ve sanayi sektörlerine yeniden canlılık kazandıracağını söyledi. El-Emin, Bekaa, Güney Lübnan ve Kuzey Lübnan’daki binlerce çiftçi ile en zorlu koşullara rağmen faaliyetlerini sürdüren fabrikalar için de yeni bir umut doğduğunu belirterek, ülke ekonomisinin üretimi canlandıracak, istihdam oluşturacak ve döviz girişini artıracak her türlü adıma ihtiyaç duyduğu bir süreçten geçtiğine dikkat çekti.
Ticaret hacmi
El-Emin, Suudi Arabistan açısından bakıldığında ise kararın, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın talimatları doğrultusunda ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevvaf Selam’ın talebine yanıt olarak alındığını söyledi. Bu adımın, Suudi Arabistan’ın Lübnan’ın istikrarına verdiği desteğin somut bir göstergesi olduğunu belirten el-Emin, kararın aynı zamanda Beyrut’un güvenilir bir ortak olarak konumunu yeniden pekiştirdiğini ve Lübnan topraklarının kardeş ülkelere zarar verecek faaliyetler için kullanılmayacağı yönündeki güveni güçlendirdiğini ifade etti. Söz konusu dönüşün yalnızca iyi niyet beyanlarına dayanmadığını vurgulayan el-Emin, sürecin somut önlemlerle desteklendiğine dikkat çekti. Buna göre, Beyrut ve Trablus limanlarında modern tarama cihazları devreye alınırken, Cidde Limanı’nın sevkiyatların denetim sonuçlarını malların kontrol edilmesinin hemen ardından görüntüleyebilmesine imkân tanıyan ortak bir denetim mekanizması oluşturulduğunu kaydetti.

El-Emin, yasak öncesi dönemde Suudi Arabistan’ın Lübnan ihracatının en büyük pazarı konumunda bulunduğunu belirterek, “2014 ve 2015 yıllarında Suudi Arabistan, toplam Lübnan ihracatının yaklaşık yüzde 12’sini oluşturarak ilk sırada yer aldı. Lübnan Gümrük İdaresi ve Ticaret Odası verilerine göre, 2014 yılında ihracat hacmi yaklaşık 378 milyon dolara ulaşırken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi de yıllık yüz milyonlarca dolar seviyesinde seyrediyordu” dedi.
Ancak 2021 yılında alınan ithalat yasağı kararının bu tabloyu tamamen değiştirdiğini ifade eden el-Emin, “Suudi Arabistan pazarındaki payımız 2021 yılında yaklaşık yüzde 3’e kadar geriledi. Buna karşılık Suudi Arabistan’ın Lübnan’a ihracatı devam etti ve 2024 yılında yaklaşık 870 milyon dolara ulaştı. Bu durum, bugün gidermeye çalıştığımız dengesizliğin boyutunu açıkça ortaya koyuyor” diye konuştu. Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam’ın dile getirdiği hedefe atıfta bulunan el-Emin, amaçlarının yasak öncesindeki seviyeleri yeniden yakalamakla sınırlı olmadığını vurguladı. El-Emin, “Hedefimiz yalnızca eski konumumuzu geri kazanmak değil, onu aşmaktır. Biz de Konsey olarak potansiyelin çok daha yüksek olduğuna inanıyoruz. Suudi Arabistan pazarı tek başına Körfez pazarının yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor. Kaliteli ve rekabetçi fiyatlı ürünler sunabildiğimiz takdirde, mevcut payımızı sadece geri kazanmakla kalmayıp birkaç kat artırmamız mümkün” ifadelerini kullandı.
İhracat ürünleri
El-Emin’e göre, Suudi Arabistan pazarının yeniden açılmasından en fazla yararlanacak sektörlerin başında tarım ve gıda ürünleri geliyor. Taze meyve ve sebzeler, özellikle elma, üzüm, narenciye ürünleri, kiraz ve patatesin yanı sıra işlenmiş gıda ve konserve ürünlerinin ihracatında önemli bir canlanma bekleniyor. Bu ürünlerin, üretimden işleme ve pazarlamaya kadar uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğu ve binlerce ailenin geçim kaynağını sağladığı belirtiliyor. Bunlara ek olarak, Suudi Arabistan’ın geleneksel olarak ithal ettiği yüksek katma değerli Lübnan ürünleri de öne çıkıyor. Mücevherat ve değerli metaller, kozmetik ürünleri, aromatik yağlar ile bazı sanayi ve ilaç ürünlerinin de ihracat hacminde artış yaşanması bekleniyor. Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Lübnan’a yönelik ihracatında plastik ve plastik ürünleri ilk sırada yer alıyor. Bunları petrol ürünleri, yakıtlar ve mineral yağlar takip ederken, ilaç ürünleri ile işlenmiş gıda ürünleri de başlıca ihraç kalemleri arasında bulunuyor.
El-Emin, karşılıklı ticarette öne çıkan ürün gruplarının birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğuna dikkat çekerek, “Ticarete konu olan malların yapısındaki bu tamamlayıcılık, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkinin geçici bir alışverişten öte, sağlam temeller üzerinde büyümesine imkân tanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Suudi Arabistan pazarının gereksinimleri
El-Emin, Lübnanlı Yöneticiler Konseyi’nin mevcut süreçteki rolünün, bir yandan üretim sektörleri ve Lübnanlı uzmanlar ile diğer yandan Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindeki pazarlar ve karar alıcılar arasında köprü kurmak olduğunu söyledi. Konseyin faaliyetlerinin sembolik olmaktan ziyade pratik sonuçlar üretmeye odaklandığını vurgulayan el-Emin, “İhracatçılara Suudi Arabistan pazarının ihtiyaçları konusunda ayrıntılı analizler sunuyoruz. Teknik şartnameler, standartlar, mevzuata uyum gereklilikleri ve lojistik hizmetler hakkında rehberlik sağlıyor; ikili görüşmeler, ticaret heyetleri ve forumlar aracılığıyla Lübnanlı şirketleri potansiyel iş ortaklarıyla buluşturuyoruz. Ayrıca girişimcilere, ürünlerini bu pazarın talep ettiği kalite seviyesine ulaştırmaları için destek veriyoruz” dedi.
El-Emin, Suudi Arabistan pazarına dönüşün uzun vadede korunabilmesi için birbirini tamamlayan iki temel adımın gerekli olduğunu belirtti. Bunlardan ilkinin, geçmişte ithalat yasağına yol açan ihlallerin tekrarlanmasını önlemek amacıyla sınır kapıları ve geçiş noktalarındaki güvenlik tedbirlerinin daha da sıkılaştırılması olduğunu ifade etti. İkinci adımın ise iki ülke arasındaki vergi ve mali uygulamaların uyumlaştırılması olduğunu kaydeden el-Emin, Suudi Arabistan’ın manipülasyona kapalı, gelişmiş bir dijital vergi sistemi kullandığını; buna karşılık Lübnan’daki mali, gümrük ve bankacılık sistemlerinin halen uluslararası standartların gerisinde kaldığını söyledi. El-Emin ayrıca, Lübnanlı ihracatçıların da ürünlerini Suudi Arabistan’da geçerli standart ve teknik kriterlerle uyumlu hâle getirmeleri gerektiğini belirterek, “Bir ürünün kalitesi ve belirlenen standartlara uygunluğu, bu pazara kalıcı erişimin en önemli güvencesidir” değerlendirmesinde bulundu.





