Netanyahu: İsrail seçimlerine yabancı müdahalesine ilişkin “ciddi şüpheler” var

Seçim Komisyonu’nun incelemesinde, seçimlerin dürüstlüğünü zedeleyecek herhangi bir usulsüzlük tespit edilmedi

Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İsrail seçimlerine yabancı müdahalesine ilişkin “ciddi şüpheler” var

Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçim sonuçlarının resmen açıklanmasının ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un hükümeti kurmakla görevlendirilecek adayı belirlemek üzere istişarelere başlamasının ardından, dün seçimlere yabancı müdahalesine ilişkin “ciddi şüpheler” bulunduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Netanyahu, İsrail bayrağı ve Başbakanlık Ofisi logosunun önünde yaptığı video açıklamasında, “Yabancı ülkelerin İsrail'deki seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla büyük miktarlarda para harcadığına dair ciddi şüpheler var” ifadelerini kullandı.

İsrail Seçim Komisyonu ise Netanyahu'nun ekibinin baskılarına rağmen, geçen hafta gerçekleştirilen seçimlere ilişkin incelemesinde seçimlerin dürüstlüğünü zedeleyecek herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini dün açıkladı.

Komisyon açıklamasında, “İnceleme tamamlandı. Siyasi partilerin sunduğu bütün şikâyetleri değerlendirdik ve seçimlerin dürüstlüğüne herhangi bir müdahale olduğuna işaret eden bulguya rastlamadık” ifadelerine yer verdi.

Netanyahu ve partisi Likud, 27 Ekim'de yapılan seçimlerde rekor sayıda milletvekilliği kazanan İsrail'deki Arap partilerini son günlerde seçimlere hile karıştırmakla suçlamayı sürdürdü. Söz konusu sonuçlar, Netanyahu'nun parlamentoda çoğunluğu elde etmesini engelledi.

Bu baskılar üzerine İsrail hükümetinin Hukuk Danışmanı Gali Baharav-Miara, salı akşamı alışılmadık bir adım atarak, Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen İç Güvenlik Servisi (Şin Bet) Başkanı David Zini'den seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin elindeki kanıtları sunmasını istedi.

İsrail Seçim Komisyonu, açıklamasında siyasi partiler ve bireyler tarafından yapılan bütün itirazların incelendiğini ve 9 binden fazla sandığın denetlendiğini belirtti. Komisyon, bunun “benzeri görülmemiş” bir sayı olduğuna dikkat çekti.

Komisyon, böylece Cumhurbaşkanı Herzog'un yeni hükümeti kurmak için en uygun gördüğü adayı belirlemek üzere yürüttüğü istişareler öncesinde incelemesinin sonuçlarını açıklamış oldu.

İstişarelerin uzun ve zorlu geçmesi bekleniyor. Zira hiçbir siyasi blok, parlamentoda mutlak çoğunluk için gereken 61 sandalyeye ulaşamadı. Netanyahu'nun liderliğindeki blok 53 sandalye kazanırken, merkez siyasetçi Gadi Eisenkot liderliğindeki ana muhalefet bloku 48 sandalyede kaldı.



Netanyahu: İsrail seçimlerine yabancı müdahalesine ilişkin “ciddi şüpheler” var

Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İsrail seçimlerine yabancı müdahalesine ilişkin “ciddi şüpheler” var

Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

Görev süresi sona ermek üzere olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçim sonuçlarının resmen açıklanmasının ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un hükümeti kurmakla görevlendirilecek adayı belirlemek üzere istişarelere başlamasının ardından, dün seçimlere yabancı müdahalesine ilişkin “ciddi şüpheler” bulunduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Netanyahu, İsrail bayrağı ve Başbakanlık Ofisi logosunun önünde yaptığı video açıklamasında, “Yabancı ülkelerin İsrail'deki seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla büyük miktarlarda para harcadığına dair ciddi şüpheler var” ifadelerini kullandı.

İsrail Seçim Komisyonu ise Netanyahu'nun ekibinin baskılarına rağmen, geçen hafta gerçekleştirilen seçimlere ilişkin incelemesinde seçimlerin dürüstlüğünü zedeleyecek herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini dün açıkladı.

Komisyon açıklamasında, “İnceleme tamamlandı. Siyasi partilerin sunduğu bütün şikâyetleri değerlendirdik ve seçimlerin dürüstlüğüne herhangi bir müdahale olduğuna işaret eden bulguya rastlamadık” ifadelerine yer verdi.

Netanyahu ve partisi Likud, 27 Ekim'de yapılan seçimlerde rekor sayıda milletvekilliği kazanan İsrail'deki Arap partilerini son günlerde seçimlere hile karıştırmakla suçlamayı sürdürdü. Söz konusu sonuçlar, Netanyahu'nun parlamentoda çoğunluğu elde etmesini engelledi.

Bu baskılar üzerine İsrail hükümetinin Hukuk Danışmanı Gali Baharav-Miara, salı akşamı alışılmadık bir adım atarak, Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen İç Güvenlik Servisi (Şin Bet) Başkanı David Zini'den seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin elindeki kanıtları sunmasını istedi.

İsrail Seçim Komisyonu, açıklamasında siyasi partiler ve bireyler tarafından yapılan bütün itirazların incelendiğini ve 9 binden fazla sandığın denetlendiğini belirtti. Komisyon, bunun “benzeri görülmemiş” bir sayı olduğuna dikkat çekti.

Komisyon, böylece Cumhurbaşkanı Herzog'un yeni hükümeti kurmak için en uygun gördüğü adayı belirlemek üzere yürüttüğü istişareler öncesinde incelemesinin sonuçlarını açıklamış oldu.

İstişarelerin uzun ve zorlu geçmesi bekleniyor. Zira hiçbir siyasi blok, parlamentoda mutlak çoğunluk için gereken 61 sandalyeye ulaşamadı. Netanyahu'nun liderliğindeki blok 53 sandalye kazanırken, merkez siyasetçi Gadi Eisenkot liderliğindeki ana muhalefet bloku 48 sandalyede kaldı.


Trump, partisi Kongre'deki çoğunluğunu kaybettikten sonra yetkilerini nasıl kullanacak?

Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
TT

Trump, partisi Kongre'deki çoğunluğunu kaybettikten sonra yetkilerini nasıl kullanacak?

Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)
Trump, 2 Kasım’da Washington’daki National Mall’da konuşma yaparken, (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Demokratların ara seçimlerde elde ettiği ezici zaferin siyasi nüfuzunu önemli ölçüde zayıflatmasının ardından, beklenmedik şekilde uzlaşmacı bir söylem benimsedi. Ancak bu tutumunu ne kadar sürdüreceği belirsizliğini koruyor.

İran’a yönelik askerî operasyonların yeniden başlatılmasından Demokratların Kongre’den geçireceği yasa tasarılarını veto etmeye kadar Trump, görev süresinin son iki yılında büyük siyasi çalkantılara yol açabilecek yetkilerini hâlâ kullanabilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre George Washington Üniversitesi Medya ve Halkla İlişkiler Fakültesi Dekanı Peter Loge ajansa yaptığı açıklamada, “Trump köşeye sıkıştırıldıkça sesini daha fazla yükseltiyor ve saldırıya geçerek karşılık veriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Veto yetkisi

Trump, salı günü Demokratları seçim zaferlerinden dolayı tebrik ederek onlarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu belirtti. Özellikle İran savaşı nedeniyle yaşanan seçim yenilgisinden Cumhuriyetçilerin de kendisini sorumlu tutmaya başlaması hâlinde Trump, Demokratlarla iş birliği yapmak zorunda kalabilir.

Buna karşın Trump, Demokratların hazırlayacağı ve Beyaz Saray’a ulaşacak herhangi bir yasa tasarısını veto etme yetkisiyle defalarca övündü. Hatta üzerinde “Veto” yazan kırmızı bir beyzbol şapkasının fotoğrafını paylaştı.

Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı şapka.
Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı şapka.

Haberlere göre yönetimi, ikinci başkanlık döneminin ilk 100 gününde olduğu gibi, sert göç politikalarını başkanlık kararnameleriyle hayata geçirmeye yönelik bir plan hazırladı.

İki kez azil süreciyle karşı karşıya kalan ve ceza mahkûmiyetinin ardından yeniden seçilen ilk ABD başkanı olan Trump, Demokratların yürüteceği soruşturmalara karşı koymaya da hazır olduğunu vurguladı.

İran

Dış politika, ABD başkanlarının görev sürelerinin son dönemlerinde siyasi nüfuzları azalsa bile geniş yetkilerini korudukları alanların başında geliyor.

Trump, salı günü şubat ayında başlattığı savaşı sona erdirecek bir anlaşma arayışını sürdürdüğüne işaret etmesine rağmen, İran'a yönelik geniş çaplı askerî operasyonları yeniden başlatabilir.

Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “Aksi takdirde görevi basitçe tamamlayacağım” dedi.

Brookings Enstitüsü'nden Ryan Hass ise “Trump'ın tarihe bir savaş yanlısı olarak geçmek istediğini düşünmüyorum. Amerika'yı daha güçlü bırakan bir başkan olarak hatırlanmak istiyor” ifadelerini kullandı.

İran savaşı devam ederken Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'i kabine değişikliği kapsamında görevden alabileceğine ilişkin iddiaları da reddetti.

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Ukrayna, Moskova ve Pekin ile ilişkiler

Trump, uzun süredir barış yapıcı bir lider olarak görülmek istiyor. Bu doğrultuda Ukrayna'ya Rusya ile bir anlaşmayı kabul etmesi için baskı yapmayı sürdürmesi bekleniyor. Üçlü görüşmelerin yeni turunun gelecek hafta yapılması planlanıyor.

Ancak ara seçimlerdeki yenilgi, Trump'ın iki büyük gücün lideri olarak kendisine denk gördüğü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki etkisini zayıflatabilir.

Seçim yenilgisi, üç liderin bu ayın ilerleyen günlerinde Çin'de düzenlenecek zirvede bir araya gelme ihtimalinden iki haftadan daha kısa süre önce yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Eylül'de Washington'daki Ulusal Müze önünde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i karşılıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 25 Eylül'de Washington'daki Ulusal Müze önünde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i karşılıyor (AP)

Adını yaşatacak eserler

Eski emlak milyarderi Trump, siyasi çatışmalardan uzaklaşarak en çok önem verdiği konulardan birine, Washington'da kendi izini bırakacak yapılara odaklanmayı tercih edebilir.

Trump, ara seçim kampanyasının son konuşmasında siyasi meselelerden neredeyse hiç söz etmedi. Bunun yerine Lincoln Anıtı'ndaki yansıtma havuzunun yenilenmesi ve başkentin güzelleştirilmesine yönelik diğer projelerden bahsetti.

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Söz konusu havuz, ABD başkentinin en önemli tarihî mekânlarından biri olarak kabul ediliyor. Martin Luther King'in 1963 yılında, yakındaki Lincoln Anıtı'nın merdivenlerinden yaptığı ve tarihe “Bir Hayalim Var” (I Have a Dream) konuşması olarak geçen hitapla da ün kazandı.

Trump'ın en çok gurur duyduğu projelerden biri ise Beyaz Saray'da 400 milyon dolara inşa ettirdiği büyük balo salonu. Projenin, Trump'ın görevinden kesin olarak ayrılmasından kısa süre önce, 2028 yılının sonlarında tamamlanması planlanıyor.


Rusya’nın Afganistan’a dönüşü: Geri çekilmenin acısından Taliban’la ittifaka

Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.
Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.
TT

Rusya’nın Afganistan’a dönüşü: Geri çekilmenin acısından Taliban’la ittifaka

Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.
Bir Afgan askeri, 5 Temmuz 2021’de Afganistan’ın Parvan vilayetinde, daha önce ABD güçleri tarafından kullanılan Bagram Hava Üssü’nde askerî bir aracın içinden gelişmeleri izliyor.

Kemal Allam

Şubat 1989’da Sovyet ordusunun son askeri, Amu Derya Nehri üzerindeki Dostluk Köprüsü’nü geçerek Sovyet Özbekistanı’na döndüğünde, o kuşağın çocuklarının Rusların Afganistan’a yeniden dönüşüne tanıklık edeceğini kimse tahmin etmiyordu. Özellikle de bazı çevrelerin Sovyetler Birliği’nin çöküşünü, sonuçsuz kalan Afganistan savaşına girme yönünde felaket niteliğindeki kararına bağladığı düşünüldüğünde... Bu durum, The Wall Street Journal gibi gazetelerin, mücahit komutan Ahmed Şah Mesud’u “Soğuk Savaş’ı kazanan Afgan” olarak nitelendirmesine yol açmıştı.

Bugün Ruslar Afganistan’a geri döndü ve hızla Taliban yönetiminin en büyük askerî ve diplomatik destekçisi hâline geliyor. Nitekim Taliban yönetimini Afganistan’ın meşru hükümeti olarak resmen tanıyan dünyadaki tek başkent Moskova. Rusya ayrıca İran’daki savaşı, Afganistan’ın İran-Çin ekseniyle bağlarını güçlendirmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Moskova, ABD ve NATO karşısında dayandığı bu ekseni pekiştirmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Orta Asya cumhuriyetleri üzerindeki nüfuzunu kullanarak Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan’ı Afganistan’daki yatırımlarını artırmaya ve Taliban yönetimiyle iş birliğini genişletmeye yönlendiriyor.

O dönemde genç bir Sovyet istihbarat subayı olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi isimler açısından Afganistan, tarihî aşağılanmanın zirvesini temsil ediyordu. Bugün ise Rusya Ukrayna’da savaşırken, dünyanın geri kalanı Gazze ve Körfez’deki gelişmelere odaklanmış durumda. Bu sırada Rus ordusu sessizce Afganistan’a geri döndü ve Kabil güçlerinin eğitilmesi ve donatılması amacıyla iktidardaki Taliban yönetimiyle yeni bir savunma anlaşması imzaladı. Moskova, Taliban’ı Afganistan’ın meşru hükümeti olarak resmen tanıyan tek başkent olma özelliğini de taşıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 5 Ekim 2026’da Moskova’da düzenlenen Afganistan konulu “Moskova Formatı” toplantısı kapsamında Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki’yi kabul ediyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 5 Ekim 2026’da Moskova’da düzenlenen Afganistan konulu “Moskova Formatı” toplantısı kapsamında Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki’yi kabul ediyor.

Bazı analistler, Rusya’nın Afganistan’ı Avrasya meseleleri üzerinde nüfuz kurmak için kullanarak 18. yüzyıla uzanan eski jeopolitik emellerini yeniden canlandırmaya çalışıp çalışmadığını sorguluyor. Peter Hopkirk’in Büyük Oyun adlı eserinden Rudyard Kipling’in Kim romanına kadar İngiliz sömürge dönemi edebiyatı, Afganistan’da İngiliz ve Rus imparatorlukları arasında yaşanan mücadeleleri anlatan örneklerle dolu. O dönemde Hindistan, İngiliz İmparatorluğu’nun en değerli sömürgesi olarak görülüyor ve Rusya’nın hedefleri arasında yer alıyordu. 1853-1856 yılları arasında İngilizler, Osmanlılar ve Fransızlar, bugün işgal altındaki Ukrayna topraklarında bulunan Kırım Yarımadası’nda Rusya’ya karşı savaşmıştı.

Zorunlu geri çekilme

Tarih araştırmalarına büyük ilgi duyan Putin’in, ülkesinin Afganistan’daki geçmişini ayrıntılı biçimde incelemiş olması kuşkusuz. Moskova’nın 37 yıl aradan sonra Afganistan’a dönüşü, Batılı güçlerin dikkatini başka yöne çekmeyi amaçlayan yeni bir stratejinin parçası olabilir. Şimdilik Amerikalıların ve İngilizlerin bu gelişmeye fazla önem verdiği söylenemez. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kabil yakınlarında bulunan Bagram Hava Üssü’ne özel bir ilgi duyduğu biliniyor. Sovyetler tarafından inşa edilen, daha sonra ABD tarafından modernize edilerek Ağustos 2021’e kadar kullanılan üs için Trump, gerektiğinde Çin’e karşı kullanılmak üzere yeniden kontrol altına alınması gerektiğini açıklamıştı.

Taliban, köktendinciliğe mesafeli duran bir bölgede ideolojisine destekçi bulamasa da ilişkiler pragmatizm ve reelpolitik hesaplar üzerinden şekilleniyor. Ne Rusya ne de Çin, Afganistan’ın yeniden ABD’nin nüfuz alanına girmesini istiyor.

Sovyetler 1989’da Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldığı gibi, Amerikalılar da 2021’de ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Trump’ın çevresinde, bu yenilginin acısını hisseden askerî yetkililer bulunuyor. Tıpkı Putin gibi isimlerin Sovyetler Birliği’nin geri çekilişini bir utanç olarak değerlendirmesi gibi...

20.yüzyılın önde gelen Amerikan jeopolitik stratejistlerinden Henry Kissinger ve Zbigniew Brzezinski açısından meselenin özü, coğrafya ve Afganistan’ın Rusya ile Çin’e göre konumuydu. Her iki isim de ABD’nin Afganistan üzerindeki kontrolünü, Orta Asya’daki “Avrasya satranç tahtası” üzerinde nüfuz kurabilmesi açısından gerekli görüyordu.

Benzer bir yaklaşım, 19. yüzyılda İngiliz askerî stratejistler Halford Mackinder ve Thomas Holdich tarafından da benimsenmişti. Bu isimler, Rus İmparatorluğu’nu İngiliz İmparatorluğu’ndan uzak tutmak amacıyla Afganistan’ın jeopolitik konumunu esas alan haritalar hazırlamıştı.

Aradan iki yüzyıl geçtikten sonra aynı hesaplar Soğuk Savaş döneminde de gündeme geldi. Bu mücadele, 2007 yılında Tom Hanks ve Julia Roberts’ın başrollerini paylaştığı Charlie Wilson’ın Savaşı filmiyle popüler kültürde de yer buldu. Film, Sovyetlere karşı savaşan Afgan mücahitlerine CIA aracılığıyla gizlice finansman ve silah sağlayan Amerikalı bir siyasetçinin hikâyesini anlatıyordu. Filmin danışmanlığını yapan, CIA'de görev almış ve çeşitli madalyalarla ödüllendirilmiş istihbarat subayı Milt Bearden de Afganistan’ın göz ardı edilmesinin doğurabileceği sonuçlara karşı uyarıda bulunurken tarihten alınması gereken derslere dikkat çekmişti.

Alarm veren işaretler

Birleşmiş Milletler raporlarına ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilere dayanan istihbarat analizlerine göre Taliban, 11 Eylül saldırıları öncesinde El Kaide’ye sağladığı barınma imkânına benzer şekilde, yeniden terör örgütlerine ev sahipliği yapıyor.

Ekonomik alanda ise Çin, bugün Afganistan’ın en büyük yatırımcısı konumunda. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre BRICS grubunda belirleyici konumda bulunan Moskova ve Pekin, Türkmenistan ve Kazakistan gibi Orta Asya ülkelerinin de Afganistan’a yatırım yapmasını istiyor.

13 Ağustos 2026’da Kabil’deki meydanlardan birinde sergilenen Sovyet dönemine ait askerî tank.
13 Ağustos 2026’da Kabil’deki meydanlardan birinde sergilenen Sovyet dönemine ait askerî tank.

Taliban, köktendinciliğe mesafeli duran bir bölgede ideolojik destek bulamasa da ilişkiler pragmatizm ve reelpolitik hesaplar doğrultusunda şekilleniyor. Ne Rusya ne de Çin, Afganistan’ın yeniden ABD’nin nüfuz alanına girmesini istiyor.

Moskova, Taliban yönetimini tanıyarak ve kısa süre önce Kabil yönetimiyle savunma anlaşması imzalayarak Hopkirk’in eserinde ele aldığı “Büyük Oyun”da Washington’un bir adım önüne geçtiğini umuyor.

Rusya İstihbarat Servisi Başkanı’nın yakın zamanda Kabil’e gerçekleştirdiği ziyaret de Türk ve Katarlı yetkililere yönelik bir mesaj niteliği taşıyordu. Türkiye ve Katar, İran’ın nüfuzunu sınırlandırmak ve Pakistan’la arabuluculuk yapmak amacıyla birkaç hafta önce istihbarat başkanlarını bölgeye göndermişti.

Moskova, Afganistan’ın diplomatik ilişkilerinde son sözü söyleyen taraf olmayı hedefliyor. Bu hedef, İran, Türkiye, Katar ve Pakistan ile ilişkileri de kapsıyor. Rusya ayrıca Tacikistan’daki askerî üslerinden ve Afganistan’dan İran’a uzanan Çin koridorundan yararlanarak, Afganistan topraklarını İran’a yönelik kara ikmal güzergâhı olarak kullanıyor.

Putin, Suriye ve Mali gibi ülkelerde müttefiklerinin aldığı son yenilgilerin acısını hâlâ hissediyor. Rus ordusu ise Ukrayna’da ilerleme kaydetmekte zorlanıyor.

Afganistan’a dönüşüyle Rusya, iki yüzyıldır aşina olduğu jeopolitik güzergâhlarda yeniden ilerliyor. Tarihin tekerrür edip etmeyeceğini ise yalnızca zaman gösterecek.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."