ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü Hürmüz Boğazı’nın kendi adıyla yeniden adlandırılmasını önerdi. Trump, stratejik su yolunun artık ABD’nin kontrolü altında olduğu yönündeki iddiasına dayanarak yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington’un boğaz üzerinde kontrol sahibi olduğu iddiasını reddetmeyi sürdürdüğü bir dönemde yeni bir tartışma başlattı.
Trump, sahibi olduğu Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Trump, "Artık burayı ABD’nin kontrolü altına aldığımıza göre, Hürmüz Boğazı'nın adını Trump Boğazı olarak değiştirmeli miyiz? Tıpkı Amerika’nın kendisi gibi, bu boğaz da hiç olmadığı kadar popüler olurdu."
Bu öneri, Hürmüz Boğazı konusunda ABD ile İran arasında yaşanan karşılıklı gerilimin ortasında geldi. Trump son günlerde ABD’nin boğaz üzerinde “neredeyse tam kontrol” sağladığını tekrarlarken, Tahran ise su yolunun kendi belirlediği şartlar doğrultusunda hâlâ kapalı olduğunu vurguluyor.
Trump daha önce de coğrafi yerlerin adlarının değiştirilmesi yönünde adımlar atmıştı. ABD Başkanı, birkaç gün önce Ontario Gölü yerine federal ABD kaynaklarında “Amerika Gölü” adının kullanılmasını istemişti. Trump, Ocak 2025’te ise Meksika Körfezi’nin adını ABD’nin resmi kullanımında “Amerika Körfezi” olarak değiştirmişti.

Trump, çarşamba günü daha önce yaptığı bir açıklamada ise İranlılara “ayağa kalkıp savaşmaları” çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD’nin bir gün önce ülkenin güney ve batısındaki Devrim Muhafızları hedeflerine yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlemesinin ve Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırıların yaşanmasının ardından İran yönetimine yönelik söyleminde yeni bir gerilim olarak değerlendirildi.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yalan haber ABC’nin iddia ettiği gibi İran’ı müzakere masasına oturmaya zorlamaya çalışmıyorum” dedi.
“Benim için hiçbir değeri olmayan bir anlaşmaya varıp varmamaları umurumda bile değil” ifadelerini kullanan Trump, mevcut çatışma ortamını tercih ettiğini belirterek, “Hürmüz Boğazı üzerinde neredeyse tam kontrolümüzün bulunduğu ve ekonomilerinin tamamen çöktüğü şu anki konumumuzu çok daha fazla beğeniyorum” dedi.
İran yönetiminin “yalnızca artık kaçınılmaz hale gelen şeyi beklediğini” öne süren Trump, daha sonra İran halkına seslenerek, “İran halkı ne zaman ayağa kalkıp savaşacak?” diye sordu.
Trump’ın İranlılara “ayağa kalkmaları” yönündeki çağrısı, şubat ayı sonunda savaşın başlamasından birkaç saat sonra kullandığı söylemleri yeniden gündeme getirdi. Trump o dönemde İranlıları “hükümetinizin kontrolünü ele geçirmeye” çağırmış, savaş başlamadan önce de İran’daki protestoculara destek vermişti.
Ancak Trump, başlangıçta yalnızca birkaç hafta sürmesi beklenen savaşın aylarca devam etmesi üzerine, rejimin devrilmesine destek olarak yorumlanan bu çağrılarından daha sonra geri adım attı.
Trump daha sonraki açıklamalarında “rejim değişikliğiyle hiçbir zaman ilgilenmediğini” söylemiş, üst düzey İranlı yetkililerin öldürülmesini ise bir tür “rejim değişikliği” olarak nitelendirmişti.
ABD Başkanı, daha önceki aşamalarda Tahran ile bir anlaşmaya varmaya çalışmış ve haziran ayında İranlıları “son derece mantıklı” olarak tanımlamıştı. Ancak müzakere sürecinin tıkanması ve askeri çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte söylemini yeniden sertleştirdi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’a yönelik yaptırımların amacının “İran’ı müzakere masasına oturmaya istekli hale getirecek koşulları oluşturmak” olduğunu söylemişti. Bessent, Tahran’ın askeri açıdan güçlü şekilde karşılık vermesinin nedeninin ise “ekonomik olarak kaybediyor olması” olduğunu savunmuştu.

Trump’ın Tahran’ı müzakereye zorlamaya çalışmadığını söylemesi, Bessent’in bu açıklamalarından iki gün sonra geldi. ABD Başkanı paylaşımında, İran’ı müzakere masasına çekmeye çalışmadığını vurgularken, Tahran ile yeni bir anlaşma imzalanmasına da kayıtsız olduğunu ifade etti.
Trump salı günü Fox News’e verdiği demeçte de Tahran ile yapılacak yeni bir anlaşmanın faydasını sorgulamış ve “Onlarla yapılacak herhangi bir anlaşmanın üzerine yazıldığı kâğıt kadar bile değerli olmadığını düşünüyorum” demişti.
“Onlara birçok fırsat verdik” diyen Trump, İran’ın ABD saldırılarına karşılık vermeyi sürdürmesi halinde daha büyük bir tırmanış yaşanacağı tehdidinde bulundu.
Trump, “Eğer karşılık verirlerse çok daha ağır bir darbe alacaklar” diyerek, İran’ın karşılık vermeyi sürdürmesi halinde “varlığını sürdüremeyeceği” uyarısında bulundu.
ABD saldırılarının, Tahran’ın yeniden inşa etmeye çalıştığı sistemler de dahil olmak üzere İran savunma ağındaki “çok sayıda radarı” imha ettiğini söyleyen Trump, “Radarlarını yeniden inşa etmeye çalıştılar, çünkü hiçbir şeyi göremiyorlar. Neredeyse tamamlanmasını bekledik, ardından onları vurduk” ifadelerini kullandı.
Trump, son saldırı dalgasından önce İran’ı “başarısız bir devlet” olarak nitelendirmiş ve ülkenin güçlerinin “askeri açıdan tamamen yenildiğini” öne sürmüştü. Buna karşılık, İran’a karşı nükleer silah kullanılması ihtimalini dışlamış, ancak ilave konvansiyonel saldırı seçeneğini açık bırakmıştı.
Yaşanan çatışmayı “bizim açımızdan nispeten küçük bir savaş” olarak tanımlayan Trump, “Bu büyük bir savaş değil” dedi.
Nükleer silah kullanılması ihtimaline ilişkin bir soruya ise, “Bunu dışlıyorum. Kullanmak için hiçbir neden yok” yanıtını verdi.
Trump ayrıca her gece yaklaşık 30 geminin ABD Donanması’nın yardımıyla Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ve bunun “büyük miktarlarda petrolün” taşınmasına olanak sağladığını söylemişti.
ABD Başkanı, yeni mayınlar döşerken yakalanacak herhangi bir geminin ise “imha edileceği” uyarısında bulunmuştu.
Tahran ise buna karşılık Hürmüz Boğazı’nın kendi belirlediği şartlar doğrultusunda hâlâ kapalı olduğunu vurgulamayı sürdürüyor. İran ayrıca ABD saldırılarının devam etmesi halinde bölgedeki Amerikan güçlerine yönelik karşılığını genişletmekle tehdit ediyor.






