Ukrayna'nın itirazı sürerken Moskova'ya dünya şampiyonası

2030 Dünya Halter Şampiyonası'na ev sahipliği yapma hakkı Moskova'ya verildi

(Reuters)
(Reuters)
TT

Ukrayna'nın itirazı sürerken Moskova'ya dünya şampiyonası

(Reuters)
(Reuters)

Flo Clifford

Moskova, 2030 Dünya Halter Şampiyonası'na ev sahipliği yapacak. Bu gelişmeyle birlikte Rusya, 2022'de Ukrayna'yı istila etmesinden bu yana ilk kez bir olimpik spor dalında dünya şampiyonasına ev sahipliği yapmış olacak.

Uluslararası Halter Federasyonu (IWF) pazar günü kararı açıklarken, 2029'daki şampiyonanın ise Hindistan'ın Ahmedabad şehrine verildiğini duyurdu.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin (IOC) temmuzda Rusya Olimpiyat Komitesi'ne (ROC) yönelik askıya alma kararını geçici olarak kaldırmasının ardından, Rus ve Belaruslu haltercilerin IWF etkinliklerinde yarışmalarının önü açılmıştı. Böylece Rusya'nın spor dünyasındaki dışlanmışlık durumu da yavaş yavaş sona eriyor.

IOC İcra Kurulu, askıya alma kararını kaldırırken, sporcuların kendi devletlerinin eylemlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtti.

Rus sporcuların Olimpiyat Oyunları'nda ulusal bayrakları altında, ülkelerinin renkleri ve marşıyla yarışıp yarışamayacağına ise henüz karar verilmedi.

Ukrayna Ulusal Olimpiyat Komitesi, IOC'nin bu kararına karşı Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) itirazda bulundu.

ROC, Şubat 2022'deki istilanın ardından, Rusya kontrolü altındaki Ukrayna toprakları olan Luhansk, Donetsk, Herson ve Zaporijya'daki bölgesel olimpiyat konseylerini tanıması nedeniyle Ekim 2023'te askıya alınmıştı.

Rusya'nın Kazan şehrine verilen 2025 Dünya Su Sporları Şampiyonası ise daha sonra Singapur'a alınmıştı.

Bu etkinlikle Moskova, 1983'ten bu yana Dünya Halter Şampiyonası'na ilk ev sahipliği yapacak.

IWF Genel Sekreteri Jose Quinones, "Aldığımız tüm adaylık başvuruları mükemmeldi. Her birinizin ülkesinde düzenlenecek şampiyonaların büyük bir başarıya ulaşacağından eminiz" dedi.

Rusya'nın uluslararası müsabakalara dönüşü, aynı zamanda olimpik spor tarihindeki en büyük doping skandallarından birinin gölgesinde gerçekleşiyor.

Ülke, Dünya Dopingle Mücadele Ajansı'nın 2015'te hazırlattığı ve Rus atletizminde sistematik doping yapıldığına dair kanıtlar sunan raporun ardından mercek altına alınmıştı. Daha sonra yürütülen soruşturmalar ise 2014 Soçi Kış Olimpiyatları'yla bağlantılı, devlet destekli bir örtbas etme mekanizmasını ortaya çıkarmıştı.

IOC, uluslararası müsabakalara geri dönen tüm Rus sporcuların, ilgili dopingle mücadele şartlarını karşılamak zorunda olduğunu belirtti.

Reuters'tan da yararlanılmıştır

Independent Türkçe,independent.co.uk/sport



Lula: Brezilya kimsenin arka bahçesi değil

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Sao Paulo’da seçim zaferini destekçileriyle birlikte kutluyor. (DPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Sao Paulo’da seçim zaferini destekçileriyle birlikte kutluyor. (DPA)
TT

Lula: Brezilya kimsenin arka bahçesi değil

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Sao Paulo’da seçim zaferini destekçileriyle birlikte kutluyor. (DPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Sao Paulo’da seçim zaferini destekçileriyle birlikte kutluyor. (DPA)

Luiz Inacio Lula da Silva, bu seçimin kendisi için tarihe açılan bir pencere de siyasi bir uçurum da olabileceğini biliyordu. Aynı zamanda bunun, hayatını adadığı siyasi proje açısından varoluşsal bir seçim olduğunun da farkındaydı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun sonunda aşırı sağcı rakibi Flavio Bolsonaro’nun dört puan gerisindeydi. İkinci turda sonucu tersine çevirmesi, en yakın destekçileri ve danışmanları açısından bile neredeyse imkânsız görünüyordu. Ancak 80 yaşını aşan ve “yoksulların babası” olarak anılan Lula, Brezilya gibi dev bir ülkeyi Latin Amerika’da kasırga gibi esen aşırı sağın ellerine bırakmayı reddetti.

Lula, bölge tarihinin en büyük seçim geri dönüşlerinden birine imza atarak oyların yüzde 51,7’sini aldı. Rakibi ise yüzde 48,2’de kaldı. Flavio Bolsonaro, babasının 2022’deki tutumuna benzer şekilde, seçim sonuçlarını reddederek itirazda bulunmakta gecikmedi. Gerekçe olarak oy verme süresinin iki saat uzatılmasını gösterdi. Ancak Bolsonaro’nun partisi, seçmenlerin sandıklara ulaşmasını engelleyen ulaşım sorunları nedeniyle İşçi Partisi’nin Yüksek Mahkeme’ye yaptığı başvuruyu desteklemişti.

Brezilyalı bir Lula destekçisi, Sao Paulo’daki seçim zaferi kutlamaları sırasında yenilgiye uğrayan sağcı aday Flavio Bolsonaro’nun maskesini bir kafesin içine yerleştirdi. (AFP)
Brezilyalı bir Lula destekçisi, Sao Paulo’daki seçim zaferi kutlamaları sırasında yenilgiye uğrayan sağcı aday Flavio Bolsonaro’nun maskesini bir kafesin içine yerleştirdi. (AFP)

Lula, dördüncü cumhurbaşkanlığı dönemini kazanarak ilk turda yenilmesine rağmen ikinci turda zafer elde eden tek Brezilya cumhurbaşkanı oldu. Geniş bir Brezilyalı kesimin kendisine duyduğu yoğun tepkiye rağmen, aşırı sağın yükselişini durdurmayı başardı. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump karşısında ilerici siyasetin güçlü kalesi konumunu pekiştirdi.

Lula, zaferinin ilan edilmesinin ardından yaptığı ilk açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Dış müdahaleleri ve dijital platformların bize karşı yürüttüğü geniş çaplı seferberliği yendik. Dünyaya, Brezilya’nın kimsenin arka bahçesi olmadığını söyledik.”

Seçimin son saatlerinde gerilim

Oy verme gününün son saatleri gerginlik ve kargaşaya sahne oldu. Lula’nın liderliğindeki İşçi Partisi, sağcı siyasi çizgiye yakın yerel yönetimlerin çıkardığı engeller nedeniyle yüz binlerce seçmenin sandığa ulaşmakta zorlandığını belirterek oy verme süresinin iki saat uzatılmasını talep etti.

Yüksek Mahkeme, rakip Liberal Parti’nin de desteklediği bu talebi kabul etti. Rakip partinin bu desteği, muhtemelen seçim sonucunun kendi lehine olacağına duyduğu güvenden kaynaklanıyordu.

Zafer sevincinin ardından

Lula’nın destekçileri, tarihî zaferi kutlamak için sokaklara dökülürken büyük bir sevinç yaşadı. Ancak bu mücadelede son ana kadar direnen Lula, son cumhurbaşkanlığı döneminin kendisi için çok geçeceğinin farkında.

Çünkü siyasi rakipleri, Temsilciler Meclisi ve Senato’da rekor düzeyde bir çoğunluğa sahip. Ayrıca Yüksek Mahkeme üyelerinin atanmasında da etkili olabilecek bir konumdalar. Üstelik Brezilya bugün her yönden aşırı sağcı hükümetlerle çevrili ve Beyaz Saray’ın sahibi, Latin Amerika’daki nüfuz alanını genişletmeye kararlı.

Yenilgiye uğrayan sağcı aday Flavio Bolsonaro, seçim sonuçlarını reddederek babasının izinden gitti. (Reuters)
Yenilgiye uğrayan sağcı aday Flavio Bolsonaro, seçim sonuçlarını reddederek babasının izinden gitti. (Reuters)

Lula, Sao Paulo’da yaptığı ilk açıklamalarda, 2022’de rakibinin babası Jair Bolsonaro’yu yenerek iktidara geldiği seçim kampanyasında verdiği sözleri yineledi. Jair Bolsonaro, o dönemdeki darbe girişimine katılması nedeniyle evinde hapis cezasını çekiyor.

Lula, Bolsonaro yönetiminin tahrip ettiği yapıları yeniden onarmayı ve ülkenin yarısını dışlayan politikaların yol açtığı zararları gidermeyi sürdüreceğini söyledi.

Seçim sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmeler, Lula’nın rakibinden yaklaşık dört milyon daha fazla oy aldığını gösteriyor. İlk turda da Bolsonaro’nun yaklaşık dört milyon oy önünde bulunan Lula, bu kez ilk turda sandığa gitmeyen seçmenleri kazanma stratejisinde başarılı oldu.

Lula, destekçilerinden, oy kullanması zorunlu olmayan seçmenleri sandığa gitmeye ikna etmelerini istedi. Bu grup, 70 yaşını aşanlar ile 16-17 yaş arasındaki gençlerden oluşuyordu. Bu seçmenlerin ikinci turdaki katılımı, Lula’nın lehine belirleyici oldu.

Lula’nın 33 milyondan fazla kişiyi kapsayan bu geniş seçmen grubunu kazanmak amacıyla açıkladığı önlemler arasında uzun bir sosyal destek paketi de bulunuyordu. Bunlar arasında şunlar yer alıyordu:

* Yaklaşık 20 milyon yoksul aileye verilen aylık yardımların yüzde 15 artırılması.

* On yıllardır Brezilya’yı etkisi altına alan ve ciddi toplumsal sorunlara yol açan borçlanma sorunuyla mücadele amacıyla internet üzerinden spor bahisleri ve kumar oyunlarının yasaklanması.

* Obezite sorunu yaşayan kişilere ücretsiz zayıflama tedavileri sunulması.

* Aile içi şiddet mağdurlarına kapsamlı mali destek sağlanması.

Lula da Silva’nın destekçileri, Sao Paulo’da seçim zaferini kutluyor. (Reuters)
Lula da Silva’nın destekçileri, Sao Paulo’da seçim zaferini kutluyor. (Reuters)

İlk turdan sonraki günlerde sağcı cephede aşırı bir zafer güveni hâkimken Lula’nın kampanyasında karamsarlık ve durgunluk öne çıkıyordu. Lula, sonucu tersine çevirmek için gereken oy farkının son derece dar olduğunun farkındaydı.

Üstelik Lula, sol ve ilerici partilerin tamamının oluşturduğu bir ittifakın adayıydı. Bolsonaro ise ilk turun ardından yarış dışı kalan sağcı ve muhafazakâr partilerin desteğini arkasına almıştı.

Ancak Lula, siyasi kariyerini taçlandıran bu tarihî zaferin sevincinin uzun sürmeyeceğini biliyor. Önünde çok sayıda büyük sorun var. Ülkenin yarısının kendisine karşı derin bir tepki beslemesi ve milyonlarca insanın aşırı sağın kollarına yönelmesi de bu zorlukların başında geliyor.

Şarku’l Avsat’ın Jornal do Brasil gazetesinden aktardığına göre baş siyasi yorumcu Octávio Costa, durumu pazar sabahı yayımlanan makalesinde şu sözlerle dile getirdi:

“Aşırı sağ, vatandaşların temel sorunlarına çözüm önerileri sunuyor. Bu çözümler son derece kötü olabilir ama en azından öneriler sunuyor. Sol ise somut ve açık hiçbir şey ortaya koymuyor.”

Lula, önümüzdeki ocak ayının başında dördüncü cumhurbaşkanlığı dönemine başladığında yalnızca parlamentoda çoğunluğu elinde tutan siyasi rakipleriyle karşı karşıya kalmayacak. Aynı zamanda zayıflama belirtileri gösteren bir ekonomi ve gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 83’üne ulaşan kamu borcuyla da mücadele etmek zorunda kalacak.

Bunun yanı sıra son zaferi, Lula’nın uzun süredir gündeme getirmekten kaçındığı bir başka meseleyi de öne çıkardı: Solun liderliğinin kendisinden sonra kime geçeceği.

Lula henüz iktidardayken, Lula sonrası dönemin başlamış olduğu anlaşılıyor.


Ukrayna'nın itirazı sürerken Moskova'ya dünya şampiyonası

(Reuters)
(Reuters)
TT

Ukrayna'nın itirazı sürerken Moskova'ya dünya şampiyonası

(Reuters)
(Reuters)

Flo Clifford

Moskova, 2030 Dünya Halter Şampiyonası'na ev sahipliği yapacak. Bu gelişmeyle birlikte Rusya, 2022'de Ukrayna'yı istila etmesinden bu yana ilk kez bir olimpik spor dalında dünya şampiyonasına ev sahipliği yapmış olacak.

Uluslararası Halter Federasyonu (IWF) pazar günü kararı açıklarken, 2029'daki şampiyonanın ise Hindistan'ın Ahmedabad şehrine verildiğini duyurdu.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin (IOC) temmuzda Rusya Olimpiyat Komitesi'ne (ROC) yönelik askıya alma kararını geçici olarak kaldırmasının ardından, Rus ve Belaruslu haltercilerin IWF etkinliklerinde yarışmalarının önü açılmıştı. Böylece Rusya'nın spor dünyasındaki dışlanmışlık durumu da yavaş yavaş sona eriyor.

IOC İcra Kurulu, askıya alma kararını kaldırırken, sporcuların kendi devletlerinin eylemlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtti.

Rus sporcuların Olimpiyat Oyunları'nda ulusal bayrakları altında, ülkelerinin renkleri ve marşıyla yarışıp yarışamayacağına ise henüz karar verilmedi.

Ukrayna Ulusal Olimpiyat Komitesi, IOC'nin bu kararına karşı Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) itirazda bulundu.

ROC, Şubat 2022'deki istilanın ardından, Rusya kontrolü altındaki Ukrayna toprakları olan Luhansk, Donetsk, Herson ve Zaporijya'daki bölgesel olimpiyat konseylerini tanıması nedeniyle Ekim 2023'te askıya alınmıştı.

Rusya'nın Kazan şehrine verilen 2025 Dünya Su Sporları Şampiyonası ise daha sonra Singapur'a alınmıştı.

Bu etkinlikle Moskova, 1983'ten bu yana Dünya Halter Şampiyonası'na ilk ev sahipliği yapacak.

IWF Genel Sekreteri Jose Quinones, "Aldığımız tüm adaylık başvuruları mükemmeldi. Her birinizin ülkesinde düzenlenecek şampiyonaların büyük bir başarıya ulaşacağından eminiz" dedi.

Rusya'nın uluslararası müsabakalara dönüşü, aynı zamanda olimpik spor tarihindeki en büyük doping skandallarından birinin gölgesinde gerçekleşiyor.

Ülke, Dünya Dopingle Mücadele Ajansı'nın 2015'te hazırlattığı ve Rus atletizminde sistematik doping yapıldığına dair kanıtlar sunan raporun ardından mercek altına alınmıştı. Daha sonra yürütülen soruşturmalar ise 2014 Soçi Kış Olimpiyatları'yla bağlantılı, devlet destekli bir örtbas etme mekanizmasını ortaya çıkarmıştı.

IOC, uluslararası müsabakalara geri dönen tüm Rus sporcuların, ilgili dopingle mücadele şartlarını karşılamak zorunda olduğunu belirtti.

Reuters'tan da yararlanılmıştır

Independent Türkçe,independent.co.uk/sport


Mossad Eski Başkanı, İsrail’in İran’daki ajanlarını nasıl koruduğunu açıkladı

Geçtiğimiz mart ayında İsrail’in Tahran’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen duman. (AFP)
Geçtiğimiz mart ayında İsrail’in Tahran’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Mossad Eski Başkanı, İsrail’in İran’daki ajanlarını nasıl koruduğunu açıkladı

Geçtiğimiz mart ayında İsrail’in Tahran’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen duman. (AFP)
Geçtiğimiz mart ayında İsrail’in Tahran’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen duman. (AFP)

İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın eski başkanı David Barnea, İsrail’in İran’a yönelik askerî operasyonu ve 2024 yılında Lübnan’da Hizbullah mensuplarını hedef alan çağrı cihazı (pager) patlamaları hakkında yeni ayrıntılar açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Ynet News haber sitesinden aktardığına göre Barnea, “Priority Summit” (Öncelikler Zirvesi) konferansında yaptığı konuşmada, Mossad’ın İran’da görev yapan mensuplarını gösteren resmî bir videoyu kasıtlı olarak yayımladığını söyledi. Söz konusu video, İsrail’in Haziran 2025’te İran’ın nükleer ve askerî hedeflerine yönelik başlattığı “Yükselen Aslan Operasyonu”nun ilk günü sabahında yayımlandı.

Barnea, Mossad’ın ambleminin açıkça görüldüğü videonun yalnızca operasyonun propagandasını yapmak amacıyla hazırlanmadığını belirtti. Videoyla aynı zamanda İran güvenlik birimlerinin kafasının karıştırılmasının ve şüpheli listelerinin genişletilmesinin hedeflendiğini ifade eden Barnea, böylece İran makamlarının gerçek İsrailli ajanları tespit etmesinin zorlaştırılmasının amaçlandığını kaydetti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mossad’ın eski başkanı David Barnea ile 18 Nisan 2024’te Tel Aviv’de bir araya geldi. (İsrail Hükümet Basın Ofisi-DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mossad’ın eski başkanı David Barnea ile 18 Nisan 2024’te Tel Aviv’de bir araya geldi. (İsrail Hükümet Basın Ofisi-DPA)

Barnea, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Yükselen Aslan Operasyonu’nun sabahında Mossad’ın amblemini taşıyan resmî bir video yayımlamamızın nedenlerinden biri, orada bulunan ajanlarımızı korumaktı. İran’da çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını istedik. Böylece İran makamlarının gerçek ajanlarla ilgisiz kişileri birbirinden ayırt etmesini zorlaştırmayı ve sonunda herkesi serbest bırakmak zorunda kalmalarını amaçladık. Tam olarak böyle oldu.”

Barnea’nın iddiasına göre İran makamları, çatışmaların ikinci gününde 21 bin kişiyi gözaltına aldı.

Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri, Eylül 2026. (Reuters)
Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri, Eylül 2026. (Reuters)

İsrail merkezli haber sitesine göre Barnea, sözlerini şöyle sürdürdü:

“21 bin kişiyi gözaltına aldığınızı düşünün. Bir ya da iki ajanı yakalamış olsanız bile sonunda hepsini serbest bırakmak zorunda kalırsınız. Çünkü herkes aynı şeyi söyleyecektir: Sokakta yürüyordum ya da arabamı kullanıyordum, beni gözaltına aldılar. Sonunda da herkesi serbest bıraktılar.”

Barnea, İsrail istihbaratının İran’daki ajanlarını korumak için izlediği yöntemleri anlatırken, Lübnan’da çağrı cihazlarının patlatılmasından önce yaşanan gergin anlara ve her iki operasyonun arkasındaki stratejik hesaplamalara da değindi.

Mossad’ın eski başkanı, İran’da İsrail istihbaratı adına çalışmakla suçlanarak gözaltına alınan veya idam edilen bazı kişilerin ise Mossad ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını öne sürdü.

Barnea, İran’da Mossad ajanı oldukları iddiasıyla asılan bazı kişiler hakkında şunları söyledi:

“İran’da Mossad ajanı oldukları gerekçesiyle idam edilen bazı kişiler söz konusu olduğunda, kendi kendime soruyorum: Bunlar kim? Aldığım yanıt ise şu: ‘Bilmiyoruz, biz de bilmiyoruz.’”

Barnea, bu kişilerin İran makamları tarafından yanlışlıkla İsrail ajanı olarak sınıflandırılan masum insanlar olduğunu iddia etti.

“Bunlar yalnızca şanssız insanlar. İran makamları onların ajanımız olduğuna karar verdi, ancak bu kişiler Mossad için hiçbir zaman çalışmadı. Muhtemelen başka herhangi bir istihbarat servisi için de çalışmadılar” dedi.

Barnea ayrıca, Mossad ajanlarının yüzde 99,9’unun hiçbir zaman deşifre edilmediğini iddia etti. Operasyona katılan bazı kişilerin ise İsrail’in söz konusu askerî harekâtında rol almalarına rağmen Tahran’da yaşamaya devam ettiklerini öne sürdü.