İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?

İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?
TT

İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?

İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani'nin görevden alınması sürpriz olmadı, zira kendisine yakınlığıyla bilinen eski Savunma Bakanı Yardımcısı Ali Rıza Ekberi’nin beş ay önce İngiltere adına casusluk yaptığı suçlamasıyla infaz edilmesinin ardından görevden alınma olasılığı artmıştı.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, İran’ın güvenlik birimlerinin en üst yetkilisi olarak kabul ediliyor ve başta nükleer dosyası olmak üzere dış politikada son söz o söylüyor. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde Genelkurmay Başkanı, askeri ve güvenlik teşkilatlarının yetkilileri yer alırken sembolik olarak Cumhurbaşkanı tarafından yönetiliyor.

Şemhani, nükleer anlaşmanın yürürlüğe girmesinin yıldönümü arifesinde, 2016’nın ocak ayında, Eski Savunma Bakanı Yardımcısı Ali Rıza Ekberi davasının kamuoyuna duyurulmasından bu yana artan bir baskı altında.

Ekbari, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ne geçmeden önce Savunma Bakanlığı'nda merkezi bir role sahipti. Ali Laricani'nin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olduğu dönemdeki nükleer müzakerelerin detaylarına vakıftı.

Görevden alma planı

Şemhaniye yakın olduğu bilinen Ekberi, İran'ın nükleer programı hakkında casusluk yapmak ve Batı istihbaratının İran'ın önceki nükleer silahlanma planlarının beyni olduğuna inandığı Muhsin Fahrizade’nin de aralarında bulunduğu nükleer programda görevli önde gelen yetkililer hakkında İngiltere'ye bilgi vermekle suçlandı.

New York Times (NYT) gazetesi geçtiğimiz ay İsrailli ve İranlı kaynaklardan, 2009 yılında Batılı güçlerin varlığını orta çıkarmasından ve Tahran'ın da varlığını kabul etmek zorunda kalmasından önce İran'ın gizli faaliyetler yürüttüğü Fordo Nükleer Tesisleri’nin ortaya çıkarılmasında Ekberi'nin büyük bir rol oynamış olduğunu aktardı.

2019 eylülünde İsrail’in Kum dağlarında Fordo adlı müstahkem bir yeraltı sahasında İran'ın yürüttüğü gizli faaliyetler hakkında bilgi toplamasının arkasında bir ‘İngiliz casusunun’ olduğunu ilk kez ortaya çıkaran NYT olmuştu.

Ekberi, Şemhani'nin daveti üzerine Tahran'a yaptığı ziyaretin ardından gözaltına alındı ve 2019 martı ile 2020 martı arasında tutuklu kaldı. Kesin tutuklanma tarihi henüz bilinmiyor.

 Ali Rıza Ekberi’nin aniden tutuklaması ve idam edildiğinin duyurulması, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Şemhani'nin sonunun başlangıcı ve onu görevden alma projesi olarak yorumlandı. Ancak Noor News Haber Ajansı, Şemhani’nin görevden alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını iddia etti.  Noor News, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın haber ajanlarında çıkan haberlere yanıt olarak ‘bu tür bir kararın alınmadığını’ yazdı.

DMO’ya yakın haber ajansları o dönemde Şemhani’nin yerine İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi’nin getirilebileceğini yazarken Mahmud Ahmedinejad hükümetinde Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı olarak görev yapan Mustafa Muhammed Neccar ve İran'ın Hatemül Enbiya Hava Savunma Karargahı Komutanı Tuğgeneral Gulam Ali Raşid’in de isimleri geçiyordu.

Ekberi idam edilmeden önce ne söyledi?

Ekberi’nin gözaltındayken yapılan sorgulamalarından sızan tek ses kaydı infazından günler önce ortaya çıktı. Ses kaydında Ekberi, Şemhani’ye karşı itirafta bulunması için baskı altında olduğunu belirtti.

BBC Farsça tarafından yayınlanan kayıtta Ekberi, mahkemede yargıçla arasında geçen diyaloğun bir bölümünde hakime söylediklerini şöyle anlatıyor:

“Onlar (istihbaratçılar), Ali Şemhani'nin 2018-2019 yılları arasında kendisine bir şişe parfüm ve bir tişört hediye etmem karşılığında bana devletle ilgili gizli bilgiler verdiğini, benim de bunu yabancılara aktardığımı söylüyorlar. Hakime ‘Madem Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri bir şişe parfüm karşılığında ülkenin bilgilerini ifşa etti, o halde neden mahkemeye çağrılmadı?’ diye sordum. O da bana: ‘Onu çağıracak gücüm yok, ama seni ortadan kaldıracağım’ dedi.”

Noor News Haber Ajansı, o dönemde, ‘bazı insanların vatansever olmayan hedefler peşinde koşmasını’ eleştirerek Ekberi'nin mahkumiyetinin ‘yanlış ve önyargılı haberler yayınlayarak ülkedeki anlaşmazlıkları kışkırtmak ve yoğunlaştırmak için yeni sorunların oluşmasına olanak sağladığı’ uyarısında bulundu. Sert tavırları ve açıklamaları nedeniyle ülkeye zarar verenleri eleştiren ajans, onları ‘siyasi ve partizan hedeflerine ulaşmak için lobicilik’ yapmakla suçladı. Ajans, “Bu konuda doğru zaman geldiğinde söylenecek çok önemli şeyler var” yazdı.

Öte yandan Şemhani, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney’i temsil eden Said Celili’nin yerini almasından bu yana baskı altındaydı.

Katı muhafazakarlar, özellikle nükleer müzakerelerdeki rolü nedeniyle ılımlı ve reformist akım ile Ali Hamaney arasındaki iletişim kanallarından birini olan Şemhani'nin rolünü zayıflatmaya çalıştılar. Said Celili'ye yakınlığıyla bilinen radikal Beydari Grubu’nun sözcüsü Raja News haber sitesi, Ekberi'nin eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümetinin kurulması sırasında İran'ın diplomatik bir sitesinde yazdığı önceki bir makaleden alıntılar yaptı. Makalede, Şemhani'nin mevcut konumunda tutulmasının gerekliliğinden bahsediliyordu. Beydari Grubunun en önde gelen ismi ve eski Tahran milletvekili Hamid Rıza Resayi, Ekberi'nin idamından haftalar önce ‘Hasan Ruhani hükümetinin kalıntıları’ olarak tanımladığı diğer yetkililerle birlikte Şemhani'nin de değiştirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Sürpriz diplomatik turlar

Ancak Şemhani’ye yapılan baskılar, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi aracılığıyla Suudi Arabistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid bin Muhammad el-Ayban ile yoğun görüşmeler yaptığı Pekin'de sürpriz bir görüşme yapmasının ardından göreceli de olsa sakinleşti. Görüşmede Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin yeniden başlatılması ve iki ülkenin büyükelçiliklerinin ve temsilciliklerinin en fazla iki ay içinde yeniden açılmasına yönelik bir mutabakat imzalandı. Ki bu, ilerleyen günlerde atılması beklenen bir adımdı.

Pekin'den Tahran'a döndükten sonra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak’a giden Şemhani, buralarda güvenlik yetkilileri ile görüşmeler yaptı. Şemhani’nin görüşmeleri, Hamaney’in doğrudan denetiminde bir müdahale adımı olarak yorumlanırken İran çevreleri içinde Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetini ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahiyan’ı utandırdı.

Geçtiğimiz mart ayı ortalarında Reuters'a konuşan İranlı iki yetkili, Hamaney'in geçtiğimiz eylül ayında, Suudi Arabistan ile Irak ve Umman arabuluculuğunda iki yıl süren ikili görüşmelerin yavaş ilerlemesi karşısında sabrının taştığı, süreci hızlandırmanın yollarını tartışmak için ekibini çağırdığını ve böyle Çin’in arabuluculuğunun devreye girdiğini söylediler.

Reuters ayrıca, Hamaney'in yakın çevresinden bir kaynaktan, Hamaney'in Şemhani'yi İran’ın Arap azınlığından gelmesinden ötürü müzakerelere liderlik yapması için seçtiğini aktardı.

Görevden alınmanın eşiğinde

Şemhani, eski Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ekibine olan uzaklığı ve özellikle ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra DMO'nun katı çizgideki komutanlarının yönelimlerine yakınlığı nedeniyle Hasan Ruhani'nin ikinci döneminin başından itibaren görevden alınmanın eşiğindeydi.

İran’da 2019 yılında protesto gösterilerinin başlamasından sonra, benzin fiyatlarındaki ani artışın ardından Şemhani, ‘Ruhani hükümetinin kötü yönetimini’ suçladı. Bu da kendisinin yoğun şekilde eleştirilmesine yol açtı.

Ancak Şemhani, eski Cumhurbaşkanı Ruhani ve hükümetinin Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile arasındaki mesafeye rağmen, özellikle ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden ve ABD ile bölgesel gerilimlerin artmasından sonra önceki hükümete yöneltilen eleştirilere karşı adeta kurşun geçirmez yelek görevi gördü.

Ruhani hükümetinin Savunma Bakanı Hüseyin Dehgan, bir röportajında ​​​​Şemhani'nin yerine kendisinin aday gösterilmesi fikrinin ‘ciddi olduğunu’ belirterek, “Ruhani her zaman Şemhani'nin yerini almak istedi, ama ben Şemhani'nin yerine geçmek istemedim” dedi.

İran basını, Cumhurbaşkanı Reisi'nin 2021 ağustosunda kabinesini açıklamasına günler kala, Reisi'nin İranlı üst düzey yetkililerin talebi üzerine Şemhani'yi birkaç ay daha görevinde tutma kararı aldığını, çünkü Şemhani’nin, kendi memleketi olan Ahvaz’daki su protestolarıyla meşgul olduğunu bildirdi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Siyaset Komisyonu Başkanvekili Mansur Hakikatpur, Entekhab gazetesinin haber sitesine yaptığı açıklamada, Reisi’nin ‘cumhurbaşkanlığı görevini devralmasından bu yana Şemhani'nin yerine başkasını getirmeye çalıştığını’ belirterek “Elbette, adayları bu konumu dolduracak nitelikte değildi ve Şemhani'nin bu görevde kalmasını sağlayan bir ağırlığı vardı” ifadelerini kullandı.

Şemhani'nin son zamanlarda oynadığı diplomatik rolün onun görevden alınmasını hızlandırdığı iddialarını kabul etmeyen Hakikatpur, “Reisi, kendi kafa yapısına yakın birini arıyordu, belki de Şemhani o seviyede olamayacak kadar yaşlıydı” dedi.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı