Bryant, Şarku’l Avsat’a konuştu: KİK ile serbest ticaret anlaşması tarihi bir adım... İmzanın sonbaharda atılması bekleniyor

Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı, anlaşmanın malların yanı sıra hizmetler ve yapay zekâyı da kapsadığını vurguladı

Bryant, Şarku’l Avsat’a konuştu: KİK ile serbest ticaret anlaşması tarihi bir adım... İmzanın sonbaharda atılması bekleniyor
TT

Bryant, Şarku’l Avsat’a konuştu: KİK ile serbest ticaret anlaşması tarihi bir adım... İmzanın sonbaharda atılması bekleniyor

Bryant, Şarku’l Avsat’a konuştu: KİK ile serbest ticaret anlaşması tarihi bir adım... İmzanın sonbaharda atılması bekleniyor

Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Birleşik Krallık ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) arasındaki serbest ticaret anlaşmasının sadece ekonomik değeriyle değil, konseyin bir G7 ülkesiyle imzaladığı ilk anlaşma olması bakımından da tarihi bir nitelik taşıdığını belirtti.

Şarku’l Avsat’a verdiği mülakatta anlaşmanın takvimine ilişkin detayları paylaşan Bryant, nihai imzaların atılmasının ardından anlaşmanın ‘yaklaşık bir yıl veya en geç 14 ay içinde’ yürürlüğe girebileceğini açıkladı. Londra yönetiminin, metinlerin hukuki incelemesinin tamamlanmasını müteakip anlaşmayı eylül veya ekim ayına kadar imzalamayı hedeflediği kaydedildi.

Anlaşmanın ekonomik boyutuna değinen Bryant, bu ortaklığın Birleşik Krallık için yaklaşık 3,7 milyar sterlinlik ek bir ticaret hacmi yaratmasının, Körfez ülkeleri için de benzer oranlarda kazanç sağlamasının beklendiğini ifade etti. Bölgesel açıdan hassas bir dönemde bu adımın ‘sembolik bir önem’ taşıdığına dikkat çeken Bryant, İran ile bağlantılı gerilimlere ve ‘Tahran’ın Körfez’deki müttefiklere yönelik gerçekleştirdiği saldırılara’ atıfta bulundu. Bryant ayrıca, anlaşmanın kapsamlı yapısına vurgu yaparak, gümrük vergilerinin düşürülmesinin ötesinde hizmet sektörü, dijital ekonomi ve yapay zekâ gibi alanları da kapsadığını, böylece her iki taraftaki şirketlerin faaliyetlerini kolaylaştıracağını sözlerine ekledi.

İmzanın sonbaharda atılması bekleniyor

Bryant, anlaşmanın öneminin yalnızca ekonomik boyutla sınırlı olmadığını, özellikle son bölgesel gelişmeler ışığında siyasi ve stratejik bir anlam da taşıdığını vurguladı. Bu anlaşmanın, refahı artırmanın yanı sıra Körfez ülkelerinin ekonomilerini hidrokarbon bağımlılığından kurtararak çeşitlendirme çabalarını destekleme yolu olarak her iki tarafın da ‘ticarette ilerlemesi’ gerektiği mesajını verdiğini ifade etti. Bryant, Londra’nın Körfez’deki ortaklarıyla olan ekonomik, güvenlik ve stratejik ilişkilerine bağlılığını teyit etmek istediği bir dönemde bu anlaşmanın yapılmasının, sürece ek bir önem kazandırdığını da sözlerine ekledi.

Absolutely delighted that after four years we have concluded negotiations with the GCC on an ambitious FTA worth £3.7bn a year, offering big opportunities to 🇬🇧 businesses with a 20% increase in trade. Many thanks to my @biztradegovuk team especially Tom and Anna pic.twitter.com/y72WI5TdVJ

— Chris Bryant (@RhonddaBryant) May 20, 2026

 

Öngörülen takvime ilişkin olarak Bryant, şu ana kadar müzakerelerin tamamlandığını, ana unsurlar ile metinlerin büyük bölümü üzerinde mutabakata varıldığını belirterek, bir sonraki aşamanın resmi imzalar öncesinde anlaşmanın hukuki incelemesi olduğunu açıkladı. Birleşik Krallık’ın Hindistan ile imzaladığı ve imzalanmasından bir yıldan kısa bir süre sonra yürürlüğe giren anlaşmayı örnek gösteren Bryant, “Bunu eylül veya ekim ayında yapabilmeyi umuyorum” dedi. Bryant, Londra’nın söz konusu anlaşmayı ‘yaklaşık bir yıl veya en geç 14 ay içinde’ yürürlüğe koymayı hedeflediğini kaydetti.

Londra ile KİK’teki ortakları arasındaki anlaşma maddelerine yönelik müzakere süreci 22 Haziran 2022’de başlamış ve 20 Mayıs 2026’da anlaşmaya varıldığının duyurulmasıyla tamamlanmıştı.

Hizmetler, ortaklığın merkezinde yer alıyor

Şarku’l Avsat’ın, Birleşik Krallık’ı Körfez ülkelerinin ABD, Çin ve Avrupa Birliği (AB) gibi diğer ticari ortaklarından ayıran özelliklerin neler olduğuna yönelik sorusuna Bryant, doğrudan ‘hizmet sektörü’ yanıtını verdi.

Bu sektörün, Birleşik Krallık ile Körfez ülkeleri arasındaki en önemli iş birliği alanlarından birini oluşturduğunu vurgulayan Bryant; finansal ve hukuki hizmetler, mimarlık, inşaat, kreatif sektörler, finansal teknolojiler (fintek) ve yaşam bilimleri alanlarında Birleşik Krallık’ın sahip olduğu güce dikkat çekti.

We’ve just secured a historic trade deal with the Gulf.

This is a huge win for British business, and for working people who will feel the benefits in the years ahead.

We’ve secured five major trade deals with international partners - delivering on our commitment to drive… https://t.co/e35wHOJ5YP

— Keir Starmer (@Keir_Starmer) May 20, 2026

Londra’nın küresel bir finans merkezi olma konumunun, birçok Körfez ekonomisinin Birleşik Krallık’a yatırım yapma, şirketlerini Londra Borsası’nda halka arz etme veya İngiliz ekonomisindeki varlıklarını genişletme eğilimini açıkladığını belirten Bryant, hukuki hizmetlerin de Birleşik Krallık’ın sunduğu imkanların önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Bryant, “Hukukun üstünlüğü, Birleşik Krallık kimliğinde son derece köklü bir kavramdır” diyerek, yasal düzenleme reformları ve profesyonel hizmetlere yönelik artan açılım sayesinde uluslararası ve İngiliz hukuk firmalarının Suudi Arabistan ile diğer Körfez ülkelerindeki varlıklarını genişletebildiklerini kaydetti.

Bryant ayrıca, Birleşik Krallık’ın geçen yıl gerçekleştirdiği 19,4 milyar sterlinlik ihracatla bu alanda dünyanın en büyük ikinci ihracatçısı konumunda olduğu reklam ve kreatif hizmetler sektörüne de değindi.

İngiliz nüfuzunun kreatif endüstrilerde sadece reklamla sınırlı kalmayıp Körfez’de geniş bir yer bulan müzik, sinema ve kültürel içeriklere kadar uzandığını ekleyen Bryant; bu alanların yanı sıra kreatif teknolojiler, fintek ve yaşam bilimlerinin de iki taraf arasındaki ekonomik ilişkileri büyütmek adına geniş fırsatlar sunduğunu belirtti.

Mallara uygulanan vergilerin indirilmesi

Bryant’ın hizmet sektörünün önemine geniş yer ayırması, anlaşmanın gerçek değerinin mal ticaretinden ziyade bu sektörde olup olmadığı sorusunu beraberinde getirdi. Bryant bu soruya, mal ticaretinin de önemli bir paya sahip olduğunu belirterek yanıt verdi ve Körfez’e giden İngiliz mallarının yüzde 93’ündeki gümrük vergilerinin düşürülmesinin doğrudan bir etki yaratacağına dikkat çekti.

Bu indirimlerin birçoğunun anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte hemen uygulanacağını açıklayan Bryant, böylece gıda maddeleri ve bazı İngiliz mallarının Körfez’deki tüketiciler için daha düşük maliyetli hale geleceğini ifade etti. Anlaşmanın otomotiv sektörü için de kazanımlar içerdiğini belirten Bryant, gümrük vergilerinden yıllık yüz milyonlarca sterlin tasarruf sağlanacağını kaydetti.

Bryant, bu kazanımların ‘İngiliz şirketleri için çok iyi’ olacağını, ancak aynı zamanda Körfez’deki tüketicilerin de çıkarına hizmet edeceğini söyledi.

dfvfdb
Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin sonuçlandırılmasına ilişkin ortak bildirinin imza töreninden (Körfez İşbirliği Konseyi)

Hizmet ve malların yanı sıra anlaşma, İngiliz şirketlerinin Körfez’deki, Körfez şirketlerinin ise Birleşik Krallık’taki faaliyetlerini ‘çok daha kolay’ hale getirecek düzenleyici maddeler de içeriyor. Ticari engellerin yalnızca gümrük vergilerinden ibaret olmadığını hatırlatan Bryant; gümrük prosedürleri, evrak işleri, lisanslar ve verilerin yerelleştirilmesi gibi gerekliliklerin, kimi zaman gümrük vergilerinin kendisi kadar büyük engeller oluşturabildiğini ifade etti. Bryant, anlaşmanın bu başlıkları kapsamasının, her iki taraftaki şirketlerin karşılaştığı engellerin kaldırılması adına önemli bir ilerleme olduğunu sözlerine ekledi.

Yapay zekâ ve dijital ekonomi

Yapay zekâ başlığına ilişkin olarak Bryant, Körfez ülkelerinin veri merkezleri, büyük dil modellerinin geliştirilmesi ve yapay zekânın ulusal ekonomilere entegrasyonu alanlarında yatırımlarını hızlandırdığı bir dönemde, anlaşmanın dijital ekonomiye ayrılmış eksiksiz bir bölüm içerdiğini belirtti.

Anlaşmada yer alan taahhütler arasında, her iki tarafın da dijital veri transferlerine gümrük vergisi uygulamama yönündeki kalıcı taahhüdünün yanı sıra dijital ortamda iş yapmayı kolaylaştırmayı amaçlayan düzenlemelerin de bulunduğunu açıklayan Bryant; Birleşik Krallık’ın sadece veri merkezleriyle değil, aynı zamanda kreatif teknoloji, fintek ve bu yeni dönüşümlerden yararlanabilecek diğer teknoloji sektörleriyle ‘muhtemelen Avrupa’nın yapay zekâ alanındaki lider ülkesi’ olduğunu ifade etti.

Eğitim ve öğretim

Bryant, Birleşik Krallık ile Körfez arasındaki eğitim ilişkilerine de dikkat çekerek bu bağları ‘son derece güçlü’ olarak nitelendirdi.

Londra’nın, özellikle ekonominin çeşitlendirilmesiyle bağlantılı sektörlerde Körfez gençlerinin eğitilmesi için yeni yollar aramaya istekli olduğunu belirten Bryant, beceri geliştirme alanındaki iş birliği fırsatlarına Suudi Arabistan’ı örnek gösterdi. Bryant, “Suudi Arabistan, ekonomisini çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak büyük ölçüde geliştirmeyi hedeflediği turizm sektöründe çalışacak 600 bin kişiye ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor” dedi.

dfvdevfe
Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, 20 Mayıs’ta Downing Street’te düzenlenen imza töreninde (Reuters)

Bryant, sözlerine, “Birleşik Krallık olarak bu tür eğitimleri oldukça kaliteli bir şekilde sunduğumuzu biliyorum ve bu iş birliğini ortaklaşa genişletmenin yollarını aramayı arzu ediyoruz” şeklinde devam etti.

Birleşik Krallık’ın turizm ve otelcilik alanındaki eğitimlerde önemli bir deneyime sahip olduğunu ve Körfez ülkeleriyle bu alandaki iş birliğini büyütmek istediklerini kaydeden Bryant; çok sayıda Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) vatandaşı gencin ya Birleşik Krallık’ta ya da Körfez bünyesinde İngiliz yeterlilik belgeleri sağlayan programlarda eğitim gördüğüne dikkat çekti.

Ticaretin ötesine geçen bir ortaklık

Serbest ticaret anlaşmasının Birleşik Krallık ile KİK arasındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıdığını belirten Bryant, İran ile bağlantılı savaş ortamının müzakerelerin ilerlemesine engel teşkil etmediğine dikkat çekti. Bryant, KİK ülkeleriyle yapılan ticari anlaşmanın öneminin yanı sıra Londra ile Körfez ortakları arasındaki ikili ilişkilerin de büyük önem taşıdığını vurguladı.

Bu doğrultuda Suudi Arabistan’ı örnek gösteren Bryant, ülkelerinin Riyad yönetimi ile Dünya Kupası hazırlıklarına nasıl katkı sağlanabileceği konusunda görüşmeler yürüttüğünü belirtti. Bryant; açılış ve kapanış törenlerinin organizasyonu, taraftar alanlarının yönetimi, biletleme sistemleri ve güvenlik hususları gibi alanlarda Birleşik Krallık’ın sahip olduğu deneyimi sunabileceğini ifade etti.

Büyük etkinliklerin düzenlenmesindeki İngiliz tecrübesinin sadece dar anlamda bir güvenlik unsuruyla sınırlı olmadığını açıklayan Bryant; bu deneyimin aynı zamanda taraftar deneyimini, kalabalık yönetimini ve etkinliğin hem keyifli hem de güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamayı da kapsadığını sözlerine ekledi.

Brexit anlaşması

Birleşik Krallık, 23 Haziran’da İngiliz halkının AB’den ayrılma yönünde oy kullandığı Brexit referandumunun 10. yıl dönümünü geride bıraktı. Bu yıl dönümünde konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bryant, AB’den ayrılmanın Birleşik Krallık’a bağımsız ticaret anlaşmaları yapma yetkisi verdiğini, ancak bunu Brexit’in doğrudan bir ‘faydası’ olarak görmediğini belirtti. Bryant, “Bu durum, işten kovulduğunuzda ailenizle vakit geçirmek için daha fazla zamanınızın kalacağını söylemeye benziyor; oysa siz çoğunlukla işinizde kalmayı tercih ederdiniz” ifadesini kullandı.

Birleşik Krallık’ın artık dünya genelinde serbest ve adil ticarete dayalı anlaşmalar yoluyla ‘serbest ticaret yapbozunu’ tamamlamaya çalıştığını ekleyen Bryant; Londra’nın Hindistan ve Güney Kore ile anlaşmalar imzaladığını, Türkiye ile müzakereleri sürdürdüğünü ve Körfez ülkeleriyle de mutabakata vardığını hatırlattı.

AB’nin de Hindistan ile bir anlaşma imzaladığına dikkat çeken Bryant, AB’nin ilerleyen süreçte KİK’in kapısını çalmasının muhtemel olduğunu ifade etti.

Başbakanların sıklığı

Bu mülakat, Keir Starmer’ın istifasının ardından Birleşik Krallık’ta on yıl içindeki yedinci başbakanı karşılamaya yönelik hazırlıkların yapıldığı bir döneme denk geldi. Downing Street sakinlerinin benzeri görülmemiş bir hızla değiştiği bu tablo, Londra’nın ortakları nezdinde dış politika, ticari ve savunma taahhütlerinin sürekliliği konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

dfv fdb
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 22 Haziran’da istifasını açıkladıktan sonra kürsüden ayrılırken (EPA)

Bu endişeler karşısında Bryant, söz konusu anlaşmanın ‘tek bir kişi ya da geçici bir hükümet tarafından değil, Birleşik Krallık tarafından imzalandığını’ vurgulayarak, “Bu konu benimle ilgili değil, Birleşik Krallık ile ilgili ve ülke olarak KİK ile bir anlaşma yapılıyor” ifadesini kullandı. Birleşik Krallık’ta başbakan kim olursa olsun anlaşmanın Birleşik Krallık ile Körfez ülkeleri arasında yürürlükte kalacağını belirten Bryant, “Bu konuda endişelenmeye gerek yok” dedi.

En güçlü aday Andy Burnham’ın karşısına bir rakip çıkmaması durumunda yeni başbakanın görevine başlamasının beklendiği 3 hafta sonrasında kendi koltuğunda kalmayı öngörüp öngörmediği yönündeki soruya ise Bryant, durumun ‘kendi elinde olmadığını’ belirterek Arapça, “İnşallah” yanıtını verdi.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.